Doğu Akdeniz
Kıbrıs’taki İngiliz üsleri üzerindeki tartışma sürüyor
Kıbrıs, Donald Trump’ın adadaki İngiliz üslerini savaş zamanı saldırıları için kullanmasını engellemek istiyor ve Nigel Farage’ın başbakan olması ihtimaline karşı Birleşik Krallık’tan güvence talep ediyor.
Mart ayında Birleşik Krallık Başbakanı Keir Starmer, ABD’nin İran’a yönelik hava saldırıları için Kıbrıs’taki İngiliz askeri üslerini kullanmasına izin vermemişti ama daha sonra İran misillemelerini önlemek gibi “belirli ve sınırlı savunma amaçları” için kullanılmasına izin verdi.
Hem İngiliz hem de Güney Kıbrıslı yetkililer, Farage liderliğinde olası bir Birleşik Krallık hükümetinin farklı bir karar alabileceğine dair endişe olduğunu doğruladı.
Güney Kıbrıslı üst düzey bir diplomatik yetkili, POLITICO’ya, Lefkoşa’nın İran’daki savaş biter bitmez bu konuyu gündeme getirmeyi planladığını söyledi.
Bu haberde yer alan diğer kişiler gibi güvenlik konularını tartışmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan yetkili, Kıbrıs’ın Starmer’ın üslerle ilgili ilk kararını memnuniyetle karşıladığını söyledi.
Fakat ülke, daha önce İran’a yönelik ABD askeri saldırılarını destekleyen fakat daha sonra çatışmaya daha fazla müdahil olmayı sorgulayan Trump müttefiki Farage’ın liderliğindeki gibi gelecekteki hükümetlerin üsleri tek taraflı olarak askeri harekat için kullanamayacağından emin olmak için somut garantiler istiyor.
Yetkili, böyle bir girişimin pratikte nasıl işleyeceğine dair ayrıntılar vermedi.
İngilizlerin Akrotiri (Ağrotur) ve Dhekelia’da (Dikelya) üsleri bulunuyor.
Üsler yıllardır hassas bir konu olmaya devam ediyor. ABD-İsrail’in İran’a karşı başlattığı harekatın ardından 2 Mart’ta İran’a ait bir insansız hava aracının RAF Akrotiri’ye saldırması, Kıbrıslıların endişelerini artırdı.
Lefkoşa, üssün İran çatışmasıyla bağlantılı savunma operasyonlarına dahil olup olmadığı ve yerel sakinlere önceden uyarı yapılmaması da dahil olmak üzere, olayla ilgili Londra’dan gelen yetersiz iletişimi eleştirdi.
Saldırının ardından Cumhurbaşkanı Nikos Hristodudiles, “sömürge” üslerinin geleceği hakkında görüşmeler yapılması çağrısında bulundu.
Güney Kıbrıslı diplomatlar ise olayla ilgili bilgi paylaşımının eksikliğinden dolayı “hayal kırıklığı” duyduklarını ifade ettiler.
Bu olay, İngiltere’nin üsleri nasıl kullanmasına izin verilmesi gerektiği konusunu da yeniden gündeme getirdi. Kıbrıs, diğer AB ülkelerinden destek istedi.
Mart ayında, AB liderlerinin bir araya geldiği Avrupa Konseyi, “Kıbrıs’ın Kıbrıs’taki İngiliz üsleri konusunda Birleşik Krallık ile bir görüşme başlatma niyetini kabul ettiğini ve gerektiğinde yardım sağlamaya hazır olduğunu” belirtti.
Farage, İran’a karşı saldırı amaçlı saldırılar için Kıbrıs ve Chagos takımadaları gibi denizaşırı İngiliz üslerinin kullanılmasını başlangıçta destekledikten sonra Kıbrıs’ın endişeleri daha da arttı.
Fakat birkaç gün sonra, fikrini değiştirmiş gibi göründü. Farage, “Kıbrıs’ı bile savunamıyorsak, başka bir yabancı savaşa bulaşmayalım” diyerek, Reform UK liderliğindeki bir hükümetin iktidara gelmesi halinde ne yapacağına dair yeni sorular ortaya attı.
Reform UK, 1 Haziran’da savunma politikasının bir kısmını açıklayacak. Parti, bir sonraki seçim öncesinde savunma, güvenlik ve istihbarat uzmanlarıyla istişarelerde bulunuyor ama şu anda resmi bir savunma sözcüsü bulunmuyor.
Öte yandan parti, Birleşik Krallık’ın Kıbrıs’taki üslerin kontrolünü elinde tutması konusunda ısrarcı.
Parti sözcüsü şunları söyledi:
“Reform UK, Kıbrıs’taki İngiliz üslerinin stratejik öneminin devam etmesini ve bunların nasıl kullanılacağına karar verme konusunda Birleşik Krallık’ın egemenlik hakkını destekliyor. Nigel Farage, Birleşik Krallık’ın gereksiz yabancı savaşlara sürüklenmemesi gerektiği konusunda son derece net bir tavır sergiledi, fakat İşçi Partisi ve Muhafazakâr Parti’nin yıllardır silahlı kuvvetlerimize yaptığı kesintilerin ardından yurtdışında güç gösterisi yapabileceğimizi de iddia etmemeliyiz.”
Üslerin kontrolünün elinde tutulmasına ilişkin Reform’un tutumu, mevcut İşçi Partisi hükümetinin görüşüyle uyumlu.
İngiliz yetkililer, Kıbrıs ile güvenlik işbirliğini görüşmeye hazır olduklarını belirtiyorlar ama üslerin hukuki statüsünün “tartışmaya açık olmadığını” öne sürüyorlar.
İngilizlere göre üslerin statüsü “uluslararası hukukun bazı temel ilkelerine dayanıyor ve eğer bunu irdelemeye başlarsanız, işler çok çabuk karmaşık bir hal alır.”
Fakat yetkili, “Farage başbakan olursa müttefiklerin Birleşik Krallık’ın güvenilirliği konusunda endişelenmeleri anlaşılabilir bir durum,” diye ekledi.
Güney Kıbrıs ile görüşmelere katılan bir Birleşik Krallık hükümet yetkilisi, POLITICO’ya üslerin karmaşık bir antlaşma ağıyla korunduğunu, bu nedenle de egemenliklerinin ve gelecekteki kullanımlarının tartışmaya açık olmadığını söyledi.
Yetkili, “Üslerimizi kısıtlama olmaksızın kullanabilmeliyiz,” dedi.
Londra ayrıca Kıbrıs’taki üslerin güvenliğini de artırıyor.
Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı sözcüsü, “Ocak ayından bu yana Kıbrıs’a radar sistemleri, insansız hava aracı önleme sistemleri ve hızlı jetler dahil olmak üzere ek savunma kapasiteleri konuşlandırdık. Bunlar, halkımızı ve çıkarlarımızı korumak için HMS Dragon, ek Kraliyet Donanması Wildcat ve Merlin helikopterleri ile Typhoon jetlerinin konuşlandırılmasıyla çatışmanın patlak vermesinden sonra güçlendirildi,” dedi.