Ortadoğu
Körfez, İran savaşı konusunda bölündü
Körfez ülkelerinde, Hürmüz Boğazı’nı açık tutma konusunda ortak bir hedef olsa da, bu hedefe ulaşma konusundaki farklı öncelikler ilerleme kaydetmeyi zorlaştırıyor
POLITICO’da yer alan habere göre bu durum, kimin su yolu üzerinden nakliyeye alternatifleri olduğu, kimin altyapısının İran’ınkiyle en çok iç içe olduğu ve kriz sırasında hangi ülkenin ekonomisinin en çok zarar gördüğüne dayanan bir dizi çelişen menfaati de içeriyor.
Bir Iraklı yetkili, “[Arap ülkeleri] Mesajlarını koordine etmek için Kongre ve Dışişleri Bakanlığı’nı ziyaret etmek üzere birlikte çalışıyorlar. Fakat aynı görüşte değiller,” dedi.
Körfez İşbirliği Konseyi (KİK – Bahreyn, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Kuveyt, Suudi Arabistan, Umman) 1981’de İran-Irak Savaşı’nın gölgesinde kuruldu ve mevcut çatışmaya girerken zaten aralarında anlaşmazlıklar vardı. İran Savaşı, bu anlaşmazlıkları ön plana çıkarıyor.
İlk Trump yönetimi döneminde Dışişleri Bakanlığı’nda Orta Doğu işlerinden sorumlu olan David Schenker, “Aşmaları gereken pek çok sorun var ve savaş, Körfez’deki mevcut bölünmeleri daha da şiddetlendirdi,” dedi.
Son aylarda iç bölünmelerin en belirgin işaretlerinden biri, BAE’nin nisan ayında Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü (OPEC) kartelinden çekilmesiydi. Bu karar, en azından kısmen İran savaşı konusundaki görüş ayrılıklarıyla ilgiliydi.
Körfez dışındaki bir Arap ülkesinden bir diplomat, BAE’nin çekilmesinin “diğer ülkeleri, özellikle de Suudi Arabistan’ı gerçekten öfkelendirdiğini” savundu ve “Körfez artık eskisi gibi olmayacak. KİK işlevsiz hale geldi,” dedi.
İran’ın komşuları arasındaki ayrılıklar, savaşa yönelik herhangi bir diplomatik çözümün bulunmasını veya Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmasına yönelik çabaları önemli ölçüde zorlaştırıyor.
Bazıları İran’a karşı daha sert bir tutum sergilemek isterken, diğerleri boğazın açılmasına öncelik verilmesini istiyor.
İlk Trump yönetimi döneminde Ulusal Güvenlik Konseyi’nde Yemen ve Umman direktörlüğü görevini yürüten Allison Minor, “Savaşı sona erdirebileceklerini sanmıyorum ama savaşın sonuçlarını yönetme konusunda daha verimli olabilirler,” dedi.
Minor, Körfez ülkelerinin, Hürmüz Boğazı’nı izlemek için Avrupa ülkeleriyle işbirliği yapabileceğini ve Pekin’i, İran’ı su yolunu açmaya zorlamak için sahip olduğu nüfuzu sessizce kullanmaya ikna etmeye yardımcı olabileceğini belirtti.
Son iki haftadır devam eden ABD bombardımanı, Körfez ülkelerinin işbirliği yapmanın bir yolunu bulması için aciliyet yaratıyor.
İran, Bahreyn, Kuveyt ve Ürdün’e yönelik saldırılarla misilleme yaptı ve Yemen’deki Husi direnişi, Kızıldeniz’de Suudi tankerlerine saldırdı.
Cuma günü itibarıyla, Suudi Arabistan’ın liderliğindeki koalisyon, misilleme olarak Husilere ait hedefleri vurduğunu açıkladı.
Daha önce Bahreyn’de ABD Beşinci Filosuna komuta etmiş olan emekli Donanma Koramiral John “Fozzie” Miller, güçlü ve birleşik bir Körfez İşbirliği Konseyi’nin gelen saldırıları birlikte daha iyi püskürtebileceğini ve muhtemelen gelecekteki ateşkes görüşmelerinde daha fazla söz sahibi olabileceğini söyledi.
Miller, “Onlar, bu sorunun kendilerine yük kalmayacak şekilde çözülmesi gerektiğini görüyorlar,” dedi.
KİK’in gücü sorulduğunda, Beyaz Saray sözcüsü Olivia Wales, “ABD, tüm KİK ülkeleriyle mükemmel ilişkiler sürdürmektedir ve Başkan Trump, bu ülkelerin liderlerinin her biriyle güçlü ortaklıklar kurmuştur,” dedi.
Bahreyn yaptığı açıklamada, “KİK devletlerinin güvenliği bölünmez bir bütündür; birine yönelik tehdit, hepsine yönelik bir tehdittir. Bu ortak anlayış, koordinasyonumuzun temelini oluşturmaktadır,” dedi.
ABD’nin eski Suudi Arabistan Büyükelçisi Michael Ratney, “Ummanlılar İran’a karşı en uzlaşmacı tutumu sergilediler. Katarlılar biraz daha az uzlaşmacıydı ama yine de diyalog kurmaya ve arabuluculuk yapmaya devam ettiler. BAE, sert bir şekilde müdahil olmaya en hazır olan ülkeydi. Suudi Arabistan ise ortada kaldı,” dedi.
Umman başlangıçta İran’la boğazda geçiş ücreti alınması konusunda bir anlaşma müzakere ediyor gibi görünüyordu fakat Trump bu girişimi mayıs ayında durdurdu.
Başkan gazetecilere, “Umman da diğer herkes gibi davranacak, yoksa onları havaya uçurmak zorunda kalacağız,” diye konuşmuştu.
Öte yandan, BAE ve Suudi Arabistan’ın her ikisinin de İran’a hava saldırıları ve insansız hava aracı saldırıları düzenlediği bildirildi.
Ayrıca BAE’nin İsrail ile savunma ilişkilerini derinleştirdiği ileri sürüldü.
Körfez ülkelerinin farklı öncelikleri, kısmen farklı kırılganlıklarından kaynaklanıyor. Suudi Arabistan, BAE ve Umman, petrol ve gaz ihracatında Hürmüz Boğazı’nı kullanmadan da yol alabilirken Katar, Kuveyt ve Bahreyn bunu yapamıyor.
Üst düzey bir Cumhuriyetçi danışman, geçtiğimiz günlerde Körfez ülkeleri ve Ürdün’ün katıldığı Temsilciler Meclisi Dışişleri Komitesi yuvarlak masa toplantısına katıldı.
Gizli bir toplantıyı anlatmak üzere isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan danışman, ülkelerin hepsinin İran’ın hedefi olmaktan endişe duyduğunu ve ek silah sevkiyatı talep ettiğini söyledi.
Fakat danışman, “Bazıları ABD’nin misyonuyla diğerlerine göre daha fazla aynı görüşteydi,” dedi.
Savaş konusundaki anlaşmazlık, tarihsel yaraların bol olduğu bir ortamda ortaya çıktı. Geçen yılın sonlarında, BAE’den gelen bir silah sevkiyatının ülkeye ulaşmasının ardından Suudi Arabistan Yemen’i bombalamıştı.
Ratney’e göre, 15 Haziran’da ABD ve İran’ın imzaladığı mutabakat zaptı, bölge ülkelerini yeni bir şekilde bir araya getirmiş gibi görünüyordu.
Ratney, “Bir noktada, çeşitli savaş hedeflerinin gerçekleşmeyeceği sonucuna vardıkları için hepsi sadece petrol ve gazın akışının devam etmesini istiyordu,” dedi.
Fakat Minor, bölgenin topyekûn bir savaşa doğru daha da kayarken güvensizliğin hâlâ yüksek olduğunu belirtti.
Biden ve Trump yönetimleri adına İran ile müzakereler yürüten Nate Swanson, “KİK’te bir birlik yok. En iyi ihtimalle koordinasyon sağlanabilir,” dedi.
İlk Trump yönetimi döneminde Pentagon’a küresel savunma stratejisi konusunda danışmanlık yapan Matthew Kroenig’e göre, durumun daha da karmaşık hale gelmesinin bir nedeni de ABD’nin bölgedeki ülkelerle nasıl ilişki kurulacağı konusunda bölünmüş olması.
Buna göre Beyaz Saray ile Pentagon arasında bir anlaşmazlık var. Pentagon, “sonsuz bir savaşa” girilmesine daha şiddetle karşıydı. Onların mantığına göre, “zararımızı sınırlayıp bölgedeki ülkelerin bu sorunu kendileri halletmesine izin vermek kötü bir sonuç olmaz.”
Pentagon bu nitelemeyi “yanlış” olarak nitelendirirken, Beyaz Saray ise yönetimin Trump’ın kararlarını uygulamaya “uyum sağladığını” belirtti.
Körfez ülkeleri, en azından müzakere masasında yer almak için ısrar ediyor. KİK’in haziran ayında Bahreyn’de düzenlenen konsey toplantısında Dışişleri Bakanı Marco Rubio’yu ağırlamasının ardından, Genel Sekreter Casim Muhammed el-Budeyvi bu hususu vurguladı.
El-Budeyvi, “Toplantı sırasında, KİK ülkelerinin çıkarlarını korumak için gelecekteki her türlü mutabakat veya düzenlemenin bu ülkelerin taleplerini içermesi gerektiği vurgulandı,” dedi. Fakat bu yorumu, toplantıya ilişkin ABD Dışişleri Bakanlığı özetinde yer almadı.
Körfez ülkeleri ayrıca, Hürmüz Boğazı’nın güvenilir bir şekilde açık olmadığı yeni bir gerçekliğe uyum sağlamak için yeni altyapı inşa etmeye çalışıyor.
BAE, Hint Okyanusu’ndaki liman kenti Fuceyre’ye yeni bir boru hattı inşa ediyor. Kuveyt’in devlet şirketi KPC, ham petrolünü ve petrol ürünlerini bu ülkelerin boru hatları üzerinden taşımak için Suudi Arabistan ve BAE ile görüşmeler yürütüyor.
Fakat savaş sona erdirilmezse, bu yeni projelerin herhangi biri İran’ın saldırılarına maruz kalacak.
Perşembe günü Husilerin Suudi tankerlerine düzenlediği saldırı, Riyad’ın halihazırda Hürmüz Boğazı’ndan petrol sevkiyatını başka yönlere aktarmak için kullandığı karayolu boru hattının güvenilirliğine gölge düşürdü.
Savaşın sona ereceğine dair bir işaret görünmüyor. Beyaz Saray sözcüsü Wales, “Başkan aksini kararlaştırana kadar bu yıkıcı saldırılar devam edecek,” dedi.