Ortadoğu

Körfez ülkeleri ABD-İran anlaşmasından endişeli

Yayınlanma

Körfez bölgesindeki Amerikan müttefikleri, ABD ile İran arasındaki olası bir barış anlaşmasının “felaketle sonuçlanmasından” korkuyor.

CNN’de yer alan habere göre, Körfez ülkelerinin bölgesel bir çatışmayı önleme çabalarına rağmen ABD, İsrail ile birlikte İran’a karşı bir savaş başlattı.

Bu da Körfez genelinde şiddetli misilleme saldırılarını tetiklerken bölge hükümetlerini, Amerikan korumasının gerçekte ne anlama geldiği sorusuyla bir kez daha yüzleşmeye zorladı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bu hafta bölgeye gitti. CNN’in aktardığına göre görevi, Körfez ülkelerini Washington’un güvenlik taahhütlerinin hâlâ geçerli olduğuna ikna etmek gibi hiç de kolay olmayan bir görevdi. 

Fakat Körfez’deki pek çok kişi için asıl soru artık Washington’un güvenliklerine bağlı kalıp kalmayacağı değil, İran ile ortaya çıkan anlaşmanın kendilerini savaştan önceki durumlarına kıyasla daha iyi mi yoksa daha kötü bir duruma mı sokacağı.

Uluslararası Stratejik Araştırmalar Enstitüsü’nün (IISS) kıdemli araştırmacısı Hasan Alhasan, anlaşmayı ABD’nin bölgeden daha geniş çaplı bir geri çekilmesinin parçası olarak değerlendiriyor.

Alhasan şöyle konuşuyor:

“Arap Körfez devletlerinin bakış açısına göre İran savaşı, bölgesel güvenlik düzeni için felaket niteliğinde bir dönüm noktası . ABD’nin Körfez’den çekilmesi ve İran’a akan mali ve iktisadi kaynaklar, Tahran’ı daha da cesaretlendirecek. Bununla birlikte, Arap Körfez ülkeleri İran-ABD ateşkes anlaşmasını kolaylaştırmış ve desteklemiştir. Onlar için kötü bir anlaşma bile savaştan daha iyi.”

Rubio’nun turu, savaş sırasında İran saldırılarının en ağır yükünü omuzlayan ve Washington ile Tahran arasında ortaya çıkan gerginliğin azalmasına en şüpheci yaklaşan üç Körfez ülkesi olan Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Kuveyt’i kapsıyor.

Çarşamba günü Kuveyt’te yaptığı konuşmada, ABD’nin İran ile müzakerelerde Körfez müttefiklerini “zayıflatmayacağını” ve bölgeye verilen güvenlik garantileriyle ilgili “herhangi bir şüphe hissetmediğini” vurguladı.

Rubo şöyle konuştu:

“Bu müzakerelerle ilgili alınan her karar hakkında onlarla konuşmaya başlamak ve onları bu görüşmelere dahil etmek istediğimizi yinelemek istiyoruz. Müttefiklerimizin, bölgedeki uzun süredir birlikte olduğumuz müttefiklerimizin güvenliğini zedeleyecek hiçbir şey yapmayacağız.”

Körfez ülkeleri, Obama yönetimi döneminde imzalanan 2015 İran nükleer anlaşmasına karşı çıkmış ve anlaşmanın endişelerini gidermediği gerekçesiyle Trump’ın 2018’de anlaşmayı feshetmesini alkışlamıştı.

Ortaya çıkan ABD-İran anlaşması, Körfez başkentlerinde daha da büyük bir tedirginlik yaratacak gibi görünüyor; bunun nedeni sadece bu endişelerin çoğunun çözümsüz kalması değil, aynı zamanda Alhasan’ın “ABD’ye karşı büyük bir güven kaybı” olarak tanımladığı bir ortamda ortaya çıkması.

Körfez’den üst düzey bir diplomat CNN’e yaptığı açıklamada, çatışmanın “İran’ın Körfez ülkelerini hedef almak için iyi geliştirilmiş bir planı olduğunu” gösterdiğini söyledi.

Anlaşma, Tahran’a Umman ile birlikte Hürmüz Boğazı’ndaki ticari trafiği denetleme konusunda resmi bir rol tanıyor.

Bu, Körfez ülkelerinin deniz ticaretinin büyük bir kısmının (en önemlisi de enerji ihracatlarının) İran’ın denetimi altında gerçekleştirilebileceği anlamına geliyor.

Anlaşma ayrıca İran’ın füze programını ve vekil militan gruplardan oluşan ağını da ele almıyor. 

Bu endişeler, birçok Körfez ülkesinin Tahran’ın nükleer faaliyetlerinden daha acil olarak değerlendirdiği konular.

Rubio çarşamba günü Kuveyt’te yaptığı açıklamada, İran’ın füze programı konusunda ABD’nin “Körfez’deki ortaklarımızla tamamen aynı çizgide” olacağını söyledi. 

Ne var ki Trump geçen hafta bu konuyu ciddiye almıyormuş gibi göründü ve Suudi Arabistan’ın füzeleri varsa İran’ın da füzeleri olmasının adil olduğunu söyledi.

Anlaşma, İran için 300 milyar dolarlık bir yeniden inşa fonu içerdiği için Körfez ülkelerinin desteğini de gerektiriyor.

Trump, bu girişime Körfez ülkelerinden finansman sağlanacağına söz verdi fakat Körfez ülkelerinin de aynı şeyi yaptığına dair pek bir kanıt yok.

Suudi Arabistan, teklifle ilgili “hiçbir ayrıntıya” sahip olmadığını belirtirken, Katar ise resmi olarak imzalamaksızın ilgi gösterdi.

Salı günü Rubio, gezisi sırasında müttefiklerden 300 milyar dolarlık fon için mali yardım talep etmeyeceğini belirterek, bunun “çok uzak bir ihtimal” olduğunu söyledi.

Körfez ülkeleri, şimdilik başlıca güvenlik ortağı olarak ABD’ye alternatiflerinin çok az olduğunu kabul ediyor.

ABD’nin güvenlik rolünün zayıfladığı algısı olsa da, bölgedeki tek tek ülkelerle olan iktisadi ortaklığı sağlam kalmaya devam ediyor. Hatta BAE gibi ülkeler ABD ile ilişkilerini daha da geliştirmeye söz veriyor.

Anlaşma imzalanmadan önce CNN’e konuşan üst düzey bir Körfez diplomatı, savaştan sonra Körfez ülkelerinin Trump yönetimi ile ilişkilerinin nasıl gelişeceğinin belirsiz olduğunu söylemişti.

Bnau, Körfez’in güvenliği tehdit altına girdiğinde Washington’u müdahaleye mecbur kılacak daha resmi bir güvenlik düzenlemesine dönüşüp dönüşmeyeceği de dahil.

Buna rağmen, diplomata göre bazı Körfez ülkeleri şimdiden askeri satın alımlarını çeşitlendirmeye çalışıyor; özellikle de alternatif bir silah tedarikçisi olarak Türkiye’ye yöneliyorlar.

Savaş, Körfez liderlerini İran’la uzun vadeli bir uzlaşma konusunda daha ciddi düşünmeye de zorladı.

Şu anda hiçbir bölgesel güç, Körfez’in güvenlik garantörü olarak ABD’nin yerini alabilecek durumda olmasa da, yetkililer Washington’un bölgesel güvenlik mimarisinde çok daha küçük bir rol oynadığı bir geleceği giderek daha fazla değerlendiriyorlar.

Olası bir çerçeve, İran ile bölgesel bir saldırmazlık paktı olabilir.

İran’ın böyle bir anlaşmaya girmeye nasıl ikna edilebileceği ise ayrı bir mesele.

ABD’nin güvenlik garantilerine duyulan güven azalırken, Körfez ülkelerinin ticaret, yatırım ve ekonomik işbirliği dışında Tahran’ı etkileyebilecek çok az aracı bulunuyor.

Analistler, diplomasinin tek başına Körfez ülkelerinin aradığı güvenlik garantilerini sağlamasının pek olası olmadığı konusunda uyarıyor.

Alhasan, “güvenilir bir Arap Körfezi caydırıcılık kapasitesinin yokluğunda” İran’ın bir saldırmazlık paktına uyacağından şüphe duyuyor ve Körfez devletlerinin öncelikle “İran’ı teşvik edecek doğru stratejik koşulları” yaratması gerektiğini savunuyor:

“Bir saldırmazlık paktının İran’ın stratejik hesaplamalarını değiştirmesi olası değildir. Bunun için Arap Körfez devletleri, öncelikle güvenilir caydırıcılık, güçlendirilmiş ve entegre savunma ile sağlam dayanıklılık önlemleri yoluyla İran ile arasındaki stratejik dengesizliği gidermeli.”

Devlete bağlı medyadaki Körfez yorumcuları da, bir zamanlar söylemin büyük bir kısmını domine eden çatışmacı retoriğin ötesine geçerek, İran’ın bölgedeki rolüne dair giderek daha derin sorularla boğuşuyor.

Bu hafta Suudi Arabistan’ın Şark’ül Evsat gazetesinde yayınlanan bir köşe yazısı, İran’ın içinde bulunduğu koşulların onu bölgede çatışmacı bir tutum almaya zorlamış olabileceğini öne sürdü ve bunun diplomasi yoluyla yumuşatılıp yumuşatılmayacağını sordu.

Savaştan önce bile, önde gelen Suudi yorumcu Abdulrahman Alrashed bir makalesinde, zayıf ve izole bir İran’ın Körfez için iyi olacağı fikrini reddetmişti.

Ona göre amaç, İslam Cumhuriyeti’ni kalıcı olarak zayıflatmak değil, davranışını değiştirmek ve onu daha istikrarlı bir bölgesel düzene entegre etmek.

Körfez ülkeleri İran ile ilişkilerini yeniden gözden geçiriyorsa, bunun bir nedeni de Washington ile ilişkilerini yeniden değerlendiriyor olmaları.

Eurasia Group’un Orta Doğu ve Kuzey Afrika Genel Müdürü Firas Maksad, “Körfez ülkelerinde, Amerika’nın güvenilir bir stratejik müttefik olduğu fikri artık büyük ölçüde sorgulanıyor,” dedi ve savaşın, Körfez ülkelerinin ABD’nin güvenlik garantilerine olan güvenini giderek sarsan yıllarca süren hayal kırıklıklarının doruk noktası olduğunu savundu:

“Körfez ülkeleri… ABD’ye tam olarak güvenmedikleri için İran’la bir uzlaşmaya varmak zorundalar. Uzun vadede bu sadece gerginliğin azaltılması değil, aynı zamanda caydırıcılık da anlamına geliyor. Kendi askeri kapasitelerini güçlendirmeleri gerekiyor.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version