Ortadoğu

Körfez ülkeleri İran anlaşmasına Hürmüz şartı koydu

Yayınlanma

Basra Körfezi ülkelerinin liderleri, 23 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yaptıkları görüşmelerde Washington ile Tahran arasında müzakere edilen anlaşmada kendi güvenlik ve enerji çıkarlarının korunmasını istedi. Körfez ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nın yeniden siyasi baskı aracı haline gelmemesi gerektiğini vurgularken, enerji tesisleri ile deniz ticaretinin geleceğine ilişkin kaygılarını da dile getirdi.

Basra Körfezi ülkelerinin liderleri, 23 Mayıs’ta ABD Başkanı Donald Trump ile yürüttükleri görüşmeler sırasında Washington ile Tahran arasında müzakere edilen anlaşmada kendi çıkarlarının korunması gerektiğini dile getirdi.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) bölge ülkelerinden yetkililere dayandırdığı haberine göre Arap ülkeleri, İran’ın gelecekte komşuları üzerinde baskı kurmak amacıyla Hürmüz Boğazı’nı yeniden araç haline getirmesinden kaygı duyuyor.

Arap ülkeleri, Hürmüz Boğazı’nın gelecekte siyasi baskı unsuru olarak kullanılmamasını istiyor. Birleşik Arap Emirlikleri Devlet Başkanı Diplomatik Danışmanı Enver Gargaş, 22 Mayıs’ta yaptığı açıklamada, boğaz üzerindeki herhangi bir kontrol girişiminin tehlikeli emsal oluşturacağını ve stratejik su yolunu siyasi baskı aracına dönüştüreceğini söyledi.

Gargaş ayrıca yalnızca ateşkes sağlamaya odaklanan müzakerelerin, temel sorunlar çözülmeden ilerlemesi halinde gelecekte yeni çatışmaların zeminini hazırlayabileceğini ifade etti.

Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Katar, Kuveyt ve Bahreyn aynı gün yayımladıkları ortak açıklamada İran’ın Hürmüz Boğazı üzerindeki kontrolünü genişletmesine karşı çıktı. Beş ülke, böyle girişimlerin seyrüsefer serbestisini ve egemenlik haklarını tehdit edeceğini belirtti.

Söz konusu açıklamada, İran ile yapılacak anlaşmanın kendi açılarından en önemli unsurunun Arap Denizi ile Umman Körfezi’nde ticari gemiler için deniz ulaşımının korunması ve dünyanın en önemli uluslararası su yollarından biri üzerindeki transit geçiş hakkının güvence altına alınması olduğu vurgulandı.

Körfez ülkelerinin müzakere edilen anlaşmaya ilişkin başka itirazları da bulunuyor.

WSJ’nin bölge ülkelerinden yetkililere dayandırdığı haberine göre Körfez liderleri, Trump ile yaptıkları telefon görüşmelerinde İran ile anlaşmaya varılması çağrısında bulundu ancak bölgedeki enerji tesislerinin daha fazla zarar görmemesi gerektiğini de dile getirdi.

Gazetenin aktardığına göre Arap ülkelerinin yönetimleri diplomatik çözüm arayışını desteklemeyi sürdürürken, mevcut haliyle anlaşma imzalanması durumunda bölge ülkelerinin savunmasız kalabileceği endişesini taşıyor.

İsrail yönetiminde de müzakere edilen mutabakat zaptının Tahran üzerindeki ekonomik ve askeri baskıyı hafifletebileceği yönünde kaygılar yayılıyor.

WSJ’ye göre İsrailli yetkililer, böyle bir anlaşmanın İsrail’in İran destekli Hizbullah’a karşı faaliyet yürüttüğü Lübnan’da hareket alanını sınırlayabileceğinden endişe ediyor.

Gazeteye konuşan ve konuya vakıf bir kaynak, Trump ile İsrail Başbakanı Benyamin Netanyahu’nun düzenli temaslarını sürdürdüğünü söyledi.

Aynı kaynak, buna rağmen İsrail’in müzakerelerin tarafı olmadığını ve görüşmelerin seyri konusunda yeterli danışma ile güncel bilgi paylaşımı yapılmamasından rahatsızlık duyduğunu aktardı.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha önce yaptığı açıklamada müzakerelerde olumlu sinyaller bulunduğunu ve Tahran ile Washington arasında savaşı sona erdirmeye dönük anlaşmanın yakın olduğunu söylemişti.

İran Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü İsmail Bekai ise ABD ile İran’ın müzakere başlıklarının önemli bölümünde uzlaşmaya varmış olmasının anlaşmanın imzalanmasına yaklaşıldığı anlamına gelmediğini belirtti. Bekai, Amerikalı yetkililerin çelişkili açıklamalar yaptığını da ifade etti.

Trump, İran ile yapılacak anlaşma kapsamında Hürmüz Boğazı’nın açık kalacağını söylemişti. Buna karşılık İran’a yakın Fars Haber Ajansı, boğaz üzerindeki kontrolün İran’da kalacağını bildirdi.

Fars’ın haberine göre müzakere edilen mutabakat taslağında Tahran, olası anlaşma durumunda yalnızca boğazdan geçen gemi sayısının savaş öncesi seviyeye çıkarılmasını kabul etti. Ajans, bunun eski anlamıyla “serbest transit geçiş” anlamına gelmediğini aktardı.

Fars ayrıca boğazın yönetimi, güzergahların belirlenmesi, geçiş takvimi, geçiş prosedürleri ve izin süreçlerinin İran’ın kontrolünde kalmayı sürdüreceğini bildirdi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version