Görüş
Kupalar Batı’da, Görünürlük Doğu’da: Küresel Gücün El Değiştirmesi
2017 yılında Davos’ta düzenlenen Dünya Ekonomi Forumu’nda Çin Devlet Başkanı Xi Jinping konuşmasına Charles Dickens’ın İki Şehrin Hikâyesi romanının meşhur cümlesiyle başlamıştı: “Zamanların en iyisiydi, zamanların en kötüsüydü.” İlk bakışta edebi bir alıntı gibi görünen bu tercih, aslında çok daha derin bir tarihsel göndermeye işaret ediyordu. Xi, bu cümleyle Batı merkezli küresel düzenin kendi iç çelişkileriyle yüzleştiği, buna karşılık özellikle Çin başta olmak üzere Asya’nın giderek daha belirgin bir ağırlık kazandığı bir geçiş dönemini tarif ediyordu.
Günümüze geldiğimizde ise küresel güç dengelerinin değiştiğini söylemek artık iddialı bir tez değil, geç kalmış bir tespittir. Tartışma, bu değişimin olup olmadığı değil; nerede, nasıl ve kimler tarafından fark edildiğidir. Küresel ekonomideki eksen kaymasını daha iyi anlamak için “ekonomik ağırlık merkezi” kavramı önemli bir analitik araç sunmaktadır. Bu kavram, dünya genelinde üretilen ekonomik değerin coğrafi ortalamasını hesaplayarak zaman içinde nasıl yer değiştirdiğini gösterir. Danny Quah’ın çalışmaları, küresel ekonomik ağırlık merkezinin 1980’lerde Atlantik Okyanusu’na yakın bir konumdayken, 2000’li yıllardan itibaren hızla Doğu’ya doğru kaydığını ortaya koymaktadır. Quah’a göre 2050 yılına gelmeden dünyanın ekonomik ağırlık merkezi Hindistan ve Çin arasında bir yerde olacaktır.
Batı dünyası bu dönüşümü hâlâ istatistik tabloları, GSYH sıralamaları ve askeri kapasiteler üzerinden okumayı tercih ediyor. Oysa küresel güç kayması, çoktan daha görünür ve daha kamusal bir alanda kendini ele vermiş durumda: büyük küresel spor organizasyonlarında.
Bugün Dünya Kupası’nı, Avrupa Futbol Şampiyonası’nı ya da Olimpiyat Oyunları’nı izleyenler açısından sadece müsabakanın kendisi değil bu müsabakaları kimin finanse ettiği de merak uyandırmaktadır. İzleyenler açısından bu sahnenin etrafını kim finanse ediyor, kim markasını sergiliyor ve kim “ben buradayım” deme ihtiyacı hissediyor sorularının cevapları da önem kazanmıştır. Çünkü küresel güç, artık yalnızca üretmekle değil, görünür olmakla da ölçülüyor.
Batı dünyası bu gerçeği uzun süre sadece oldukça karlı ve verimli bir yatırım aracı olarak görmek istedi. Spor müsabakalarının sponsorluklarını hâlâ masum bir pazarlama faaliyeti, şirketlerin reklam bütçelerinin bir uzantısı olarak değerlendirdi. Oysa Asya ve Orta Doğu bu alanı çoktan jeoekonomik bir silah hâline getirdi. Bugün Katar Havayolları, Huawei, Hisense, Alibaba ya da Gazprom’un spor sahnesindeki varlığı tesadüf değil; bilinçli, uzun vadeli ve devlet destekli bir stratejinin parçasıdır.
Bu noktada kaçınılmaz bir gerçeği kabul etmek gerekir: Küresel düzen, artık Batı’nın anlattığı hikâyeyle ilerlemiyor. Hikâye değişti ve anlatıcılar da değişti. Batı hâlâ kupaları kazanıyor olabilir, ancak oyunun sponsoru olmaktan hızla çıkıyor.
Dünya Kupası bu dönüşümün en çıplak şekilde görülebildiği alan. 1990’lar boyunca FIFA sponsorları neredeyse tamamen Batılı markalardan oluşuyordu. Coca-Cola, McDonald’s, Adidas gibi firmalar yalnızca ürün değil, aynı zamanda Batı merkezli liberal düzenin simgelerini satıyordu. Bugün ise aynı sahnede Çinli süt şirketleri, Orta Doğulu havayolları ve devlet destekli teknoloji devleri var. 2018 ve 2022 Dünya Kupaları, Batı’nın bu vitrindeki hâkimiyetinin fiilen sona erdiğini göstermiştir.
Ekonominin ekseni batı dünyasından doğuya doğru kaymaktadır. Batı şirketleri bu alandan etik kaygılar, maliyetler ya da FIFA skandalları nedeniyle uzaklaştıklarını söylüyor. Bu açıklama gerçeğin çok küçük bir parçasını oluşturmaktadır. Asıl mesele şudur: Batı artık bu vitrine eskisi kadar ihtiyaç duymuyor, çünkü küresel büyümenin merkezi artık kendi coğrafyasında değil. Buna karşılık yükselen ekonomiler için bu vitrin hayati önemdedir. Görünürlük, küresel güç inşasının ayrılmaz parçası hâline gelmiştir.
Avrupa Futbol Şampiyonası ise bu dönüşümün en ironik yüzünü sunuyor. Avrupa kimliğinin sembolü olan bir turnuva, bugün Çinli ve Orta Doğulu firmaların gövde gösterisi yaptığı bir sahneye dönüşmüş durumda. Bu durum, Avrupa’nın küresel oyundan çıktığını değil; sahneye dönüştüğünü gösteriyor. Avrupa artık oyunu yazan değil, oyunun oynandığı mekânlardan biri.
Olimpiyatlar bu eksen kaymasından en az etkilenen organizasyon. Daha kapalı, daha kurumsal ve daha “elit” bir sponsorluk modeli sayesinde Batı merkezli yapı büyük ölçüde korunuyor. Ancak burada da çatlaklar belirgin. Alibaba, Samsung ve Lenovo gibi firmaların bu alana girişi, direncin kalıcı olmadığını gösteriyor. Olimpiyatlar yalnızca gecikiyor; kaçınılmaz olanı engellemiyor.
Tüm bu tablo bize tek bir şey söylüyor: Küresel eksen kaymasının sonuçları yalnızca ekonomik değil, semboliktir. Güç, artık yalnızca fabrikalarda, limanlarda ya da finans merkezlerinde değil; ekranlarda, reklam panolarında ve küresel organizasyonların görsel hafızasında inşa ediliyor. Spor, bu yeni düzenin en sessiz ama en etkili tanığıdır.
Batı’nın asıl sorunu, bu dönüşümü hâlâ geçici sanmasıdır. Çinli ya da Körfez merkezli sponsorların “bir süre sonra çekileceği”, bu görünürlüğün kalıcı olmadığı düşünülüyor. Oysa gerçek tam tersidir. Bu aktörler, kısa vadeli kâr için değil; uzun vadeli meşruiyet için buradadır. Spor sponsorlukları, yeni küresel düzenin giriş bileti olarak görülmektedir.
Bu noktada Batı dünyası için acımasız bir tespiti dile getirmek gerekir: Küresel güç el değiştirirken, Batı hâlâ oyunun kurallarını yazdığını sanıyor. Oysa artık kurallar değil, sahneler belirleyicidir. Ve bu sahnelerde Batı’nın sesi giderek kısılırken, Doğu’nun görünürlüğü artmaktadır.
Oyun üstünlüğü ve kupalar hala Batı’da ancak görünürlük, anlatı ve psikolojik üstünlük yerini Doğu’ya en azından işin finansman kısmından itibaren geçmeye başlamıştır. Küresel düzen, yalnızca rakamlarla değil; kimin izlenir, kimin tanınır ve kimin “normal” kabul edildiğiyle şekillenir. Bugün spor sahalarında normalleşen şey, yarının küresel düzenidir.
Spor müsabakaları hiçbir zaman apolitik organizasyonlar olmadı. Ancak “yumuşak güç” kavramının önem kazanması, iletişimin hayatın her alanında çok daha yoğun ve vazgeçilmez olması bu müsabakaların önemini her zaman olduğundan daha fazla artırmıştır. Organizasyonların finansmanında önemli yer kaplayan sponsorluk ise artık eskisinden daha güçlü ve kapsamlı bir silah haline gelmiştir. Küresel güç, sessizce ama gözümüzün önünde el değiştiriyor. Bu değişimi takip edebileceğimiz en iyi açılardan biri ise oyunun kendisinin yanında oyun alanının çevresinde ve gerisinde kimlerin ne yaptığını takip etmekten geçiyor.
* Bu yazı Doç. Dr. M. Ali Koçakoğlu tarafından 2021 yılında Gazi Kitapevi tarafından basılan “Uluslararası İktisatta Güncel Sorunlara Yeni Yaklaşımlar” kitabında yer alan “KÜRESEL EKONOMİDEKİ EKSEN KAYMASININ BÜYÜK SPOR TURNUVALARINDAKİ SPONSOR FİRMALAR ÜZERİNDEN ANALİZİ” başlıklı kitap bölümü üzerine inşa edilmiştir.
