Bizi Takip Edin

Amerika

Lindsey Graham’ın ölümünün ardından halefiyet yarışı başladı

Yayınlanma

ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın haftasonu aniden hayatını kaybetmesi, Güney Carolina’da Cumhuriyetçiler arasında yeni aday belirleme sürecini başlattı. Eyalet Valisi Henry McMaster, kasım ayındaki genel seçime kadar boş kalan koltuğa geçici olarak Graham’ın kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı. Cumhuriyetçi Parti içindeki asıl adaylık yarışı ise ağustos ayında düzenlenecek özel ön seçimle belirlenecek.

ABD’li Senatör Lindsey Graham’ın haftasonu aniden hayatını kaybetmesi, Cumhuriyetçi Parti içinde gelecek yıl Senato’da eyaleti temsil edecek halefin kim olacağına yönelik yoğun bir hareketlilik başlattı.

Güney Carolina Valisi Henry McMaster, geçici bir adım atarak boşalan koltuğa, ocak ayına kadar Lindsey Graham’ın kız kardeşi Darline Graham Nordone’u atadı.

Senato koltuğunun tam altı yıllık yeni dönemi için asıl Cumhuriyetçi adayın belirleneceği özel ön seçim ise ağustos ayında düzenlenecek.

Güney Carolina’da Cumhuriyetçi Parti kulislerinde koltuk için Vali Yardımcısı Pamela Evette ile Temsilciler Meclisi üyeleri Russell Fry, Nancy Mace ve Ralph Norman’ın isimleri geçiyor.

Geçen ay düzenlenen ön seçimde Graham’a karşı yarışan iş insanı Mark Lynch de olası adaylar arasında değerlendiriliyor.

Cumhuriyetçi Ulusal Komite Güney Carolina Üyesi Tyson Grinstead, The Hill gazetesine yaptığı açıklamada, “Neredeyse bir ay içinde kendimizi bir Senato yarışının ortasında bulacağız” dedi.

Grinstead, adayların eyalet genelinde tanınırlığa, güçlü bir ağa, bağışçıları ve tabanı hızla harekete geçirme kabiliyetine sahip olması gerektiğini vurguladı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın yakın müttefiki olan ve Washington’da iki partili uzlaşı arayışlarıyla tanınan Graham’ın ani vefatı, eyalette büyük bir boşluk yarattı.

Bu yıl beşinci dönem için yarışmaya hazırlanan Graham, haziran ayındaki ön seçimi kolayca kazanmıştı.

Lindsey Graham’a muhtaç olan sistem

Ön seçim galibi, kasım ayındaki genel seçimde Demokrat Parti’nin adayı çocuk doktoru Annie Andrews ile karşı karşıya gelecek.

Senato koltuğu için adaylık başvuruları 21-28 Temmuz tarihleri arasında kabul edilecek. Cumhuriyetçi Parti özel ön seçimi 11 Ağustos Salı günü düzenleyecek. İlk turda hiçbir adayın yüzde 50 oy oranına ulaşamaması durumunda, en çok oyu alan iki aday 25 Ağustos Salı günü yapılacak ikinci turda yarışacak.

Güney Carolina merkezli Cumhuriyetçi stratejist Dave Wilson, The Hill’e yaptığı değerlendirmede, ön seçimi kim kazanırsa kazansın, pusulada Graham’ın ismi olmadan yapılacak genel seçimin Demokratlar için daha elverişli bir zemin sunacağını kaydetti.

Wilson, “Bu durum, eyaletin uzun yıllardır bir Demokratı yeniden Senato’ya göndermeye en çok yaklaştığı an olabilir. Açık bir yarış, Demokratlara kendilerini anlatmak için daha iyi bir fırsat sunacaktır. Graham hayatta olsaydı, eyaletteki gücü ve prestiji nedeniyle ona karşı kazanmak neredeyse imkansız olurdu” dedi.

Wilson, Russell Fry ve Nancy Mace isimlerinin öne çıktığını belirterek, Fry’ın kendi seçim bölgesinde son derece popüler olduğunu, Mace’in ise bu yılki valilik yarışıyla eyalet genelindeki tanınırlığını artırdığını ifade etti.

İki ismin Washington tecrübesine sahip olmasının seçmen nezdinde farklı bir inandırıcılık yarattığını ekledi.

Vali Yardımcısı Pamela Evette’e yakın bir kaynak ise Graham’ın ölüm haberinin alınmasının ardından Evette’e aday olması yönünde yüzlerce telefon geldiğini aktardı.

Kaynağın paylaştığı bilgilere göre Evette şu aşamada yalnızca Graham’ın mirasını onurlandırmaya odaklandı ve adaylık konusunda henüz kesin bir karar vermedi.

Cumhuriyetçi stratejist Tyson Grinstead da tartışmalarda en çok Fry, Evette ve Norman isimlerini duyduğunu, ancak her koşulda koltuğun Cumhuriyetçi Parti’de kalacağına inandığını söyledi.

Buna karşın Güney Carolina’daki parti kurmayları, altı yıllık tam dönem için Graham’ın yerini doldurmanın kolay olmayacağı görüşünde birleşiyor.

Bu seçim döneminde Graham’ın kampanya müdürlüğünü yürüten Cumhuriyetçi stratejist Mark Knoop, “Lindsey Graham’ın bir alternatifi olduğunu düşünmüyorum. O, gerçekten yeri doldurulamaz bir lider ve insandı” değerlendirmesinde bulundu.

Knoop, adaylar hakkında kişisel görüş belirtmek için henüz erken olduğunu kaydetti ancak eyalette son dönemde yaşanan sert ön seçim süreçlerine atıfta bulunarak, “Bu yarışın bizi daha fazla bölmemesini umuyorum” dedi. Graham’ın eyalete her zaman öncelik verdiğini hatırlatan Knoop, yeni senatörün onun eyaleti merkeze alan hizmet anlayışını sürdürmesi gerektiğini ifade etti.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English