Bizi Takip Edin

Avrupa

Macaristan’dan enerji politikasında U dönüşü hazırlığı

Yayınlanma

Macaristan ve Slovakya’nın tek rafineri işletmecisi MOL, daha önceki tutumunu değiştirerek Rus petrolü tedarikinin yüzde 80’ini ikame etmeye hazır olduğunu duyurdu.

Macaristan ve Slovakya’daki tek petrol rafinerisi işletmecisi olan MOL, Rus petrolü tedarikinin beşte dördünü ikame etmeye hazır olduğunu açıkladı.

Bugün Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın, Rusya’dan petrol ve doğalgaz alımına yönelik yasağa istisna talep etmek üzere Donald Trump ile görüşmesi bekleniyor.

MOL, bugüne dek Orbán hükümetiyle aynı çizgide yer alarak Adriyatik Denizi kıyısından gelen Hırvat Adria boru hattı üzerinden yeterli tedarik sağlamanın ve Rus petrolünü ikame etmenin mümkün olmadığını savunuyordu.

Ancak şirketin bugün yayımladığı üç aylık rapora göre, Drujba boru hattındaki akışın ciddi ölçüde azalması durumunda Hırvat güzergâhı alternatif olabilecek.

Bloomberg haber kuruluşunun aktardığı raporda, bu hattın “denize kıyısı olmayan şirket rafinerilerinin ihtiyacının yüzde 80’ini karşılayabileceği, ancak bunun daha yüksek teknik riskler ve lojistik maliyetler doğuracağı” belirtildi.

Macaristan’ın Rus petrolüne bağımlılığı arttı

Enerji ve Temiz Hava Araştırma Merkezine (CREA) göre Macaristan ve Slovakya, Avrupa Birliğinde hâlâ Rus petrolü satın alan son iki ülke konumunda.

Eylül ayında bu iki ülke, Drujba boru hattı üzerinden toplam 311 milyon avroluk ham petrol aldı. Bunun yüzde 53’ü (166 milyon avro) Macaristan’a, yüzde 47’si (145 milyon avro) ise Slovakya’ya gitti.

AB genelinde Rusya’nın petrolünün payı 2021’de yüzde 26 iken 2024’te yüzde 3’e düşerken, Macaristan bilakis bu oranı yüzde 61’den yüzde 86’ya çıkardı.

Slovakya ise MOL’un sahip olduğu tek rafineriyle Rusya’nın petrolüne yüzde 100 bağımlı durumda.

MOL, Macaristan ve Slovakya’daki rafinerilerinin modernizasyonunun “ihtiyatlı biçimde” sürdüğünü ve bunun Rusya dışı petrolün işlenmesini artırmayı amaçladığını bildirdi.

Orbán, Trump’a yaptırım muafiyeti için milyarlarca dolarlık teklif sunacak

Hırvatistan’la boru hattı anlaşmazlığı

MOL, eylül ayında Hırvat boru hattını test ettikten sonra yaptığı açıklamada, “teknik sorunlar” nedeniyle hattın yalnızca bir ila iki saat boyunca gerekli hacimde tedarik sağlayabildiğini belirtmişti.

Boru hattı işletmecisi JANAF ise bu iddiaya karşılık, MOL’un bizzat akış hacminin düşürülmesini talep ettiğini ileri sürerek şu açıklamayı yaptı:

“JANAF, teknik, organizasyonel ve diğer tüm açılardan MOL Grubuna ait Macar ve Slovak rafinerilerinin yıllık 14,5 milyon tonluk petrol ihtiyacını karşılamaya hazırdır.”

Bu gelişmenin ardından taraflar transit konusunda birkaç müzakere turu daha yürüttü.

JANAF Yönetim Kurulu Başkanı Stjepan Adanić, ekim sonunda Politico dergisine yaptığı açıklamada MOL’un tutumunu, “MOL Grubu, Rus petrolü alımında belirli bir indirim elde ediyor. Bu nedenle ticari çıkarı, Macaristan’a Rusya’dan petrol almaya izin veren Avrupa yaptırımı istisnalarının olabildiğince uzun sürmesi yönünde” sözleriyle özetledi.

Orbán, Trump’tan yaptırımların ertelenmesini isteyecek

MOL’un genel müdürü ve yönetim kurulu başkanı Zsolt Hernádi, Orbán’a Washington’daki cuma ziyaretinde eşlik ediyor.

Başbakanın bu seyahatteki hedeflerinden biri, Trump’tan yaptırımların ertelenmesini talep etmek. Zira ABD yaptırımlarına göre, Macaristan’a petrol tedarik eden Rosneft ve Lukoil ile işbirliğinin 21 Kasım’da sona ermesi gerekiyor.

Orbán, ABD’ye hareketinden bir gün önce yaptığı açıklamada, bu talebin reddedilmesi durumunda Macaristan’ı “zorlu günlerin” beklediğini söyledi.

Viyana merkezli Erste Group Bank enerji analisti Tamás Pletser ise Budapeşte’nin stratejisini “gerçekçi bulmadığını” belirtti.

Pletser, AB’nin Rusya’nın enerji kaynakları ithalatını 2027 sonuna kadar bütünüyle bitirme hedefi dikkate alındığında, Orbán için en “gerçekçi” sonucun Trump’tan bir yıllık erteleme almak olacağını ifade etti.

Pletser, raporunda şu değerlendirmeye yer verdi:

“Bir yıllık uzatma, (Rus petrol ve doğalgazından vazgeçilmesi) süreci büyük ölçüde yumuşatabilir; zira 2026 sonuna kadar MOL, deniz yoluyla taşınan petrolleri büyük ölçüde işleyebilecek duruma gelebilir. Fakat Trump, Orbán’a erteleme tanımazsa MOL’u zorlu bir yıl bekliyor: Şirket, bir süre rafinerilerini tam kapasiteyle çalıştıramayacak. Üstelik bu durumu, ekim ayında Macaristan’daki rafinerisinde çıkan büyük yangının etkileri daha da ağırlaştıracak.”

Avrupa

Fransa’da liseli eylemleri sürüyor: Yüzlerce okul kapandı

Yayınlanma

Fransa’da lise protestoları sürerken 560’tan fazla okulda eğitim aksadı; eylemlerin başından bu yana 2 bin öğrenci gözaltına alındı.

Le Figaro’nun öğlen saatlerindeki verilerden aktardığına göre, lise protestoları devam ederken sürmekte olan kargaşadan dolayı 564 okul ve eğitim kurumunda eğitim aksadı ve bugün şu ana kadar yaklaşık 600 kişi gözaltına alındı.

The Guardian muhabirine konuşan 17 yaşındaki Sophia, Paris’teki Voltaire Lisesi’nin önünde kurulan barikatın en ön saflarında yer alıyordu.

Gerçek adının yayınlanmasını istemeyen öğrenci, “Bunun devasa bir gençlik protesto hareketine dönüşmesini umuyoruz,” dedi.

Yüzlerce kişiyle birlikte okul girişini kapatmanın ikinci gününde olan Sophia, tüm derslerin iptal edilmesini sağlamış.

Fransız öğrenci, “Sadece hükümetin bizi dinlemesini istiyoruz. Kötü koşullarda ders çalışmak zorunda kalmaktansa burada durup bunu yapmayı tercih ederiz. Sesimizi duyurmanın tek yolu bu,” dedi.

Fransa’da okul boykotları yayılıyor

“Okul bir haktır, ayrıcalık değil,” yazan bir karton pankartın önünde Sophia, Fransa genelindeki gençlerin şikayetlerini sıraladı: Eğitime yönelik devlet yatırımlarının yetersizliği, yıkılmak üzere olan binalarda 40 çocuğa kadar çıkan aşırı kalabalık sınıflar, öğretmenlerin düşük maaşları, personel devamsızlıkları ve başarıyı sosyal kökenin belirlediği eşitsiz bir sistem.

Protestonun diğer nedenleri arasında, üniversite başvuruları için kullanılan şeffaf olmayan ve kullanımı zor çevrimiçi sistemin yanı sıra, Mayıs ve Haziran aylarındaki sıcak dalgaları sırasında sınıflarda yaşanan dayanılmaz sıcaklıklar da yer alıyordu.

Sanat eğitimi almak ve animasyon alanında çalışmak isteyen Sophia, “Eğitim bütçesi paramparça edilirken, orduya çok fazla ek fon aktarılıyor,” dedi.

Öğrenci, gösterilerin ve barikatların önümüzdeki haftaya da devam etmesini umduğunu belirtti. Birkaç öğretmen de destek vermek amacıyla barikatların yanında durdu.

Gazetecilere “Jean” takma adıyla tanıtan bir öğrenci ise Paris’te lisenin son sınıfında okuyor.

17 yaşındaki öğrenci, kendisinin ve sınıf arkadaşlarının okulların yakılmasını istemediklerini, sadece eğitimin “daha iyi” olmasını istediklerini söylüyor.

BBC’ye konuşan genç, “Bence Fransa, eğitim konusunda Avrupa’nın en kötü ülkelerinden biri. Artık yeter diye karar verdik,” diyor.

Hasar verenlerin “kendileri ile hiçbir ilgisi olmadığını” ve öğrencilerin talep ettiği değişimin gerçekleşmesine “katkıda bulunmadıklarını” belirtiyor.

Öğrenci, “Buraya nazik davranmak için gelmedik ama kaos da istemiyoruz. Sadece sesimizin hükümet tarafından duyulmasını istiyoruz,” dedi.

Öte yandan ülke genelinde eylemlere yönelik polis şiddeti haberleri de gelmeye devam ediyor.

Fransız yetkililer, olaylar sırasında en az 65 personelin ve 305 polis memurunun yaralandığını, yaklaşık 2.000 kişinin ise gözaltına alındığını bildirdi.

Eğitim Bakanı Édouard Geffray, öğrencilere önerilen bir danışma platformunun ayrıntılarını açıkladı.

Cuma sabahı öğretmen sendikalarıyla yapılan bir toplantıda Geffray, danışma platformunun önümüzdeki pazartesi günü faaliyete geçeceğini belirtti.

Bu kapsamda iki soru sorulacak:

  • Hangi zorluklarla karşılaşıyorsunuz?
  • Beklentileriniz nelerdir?

Öğrencilerin, Azizler Günü tatili sonrasında başlayacak analiz ve tartışma aşamasına kadar yanıt vermek için üç haftaları olacak.

Bu geri bildirim aşaması, Ulusal Meclis’teki bütçe tartışmalarıyla eş zamanlı olarak gerçekleşecek.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Jaecoo 7 Britanya’da en çok satan araç oldu

Yayınlanma

Çinli markaların Avrupalı rakiplerini geride bırakmasıyla, Jaecoo 7 Eylül ayında Birleşik Krallık’ta en çok satan yeni otomobil oldu.

Bazı internet kullanıcılarının “Temu’dan aldığım Range Rover” dedikleri bu SUV, daha önce Mart ayında da sıralamanın zirvesinde yer almıştı; bu da, yeni otomobil pazarı için yılın en önemli iki ayında ülkenin en popüler modeli olduğu anlamına geliyor.

Mart ve Eylül, tarihsel olarak satışların en yüksek olduğu aylar çünkü bu aylarda plakalardaki yıl kodları değişir ve bu da alıcıları, plakalarından anlaşıldığı üzere yollardaki en yeni otomobilleri tercih etmeye teşvik eder.

Sektör kuruluşu Motor Üreticileri ve Tüccarları Derneği (SMMT) tarafından açıklanan ön verilere göre, geçen ay 7 modelinden 10.813 adet tescil edildi.

Tesla Model 3, 9.929 tescil ile ikinci sırada yer alırken, onu Ford Puma (6.958) izledi.

İlk 10’da yer alan tek diğer Çinli otomobil, sekizinci sırada yer alan MG HS oldu (5.444).

Yüksek satış rakamlarına sahip tek tek model sayısı az olmasına rağmen, Çinli üreticiler geçen ay Birleşik Krallık pazarının %23’ünü oluşturdu.

BYD, 20.140 kayıtla en çok satan ikinci marka oldu ve 18.399 kayıt kaydeden Kia’nın önüne geçti.

Volkswagen ise 25.972 kayıtla birinci sırada yer aldı.

Öte yandan, Eylül ayında köklü birkaç marka önemli düşüşler yaşadı. Hyundai’nin 10.002 kayıt rakamı, bir önceki yıla göre %31,9’luk bir düşüşe karşılık gelirken, Renault’nun 6.721 araçlık sonucu %29,7 oranında geriledi.

Omoda-Jaecoo genel müdürü Victor Zhang, ikiz markaların Birleşik Krallık’taki benzeri görülmemiş yükselişinin ardından “burada kalıcı olduklarını” söyledi.

Zhang, artık hedeflerinin “en hızlı büyüyen markadan, sağlam bir konuma sahip bir markaya” dönüşmek olduğunu da sözlerine ekledi.

Omoda-Jaecoo’nun ana şirketi Chery, araçlarını Birleşik Krallık pazarına daha iyi uyarlayabilmek amacıyla, sürücü destek sistemleri ve şasinin ayarlanmasına odaklanarak, Bedfordshire’daki UTAC Millbrook test pistinde kısa süre önce bir Ar-Ge merkezi açtı.

Chery ayrıca, Japon firmanın Sunderland’daki fabrikasında araçlarını üretme olasılığı konusunda Nissan ile bir mutabakat zaptı imzaladı; bu araçlar arasında Jaecoo 7 de yer alabilir.

Eylül ayı, genel olarak yeni otomobil pazarı için güçlü bir ay oldu. Toplam kayıt sayısı, bir önceki yıla göre %12,7 artışla 350.518’e ulaştı.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB Komiseri Kos: Ukrayna’nın 2027’de üyeliği imkansız

Yayınlanma

AB Genişleme Komiseri Marta Kos, Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de birliğe üye olmasının imkansız olduğunu ve sürecin liyakat esasına dayandığını açıkladı. Adaylara ayrıcalık tanınamayacağını vurgulayan Kos, mevcut prosedürlerin değiştirilmesi çağrısında bulundu.

Avrupa Birliği’nin (AB) genişlemeden sorumlu komiseri Marta Kos, İtalyan gazetesi Corriere della Sera’ya verdiği mülakatta, Ukrayna’nın 2027 yılının başında birliğe katılımının mümkün olmadığını söyledi.

Sürecin liyakat esasına dayandığını vurgulayan Kos, “1 Ocak 2027 tarihi Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy tarafından dile getirilmişti. Katılım liyakat esasına dayanıyor; bu tarihin imkansız olduğu açıktır” ifadesini kullandı.

Jeopolitik koşulların değişmesiyle birlikte AB üyeliğinin yalnızca Ukrayna için değil birçok ülke açısından öncelik haline geldiğini belirten Kos, üyelik sürecinde hiçbir adayın ayrıcalığı olmadığını kaydetti.

Fakat Ukrayna’nın içinde olduğu şartların gözetilmesi gerektiğini ifade eden Kos, “Tam da bu nedenle ona yardım etmekle yükümlüyüz” dedi. Genişleme Komiseri, bu yılın sonuna kadar Ukrayna ile katılım müzakerelerinde mümkün olduğunca fazla fasıl kümesinin açılmasını umduğunu dile getirdi.

Ukrayna Devlet Başkanı Zelenskiy, yılın başında yaptığı açıklamada AB üyeliğinin hem ülkesi hem de Avrupa için temel güvenlik garantilerinden biri olduğunu savunmuş ve katılım tarihi olarak 2027’yi işaret etmişti.

Almanya Başbakanı Friedrich Merz de bu tarihin imkansız olduğunu belirterek “Bu süreçler genellikle birkaç yıl sürer” değerlendirmesinde bulunmuştu.

Mevcut prosedürler nedeniyle Ukrayna’nın 1 Ocak 2027’de katılımını olanaksız gören Kos ise AB’ye giriş sürecinde değişikliğe gidilmesi çağrısı yaptı.

Kos, haziran ayında yaptığı açıklamada AB’nin Ukrayna’nın üyeliği konusunda iki senaryo üzerinde durduğunu aktarmıştı. İlk senaryonun tam üyelik gerçekleştikten sonra ülkelerin entegre olduğu standart model olduğunu belirten Kos, ikinci seçeneğin ise adayın gerekli şartları karşıladıkça belirli alanlarda AB politikalarına dahil olduğu sektörel entegrasyonu kapsadığını kaydetmişti. Kos, o dönemde birlik yetkilileri ile Ukrayna’nın bu ikinci seçenek üzerinde çalıştığını ifade etmişti.

Ukrayna, 2022 yılında resmi olarak AB’ye aday ülke statüsü aldı; katılım müzakerelerinin ilk bölümü ise Haziran 2026’da başladı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English