Avrupa

Macron ve Sánchez direndi: AB zirvesinde göç bildirgesi tıkandı

Yayınlanma

AB liderler zirvesinde Danimarka, İtalya ve Polonya’nın göç kurallarını sertleştirme girişimi, 12’den fazla ülkenin desteğine rağmen Fransa, İspanya ve Lüksemburg’un vetosuna takıldı. Fransa ve İtalya’da hayat pahalılığına karşı yüz binlerce kişinin sokağa çıktığı bir dönemde gerçekleşen toplantıda diplomatlar, liderler arasındaki diyaloğu “korkunç ve çirkin” olarak nitelendirdi.

Avrupa Birliği (AB) liderlerinin zirvesinde göç politikası üzerine yaşanan tartışmalar, diplomatların aktardığına göre sertleşerek kriz boyutuna ulaştı.

Politico‘ya konuşan Avrupalı diplomatlar, liderlerin göç konusunda “Avrupa Konseyi oturumuna yakışmayacak” nitelikte “korkunç”, “çirkin” ve “fazlasıyla doğrudan” bir tartışma yürüttüğünü bildirdi.

Gerilim, Danimarka, İtalya ve Polonya’nın zirve sonuç bildirgesindeki göç ifadelerini sertleştirme girişimiyle tetiklendi.

Üç diplomatik kaynağın aktardığına göre bu girişimi 12’den fazla ülke destekledi; ancak Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, İspanya Başbakanı Pedro Sánchez ve Lüksemburg Başbakanı Luc Frieden metne imza atmayı reddedince uzlaşma sağlanamadı.

Liderler “Avrupa medeniyetini koruma” söylemiyle karşı karşıya geldi

Kaynaklar, Danimarka Başbakanı Mette Frederiksen ile Çekya Başbakanı Andrej Babiš’in tartışmada sert ifadeler kullandığını ve göç politikasını “Avrupa medeniyetinin korunmasıyla” doğrudan ilişkilendirdiğini kaydetti.

Görüşmeyi aktaran diplomatlardan biri, Avrupa Konseyi Başkanı António Costa’nın müdahale ederek bu tartışmayı sonlandırması gerektiğini dile getirdi.

Bir başka kaynak ise tartışmanın hararetli geçmesine rağmen “siyasi nitelik taşıdığını” ve “seçmenlerin gerçek sorunlarına odaklanmak açısından zorunlu olduğunu” savundu.

Zirve sonrası liderlerden Fransa’daki olaylara gönderme

Zirvenin ardından Macaristan Başbakanı Péter Magyar, X hesabından yaptığı açıklamada Fransa’daki şehirleri saran sokak olaylarının “Macaristan’ın göç konusunda neden en katı yaklaşımı benimsediğini herkes için anlaşılır kıldığını” öne sürdü.

Polonya Başbakanı Donald Tusk ise Fransa’daki gelişmelere doğrudan değinmeden, “Polonya diğer Avrupa ülkelerinin hatalarını tekrarlamayacak ve bunların bedelini ödemeyecektir” açıklamasını yaptı.

Politico, Magyar ve Tusk’ın çıkışlarının AB içindeki görüş ayrılıklarını derinleştirdiğine dikkat çekti.

Bu gerilimin, üye ülkelerin birliğin uzun vadeli bütçesi ile Ukrayna’ya sağlanacak mali kaynakları karara bağlaması gereken bir süreçte öne çıktığı belirtildi.

Fransa’da ekim ayında hayat pahalılığı ve hükümetin sosyal politikalarına karşı başlayan kitlesel gösteriler geniş çaplı sokak olaylarına dönüştü.

İçişleri Bakanlığı eylemlere yaklaşık 550 bin kişinin katıldığını duyururken, sendikalar katılımcı sayısını 800 bin olarak açıkladı; Paris, Lyon ve Marsilya gibi kentlerde polisle çatışmalar, yağma ve kundaklama olayları kaydedildi.

Fransa’nın ardından İtalya’da da hayat pahalılığı, akaryakıt zamları ve vergiler nedeniyle protestolar düzenlendi.

Milano, Torino, Bologna ve Bergamo’da göstericiler polise taş ve patlayıcı maddeler fırlattı; eş zamanlı olarak Arnavutluk’ta da yolsuzluk karşıtı gruplar Başbakan Edi Rama’nın istifasını talep eden gösteriler yaptı.

Sokak eylemleri üzerine açıklama yapan ABD Başkanı Donald Trump, Fransa hükümetine sınırlarını kapatma çağrısında bulundu.

Trump, “Tamamen farklı bir dünyadan gelen, yüreklerinde nefret taşıyan insanların göçü bu bir zamanların büyük ülkesini mahvetti. Sınırları kapatın ve çok geç olmadan durumu kontrol altına alın” ifadelerini kullandı.

Çok Okunanlar

Mobil sürümden çık