Bizi Takip Edin

Amerika

Maine’deki ICE operasyonu Senatör Collins’i hedef yaptı

Yayınlanma

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosunun (ICE) Maine eyaletinde Kolombiyalı bir erkeği vurarak öldürmesi, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins üzerindeki siyasi baskıyı artırdı. Demokrat Partili senatör adayları, Collins’in Trump yönetiminin göçmenlik politikalarına ve kurum bütçelerine verdiği onayları hedef alarak tepki gösterdi.

ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) ajanının Maine eyaletinde Kolombiyalı bir erkeği vurarak öldürmesi, Cumhuriyetçi Senatör Susan Collins üzerindeki siyasi baskıyı artırdı.

Collins’e rakip olmak isteyen Demokrat adaylar, senatörün Donald Trump yönetiminin göçmenlik gündemine verdiği destekleri eleştirerek olayı gündeme taşıdı.

Senatör Collins, salı günü yaptığı açıklamada, olayın ardından İç Güvenlik Bakanı Markwayne Mullin’e “acil olmayan tüm araç durdurma işlemlerini askıya alma” çağrısı yaptığını duyurdu.

Yetkililer, Trump yönetiminin daha sonra bu yönde adım attığını bildirdi.

Buna karşın, beş dönemdir görev yapan ve pozisyonu hassas görülen Cumhuriyetçi Collins’e meydan okumaya hazırlanan Demokrat adaylar, senatörün ICE ile ABD Gümrük ve Sınır Muhafaza Birimine bütçe sağlanması yönündeki oylarını hatırlattı.

Adaylar ayrıca Collins’in, Trump’ın ikinci döneminde atadığı İç Güvenlik Bakanı Mullin ile selefi Kristi Noem’in bakanlık onay süreçlerindeki olumlu oylarına dikkat çekti.

Demokrat Senato adaylarından Troy Jackson, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, ICE’ın lağvedilmesi gerektiğini belirterek, “Susan Collins bu terörü finanse ettiği için hesap vermelidir” ifadesini kullandı.

Bir diğer aday Dr. Nirav Shah ise dün Biddeford kentindeki Collins’in ofisi önünde düzenlediği basın toplantısında, “Senatör Collins ile dün tanık olduğumuz trajedi arasında doğrudan bir bağ var. Collins, ICE’a defalarca açık çek verdi. Senatörün tavrında sistematik bir kolaylaştırıcılık görüyoruz” dedi.

Maine’deki Senato yarışı, eski Demokrat aday Graham Platner’ın tecavüz suçlamasıyla karşı karşıya kalıp adaylıktan çekilmesinin ardından yeni aday belirleme süreciyle meşguldü.

Ancak geniş çaplı protestolara yol açan bu son ölüm, göçmenlik konusunu eyaletteki seçim yarışının merkezine taşıdı.

Hükümet harcamalarını denetleyen Senato komisyonunun başkanı olan Collins, ICE fonlarını desteklerken suiistimalleri önleyecek koruyucu tedbirleri de savunduğunu belirtiyor.

Demokrat aday adaylarından Jordan Wood, New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, bu olayın seçimlerin önemini bir kez daha gösterdiğini belirterek, “Maine halkının, Collins’i mağlup etme mücadelesinin neden bu kadar kritik olduğunu hatırlamaya ihtiyacı vardıysa, bu hatırlatmayı almış olduk. Susan Collins, sorumluluk alma cesaretini hiçbir zaman gösteremedi” diye konuştu.

ABD’de ICE memurunun ateş açması sonucu ölüm

Pazartesi günü Biddeford’da bir aracın içinde gerçekleşen ve ölümle sonuçlanan olayla ilgili pek çok ayrıntı belirsizliğini koruyor.

Trump yönetiminin göçmenlik operasyonlarını sıkılaştırdığı bu süreçte, söz konusu olay araç durdurma işlemleri sırasında yaşanan ve bir hafta içinde ölümle sonuçlanan ikinci hadise oldu.

Collins’in rakipleri, senatörün İç Güvenlik bakanları Markwayne Mullin ve Kristi Noem için verdiği onay oylarını eleştirmeyi sürdürüyor.

Collins, ocak ayında Minnesota’da iki ABD vatandaşının ICE ajanlarınca öldürülmesinin ardından Noem’in istifasını istememiş, bu tutumuyla partidaşı merkez sağ senatörler Lisa Murkowski ve Thom Tillis’ten ayrışmıştı.

Collins ise salı günü Kongre binasında gazetecilere yaptığı açıklamada, Demokratların bu trajediyi siyasi çıkarları için kullandığını savunarak suçlamaları “akıl dışı” olarak nitelendirdi.

Collins, pazartesi günü Bakan Mullin ile üç kez görüştüğünü ve ICE memurlarının araç durdurma işlemlerini durdurması yönünde talimat verilmesini istediğini kaydetti.

Salı günü itibarıyla federal hükümet, istisnai durumlar hariç bu durdurma işlemlerini yasakladı.

Collins ayrıca ICE personeline yönelik vücut kameraları, gerilimi azaltma eğitimleri ve görevi kötüye kullanma soruşturmaları için bütçe ayrılmasını bizzat kendisinin sağladığını belirterek, “Tüm bu koruyucu tedbirleri savunan kişi benim” dedi.

Collins’in sözcüsü Blake Kernen, yazılı açıklamasında, ICE’ın lağvedilmesinin ülkeyi daha güvensiz hale getireceğini, insan kaçakçılığı, çocuk istismarı, zorla çalıştırma ve uluslararası uyuşturucu kaçakçılığıyla mücadeleyi sekteye uğratacağını ifade etti.

University of Maine Siyaset Bilimi Profesörü Mark Brewer, Collins’in göçmenlik konusunda uzun süredir temkinli ve ortada duran bir çizgi izlediğini, bunun da her iki taraftan eleştiri almasına yol açtığını söyledi.

Brewer, “Bu durum onun için iyi değil. Platner krizinin ve Demokratların yeni planının kendi kendine netleşmesini beklemeyi tercih ederdi” değerlendirmesinde bulundu.

Collins geçmişte göçmenlik konusunda Trump ile fikir ayrılıkları yaşamıştı. Trump’ın ilk dönemindeki nüfusunun çoğunluğu Müslüman yedi ülkeye yönelik seyahat yasağını “aşırı geniş” ve “sorunlu” bulduğunu açıklamıştı.

Geçen kış ise Maine’deki ICE operasyonlarının genişletilmesine tepki göstererek, federal kurumlar ile eyalet halkı arasındaki tansiyonun yükselmesinden endişe duyduğunu belirtmiş, “Ülkede yasal olarak bulunan kişilerin hedef alınmaması gerektiğini” kaydetmişti.

Bu tepkilerin ve ofisleri önündeki protestoların ardından federal kurumlar operasyonları durdurmuş, Collins ise ICE’a yaklaşımını gözden geçirmesi yönünde baskı yaptığını ifade etmişti.

Demokrat eğilimli Maine eyaletinde siyasi gücünü uzun süredir koruyan Collins hakkında geçen ay yapılan New York Times/Portland Press Herald/Siena anketi, seçmenlerin çoğunluğunun Collins’in yeniden seçilmesi halinde Trump’a çok fazla destek vereceğine inandığını gösteriyor.

Ankete katılanların yüzde 56’sı Trump’ın göçmenlik politikasını onaylamazken, onaylayanların oranı yüzde 42’de kaldı.

Amerika

Yapay zeka sadece en zengin yüzde 1’lik kesime yaradı

Yayınlanma

ABD’de yapay zeka yatırımlarının tetiklediği piyasa rallisi hanehalkı servetini 26 trilyon dolar artırırken bu gelirden yalnızca en zengin yüzde 1’lik kesim faydalandı. Nüfusun en yoksul yarısı toplam servet büyümesinden 500 milyar dolardan daha az pay alabildi.

ABD, yapay zekanın gelişimiyle bağlantılı geniş çaplı bir teknoloji devrimi yaşıyor.

Reuters’ın haberine göre bu alana yapılan yatırımlar, geçmişteki telekomünikasyon atılımının yanı sıra demir yolu ve kara yolu inşasına ayrılan harcamaları geride bırakabilir.

Yapay zeka alanındaki ilerleme borsada hızlı yükseliş sağlarken hanehalkı servetini de artırdı.

Ancak bu süreçten asıl kazancı en varlıklı kesim sağladı; Amerikalıların çoğunluğu ise yüksek hayat pahalılığıyla karşılaşmaya devam ediyor.

ABD Merkez Bankası (Fed) verilerine göre, Joe Biden’ın başkanlık döneminin sonundan 2026 ortasına kadar Amerikan hanehalklarının toplam serveti yüzde 16,5, yani yaklaşık 26 trilyon dolar yükseldi.

Buna rağmen ülke genelindeki toplam servet payını sadece en zengin yüzde 1’lik kesim artırabildi; nüfusun geri kalan yüzde 99’luk diliminin payı ise daraldı.

Amerikan hanelerinin en az gelirli yarısı, bu 26 trilyon dolarlık artıştan 500 milyar dolardan daha az pay alabildi. En alt gruptaki artış oranı yaklaşık yüzde 10 düzeyinde kaldı.

Ray Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum

Tüketiciler harcamalarını kısıyor

Diğer yandan Reuters ajansı, tüketici harcamalarının nominal olarak artmayı sürdürdüğünü ancak bu artışın önemli bölümünü enflasyonun erittiğini vurguluyor.

Fiyat artışları hesaba katıldığında Amerikalıların harcama temposu koronavirüs pandemisi öncesindeki düzeyde seyrediyor.

Ağustos ayında The Washington Post’un yayımladığı haberde, Amerikalıların daha sık indirim aradığı, ucuz gıdaya yöneldiği, restoranlara daha seyrek gittiği ve pahalı hizmetleri kullanmaktan vazgeçtiği aktarılmıştı.

Moody’s Analytics Başekonomisti Mark Zandi, borsa kazanımlarından faydalanan varlıklı Amerikalıların tüketim harcamaları verilerini büyük ölçüde yukarıda tuttuğunu kaydetti.

Fiyatlar üzerindeki ek baskıyı gümrük tarifeleri, İran ile yaşanan gerilim kaynaklı enerji maliyetleri ve yapay zeka sektöründeki yatırım yoğunluğu oluşturuyor.

Özellikle benzin ve sığır eti fiyatları belirgin biçimde arttı. Konut piyasasındaki erişilebilirlik sorunu da sürüyor.

Konut kredisi faizleri son bir yılda bir yüzde puanından fazla yükselerek ailelerin gayrimenkul edinmesini daha da zorlaştırdı.

Fed politika faizini artırdı

Süren enflasyon ortamında Fed, Temmuz 2023’ten bu yana ilk kez 16 Eylül’de politika faizini 25 baz puan artırarak yıllık yüzde 3,75 ila yüzde 4 aralığına çekti.

Fed Başkanı Kevin Warsh, bu adımı enflasyonu yüzde 2 hedefine geri döndürme zorunluluğuyla açıkladı.

Merkez Bankası ayrıca 2026 sonu enflasyon beklentisini yüzde 3,6’dan yüzde 3,7’ye revize etti.

ABD Başkanı Donald Trump, 2024 seçim kampanyasında enflasyonu dizginleme ve fiyatları düşürme taahhüdünde bulunmuştu. Ancak ikinci başkanlık döneminde hayat pahalılığı tırmanmaya devam etti.

Bu tablo da kasım ayındaki Kongre ara seçimleri öncesinde seçmenlerin ekonomi yönetiminden duyduğu hoşnutsuzluğu açıklamaya yetiyor.

İktisatçı Milanovic: Küresel neoliberalizm bitti, yeni bir evreye geçtik

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Enerji Bakanlığı’ndan Orta Atlantik bölgesinde acil şebeke kararı

Yayınlanma

ABD Enerji Bakanlığı, Orta Atlantik bölgesinde artan talep ve planlı hat bakımları nedeniyle oluşabilecek elektrik kesintisi riskine karşı acil durum kararı yayımladı. Bölgesel şebeke işletmecisi PJM’e yedek üretim kapasitelerini devreye alma izni verilirken ülke genelinde 35 gigavatı aşkın kullanılmayan yedek kaynak bulunuyor.

ABD Enerji Bakanlığı, ülkenin Orta Atlantik bölgesindeki elektrik şebekesinde baş göstermesi beklenen aşırı yüklenme ve elektrik kesintisi riskine karşı acil durum kararı aldı.

Bakanlığın internet sitesinde yayımlanan talimata göre önlemler 13 Ekim 2026 ile 16 Ekim 2026 tarihleri arasında yürürlükte kalacak.

Karar, sonbahar bakım mevsimi nedeniyle üretim tesislerinde uygulanan planlı duruşlar, iletim hatlarındaki planlı kesintiler ve beklenen yüksek talep koşulları altında alındı.

Enerji Bakanlığı, bölgesel şebeke işletmecisi PJM Interconnection şirketinin 11 Ekim 2026 tarihinde ilettiği başvuru üzerine harekete geçti.

Bölgesel işletmeciye yedek kapasiteyi devreye alma yetkisi verildi

Bakanlık kararı kapsamında PJM Interconnection şirketine, şebeke güvenliğini korumak amacıyla belirlenen üretim ünitelerini devreye sokma ve çalıştırma yetkisi tanındı.

Şirket, nihai çare olarak Enerji Acil Durum Uyarısı (EEA) 3 ilan edilmeden önce veya uyarı yürürlükteyken yedek üretim kaynaklarını da kullanabilecek.

Şirkete ayrıca talimatı uygulamak üzere iletim hattı sahipleri ve elektrik dağıtım şirketlerine çağrı yapma hakkı verildi.

ABD Enerji Bakanı Chris Wright, kararın bölgede yaşayan milyonlarca aile ve işletmenin elektriğe kesintisiz ulaşmasını amaçladığını belirtti.

Wright, “Bu karar, ihtiyaç duyulduğunda yedek kaynaklar da dahil olmak üzere ek elektrik üretimini erişilebilir kılarak Orta Atlantik genelindeki milyonlarca Amerikalı aile ve işletmenin uygun fiyatlı, güvenilir ve emniyetli elektriğe erişmesini sağlayacak” dedi.

Bakan Wright önceki yönetimin enerji politikalarını eleştirdi

Bakan Wright, önceki yönetimin enerji kapasitesini azaltmaya yönelik politikalarının şebekeyi elektrik kesintilerine karşı daha savunmasız hale getirdiğini savundu.

Sistemin “güneşin parlamadığı ya da rüzgarın esmediği dönemlerde” daha kırılgan olduğunu kaydeden Wright, mevcut yönetimin elektrik kesintilerini engellemek adına eldeki bütün imkanları kullanacağını ifade etti.

Enerji Bakanlığı verilerine göre ABD genelinde 35 gigavatın üzerinde kullanılmayan yedek üretim kapasitesi yer alıyor.

Bakanlık benzer bir acil durum kararını daha önce 17-18 Eylül tarihlerinde, sıcak hava dalgası ve iletim hatlarındaki planlı kesintiler nedeniyle devreye sokmuştu.

Enerji Bakanlığı ayrıca ağustos ayında PJM şirketine Maryland eyaletinin Anne Arundel bölgesindeki Wagner elektrik santralinin 4 numaralı ünitesini elektrik talebini karşılamak üzere çalıştırma izni verdi.

Wagner santraline ilişkin acil önlem kararı 20 Ağustos ile 17 Kasım tarihleri arasını kapsıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Elon Musk, ABD seçimleri için kesenin ağzını açtı

Yayınlanma

Milyarder Elon Musk, ABD’de yapılacak ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi Parti bağlantılı komitelere son üç ayda 276 milyon dolar bağışladı. Son aktarımla siyasi harcamaları 366 milyon dolara ulaşan teknoloji milyarderi, daha önce siyasete ayırdığı bütçeyi kısacağını açıklamıştı.

Dünyanın en zengin ismi Elon Musk, ABD’de yaklaşan ara seçimler öncesinde Cumhuriyetçi partilileri destekleyen siyasi eylem komitelerine ve muhafazakar kuruluşlara son üç ayda 276 milyon dolar bağışladı.

Tesla ve SpaceX’in üst yöneticisi olan Musk’ın ara seçim sürecindeki toplam bağış tutarı, son aktarımla 366 milyon dolara ulaştı.

İlk olarak The New York Times gazetesinin duyurduğu meblağlar, Musk’ın kurduğu America PAC sözcüsü tarafından The Hill’e doğrulandı. Yapılan bu son harcamalar, Musk’ı 2026 ara seçimlerinin bilinen en büyük bağışçısı konumuna getirdi.

Musk’ın temmuz ile eylül ayları arasındaki mali desteklerinin büyük bölümü Kongre yarışlarına yöneldi.

ABD’li milyarder, Cumhuriyetçi Senato adaylarını destekleyen “Senate Leadership Fund” adlı süper PAC’e 158 milyon dolar, Temsilciler Meclisindeki Cumhuriyetçilere kaynak sağlayan “Congressional Leadership Fund” komitesine ise 20 milyon dolar aktardı.

Milyonlarca dolarlık kaynak farklı komitelere paylaştırıldı

Kendisinin 2024 seçim sürecinde kurduğu America PAC’e söz konusu dönemde 76 milyon doları aşkın kaynak sağlayan Musk, eyalet düzeyindeki yarışları da finanse etti.

Teksas’tan Senato adayı olan Cumhuriyetçi Ken Paxton’ı destekleyen Lone Star Liberty PAC komitesine 10 milyon dolar aktaran iş insanı, Cumhuriyetçi Valiler Birliğine 10 milyon dolar, Cumhuriyetçi Başsavcılar Birliğine ise 2 milyon dolar verdi.

America PAC Sözcüsü Andrew Romeo, The New York Times’a yaptığı ve The Hill’in teyit ettiği açıklamada, Demokratların başkent Washington’da kontrolü ele geçirmesi ve kritik eyalet yarışlarını kazanması durumunda ülkenin sınırları korunamayan bir yapıya dönüşme riskiyle karşılaşacağını öne sürdü.

Romeo, söz konusu yatırımların Cumhuriyetçi mekanizmanın mesajlarını seçmene iletmesini sağladığını belirtti.

Geri adım söylemine rağmen sahadaki harcamalar sürüyor

Siyasete uzun yıllar mesafeli kalan Musk, 2024 seçimlerinde Donald Trump için yüz milyonlarca dolar harcayarak bu alana girdi.

Seçim kampanyalarında Trump’a eşlik eden Musk, daha sonra federal hükümetteki istihdam ve bütçe kısıntılarıyla tartışma yaratan Hükümet Verimliliği Departmanının (DOGE) başına geçti.

Mayıs 2025’in sonlarında Beyaz Saray’daki görevinden ayrılan Musk, Trump ile kamuoyuna yansıyan bir gerginlik yaşamasının ardından siyasette aylarca sessiz kaldı.

Geçen mayıs ayında siyasi harcamalarını ciddi oranda kısacağını duyuran Musk, temmuzda The Economist’e verdiği mülakatta siyasete gereğinden fazla dahil olduğunu ve ölçüyü kaçırdığını ifade etti.

Bu açıklamalara rağmen Musk, temmuz ayında America PAC’e 2026 ara seçimlerinde muhafazakar seçmenlerin sandığa gitmesini hedefleyen yeni bir saha çalışması için 100 milyon ile 120 milyon dolar arasında harcama yetkisi vererek siyasi faaliyetlerini sürdürdü.

Kamuoyundaki tartışmanın ardından Trump ile ilişkilerini yeniden düzelten Musk, mayıs ayında ABD Başkanı’nın Çin’e gerçekleştirdiği resmi ziyarete katıldı ve Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in geçen ay Washington’a yaptığı ziyarette de yer aldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English