Bizi Takip Edin

Amerika

Rubio’nun kaybolan Signal mesajları davalık oldu

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun resmi yazışmalarda otomatik silinen Signal mesajlarını kullanması, federal kayıt tutma yasaları çerçevesinde yargıya taşındı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Rubio’nun bu özelliği kullanmadığı yönündeki mahkeme beyanını geri çekerken, bakanın telefonuna kurulan özel bir arşivleme yazılımının kayıtları güvenceye aldığını savundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çoğu federal yetkili gibi, görevi gereği oluşturduğu resmi kayıtları korumakla yasal olarak yükümlü.

Bu nedenle, Rubio’nun diğer üst düzey ulusal güvenlik yetkilileriyle Yemen’deki savaş planlarına ilişkin otomatik silinen bir Signal sohbet grubuna katıldığının The Atlantic tarafından ifşa edilmesinin ardından, ofisinin geçen yıl mahkemelik olması şaşırtıcı bulunmuyor.

Rubio’nun telefonundaki Signal kayıtlarına erişim talebiyle Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası kapsamında açılan davada, federal bir yargıç bu belgelerin korunduğuna dair güvence talep etti.

Rubio’nun ekibi mahkemeye verdiği beyanda, bakanın resmi telefonuna 21 Temmuz 2025 tarihinde LeapXpert adlı bir yazılım kurulduğunu bildirdi.

Bu yazılımın, gönderici mesajı otomatik silinecek şekilde ayarlasa dahi Signal üzerinden gönderilen veya alınan tüm mesajları otomatik olarak arşivlediği savunuldu.

Yedi hafta sonra, 9 Eylül tarihinde mahkemeye sunulan bir başka beyanda, Dışişleri Bakanlığı Bilgi Erişim Programları Direktörlüğü Kıdemli Danışmanı Susan Weetman, “Bakan Rubio, federal kayıt içerebilecek iletişimleri gönderirken üçüncü taraf mesajlaşma uygulamalarındaki otomatik silme işlevlerini kullanmamaktadır” ifadesini kullandı.

“Otomatik silme özelliği iki ay sonra devreye alındı”

Şimdiki zaman kipiyle yazılan bu yalanlama, görünenden daha sınırlı bir gerçeğe işaret ediyordu.

Konuya vakıf ancak resmi açıklama yapma yetkisi bulunmayan bir kaynak, The Atlantic dergisine yaptığı açıklamada, Rubio’nun bu beyandan yaklaşık iki ay sonra, diğer üst düzey yetkililerle hükümet işlerini görüştüğü bir Signal sohbetinde mesajların belirli bir süre sonra otomatik silinmesi ayarını aktif hale getirdiğini aktardı.

Görüşüne başvurulan bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Rubio’nun kaybolan mesajları sürekli kullanma gibi bir alışkanlığı olduğu iddiasına karşı çıksa da söz konusu somut olaya dair açıklama yapamadı.

Dışişleri Bakanlığı, Signal uygulamasının kurum içinde onaylı bir iletişim aracı olmaya devam ettiğini, LeapXpert yazılımının bazı yetkililerin resmi telefonlarında kurulu olduğunu ve bakanlığın kayıt tutma yasalarına tam uyum konusundaki kararlılığını koruduğunu bildirdi.

Bakanlık düzenlemeleri hakkında isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir yetkili, “Bu önlemler, kullanıcılar Signal uygulamasının ‘kaybolan mesajlar’ ayarı dahil olmak üzere uygulama ayarlarını değiştirdiğinde bile yasal uyumu desteklemektedir” dedi.

Ancak bakanlık, telefonunda mesajların tamamen silinmesini engelleyen bir yazılım varken Rubio’nun neden kaybolan mesajlar özelliğini etkinleştirmeyi seçtiği sorusuna yanıt vermedi.

Maryland Üniversitesi Profesörü ve Ulusal Arşiv ve Kayıtlar İdaresinin eski dava direktörü Jason R. Baron, bir kopyası arşivlendiği sürece yasanın, resmi bir telefonun içindeki mesajların silinmesini yasaklamadığını ifade etti.

Baron, telefonun kaybolması veya hacklenmesi durumunda bu yöntemin güvenlik avantajları sağlayabileceğini belirterek, “Birden fazla yerde bulunan yinelenen kayıtların ortadan kaldırılması iyi bir uygulama olarak görülebilir” değerlendirmesini yaptı.

Bakanlık personelinin davranış kurallarını belirleyen Dışişleri Hizmetleri El Kitabı ise “e-Mesajlaşma uygulamasında ‘geçici’ veya kendi kendini yok eden/kaybolan mesaj özelliklerinin kullanılması kesinlikle yasaktır” hükmünü içeriyor.

El kitabında, resmi kayıtların bütünlüğünü, erişilebilirliğini ve korunmasını sağlamak amacıyla bu tür seçeneklerin devre dışı bırakılması veya kapalı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, kurumun LeapXpert kurulu telefonlara sahip yetkililere ek talimatlar verdiğini, çünkü bu teknolojinin mesajlar Signal üzerinde kaybolsa bile arşivlenmesini sağladığını belirtti.

Ancak bu yazılıma erişimi olan yetkili sayısı çok az olduğu için söz konusu istisna el kitabında yer almıyor.

Muhalefet ve izleme örgütleri süreci yakından takip ediyor

Demokrasiyi Koruma Derneği, Rubio ile o dönem kıdemli yardımcısı olan Mike Needham’ın telefonlarındaki 2025 yılının ilk yarısına ait Signal yazışmalarına erişmek amacıyla yasal süreç başlattı.

Dernek, Dışişleri Bakanlığının geçen ay sunduğu belgelerde Rubio veya Needham’ın daha önce bilinmeyen iş odaklı 13 farklı Signal sohbetine katıldığının ortaya çıkması üzerine davada yeni taleplerde bulunma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.

Büyük ölçüde karartılmış olan bu belgeler arasında, Rubio, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine arasındaki, mesajların sekiz saat sonra otomatik silinmesi ayarlı üçlü bir sohbet de yer alıyor.

Demokrasiyi Koruma Derneği Kıdemli Denetim Danışmanı Dan McGrath yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanlığının yargılama sürecinde Bakan Rubio’nun kaybolan mesajları kullanmadığı yönündeki beyanları ışığında, bu son gelişmeleri yakından inceliyor ve sonraki adımları değerlendiriyoruz” dedi.

Geçen yıl Demokrasiyi Koruma Derneği, ABD Kolombiya Bölgesi Bölge Mahkemesinde, Weetman’ın yalan yere yemin cezası kapsamında verdiği beyandaki “kullanmıyor” ifadesinin ne anlama geldiğini sorgulamıştı.

Grubun avukatları mahkemeye sundukları dilekçede, “Bu beyan en iyi ihtimalle Bakan’ın şu anda otomatik silme özelliğini kullanmadığını göstermektedir, ancak Bakan’ın bu olası uygulama değişikliğinden önce oluşturulan kayıtların korunup korunmadığına açıklık getirmemektedir” diye yazdı.

Bu yılın başlarında, hükümet izleme grubu American Oversight ile varılan uzlaşmanın bir parçası olarak, birden fazla devlet kurumu 30 Nisan tarihinde mahkemeye kayıt tutma uygulamalarını açıklayan beyanlar sundu.

Dışişleri Bakanlığının bu yılki beyanında, Rubio’nun kaybolan mesajları kullanmadığı yönündeki geçen yılki iddiasını tekrarlamaması dikkat çekti.

Bakanlık bunun yerine, Rubio’nun cihazındaki bir uygulamanın, “mesajların silme süresi ayarı etkin olsa dahi” verileri topladığını belirtmekle yetindi.

Aynı dosyada, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü daha geniş bir güvence vererek üst düzey personelin Signal sohbetlerinin “şu anda otomatik silinmeye ayarlı olmadığını” bildirdi.

Savaş Bakanlığı ise 26 Nisan 2025 itibarıyla Hegseth’in telefonunda “yakın zamanda silinme veya otomatik silinme riski altında olan federal kayıt içeren hiçbir Signal sohbetinin bulunmadığını” açıkladı.

CIA de mahkemeye, 12 Mart itibarıyla Signal üzerindeki tüm mesajların korunduğunu ve “silinme riski altında olan” herhangi bir federal kayıttan haberdar olmadıklarını bildirdi.

Ancak üst düzey yetkililerin Signal kullanmaya devam etmesi Kongre’de endişe yaratıyor. Cumhuriyetçi Nebraska Milletvekili Don Bacon, platformun güvenli olmadığına dair kişisel bir tecrübeye sahip olduğunu belirterek, bir yabancı devletin oltalama girişimi sonrasında “Ruslar benim Signal hesabımı hackledi” açıklamasını yaptı.

Bacon ve Demokrat Pensilvanya Milletvekili Chrissy Houlahan, Pentagon ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğüne ortak bir mektup göndererek, yönetim yetkililerinin Signal üzerinden hangi bilgileri aktardığı ve platformun zafiyetleri hakkında brifing talep etti.

Milletvekilleri, gizli olmayan bilgilerin bile devlet dışı bir mesajlaşma uygulamasında ele geçirilmesi halinde, bir araya getirilerek düşmanın karar alma süreçlerini besleyecek “önemli öngörüler” sunabileceğini savundu.

Bacon yaptığı açıklamada, kabine üyelerinin Signal’e bu kadar yoğun şekilde güvenmeyi bırakması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Ruslar ve Çinliler kesinlikle onları izliyor ve yetkililerin her gün buna göre hareket etmesi gerekiyor.”

Amerika

Brezilya’da kahve hasadına yağmur darbesi: Fiyatlar yüzde 35 arttı

Yayınlanma

Brezilya’da etkili olan aşırı yağışlar kahve hasadına ve ürün kalitesine ağır darbe indirdi. Yaşanan kayıplar nedeniyle kaliteli arabica çekirdeğine erişimin zorlaşması, hem üreticileri hem de tüketicileri kaliteli kahve krizi riskiyle karşı karşıya bıraktı.

Brezilya’da etkili olan şiddetli yağışlar kahve hasadında ciddi kayıplara yol açtı.

Bloomberg’in haberine göre yaşanan olumsuz hava koşulları, nitelikli ve kaliteli arabica çekirdeği temin etmeyi zorlaştırarak premium kahve üreticilerini ve tüketicilerini doğrudan etkileyebilir.

Aşırı yağışlar yalnızca hasat sürecini geciktirmekle kalmadı, aynı zamanda ürün kalitesini de düşürerek piyasadaki kaliteli çekirdek arzının daralmasına neden oldu.

Büyüme sürecinde hassas koşullar gerektiren arabica türü kahvede, şiddetli yağmurlar olgunlaşan kahve meyvelerini ağaçlardan söktü.

Ağaçta kalan meyveler ise aşırı suya maruz kaldı veya hastalıklara yakalandı. Bu durumun kahvede küflü ve bayat tatların oluşmasına yol açabileceği belirtiliyor.

Dünya kahve üretiminin yaklaşık yüzde 60 ila 70’ini oluşturan arabica (kahve ağacı veya Arabistan kahvesi), robusta türüne kıyasla daha belirgin asidite, meyvemsi veya çiçeksi notalar içeren çok katmanlı ve karmaşık bir tat profili sunuyor.

Kafein oranı da yüzde 0,8 ila 1,5 ile robustadan daha düşük seviyede kalıyor. Ağırlıklı olarak yüksek rakımlı bölgelerde yetiştirilen bu tür, pazarın premium ve specialty (nitelikli) kahve segmentinin temel hammaddesini oluşturuyor.

Brezilyalı bir tarım kooperatifinin genel müdürü olan Simao de Lima, duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çekirdeklerin ezici bir çoğunluğunda kalite sorunları ortaya çıkıyor. Bu da içeceği doğrudan etkileyen, daha yüksek fermantasyon derecesine sahip kahvelerin oluşmasına yol açıyor” dedi.

Lima, kahve meyvelerinin yaklaşık yüzde 20’sinin tropikal yağmurlarla ağaçlardan döküldüğünü, bu kaybın ortalama değerlerin yüzde 12 ila 15 üzerinde gerçekleştiğini açıkladı.

Bloomberg’in aktardığına göre, zarar görmeyen hasadın toplanıp uzmanlarca kurutulma aşamasına geçilmesinin ardından ülkeyi ikinci bir yağış dalgası vurdu.

Söz konusu gelişme bazı üreticileri kurutma sürecine sıfırdan başlamak zorunda bırakırken çekirdek kalitesindeki kaybı daha da artırdı.

Meteoroloji hizmeti Vaisala’nın verileri, Brezilya’nın bazı kesimlerinde haziran ve temmuz aylarındaki yağış miktarının mevsim normallerinin yüzde 250 ila 500’üne ulaştığını gösterdi. Belirli bölgelerde ise normalin 8 katı kadar yağış kaydedildi.

Haberde yağışların fiyatlara olan etkisine de dikkat çekildi. Arabica vadeli kontratları haziran ayından bu yana yaklaşık yüzde 35 değer kazandı.

Çekirdek kalitesinde yaşanan bu sorunlar, Intercontinental Exchange Inc. (ICE) bünyesinde ABD ve Avrupa’da bulunan sertifikalı depolardaki kahve stoklarının 21. yüzyılın en düşük seviyesine yaklaşabileceğini gösteriyor.

ICE standartlarına göre profesyonel ayıklayıcılar kahve partilerinin kalitesini ve çekirdek türünü denetliyor. Kurallara göre depolanan kahvenin “normal durumda, yabancı tatlardan arınmış, kavurma için iyi kalitede ve Borsa tarafından belirlenen çekirdek boyutu ile renk kriterlerine uygun” olması gerekiyor.

Normal koşullarda hasadın yüzde 30 ila 35’inin ICE kriterlerini karşıladığını belirten Lima, bu yıl söz konusu oranın yüzde 10 ila 15 seviyesine kadar gerileyebileceğini kaydetti.

CNN Brazil ise temmuz ayında Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletinde yaşanan aşırı yağışların on belediyeyi sular altında bıraktığını bildirmişti.

Taşan nehirler çok sayıda yerleşim yerini basarken 1000’den fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.

250 ila 500 milimetre arasında yağışın düştüğü bölgedeki Center Point yerleşiminde su seviyesi sadece dört saat içinde yaklaşık 9,7 metre yükselmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Nvidia yapay zeka yarışında 6 milyar dolarlık Nemotron modelini geliştiriyor

Yayınlanma

Nvidia, Çinli DeepSeek ve Kimi K3’ün yanı sıra OpenAI ve Anthropic ile rekabet edecek açık ağırlıklı güçlü yapay zeka modeli Nemotron’u geliştirmek amacıyla Poolside girişimiyle anlaşma yapmayı planlıyor. Anlaşma kapsamında şirkete 1 milyar dolar yatırım yapılması ve teknoloji lisanslama ile mühendis istihdamı için 6 milyar dolar ödenmesi öngörülüyor.

ABD merkezli teknoloji şirketi Nvidia, Çin menşeli DeepSeek ve Kimi K3 ile rekabet edebilecek en güçlü açık ağırlıklı (open-weight) yapay zeka modellerinden birini geliştirmek için 6 milyar dolar harcamayı planlıyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre şirket, bu doğrultuda Nemotron modelini geliştirmek üzere yapay zeka girişimi Poolside ile bir anlaşma yapma niyetinde.

Açık ağırlıklı yapay zeka modelleri, eğitilmiş sayısal parametreleri (ağırlıkları) kamuya açık şekilde yayımlanan sinir ağları olarak tanımlanıyor.

Bu yapı sayesinde dileyen kullanıcılar ilgili dosyaları indirip kendi sunucularında veya bilgisayarlarında çalıştırabiliyor, kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabiliyor ve geliştiricilerin bulut API hizmetlerine ihtiyaç duymadan modeli kullanabiliyor.

Nvidia’nın Poolside ile yapmayı planladığı anlaşmanın, OpenAI ve Anthropic başta olmak üzere önde gelen ABD’li yapay zeka şirketleriyle doğrudan rekabet ortamı oluşturabileceği belirtiliyor.

Haberde açık ağırlıklı modellerin işletim maliyetlerinin çok daha düşük olduğu ve kolay uyarlama imkanı sunduğu kaydedildi.

Haberde aktarılan bilgilere göre Nvidia, OpenAI ve Anthropic’i resmi olarak iş ortağı olarak görse de kendi yapay zeka modelini geliştirme kararı, CEO Jensen Huang’ın pazardaki hakimiyetini korurken aynı anda birden fazla alanda başarıya ulaşma hedefini yansıtıyor.

Yazılım geliştiricisi Eiso Kant ve GitHub’ın eski teknolojiden sorumlu yöneticisi (CTO) Jason Warner tarafından 2023 yılında kurulan Poolside girişimi, 20 Ağustos’ta hissedarlarına kapsamlı bir iş yeniden yapılandırmasını duyuran bir mektup gönderdi.

Mektupta Nvidia’nın şirkete 1 milyar dolar doğrudan yatırım yapacağı, ayrıca teknoloji lisanslama ve mühendis istihdamı için 6 milyar dolar ödeyeceği bilgisi yer aldı.

Düzenleme kapsamında 100’den fazla Poolside çalışanının Nvidia bünyesine katılarak Nemotron projesi üzerinde çalışacağı bildirildi.

Öte yandan, Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek’in 7 milyar doların üzerinde yatırım çekerek Çin’in en değerli yapay zeka girişimi haline geldiği bilgisi paylaşıldı.

Daha önce Bloomberg, Nvidia’nın en büyük müşterilerine yapay zeka çipleriyle donatılmış sunucuların maliyetinde artış olacağını bildirdiğini ve bazı durumlarda bu fiyat artışının yüzde 15’i aşacağını yazmıştı.

Business Insider ise temmuz ayında Çinli girişim Moonshot AI tarafından geliştirilen açık kaynaklı yapay zeka modeli Kimi K3’ün Silikon Vadisi’nde büyük yankı uyandırdığını ve küresel yapay zeka yarışını hızlandırdığını bildirmişti.

Arena.ai test sonuçlarına göre Kimi K3’ün özellikle programlama ve kodlama alanında yüksek performans sergilediği, kullanıcı değerlendirmelerine dayalı sıralamada ise Anthropic’in Claude Fable 5 modelinin üzerinde yer aldığı aktarılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Colorado Nehri için yeni plan açıkladı

Yayınlanma

Colorado Nehri’nin su kaynakları konusunda eyaletler arasında yıllardır süren çekişmelerin ardından, federal hükümet cuma günü yeni bir plan açıkladı.

Üç eyaletin su kullanımında kesinti yapılmasını öngören bu plan, yıllarca süren kuraklık ve aşırı kullanımın ardından ortaya çıktı.

Bu durum, milyonlarca insana içme suyu ve elektrik sağlamaya yardımcı olan Colorado Nehri’nin en büyük iki baraj gölü olan Lake Mead ve Lake Powell’ın su seviyelerinin rekor düzeyde düşmesine neden oldu.

Süresi dolan çerçevenin yerini alacak olan 10 yıllık öneri, her iki yılda bir gözden geçirilecek yeni su sınırları belirliyor.

Arizona Devlet Üniversitesi’ndeki Kyl Su Politikası Merkezi’nin direktörü Sarah Porter’a göre, önerilen şartlara göre:

  • Kaliforniya, su kullanımını %10 oranında azaltmak zorunda kalacak.
  • Nevada’da bu oran %16 olacak.
  • Arizona’da ise %27 olacak.

ABD’de yedi eyalet su planında anlaşamayınca federal yönetim devreye girdi

Toprak Islah Bürosu’nun planına göre, Kaliforniya, Nevada ve Arizona, söz konusu dönemde su tüketimini yıllık toplam 1,25 milyon acre-feet (yaklaşık 1,54 milyar metreküp) azaltacak. Koşullara bağlı olarak daha büyük kesintiler de söz konusu olabilir.

Şu anda, nehrin yukarısındaki eyaletler (yani Colorado, Utah, New Mexico ve Wyoming) herhangi bir kesinti yapmak zorunda kalmayacak.

Nehrin aşağısındaki müzakereciler, yedi eyaletin tamamını kapsayan daha uzun vadeli bir anlaşmaya varmayı umduklarını belirttiler.

Ayrıca eyaletler birbirlerine ya da federal hükümete dava açabilir.

New York Times’a göre, tarım sektörü nehrin suyunun büyük bir kısmını kullanıyor ve bunun neredeyse yarısı hayvan yemi olarak kullanılan bitkilerin yetiştirilmesine ayrılıyor.

Su tedarikindeki belirsizlik, gayrimenkul sektöründeki gelişmeleri de tehdit edebilir.

Bu arada, komşu ülke Meksika, ABD-Meksika anlaşması kapsamında su alımını 250.000 acre-feet (yaklaşık 310 milyon metreküp) azaltacak.

İçişleri Bakanlığı’nın su ve bilimden sorumlu müsteşar yardımcısı Andrea Travnicek şöyle konuştu:

“26 yıldır süren bu uzun kuraklık dönemini yaşıyoruz. Gelecekte de uzun süreli bir kuraklıkla karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz. Bu nedenle havza içinde bir bütün olarak işbirliği yapmaya devam etmek son derece önemli olacak.”

Nehrin suyunun kullanımına ilişkin mevcut kuralların geçerlilik süresi Ekim ayında sona erecek ve yedi eyalet, suyun uzun vadede paylaşımı konusunda bir uzlaşmaya varamadı.

Geçen kış, Colorado Nehri Havzası’nda kayıtlara geçen en düşük kar kalınlığı görüldü.

Bu durum, çiftçiler, sanayi, yaban hayatı ve hidroelektrik üreticilerinin yanı sıra, onlarca Amerikan Yerlisi kabile ve iki Meksika eyaleti de dahil olmak üzere bu su yoluna bağımlı olan on milyonlarca insan üzerinde daha fazla baskı yarattı.

Arizona’daki müzakereciler, kesintilerin paylaşılması konusunda işbirliği yaptıkları için Kaliforniya ve Nevada’ya teşekkür ettiler.

Arizona Su Kaynakları Dairesi Müdürü Tom Buschatzke, “2027 ve 2028 yılları için, burada şimdi kayıt altına alınan kesintiler halk için önemli bir istikrar sağlayacaktır. Müzakerelere devam edeceğiz ve hepimizin istediği gibi, uzun vadede nasıl hareket edeceğimizi belirleyeceğiz,” dedi.

Kaliforniya’nın Colorado Nehri baş müzakerecisi JB Hamby, planın “olağanüstü risklerin yaşandığı bir dönemde, çok ihtiyaç duyulan kısa vadeli bir kesinlik” sağladığını belirtti; fakat bunu “kalıcı bir çözüm değil, bir köprü” olarak nitelendirdi.

Nevada’daki yetkililer, Arizona ve Kaliforniya ile yaptıkları işbirliğini takdir ettiler ve nehir konusunda yedi eyalet arasında bir uzlaşmanın hâlâ tercih ettikleri yol olduğunu belirttiler.

Güney Nevada’da, çevre koruma grubu Great Basin Water Network’ün kıdemli danışmanı Kyle Roerink, federal belgelerde yer alan vahim hidrolojik durumun bir yansıması olarak, yeni bir havaalanı ve alışveriş merkezleri inşa etme çabalarının ve bazı kamu arazilerinin satışının ilerleme kaydetmediğini söyledi. Roerink, daha fazla kesintinin Las Vegas metropol bölgesindeki gayrimenkul gelişimini yavaşlatabileceğini belirtti.

Roerink, “Amerikan metanetinin ve gücünün sembolü olan Hoover Barajı’nın önemi azalıp parlaklığını yitirmesi korkutucu olabilir. Fakat bu durum, önümüzdeki yüz yıla anlamlı bir şekilde hazırlanmamız için büyük bir fırsat da sunabilir,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English