Bizi Takip Edin

Amerika

Rubio’nun kaybolan Signal mesajları davalık oldu

Yayınlanma

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio’nun resmi yazışmalarda otomatik silinen Signal mesajlarını kullanması, federal kayıt tutma yasaları çerçevesinde yargıya taşındı. ABD Dışişleri Bakanlığı, Rubio’nun bu özelliği kullanmadığı yönündeki mahkeme beyanını geri çekerken, bakanın telefonuna kurulan özel bir arşivleme yazılımının kayıtları güvenceye aldığını savundu.

ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, çoğu federal yetkili gibi, görevi gereği oluşturduğu resmi kayıtları korumakla yasal olarak yükümlü.

Bu nedenle, Rubio’nun diğer üst düzey ulusal güvenlik yetkilileriyle Yemen’deki savaş planlarına ilişkin otomatik silinen bir Signal sohbet grubuna katıldığının The Atlantic tarafından ifşa edilmesinin ardından, ofisinin geçen yıl mahkemelik olması şaşırtıcı bulunmuyor.

Rubio’nun telefonundaki Signal kayıtlarına erişim talebiyle Bilgi Edinme Özgürlüğü Yasası kapsamında açılan davada, federal bir yargıç bu belgelerin korunduğuna dair güvence talep etti.

Rubio’nun ekibi mahkemeye verdiği beyanda, bakanın resmi telefonuna 21 Temmuz 2025 tarihinde LeapXpert adlı bir yazılım kurulduğunu bildirdi.

Bu yazılımın, gönderici mesajı otomatik silinecek şekilde ayarlasa dahi Signal üzerinden gönderilen veya alınan tüm mesajları otomatik olarak arşivlediği savunuldu.

Yedi hafta sonra, 9 Eylül tarihinde mahkemeye sunulan bir başka beyanda, Dışişleri Bakanlığı Bilgi Erişim Programları Direktörlüğü Kıdemli Danışmanı Susan Weetman, “Bakan Rubio, federal kayıt içerebilecek iletişimleri gönderirken üçüncü taraf mesajlaşma uygulamalarındaki otomatik silme işlevlerini kullanmamaktadır” ifadesini kullandı.

“Otomatik silme özelliği iki ay sonra devreye alındı”

Şimdiki zaman kipiyle yazılan bu yalanlama, görünenden daha sınırlı bir gerçeğe işaret ediyordu.

Konuya vakıf ancak resmi açıklama yapma yetkisi bulunmayan bir kaynak, The Atlantic dergisine yaptığı açıklamada, Rubio’nun bu beyandan yaklaşık iki ay sonra, diğer üst düzey yetkililerle hükümet işlerini görüştüğü bir Signal sohbetinde mesajların belirli bir süre sonra otomatik silinmesi ayarını aktif hale getirdiğini aktardı.

Görüşüne başvurulan bir Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, Rubio’nun kaybolan mesajları sürekli kullanma gibi bir alışkanlığı olduğu iddiasına karşı çıksa da söz konusu somut olaya dair açıklama yapamadı.

Dışişleri Bakanlığı, Signal uygulamasının kurum içinde onaylı bir iletişim aracı olmaya devam ettiğini, LeapXpert yazılımının bazı yetkililerin resmi telefonlarında kurulu olduğunu ve bakanlığın kayıt tutma yasalarına tam uyum konusundaki kararlılığını koruduğunu bildirdi.

Bakanlık düzenlemeleri hakkında isminin açıklanmaması koşuluyla konuşan bir yetkili, “Bu önlemler, kullanıcılar Signal uygulamasının ‘kaybolan mesajlar’ ayarı dahil olmak üzere uygulama ayarlarını değiştirdiğinde bile yasal uyumu desteklemektedir” dedi.

Ancak bakanlık, telefonunda mesajların tamamen silinmesini engelleyen bir yazılım varken Rubio’nun neden kaybolan mesajlar özelliğini etkinleştirmeyi seçtiği sorusuna yanıt vermedi.

Maryland Üniversitesi Profesörü ve Ulusal Arşiv ve Kayıtlar İdaresinin eski dava direktörü Jason R. Baron, bir kopyası arşivlendiği sürece yasanın, resmi bir telefonun içindeki mesajların silinmesini yasaklamadığını ifade etti.

Baron, telefonun kaybolması veya hacklenmesi durumunda bu yöntemin güvenlik avantajları sağlayabileceğini belirterek, “Birden fazla yerde bulunan yinelenen kayıtların ortadan kaldırılması iyi bir uygulama olarak görülebilir” değerlendirmesini yaptı.

Bakanlık personelinin davranış kurallarını belirleyen Dışişleri Hizmetleri El Kitabı ise “e-Mesajlaşma uygulamasında ‘geçici’ veya kendi kendini yok eden/kaybolan mesaj özelliklerinin kullanılması kesinlikle yasaktır” hükmünü içeriyor.

El kitabında, resmi kayıtların bütünlüğünü, erişilebilirliğini ve korunmasını sağlamak amacıyla bu tür seçeneklerin devre dışı bırakılması veya kapalı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Dışişleri Bakanlığı yetkilisi, kurumun LeapXpert kurulu telefonlara sahip yetkililere ek talimatlar verdiğini, çünkü bu teknolojinin mesajlar Signal üzerinde kaybolsa bile arşivlenmesini sağladığını belirtti.

Ancak bu yazılıma erişimi olan yetkili sayısı çok az olduğu için söz konusu istisna el kitabında yer almıyor.

Muhalefet ve izleme örgütleri süreci yakından takip ediyor

Demokrasiyi Koruma Derneği, Rubio ile o dönem kıdemli yardımcısı olan Mike Needham’ın telefonlarındaki 2025 yılının ilk yarısına ait Signal yazışmalarına erişmek amacıyla yasal süreç başlattı.

Dernek, Dışişleri Bakanlığının geçen ay sunduğu belgelerde Rubio veya Needham’ın daha önce bilinmeyen iş odaklı 13 farklı Signal sohbetine katıldığının ortaya çıkması üzerine davada yeni taleplerde bulunma hakkını saklı tuttuğunu açıkladı.

Büyük ölçüde karartılmış olan bu belgeler arasında, Rubio, Savaş Bakanı Pete Hegseth ve Genelkurmay Başkanı Orgeneral Dan Caine arasındaki, mesajların sekiz saat sonra otomatik silinmesi ayarlı üçlü bir sohbet de yer alıyor.

Demokrasiyi Koruma Derneği Kıdemli Denetim Danışmanı Dan McGrath yaptığı açıklamada, “Dışişleri Bakanlığının yargılama sürecinde Bakan Rubio’nun kaybolan mesajları kullanmadığı yönündeki beyanları ışığında, bu son gelişmeleri yakından inceliyor ve sonraki adımları değerlendiriyoruz” dedi.

Geçen yıl Demokrasiyi Koruma Derneği, ABD Kolombiya Bölgesi Bölge Mahkemesinde, Weetman’ın yalan yere yemin cezası kapsamında verdiği beyandaki “kullanmıyor” ifadesinin ne anlama geldiğini sorgulamıştı.

Grubun avukatları mahkemeye sundukları dilekçede, “Bu beyan en iyi ihtimalle Bakan’ın şu anda otomatik silme özelliğini kullanmadığını göstermektedir, ancak Bakan’ın bu olası uygulama değişikliğinden önce oluşturulan kayıtların korunup korunmadığına açıklık getirmemektedir” diye yazdı.

Bu yılın başlarında, hükümet izleme grubu American Oversight ile varılan uzlaşmanın bir parçası olarak, birden fazla devlet kurumu 30 Nisan tarihinde mahkemeye kayıt tutma uygulamalarını açıklayan beyanlar sundu.

Dışişleri Bakanlığının bu yılki beyanında, Rubio’nun kaybolan mesajları kullanmadığı yönündeki geçen yılki iddiasını tekrarlamaması dikkat çekti.

Bakanlık bunun yerine, Rubio’nun cihazındaki bir uygulamanın, “mesajların silme süresi ayarı etkin olsa dahi” verileri topladığını belirtmekle yetindi.

Aynı dosyada, Ulusal İstihbarat Direktörlüğü daha geniş bir güvence vererek üst düzey personelin Signal sohbetlerinin “şu anda otomatik silinmeye ayarlı olmadığını” bildirdi.

Savaş Bakanlığı ise 26 Nisan 2025 itibarıyla Hegseth’in telefonunda “yakın zamanda silinme veya otomatik silinme riski altında olan federal kayıt içeren hiçbir Signal sohbetinin bulunmadığını” açıkladı.

CIA de mahkemeye, 12 Mart itibarıyla Signal üzerindeki tüm mesajların korunduğunu ve “silinme riski altında olan” herhangi bir federal kayıttan haberdar olmadıklarını bildirdi.

Ancak üst düzey yetkililerin Signal kullanmaya devam etmesi Kongre’de endişe yaratıyor. Cumhuriyetçi Nebraska Milletvekili Don Bacon, platformun güvenli olmadığına dair kişisel bir tecrübeye sahip olduğunu belirterek, bir yabancı devletin oltalama girişimi sonrasında “Ruslar benim Signal hesabımı hackledi” açıklamasını yaptı.

Bacon ve Demokrat Pensilvanya Milletvekili Chrissy Houlahan, Pentagon ve Ulusal İstihbarat Direktörlüğüne ortak bir mektup göndererek, yönetim yetkililerinin Signal üzerinden hangi bilgileri aktardığı ve platformun zafiyetleri hakkında brifing talep etti.

Milletvekilleri, gizli olmayan bilgilerin bile devlet dışı bir mesajlaşma uygulamasında ele geçirilmesi halinde, bir araya getirilerek düşmanın karar alma süreçlerini besleyecek “önemli öngörüler” sunabileceğini savundu.

Bacon yaptığı açıklamada, kabine üyelerinin Signal’e bu kadar yoğun şekilde güvenmeyi bırakması gerektiğini vurgulayarak şu ifadeleri kullandı:

“Ruslar ve Çinliler kesinlikle onları izliyor ve yetkililerin her gün buna göre hareket etmesi gerekiyor.”

Amerika

Sam Altman, “AI ebeveynlik” tartışması başlattı

Yayınlanma

OpenAI CEO’su Sam Altman, şirketin ChatGPT Work uygulaması için ebeveynlik işlevlerinin yerini alacak bir ajan olarak bahsedince büyük bir tartışma başladı.

Cuma günü X’te yaptığı paylaşıma yapılan alaycı yorumlar, orijinal gönderiden daha fazla beğeni aldı. 

Altman’a yönelik eleştirilerden birinde, “Gerçek insan ilişkilerinin yerine yapay zeka kullanmak, bunun için olabilecek en kötü kullanım örneği,” yazıyordu.

Öte yandan yapay zeka yöneticileri, “meşgul ebeveynlerin” parasını istiyor ve aile yönetimi için yapay zeka kullanım örneklerinden bazıları diğerlerinden daha fazla ilgi görüyor.

New Yorker dergisi yakın zamanda yayınladığı bir makalede, yapay zekanın “ev işlerinin yarattığı zihinsel yükten” kurtulmayı paraya dönüştürmeye çalıştığı sayısız yolu ele aldı.

Kadınların ve annelerin hedef alınması şu gerekçeye dayandırılıyor: “Kadınlar, erkeklere kıyasla yapay zekayı daha az kullanıyor ve ev işlerinde daha fazla zihinsel çaba sarf ediyor. Yapay zeka tabanlı “aile asistanı”, bu iki uçurumu da kapatmayı vaat ediyor.”

AI destekli aile destek uygulamaları arasında Ollie, Cozi (mottosu: “Aile hayatı. Basitleştirilmiş”) ve Ava (mottosu: “Unutulan daha az doğum günü, daha çok sihir”), Maple (mottosu: “Modern ailelerin işletim sistemi”) yer alıyor.

Bu uygulamalar, e-postalardan ve takvimlerden veri alarak önemli günlük etkinlikler hakkında aile üyelerine kısa mesajlar gönderebilir, doğum günlerini hatırlayabilir, paylaşılabilir listeleri yönetebilir ve kayıt tarihleri ile fatura son ödeme tarihlerini işaretleyebilir.

Ollie’nin kurucusu Bill Lennon, uygulamanın ev işleriyle ilgili idari yükün bir kısmını üstlenerek “ailelere önemli olan şeylere daha fazla zaman kazandırdığını” söylüyor.

Skylight ve Cozyla gibi AI ile geliştirilmiş akıllı takvimler ise, tüm aile üyelerinin işlerini takip edebilmesi için paylaşımlı görseller oluşturur ve aynı zamanda ödül takipçisi ve fotoğraf albümü olarak da kullanılabilir.

Anneleri tüketici olarak ele alan bir risk sermayesi şirketinin kurucusu Allison Stern, kısa süre önce Fortune dergisine yazdığı yazıda annelerin “arayüzlere değil, sonuçlara ihtiyacı olduğunu” belirtti.

“Her şey annede başlıyor” iddiasında bulunan Stern, “ABD’de hane halkı harcamalarının %85’ini anneler gerçekleştiriyor ve yıllık tüketici harcamalarının yaklaşık 2,4 trilyon dolarlık kısmını onlar kontrol ediyor,” dedi.

Çocuk bakımı ve ebeveynlik alanlarında yapay zeka kullanımına ilişkin yakın zamanda yapılan bir pazar analizi, bu sektörün 2035 yılına kadar yaklaşık 42 milyar dolarlık bir değere ulaşacağını öngördü.

Okumaya Devam Et

Amerika

Gençler bütçe yetersizliğinden ilk buluşmaya çıkamıyor

Yayınlanma

New York’ta akşam yemeği, kokteyl ve sinema biletinden oluşan standart bir buluşmanın maliyeti yükselirken, Z Kuşağı yüksek masraflar nedeniyle ilişki kurmakta zorlanıyor. Araştırmalar, 22 ile 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlasının parasızlığı buluşmaların önündeki en büyük engel olarak gördüğünü gösteriyor. Artan kiralar ve sosyal medya baskısı, kentteki gençlerin romantik yaşamını kısıtlıyor.

New York’ta iki kişilik bir akşam yemeği 130 dolar, bir kokteyl 20 dolar, sinema bileti ise 28 dolar seviyesinde seyrediyor. Yetişkinliğe adım atan Z Kuşağı için romantizmin maliyeti, ilişki kurma yolunda ciddi bir engel oluşturuyor.

Brigham Young Üniversitesi ile Aile Araştırmaları Enstitüsünün gerçekleştirdiği ankete dayandırılan The New York Times haberine göre, 22 ila 35 yaş arasındaki bekar gençlerin yarısından fazlası para eksikliğini buluşmaların önündeki temel engel olarak tanımlıyor.

New York kentinde bu durum özellikle keskin bir boyut kazanıyor.

Aylık kira giderlerinin bütçenin büyük kısmını yuttuğu kentte, dışarıda geçirilen sıradan bir akşam bile mali bir sınamaya dönüşüyor.

Complex medya şirketinin sunucusu Jillian Hardeman-Webb ile New York Belediye Başkanı Zoran Mamdani arasındaki diyalog da tablonun derinliğini yansıtıyor.

Sunucu Hardeman-Webb, “New Yorkluların bu koşullarda aşkı bulması nasıl beklenebilir? Karşındaki insanın seni irrite ettiğini daha yeni anlamaya başlamışken tüm paranı harcamış oluyorsun” ifadelerini kullandı.

Belediye Başkanı Mamdani ise bu duruma, “Bu şehirde yaşamak pahalı. Bu şehirde sevmek ise daha da pahalı” sözleriyle karşılık verdi.

Z Kuşağı üyesi New Yorklu kadınlar, düğün masraflarını ödemenin ve gelecekteki çocukların bakımını üstlenmenin “ulaşılmaz göründüğünü” aktarıyor.

Kadınlar, erkeklerin hesabı bölüşmeyi her geçen gün daha sık teklif ettiğini, bunun geçmişte nadir görülen bir durum olduğunu kaydediyor.

BMO Financial Group verilerine atıfta bulunan haberde, Z Kuşağı mensubu Amerikalıların ulaşım ve hazırlık masrafları dahil bir buluşma için harcadığı ortalama tutarın 200 doları aştığı ifade ediliyor.

Kentte ücretsiz müzeler, parklar ve bütçe dostu etkinlikler bulunsa da sosyal medyanın ve “kahve buluşmalarının çıtayı düşürdüğünü” savunan blog yazarlarının yarattığı baskı gençlerin kaygı düzeyini artırıyor.

Brigham Young Üniversitesinden Profesör Brian Willoughby, bugünün kuşağının ebeveynlerine kıyasla çok daha karmaşık bir gerçeklikle karşı karşıya olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Bu sadece bir akşam yemeğinden ibaret değil. Çöpçatanlık uygulaması Hinge için ödenen 30 dolarlık abonelik, kıyafetler ve doğru kişiyi bulmak için yapılan sonsuz kaydırmalar da bunun bir parçası.”

Bununla birlikte, çok sayıda genç New Yorklu fahiş masraflar nedeniyle buluşmalardan tamamen vazgeçiyor.

İçecekler dahil iki kişilik bir akşam yemeği 150 doları geçerken, ulaşım ve hazırlık aşamasıyla birlikte akşamın ortalama harcaması 200 dolara ulaşıyor. Asgari ücretin biraz üzerinde kazanan gençler kendilerini “istenmeyen” hissediyor.

Daha yüksek gelire sahip çiftler dahi dışarıda romantik bir akşam geçirme sıklığının ayda birin altına düştüğünü, evde yemek pişirmenin daha kolay olduğunu kabul ediyor.

Ekonomistler de konuya ilişkin bir kısır döngüye dikkat çekiyor. Gençlerin kirayı bölüşmek ve yılda 25 bin dolardan fazla tasarruf etmek için bir partnere ihtiyaç duyduğu, ancak bir partner bulmak için gereken yatırımı karşılayamadığı vurgulanıyor.

Kent sakinleri “Burada buluşmaya çıkmak berbat bir şey” sözleriyle şikayetlerini dile getirirken, yüksek maliyetler, zayıf istihdam piyasası ve uygulamaların yarattığı bıkkınlık romantizmi Z Kuşağının ertelemek zorunda kaldığı bir lükse dönüştürüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

Trump, Exxon ve Chevron’a çattı

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, yüksek benzin fiyatları nedeniyle Exxon Mobil ve Chevron’a yönelik baskıyı artırdı.

Başkan, Amerikalılar benzin istasyonlarındaki yüksek fiyatlarla boğuşurken, uzun süredir sektörde müttefiki olan bu şirketleri “çok fazla para kazanmakla” suçladı.

Büyük petrol şirketleri, Orta Doğu’daki arz kesintileri nedeniyle yükselen ham petrol fiyatları ve rafinerilerin hızla artan kâr marjlarının desteğiyle rekor düzeyde çeyrek kârları açıkladı.

Bu durum, şirketleri hedef tahtasına oturtmuş durumda; zira Trump yönetimi, ara seçimler öncesinde yüksek benzin fiyatlarını düşürmek için çaba gösterdiğini kanıtlama konusunda artan bir baskı ile karşı karşıya.

Trump, pazartesi günü Oval Ofis’te gazetecilere yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bir kıtlığı bahane ederek çok fazla para kazanıyorlar. Bundan hoşlanmıyorum ve bunu söyleyecek en son kişi ben olmalıyım çünkü ben serbest piyasa ekonomisinin en büyük savunucusuyum; benden daha büyük kimse yok.”

Trump, cuma günü her ikisi de güçlü kazançlar açıkladığı için ABD’nin en büyük iki petrol üreticisini isimleriyle özellikle hedef aldı.

Başkan, “Chevron, çok fazla para. Exxon Mobil, çok fazla, çok fazla para. Bunun bir kısmını halka geri vermeliler ve perakende fiyatını, tüketici fiyatını düşürseler iyi olur,” dedi.

ABD’deki ortalama perakende benzin fiyatı, geçtiğimiz hafta boyunca galon başına 4,10 dolar civarında seyretti.

Bu fiyat, şubat ayında ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırılarını başlatmasından önce 3 doların altındaydı.

Haziran sonunda Trump, ham petrol fiyatları düştüğü halde benzin fiyatlarını yeterince hızlı düşürmedikleri gerekçesiyle büyük petrol şirketleri hakkında soruşturma açılması için Adalet Bakanlığı’na talimat vermişti.

Benzin fiyatları genellikle büyük petrol üreticileri tarafından değil, benzin istasyonlarının sahibi olan ve çoğu zaman tek başına faaliyet gösteren perakendeciler tarafından belirleniyor.

İki şirketin CEO’ları cuma günü yapılan kazanç açıklamalarında, rafineri kapasitesi yetersizliğinin sonbahar boyunca benzin fiyatlarını yüksek tutabileceğini belirtti.

Büyük petrol üreticilerini temsil eden Amerikan Petrol Enstitüsü’nün sözcüsü Andrea Woods, yaptığı açıklamada, yüksek fiyatların “tek bir şirketten değil, küresel arz, talep ve Hürmüz Boğazı ile diğer kritik nakliye rotaları etrafındaki süregelen belirsizlikten kaynaklandığını” belirtti.

Woods, “Sektörümüz, tüketicilere uygun fiyatlı ve güvenilir enerji sunma hedefini paylaşıyor,” dedi.

Trump ayrıca pazartesi sabahı bir sosyal medya paylaşımında, şirketin rekor kıran çeyreğini kendi yönetiminin politikalarına atfetmemesi nedeniyle Chevron CEO’su Mike Wirth’i eleştirdi.

Trump, “Onun bahsetmeyi uygun bir şekilde unuttuğu tek şey, TRUMP Yönetimi’nin dehası, öngörüsü, gücü ve istikrarı olmasaydı, Petrol Sektörü’nün ve ülkemizin kendisinin ÖLMÜŞ olacağıdır!” diye yazdı ve tüm petrol şirketlerinin “tüketicilerin (perakende!) petrol fiyatlarını HEMEN DÜŞÜRMELERİ” gerektiğini ekledi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English