Bizi Takip Edin

Amerika

ABD’de Demokratlar İsrail yardımı konusunda bölündü

Yayınlanma

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar, İsrail’e yönelik askeri yardımların kesilmesini öngören yasa tasarısı değişikliği nedeniyle derin bir görüş ayrılığı yaşıyor. Demokrat Grubu Azınlık Lideri Hakeem Jeffries ise parti içi bölünmeyi çözmek için doğrudan müdahale etmek yerine üyelerinin kapalı kapılar ardında tartışmasına izin vermeyi tercih ediyor.

ABD Temsilciler Meclisi’ndeki Demokratlar, İsrail’e yönelik yardımların kesilmesini öngören bir bütçe tasarısı değişikliği teklifi nedeniyle kendi içlerinde sert bir bölünme yaşıyor.

Demokrat Grubu Azınlık Lideri Hakeem Jeffries ise şu ana kadar partisini bu konuda ortak bir çizgide birleştirmek için bir girişimde bulunmadı.

Milletvekillerinin geçen hafta konuyu karara bağlaması planlanıyordu ancak Cumhuriyetçiler arasında yaşanan ve tasarıyla ilgisi olmayan bir iç kriz, Meclis çalışmalarının erken kesilmesine ve üyelerin Bağımsızlık Günü tatili için memleketlerine dönmesine yol açtı.

Ancak bu süreç yaşanmadan önce, bu yılki parti ön seçimlerini domine eden İsrail başlığı, Demokrat saflarında zorunlu bir hesaplaşmayı beraberinde getirdi.

New York’ta sol kanadın adayları Darializa Avila Chevalier ve Brad Lander ile Colorado’da Melat Kiros, mevcut Kongre üyelerini ve parti yönetimini Amerikan İsrail Halkla İlişkiler Komitesi’nden (AIPAC) mali destek almakla suçlayarak yürüttükleri kampanyalar sonucunda rakiplerini mağlup etmeyi başardı.

Cumhuriyetçi Temsilci Thomas Massie tarafından sunulan ve İsrail’e yönelik yardımları kesmeyi öngören bütçe tasarısı değişikliği önergesi, Demokratlar arasındaki bu iç mücadeleyi Kongre’nin gündemine taşıdı ve Jeffries kendisini bu tartışmanın tam merkezinde buldu.

Demokratlar, siyasi açıdan son derece hassas olan bu oylamaya nasıl yaklaşacaklarını tartışırdı, Jeffries üyelere somut bir yönlendirmede bulunmadı.

Bunun yerine milletvekillerinin aralarındaki fikir ayrılıklarını, düzenlenen iki uzun ve basına kapalı grup toplantısında kendi aralarında müzakere etmesine izin verdi.

İsrail yanlısı çizgideki Demokrat Temsilci Greg Landsman, geçen hafta verdiği mülakatta, “Siyaset, en azından Demokratların ön seçimlerinde, bu konuyu çok iyi bilmeyen insanların bir rehberlik ve yönlendirme arayışında olduğu bir noktaya evrildi” değerlendirmesinde bulundu.

Brooklyn’deki seçim bölgesinde yoğun bir Ortodoks Yahudi nüfusu temsil eden Jeffries, geçmişten bu yana İsrail’e güçlü destek veren bir siyasetçi portresi çizdi. İlk kez 2012 yılında Temsilciler Meclisi için yarıştığında, Senatör Chuck Schumer kendisini desteklediğini açıklar ve birincil seçimlerde aday gösterirken onu “İsrail’in gerçek ve sadık bir dostu” olarak nitelendirmişti.

Ancak İsrail merkezli siyasi dengeler, aradan geçen yaklaşık on beş yılda ve özellikle Başbakan Benjamin Netanyahu’nun Ekim 2023’teki Hamas saldırılarının ardından Gazze’ye yönelik askeri operasyonları başlatmasından bu yana büyük bir değişim geçirdi.

Günümüzde ABD’nin İsrail’e verdiği destek, Demokrat Parti içindeki en büyük fay hatlarından biri haline geldi.

İsrail politikalarına şüpheyle yaklaşan adayların ön seçimleri birbiri ardına kazanması, gelecek yıl Jeffries için büyük bir yönetim krizine dönüşme potansiyeli taşıyor.

Jeffries, taban ve parti içindeki bu yaklaşım değişimini nasıl yönetmeyi planladığına dair son aylarda bazı işaretler verdi ve bu süreci son derece temkinli yürütmeye çalıştı.

Massie’nin sunduğu değişiklik önergesine ilişkin tutumunu netleştirmekten kaçınan Jeffries, konuya dair soruya, “İsrail ve Filistinliler arasında adil ve kalıcı bir barışın tesis edileceği bir noktaya ulaşmak için çok farklı adımların atılması gerekiyor. Hepimizin artık nihai olarak iki devletli çözüme ulaşmaya odaklanması şart” yanıtını verdi.

Jeffries, üyelere oylama tarihi kesinleştiğinde daha spesifik bir grup kararı veya tavsiyesi ileteceğini bildirdi.

Basına kapalı grup toplantısında konuşulanları aktarma yetkisi olmadığı için isminin açıklanmasını istemeyen bir kaynağın belirttiğine göre Jeffries, sol eğilimli ve İsrail yanlısı bir kuruluş olan J Street’in önergeye karşı çıkan açıklamasını da grup üyelerinin dikkatine sundu.

Partinin farklı ideolojik kanatlarından milletvekilleri, geçen hafta yaptıkları açıklamalarda bu tür tartışma zeminlerinin yaratılmasından memnuniyet duyduklarını ifade etti.

Birçok milletvekili, bu yöntemin Jeffries’in gelecekte Meclis çoğunluğunu elde etmesi halinde grubu nasıl yöneteceğine dair bir model sunabileceğini dile getirdi. Ancak bazı Demokratlar, hassas konularda “uzlaşamadığımızı kabul edelim” tavrının her zaman işe yaramayacağı konusunda uyarıda bulundu.

Massie’nin sunduğu İsrail önergesinin kabul edilmesi beklenmiyor çünkü kendi partisi olan Cumhuriyetçiler arasından bile bu önergeye destek verecek isimlerin sayısının oldukça az olduğu belirtiliyor.

Buna rağmen önerge, Demokrat grubu ideolojik hatlar boyunca bölmeyi başardı.

İlerici Demokratlar, İsrail’e yönelik yardımları engellemenin yanı sıra 3,3 milyar dolarlık yabancı askeri yardımı da kesmeyi öngören bu değişikliği genel olarak destekliyor.

Öte yandan, parti yönetimine yakın üyeler ile ılımlı Demokratlar, önergenin kötü kaleme alındığını ve Filistinlilere yönelik insani yardımları da istemeden engelleyebileceğini savunuyor.

Yaşanan bu görüş ayrılıkları, parti yönetimini süresi bir saati aşan iki ayrı grup toplantısı düzenlemeye sevk etti. Katılımcıların “yoğun tartışmalara sahne olduğunu” belirttiği bu toplantıların amacı, liderliğin belirlediği bir kararın etrafında grubu konsolide etmek değil, üyelerin farklı bakış açılarını serbestçe dile getirmesine imkan tanımaktı.

Toplantılar, geçen ay yapılan haftalık liderlik değerlendirmesinde Massie’nin önergesine dair kaygıların dile getirilmesinin ardından planlandı.

Toplantıda bulunan Temsilci Becca Balint, milletvekillerinin konuyu açıkça tartışmak için süre talep ettiğini ve Jeffries’in de bu talebi kabul ettiğini aktardı.

Balint, parti yönetimine iletilen mesajın “Bu konuyu bir an önce konuşmamız gerekiyor” şeklinde olduğunu belirtti. Balint ayrıca, “İster bu hafta ister gelecekte karşımıza çıksın, bu konuda gerçekten güçlü ve kapsamlı bir tartışma yürütmeliyiz. Cumhuriyetçilerin bizi bölmek için kullanacağını bildiğimiz bu başlığı nasıl ele almaya devam edeceğiz?” dedi.

Parti yönetimini eleştiren ilerici kanat temsilcilerinden Illinois Temsilcisi Delia Ramirez, bu toplantıların Kongre’deki iki dönemlik görev süresi boyunca İsrail konusunun grup genelinde tartışılabildiği ilk meşru zemin olduğunu kaydetti.

Ramirez, Jeffries hakkında, “Bir lider olarak onun adına kolay bir süreç olduğunu düşünmüyorum. Ancak gerçek bir diyalog kurmamıza izin vermesini, kimsenin sesini kısmamasını takdir ediyorum. Dinleme konusunda son derece kararlı ve özenli davrandı” ifadelerini kullandı.

Jeffries, azınlık lideri olarak görev yaptığı süre boyunca, Affordable Care Act vergi kredilerinin süresinin uzatılması veya Trump yönetiminin İran’a yönelik adımlarını sınırlandırmayı amaçlayan Savaş Yetkileri Yasası tasarısı gibi konularda grubunu tek bir imza kampanyası etrafında birleştirmeyi başarmıştı.

Bu hamleler genellikle Cumhuriyetçileri bölmeye ve kendi içlerinde zorlu tartışmalar yaşamalarına yol açmıştı.

Jeffries, Meclis Başkanı seçilmesi durumunda genel kurul gündemini tamamen kontrol etme yetkisine sahip olacak ve partiyi bölebilecek hassas oylamaları engelleyebilecek.

Fakat azınlıkta kalsalar bile Cumhuriyetçiler, geçmişte Jeffries’in yaptığı gibi, Demokratları özellikle İsrail gibi hassas konularda kendi iç bölünmeleriyle yüzleşmeye zorlayacak mekanizmaları kullanma yetkisine sahip olmaya devam edecek.

Jeffries, bu yasama döneminde tartışmalı diğer bazı konularda da doğrudan taraf olmaktan kaçındı. Nisan ayında devletin gözetim ve istihbarat yetkilerinin uzatılmasına ilişkin tasarı ele alınırken geri planda kalmayı tercih etti.

Kararı savunma veya eleştirme görevini İstihbarat Komisyonu’nun kıdemli Demokrat üyesi Jim Himes ile Anayasa Komisyonu’nun kıdemli üyesi Jamie Raskin’e bıraktı.

Söz konusu istihbarat yetkisinin 45 gün uzatılması oylamaya sunulduğunda, Demokrat milletvekilleri 94 kabul oyuna karşı 85 ret oyuyla ikiye bölünmüştü.

Ancak Jeffries, grup içinde belirgin bir uzlaşı sağlandığında üyelerini harekete geçirebileceğini de gösterdi.

Donald Trump’ın, müttefiki olan Bill Pulte’yi ulusal istihbarat direktör vekili olarak atamasının ardından Jeffries, Pulte görevden ayrılana kadar yetki süresinin uzatılmasına karşı çıkılması yönünde grubunu neredeyse firesiz bir şekilde bir araya getirdi.

Grup içi dinamikleri değerlendiren ve isminin açıklanmasını istemeyen bir Demokrat milletvekili, “Birlikte hareket etmemiz gereken konuları çok iyi biliyor.

Öte yandan, İsrail gibi konularda ise insanların farklı düşündüğünün farkında. Bu serbestliği tanıması bence çok iyi çünkü eğer bir yönde oy kullanmamız için baskı yapsaydı, inandığı değerleri savunan birçok insan kendisini çok kötü hissedecekti” dedi.

Temsilci Don Beyer ise Jeffries’in halefi olduğu eski Meclis Başkanı Nancy Pelosi’nin de, sert kararlar alan ve sonrasında hiçbir itiraza izin vermeyen disiplinli imajına rağmen, hangi siyasi mücadeleye girip girmeyeceğini çok iyi seçmek zorunda kaldığını hatırlattı.

Beyer, Jeffries’in bu daha yumuşak yönetim tarzını benimsemesinin kendisini şaşırtmadığını ekledi.

Beyer, “Hakeem’in insanların kafasına vurarak siyaset yapacak bir yapısı yok. O bunu ikna yoluyla, ortak faydayı göstererek ve ‘Bu hamle Amerika için en iyisi’ diyerek yapmaya çalışacaktır” dedi.

Amerika

Brezilya’da kahve hasadına yağmur darbesi: Fiyatlar yüzde 35 arttı

Yayınlanma

Brezilya’da etkili olan aşırı yağışlar kahve hasadına ve ürün kalitesine ağır darbe indirdi. Yaşanan kayıplar nedeniyle kaliteli arabica çekirdeğine erişimin zorlaşması, hem üreticileri hem de tüketicileri kaliteli kahve krizi riskiyle karşı karşıya bıraktı.

Brezilya’da etkili olan şiddetli yağışlar kahve hasadında ciddi kayıplara yol açtı.

Bloomberg’in haberine göre yaşanan olumsuz hava koşulları, nitelikli ve kaliteli arabica çekirdeği temin etmeyi zorlaştırarak premium kahve üreticilerini ve tüketicilerini doğrudan etkileyebilir.

Aşırı yağışlar yalnızca hasat sürecini geciktirmekle kalmadı, aynı zamanda ürün kalitesini de düşürerek piyasadaki kaliteli çekirdek arzının daralmasına neden oldu.

Büyüme sürecinde hassas koşullar gerektiren arabica türü kahvede, şiddetli yağmurlar olgunlaşan kahve meyvelerini ağaçlardan söktü.

Ağaçta kalan meyveler ise aşırı suya maruz kaldı veya hastalıklara yakalandı. Bu durumun kahvede küflü ve bayat tatların oluşmasına yol açabileceği belirtiliyor.

Dünya kahve üretiminin yaklaşık yüzde 60 ila 70’ini oluşturan arabica (kahve ağacı veya Arabistan kahvesi), robusta türüne kıyasla daha belirgin asidite, meyvemsi veya çiçeksi notalar içeren çok katmanlı ve karmaşık bir tat profili sunuyor.

Kafein oranı da yüzde 0,8 ila 1,5 ile robustadan daha düşük seviyede kalıyor. Ağırlıklı olarak yüksek rakımlı bölgelerde yetiştirilen bu tür, pazarın premium ve specialty (nitelikli) kahve segmentinin temel hammaddesini oluşturuyor.

Brezilyalı bir tarım kooperatifinin genel müdürü olan Simao de Lima, duruma ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Çekirdeklerin ezici bir çoğunluğunda kalite sorunları ortaya çıkıyor. Bu da içeceği doğrudan etkileyen, daha yüksek fermantasyon derecesine sahip kahvelerin oluşmasına yol açıyor” dedi.

Lima, kahve meyvelerinin yaklaşık yüzde 20’sinin tropikal yağmurlarla ağaçlardan döküldüğünü, bu kaybın ortalama değerlerin yüzde 12 ila 15 üzerinde gerçekleştiğini açıkladı.

Bloomberg’in aktardığına göre, zarar görmeyen hasadın toplanıp uzmanlarca kurutulma aşamasına geçilmesinin ardından ülkeyi ikinci bir yağış dalgası vurdu.

Söz konusu gelişme bazı üreticileri kurutma sürecine sıfırdan başlamak zorunda bırakırken çekirdek kalitesindeki kaybı daha da artırdı.

Meteoroloji hizmeti Vaisala’nın verileri, Brezilya’nın bazı kesimlerinde haziran ve temmuz aylarındaki yağış miktarının mevsim normallerinin yüzde 250 ila 500’üne ulaştığını gösterdi. Belirli bölgelerde ise normalin 8 katı kadar yağış kaydedildi.

Haberde yağışların fiyatlara olan etkisine de dikkat çekildi. Arabica vadeli kontratları haziran ayından bu yana yaklaşık yüzde 35 değer kazandı.

Çekirdek kalitesinde yaşanan bu sorunlar, Intercontinental Exchange Inc. (ICE) bünyesinde ABD ve Avrupa’da bulunan sertifikalı depolardaki kahve stoklarının 21. yüzyılın en düşük seviyesine yaklaşabileceğini gösteriyor.

ICE standartlarına göre profesyonel ayıklayıcılar kahve partilerinin kalitesini ve çekirdek türünü denetliyor. Kurallara göre depolanan kahvenin “normal durumda, yabancı tatlardan arınmış, kavurma için iyi kalitede ve Borsa tarafından belirlenen çekirdek boyutu ile renk kriterlerine uygun” olması gerekiyor.

Normal koşullarda hasadın yüzde 30 ila 35’inin ICE kriterlerini karşıladığını belirten Lima, bu yıl söz konusu oranın yüzde 10 ila 15 seviyesine kadar gerileyebileceğini kaydetti.

CNN Brazil ise temmuz ayında Brezilya’nın Rio Grande do Sul eyaletinde yaşanan aşırı yağışların on belediyeyi sular altında bıraktığını bildirmişti.

Taşan nehirler çok sayıda yerleşim yerini basarken 1000’den fazla kişi evlerini terk etmek zorunda kalmıştı.

250 ila 500 milimetre arasında yağışın düştüğü bölgedeki Center Point yerleşiminde su seviyesi sadece dört saat içinde yaklaşık 9,7 metre yükselmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Nvidia yapay zeka yarışında 6 milyar dolarlık Nemotron modelini geliştiriyor

Yayınlanma

Nvidia, Çinli DeepSeek ve Kimi K3’ün yanı sıra OpenAI ve Anthropic ile rekabet edecek açık ağırlıklı güçlü yapay zeka modeli Nemotron’u geliştirmek amacıyla Poolside girişimiyle anlaşma yapmayı planlıyor. Anlaşma kapsamında şirkete 1 milyar dolar yatırım yapılması ve teknoloji lisanslama ile mühendis istihdamı için 6 milyar dolar ödenmesi öngörülüyor.

ABD merkezli teknoloji şirketi Nvidia, Çin menşeli DeepSeek ve Kimi K3 ile rekabet edebilecek en güçlü açık ağırlıklı (open-weight) yapay zeka modellerinden birini geliştirmek için 6 milyar dolar harcamayı planlıyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) konuya yakın kaynaklara dayandırdığı haberine göre şirket, bu doğrultuda Nemotron modelini geliştirmek üzere yapay zeka girişimi Poolside ile bir anlaşma yapma niyetinde.

Açık ağırlıklı yapay zeka modelleri, eğitilmiş sayısal parametreleri (ağırlıkları) kamuya açık şekilde yayımlanan sinir ağları olarak tanımlanıyor.

Bu yapı sayesinde dileyen kullanıcılar ilgili dosyaları indirip kendi sunucularında veya bilgisayarlarında çalıştırabiliyor, kendi ihtiyaçlarına göre uyarlayabiliyor ve geliştiricilerin bulut API hizmetlerine ihtiyaç duymadan modeli kullanabiliyor.

Nvidia’nın Poolside ile yapmayı planladığı anlaşmanın, OpenAI ve Anthropic başta olmak üzere önde gelen ABD’li yapay zeka şirketleriyle doğrudan rekabet ortamı oluşturabileceği belirtiliyor.

Haberde açık ağırlıklı modellerin işletim maliyetlerinin çok daha düşük olduğu ve kolay uyarlama imkanı sunduğu kaydedildi.

Haberde aktarılan bilgilere göre Nvidia, OpenAI ve Anthropic’i resmi olarak iş ortağı olarak görse de kendi yapay zeka modelini geliştirme kararı, CEO Jensen Huang’ın pazardaki hakimiyetini korurken aynı anda birden fazla alanda başarıya ulaşma hedefini yansıtıyor.

Yazılım geliştiricisi Eiso Kant ve GitHub’ın eski teknolojiden sorumlu yöneticisi (CTO) Jason Warner tarafından 2023 yılında kurulan Poolside girişimi, 20 Ağustos’ta hissedarlarına kapsamlı bir iş yeniden yapılandırmasını duyuran bir mektup gönderdi.

Mektupta Nvidia’nın şirkete 1 milyar dolar doğrudan yatırım yapacağı, ayrıca teknoloji lisanslama ve mühendis istihdamı için 6 milyar dolar ödeyeceği bilgisi yer aldı.

Düzenleme kapsamında 100’den fazla Poolside çalışanının Nvidia bünyesine katılarak Nemotron projesi üzerinde çalışacağı bildirildi.

Öte yandan, Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek’in 7 milyar doların üzerinde yatırım çekerek Çin’in en değerli yapay zeka girişimi haline geldiği bilgisi paylaşıldı.

Daha önce Bloomberg, Nvidia’nın en büyük müşterilerine yapay zeka çipleriyle donatılmış sunucuların maliyetinde artış olacağını bildirdiğini ve bazı durumlarda bu fiyat artışının yüzde 15’i aşacağını yazmıştı.

Business Insider ise temmuz ayında Çinli girişim Moonshot AI tarafından geliştirilen açık kaynaklı yapay zeka modeli Kimi K3’ün Silikon Vadisi’nde büyük yankı uyandırdığını ve küresel yapay zeka yarışını hızlandırdığını bildirmişti.

Arena.ai test sonuçlarına göre Kimi K3’ün özellikle programlama ve kodlama alanında yüksek performans sergilediği, kullanıcı değerlendirmelerine dayalı sıralamada ise Anthropic’in Claude Fable 5 modelinin üzerinde yer aldığı aktarılmıştı.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, Colorado Nehri için yeni plan açıkladı

Yayınlanma

Colorado Nehri’nin su kaynakları konusunda eyaletler arasında yıllardır süren çekişmelerin ardından, federal hükümet cuma günü yeni bir plan açıkladı.

Üç eyaletin su kullanımında kesinti yapılmasını öngören bu plan, yıllarca süren kuraklık ve aşırı kullanımın ardından ortaya çıktı.

Bu durum, milyonlarca insana içme suyu ve elektrik sağlamaya yardımcı olan Colorado Nehri’nin en büyük iki baraj gölü olan Lake Mead ve Lake Powell’ın su seviyelerinin rekor düzeyde düşmesine neden oldu.

Süresi dolan çerçevenin yerini alacak olan 10 yıllık öneri, her iki yılda bir gözden geçirilecek yeni su sınırları belirliyor.

Arizona Devlet Üniversitesi’ndeki Kyl Su Politikası Merkezi’nin direktörü Sarah Porter’a göre, önerilen şartlara göre:

  • Kaliforniya, su kullanımını %10 oranında azaltmak zorunda kalacak.
  • Nevada’da bu oran %16 olacak.
  • Arizona’da ise %27 olacak.

ABD’de yedi eyalet su planında anlaşamayınca federal yönetim devreye girdi

Toprak Islah Bürosu’nun planına göre, Kaliforniya, Nevada ve Arizona, söz konusu dönemde su tüketimini yıllık toplam 1,25 milyon acre-feet (yaklaşık 1,54 milyar metreküp) azaltacak. Koşullara bağlı olarak daha büyük kesintiler de söz konusu olabilir.

Şu anda, nehrin yukarısındaki eyaletler (yani Colorado, Utah, New Mexico ve Wyoming) herhangi bir kesinti yapmak zorunda kalmayacak.

Nehrin aşağısındaki müzakereciler, yedi eyaletin tamamını kapsayan daha uzun vadeli bir anlaşmaya varmayı umduklarını belirttiler.

Ayrıca eyaletler birbirlerine ya da federal hükümete dava açabilir.

New York Times’a göre, tarım sektörü nehrin suyunun büyük bir kısmını kullanıyor ve bunun neredeyse yarısı hayvan yemi olarak kullanılan bitkilerin yetiştirilmesine ayrılıyor.

Su tedarikindeki belirsizlik, gayrimenkul sektöründeki gelişmeleri de tehdit edebilir.

Bu arada, komşu ülke Meksika, ABD-Meksika anlaşması kapsamında su alımını 250.000 acre-feet (yaklaşık 310 milyon metreküp) azaltacak.

İçişleri Bakanlığı’nın su ve bilimden sorumlu müsteşar yardımcısı Andrea Travnicek şöyle konuştu:

“26 yıldır süren bu uzun kuraklık dönemini yaşıyoruz. Gelecekte de uzun süreli bir kuraklıkla karşı karşıya kalmaya devam edeceğiz. Bu nedenle havza içinde bir bütün olarak işbirliği yapmaya devam etmek son derece önemli olacak.”

Nehrin suyunun kullanımına ilişkin mevcut kuralların geçerlilik süresi Ekim ayında sona erecek ve yedi eyalet, suyun uzun vadede paylaşımı konusunda bir uzlaşmaya varamadı.

Geçen kış, Colorado Nehri Havzası’nda kayıtlara geçen en düşük kar kalınlığı görüldü.

Bu durum, çiftçiler, sanayi, yaban hayatı ve hidroelektrik üreticilerinin yanı sıra, onlarca Amerikan Yerlisi kabile ve iki Meksika eyaleti de dahil olmak üzere bu su yoluna bağımlı olan on milyonlarca insan üzerinde daha fazla baskı yarattı.

Arizona’daki müzakereciler, kesintilerin paylaşılması konusunda işbirliği yaptıkları için Kaliforniya ve Nevada’ya teşekkür ettiler.

Arizona Su Kaynakları Dairesi Müdürü Tom Buschatzke, “2027 ve 2028 yılları için, burada şimdi kayıt altına alınan kesintiler halk için önemli bir istikrar sağlayacaktır. Müzakerelere devam edeceğiz ve hepimizin istediği gibi, uzun vadede nasıl hareket edeceğimizi belirleyeceğiz,” dedi.

Kaliforniya’nın Colorado Nehri baş müzakerecisi JB Hamby, planın “olağanüstü risklerin yaşandığı bir dönemde, çok ihtiyaç duyulan kısa vadeli bir kesinlik” sağladığını belirtti; fakat bunu “kalıcı bir çözüm değil, bir köprü” olarak nitelendirdi.

Nevada’daki yetkililer, Arizona ve Kaliforniya ile yaptıkları işbirliğini takdir ettiler ve nehir konusunda yedi eyalet arasında bir uzlaşmanın hâlâ tercih ettikleri yol olduğunu belirttiler.

Güney Nevada’da, çevre koruma grubu Great Basin Water Network’ün kıdemli danışmanı Kyle Roerink, federal belgelerde yer alan vahim hidrolojik durumun bir yansıması olarak, yeni bir havaalanı ve alışveriş merkezleri inşa etme çabalarının ve bazı kamu arazilerinin satışının ilerleme kaydetmediğini söyledi. Roerink, daha fazla kesintinin Las Vegas metropol bölgesindeki gayrimenkul gelişimini yavaşlatabileceğini belirtti.

Roerink, “Amerikan metanetinin ve gücünün sembolü olan Hoover Barajı’nın önemi azalıp parlaklığını yitirmesi korkutucu olabilir. Fakat bu durum, önümüzdeki yüz yıla anlamlı bir şekilde hazırlanmamız için büyük bir fırsat da sunabilir,” dedi.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English