Bizi Takip Edin

Amerika

Anthropic ve OpenAI eyalet düzeyinde kural yarışına girdi

Yayınlanma

Yapay zeka sektörü temsilcilerinden Anthropic, eyaletlerin her seferinde daha sıkı güvenlik kuralları getirmesini hedefleyen bir lobicilik stratejisi yürütüyor. Rakibi OpenAI ise federal düzeyde ortak bir zemin oluşturmak amacıyla eyaletlerde kuralların tek tipleştirilmesini savunuyor.

Yapay zeka sektörünün önde gelen şirketlerinden Anthropic, eyaletlerin tek bir kurallar dizisi etrafında birleşmesi yerine, giderek daha sıkı güvenlik sınırları getirmesini teşvik eden bir rekabet stratejisi yürütüyor.

Bu yaklaşım, eyaletleri çığır açan bu teknolojinin düzenlenmesinde ortak bir zemine yönlendirmeye çalışan en büyük rakibi OpenAI’ın tercih ettiği stratejiyle tam bir tezat oluşturuyor.

Anthropic’in ABD eyalet ve yerel yönetim ilişkileri başkanı Cesar Fernandez, salı günü Politico’ya verdiği mülakatta, “Sektörde eyalet politikalarını federal mevzuat için bir tavan oluşturma aracı olarak görenler olsa da Anthropic her eyalette aynı tasarıyı desteklemekle yetinmiyor. Biz, en gelişmiş yapay zeka sistemleri için güvenlik çıtasını anlamlı şekilde yükseltecek yasalar arıyoruz” dedi.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI’ın baş lobicisi Chris Lehane, kilitlenmiş bir Kongre’yi devre dışı bırakıp eyalet yasa tasarılarını birbirine kopyalayarak ulusal bir yapay zeka çerçevesi oluşturma girişimlerini tarif etmek için “tersine federalizm” (reverse federalism) terimini kullanmıştı.

OpenAI’a yönelik bu dolaylı eleştiri, yöneticileri 2020 yılında şirketin güvenliğe yeterince öncelik vermediği endişesiyle OpenAI’dan ayrılan Anthropic’in kurumsal kimliğiyle örtüşüyor.

Anthropic, hem federal hem de eyalet düzeyinde sürekli daha güçlü yapay zeka güvenliği kuralları için bastırıyor.

Bu çaba, özellikle Trump yönetimine yakın bazı çevreler ve risk sermayedarları tarafından, düzenleyicileri engelleme ve rakipleri dışarıda bırakma girişimi olarak nitelendiriliyor.

OpenAI sözcüsü Liz Bourgeois yaptığı açıklamada şirketin yaklaşımını savunarak, “Etkili eyalet güvenlik önlemlerinin ulusal standartları şekillendirdiği tersine federalizm, düzenleyicilerin yasaları uygulamasına yardımcı olur, kamuoyuna daha net korumalar sağlar ve geliştiricilerin kaynaklarını çelişkili gereksinimler yerine güvenliğe odaklamasına olanak tanır” dedi.

Eyalet parlamentolarında OpenAI ile Anthropic arasındaki bu yaklaşım ayrılığı, yapay zeka düzenlemeleri açısından kritik bir dönemde yaşanıyor.

Kongre’nin harekete geçme konusundaki isteksizliği ve Beyaz Saray’ın hafif dokunuşlu adımlar ile sert müdahaleler arasında gidip gelmesi nedeniyle, yapay zeka sektörü düzenleme netliği için giderek daha fazla eyaletlere yöneliyor.

Eyalet vekillerinin nihayetinde tek bir yapay zeka güvenlik çerçevesi etrafında mı birleşeceği yoksa zaman içinde birbirini geride bırakmaya mı çalışacağı, ABD’deki yapay zeka kurallarının nihai biçimi üzerinde büyük bir etki yaratacak.

Lehane gibi kendisinin de federal bir çerçeve istediğini belirten Fernandez, gelişmiş yapay zeka modellerinin oluşturduğu risklere karşı hükümetin vereceği yanıtın “Washington’ın harekete geçmesini bekleyemeyeceğini” ifade etti.

Anthropic lobicisi, şirketinin eyalet politikaları tartışmalarına erken dönemde dahil olduğunu vurgulayarak da farkını ortaya koydu.

Anthropic, gelişmiş yapay zeka modellerini düzenlemeye yönelik ülkedeki ilk yasa olan California’nın 2025 yılındaki yasasını destekleyen tek lider yapay zeka laboratuvarı olmuştu.

OpenAI ise California’daki teklif yasalaşmadan önce bir pozisyon almamıştı. Ancak şirket daha sonra, firmaların güvenlik planlarına daha fazla şeffaflık getirmeyi amaçlayan bu yasayı, diğer eyaletlerin de kopyalaması gereken bir örnek olarak göstermeye başladı.

Diğer yandan Anthropic, California yasasını yapay zeka güvenliği çabalarını artırmak için bir sıçrama tahtası olarak gördü.

Fernandez, giderek daha güçlü hale gelen yapay zeka modellerinin hızlı gelişiminin, şirketinin New York, Illinois ve şimdi de Massachusetts’teki daha iddialı tasarıları desteklemesinin ve yasama sürecine daha erken dahil olmasının arkasındaki ana faktör olduğunu belirtti.

Fernandez, “Bu tasarıların her biri bir öncekinden daha güçlüydü ve tüm tasarılar gerçek güvenlik yükümlülüklerini ileriye taşıdı. Şeffaflık ve kendi kendini raporlamanın artık yeterli olduğuna inanmıyoruz” dedi.

Fernandez, Anthropic’in güçlü Claude Mythos modeline işaret etti. Şirket, yaptığı testlerde bu modelin tüm büyük bilgisayar işletim sistemlerindeki güvenlik açıklarından yararlanma yeteneğine sahip olduğunu tespit etmişti.

Mythos’un (ve Fable olarak bilinen halka açık versiyonunun) yarattığı siber güvenlik endişeleri, Trump yönetiminde paniğe yol açmış ve hükümet ile Anthropic bu güvenlik açıklarını giderene kadar teknolojiye ihracat kontrolleri getirilmişti.

Geçen yılın sonlarında OpenAI lobicileri, New York Valisi Kathy Hochul’a baskı yaparak eyaletin yapay zeka güvenliği tasarısını California’nın kurallarına daha fazla benzeyecek şekilde değiştirmesini sağladı.

Ancak bazı güvenlik savunucularını şaşırtacak şekilde OpenAI, Illinois’de New York ve California’dakilerden daha katı olduğu düşünülen bir tasarıyı desteklemek için Anthropic’e katıldı.

Vali JB Pritzker tarafından bu ay imzalanarak yasalaşan bu teklif, lider yapay zeka şirketlerinin güvenlik planlarını her yıl bağımsız üçüncü taraf denetimlerine tabi tutmasını zorunlu kılıyor ve bu yönüyle türünün ilk örneği olma özelliği taşıyor.

Anthropic çıtayı daha da yukarı taşıyor. Haziran ayı sonlarında şirket, Massachusetts’te ekonomik kalkınma tahvil tasarısı kapsamında hazırlanan ve ülkenin en güçlü eyalet yapay zeka güvenliği teklifi olarak nitelendirdiği düzenlemeleri desteklediğini açıkladı.

Anthropic’in desteklediği metin, lider yapay zeka şirketlerinin, teknolojinin biyolojik silahların geliştirilmesine yardımcı olması gibi katastrofik risk potansiyellerini değerlendirmek üzere bağımsız değerlendiriciler tutmasını zorunlu kılan bir hüküm ve eyaletin başsavcısına bu zorunluluğu uygulama yetkisi veren bir madde içeriyordu.

OpenAI sözcüsü Bourgeois, şirketin Massachusetts teklifini hala incelemekte olduğunu belirtti ancak OpenAI’ın eyalet parlamentosunun yapay zeka güvenlik önlemlerine odaklanmasını desteklediğini sözlerine ekledi.

Yapay zeka devleri seçim kampanyalarında da karşı karşıya geldi. Her iki şirket de ülke genelindeki siyasi kampanyalara şimdiye kadar on milyonlarca dolar aktaran rakip süper PAC (Siyasi Eylem Komitesi) ağlarıyla ilişkilendiriliyor.

Haziran ayında Anthropic, doğrudan California’daki siyasilere de bağış yapmaya başladı.

Fernandez, “Yapay zeka güvenliği düzenlemesine bakış açıları, güçlü yapay zekaya sahip bir dünyaya geçişin bu ülkedeki ve tüm dünyadaki insanlar için iyi sonuçlanmasını sağlama misyonumuzla uyumlu olan adayları seçimlerde ve yeniden seçimlerde destekliyoruz. İdeolojik uyumun olduğu adayları fazlasıyla destekliyoruz” dedi.

Fernandez, California ve diğer yerlerdeki siyasi adaylara kişisel olarak katkıda bulunan çalışanlarla şirket arasında bir koordinasyon olmadığını ifade etti.

Fernandez, “Çalışanlarımızı bağış yapmaya yönlendirmiyoruz ancak onlar yapay zekanın geleceği ve hükümetler tarafından uygun güvenlik politikaları uygulanmadığı takdirde bu sürecin nereye varacağı konusunda endişe duydukları için Anthropic’te çalışıyorlar. Bunun onları siyasi sürece katılmaya yönelttiğini tahmin ediyorum” diye konuştu.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English