Dünya Basını
Max Blumenthal: ABD dış politikası İsrail etkisinde şekilleniyor
Gazeteci Max Blumenthal, Judge Andrew Napolitano’nun sunduğu “Judging Freedom” programında ABD’nin Küba ve İran politikalarını değerlendirdi. Blumenthal, Washington yönetiminin İsrail yanlısı stratejilerle bölgedeki gerilimi artırdığını ve askeri unsurların birer “piyon” olarak kullanıldığını vurguladı.
Gazeteci Max Blumenthal, programda Küba açıklarında meydana gelen ve bir sürat teknesinin karıştığı olayı, 1970’li yıllarda Miami merkezli sürgündeki Kübalılar tarafından gerçekleştirilen benzer saldırılarla kıyaslayarak değerlendirdi.
Olayın Küba’nın egemenliğine yönelik bir tehdit olduğunu belirten Blumenthal, ABD kıyılarından bu denli yoğun denetim altındaki bir bölgeye geçişin, ilgili kurumların bilgisi dışında gerçekleşmesinin zor olduğuna dikkat çekti.
Blumenthal, “Bu olay, Küba’nın egemenliğine yönelik bir saldırıydı. Dışişleri Bakanı Marco Rubio, bugün düzenlenen basın toplantısında yaşananlara dair tutarlı bir açıklama yapamadı” ifadelerini kullandı.
Blumenthal, ABD yönetiminin bu tür operasyonlara yönelik sessizliğini eleştirerek, “Washington’un Küba’yı istikrarsızlaştırma çabası, ada nüfusunun Donald Trump döneminde uygulanan ambargo nedeniyle yaşadığı insani krizle birleşince durum daha da ağırlaşıyor” değerlendirmesinde bulundu.
“İsrail’in bölgesel çıkarları İran politikasını domine ediyor”
Ortadoğu’daki gelişmelere de değinen Blumenthal, Mike Huckabee’nin İsrail’in bölgedeki toprak iddialarına yönelik açıklamalarının Arap devletleri üzerinde yarattığı rahatsızlığı vurguladı.
ABD’nin İran ile yürüttüğü müzakerelerin, “İsrail yanlısı bir grup” tarafından sabote edildiğini belirten Blumenthal, bölgedeki stratejilerin İran’ın nükleer programından ziyade, ülkenin caydırıcılık kapasitesini yok etmeye odaklandığını öne sürdü.
Blumenthal, “İsrail yanlısı grup, nükleer programdan ziyade İran’ın müttefikleri ve balistik füzelerine odaklanılmasını istiyor. Çünkü İran bu kapasitesini yitirdiğinde, bir ulus olarak parçalanması ve zayıflatılması daha kolay hale gelecek” şeklinde konuştu.
ABD yönetimindeki “anlaşma istemeyen grup” olarak tanımladığı Marco Rubio ve Lindsey Graham gibi figürlerin, diplomatik süreçleri kendi amaçları doğrultusunda yönlendirdiğini iddia eden Blumenthal, “İsrail, ABD askeri varlığını kendi stratejik derinliğini artırmak için kullanıyor” dedi.
“İran, ABD ile diplomatik bir çözüm arayışında”
Blumenthal, Financial Times kaynaklı haberlere atıfta bulunarak İran’ın çatışmadan kaçınmak adına ABD şirketlerine enerji alanında geniş haklar teklif ettiğini aktardı.
Blumenthal, “İran, ABD ile işbirliğine istekli. Bu, ABD ve Trump’ın çevresindeki çıkarlar için kazançlı olabilir ancak İsrail buna izin vermeyecek” ifadesini kullandı.
Mevcut görüşmelerdeki “anlaşma bozucuların”, İran’ın kendi caydırıcı kapasitesini teslim etmesini şart koştuğunu belirten Blumenthal, hiçbir egemen devletin bu denli ağır koşulları kabul etmeyeceğini vurguladı.
Blumenthal, ABD yönetiminin İsrail üzerinden İran’ı provoke ederek, Amerikan askerlerinin hayatını kaybetmesiyle bir savaş gerekçesi yaratmaya çalıştığını ifade etti.
Bu senaryonun son derece tehlikeli olduğunu belirten Blumenthal, “Beyaz Saray’ın İsrail’in İran’a karşı ilk hamleyi yapmasını beklediği ve bunun sonucunda İran’ın Amerikan askerlerine saldırmasını bir savaş gerekçesi olarak kullanmak istediği öne sürülüyor” dedi.
Programda, ABD askerlerinin bölgedeki varlığının İsrail’in stratejik güvenliğini sağlamaktan öteye gitmediğini savunan Blumenthal, “İsrail, ABD askeri unsurlarını tehlikeye atıyor. Amerikan vergi mükellefleri, İsrail’in stratejik derinliği için ödeme yapıyor” ifadelerini kullandı.
Blumenthal, Amerikan halkının artık 2003 yılındaki gibi “kandırılamayacağını” belirterek, kamuoyunun büyük oranda bu tür bir çatışmaya karşı olduğunu sözlerine ekledi.
“2003 yılındaki savaş hazırlıklarının bir benzeri yaşanıyor”
Blumenthal, 2003 Irak Savaşı öncesi istihbarat raporlarının manipüle edilmesine benzer bir sürecin tekrarlandığını vurgulayarak, “Söz konusu durum, 2003 yılındaki savaş hazırlıklarına benziyor ancak sonuçları çok daha yıkıcı olabilir” değerlendirmesinde bulundu.
İstihbarat kurumlarının, İsrail’den gelen bilgileri doğrulamadan üst makamlara taşıdığını savunan Blumenthal, bu dinamiklerin bölgesel ölçekte bir çatışmayı tetikleyebileceği uyarısında bulundu.
Blumenthal, “İran nükleer silah elde etse bile İsrail ile müzakere masasına oturmak zorunda kalacak. Bu müzakere, Filistin devletinin tanınması ve işgalin sona ermesi anlamına gelebilir; ki İsrail’in savunma ve teknoloji elitleri için bu kabul edilemez bir durum” diyerek sözlerini tamamladı.