Bizi Takip Edin

Amerika

Meksika’da kartel liderinin ölümünün ardından dokuz eyalette silahlı çatışmalar başladı

Yayınlanma

Meksika özel kuvvetlerinin Jalisco eyaletinde düzenlediği askeri harekâtta, ülkenin en büyük uyuşturucu kartellerinden Jalisco Yeni Nesil Kartelinin (CJNG) lideri Nemesio Oseguera Cervantes öldürüldü. Operasyonun ardından kartel militanlarının dokuz farklı eyalette başlattığı şiddet olayları nedeniyle yetkililer kırmızı kod ilan etti.

Meksika Savunma Bakanlığının X platformu üzerinden yaptığı açıklamaya göre, “El Mencho” lakabıyla bilinen Nemesio Oseguera Cervantes’i yakalamak amacıyla 22 Şubat tarihinde Jalisco eyaletinin Tapalpa kentinde askeri harekât icra edildi.

Hava Kuvvetleri unsurları ve Ulusal Muhafızların özel birliklerinin katıldığı operasyon sırasında Meksika özel kuvvetleri, CJNG karteline mensup militanların silahlı saldırısına uğradı.

Çıkan çatışmada dördü olay yerinde olmak üzere toplam yedi kişi hayatını kaybetti.

Ağır yaralanan üç kişinin hava yoluyla başkent Meksiko’ya nakliyesi sırasında hayatını kaybettiği ve bu kişiler arasında kartel lideri Cervantes’in de bulunduğu bildirildi.

Operasyon kapsamında kartel üyesi iki militan sağ olarak ele geçirildi. Askeri birliklerin bölgede yürüttüğü arama faaliyetlerinde, hava araçlarını düşürme ve zırhlı muharebe araçlarını imha etme kapasitesine sahip roketatarların da aralarında bulunduğu çok sayıda ağır silaha el konuldu.

Çatışma sırasında üç askeri personelin yaralandığı ve acil tıbbi müdahale için Meksiko’daki sağlık kurumlarına sevk edildiği kaydedildi.

Jalisco Eyalet Valisi Pablo Lemus, federal güçlerin katılımıyla gerçekleştirilen söz konusu özel askeri harekâtı doğruladı.

Vali Lemus’un açıklamalarının ardından yerel makamlar, bölgedeki güvenlik durumunu değerlendirmek üzere acil operasyonel güvenlik karargâhını toplama kararı aldı.

Kartel militanları dokuz eyalette eş zamanlı eylemler başlattı

Cervantes’in öldürüldüğünün teyit edilmesinin ardından, CJNG üyeleri ülke genelinde silahlı eylemler başlattı.

Meksika medyasında yer alan haberlere göre, şiddet olayları halihazırda dokuz eyalete yayılmış durumda. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler arasında Jalisco, Michoacán, Colima, Guerrero, Aguascalientes, Guanajuato, Nayarit, Zacatecas ve Tamaulipas eyaletleri yer alıyor.

Kartel militanlarının sivil araçları, kamu ulaşım araçlarını ve ticari işletmeleri ateşe verdiği, ayrıca ana otoyolları kapatarak barikatlar kurduğu bildirildi.

Jalisco eyaleti sakinlerinden Guadalupe Aguilar, kartel liderinin ölümünün ardından örgüt üyelerinin intikam amacıyla harekete geçtiğini belirtti.

Aguilar, “İnsanların yeterli bilgisi yok, sosyal medyayı izliyoruz ve bunun nasıl sonuçlanacağını bekliyoruz” diye konuştu. Yetkililerin halka sokaklara çıkmama uyarısında bulunduğunu belirten Aguilar, bölgede “kırmızı kod” ilan edildiğini kaydetti.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin büyük bölümünde durumun normal olduğunu vurguladı.

Devlet Başkanı Sheinbaum, tüm eyalet yönetimlerinin merkezi hükümetle koordinasyon içinde çalıştığını aktardı.

ABD istihbaratı harekâtın planlama aşamasına veri desteği sağladı

Cervantes’in öldürüldüğü operasyon, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki istihbarat paylaşımı mekanizmaları çerçevesinde gerçekleştirildi.

ABD’nin Meksika Büyükelçiliği, harekâtın icrasına ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonun tamamen Meksika özel kuvvetleri tarafından planlanıp yürütüldüğünü, ABD unsurlarının sahada doğrudan yer almadığını bildirdi. Büyükelçilik yetkilileri, ABD makamlarının Meksika hükümetine hedefin konumuna dair ek istihbarat verileri sağladığını kaydetti.

Reuters’ın ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) kaynaklarına dayandırdığı habere göre, uyuşturucu kartelleri hakkında istihbarat toplamak üzere oluşturulan ve ABD ordusu liderliğinde faaliyet gösteren yeni bir görev gücü, operasyonun organizasyonuna doğrudan katkı sundu.

Kurumlararası Ortak Karşı Kartel Görev Gücü (Joint Interagency Task Force-Counter Cartel) adını taşıyan ve birden fazla Amerikan federal kurumunu bünyesinde barındıran bu yapı, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki kartel ağlarını tespit etmek amacıyla Ocak 2026’da kuruldu.

Kaynaklar, ABD’nin Cervantes hakkında kapsamlı bir dosya hazırlayarak Meksika makamlarına teslim ettiğini ve CJNG liderinin Washington yönetiminin Meksika’daki birincil hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin uyuşturucu baronunun etkisiz hale getirilmesi nedeniyle Meksika güvenlik güçlerine takdirlerini sunduğunu ifade etti.

Leavitt, “El Mencho, anavatanımıza fentanil sokan başlıca kaçakçılardan biri olarak hem Meksika hem de Amerikan hükümetleri için ana hedeflerden biriydi” diye konuştu. Sözcü, ABD’nin operasyonun gerçekleştirilmesinde istihbarat sağlayarak Meksika’ya yardımcı olduğunun altını çizdi.

Washington yönetimi askeri operasyonun sonucunu memnuniyetle karşıladı

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, Cervantes’in öldürülmesini Meksika, ABD, Latin Amerika ve tüm dünya için “büyük bir olay” olarak nitelendirdi.

Landau, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Meksika güvenlik güçlerinin, en kanlı ve acımasız uyuşturucu baronlarından biri olan El Mencho’yu etkisiz hale getirdiği bilgisini az önce aldım. İyi adamlar kötü adamlardan daha güçlüdür. İyilerin sayısı kötülerden daha fazladır. Büyük Meksika ulusunun kolluk kuvvetlerini tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Landau ayrıca, operasyonun ardından Meksika’da patlak veren şiddet olaylarından duyduğu derin üzüntü ve endişeyi dile getirdi.

ABD’li diplomat, “Kötü adamların terörle karşılık vermesi şaşırtıcı değil. Ancak soğukkanlılığımızı asla kaybetmemeliyiz. Dayan Meksika!” mesajını paylaştı.

Reuters’a konuşan diğer bir ABD Savaş Bakanlığı yetkilisi ise yeni görev gücünün Washington’un uyuşturucu ticaretiyle mücadele stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Yetkili, bu strateji kapsamında Amerikan ordusunun Meksika sınırındaki durumu artan bir şekilde kontrol etmeyi amaçladığını kaydetti.

Kırk ülkede faaliyet gösteren CJNG uyuşturucu ağını yönetiyordu

Nemesio Oseguera Cervantes, 1966 yılında Meksika’nın Michoacán eyaletinde doğdu. Gençlik yıllarının bir bölümünü ABD’de geçiren Cervantes, burada uyuşturucu suçlarından hüküm giymesinin ardından 1990’lı yıllarda Meksika’ya sınır dışı edildi.

İlerleyen süreçte, daha sonra Jalisco Yeni Nesil Karteline (CJNG) dönüşecek olan suç örgütlerinin yapılanmasına katıldı.

Cervantes, son on yıl içinde Meksika’nın en etkili ve şiddet yanlısı suç örgütlerinden biri haline gelen ve ABD ile diğer ülkelere yönelik metamfetamin, kokain ve fentanil tedarik hatlarını kontrol eden CJNG’nin kurucusu ve kalıcı lideri olarak kabul ediliyordu.

Nemesio Oseguera Cervantes

Milenio gazetesinin haberine göre, Joaquín Guzmán Loera’nın (El Chapo) yakalanmasının ardından Cervantes, Meksika’nın en güçlü uyuşturucu baronu konumuna yükseldi.

Cervantes’in yönetimi altında CJNG, fentanil ve metamfetamin trafiğinde dünyanın en büyük suç örgütlerinden biri haline gelerek faaliyet alanını 40 farklı ülkeye genişletti.

The New York Times, örgütün ABD’ye sentetik uyuşturucu maddeleri kaçakçılığı yaparak Meksika’daki egemen uyuşturucu ticaret ağlarından birine dönüştüğünü aktardı.

CJNG, güvenlik güçleri ve rakip kartellerle girdiği yoğun silahlı çatışmaların yanı sıra, devlet yetkililerine yönelik doğrudan saldırılarıyla da tanınıyor.

Milenio’nun verilerine göre kartel; eski bir valinin, çok sayıda belediye başkanının ve kamuoyunca tanınan sivil figürlerin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor.

Örgütün finansal faaliyetleri arasında uyuşturucu ticaretinin yanı sıra şantaj, gazeteciler de dahil olmak üzere insan kaçırma ve petrol hırsızlığı gibi yasa dışı eylemler bulunuyor.

ABD makamları Cervantes’i geniş çaplı uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve sistematik şiddet uygulamakla suçluyordu. En çok arananlar listelerinde ilk sıralarda yer alan CJNG liderinin yakalanmasını sağlayacak bilgi için ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 15 milyon dolar ödül konulmuştu.

Milenio gazetesi yayınladığı analizde, Cervantes’in Meksika ve ABD hükümetleri açısından uyuşturucu ticaretinde daha militarize, daha acımasız ve daha az gizli yeni bir aşamayı temsil ettiğini vurguladı.

Örgütün lider kadrosunun kaybına yönelik önceden tasarlanmış planı devrede

Uluslararası İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations) araştırmacılarından Will Freeman, The Wall Street Journal’a (WSJ) verdiği demeçte, lideri etkisiz hale getirilen CJNG kartelinin “kırmızı çizgilerin” ihlal edilmesi durumunda devreye sokulacak bir eylem planına sahip olduğunu kaydetti.

Freeman, uyuşturucu baronunun öldürülmesinin kartel açısından kesin bir kırmızı çizgi teşkil ettiğini belirterek, “Devlet bu sınırları aştığında önceden tasarlanmış bir yanıt veriyorlar. Bu durum, ortada hazırlanmış bir plan olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

The Wall Street Journal’ın haberinde, Meksika’daki diğer uyuşturucu ağları gibi El Mencho’nun organizasyonunun da Jalisco ve diğer eyaletlerdeki yoksul bölgelerde fiili bir yerel yönetim gibi hareket ettiği belirtildi.

Merkezi hükümetin kontrolünün zayıf olduğu bu bölgelerde kartelin gıda ve tıbbi malzeme dağıtımı yaparak sivil halk üzerinde nüfuz kurduğu aktarıldı.

The New York Times’ın değerlendirmesinde ise Cervantes’in ölümünün suç örgütüne vurulmuş ağır bir darbe olduğu ve örgüt içindeki farklı hiziplerin kontrolü ele geçirmek için mücadele etmesiyle birlikte potansiyel bir iç güç savaşına yol açabileceği ifade edildi.

CJNG uzmanı Carlos Olivo, uluslararası medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, liderin öldürülmesinin ardından örgüt içindeki fraksiyonlar arasında yaşanacak çatışmaların ve ülke genelindeki şiddet dalgasının yıllarca sürebileceği yönündeki öngörüsünü paylaştı.

Bölgedeki güvenlik kaynakları, askeri birliklerin stratejik noktalarda devriye faaliyetlerini artırdığını ve sivil altyapının korunması için ek güvenlik tedbirlerinin yürürlüğe konduğunu bildirdi.

Amerika

Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

Yayınlanma

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.

ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.

Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.

Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.

Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.

Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.

Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.

Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.

ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.

Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.

The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.

Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.

Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.

Okumaya Devam Et

Amerika

Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

Yayınlanma

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.

ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.

ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.

Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.

Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.

Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.

Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.

Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.

Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.

Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.

Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.

Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.

Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.

Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.

Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.

Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.

Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.

Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.

Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.

Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

Yayınlanma

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.

Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.

Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.

NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.

Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.

Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.

Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.

NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”

Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.

Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.

ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.

ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.

Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.

Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English