Amerika
Kolombiya’da ELN, hükümet güçlerine yönelik İHA saldırılarını artırdı

Kolombiya’da silahlı örgütlerin hükümet güçlerine yönelik saldırılarında insansız hava araçlarını aktif şekilde kullanmaya başlaması, ordu için ciddi güvenlik sorunu haline geldi. Hükümet, artan zayiatın ardından hava savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla 1,68 milyar dolarlık yeni bir strateji geliştirdi.
Kolombiya’daki Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN), hükümet güçlerine yönelik saldırılarında insansız hava araçlarını (İHA) yoğun şekilde kullanmaya başladı.
Bu durum Kolombiya ordusu için ciddi bir tehdit teşkil ediyor. The New York Times’ın ülkenin güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberine göre, ordu birlikleri Venezuela sınırındaki devlet petrol rafinerisini koruma faaliyeti sırasında iki haftayı aşkın bir sürede yaklaşık 50 İHA düşürdü.
Ancak askerlerin, normalde tarım ilacı püskürtmek için kullanılan büyük bir cihazı zamanında tespit edemediği; dört el bombası taşıyan bu aracın infilak etmesi sonucu bir askerin hayatını kaybettiği bildirildi.
Saldırıların şiddeti kaygı verici düzeyde artıyor
Gazeteye konuşan kaynaklara göre, silahlı grupların İHA kullanımı “kaygı verici bir hızla” artış gösteriyor. Haberde, özellikle sınır bölgesi Catumbo’da aktif olan ELN dahil olmak üzere devletle on yıllardır çatışan iki büyük grubun bu yöntemi benimsediği kaydedildi.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, geçen yılın sonunda yaptığı açıklamada, uyuşturucu kaçakçılarının “hava sahasında avantaj sahibi olduğunu” kabul etmişti.
The New York Times, son aylarda İHA saldırıları nedeniyle 58 asker ve polisin hayatını kaybettiğini, 300 kişinin ise yaralandığını aktardı.
Gruplar teknolojik engelleri fiber optik sistemlerle aşıyor
Silahlı grupların İHA tedarik etmesi oldukça kolay bir süreç olarak değerlendiriliyor. Bu cihazlar Kolombiya içinden, internet üzerinden veya denetimin zayıf olduğu ormanlık Venezuela sınırından kaçak yollarla ülkeye sokuluyor.
İki güvenlik yetkilisi, bazı grupların fiber optik bağlantılı İHA’lara erişimi olduğunu belirtti. İnce bir kablo aracılığıyla kontrol edilen bu cihazlar, sinyal karıştırıcıların çoğuna karşı bağışıklık kazanıyor.
Latin Amerika Barış ve Güvenlik Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, Çin menşeli, 30 kilometreden fazla kablo makarasına sahip bu tür cihazların Kolombiya’nın herhangi bir büyük şehrine 600 dolardan daha az bir maliyetle ulaştırılabileceğine dikkat çekildi.
Hükümet 1,68 milyar dolarlık hava savunma projesi başlattı
Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Sanchez, 2025 yılında saldırıların çoğunun önlendiğini ancak bir kısmının güvenlik güçlerine ve sivil halka zarar verdiğini açıkladı.
Ocak ayı ortasında hükümet, “en iddialı hava savunma stratejisi” olarak nitelendirdiği, silahlı grupların İHA’larına karşı koruma geliştirmeyi amaçlayan 1,68 milyar dolarlık projenin başlatıldığını duyurdu.
Sanchez, radar ve sinyal karıştırıcı dahil olmak üzere ekipman alımı görüşmeleri için Washington’a bir ziyaret gerçekleştirdi; ancak kaynaklar, bu sistemlerin yakın zamanda sahaya sürülmesinin pek mümkün olmadığını ifade ediyor.
İsrail ile askeri işbirliğinin kesilmesi alternatif arayışını tetikledi
Petro yönetiminin, Gazze’deki savaşa tepki olarak İsrail’den askeri teçhizat alımını durdurması durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Daha önce Kolombiya’nın ana silahlı İHA tedarikçisi olan İsrail ile bağların kopması nedeniyle Kolombiya makamları şimdi farklı alternatifler arıyor. Silahlı grupların Kolombiya’daki faaliyetlerinin kökeni 1964 yılına dayanıyor.
Temel gruplar olan ELN ve eski Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) unsurları, toprak ve iktidar paylaşımı talebiyle mücadele eden solcu milisler olarak biliniyor.
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor
Amerika
Pentagon, yapay zeka araçları listesine ChatGPT’yi de ekledi

Pentagon, yapay zeka araçlarına yönelik ana portalına Google Gemini’nin yanı sıra ChatGPT ve Grok for Government hizmetlerini de ekledi.
Savunma Bakanlığı’ndan bir yetkili, ChatGPT Mil olarak adlandırılan OpenAI ürününün, askerlerin ve savunma sektöründeki sivil personelin üretken yapay zeka araçlarını kullanarak kontrollü, gizli olmayan bilgiler (CUI) üzerinde çalışabilecekleri GenAI.mil platformuna yeni güçler kazandıracağını belirtti.
Bir Pentagon yetkilisi şunları söyledi:
“Gemini’yi arama işlevselliği veya belirli kaynaklardan veri toplama için tercih ediyorum. ChatGPT ise daha çok metin tabanlı çalışmalar için uygun. Tüm bu farklı modellere erişim sağlamak istiyoruz; böylece kullanıcılar belirli bir görev için bir modeli tercih ederlerse onu kullanabilirler.”
CUI için kullanılabilecek bir ChatGPT sürümü oluşturma çalışmaları Şubat ayında başladı. Haziran ayında bir OpenAI yetkilisi , bu sürümün “Temmuz başında” kullanıma sunulacağına inandıklarını söylemişti.
Bugün yayınlanması planlanan bir Savunma Bakanlığı basın açıklamasında, ChatGPT Mil’in “savaşçıların ihtiyaçlarına göre uyarlanmış, Bakanlığın güvenli ortamına tanıdık bir ticari deneyim getireceği” belirtildi.
ChatGPT Mil, planlama, politika, lojistik ve idare dahil olmak üzere Bakanlık genelinde belge yoğunluğu yüksek, gizli olmayan işleri destekliyor ve 3 milyondan fazla Bakanlık personelini destekleyecek şekilde ölçeklendirildi.
Resmi duyurudan önce konuşmak üzere isminin açıklanmamasını isteyen bir OpenAI yetkilisi, ordunun ChatGPT’nin bu özel sürümünü nasıl kullanabileceğine dair fikirler sundu.
Kuzey Komutanlığı’ndaki operatörler, FEMA veya federal hükümetin diğer birimleriyle birlikte planlama, kaynak tahsisi veya afet müdahalesini kolaylaştırmak için bu sistemi kullanabilir.
Bunun yanı sıra Müşterek Kurmay Başkanlığı’nın lojistik müdürlüğü, evrak işlerini ve belgelemeyi basitleştirmek için de bu sistemi kullanabilir.
Yetkili ayrıca, muharebe komutanlıklarındaki lojistikçilerin “tedarik ve bakım güncellemelerini uzlaştırma, nakliye gereksinimlerini hazırlama gibi kullanım alanlarıyla doğal bir hedef kitle olacağını” belirtti.
Arka plandaki görüşmelerde, OpenAI ve Pentagon yetkilileri, GenAI.mil platformundaki modelleri savaş amaçlı kullanmak istemediklerini söylediler.
Pentagon, yapay zeka ürünlerini istedikleri gibi kullanabilmeleri gerektiğini savunuyor; bu, bakanlık ile yapay zeka modeli üreticisi Anthropic arasındaki anlaşmazlıkların odak noktası.
OpenAI ise ChatGPT’nin bağlantı gereksinimi ve büyük miktarda hesaplama gücü ihtiyacının, onu savaş için uygun bir seçenek haline getirmediğini savunuyor.
Bakanlık, bu tür operasyonlar ve eylemler için sürekli olarak bir dizi başka aracı test ediyor ve araştırıyor.
Gemini’nin GenAI.mil sürümü gibi, ChatGPT’nin askeri sürümünde de yerleşik ek güvenlik işlevleri bulunuyor.
Yetkili, “Bakanlık içinde CUI ile uğraşırken, bunların ticari bir modelde bulunamayacağı açıktır. Bunu ayrı bir ortamda geliştirmeliyiz. Dolayısıyla ticari modelden ayrı olacak şekilde tasarlanmıştır,” dedi.
Pentagon, 9 Aralık’ta GenAI.mil’i tek bir araçla Gemini ile hizmete sunmuştu. Aynı dönemde Pentagon yetkilileri, Elon Musk’ın xAI aracını platforma getirmek için bir anlaşma imzalamıştı ama o zamandan beri resmi bir devreye alma duyurusu yapılmadı.
Pazartesi günü Pentagon, Musk’ın Starshield AI şirketine ait bir yapay zeka ürünü olan Grok for Government’ın artık GenAI.mil’de kullanılabilir olduğunu duyurdu.
Amerika
ABD, Venezuela’da Çinli ve Rus şirketler tarafından işletilen petrol sahalarını devralacak

ABD’li petrol şirketi North American Blue Energy Partners (NABEP) daha önce birkaç Çinli şirket ve bir Rus firması tarafından kontrol edilen bazı petrol sahalarını devralacak.
İki ABD’li yetkili Reuters’a verdikleri demeçte, bu devralmanın Başkan Donald Trump’ın Venezuela ile açıkladığı kapsamlı petrol üretim anlaşmasının bir parçası olacağını belirtti.
Yetkililere göre, söz konusu projeler, ABD destekli North American Blue Energy Partners’a yeni verilen 14 sözleşme arasında yer alıyor.
NABEP, daha önce ABD’li petrol devi Harry Sargeant’a aitti ve şu anda Venezuelalı iş adamı Alejandro Betancourt tarafından kontrol ediliyor.
Betancourt, anlaşmayı doğrulayan bir açıklamada şunları söyledi:
“Venezuela, bol miktarda doğal kaynak, çalışkan insan ve henüz değerlendirilmemiş bir potansiyele sahip. Bu işlem, hem Venezuelalıların hem de Amerikalıların büyük yararına olacak şekilde bu potansiyeli ortaya çıkaracak.”
NABEP, işletmenin operasyonel kontrolünün kendisinde olacağını, ABD hükümetinin ise şirketteki %35 hisseye sahip olacağını ve şirketin üretiminin %20’sine maliyet bedeli üzerinden “tercihli erişim” hakkına sahip olacağını açıkladı.
Beyaz Saray, NABEP’in ayrıca ABD Dışişleri Bakanlığı’na, üretiminin geri kalan %80’ini satın alma konusunda ön alım hakkı tanıdığını belirtti.
Venezuela petrolünün üretimi ve satışında söz hakkı Washington’un
Geçen hafta Trump, ABD’nin özel sektörle kurulan bir ortaklık aracılığıyla Venezuela’nın kanıtlanmış petrol rezervlerinden yaklaşık 64 milyar varile erişim sağladığını duyurdu.
Bu anlaşma, ABD şirketlerine Venezuela’nın stratejik öneme sahip bazı petrol varlıklarında bir dayanak noktası sağlarken, ülkenin enerji sektöründe uzun süredir önemli bir rol oynayan Çin ve Rusya’nın çıkarlarını kenara itiyor.
Ayrıca, Trump yönetiminin ülkenin petrol endüstrisini yeniden şekillendirmeyi ve devasa rezervlerini ABD’nin iktisadi ve jeopolitik çıkarlarına yaklaştırmayı hedeflediği bu düzenleme, Washington’a Venezuela’nın petrolünü kimin üreteceği ve satacağına karar verme konusunda doğrudan bir rol de tanıyor.
Beyaz Saray, ABD’nin ayrıca NABEP’in yönetim kurulu ve yöneticileri üzerinde veto hakkına sahip olacağını ve yönetim kurulunun çoğunluğunun ABD vatandaşı olması şartını koyduğunu da ekledi.
NABEP’in, Venezuela’da toplam 17 projeyi kontrol etmesi ve bu projeleri geliştirerek nihai olarak ABD’ye petrol tedarik etmek için kullanması bekleniyor.
Yetkililer, bu projelerin 14’ünün Venezuela hükümeti tarafından yeni olarak verileceğini belirtti.
Çin’e giden petrol artık ABD’ye gidecek
Yetkililer, 14 sahadan beşinin, Nicolas Maduro tarafından teşvik edilen bir model kapsamında Çinli şirketler tarafından işletildiğini, birinin ise daha önce bir Rus şirketi tarafından işletildiğini söyledi.
Projelerden ikisi, İran’la ilgili faaliyetleri nedeniyle 2019 yılında ABD tarafından yaptırım uygulanan China Concord Resources tarafından işletiliyordu.
Yetkililer, bir projenin Sinopec, bir diğerinin ise China National Petroleum Corp tarafından işletildiğini belirtti.
Yetkili, “Sadece ABD hükümetinin ve ABD’li işletmecilerin yararlanması için yeni fırsatlar yaratmakla kalmıyoruz, aynı zamanda daha önce Çin’e gönderilen bu petrolün pazarı olarak ABD’yi de açıyoruz,” dedi.
Yetkililer, diğer iki projenin ise, Maduro’nun eski yakın yardımcısı olan ve şu anda ABD’de gözaltında tutulan Alex Saab’ın bağlı şirketleri tarafından işletildiğini belirtti.
Yetkililer, başka bir petrol sahasının da Maduro’nun eşi Cilia Flores’in yeğeniyle bağlantılı olduğunu belirtti.
Trump, 2015 Meclisi’ni meşru sayıyor
Trump, Pazartesi günü erken saatlerde gazetecilere yaptığı açıklamada, ABD’nin şu anda Teksas ve Louisiana’daki rafinerilere ve diğer yerlere sevk edilen “milyonlarca ve milyonlarca varil petrol”ü ele geçirdiğini söyledi.
Trump, bugün (1 Eylül) petrol ve gaz perakendecileri ile rafineri yetkilileriyle bir araya gelecek.
Yetkililer, Venezuela’nın geçici yetkilileri ile 2015 Ulusal Meclisi temsilcileri arasındaki görüşmelerin, anayasal düzeni bir ölçüde yeniden tesis etmeyi ve ülkenin geçiş süreciyle ilgili hukuki meseleleri ele almayı amaçladığını belirtti.
Trump yönetimi, 2015 Meclisi’ni, resmi yönetim yetkisi olmamasına rağmen, ülkenin anayasası uyarınca seçilmiş ve faaliyet gösteren son Venezuela yasama organı olarak görüyor.
Bir yetkili, 2015 Ulusal Meclisi ile bir anlaşmaya varılmasının, Venezuela’nın petrol endüstrisinin canlandırılması gibi ekonomik kararlar da dahil olmak üzere, daha geniş kapsamlı bir geçiş süreci için anayasal ve hukuki bir temel sağlayabileceğini belirtti.
Caracas’a tepkiler büyüyor
Öte yandan ABD ile petrol anlaşması nedeniyle geçici Delcy Rodríguez yönetimine yönelik tepkiler artıyor.
Orinoco Tribune için yazan gazeteci ve siyaset bilimci William Serafino, anlaşma ile birlikte 20. yüzyılın üçte birinde Washington-Caracas enerji ilişkilerini belirleyen “aşağılayıcı imtiyaz modeline”, yani şirketler lehine vergi yükü karşılığında petrol sahalarının kiralanmasına, geri dönüldüğünü savunuyor.
Anlaşmanın duyurulduğu 28 Ağustos 2026 tarihini, “Venezuela’nın 1908 yılına geri döndüğü tarih” olarak yorumlanacağını düşünen Serafino, o yıl, Cipriano Castro’yu mağlup eden Juan Vicente Gómez’in önce İngiliz, ardından ABD’li şirketlere yönelik “feodal-petrol temelli bir bacakları aralama” doktrini uygulayarak modern devletin temellerini attığını hatırlatıyor.
Anlaşmanın, “siyaseti ve cumhuriyetçi vizyonu, güce takıntılı bir imparatora yalakalık yapmakla değiştiren elitlerin damgasını vurduğu bir kırılma noktası” olarak da hatırlanacağını ileri süren yazar, Gómez’in “Monroe Doktrini”nin uygulanmasından büyük sevinç duyan Washington tarafından teşvik edilip desteklenmesi gibi, Rodríguez’in de kuzeydeki büyük komşu tarafından böyle görüldüğüne işaret ediyor.
Serafino şöyle devam ediyor:
“Bu anlaşma haklı olarak tarihi olarak nitelendirilebilir; Rodríguez ve Trump bu konuda tamamen hemfikirdir. Fakat bunun nedeni anlaşmanın teknik ve mali özellikleri değil; siyasi açıdan, Venezuela’nın iktidar elitlerinin ulusa, ABD için kârlı bir petrol ticareti dışında sunacak başka hiçbir şeyleri olmadığı gerçeğinin acı bir şekilde kabul edilmesi anlamına gelmesidir. Bu kabul, çıkarılan varillerden elde edilecek gelirin, yaptırımların ve iktisadi kötü yönetimin yol açtığı yıkımdan bizi kurtarmaya yeteceği tesellisiyle örtbas edilmektedir.”
Sürecin “elitlerin başarısızlığını” ortaya koyduğunu belirten Serafino, artık siyasi yelpazedeki rakipler-düşmanlar arasındaki ayrımın “kimin Trump’a yakın olduğuna, kimi desteklediklerine ve kiminle müzakere ettiklerine bağlı hale geldiğini” yazıyor.
Yazar, “Teknik dilin etkisiyle okunaksız hale gelen bu senaryoda, Bolivarcı Cumhuriyet’in geleceği, Beyaz Saray’ın başını ulusal ufkun rektörü haline getiren tersine çevrilmiş bir meşruiyet piramidinin içinden geçen acı bir geçiş sürecinde belirleniyor,” diyor.
“Teknik anlatıların geride bıraktığı derin boşlukta”, “kendi kaderinin kontrolünü yitirmiş bir ulusun acı gerçeğinin” gizlendiğini düşünen Serafino, bu kaderin artık “İngilizce dilinde ve Trump imparatorluğunun metropolünde” belirlendiğini söylüyor ve yazısını şöyle bitiriyor:
“Belki de gerçeği olduğu gibi kabul etmek, partizanca sloganlarla, henüz gerçekleşmemiş vaatlerle ya da tarihi ve onun derslerini geçersiz kılan anlatılarla çözülmesi imkânsız olan, sorular ve şüphelerle dolu bir gelecekle yüzleşmenin ilk adımı olabilir.”
Amerika
Pentagon, füze üretimini artırmak için 7 yıllık anlaşmalar imzaladı

Pentagon, füze üretimini artırmak amacıyla General Dynamics Ordnance and Tactical Systems (GD-OTS) ve Lockheed Martin ile yedi yıllık anlaşmalar imzaladığını açıkladı.
Pentagon, anlaşmaların “Terminal Yüksek İrtifa Bölge Savunması (THAAD) ve Patriot Gelişmiş Kapasite-3 Füze Segmenti Geliştirme (PAC-3 MSE) önleme programlarını destekleyen kritik füze alt bileşenlerinin üretim miktarlarını artırmak ve teslimat takvimlerini hızlandırmak” amacıyla tasarlandığını belirtti.
Öte yandan silah şirketleri bir yandan da daha hızlı ve daha ucuz füze yapımı için gaza basıyor. Örneğin geçen ay düzenlenen Uzay ve Füze Savunma Sempozyumu’nda Boeing, PAC-3 füzesinde kullanılan hayati öneme sahip “hit-to-kill” (“vur öldür”) güdüm teknolojisine sahip ve ticari, hazır bileşenlerden üretilmiş düşük maliyetli bir güdümlü füzeyi tanıttı.
Aynı konferansta Northrop Grumman, “kritik bir kısa menzilli hava savunma açığını gidermek” amacıyla “maliyet etkin” 50 milimetrelik top tabanlı insansız hava aracı savunma sistemini tanıttı.
Temmuz ayında ise Farnborough Uluslararası Hava Gösterisi’nde Lockheed Martin, Patriot füzesinin daha uygun fiyatlı, yakın mesafe patlamalı bir versiyonunu duyurdu.
Lockheed’in PAC-3 füzesinin daha uygun fiyatlı versiyonu, bazı ödünler ve bir zaman çizelgesi ile birlikte geliyor.
Lockheed’in entegre hava ve füze savunma başkan yardımcısı ve genel müdürü Jason Reynolds, Uzay ve Füze Savunma Sempozyumu’nda düzenlediği brifingde gazetecilere, “Temelde ön ve arka uçları değiştirdik, [Yön Kontrol Motorlarını] çıkardık, bu yüzden artık ‘vur-öldür’ özelliğine sahip değil,” dedi ve sistemin “düşük menzilde” mevcut mühimmat sistemleriyle entegre olduğunu ekledi.
Fakat PAC-3 ACE’nin ilk uçuşunun 2028’in başlarında yapılması bekleniyor ve bundan 18 ay sonra üretime geçecek.
Bu çözümler, İran savaşı uzarsa ve yetkililer sözleşmeleri hızlı bir şekilde imzalarsa, muhtemelen sadece Pentagon’un stoklarını artıracak.
Şu anda Pentagon, çok değer verdiği Patriot ve Terminal Yüksek İrtifa Bölgesel Savunma füzelerini hızla tüketiyor ve savunma analistlerinin belirttiğine göre, yeni çerçeve anlaşmaları olsa bile bu füzelerin yakın zamanda yenilenmesi söz konusu değil.
Geçen ay RTX, yeni bir anlaşma kapsamında ABD Donanması ile yedi yıllık, 22,9 milyar dolarlık bir Tomahawk füzesi sözleşmesi imzalamıştı. Bu durum, ordunun daha yeni seçenekleri değerlendirirken eski sistemlere de büyük yatırımlar yaptığını gösteriyor.
Fakat bu eski tip mühimmatların üretimi hâlâ zaman alıyor. American Enterprise Institute düşünce kuruluşunun yakın tarihli bir raporunda, savunma sanayi firmalarının Pentagon’un istediği miktarlara ulaşmak için mevcut yıllık maksimum üretim hızı olan 96 adet THAAD önleme füzesi ile 27 yıl süreceği tespit edildi.
İlk büyük sözleşmelerden biri, Lockheed Martin ile THAAD sistemleri için imzalanan yedi yıllık, 35 milyar dolarlık ve bazı hususları açık bırakılan sözleşme idi; bu sözleşmenin bazı hususları, sözleşmenin yürürlüğe girmesinden önce kesinleştirilecek.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını2 hafta önceThe Economist, Daron Acemoğlu’nu yerden yere vurdu: “Sığ ve inandırıcılıktan uzak”
Dünya Basını6 gün önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Dünya Basını2 hafta önceProf. Hanke: Trump İran konusunda kendini çıkamayacağı bir köşeye sıkıştırdı
Dünya Basını2 hafta önceAmerika’dan vazgeçmeyi göze alamayan müttefikler
Ortadoğu1 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Rusya1 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı












