Amerika
Kolombiya’da ELN, hükümet güçlerine yönelik İHA saldırılarını artırdı

Kolombiya’da silahlı örgütlerin hükümet güçlerine yönelik saldırılarında insansız hava araçlarını aktif şekilde kullanmaya başlaması, ordu için ciddi güvenlik sorunu haline geldi. Hükümet, artan zayiatın ardından hava savunma kapasitesini güçlendirmek amacıyla 1,68 milyar dolarlık yeni bir strateji geliştirdi.
Kolombiya’daki Ulusal Kurtuluş Ordusu (ELN), hükümet güçlerine yönelik saldırılarında insansız hava araçlarını (İHA) yoğun şekilde kullanmaya başladı.
Bu durum Kolombiya ordusu için ciddi bir tehdit teşkil ediyor. The New York Times’ın ülkenin güvenlik yetkililerine dayandırdığı haberine göre, ordu birlikleri Venezuela sınırındaki devlet petrol rafinerisini koruma faaliyeti sırasında iki haftayı aşkın bir sürede yaklaşık 50 İHA düşürdü.
Ancak askerlerin, normalde tarım ilacı püskürtmek için kullanılan büyük bir cihazı zamanında tespit edemediği; dört el bombası taşıyan bu aracın infilak etmesi sonucu bir askerin hayatını kaybettiği bildirildi.
Saldırıların şiddeti kaygı verici düzeyde artıyor
Gazeteye konuşan kaynaklara göre, silahlı grupların İHA kullanımı “kaygı verici bir hızla” artış gösteriyor. Haberde, özellikle sınır bölgesi Catumbo’da aktif olan ELN dahil olmak üzere devletle on yıllardır çatışan iki büyük grubun bu yöntemi benimsediği kaydedildi.
Kolombiya Cumhurbaşkanı Gustavo Petro, geçen yılın sonunda yaptığı açıklamada, uyuşturucu kaçakçılarının “hava sahasında avantaj sahibi olduğunu” kabul etmişti.
The New York Times, son aylarda İHA saldırıları nedeniyle 58 asker ve polisin hayatını kaybettiğini, 300 kişinin ise yaralandığını aktardı.
Gruplar teknolojik engelleri fiber optik sistemlerle aşıyor
Silahlı grupların İHA tedarik etmesi oldukça kolay bir süreç olarak değerlendiriliyor. Bu cihazlar Kolombiya içinden, internet üzerinden veya denetimin zayıf olduğu ormanlık Venezuela sınırından kaçak yollarla ülkeye sokuluyor.
İki güvenlik yetkilisi, bazı grupların fiber optik bağlantılı İHA’lara erişimi olduğunu belirtti. İnce bir kablo aracılığıyla kontrol edilen bu cihazlar, sinyal karıştırıcıların çoğuna karşı bağışıklık kazanıyor.
Latin Amerika Barış ve Güvenlik Enstitüsü tarafından yapılan araştırmada, Çin menşeli, 30 kilometreden fazla kablo makarasına sahip bu tür cihazların Kolombiya’nın herhangi bir büyük şehrine 600 dolardan daha az bir maliyetle ulaştırılabileceğine dikkat çekildi.
Hükümet 1,68 milyar dolarlık hava savunma projesi başlattı
Kolombiya Savunma Bakanı Pedro Sanchez, 2025 yılında saldırıların çoğunun önlendiğini ancak bir kısmının güvenlik güçlerine ve sivil halka zarar verdiğini açıkladı.
Ocak ayı ortasında hükümet, “en iddialı hava savunma stratejisi” olarak nitelendirdiği, silahlı grupların İHA’larına karşı koruma geliştirmeyi amaçlayan 1,68 milyar dolarlık projenin başlatıldığını duyurdu.
Sanchez, radar ve sinyal karıştırıcı dahil olmak üzere ekipman alımı görüşmeleri için Washington’a bir ziyaret gerçekleştirdi; ancak kaynaklar, bu sistemlerin yakın zamanda sahaya sürülmesinin pek mümkün olmadığını ifade ediyor.
İsrail ile askeri işbirliğinin kesilmesi alternatif arayışını tetikledi
Petro yönetiminin, Gazze’deki savaşa tepki olarak İsrail’den askeri teçhizat alımını durdurması durumu daha da karmaşık hale getiriyor.
Daha önce Kolombiya’nın ana silahlı İHA tedarikçisi olan İsrail ile bağların kopması nedeniyle Kolombiya makamları şimdi farklı alternatifler arıyor. Silahlı grupların Kolombiya’daki faaliyetlerinin kökeni 1964 yılına dayanıyor.
Temel gruplar olan ELN ve eski Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri (FARC) unsurları, toprak ve iktidar paylaşımı talebiyle mücadele eden solcu milisler olarak biliniyor.
Uyuşturucu kartelleri Ukrayna’yı drone okulu olarak kullanıyor
Amerika
Petrol devlerine 51 milyar dolarlık iklim davası açan avukata Kongre sorgusu

ABD’de petrol ve doğalgaz endüstrisine karşı yürütülen çok milyar dolarlık iklim davasının merkezindeki avukatlardan Roger Worthington, Kongre bünyesinde Cumhuriyetçilerin yürüttüğü soruşturma kapsamında kapalı kapılar ardında ifade verecek. Oregon eyaletinin Multnomah ilçesi adına açılan 51 milyar dolarlık tazminat davasını üstlenen 65 yaşındaki avukat, iklim davalarına bakan hakimleri etkilemeye çalışmakla suçlanıyor.
Petrol ve doğalgaz endüstrisine karşı yürütülen dev iklim davasının merkezindeki avukat Roger Worthington, ABD Kongresinin denetimiyle karşı karşıya.
Serbest çalışan avukatların Kongre komisyonu önüne çağrılarak ifadelerinin alınması nadir görülen durum olsa da iklim ve enerji davalarının yoğun siyasi atmosferinde Roger Worthington sıradan avukat profili çizmiyor.
Çevre aktivistleri arasında öncü, Donald Trump yönetimi ve Kongredeki cumhuriyetçiler nezdinde ise muhalif figür olarak görülen hırslı avukat, son hamlesiyle tepkileri üzerine çekti.
Oregon eyaletinin Multnomah bölgesini temsil eden Worthington, petrol ve doğalgaz şirketlerini 2021 yılında 69 kişinin ölümüne yol açan aşırı sıcak dalgasına zemin hazırlamakla suçlayan 51,5 milyar dolarlık davayı üstlendi. Bu adım, kendisini Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonunun hedefi haline getirdi.
Meslek hayatında asbest üreticilerine karşı açtığı davalarla tanınan 65 yaşındaki Worthington, Portland kentini de kapsayan bölge adına üç hukuk firmasının ortaklaşa açtığı davada yargıçları etkileme çabalarını araştıran cumhuriyetçilerin sorularını yanıtlayacak.
İklim davalarında yeni cephe
Kongre mahkemesi celbiyle gerçekleşecek bu ifade süreci, yerel yönetimlerin petrol ve doğalgaz üreticilerini küresel ısınmadan mali olarak sorumlu tutmak amacıyla açtığı iki düzineden fazla davanın siyasi ve hukuki savaşında yeni gerilim hattı oluşturuyor.
Enerji sektörü, bu davaların milyarlarca dolarlık kayba yol açabileceği uyarısı yapıyor. Temsilciler Meclisi ve Senatodaki cumhuriyetçiler ise bu davaları tamamen düşürecek yasa tasarıları hazırlıyor.
Trump yönetiminin iklim girişimlerini engelleme çabalarında, bu davaların önünün kesilmesi öncelikli başlıklar arasında yer alıyor.
ABD Adalet Bakanlığı, daha önce Hawaii ve Michigan eyaletlerinde açılan davaları engellemek için başarısız girişimlerde bulunurken, Minnesota’daki davayı da akamete uğratmaya çalıştı.
ABD Yüksek Mahkemesi ise bu sonbaharda sektörün davaları düşürme talebine ilişkin sözlü savunmaları dinleyecek.
Worthington, Multnomah bölgesi yetkililerinin Haziran 2023 tarihinde Portland adliyesi önünde davanın başladığını duyurduğu andan itibaren başroldeydi.
Siyasetçilerin yanında söz alan Worthington, “Yerin altından karbonu çıkarıp gaza dönüştürme ve gökyüzümüzü kirletme işindeler, bedelini ise biz ödüyoruz. Artık buna izin vermeyeceğiz, ne burada ne de şimdi” diyerek tavrını ortaya koymuştu.
Bu, Worthington’ın büyük şirketlerle ilk mücadelesi değil. Asbest üreticilerini yirmi yıldan fazla süre mahkemeye taşıyan avukat, kanser hastası müvekkilleri için 1 milyar dolardan fazla tazminat kazandı.
Bu deneyimin iklim davasındaki bakış açısını şekillendirdiğini belirten Worthington, sürecin kolay olmayacağını ve fosil yakıt sektörünün kendini korumak için sert şekilde savaşacağını öngörmüştü.
Yıllar sonra, tütün ve opioid davalarında deneyimli isimlerin de yer aldığı hukuk ekibiyle birlikte Washington’daki kapalı kapılar ardındaki sorguya gelirken, öngörüleri tahmin etmediği şekilde gerçekleşti. Siyaseten karşı çıktıkları aktif davada görev yapan avukat, milletvekillerinin kıskacına girdi.
Worthington, kendisini ifadeye çağıran milletvekillerini “büyük petrol şirketlerinin önüne kemirecekleri kemik atmakla” suçladı. Mahkemeler üzerinde yetkisi olan Yargı Alt Komisyonunun Başkanı Cumhuriyetçi Milletvekili Darrell Issa ise komisyonun petrol sektörünün talimatıyla hareket ettiğini öne sürenlerin tamamen yanıldığını savundu.
Issa, “Yalan söylüyorlar. Milletvekilleri gerçeği duymak istiyor. İfade yemin altında gerçekleşecek. Ya anayasal haklarını kullanarak susacaklar ya da gerçeği söyleyecekler” dedi.
Worthington’ın yakın çevresi ise onun bu mücadeleye hazır olduğunu belirtiyor. Worthington’ı 1997 yılından beri tanıyan Matt Bergman, “Dostlarınız kadar düşmanlarınız da sizi onurlandırır. Roger’ın hedef alınması, onun hukuki mücadelesinin yerleşik güçler için ne kadar büyük tehdit oluşturduğunu gösteriyor” değerlendirmesini yaptı.
Worthington’ın geçmişi dikkat çekici ayrıntılar barındırıyor. Üniversite yıllarında yaz tatilinde Exxon Mobil petrol rafinerisinde çalışan Worthington, Oregon’un Bend kentinde Worthy Brewing adında bir bira imalathanesi kurdu. Tesis bünyesinde 16 inçlik Ritchey-Chrétien teleskobuna sahip gözlemevi de yer alıyor.
Şerbetçiotu yetiştiriciliği yapan Worthington, aynı zamanda ekolojik tarım çiftliği ve yerel bitki bahçelerini yöneten, çevre eğitimleri veren Worthy Garden Club organizasyonunu yürütüyor.
Worthington, uzun yıllardır Demokrat adayları açıkça destekliyor. Oregon’da Senatör Ron Wyden gibi Demokrat siyasetçilere on binlerce dolar bağış yapan avukat, iklim davasına onay veren ve 2024 yılında Temsilciler Meclisi seçimlerinde aday olan Susheela Jayapal’a da 2 bin dolar katkı sağladı.
Susheela Jayapal’ın kız kardeşi Pramila Jayapal ise Kongre İlerici Grubu eski başkanlığı görevini yürütmüştü. Worthington ayrıca Oregon’daki orman yangınlarının ardından bölgenin toparlanması için 1 milyon kozalaklı ağaç dikme taahhüdüyle 1 milyon dolar bağış sözü verdi.
Bisiklet sporuyla ilgilenen Worthington, şimdiki hukuk ortağı John Caron ile 1990’lı yıllarda bisiklet yarışları esnasında tanıştı.
Worthington ile ortak çalıştığı Thomas, Coon, Newton & Frost ve Simon Greenstone Panatier firmalarından oluşan hukuk ekibi, iklim davaları alanında yeni sayılıyor.
İlk iklim davalarının çoğunu Sher Edling hukuk firması ile Demokrat eğilimli kent ve eyaletlerdeki çevre örgütleri ile başsavcılar yürütmüştü.
San Francisco merkezli Sher Edling firması, Sierra Club Hukuki Savunma Fonu (şimdi Earthjustice) eski başkanı Vic Sher ve çevre avukatı Matt Edling tarafından kurulmuştu.
Sher Edling de cumhuriyetçi milletvekillerinin hedefi haline geldi. Firmayı temsil eden avukat, mayıs ayında Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonuna yaptığı açıklamada, yargıçları etkileme çabalarının müvekkilinden değil, ezici çoğunlukla petrol şirketleri ve onların avukatlarından geldiğini belirtti.
Worthington gibi şirketlerin usulsüzlüklerini ifşa etme konusunda uzmanlaşmış kişisel zarar avukatları, uzun ve maliyetli davaları finanse edecek güçleri sayesinde 2023 yılından itibaren iklim alanına yöneldi.
Multnomah bölgesini temsil eden üç hukuk firması, davayı başarı şartına bağlı ücret anlaşmasıyla yürütüyor ve kazanmadıkları takdirde herhangi bir ücret alamıyor. Bölge yönetimi, altyapıyı ve kamu sağlığı hizmetlerini gelecekteki aşırı hava olaylarına karşı dayanıklı hale getirmek amacıyla 51,5 milyar dolar tazminat talep ediyor.
Ortak asbest davalarında servet kazandıktan sonra kalıcı bir miras bırakmak istediklerini belirten Bergman, kendisinin sosyal medya platformlarının çocuklara verdiği zararlar nedeniyle aileleri temsil ettiğini, Worthington’ın ise çevre konusuna odaklandığını ifade etti.
Bergman, Worthington’ın iklim değişikliği araştırmaları dahil çevre projelerine on binlerce dolar bağışladığını aktardı.
Bu kapsamda, Yüksek Mahkeme tarafından 2025 yılında reddedilen gençlik iklim davası Juliana v. United States davasının hukuki temelini oluşturan akademisyen Mary Wood’un çalışmalarını desteklemek amacıyla Oregon Üniversitesi Hukuk Fakültesine bağış yapıldı.
Bilimsel çalışmalara olan ilgisini aile ortamına borçlu olduğunu belirten Worthington’ın üvey babası, NASA’da radyasyon biyoloğu olarak görev yapmış ve ozon tabakasını koruyan 1987 Montreal Protokolü’ne zemin hazırlayan verilerin toplanmasına katkı sağlamıştı.
Ancak Multnomah davasındaki bazı bilimsel bağlantılar, ekim ayında bir yargıcın Worthington’ı kamuoyu önünde azarlamasına neden oldu ve onu Kongre soruşturmasının içine çekti.
Tartışma, petrol ve doğalgaz şirketlerinin Temmuz 2025 tarihinde davanın düşürülmesi yönünde dilekçe vermesiyle başladı. Şirketler davanın ifade özgürlüğü haklarını ihlal ettiğini savundu.
Bölge yönetimi ise sektörün yanıltıcı reklam faaliyetlerini kanıtlamak amacıyla belgeler sundu. Ancak Chevron, Worthington’ı “mahkemeyi dolandırmakla” suçlayarak uzmanların kullandığı iki iklim araştırmasının dikkate alınmamasını talep etti.
Chevron, Worthington’ın bilimsel makalelerden birine yayımlanmadan önce erişim sağladığını ve bu çalışmanın zamanla davaya odaklı hale geldiğini öne sürdü. Ayrıca Worthington’ın diğer makaleyi fonladığını mahkemeye bildirmediğini savundu.
Orman yangınlarının yol açtığı ölümlerle ilgili olan ikinci makalede Worthington’a kısmi destek teşekkürü yer alsa da bu ilişki mahkemeye sunulmadı. Şirket ayrıca Worthington’ın yerel gazetelerde davayı destekleyen yazılar yazarken kendisini avukat olarak değil, bira imalathanesi sahibi olarak tanıttığını belirtti.
Bölge Yargıcı Benjamin Souede, araştırmaları davadan çıkarmayı reddetmesine rağmen, Worthington’ı mahkemeyi bilgilendirmediği için sert bir dille eleştirdi.
Yargıç Souede, “Bu bilerek bilgi gizleme çabasıyla ne amaçlandığını anlamıyorum. Oregon eyalet mahkemelerinde bu şekilde avukatlık yapılamaz” dedi.
Chevron temsilcileri Worthington hakkında açıklama yapmazken, şirketi savunan avukat Ted Boutrous, davanın eyalet haksız fiil yasalarının sınırlarını aştığını ve küresel emisyonlara odaklandığı için düşürülmesi gerektiğini savundu.
Kongre kıskacındaki bilimsel çalışmalar
Worthington, 2017 yılında 15 binden fazla bilim insanının imzaladığı uyarı mektubunu gördükten sonra, dilekçeyi düzenleyen Oregon Eyalet Üniversitesi Profesörü William Ripple ile iletişime geçtiğini belirtti.
Bilim insanları ve siyasetçilerle konferans turları düzenlediklerini aktaran Worthington, asbest davalarında da aynı yöntemi izlediğini ve en iyi bilimsel verileri politika yapıcılara sunmayı amaçladığını söyledi. Kongredeki iklim politikasının tıkanması nedeniyle artık kararı jürinin vermesi gerektiğini savundu.
Fosil yakıt sektörü ise iklim davalarındaki ilişkilendirme bilimini hedef alıyor.
Şirketler bu alanın sadece davaları desteklemek için geliştirildiğini iddia ederken, Kongre’deki yasa tasarıları da bu bilimin güvenilirliğini sarsmayı amaçlıyor.
Geçen ay Politico, muhafazakar bir araştırma grubunun, Ulusal Bilimler, Mühendislik ve Tıp Akademilerinin yayımlayacağı raporun güvenilirliğini sarsmak amacıyla bilim insanlarının e-postalarını incelediğini yazmıştı. Worthington, bu tür girişimleri “açık bir yıldırma ve taciz biçimi” olarak nitelendirdi.
Chevron’un şikayetinde e-postaları talep edilen Oxford Üniversitesi Öğretim Üyesi Benjamin Franta’nın ismi de yer aldı. Ayrıca Worthington’ın internet sitesinde, Çevre Hukuku Enstitüsünün (ELI) yargıçlara yönelik iklim eğitimi modülünün taslak sürümünün yer alması cumhuriyetçilerin Kongre soruşturmasının odağına oturdu.
Chevron, bu durumun mahkemeleri etkileme çabası olduğunu savunurken, bölge yönetimi Worthington’ın ELI üyesi olmadığını ve ELI etkinliklerine katılmadığını bildirdi. Ayrıca davanın savunma tarafındaki birçok hukuk firmasının ELI’ye mali destek sağladığına dikkat çekildi.
Worthington’ın taktikleri ilk kez tartışma konusu olmuyor. Wall Street Journal gazetesi 2013 yılında Worthington ve diğer asbest avukatlarının kanser doktorlarına mali destek sağlayarak müvekkil edinme çabalarının etik sınırları aşıp aşmadığını araştırmıştı.
Tıbbi araştırmalara 1 milyon dolar bağışta bulunduğunu belirten Worthington, iddiaları reddederek sadece katkı sağlamayı amaçladığını söylemişti.
Bu kez Kongre düzeyinde riskler daha yüksek. Temsilciler Meclisi Yargı Komisyonu Başkanı Jim Jordan ve Darrell Issa liderliğindeki soruşturma, ELI’nin eğitim modülünde yer alan Michael Wehner imzalı makalenin Worthington’ın sitesinde nasıl yer aldığına odaklanıyor.
Cumhuriyetçiler ELI’yi yargıçları etkilemeye çalışmakla suçlarken, enstitü yönetimi Kongre ile işbirliği yaptıklarını ve davalara müdahil olmadıklarını açıkladı.
Komisyonun kıdemli Demokrat üyesi Jamie Raskin ise cumhuriyetçilerin bu soruşturmayı siyasi rakiplerini hedef almak için kullandığını belirterek, durumu “gücün açıkça kötüye kullanılması” olarak nitelendirdi.
Amerika
ABD’de Cumhuriyetçi vekillerden Polonya şartlı İran bütçesi resti

ABD Temsilciler Meclisindeki bir grup Cumhuriyetçi milletvekili, geçen ay Polonya’dan çekilen 4 bin 200 Amerikan askerinin geri gönderilmemesi halinde 88 milyar dolarlık İran savaş bütçesini bloke etmekle tehdit ediyor. Nebraska Milletvekili Don Bacon liderliğindeki grup, Beyaz Saray’ın Polonya konusundaki taahhütlerini yerine getirmesini talep ediyor.
ABD Temsilciler Meclisinde çoğunluğu elinde bulunduran Cumhuriyetçi Partinin ılımlı kanadına mensup bir grup milletvekili, geçen ay Polonya’dan çekilen Amerikan askerleri geri dönene kadar 88 milyar dolarlık acil İran savaşı bütçe tasarısını engelleme tehdidinde bulunuyor.
Trump yönetimine yönelik eleştirileriyle bilinen Nebraska Milletvekili Don Bacon liderliğindeki grup, tarım yardımları ile Ebola virüsüyle mücadele fonlarını da içeren acil bütçe tasarısını durdurmayı hedefliyor.
Bacon ve müttefikleri, Beyaz Saray’ın geçen ay Polonya’dan aniden çekilen 4 bin 200 Amerikan askerinin yerine yenilerini gönderme planını hayata geçirmesini istiyor.
Cumhuriyetçi Partinin Meclisteki kıl payı çoğunluğu, Demokrat milletvekillerinin tasarıya yönelik toplu muhalefeti ve mali muhafazakar Cumhuriyetçilerin böylesine büyük bir harcamaya karşı çıkması göz önüne alındığında, gruptan gelecek sadece üç fire Meclis Başkanı Mike Johnson için tasarıyı tehlikeye sokabilir.
Yaşanan bu kilitlenme, Avrupa’dan güç çekme politikasıyla Cumhuriyetçi savunma şahinlerinin endişelerini göz ardı eden Trump yönetimi ile parti içi muhalefet arasındaki son çatışmayı teşkil ediyor.
Beyaz Saray, uzun süredir Avrupalı müttefiklerinin kendi ulusal güvenlikleri için daha fazla mali yük üstlenmesi gerektiğini savunuyor.
ABD’nin kilit müttefiklerinden Polonya’daki askeri mevcudiyete değinen ve kendisini bu girişimin sözcüsü olarak tanımlayan Don Bacon, “Beş tugayımız vardı, şimdi üçe düştük. Bu kabul edilemez. Ek bütçe tasarısında desteğimi istiyorlarsa bu sorunu çözmeleri gerekiyor” dedi.
Savaş Bakanı Pete Hegseth bu ay başında yaptığı açıklamada, Pentagon’un Avrupa’daki Amerikan askeri mevcudiyetine ilişkin altı aylık bir inceleme başlatacağını duyurmuş ve İran savaşı sırasında ABD’ye askeri destek vermekten kaçınan NATO müttefiklerine tepki göstermişti.
Girişimi destekleyen Pennsylvania Milletvekili Brian Fitzpatrick, “Don ile aynı fikirdeyim” diyerek, Pentagon’un nesiller boyu süren yerleşik politikalardan neden vazgeçtiği konusunda Meclise açıklama yapması gerektiğini belirtti.
Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Gürcistan Milletvekili Austin Scott ise kendisinin ek bütçe tasarısını destekleyeceğini ancak söz konusu iki vekil olmadan tasarıyı geçirecek oya ulaşamayacaklarını ifade etti.
Beyaz Saray, Savaş Bakanlığı ve Temsilciler Meclisi Başkanı Johnson’ın ofisi konuya ilişkin yorum taleplerine henüz yanıt vermedi.
Mayıs ayında Polonya’ya gönderilmesi planlanan 4 bin 200 kara askerinin sevkiyatının aniden iptal edilmesi, Amerikalı milletvekilleri, ordu komutanları ve Polonyalı yetkililerde şaşkınlık yaratmıştı.
Polonya Savunma Bakanlığından iki üst düzey yetkili, Varşova yönetiminin durumu anlamaya çalışması üzerine acilen Washington’a gönderilmişti.
İptal kararının ardından Bacon, durumu “Silahlı Hizmetler Komisyonuna atılmış bir tokat” olarak nitelendirmiş, Komisyon Başkanı Mike Rogers da Ordu Genel Sekreteri Dan Driscoll’a komisyonun bu karardan memnun olmadığını iletmişti.
Pentagon’un duyurusunu takip eden günlerde Başkan Donald Trump, Polonya’nın yeni seçilen Cumhurbaşkanı Karol Nawrocki’ye verdiği desteğe atıfta bulunarak, seçim sonuçlarına bağlı olarak bu ülkeye 5 bin ek asker göndereceğini açıklamıştı. Ancak söz konusu askeri sevkiyat henüz gerçekleştirilmedi.
Silahlı Hizmetler Komisyonu üyesi Güney Carolina Milletvekili Joe Wilson, ek bütçe tasarısında destek oylarını esirgemek zorunda kalmamayı ümit ettiğini ve Pentagon’un kısa süre içinde askeri açığı kapatacağına inandığını belirterek, “Bu durumun çözüleceğini düşünüyorum” değerlendirmesinde bulundu.
Amerika
ABD’de göçmenlik operasyonunda bir ölüm daha

ABD’nin Florida eyaletinde federal göçmenlik memurlarından kaçmaya çalışan bir kişi, otoyolda tırın çarpması sonucu hayatını kaybetti. St. Augustine kentindeki bir akaryakıt istasyonunda ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarıyla karşılaşan araçtaki dört şüpheli yaya olarak kaçmaya başladı. Florida Otoyol Devriyesi Sözcüsü Dylan Bryan, yola fırlayan şüphelilerden birine tırın çarptığı olayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.
ABD’nin Florida eyaletindeki St. Augustine kentinde salı günü federal göçmenlik memurlarının dahil olduğu olayda, tırın çarptığı bir kişi yaşamını yitirdi.
Florida Otoyol Devriyesi Sözcüsü Çavuş Dylan Bryan, NewsNation televizyonuna yaptığı açıklamada, sabah saat 06.42 sularında bir akaryakıt istasyonunun otoparkında İç Güvenlik Soruşturmaları ve ABD Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu (ICE) memurlarıyla yaşanan karşılaşmanın ardından, araçtaki dört kişinin yaya olarak kaçtığını belirtti.
Sözcü Bryan, araçtaki kişilerden birinin eyalet otoyoluna fırlayarak tırın önüne atladığını bildirdi. Tır sürücüsünün durarak ilk yardım müdahalesinde bulunmasına rağmen, aracın çarptığı şüpheli kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti. Bryan, olayla ilgili soruşturmanın devam ettiğini sözlerine ekledi.
ABD İç Güvenlik Bakanlığından NewsNation’a yapılan açıklamada, Florida’nın St. Johns bölgesi yakınlarında bir operasyon yürütüldüğü ve bir Meksika vatandaşının ölümüyle sonuçlanan olayın inceleme altında olduğu kaydedildi.
Olay öncesinde araçta yer alan diğer üç kişiye ne olduğu henüz netlik kazanmadı. Bryan, New York Times gazetesine yaptığı açıklamada, şüphelilerin içinde bulunduğu aracın soruşturma kapsamında çekildiğini ifade etti.
Son olay, 7 Temmuz tarihinden bu yana ICE memurlarının karıştığı üçüncü ölüm vakası olarak kayıtlara geçti.
Geçen hafta salı günü Teksas eyaletinin Houston kentinde, üç ABD vatandaşı çocuğun babası olan ve ülkede yasal statüsü bulunmayan Meksikalı göçmen Lorenzo Salgado Araujo, trafik çevirmesinde ICE memurları tarafından öldürüldü.
ICE sözcüsü, Araujo’nun gözaltından kaçmaya çalıştığını savunmuştu. Araujo’nun ölümü, ICE uygulamalarına yönelik protestolara ve tepkilere yol açtı.
Pazartesi günü ise Maine eyaletinin Biddeford kentinde ICE memurları, yasal statüsü olmayan bir göçmenin bilinen son adresinde hedefli gözetleme faaliyeti yürüttükleri sırada Joan Sebastian Guerrero’yu ateş ederek öldürdü. Olaydan 12 saat sonra açıklama yapan kurum, Guerrero’nun kaçarak kamu güvenliğine tehdit oluşturduğunu ve memurların bu gerekçeyle ateş açtığını bildirdi.
Konuya vakıf kaynaklar, salı günü NewsNation’a yaptıkları açıklamada, ICE yönetiminin ilk iki ölümün ardından memurlara trafik çevirmelerini geçici olarak durdurma talimatı verdiğini doğruladı.
Ancak ICE, kurumsal taktiklerde önemli bir değişikliğe işaret eden bu kararı doğrulamaktan kaçındı.
Kurumdan yapılan açıklamada, “Memurlarımızın güvenliğini sağlamak ve suçluları sokaklarımızdan uzak tutmak için prosedürlerimizi sürekli değerlendiriyoruz. Kolluk kuvveti taktiklerini ifşa etmeyiz veya tartışmayız” ifadesi kullanıldı.
Eski ICE Vekil Direktörü John Sandweg ise salı günü CNN’e yaptığı açıklamada, kurumun trafik çevirmelerine ara vermesi gerektiğini belirtti.
Sandweg, “Benzer olayların tekrarlanmasını önlemek için ne yapmamız gerektiğine karar verene kadar, araç durdurma uygulamalarına tamamen ara verilmeli ve bu durum derinlemesine incelenmelidir” değerlendirmesinde bulundu.
Görüş2 hafta önceZirve Salonunda Konuşulmayacak Hikâye: NATO Üyeliğinin Gerçek Bedeli
Diplomasi1 hafta önceNATO ülkeleri, milyarlarca dolarlık savunma anlaşması açıkladı
Görüş1 hafta önceAnkara’nın ikinci zirvesi: 22 yılın ardından NATO, kuralları yeniden yazan bir Türkiye’ye dönüyor
Amerika1 hafta önceNATO 3.0’un mucidi: Elbridge Colby
Dünya Basını2 hafta önceİran Ali Hamaney’e veda ediyor: Yas, hafıza ve sessizlik
Asya7 gün önceXi, bilim ve teknoloji inovasyonuyla Çin modernleşmesinin ilerletilmesi çağrısı yaptı
Diplomasi7 gün önceNATO liderleri Ankara Deklarasyonu’nu kabul etti
Dünya Basını1 hafta önceABD, Venezuela’daki depremi fırsata çeviriyor











