Bizi Takip Edin

Amerika

Pentagon’un medya kısıtlamalarına siyasi tepki büyüyor

Yayınlanma

ABD Savaş Bakanlığı’nın kendi yayın organı Stars and Stripes üzerindeki editoryal denetimini artıran yeni kurallarına Demokrat senatörler tepki gösterdi. Senatörler, düzenlemenin gazetenin bağımsızlığını zedelediğini ve askerler için tarafsız haber akışını riske attığını belirtti. Pentagon’dan 22 Nisan’a kadar yanıt istendi.

ABD Savaş Bakanlığı yılın başlarında, uzun süredir faaliyet gösteren kendi yayın kuruluşu Stars and Stripes üzerinde editoryal denetimini artıracağını duyurdu.

Daha önce editoryal serbestlikle çalışan kurum için Mart ayında yayımlanan bir notta, yayınların “iyi düzen ve disiplin” ile uyumlu olması gerektiği ifade edildi. Bu ifade, askeri hukukta kullanılan teknik bir kavram olarak tanımlanıyor.

Yeni kurallar kapsamında dış kaynaklı haberlerin ve içeriklerin yeniden yayımlanması sınırlandırıldı. Ayrıca gazetenin ombudsmanına, Kongre’ye gönderilmesi planlanan bilgileri önce Savunma Bakanlığı’na iletme talimatı verildi.

Pentagon sözcüsü o dönemde yaptığı açıklamada, gazetenin editoryal bağımsızlığını koruyacağını belirtti. Aynı açıklamada yapılan değişikliklerin kurumun çalışma biçimini modernize edeceği ve içeriğin “moral kaybına yol açan ‘woke’ dikkat dağıtıcı unsurlardan uzaklaştırılacağı” kaydedildi.

Çarşamba günü Pentagon’a ve gazetenin üst düzey editörlerine gönderilen mektupta, Senatörler Elizabeth Warren ve Richard Blumenthal söz konusu düzenlemeleri eleştirdi.

Mektup ilk olarak Semafor tarafından paylaşıldı. Senatörler, yeni kuralların gazetenin bağımsızlığını ve zaman zaman eleştirel içerik yayımlama kapasitesini korumaya yönelik editoryal ilkelerle çeliştiğini belirtti.

Senatörler mektupta şu ifadeleri kullandı:

“Savaş Bakanlığı’nın yeni politikası Stars and Stripes’ın güvenilirliğini ve askerler için tarafsız haber akışını tehdit ediyor ve gazeteyi sansüre karşı koruyan onlarca yıllık Kongre reformlarıyla çelişiyor. Sizleri bu politikayı derhal geri çekmeye ve Stars and Stripes için Birinci Değişiklik kapsamında güvence altına alınan editoryal bağımsızlığı yeniden tesis etmeye çağırıyoruz.”

Mektup, Demokrat senatörler Tammy Duckworth, Ruben Gallego, Mazie Hirono ve Mark Kelly tarafından da imzalandı. Metinde yedi sorudan oluşan bir liste yer aldı.

Bu sorular arasında Pentagon’un herhangi bir haberin yayımlanmasını kısıtlayıp kısıtlamadığı ve hangi haberlerin “iyi düzen ve disiplin” ile uyumsuz bulunduğu da bulunuyor. Senatörler, bakanlıktan 22 Nisan’a kadar yanıt talep etti.

Stars and Stripes ağırlıklı olarak askerler ve askeri aileler için haber kaynağı işlevi görüyor. Bununla birlikte gazete, onlarca yıl boyunca Pentagon’daki usulsüzlükleri, kötü yönetimi ve çeşitli skandalları ortaya koyan çok sayıda habere imza attı.

Pentagon’un editoryal kontrolü artırma yönündeki son adımı, kurumun eleştirel ya da resmi iletişim çizgisi dışında kalan medya içeriklerine karşı daha geniş kapsamlı bir baskı sürecinin parçası olarak değerlendiriliyor.

Donald Trump’ın yeniden göreve dönmesinin ardından Savunma Bakanlığı’na, Pentagon içindeki medya erişimini sınırlayan yeni düzenlemeler getirme ve istenmeyen bilgilerin araştırılması durumunda gazetecilerin akreditasyonlarını iptal edebilme yönünde yetki verildi.

Savaş Bakanı Pete Hegseth de basın karşısındaki açıklamalarında medya kuruluşlarının haberlerini ve bazı gazetecileri eleştirdi.

Çarşamba günü düzenlenen bir basın toplantısında ağırlıklı olarak muhafazakâr medya kuruluşlarına söz verdi. Geleneksel medya temsilcilerine söz verdiği anlarda ise bir ABC News muhabirinin sorusunu “soru biçiminde sunulmuş bir suçlama” olarak nitelendirdi.

Bir NBC News muhabirinin başka bir muhabirin sözünü kesmeye çalışmasını ise “kaba” olarak tanımladı.

Kongre’de azınlıkta bulunan Demokratlar açısından bu tür girişimlere karşı doğrudan yaptırım uygulama imkânı sınırlı kalıyor.

Mevcut Kongre’nin göreve başlamasından bu yana Demokrat üyelerin Trump yönetimine gönderdiği sert ifadeli mektuplar kamuoyunda dikkat çekti, ancak bu girişimlerin somut politika değişikliklerine ya da yeni bilgi açıklamalarına yol açtığına dair belirgin sonuçlar sınırlı oldu.

Warren ve Blumenthal son dönemde, Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi satın alma girişimi kapsamında federal düzenleyicilerden onay alma sürecine ilişkin olarak da bilgi talep eden isimler arasında yer aldı.

Demokratların 2027’de Kongre çoğunluğunu yeniden kazanması durumunda, bu tür mektupların gelecekte yürütülebilecek denetim süreçleri için bir çerçeve oluşturduğu değerlendiriliyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English