Bizi Takip Edin

Amerika

Meksika’da kartel liderinin ölümünün ardından dokuz eyalette silahlı çatışmalar başladı

Yayınlanma

Meksika özel kuvvetlerinin Jalisco eyaletinde düzenlediği askeri harekâtta, ülkenin en büyük uyuşturucu kartellerinden Jalisco Yeni Nesil Kartelinin (CJNG) lideri Nemesio Oseguera Cervantes öldürüldü. Operasyonun ardından kartel militanlarının dokuz farklı eyalette başlattığı şiddet olayları nedeniyle yetkililer kırmızı kod ilan etti.

Meksika Savunma Bakanlığının X platformu üzerinden yaptığı açıklamaya göre, “El Mencho” lakabıyla bilinen Nemesio Oseguera Cervantes’i yakalamak amacıyla 22 Şubat tarihinde Jalisco eyaletinin Tapalpa kentinde askeri harekât icra edildi.

Hava Kuvvetleri unsurları ve Ulusal Muhafızların özel birliklerinin katıldığı operasyon sırasında Meksika özel kuvvetleri, CJNG karteline mensup militanların silahlı saldırısına uğradı.

Çıkan çatışmada dördü olay yerinde olmak üzere toplam yedi kişi hayatını kaybetti.

Ağır yaralanan üç kişinin hava yoluyla başkent Meksiko’ya nakliyesi sırasında hayatını kaybettiği ve bu kişiler arasında kartel lideri Cervantes’in de bulunduğu bildirildi.

Operasyon kapsamında kartel üyesi iki militan sağ olarak ele geçirildi. Askeri birliklerin bölgede yürüttüğü arama faaliyetlerinde, hava araçlarını düşürme ve zırhlı muharebe araçlarını imha etme kapasitesine sahip roketatarların da aralarında bulunduğu çok sayıda ağır silaha el konuldu.

Çatışma sırasında üç askeri personelin yaralandığı ve acil tıbbi müdahale için Meksiko’daki sağlık kurumlarına sevk edildiği kaydedildi.

Jalisco Eyalet Valisi Pablo Lemus, federal güçlerin katılımıyla gerçekleştirilen söz konusu özel askeri harekâtı doğruladı.

Vali Lemus’un açıklamalarının ardından yerel makamlar, bölgedeki güvenlik durumunu değerlendirmek üzere acil operasyonel güvenlik karargâhını toplama kararı aldı.

Kartel militanları dokuz eyalette eş zamanlı eylemler başlattı

Cervantes’in öldürüldüğünün teyit edilmesinin ardından, CJNG üyeleri ülke genelinde silahlı eylemler başlattı.

Meksika medyasında yer alan haberlere göre, şiddet olayları halihazırda dokuz eyalete yayılmış durumda. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler arasında Jalisco, Michoacán, Colima, Guerrero, Aguascalientes, Guanajuato, Nayarit, Zacatecas ve Tamaulipas eyaletleri yer alıyor.

Kartel militanlarının sivil araçları, kamu ulaşım araçlarını ve ticari işletmeleri ateşe verdiği, ayrıca ana otoyolları kapatarak barikatlar kurduğu bildirildi.

Jalisco eyaleti sakinlerinden Guadalupe Aguilar, kartel liderinin ölümünün ardından örgüt üyelerinin intikam amacıyla harekete geçtiğini belirtti.

Aguilar, “İnsanların yeterli bilgisi yok, sosyal medyayı izliyoruz ve bunun nasıl sonuçlanacağını bekliyoruz” diye konuştu. Yetkililerin halka sokaklara çıkmama uyarısında bulunduğunu belirten Aguilar, bölgede “kırmızı kod” ilan edildiğini kaydetti.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin büyük bölümünde durumun normal olduğunu vurguladı.

Devlet Başkanı Sheinbaum, tüm eyalet yönetimlerinin merkezi hükümetle koordinasyon içinde çalıştığını aktardı.

ABD istihbaratı harekâtın planlama aşamasına veri desteği sağladı

Cervantes’in öldürüldüğü operasyon, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki istihbarat paylaşımı mekanizmaları çerçevesinde gerçekleştirildi.

ABD’nin Meksika Büyükelçiliği, harekâtın icrasına ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonun tamamen Meksika özel kuvvetleri tarafından planlanıp yürütüldüğünü, ABD unsurlarının sahada doğrudan yer almadığını bildirdi. Büyükelçilik yetkilileri, ABD makamlarının Meksika hükümetine hedefin konumuna dair ek istihbarat verileri sağladığını kaydetti.

Reuters’ın ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) kaynaklarına dayandırdığı habere göre, uyuşturucu kartelleri hakkında istihbarat toplamak üzere oluşturulan ve ABD ordusu liderliğinde faaliyet gösteren yeni bir görev gücü, operasyonun organizasyonuna doğrudan katkı sundu.

Kurumlararası Ortak Karşı Kartel Görev Gücü (Joint Interagency Task Force-Counter Cartel) adını taşıyan ve birden fazla Amerikan federal kurumunu bünyesinde barındıran bu yapı, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki kartel ağlarını tespit etmek amacıyla Ocak 2026’da kuruldu.

Kaynaklar, ABD’nin Cervantes hakkında kapsamlı bir dosya hazırlayarak Meksika makamlarına teslim ettiğini ve CJNG liderinin Washington yönetiminin Meksika’daki birincil hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin uyuşturucu baronunun etkisiz hale getirilmesi nedeniyle Meksika güvenlik güçlerine takdirlerini sunduğunu ifade etti.

Leavitt, “El Mencho, anavatanımıza fentanil sokan başlıca kaçakçılardan biri olarak hem Meksika hem de Amerikan hükümetleri için ana hedeflerden biriydi” diye konuştu. Sözcü, ABD’nin operasyonun gerçekleştirilmesinde istihbarat sağlayarak Meksika’ya yardımcı olduğunun altını çizdi.

Washington yönetimi askeri operasyonun sonucunu memnuniyetle karşıladı

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, Cervantes’in öldürülmesini Meksika, ABD, Latin Amerika ve tüm dünya için “büyük bir olay” olarak nitelendirdi.

Landau, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Meksika güvenlik güçlerinin, en kanlı ve acımasız uyuşturucu baronlarından biri olan El Mencho’yu etkisiz hale getirdiği bilgisini az önce aldım. İyi adamlar kötü adamlardan daha güçlüdür. İyilerin sayısı kötülerden daha fazladır. Büyük Meksika ulusunun kolluk kuvvetlerini tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Landau ayrıca, operasyonun ardından Meksika’da patlak veren şiddet olaylarından duyduğu derin üzüntü ve endişeyi dile getirdi.

ABD’li diplomat, “Kötü adamların terörle karşılık vermesi şaşırtıcı değil. Ancak soğukkanlılığımızı asla kaybetmemeliyiz. Dayan Meksika!” mesajını paylaştı.

Reuters’a konuşan diğer bir ABD Savaş Bakanlığı yetkilisi ise yeni görev gücünün Washington’un uyuşturucu ticaretiyle mücadele stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Yetkili, bu strateji kapsamında Amerikan ordusunun Meksika sınırındaki durumu artan bir şekilde kontrol etmeyi amaçladığını kaydetti.

Kırk ülkede faaliyet gösteren CJNG uyuşturucu ağını yönetiyordu

Nemesio Oseguera Cervantes, 1966 yılında Meksika’nın Michoacán eyaletinde doğdu. Gençlik yıllarının bir bölümünü ABD’de geçiren Cervantes, burada uyuşturucu suçlarından hüküm giymesinin ardından 1990’lı yıllarda Meksika’ya sınır dışı edildi.

İlerleyen süreçte, daha sonra Jalisco Yeni Nesil Karteline (CJNG) dönüşecek olan suç örgütlerinin yapılanmasına katıldı.

Cervantes, son on yıl içinde Meksika’nın en etkili ve şiddet yanlısı suç örgütlerinden biri haline gelen ve ABD ile diğer ülkelere yönelik metamfetamin, kokain ve fentanil tedarik hatlarını kontrol eden CJNG’nin kurucusu ve kalıcı lideri olarak kabul ediliyordu.

Nemesio Oseguera Cervantes

Milenio gazetesinin haberine göre, Joaquín Guzmán Loera’nın (El Chapo) yakalanmasının ardından Cervantes, Meksika’nın en güçlü uyuşturucu baronu konumuna yükseldi.

Cervantes’in yönetimi altında CJNG, fentanil ve metamfetamin trafiğinde dünyanın en büyük suç örgütlerinden biri haline gelerek faaliyet alanını 40 farklı ülkeye genişletti.

The New York Times, örgütün ABD’ye sentetik uyuşturucu maddeleri kaçakçılığı yaparak Meksika’daki egemen uyuşturucu ticaret ağlarından birine dönüştüğünü aktardı.

CJNG, güvenlik güçleri ve rakip kartellerle girdiği yoğun silahlı çatışmaların yanı sıra, devlet yetkililerine yönelik doğrudan saldırılarıyla da tanınıyor.

Milenio’nun verilerine göre kartel; eski bir valinin, çok sayıda belediye başkanının ve kamuoyunca tanınan sivil figürlerin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor.

Örgütün finansal faaliyetleri arasında uyuşturucu ticaretinin yanı sıra şantaj, gazeteciler de dahil olmak üzere insan kaçırma ve petrol hırsızlığı gibi yasa dışı eylemler bulunuyor.

ABD makamları Cervantes’i geniş çaplı uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve sistematik şiddet uygulamakla suçluyordu. En çok arananlar listelerinde ilk sıralarda yer alan CJNG liderinin yakalanmasını sağlayacak bilgi için ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 15 milyon dolar ödül konulmuştu.

Milenio gazetesi yayınladığı analizde, Cervantes’in Meksika ve ABD hükümetleri açısından uyuşturucu ticaretinde daha militarize, daha acımasız ve daha az gizli yeni bir aşamayı temsil ettiğini vurguladı.

Örgütün lider kadrosunun kaybına yönelik önceden tasarlanmış planı devrede

Uluslararası İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations) araştırmacılarından Will Freeman, The Wall Street Journal’a (WSJ) verdiği demeçte, lideri etkisiz hale getirilen CJNG kartelinin “kırmızı çizgilerin” ihlal edilmesi durumunda devreye sokulacak bir eylem planına sahip olduğunu kaydetti.

Freeman, uyuşturucu baronunun öldürülmesinin kartel açısından kesin bir kırmızı çizgi teşkil ettiğini belirterek, “Devlet bu sınırları aştığında önceden tasarlanmış bir yanıt veriyorlar. Bu durum, ortada hazırlanmış bir plan olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

The Wall Street Journal’ın haberinde, Meksika’daki diğer uyuşturucu ağları gibi El Mencho’nun organizasyonunun da Jalisco ve diğer eyaletlerdeki yoksul bölgelerde fiili bir yerel yönetim gibi hareket ettiği belirtildi.

Merkezi hükümetin kontrolünün zayıf olduğu bu bölgelerde kartelin gıda ve tıbbi malzeme dağıtımı yaparak sivil halk üzerinde nüfuz kurduğu aktarıldı.

The New York Times’ın değerlendirmesinde ise Cervantes’in ölümünün suç örgütüne vurulmuş ağır bir darbe olduğu ve örgüt içindeki farklı hiziplerin kontrolü ele geçirmek için mücadele etmesiyle birlikte potansiyel bir iç güç savaşına yol açabileceği ifade edildi.

CJNG uzmanı Carlos Olivo, uluslararası medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, liderin öldürülmesinin ardından örgüt içindeki fraksiyonlar arasında yaşanacak çatışmaların ve ülke genelindeki şiddet dalgasının yıllarca sürebileceği yönündeki öngörüsünü paylaştı.

Bölgedeki güvenlik kaynakları, askeri birliklerin stratejik noktalarda devriye faaliyetlerini artırdığını ve sivil altyapının korunması için ek güvenlik tedbirlerinin yürürlüğe konduğunu bildirdi.

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English