Amerika
Meksika’da kartel liderinin ölümünün ardından dokuz eyalette silahlı çatışmalar başladı

Meksika özel kuvvetlerinin Jalisco eyaletinde düzenlediği askeri harekâtta, ülkenin en büyük uyuşturucu kartellerinden Jalisco Yeni Nesil Kartelinin (CJNG) lideri Nemesio Oseguera Cervantes öldürüldü. Operasyonun ardından kartel militanlarının dokuz farklı eyalette başlattığı şiddet olayları nedeniyle yetkililer kırmızı kod ilan etti.
Meksika Savunma Bakanlığının X platformu üzerinden yaptığı açıklamaya göre, “El Mencho” lakabıyla bilinen Nemesio Oseguera Cervantes’i yakalamak amacıyla 22 Şubat tarihinde Jalisco eyaletinin Tapalpa kentinde askeri harekât icra edildi.
Hava Kuvvetleri unsurları ve Ulusal Muhafızların özel birliklerinin katıldığı operasyon sırasında Meksika özel kuvvetleri, CJNG karteline mensup militanların silahlı saldırısına uğradı.
Çıkan çatışmada dördü olay yerinde olmak üzere toplam yedi kişi hayatını kaybetti.
Ağır yaralanan üç kişinin hava yoluyla başkent Meksiko’ya nakliyesi sırasında hayatını kaybettiği ve bu kişiler arasında kartel lideri Cervantes’in de bulunduğu bildirildi.
Operasyon kapsamında kartel üyesi iki militan sağ olarak ele geçirildi. Askeri birliklerin bölgede yürüttüğü arama faaliyetlerinde, hava araçlarını düşürme ve zırhlı muharebe araçlarını imha etme kapasitesine sahip roketatarların da aralarında bulunduğu çok sayıda ağır silaha el konuldu.
Çatışma sırasında üç askeri personelin yaralandığı ve acil tıbbi müdahale için Meksiko’daki sağlık kurumlarına sevk edildiği kaydedildi.
Jalisco Eyalet Valisi Pablo Lemus, federal güçlerin katılımıyla gerçekleştirilen söz konusu özel askeri harekâtı doğruladı.
Vali Lemus’un açıklamalarının ardından yerel makamlar, bölgedeki güvenlik durumunu değerlendirmek üzere acil operasyonel güvenlik karargâhını toplama kararı aldı.
Kartel militanları dokuz eyalette eş zamanlı eylemler başlattı
Cervantes’in öldürüldüğünün teyit edilmesinin ardından, CJNG üyeleri ülke genelinde silahlı eylemler başlattı.
Meksika medyasında yer alan haberlere göre, şiddet olayları halihazırda dokuz eyalete yayılmış durumda. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler arasında Jalisco, Michoacán, Colima, Guerrero, Aguascalientes, Guanajuato, Nayarit, Zacatecas ve Tamaulipas eyaletleri yer alıyor.
Kartel militanlarının sivil araçları, kamu ulaşım araçlarını ve ticari işletmeleri ateşe verdiği, ayrıca ana otoyolları kapatarak barikatlar kurduğu bildirildi.
Jalisco eyaleti sakinlerinden Guadalupe Aguilar, kartel liderinin ölümünün ardından örgüt üyelerinin intikam amacıyla harekete geçtiğini belirtti.
Aguilar, “İnsanların yeterli bilgisi yok, sosyal medyayı izliyoruz ve bunun nasıl sonuçlanacağını bekliyoruz” diye konuştu. Yetkililerin halka sokaklara çıkmama uyarısında bulunduğunu belirten Aguilar, bölgede “kırmızı kod” ilan edildiğini kaydetti.
Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin büyük bölümünde durumun normal olduğunu vurguladı.
Devlet Başkanı Sheinbaum, tüm eyalet yönetimlerinin merkezi hükümetle koordinasyon içinde çalıştığını aktardı.

ABD istihbaratı harekâtın planlama aşamasına veri desteği sağladı
Cervantes’in öldürüldüğü operasyon, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki istihbarat paylaşımı mekanizmaları çerçevesinde gerçekleştirildi.
ABD’nin Meksika Büyükelçiliği, harekâtın icrasına ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonun tamamen Meksika özel kuvvetleri tarafından planlanıp yürütüldüğünü, ABD unsurlarının sahada doğrudan yer almadığını bildirdi. Büyükelçilik yetkilileri, ABD makamlarının Meksika hükümetine hedefin konumuna dair ek istihbarat verileri sağladığını kaydetti.
Reuters’ın ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) kaynaklarına dayandırdığı habere göre, uyuşturucu kartelleri hakkında istihbarat toplamak üzere oluşturulan ve ABD ordusu liderliğinde faaliyet gösteren yeni bir görev gücü, operasyonun organizasyonuna doğrudan katkı sundu.
Kurumlararası Ortak Karşı Kartel Görev Gücü (Joint Interagency Task Force-Counter Cartel) adını taşıyan ve birden fazla Amerikan federal kurumunu bünyesinde barındıran bu yapı, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki kartel ağlarını tespit etmek amacıyla Ocak 2026’da kuruldu.
Kaynaklar, ABD’nin Cervantes hakkında kapsamlı bir dosya hazırlayarak Meksika makamlarına teslim ettiğini ve CJNG liderinin Washington yönetiminin Meksika’daki birincil hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin uyuşturucu baronunun etkisiz hale getirilmesi nedeniyle Meksika güvenlik güçlerine takdirlerini sunduğunu ifade etti.
Leavitt, “El Mencho, anavatanımıza fentanil sokan başlıca kaçakçılardan biri olarak hem Meksika hem de Amerikan hükümetleri için ana hedeflerden biriydi” diye konuştu. Sözcü, ABD’nin operasyonun gerçekleştirilmesinde istihbarat sağlayarak Meksika’ya yardımcı olduğunun altını çizdi.

Washington yönetimi askeri operasyonun sonucunu memnuniyetle karşıladı
ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, Cervantes’in öldürülmesini Meksika, ABD, Latin Amerika ve tüm dünya için “büyük bir olay” olarak nitelendirdi.
Landau, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Meksika güvenlik güçlerinin, en kanlı ve acımasız uyuşturucu baronlarından biri olan El Mencho’yu etkisiz hale getirdiği bilgisini az önce aldım. İyi adamlar kötü adamlardan daha güçlüdür. İyilerin sayısı kötülerden daha fazladır. Büyük Meksika ulusunun kolluk kuvvetlerini tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.
Landau ayrıca, operasyonun ardından Meksika’da patlak veren şiddet olaylarından duyduğu derin üzüntü ve endişeyi dile getirdi.
ABD’li diplomat, “Kötü adamların terörle karşılık vermesi şaşırtıcı değil. Ancak soğukkanlılığımızı asla kaybetmemeliyiz. Dayan Meksika!” mesajını paylaştı.
Reuters’a konuşan diğer bir ABD Savaş Bakanlığı yetkilisi ise yeni görev gücünün Washington’un uyuşturucu ticaretiyle mücadele stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.
Yetkili, bu strateji kapsamında Amerikan ordusunun Meksika sınırındaki durumu artan bir şekilde kontrol etmeyi amaçladığını kaydetti.
Kırk ülkede faaliyet gösteren CJNG uyuşturucu ağını yönetiyordu
Nemesio Oseguera Cervantes, 1966 yılında Meksika’nın Michoacán eyaletinde doğdu. Gençlik yıllarının bir bölümünü ABD’de geçiren Cervantes, burada uyuşturucu suçlarından hüküm giymesinin ardından 1990’lı yıllarda Meksika’ya sınır dışı edildi.
İlerleyen süreçte, daha sonra Jalisco Yeni Nesil Karteline (CJNG) dönüşecek olan suç örgütlerinin yapılanmasına katıldı.
Cervantes, son on yıl içinde Meksika’nın en etkili ve şiddet yanlısı suç örgütlerinden biri haline gelen ve ABD ile diğer ülkelere yönelik metamfetamin, kokain ve fentanil tedarik hatlarını kontrol eden CJNG’nin kurucusu ve kalıcı lideri olarak kabul ediliyordu.

Nemesio Oseguera Cervantes
Milenio gazetesinin haberine göre, Joaquín Guzmán Loera’nın (El Chapo) yakalanmasının ardından Cervantes, Meksika’nın en güçlü uyuşturucu baronu konumuna yükseldi.
Cervantes’in yönetimi altında CJNG, fentanil ve metamfetamin trafiğinde dünyanın en büyük suç örgütlerinden biri haline gelerek faaliyet alanını 40 farklı ülkeye genişletti.
The New York Times, örgütün ABD’ye sentetik uyuşturucu maddeleri kaçakçılığı yaparak Meksika’daki egemen uyuşturucu ticaret ağlarından birine dönüştüğünü aktardı.
CJNG, güvenlik güçleri ve rakip kartellerle girdiği yoğun silahlı çatışmaların yanı sıra, devlet yetkililerine yönelik doğrudan saldırılarıyla da tanınıyor.
Milenio’nun verilerine göre kartel; eski bir valinin, çok sayıda belediye başkanının ve kamuoyunca tanınan sivil figürlerin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor.
Örgütün finansal faaliyetleri arasında uyuşturucu ticaretinin yanı sıra şantaj, gazeteciler de dahil olmak üzere insan kaçırma ve petrol hırsızlığı gibi yasa dışı eylemler bulunuyor.
ABD makamları Cervantes’i geniş çaplı uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve sistematik şiddet uygulamakla suçluyordu. En çok arananlar listelerinde ilk sıralarda yer alan CJNG liderinin yakalanmasını sağlayacak bilgi için ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 15 milyon dolar ödül konulmuştu.
Milenio gazetesi yayınladığı analizde, Cervantes’in Meksika ve ABD hükümetleri açısından uyuşturucu ticaretinde daha militarize, daha acımasız ve daha az gizli yeni bir aşamayı temsil ettiğini vurguladı.
Örgütün lider kadrosunun kaybına yönelik önceden tasarlanmış planı devrede
Uluslararası İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations) araştırmacılarından Will Freeman, The Wall Street Journal’a (WSJ) verdiği demeçte, lideri etkisiz hale getirilen CJNG kartelinin “kırmızı çizgilerin” ihlal edilmesi durumunda devreye sokulacak bir eylem planına sahip olduğunu kaydetti.
Freeman, uyuşturucu baronunun öldürülmesinin kartel açısından kesin bir kırmızı çizgi teşkil ettiğini belirterek, “Devlet bu sınırları aştığında önceden tasarlanmış bir yanıt veriyorlar. Bu durum, ortada hazırlanmış bir plan olduğunu gösteriyor” diye konuştu.
The Wall Street Journal’ın haberinde, Meksika’daki diğer uyuşturucu ağları gibi El Mencho’nun organizasyonunun da Jalisco ve diğer eyaletlerdeki yoksul bölgelerde fiili bir yerel yönetim gibi hareket ettiği belirtildi.
Merkezi hükümetin kontrolünün zayıf olduğu bu bölgelerde kartelin gıda ve tıbbi malzeme dağıtımı yaparak sivil halk üzerinde nüfuz kurduğu aktarıldı.
The New York Times’ın değerlendirmesinde ise Cervantes’in ölümünün suç örgütüne vurulmuş ağır bir darbe olduğu ve örgüt içindeki farklı hiziplerin kontrolü ele geçirmek için mücadele etmesiyle birlikte potansiyel bir iç güç savaşına yol açabileceği ifade edildi.
CJNG uzmanı Carlos Olivo, uluslararası medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, liderin öldürülmesinin ardından örgüt içindeki fraksiyonlar arasında yaşanacak çatışmaların ve ülke genelindeki şiddet dalgasının yıllarca sürebileceği yönündeki öngörüsünü paylaştı.
Bölgedeki güvenlik kaynakları, askeri birliklerin stratejik noktalarda devriye faaliyetlerini artırdığını ve sivil altyapının korunması için ek güvenlik tedbirlerinin yürürlüğe konduğunu bildirdi.
Amerika
New York eyaleti Kalshi platformuna 36 milyar dolarlık dava açtı

ABD’de New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, tahmin pazarı platformu Kalshi’ye lisanssız ve yasa dışı kumar oynattığı gerekçesiyle dava açtı. Eyalet yönetimi, şirketin New York’taki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının iade edilmesini ve en az 36 milyar dolar ceza ödenmesini talep ediyor.
New York Eyaleti Başsavcısı Letitia James, en büyük tahmin pazarı platformlarından biri olan Kalshi’ye karşı lisanssız yasa dışı şans oyunları düzenlediği suçlamasıyla dava açtı.
Eyalet yetkilileri, servisin eyaletteki faaliyetlerinin yasaklanmasını, kullanıcılara fonlarının geri ödenmesini ve şirketten en az 36 milyar dolar tahsil edilmesini talep ediyor.
New York yetkililerinin değerlendirmesine göre Kalshi, eyalet sakinlerinin eyalet şans oyunları komisyonundan lisans almadan spor, kültür olayları ve seçimler üzerine bahis oynamasına izin verdi.
Dava dilekçesinde ayrıca şirketin yasalarla öngörülen vergileri ödemediği ileri sürülüyor.
Tahmin pazarları (prediction markets), kullanıcıların “evet” veya “hayır” jeton-bahisleri satın alarak spor, siyaset ve daha birçok olayın sonucu üzerine bahis oynadığı platformlar olarak tanımlanıyor.
Bahsin piyasa fiyatı, olasılığa dair kolektif değerlendirmeyi yansıtıyor. Örneğin 0,20 dolar, olayın gerçekleşme şansının yüzde 20 olduğunu gösteriyor.
Kazanan jetonlar her biri için 1 dolar kazandırırken, kaybeden jetonlar sıfırlanıyor. Jetonlar, sonuç gerçekleşene kadar platformların içinde bir borsadaki gibi takas edilebiliyor.
Kalshi ve Polymarket bu alandaki en büyük iki platform konumunda. Kalshi, ABD Emtia Vadeli Ticaret Komisyonu (CFTC) lisansına, New York Menkul Kıymetler Borsasının (NYSE) işletmeci şirketinin desteğine ve televizyon kanalları, medya, spor birlikleri ile büyük kripto borsalarıyla ortaklıklara sahip.
Blokzincir üzerinde çalışan Polymarket ise başlangıçta kripto para ortamından çıktı. Her iki servis de milyarlarca dolarlık değerlemelere ve onlarca milyon dolarlık yatırımlara sahip.
New York yetkilileri davayla eş zamanlı olarak mahkemeden, yargılama sona erene kadar Kalshi’nin eyalet sakinlerine ilgili olay sözleşmelerini sunmasının yasaklanmasını istedi.
Eyalet yönetimi ayrıca, şirketin kullanıcılara fonlarını tamamen tazmin etmesini, bu ürünlerden elde edilen tüm geliri iade etmesini, yasa dışı yollardan elde edilen hasılatın üç katı tutarında ceza ve bu tür sözleşmelerin her bir teklifi için 100 bin dolar ödemesini talep ediyor.
Mahkeme belgelerine göre, talep edilen toplam tazminat miktarı en az 36 milyar doları bulabilir. Nihai miktar, tam finansal hesaplamanın ardından belirlenecek.
New York Eyaleti Valisi Kathy Hochul konuya ilişkin açıklamasında, “Kalshi, tüketicileri koruyan, sorunlu kumarın gelişmesini önleyen, önemli devlet programlarının finansmanını sağlayan ve tüm şirketlerin tek bir kurala göre çalışmasını garanti eden New York’un kumar yasalarını göz ardı etmeyi seçti” dedi.
CoinDesk’in hesaplamalarına göre, son Dünya Kupası sırasında Kalshi, Polymarket ve onların daha küçük ölçekli rakipleri 50 milyar dolardan fazla bahis işledi.
Bu miktar, tüm Amerikalı bahis şirketlerinin toplamından katbekat fazla bir büyüklüğe karşılık geliyor.
New York eyaletinin davası, düzenleyici kurum CFTC’nin mahkeme yoluyla ayrı eyaletlerin yetkililerinin CFTC onaylı tahmin pazarı platformlarına karşı tedbir uygulamasının yasaklanmasını talep etmesinin ertesi günü açıldı.
Daha önce ABD’nin diğer eyaletlerinin yetkilileri de Kalshi ve Polymarket ile mahkemelik olmuştu.
Tahmin pazarlarındaki kripto para bahisleri son iki yılda büyük popülerlik kazandı. Ancak ülkeler birbiri ardına tahmin pazarlarını yasa dışı kumar kapsamına alıyor.
Bu tür bahislerin yasa dışı olduğunu belirten ve Polymarket’i engelleyen son ülkelerden biri Çekya oldu.
Daha önce benzer tedbirler Almanya, Belçika, Romanya, İsviçre, Polonya, Yunanistan, Kıbrıs, Portekiz, İspanya ve Ukrayna tarafından alındı.
Hollanda, Fransa ve Birleşik Krallık da platformun faaliyetlerinin kumar mevzuatına girebileceğini bildirdi.
Amerika
Cumhuriyetçi senatörler Trump’ın Adalet Bakanı adayı Blanche’a karşı

ABD’de Cumhuriyetçi Senatörler John Cornyn ve Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması planlanan fonun iptal edildiğine dair yazılı garanti verilene kadar Todd Blanche’ın adalet bakanlığı adaylığını desteklemeyeceklerini bildirdi. İki senatörün muhalefeti üzerine Senato Yargı Komisyonundaki oylama iptal edilirken ABD Başkanı Donald Trump adaylığı geri çekebileceğini açıkladı.
ABD Başkanı Donald Trump’ın bir sonraki adalet bakanı olarak belirlediği ve halen bakan vekili olarak görev yapan Todd Blanche’ın adaylığı, Senato Yargı Komisyonundaki iki Cumhuriyetçi üyenin muhalefeti nedeniyle belirsizliğe girdi.
Teksas Senatörü John Cornyn ve Kuzey Karolina Senatörü Thom Tillis, Adalet Bakanlığı bünyesinde kurulması önerilen “hukukun araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonunun tamamen kaldırıldığına dair yazılı bir garanti talep ediyor.
Senato Yargı Komisyonunda yer alan Cornyn veya Tillis’ten gelecek tek bir “hayır” oyu, Blanche’ın adaylık sürecini engelleme gücüne sahip bulunuyor. Komisyon, iki senatörün karşı duruşu nedeniyle perşembe sabahı yapılması planlanan oylamayı iptal etti.
İki senatörün Trump ile görüş ayrılığı yaşadığı tek konu Blanche’ın adaylığı değil. Kongre’den ayrılmaya hazırlanan ve Trump yönetimiyle sorun yaşayan diğer bazı Cumhuriyetçi milletvekilleri de başkanın çeşitli pozisyonlarına karşı tavır alıyor.
“YOLO” grubu ve Kongre’deki dengeler
Kongre çevrelerinde şakayla karışık “YOLO” grubu olarak adlandırılan bu yapı, ocak ayında görev süreleri dolacak olan ve artık Trump’a siyasi bir bağımlılığı kalmadığı belirtilen Cumhuriyetçilerden oluşuyor.
İngilizce “sadece bir kez yaşarsın” (you only live once) ifadesinin kısaltması olan “YOLO”, gelecekteki sonuçları önemsemeden hareket eden tavırları tanımlamak için kullanılıyor.
Bu gruptaki isimlerin bir kısmı emekli olmayı tercih ederken, bir kısmı ise Cumhuriyetçi Parti içindeki ön seçimlerde Trump’ın desteklediği adaylara karşı kaybetti.
Senatoda bu grupta yer alan isimler arasında, bu yılki ön seçimleri kaybeden Teksas Senatörü Cornyn ve Louisiana Senatörü Bill Cassidy ile Trump’ın “Tek Büyük, Güzel Yasa” tasarısı nedeniyle başkanla ters düşerek geçen yıl emekli olacağını açıklayan Kuzey Karolina Senatörü Tillis bulunuyor. Her üç isim de önemli konularda başkanla görüş ayrılığı yaşadı.
Temsilciler Meclisinde ise Trump’ın müttefiki bir adaya ön seçimi kaybeden Kentakki Temsilcisi Thomas Massie ile yıl sonunda emekliye ayrılacak olan Nebraska Temsilcisi Don Bacon bu grupta yer alıyor.
Trump adaylığı geri çekebileceğini belirtti
YOLO grubunun farklı üyeleri başka konularda Trump’a karşı gelse de Blanche’ın adaylığının onaylanmasında kilit rolü Cornyn ve Tillis elinde tutuyor.
Senato Yargı Komisyonu Başkanı Chuck Grassley’nin, Blanche’ın Adalet Bakanlığına kalıcı olarak atanmasını değerlendirmek üzere yapılması planlanan toplantıyı iptal etmesinin ardından Trump, perşembe günü yaptığı açıklamada adaylığı geri çekmeyi değerlendireceğini söyledi.
Trump, Truth Social hesabından yaptığı paylaşımda Cornyn ve Tillis’in Blanche’ın adaylığı konusunda net bir tutum sergilemekten kaçındığını vurguladı.
Trump paylaşımında, “Todd Blanche bir YILDIZ ve herkes bunu biliyor! Tüm zamanların en büyük adalet bakanlarından biri olma potansiyeline sahip” ifadelerini kullandı.
Açıklamasına devam eden Trump, “Ancak Teksaslı John Cornyn ve Kuzey Karolina’dan Thom Tillis -ki her ikisini de desteklemeyi reddettim ve siyasi kariyerleri benim bu hareketimle sona erdi- her durumda bakan vekili olarak kalacak olan bu harika adaya oy vermeyi reddediyorlar” diye yazdı.
1,8 milyar dolarlık fon tartışması
İki senatörün muhalefetinin merkezinde, Adalet Bakanlığının “taraflı tutumunun” mağduru olduğunu iddia eden kişilere ödeme yapması öngörülen 1,8 milyar dolarlık “adaletin araçsallaştırılmasına karşı mücadele” fonu yer alıyor.
Kongre’deki her iki partiden eleştirmenler, bu fonun 6 Ocak 2021’deki Kongre baskınına katılanlar da dahil olmak üzere Trump’ın müttefiklerine para aktarma aracı olacağını belirterek fona karşı çıkıyor.
Trump, Adalet Bakanlığı ve ABD İç Gelir Servisi (IRS) arasındaki bir uzlaşmanın parçası olarak gündeme gelen fon hakkında Blanche, konunun artık “hükümsüz” olduğunu ve fonun gündemden kalktığını savundu. Ancak Cornyn, bu ayın başlarında Yargı Komisyonundaki onay oturumunda Blanche’ın bu iddiasına şüpheyle yaklaştı.
Cornyn, 15 Temmuz’da oturum salonunun dışında gazetecilere yaptığı açıklamada, “Uzlaşma anlaşması tarafların yazılı izni olmadan değiştirilemez. Tarafların böyle bir yazılı izni yok ve kendisi de bunun bir sözleşme unsuru olarak yürürlüğe konulabileceğini kabul etti” dedi.
Teksas senatörü sözlerini şöyle sürdürdü: “Düzeltmeye çalıştığım kayıtlara geçmesi açısından bunun gerçekten önemli olduğunu düşünüyorum. Sorularıma dürüstçe yanıt verdi ancak bu yanıtlar inevitably konunun kapandığı sonucuna varılmasını sağlamıyor. İleride tekrar gündeme getirilebilir.”
Cornyn, bu yılın başlarında Teksas’taki Cumhuriyetçi ön seçiminde Trump’ın desteklediği Teksas Başsavcısı Ken Paxton’a kaybettikten sonra Beyaz Saray’a yönelik eleştirilerini daha yüksek sesle dile getirmeye başladı.
Komisyondaki diğer Cumhuriyetçi senatör Tillis ise Blanche’ın adaylığına karşı çıkmasının Trump ile yaşadığı anlaşmazlıklardan kaynaklandığı yönündeki iddiaları reddetti.
The Independent gazetesinin haberine göre Kuzey Karolina senatörü perşembe günü gazetecilere yaptığı açıklamada, “Gerçek şu ki, başkandan hiçbir zaman destek talep etmedim, buna rağmen bana destek verdi. Başkan bu tür bir aracı kullandığı anda karşısında Tillis’in yanıtını bulurdu ama bunu hiçbir zaman yapmadı” diye konuştu.
Her iki senatör de fonun resmi ve kalıcı olarak iptal edildiğine dair güvence almadıkları sürece Blanche’ın komisyondan geçmesi yönünde oy kullanmayacaklarını bildirdi.
Blanche komisyondan geçse dahi göreve atanabilmek için Senato genel kurulunda basit çoğunluğun desteğine ihtiyaç duyacak.
Adalet Bakanlığına yönelik eleştiriler sürüyor
Senatör Cassidy, perşembe günü CBS News’ten Nikole Killion’a yaptığı açıklamada, Adalet Bakanlığının mevcut tutumundan “büyük endişe duyduğunu” belirtti. Cassidy, eski Beyaz Saray çalışanı ve 6 Ocak olaylarının kilit tanıklarından Cassidy Hutchinson hakkında soruşturma yürütmek üzere bir büyük jüri oluşturulduğuna dikkati çekti.
Cassidy, “Her Amerikalı Adalet Bakanlığının bir silah gibi kullanılmasından korkmamalı mı? Buna tatmin edici yanıtlar verilemiyorsa, o zaman muhtemelen başka birinin bu göreve gelmesi gerekir” dedi. Cassidy, Blanche’ın “iyi yanıtlar verebilmesi, Tillis ve Cornyn’e bu taahhüdü sunabilmesi ve Hutchinson’a bu süreçlerin neden yürütüldüğünü açıklayabilmesi durumunda yola devam edilebileceğini” ekledi.
Mayıs ayında yapılan ön seçimlerde Trump’ın desteklediği Temsilciler Meclisi Üyesi Julia Letlow’a kaybeden Cassidy, yenilgisinden bu yana geçen aylarda Trump yönetimini ve karşı çıktığı bazı Cumhuriyetçi politikaları açıkça eleştiriyor.
Louisiana senatörü, Blanche’ın adaylığına destek verip vermeyeceği konusunda renk vermeyerek perşembe günü gazetecilere “halen bilgi toplama aşamasında olduğunu” söyledi.
Diğer bazı Cumhuriyetçi senatörler de bu hafta yaptıkları değerlendirmelerde, tartışmanın ön planında Cornyn ve Tillis yer alsa da kendilerinin de adaylık ve fon konusunda endişeleri bulunduğunu bildirdi.
Cornyn ve Tillis perşembe günü Blanche ile bir görüşme gerçekleştirdi, bu nedenle taraflar arasında bir uzlaşma sağlanabileceği belirtiliyor.
Ancak Trump’ın adaylığı geri çekme düşüncesini hayata geçirmesi ihtimaline değinen Cornyn, ön seçimi kazanan Paxton’ın kasım ayındaki genel seçimi kazanmasının kesin olmadığını hatırlattı. Teksas Başsavcısı Paxton, seçilmesi halinde Trump yönetiminin yasama önceliklerine güçlü destek vereceğini taahhüt etmişti.
Buna karşın Paxton, kasım ayındaki seçimlerde Demokrat Eyalet Temsilcisi James Talarico karşısında zorlu bir yarışla karşı karşıya bulunuyor. Cook Political Report, Cornyn’in mayıs ayındaki ikinci tur yenilgisinin ardından bu yarışa ilişkin değerlendirmesini “Muhtemel Cumhuriyetçi” seviyesinden “Cumhuriyetçilere Kayıyor” seviyesine revize etti. Son anketlerde Demokrat adayın farkı açtığı görülüyor.
Cornyn perşembe günü yaptığı açıklamada, “Yani bizi istediği noktada getirdiğini düşünebilir. Ancak gerçek şu ki, Senatör Tillis ve benim yerimizi kimin alacağına dair bir garanti yok. Gelecek yıl elindeki kozlar şu ankinden daha zayıf olabilir. Bu talihsiz bir durum çünkü biz bu kavgayı büyütmemeye çalıştık” ifadelerini kullandı.
Kendi koltuğu “Demokratlara kayıyor” kategorisinde değerlendirilen Tillis de benzer bir uyarıda bulunarak sürecin ters tepebileceğini söyledi.
Tillis, fonun artık yürürlükte olmadığına dair beklentilerin karşılanması durumunda kendisini onaylamaya hazır bir grupla çalışmak yerine, Trump’ın bir sonraki Kongre’deki sandık sayılarını hesaba katması gerektiğini vurguladı.
Amerika
Minnesota’da 30’dan fazla su tesisine siber saldırı

ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları araştırıyor. İncelemelerde olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntılara ulaşıldığı bildirildi. Eyalet ve federal kurumlar, kamu hizmetlerinin aksamaması ve sistemlerin emniyete alınması için ortak çalışma yürütüyor.
ABD’deki siber güvenlik yetkilileri, Minnesota eyaletinde 30’dan fazla belediye su tesisini hedef alan koordine siber saldırıları inceliyor. Soruşturmada olası İranlı bilgisayar korsanlarına ait ayrıntıların yer aldığı belirtildi.
Minnesota Bilişim Teknolojileri (MNIT) kurumu Salı günü saldırılara ilişkin bir uyarı yayımladı.
Kurum; ABD Siber Güvenlik ve Altyapı Güvenliği Ajansı (CISA), ABD Çevre Koruma Ajansı (EPA) ve Federal Soruşturma Bürosu (FBI) dahil olmak üzere federal kurumlarla koordineli bir inceleme yürüttüklerini duyurdu.
Uyarda yer alan bilgilere göre yetkililer, devam eden soruşturma nedeniyle “faaliyeti henüz belirli bir aktöre bağlamadıklarını” veya saldırıların tek bir aktöre atfedilemeyeceğini kaydetti.
Araştırmacılar, Minnesota genelindeki vakalar arasında saldırı zamanlamaları ve “kullanılan teknoloji türleri” de dahil olmak üzere benzerlikler tespit etmeyi başardı.
MNIT, Minnesota Sağlık Bakanlığının yerel su sistemleri üzerindeki etkileri araştırdığını ekledi. Kurum, şehirlerden “içme suyu kullanımlarını değiştirme” yönünde gelen “herhangi bir aktif talep” bulunmadığını bildirdi.
Pazar ve Pazartesi günleri gerçekleşen saldırılarda, operatörlerin kullandığı bilgisayar ekranları olan “programlanabilir mantıksal denetleyiciler” (PLC) ile “insan-makine arayüzleri” (HMI) hedef alındı.
Minnesota Bilgi Güvenliği Başkanı John Israel, eyaletin bilgileri federal kurumlara ilettiğini ve bu kurumların “bu faaliyeti daha geniş bir ulusal bağlamda değerlendirdiğini” söyledi.
CISA, FBI ve diğer federal kurumlar tarafından 22 Temmuz’da yayımlanan ortak bir uyarıda, İranlı bilgisayar korsanlarının su sistemlerini ve diğer PLC’leri hedef aldığı konusunda uyarıda bulunulmuştu.
Açıklamada ayrıca operasyonel teknoloji (OT) sahipleri ve operatörlerinin “doğrudan internet erişimini sınırlandırmalarının ve güvenli PLC kurulumunu sağlamalarının” önemi vurgulanmıştı.
FBI Siber Bölümü Direktör Yardımcısı Brett Leatherman söz konusu uyarıda, İranlı aktörlerin “ABD’nin kritik altyapısını hedef almaya” ve “Amerikalıların bağımlı olduğu temel hizmetleri aksatmaya devam ettiğini” ifade etmişti.
Bu durum, İran savaşı sırasında ABD’nin ülkedeki kritik altyapıyı hedef alan saldırılarını takip ediyor. ABD ordusu İran’daki bir liman tesisine, enerji altyapısına ve köprülere saldırılar düzenlemişti.
MNIT; su ve atıksu sistemlerine, internetten erişilebilen operasyonel teknolojileri tespit etmeleri ve tesislerdeki uzaktan erişim imkanlarını kontrol etmek gibi adımları derhal atarak sistem güvenliğini sağlamaları tavsiyesinde bulundu.
Dünya Basını6 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 1
Diplomasi3 gün öncePaşinyan’dan Moskova’ya demiryolu resti
Avrupa2 hafta önceBurnham resmen Birleşik Krallık Başbakanı oluyor
Dünya Basını5 gün önceGlazyev yazdı: Hibrit dünya savaşının devam etmesinin nedenleri üzerine – 2
Avrupa2 hafta önceAlmanya, silahlanmak için borçlanıyor
Asya2 hafta önceDeepSeek kullanıcılarının özel sohbetleri Google’a sızdı
Dünya Basını6 gün önceEski NATO yetkilisi Kujat’tan nükleer kış uyarısı
Dünya Basını1 hafta önceProf. Pape: İran savaş öncesinden daha güçlü












