Bizi Takip Edin

Amerika

Meksika’da kartel liderinin ölümünün ardından dokuz eyalette silahlı çatışmalar başladı

Yayınlanma

Meksika özel kuvvetlerinin Jalisco eyaletinde düzenlediği askeri harekâtta, ülkenin en büyük uyuşturucu kartellerinden Jalisco Yeni Nesil Kartelinin (CJNG) lideri Nemesio Oseguera Cervantes öldürüldü. Operasyonun ardından kartel militanlarının dokuz farklı eyalette başlattığı şiddet olayları nedeniyle yetkililer kırmızı kod ilan etti.

Meksika Savunma Bakanlığının X platformu üzerinden yaptığı açıklamaya göre, “El Mencho” lakabıyla bilinen Nemesio Oseguera Cervantes’i yakalamak amacıyla 22 Şubat tarihinde Jalisco eyaletinin Tapalpa kentinde askeri harekât icra edildi.

Hava Kuvvetleri unsurları ve Ulusal Muhafızların özel birliklerinin katıldığı operasyon sırasında Meksika özel kuvvetleri, CJNG karteline mensup militanların silahlı saldırısına uğradı.

Çıkan çatışmada dördü olay yerinde olmak üzere toplam yedi kişi hayatını kaybetti.

Ağır yaralanan üç kişinin hava yoluyla başkent Meksiko’ya nakliyesi sırasında hayatını kaybettiği ve bu kişiler arasında kartel lideri Cervantes’in de bulunduğu bildirildi.

Operasyon kapsamında kartel üyesi iki militan sağ olarak ele geçirildi. Askeri birliklerin bölgede yürüttüğü arama faaliyetlerinde, hava araçlarını düşürme ve zırhlı muharebe araçlarını imha etme kapasitesine sahip roketatarların da aralarında bulunduğu çok sayıda ağır silaha el konuldu.

Çatışma sırasında üç askeri personelin yaralandığı ve acil tıbbi müdahale için Meksiko’daki sağlık kurumlarına sevk edildiği kaydedildi.

Jalisco Eyalet Valisi Pablo Lemus, federal güçlerin katılımıyla gerçekleştirilen söz konusu özel askeri harekâtı doğruladı.

Vali Lemus’un açıklamalarının ardından yerel makamlar, bölgedeki güvenlik durumunu değerlendirmek üzere acil operasyonel güvenlik karargâhını toplama kararı aldı.

Kartel militanları dokuz eyalette eş zamanlı eylemler başlattı

Cervantes’in öldürüldüğünün teyit edilmesinin ardından, CJNG üyeleri ülke genelinde silahlı eylemler başlattı.

Meksika medyasında yer alan haberlere göre, şiddet olayları halihazırda dokuz eyalete yayılmış durumda. Çatışmaların yoğunlaştığı bölgeler arasında Jalisco, Michoacán, Colima, Guerrero, Aguascalientes, Guanajuato, Nayarit, Zacatecas ve Tamaulipas eyaletleri yer alıyor.

Kartel militanlarının sivil araçları, kamu ulaşım araçlarını ve ticari işletmeleri ateşe verdiği, ayrıca ana otoyolları kapatarak barikatlar kurduğu bildirildi.

Jalisco eyaleti sakinlerinden Guadalupe Aguilar, kartel liderinin ölümünün ardından örgüt üyelerinin intikam amacıyla harekete geçtiğini belirtti.

Aguilar, “İnsanların yeterli bilgisi yok, sosyal medyayı izliyoruz ve bunun nasıl sonuçlanacağını bekliyoruz” diye konuştu. Yetkililerin halka sokaklara çıkmama uyarısında bulunduğunu belirten Aguilar, bölgede “kırmızı kod” ilan edildiğini kaydetti.

Meksika Devlet Başkanı Claudia Sheinbaum ise X platformundaki resmi hesabından yaptığı açıklamada, ülkenin büyük bölümünde durumun normal olduğunu vurguladı.

Devlet Başkanı Sheinbaum, tüm eyalet yönetimlerinin merkezi hükümetle koordinasyon içinde çalıştığını aktardı.

ABD istihbaratı harekâtın planlama aşamasına veri desteği sağladı

Cervantes’in öldürüldüğü operasyon, Meksika ve Amerika Birleşik Devletleri arasındaki istihbarat paylaşımı mekanizmaları çerçevesinde gerçekleştirildi.

ABD’nin Meksika Büyükelçiliği, harekâtın icrasına ilişkin yaptığı açıklamada, operasyonun tamamen Meksika özel kuvvetleri tarafından planlanıp yürütüldüğünü, ABD unsurlarının sahada doğrudan yer almadığını bildirdi. Büyükelçilik yetkilileri, ABD makamlarının Meksika hükümetine hedefin konumuna dair ek istihbarat verileri sağladığını kaydetti.

Reuters’ın ABD Savaş Bakanlığı (Pentagon) kaynaklarına dayandırdığı habere göre, uyuşturucu kartelleri hakkında istihbarat toplamak üzere oluşturulan ve ABD ordusu liderliğinde faaliyet gösteren yeni bir görev gücü, operasyonun organizasyonuna doğrudan katkı sundu.

Kurumlararası Ortak Karşı Kartel Görev Gücü (Joint Interagency Task Force-Counter Cartel) adını taşıyan ve birden fazla Amerikan federal kurumunu bünyesinde barındıran bu yapı, ABD-Meksika sınırının her iki tarafındaki kartel ağlarını tespit etmek amacıyla Ocak 2026’da kuruldu.

Kaynaklar, ABD’nin Cervantes hakkında kapsamlı bir dosya hazırlayarak Meksika makamlarına teslim ettiğini ve CJNG liderinin Washington yönetiminin Meksika’daki birincil hedeflerinden biri olduğunu vurguladı.

Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, X platformu üzerinden yaptığı açıklamada, ABD yönetiminin uyuşturucu baronunun etkisiz hale getirilmesi nedeniyle Meksika güvenlik güçlerine takdirlerini sunduğunu ifade etti.

Leavitt, “El Mencho, anavatanımıza fentanil sokan başlıca kaçakçılardan biri olarak hem Meksika hem de Amerikan hükümetleri için ana hedeflerden biriydi” diye konuştu. Sözcü, ABD’nin operasyonun gerçekleştirilmesinde istihbarat sağlayarak Meksika’ya yardımcı olduğunun altını çizdi.

Washington yönetimi askeri operasyonun sonucunu memnuniyetle karşıladı

ABD Dışişleri Bakan Yardımcısı Christopher Landau, Cervantes’in öldürülmesini Meksika, ABD, Latin Amerika ve tüm dünya için “büyük bir olay” olarak nitelendirdi.

Landau, X platformundan yaptığı paylaşımda, “Meksika güvenlik güçlerinin, en kanlı ve acımasız uyuşturucu baronlarından biri olan El Mencho’yu etkisiz hale getirdiği bilgisini az önce aldım. İyi adamlar kötü adamlardan daha güçlüdür. İyilerin sayısı kötülerden daha fazladır. Büyük Meksika ulusunun kolluk kuvvetlerini tebrik ediyorum” ifadelerini kullandı.

Landau ayrıca, operasyonun ardından Meksika’da patlak veren şiddet olaylarından duyduğu derin üzüntü ve endişeyi dile getirdi.

ABD’li diplomat, “Kötü adamların terörle karşılık vermesi şaşırtıcı değil. Ancak soğukkanlılığımızı asla kaybetmemeliyiz. Dayan Meksika!” mesajını paylaştı.

Reuters’a konuşan diğer bir ABD Savaş Bakanlığı yetkilisi ise yeni görev gücünün Washington’un uyuşturucu ticaretiyle mücadele stratejisinin ayrılmaz bir parçası olduğunu belirtti.

Yetkili, bu strateji kapsamında Amerikan ordusunun Meksika sınırındaki durumu artan bir şekilde kontrol etmeyi amaçladığını kaydetti.

Kırk ülkede faaliyet gösteren CJNG uyuşturucu ağını yönetiyordu

Nemesio Oseguera Cervantes, 1966 yılında Meksika’nın Michoacán eyaletinde doğdu. Gençlik yıllarının bir bölümünü ABD’de geçiren Cervantes, burada uyuşturucu suçlarından hüküm giymesinin ardından 1990’lı yıllarda Meksika’ya sınır dışı edildi.

İlerleyen süreçte, daha sonra Jalisco Yeni Nesil Karteline (CJNG) dönüşecek olan suç örgütlerinin yapılanmasına katıldı.

Cervantes, son on yıl içinde Meksika’nın en etkili ve şiddet yanlısı suç örgütlerinden biri haline gelen ve ABD ile diğer ülkelere yönelik metamfetamin, kokain ve fentanil tedarik hatlarını kontrol eden CJNG’nin kurucusu ve kalıcı lideri olarak kabul ediliyordu.

Nemesio Oseguera Cervantes

Milenio gazetesinin haberine göre, Joaquín Guzmán Loera’nın (El Chapo) yakalanmasının ardından Cervantes, Meksika’nın en güçlü uyuşturucu baronu konumuna yükseldi.

Cervantes’in yönetimi altında CJNG, fentanil ve metamfetamin trafiğinde dünyanın en büyük suç örgütlerinden biri haline gelerek faaliyet alanını 40 farklı ülkeye genişletti.

The New York Times, örgütün ABD’ye sentetik uyuşturucu maddeleri kaçakçılığı yaparak Meksika’daki egemen uyuşturucu ticaret ağlarından birine dönüştüğünü aktardı.

CJNG, güvenlik güçleri ve rakip kartellerle girdiği yoğun silahlı çatışmaların yanı sıra, devlet yetkililerine yönelik doğrudan saldırılarıyla da tanınıyor.

Milenio’nun verilerine göre kartel; eski bir valinin, çok sayıda belediye başkanının ve kamuoyunca tanınan sivil figürlerin öldürülmesinden sorumlu tutuluyor.

Örgütün finansal faaliyetleri arasında uyuşturucu ticaretinin yanı sıra şantaj, gazeteciler de dahil olmak üzere insan kaçırma ve petrol hırsızlığı gibi yasa dışı eylemler bulunuyor.

ABD makamları Cervantes’i geniş çaplı uyuşturucu ticareti, kara para aklama ve sistematik şiddet uygulamakla suçluyordu. En çok arananlar listelerinde ilk sıralarda yer alan CJNG liderinin yakalanmasını sağlayacak bilgi için ABD Dışişleri Bakanlığı tarafından 15 milyon dolar ödül konulmuştu.

Milenio gazetesi yayınladığı analizde, Cervantes’in Meksika ve ABD hükümetleri açısından uyuşturucu ticaretinde daha militarize, daha acımasız ve daha az gizli yeni bir aşamayı temsil ettiğini vurguladı.

Örgütün lider kadrosunun kaybına yönelik önceden tasarlanmış planı devrede

Uluslararası İlişkiler Konseyi (Council on Foreign Relations) araştırmacılarından Will Freeman, The Wall Street Journal’a (WSJ) verdiği demeçte, lideri etkisiz hale getirilen CJNG kartelinin “kırmızı çizgilerin” ihlal edilmesi durumunda devreye sokulacak bir eylem planına sahip olduğunu kaydetti.

Freeman, uyuşturucu baronunun öldürülmesinin kartel açısından kesin bir kırmızı çizgi teşkil ettiğini belirterek, “Devlet bu sınırları aştığında önceden tasarlanmış bir yanıt veriyorlar. Bu durum, ortada hazırlanmış bir plan olduğunu gösteriyor” diye konuştu.

The Wall Street Journal’ın haberinde, Meksika’daki diğer uyuşturucu ağları gibi El Mencho’nun organizasyonunun da Jalisco ve diğer eyaletlerdeki yoksul bölgelerde fiili bir yerel yönetim gibi hareket ettiği belirtildi.

Merkezi hükümetin kontrolünün zayıf olduğu bu bölgelerde kartelin gıda ve tıbbi malzeme dağıtımı yaparak sivil halk üzerinde nüfuz kurduğu aktarıldı.

The New York Times’ın değerlendirmesinde ise Cervantes’in ölümünün suç örgütüne vurulmuş ağır bir darbe olduğu ve örgüt içindeki farklı hiziplerin kontrolü ele geçirmek için mücadele etmesiyle birlikte potansiyel bir iç güç savaşına yol açabileceği ifade edildi.

CJNG uzmanı Carlos Olivo, uluslararası medya kuruluşlarına yaptığı açıklamada, liderin öldürülmesinin ardından örgüt içindeki fraksiyonlar arasında yaşanacak çatışmaların ve ülke genelindeki şiddet dalgasının yıllarca sürebileceği yönündeki öngörüsünü paylaştı.

Bölgedeki güvenlik kaynakları, askeri birliklerin stratejik noktalarda devriye faaliyetlerini artırdığını ve sivil altyapının korunması için ek güvenlik tedbirlerinin yürürlüğe konduğunu bildirdi.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English