Avrupa
Merz, “güç politikası” istiyor: Almanya’da nükleer bomba çağrıları
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz, AB için yeni bir “güç politikası” çağrısında bulunurken, Alman ve Avrupa nükleer bombasının yapımı da gündeme geldi.
Merz, hükümet açıklamasında, AB’nin nihayet “güç politikasının dilini öğrenmesi” ve “Avrupa gücü haline gelmesi” gerektiğini vurguladı ve ABD ile güç mücadelesinin tırmanmasına atıfta bulundu.
ABD Başkanı Donald Trump’ın geçen hafta Grönland konusunda gümrük vergisi ve ilhak tehditlerini geri çekme kararıyla ilgili olarak Şansölye, bunun Avrupa ülkelerinin direnişinden kaynaklandığını öne sürdü.
Merz, “Avrupalılar arasında yeni bulunan bu özgüveni değerlendirelim,” çağrısında bulundu. Gelecekte, ABD’ye karşı daha güçlü bir şekilde karşı çıkmak gerekeceğini savunurken, “Biz ortak ve müttefikiz, ast değiliz,” dedi.
Bunun için “güç siyasetinin dilini öğrenmek” ve Almanya’nın “bir Avrupa gücü olması” gerektiğini savunan Şansölye, “Bu, çabalamamız gereken bir şey, ama aynı zamanda gerçekçi de: Avrupa, baskı altında olduğunda, krizler yaşandığında her zaman büyümüştür,” iddiasında bulundu.
Merz, “bu yeniden düzenlenmiş dünyada” alternatif işbirliği ortakları olduğunu da ekledi ve “karşılıklı saygı, güven ve güvenilirlik” ile karakterize edilen ortaklıklar arayan “açık ve büyüyen pazarlara sahip gelişmekte olan demokrasiler”e işaret etti.
Üçüncü ülkelerle işbirliği, ABD’nin baskısına karşı daha güçlü bir destek sağlamak için bir seçenek olarak görülüyor.
Alman bombasına hayır, Avrupa bombasına evet
Merz’in çağrısına, AB veya ulusal düzeyde nükleer silahlanma yönünde yeni çağrılar eşlik ediyor.
Dün (29 Ocak), eski Dışişleri Bakanı Joschka Fischer (İttifak 90/Yeşiller) bu konu hakkında konuştu. Fischer, Federal Cumhuriyet’in nükleer silahlanma taleplerini “büyük bir hata” olarak görüyor: “Alman nükleer bombası bizi gerçekten korumaz ve ayrıca bize çok fazla sorun çıkarır.”
tagesspiegel’e verdiği demeçte Alman bombasının uluslararası hukuk açısından da kolay olmadığını savunan Fischer, Almanya’nın nükleer silahlanmasına İkili Artı Dört Anlaşması ile net sınırlar konulduğunu ve ayrıca Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması ile de temel olarak sınırlandırıldığına işaret etti.
Fakat Fischer, Avrupa’nın bunu yapmak zorunda” diyor olduğunu, çünkü ABD’nin koruma garantisi “artık belirsizleştiğini” ileri sürdü.
Aslında, geçen yıldan bu yana, Fransız nükleer şemsiyesinin AB’ye genişletilmesi konusunda tartışmalar artıyor. Ne var ki şu ana kadar bu girişim başarısız oldu, çünkü Almanya, Fransız nükleer silahları konusunda söz sahibi olmak istiyor, Paris ise bunu reddediyor.
Alman ordusu taktik nükleer bomba istiyor
Almanya’da ulusal düzeyde nükleer silah alımı talebi yeniden dile getiriliyor.
Hamburg’daki Alman Silahlı Kuvvetleri (Bundeswehr) Komuta ve Kurmay Koleji Strateji Direktörü Tuğgeneral Frank Pieper, LinkedIn’de yaptığı bir paylaşımda “Almanya’nın kendi taktik nükleer silahlarına ihtiyacı var [ve] Rusya’nın nihai tehdidine karşı koyabilecek silahlara ihtiyacı var,” dedi.
Bu talebin “kesinlikle ve münhasıran” kendi “kişisel görüşü” olarak anlaşılmasını isteyen Pieper, Şansölye Friedrich Merz’in çabalamakta olduğu gibi “Avrupa’nın en güçlü konvansiyonel silahlı kuvvetlerini” kurmanın yeterli olmadığını açıkça belirtti.
Pieper’e göre bunun ana nedeni, “hegemonya”nın, yani ABD ve nükleer caydırıcılığının “artık güvenilemez” olmasıydı.
Pieper hızlı harekete geçilmesi çağrısında bulundu ve “Yataktan kalkın ve işe koyulun,” dedi.
Şimdiye kadar Bundeswehr’de neredeyse hiç kimse “Alman bombası” talebini bu kadar açık bir şekilde dile getirmeye cesaret edememişti. Fakat Süddeutsche Zeitung’a göre bu konu “içeride giderek daha fazla tartışılıyor.”
Avrupa’da Fransız nükleer şemsiyesi ve ‘Alman bombası’ tartışması
Alman teknolojisi nükleer bomba yapmaya müsait
Bu, Alman bombasının somut olarak uygulanabilirliği sorusunu gündeme getiriyor.
Brüksel’deki Avrupa Politika Merkezi’nde askeri uzman olan Christian Mölling, “Teknik olarak, bu nispeten önemsiz bir konu. Hem mühendislik kapasitemiz hem de uranyum veya plütonyumu zenginleştirme kabiliyetimiz var,” dedi.
İkincisi, Gronau zenginleştirme tesisinde de yapılabilir. Jülich Nükleer Araştırma Merkezi’nde uzun süredir çalışan biri, perşembe günü yaptığı açıklamada tek ihtiyaçlarının “yeterli sayıda santrifüj” olduğunu savundu.
Bu durumda Almanya, üç yıl içinde nükleer silah üretebilecek durumda olabilir. Uzman, “Gronau’da onaylanan zenginleştirme kapasitesiyle, yılda yaklaşık 17 ton silah sınıfı uranyum üretilebilir,” diyor; bu da yaklaşık 340 savaş başlığı için yeterli olacak.
Yasal ve siyasi sonuçlar daha sorunlu olarak değerlendiriliyor. Örneğin Nükleer Silahların Yayılmasını Önleme Anlaşması’ndan çekilmek gerekecek; fakat bu, İsveç’ten Güney Kore’ye ve Suudi Arabistan’a kadar diğer ülkelerin de aynı yolu izlemesine neden olabilir.
Ayrıca, Federal Almanya Cumhuriyeti’nin nükleer silahlardan vazgeçtiğini “beyan” ve “teyit” ettiği İki Artı Dört Antlaşması’nın da feshedilmesi gerekecek.
CDU dış ve askeri politika uzmanı Roderich Kiesewetter, bu durumda “tazminat sorunu”nun yeniden gündeme geleceği uyarısında bulunuyor zira bu konu, İki Artı Dört Antlaşması ile çözülmüş sayılıyordu.
Alman düşünce kuruluşları nükleer silahlara ısınıyor
Kiel Üniversitesi Güvenlik Politikası Enstitüsü’nün eski başkanı ve uzun süredir Alman Dış İlişkiler Konseyi’nde (DGAP) çalışan Joachim Krause, “Almanya’yı kendi veya Avrupa’nın nükleer silahlarıyla korumak konusunda acilen konuşmamız gerekiyor,” diyor.
Bonn merkezli Haus der Geschichte vakfının başkanı Harald Biermann de, “Nükleer soru, bir devletin ulusal egemenliğinin özüdür. Almanya da bu konuyu ele almalıdır,” diye düşünüyor.
Biermann, halkın bu konuya duyarlı olmasını istiyor:
“Sonunda çoğunluk, nükleer silahlarla ilgili kararın sadece politikadan ibaret olmadığını anlayacaktır. Bu, Federal Cumhuriyet’in varlığıyla ilgili.”
İskandinav ülkeleri de “bombanın” peşinde
Nükleer silahlanma talepleri şimdiye kadar AB düzeyinde değil, ulusal düzeyde, öncelikle Polonya ve Baltık devletlerinden duyuldu, fakat geçen yılın başında Grönland üzerindeki çatışmanın tırmanmasından bu yana, İskandinav ülkeleri de kendi nükleer silahlanmalarını düşünüyor.
Mart 2025’te, aşırı sağcı İsveç Demokratları’nın lideri Jimmie Åkesson, İsveç’in nükleer bomba yapma fikrini gündeme getirdi. Uzmanlar ve diğer politikacılar da bu fikri destekledi.
Son zamanlarda, Danimarka Parlamentosu Savunma Komitesi Başkanı Rasmus Jarlov da bu konu hakkında konuştu. Jarlov, “Avrupa’nın savunması ABD’den bağımsız hale gelmelidir; bu da kendi nükleer silahlarımıza ihtiyacımız olduğu anlamına gelir,” dedi.
Avrupa’nın mevcut nükleer güçlerinin sağladığı nükleer korumanın yeterli olmadığını savunan Jarlov, “Trump gibi birinin önemli Avrupa ülkelerinden birinde iktidara gelmesinden endişe duyuyoruz,” diye konuştu.
Jarlov, Danimarka’nın tek başına nükleer silahlara ihtiyacı olduğunu söylemediğini ama İskandinav ülkeleri için bir nükleer bomba yapılmasını memnuniyetle karşılayacağını kaydetti.