Asya
Myanmar darbe sonrası ilk kez sandığa giderken, bölge ülkelerinin etkisi artıyor

28 Aralık’ta Myanmar vatandaşları sandık başına gitti. Bu, ordunun 2021’de iktidarı ele geçirmesinden bu yana yapılan ilk seçimler oldu.
Ordunun vekili olan Birlik Dayanışma ve Kalkınma Partisi (USDP), fiilen rakipsiz bir şekilde seçimlere katılıyor. Eski devrik lider Aung San Suu Kyi, ordunun iktidarı ele geçirmesinden bu yana hapiste tutuluyor; iki kez seçilen Ulusal Demokrasi Ligi partisi, ordunun yeni ve katı kayıt yasasına uymayı reddettiğini açıklamasının ardından 2023’te resmi olarak feshedildi.
Seçim sonucu önceden belirlenmiş olsa da, birçok soru işareti var. Seçimler uluslararası toplum, özellikle de komşu ülkeler tarafından nasıl karşılanacak? Başkanlık koltuğuna kim oturacak?
Analistlere göre, Çin, cunta lideri ve başkomutan Min Aung Hlaing’den memnun değil, ancak Ulusal Demokrasi Ligi’ni savunan hareketin de Batı’nın etkisinde olduğunu bildiği için seçimlerin yapılmasını istedi. Pekin, seçimlerin bir sıfırlama işlevi görerek gücü daha fazla paydaş arasında dağıtmasını umuyor. Bu, Çin-Myanmar sınırında ve önemli altyapı projelerinin yakınında süren çatışmaları istikrara kavuşturabilecek barış görüşmelerinin kapısını da açabilir.
Diğer gözlemciler bunun olası olmadığını uyarıyor. Uluslararası Kriz Grubu’nun Myanmar kıdemli danışmanı Richard Horsey, bu ay yazdığı yazıda, seçimlerin ardından hükümet ile belirli güçlü silahlı gruplar arasında bazı stratejik ateşkesler olabileceğini, ancak bunun “çatışmanın daha derin nedenlerini çözmede pek bir etkisi olmayacağını” belirtti.
Devam eden kargaşa nedeniyle, 28 Aralık’taki oylama Myanmar’ın 330 kasabasından 102’si ile sınırlı kaldı, diğer 100 kasaba 11 Ocak 2026’da oy kullanacak. Ülkenin toplamının yaklaşık yüzde 40’ını oluşturan geri kalan kasabalar ocak ayı sonlarında oy kullanabilir, ancak hiç katılmayabilirler de.
Bu haftaki ilk aşama oylama, çoğunlukla rejimin kontrolündeki bölgelerde yoğunlaşıyor, ancak ordunun sadece iki ana kasabayı ve bunları birbirine bağlayan otoyolu kontrol ettiği Myawaddy ilçesi gibi, kontrolün karışık olduğu bazı bölgeler de dahil. Diğer turlar, çatışmaların daha yoğun olduğu bölgeleri kapsayacak.
Güneydoğu Asya Ülkeleri Birliği (ASEAN) Myanmar’daki çatışmadan giderek daha fazla rahatsız olmaya başladı. Nominal olarak Myanmar’ı da içeren bu örgüt, konsensüs esasına göre çalışır ve bu konuda bir çıkmaza girdi. Endonezya, Malezya, Filipinler ve Singapur gibi ülkeler askeri rejime karşı sert bir tutum sergilerken, Kamboçya, Laos, Tayland ve Vietnam ise diyalogdan yana tavır alıyor.
Bloğun ekim ayında düzenlenen bölgesel zirvesinde Myanmar’a seçim gözlemcileri gönderilip gönderilmeyeceğini tartıştığı ve nihayetinde ASEAN heyeti göndermek yerine kararı üye ülkelerin bireysel olarak vermesine karar verdiği bildirildi. Tayland gözlemci göndermeyi planlıyor ve dışişleri bakanı, seçimlerin “bazı olumlu gelişmelerin başlangıç noktası” olabileceğini söyledi.
ABD’nin eski Myanmar Büyükelçisi Scot Marciel, “ASEAN ülkelerinin çoğunun krizi geride bırakmak istediğini kabul ediyorum” dedi. “Bazıları muhtemelen seçimleri kabul etmeye hazır, ancak diğerleri tereddütlü, bu da son ASEAN toplantılarının seçim gözlemcileri gönderme konusunda bir anlaşmaya varamamış olmasının nedenini açıklıyor” diye ekledi.
Ülkenin en güçlü komşuları, yani Çin, Tayland ve Hindistan da giderek bu krizin çözümü konusunda daha aktif tutum almaya başladı.
2023’te Tayland, Myanmar cuntası, komşu ülkeler ve işbirliğine açık ASEAN üyeleri arasında diyaloglar başlattı.
Çin, rejim ile ortak sınırlarında faaliyet gösteren isyancı gruplar arasında ateşkes için arabuluculuk yaptı. Çin’in etkisine karşı koymak için Hindistan ise, önceki uygulamalardan farklı bir yol izleyerek devlet dışı silahlı gruplarla ilişki kurdu (araştırmalara göre Arakan Ordusu ile bir altyapı projesinde işbirliği yaptığı bildirildi) ve aynı zamanda rejimle yakın ilişkiler kurdu.
Bu üç ülke, ülkeyi istikrara kavuşturmak için askeri rejimle işbirliği yürütüyor. ASEAN içinde ise farklı sesler var. 2021-2022 yılları arasında Malezya dışişleri bakanı olan Saifuddin Abdullah, görev süresi boyunca rejimin izole edilmesini savundu. Tayland’daki meslektaşlarını da aynı şeyi yapmaya ikna etmeye çalıştığını, ancak sonuçta “aynı fikirde olmadıklarını” söyledi. Abdullah, “Tayland Myanmar’ın komşusu olduğu için daha fazla söz sahibi olması gerektiği anlamına gelmez, ancak bu sorun söz konusu olduğunda onların ön saflarda olduğunu kabul etmek gerekir” diye ekledi.
Filipinler ve Singapur gibi ABD’nin önemli müttefikleri ise artık Myanmar’a öncelik verme konusunda daha az istekli olabilir. Biden yönetimi, ASEAN’ın Myanmar’ı izole etmesini istemişti, ancak kasım ayında Trump yönetimi, “iyileşen” durum ve “özgür ve adil seçim planları”nı gerekçe göstererek, “demokrasi aktivistleri” de dahil olmak üzere ABD’deki Myanmar vatandaşlarının geçici koruma statüsünün sona erdiğini duyurdu.
Uzmanlara göre, Washington’ın ilgisiz göründüğü ve ASEAN’ın tartışmalı kaldığı bir ortamda, Çin, Hindistan, Tayland gibi komşu ülkelerin rolü daha da artabilir.
Myanmar’da 25 Ocak 2026’ya kadar sürecek seçimlerin sonuçları tüm aşamaların tamamlanmasının ardından belli olacak.
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Asya
Çinli matematikçi Sun çözülmemiş bin hipotez için ödül koydu

Çinli matematikçi Sun Zhiwei, çözülmemiş binden fazla hipotezi 400 sayfalık derlemede toplayarak bazı problemlerin kanıtı için maaşından ödül vadetti. Yapay zekayı araştırmalarında yardımcı olarak kullanan Sun, meslektaşlarına panik yapmama çağrısında bulunurken 25 Fields Madalyası sahibi matematikçi modellerin sektöre zarar verebileceği uyarısında bulundu.
Çin’deki Nankin Üniversitesi profesörlerinden matematikçi Sun Zhiwei, binden fazla çözülmemiş hipotezi içeren 400 sayfalık derleme yayımlayarak bilim dünyasına bu problemleri kanıtlama çağrısı yaptı.
South China Morning Post gazetesinin haberine göre Çinli araştırmacı, bu yıl çıkan derlemedeki bazı problemlerin çözümü için kendi maaşından para ödülü vadetti.
Yapay zekayı araştırmalarında rutin hesaplamaları otomatikleştiren, yeni yöntem ve teoriler geliştirmeye odaklanmayı sağlayan faydalı bir yardımcı olarak niteleyen Sun, sistemi “oldukça bilgili, çalışkan ve akıllı bir yüksek lisans öğrencisine” benzetti.
Karmaşık matematiksel problemleri çözerken teknolojiyi bizzat yönlendirdiğini belirten profesör, modelin üzerinde çalıştığı problemin henüz çözülmediğini anlayıp işlemi reddetmesini önlemek için sistemin internet bağlantısını kapalı tuttuğunu kaydetti.
Hesaplama araçlarına 2005 yılında ilgi duymaya başlayan ve 2009’da binlerce özel durumu test etmesine imkan tanıyan Mathematica programında uzmanlaşan Sun, bilimsel gelişimin yalnızca cevap bulmaya değil, merak duygusuna ve yeni sorular ortaya koyma becerisine dayandığı değerlendirmesini yaptı.
Hakikati aramak amacıyla çalışan matematikçilerin yapay zekadaki ilerlemeden endişe duymaması gerektiğini vurgulayan Sun, “Yapay zekanın her matematiksel problemi çözmeye gücü yetmez, dolayısıyla matematikçilerin paniğe kapılması gerekmiyor” dedi.
Madalya sahibi 25 matematikçi ortak uyarı mektubu yayımladı
Akademik dünyadaki tartışmalar ise farklı bir boyutta sürüyor. Fields Madalyası sahibi 25 matematikçi, eylül ayında yayımladıkları açık mektupta yapay zekadaki kontrolsüz yönelimin matematik bilimine zarar verebileceği uyarısını dile getirdi.
Geliştirici şirketlerin modelleri yalnızca bilinen problemleri çözme performansı üzerinden ölçtüğünü savunan araştırmacılar, bilim insanları için asıl değerli olan unsurun yeni yöntem ve fikirler geliştirmek olduğunu kaydetti.
Yapay zekanın araştırmaları hızlandırabileceğini kabul eden bilim insanları, sistemler aracılığıyla elde edilen sonuçların aceleyle yayımlanmasının içeriklerin sağlıklı analizini zorlaştırabileceğine, yazarlık hakkının tespitini güçleştirebileceğine ve intihallerin ortaya çıkarılmasını engelleyebileceğine dikkat çekti.
Mektuptaki itirazların öncesinde OpenAI, geliştirdiği dahili modelin “milenyum problemleri” arasında sayılan Navier-Stokes denklemlerinin çözümlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü problemini çözdüğünü açıklamıştı.
New York Üniversitesi Profesörü Tristan Buckmaster, OpenAI şirketini, Anthropic bünyesinde görev yapan matematikçi Levent Alpöge ile yürüttükleri ortak projenin çıktılarını kullanmakla itham etti.
Buckmaster, OpenAI şirketinin kendilerine sonucu yayımlamak için çeşitli seçenekler sunduğunu ve Alpöge’nin yazar kadrosundan çıkarılmasını iki kez talep ettiğini öne sürdü.
Şirketin iddia ettiği kanıtı görmediğini ve OpenAI Codex sistemindeki taslaklarının izinsiz kullanıldığını doğrudan iddia etmediğini de ekleyen Buckmaster, “Ben yalnızca bana ne söylendiğini, ne zaman ve ne teklif edildiğini aktarıyorum” açıklamasını yaptı.
Asya
Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için casus şebekesi kuruyor

The Washington Post’un altı kaynağa dayandırdığı habere göre Pentagon, Çin’e karşı ekonomik savaş için girişimci ve özel sektör çalışanı kimliğiyle çalışacak gizli bir ajan ağı kurmayı planlıyor. Programı CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor, girişim ise henüz planlama aşamasında.
ABD Savaş Bakanlığı’nın (Pentagon), Çin ve ABD’nin diğer rakiplerine karşı yürütülecek ekonomik savaş için derin örtü altında çalışacak geniş bir ajan ağı kurmayı planladığı ortaya atıldı.
The Washington Post, girişimden haberdar olan altı kaynağa dayandırdığı haberine göre plan henüz hayata geçmiş değil. Gazeteye göre girişim planlama aşamasında. Pentagon ise böyle bir girişimin varlığını reddediyor.
Habere göre ajanlar girişimci ya da özel sektör çalışanı kimliğiyle hareket edecek ve ABD hükümetiyle bağlarını gizleyecek. Ağın görevi ekonomik istihbarat toplamak ve Çin’e karşı mücadele etmek olacak.
Programı, CIA’de 39 yıl çalışmış Tom Rakusa yönetiyor. Rakusa, Savunma Bakan Yardımcısı Steve Feinberg’in kıdemli danışmanı olarak görev yapıyor.
Ajan ağı fikri, Donald Trump yönetiminin diğer ülkelerle ekonomik rekabeti sertleştirme yönündeki daha geniş politikasının parçası olarak değerlendiriliyor.
ABD bugün de gümrük vergilerine, ihracat denetimine ve stratejik sektörlere yatırıma başvuruyor, ekonomik istihbarat toplama faaliyetlerini de artırıyor.
The Washington Post‘a göre yeni girişim, Pentagon’un Trump yönetimindeki ağırlığının arttığını gösteriyor. Bakanlık şu sıralar 1,5 trilyon dolarlık rekor bir bütçe almak için çabalıyor.
Ticaret savaşı Trump’ın Beyaz Saray’a dönüşüyle yeniden kızıştı
Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesiyle ABD ile Çin arasındaki ticari çekişme yeniden alevlendi. Washington Nisan 2025’te Çin mallarına uyguladığı gümrük vergilerini yüzde 145’e kadar çıkardı, Pekin de yüzde 125’e varan tarifelerle karşılık verdi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio mayısta Çin’i Washington’ın karşısındaki başlıca jeopolitik sınama olarak tanımladı. Rubio, savaştan kaçınmak için iki tarafın çıkar çatışmasını yönetmesi gerektiğini söyledi.
Çinli uzman Zheng Yongnian ise temmuzda ABD’yi küçümsemenin “ölümcül bir hata” olabileceği uyarısında bulunmadı, bunu açıkça dile getirdi.
Zheng’in değerlendirmesine göre ABD, doların rolü, askeri üstünlüğü ve teknolojik avantajları sayesinde liderliğini koruyor.
Taraflar yine de haziranda ateşkes ilan edip gümrük vergilerini düşürme konusunda anlaştı. 2026 sonbaharında ABD ve Çin ticari ateşkesi 10 Ocak 2027’ye kadar uzattı.
ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, uzatmanın taraflara ekonomik meseleleri görüşmek için daha fazla zaman tanıyacağını söyledi.
Ticaret anlaşmaları iki ülke arasındaki stratejik çelişkileri ortadan kaldırmıyor. Financial Times yazarı Rana Foroohar, iki ülkenin ticari, teknolojik ve jeopolitik nüfuz yarışını 19. yüzyılda Rus ve İngiliz imparatorlukları arasındaki “Büyük Oyun”a benzetti.
Foroohar, Çin’in avantajları arasında gemi inşası ve ticari denizcilikteki konumunu, ayrıca yurtdışındaki limanlarda giderek genişleyen varlığını saydı.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Amerika3 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları










