Asya
12 Maddede Kore Yarımadası: Yıl boyunca neler yaşandı?

Kore Yarımadası, ülkeyi ikiye bölen Kore Savaşı’ndan bu yana dünyanın dikkatini oldukça fazla çeken gelişmelerin yaşandığı özgün bölgelerden biri.
Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) ve Güney’deki Kore Cumhuriyeti olarak ikiye bölünen yarımada, Kore Savaşı’nın sonlandığı 1953’ten bu yana en genel ifadeyle Güney’in ABD, Kuzey’in Rusya/Çin ekseninde bölündüğü, küresel rekabetin gerilim düzeyi yüksek alanlarından biri.
2025 yılı da, aynı diğer yıllarda olduğu gibi yarımada genelinde önemli gelişmelere sahne oldu.
Yıl boyunca Kore Yarımadası’nda yaşanan, en çok öne çıkan gelişmeler ise şu şekilde:
Ocak
2025 yılının Ocak ayı ortasında Pyongyang, doğu kıyılarına doğru bir dizi kısa menzilli balistik füze fırlattı. Bu adım, askeri hazırlık düzeyini her zaman yüksek seviyede tutan Kuzey Kore’nin 2025 yılında da söz konusu tutumunu sürdüreceğinin ilk işaretiydi.
Güney Kore ise, 2025 yılına Aralık 2024’te eski başkan Yoon Suk-yeol tarafından ilan edilen ve ‘darbe girişimi’ olarak adlandırılan başarısız sıkıyönetimin gölgesinde girdi. 19 Ocak tarihinde, görevden alındıktan haftalar sonra gözaltına alınan Yoon’un gözaltı süresinin uzatılmasını protesto eden destekçileri, Seul’de bir mahkemeye saldırıp binaya hasar verdi, çatışmalar sonucunda yüzlerce kişi gözaltına alındı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın, ikinci başkanlık döneminin ilk günlerinde Fox News’e verdiği mülakatta, Kuzey Kore lideri Kim ile ‘tekrar iletişime geçeceğini’ açıklaması ise, yarımada genelinde yeni bir müzakere sürecinin ilk umutlarını yeşertmişti.
Kuzey Kore’ye dair bir diğer önemli gelişme ise, Seul yönetiminin Ukrayna’da savaşan Kuzey Koreli askerleri yeniden gündeme getirerek, “Ukrayna-Rusya savaşında Kuzey Koreli 300 asker öldü” açıklaması oldu.
Şubat
Pyongyang yönetimi, 2025’in Şubat ayını stratejik seyir füzesi testiyle karşıladı. Kuzey Kore Kim Jong-un, testleri ‘düşmanlara’ mesaj olarak sundu ve nükleer hazırlıkta tam hazır olunması gerektiğini vurguladı.
Aynı zamanda Kuzey Kore, beş yıl aradan sonra ilk kez kapılarını Batılı turistlere açtı.
İngiltere, Kanada, Yunanistan, Yeni Zelanda, Fransa, Almanya, Avusturya, Avustralya ve İtalya’dan gelen gezginler, COVID-19 salgını sırasında sınırlarını kapatmasından bu yana ülkeye gelen ilk Batılı ziyaretçi grubu oldu.

Darbe girişimi tartışmalarını sürdüren Güney’de ise, Ocak ayındaki mahkeme baskınıyla bağlantılı olarak 63 kişi hakkında iddianame düzenlendi.
Mart
ABD ve Güney yönetiminin ‘Freedom Shield’ isimli ortak askeri tatbikat kararını kınayan Pyongyang yönetimi, tatbikatların başladığı günlerde birden fazla balistik füze ateşledi.
ABD ile ortak tatbikatla birlikte, Seul’ün bir diğer gündemi, 21 Mart civarında başlayan ve ülkenin güneydoğusunu vuran orman yangınları oldu. Kore tarihinin en yıkıcılarından biri olarak kabul edilen yangınlarda onlarca can kaybı ve geniş çaplı maddi zarar bildirildi.

Nisan
Askeri faaliyetlerine Nisan ayında da devam eden Pyongyang, yeni bir savaş gemisinden seyir ve hava savunma füzesi testleri gerçekleştirdi.
Güney’de ise Anayasa Mahkemesi, 3 Aralık 2024’te ülkede sıkıyönetim kararı alan Cumhurbaşkanı Yoon Suk-yeol’un azledilmesini oybirliğiyle onayladı.
Nisan aynı aynı zamanda, iki Kore arasında yılın ‘ilk silahının ateşlendiği’ bir ay oldu. Kuzey Kore askerlerinin sınırı geçmesinin ardından Güney Kore uyarı ateşi açtı. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Güney Kore’nin uyarı ateşi açmasının ardından grubun Kuzey Kore’ye geri döndüğü belirtildi.

Mayıs
Kuzey Kore’de Mayıs ayı, bir ‘kazayla’ karşılandı. Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansının (KCNA) haberine göre, ülkenin doğusundaki Chongjin Limanında yeni bir muhribin hizmete girme töreninde 500 tonluk savaş gemisi suya indirilirken kıç tarafındaki kızaktan sıyrılarak karaya oturdu. Kazada geminin tabanının ezildiği, dengesinin bozulduğu ve suya indirilemediği belirtildi.

Güney Kore’de ise, eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’ün görevden azledilmesinin ardından yeni devlet başkanını belirleyecek 3 Haziran’daki başkanlık seçimi için erken oy verme sürecinin başlamasıyla halk sandık başına gitti.
Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Güney Kore’de konuşlu binlerce ABD askerini geri çekmeyi değerlendirdiği yönündeki haberi ise, Seul’de ABD ilişkilerinin geleceğine dair endişeler yarattı.
Haziran
Haziran ayında Kuzey Kore’de yaşanan en önemli gelişme, askeri denemelerin yanında, turizm alanında yaşandı. Wonsan-Kalma kıyı turizm bölgesinde açılan ve oteller, restoranlar, alışveriş merkezleri ve bir su parkından oluşan tesis, ülkenin turizm alanında attığı bir diğer önemli adımı gösterdi.

Güney Kore ise, 3 Haziran’da yapılan erken başkanlık seçiminde yeni başkanını seçti. Demokrat Parti adayı Lee Jae-myung, ülkenin yeni lideri olurken, Lee’nin Çin ve Kore’ye yönelik ‘olumlu’ sinyalleri, Güney’deki ‘geleneksel’ ABD yanlısı siyasi çevrelerinde rahatsızlıkla karşılandı.
Temmuz
Kuzey’de Haziran ayında açılan mega tatil köyüne yönelik iç turizm artarken, yabancı turistlerin girişi aniden askıya alındı. DPR Korea Tour’un açıklamasıyla öğrenilen bu karar sonucunda, bölgeye yabancı ziyaretçilerin girişi askıya alındı. Ancak, bölgeye Rus turistlerin girmeye devam ettiği öğrenildi.
Güney Kore ise, Meclis, Yoon döneminde yaşanan siyasi krizden çıkarılan derslerle, yeni kısıtlamalar içeren Askeri Hukuk düzenlemesini onayladı. Yeni kurallar arasında, milletvekillerinin Ulusal Meclis’e girişini engellemeye yönelik her türlü girişimin yasaklanması ve Ulusal Meclis Başkanı’nın onayı olmadan ordu ve polisin Ulusal Meclis’e girmesinin yasaklanması yer alıyor.
Yeni Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise, Seul’un ‘barışı ve halkın hayatını korumak’ için Pekin ve Moskova ile ilişkilerini ‘hızla’ iyileştireceğini söyledi.
Ağustos
Ağustos ayında Kuzey Kore’de tatil köyüne ilişkin gelişmeler sürerken, Kim Jong-un’un ‘nükleer sözü’ Ağustos sıcağını artıran bir gelişme olarak öne çıktı. Güney Kore-ABD askeri tatbikatlarını kınayan Kim, rakiplerine karşı koymak için nükleer güçlerini hızla genişletme sözü verdi.

Güney Kore’de Başkan Lee yönetimi de, karşılıklı gerilimi düşürme adımları kapsamında sınırda propagandaya yönelik hoparlör yayınlarının kaldırılması kararı aldı.
ABD Başkanı Donald Trump ise, Güney Kore’de bulunan Amerikan askeri üslerinin arazi mülkiyetinin Washington’a devredilmesi gerektiğini söyleyerek iki ülke arasında yeni bir gerilim başlığı daha yarattı.
Eylül
Yarımada sonbaharı, Pyongyang’ın ‘nükleer programlarından vazgeçmeyeceği’ yönündeki açıklamalarıyla karşıladı. Aynı zamanda Kuzey Kore, ‘ABD ana karasını hedef alabileceği’ belirtilen yeni bir füze daha test etti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) dönem başkanlığını üstlenen Seul için ise bu dönem, ülkenin dış politika görünürlüğünü artırma çabasıyla geçti. Ülke içinde öne çıkan gündem ise, siyasetçilere lüks hediyeler ve yüklü miktarda para vererek siyasi nüfuz sağlamaya çalışmasıyla gündeme gelen Moon Tarikatı oldu.
Güney Kore özel savcılık makamı, Moon Tarikatı olarak bilinen ‘Birleşme Kilisesi’ lideri Hak Ja-han için tutuklama talebinde bulundu.

Ekim
Ekim ayında Kuzey Kore’de Kim Jong Un Kursk’ta öldürülen Kuzey Koreli askerler için ‘kutsal’ anıt açılışını yaptı ve İktidardaki İşçi Partisi’nin kuruluşunun 80. yıl dönümü kutlamaları için hazırlıklar başladı.

Güney’in Ekim gündemine de, Devlet Başkanı Lee’nin savunma harcamalarını büyük ölçüde artırma ve daha fazla kendine yeten bir ordu kurma sözü damgasını vurdu.
Kasım
Ukrayna savaşına gönderdiği askeri güç nedeniyle Rusya’yla ilişkileri ‘stratejik’ seviyeye yükselen Kuzey Kore, Kasım ayında Rus askeri yetkililerle bir araya geldi. Rus tarafını, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Viktor Goremykin başkanlığındaki heyet temsil etti.
ABD ise, Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC) üzerinden, Kuzey Kore’ye yönelik yaptırım listesini güncelledi. Karar, Pyongyang’ın tepkisiyle karşılandı.
Güney Kore lideri Lee ise, 24-25 Kasım tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etti ve iki ülke arasında ‘stratejik ortaklık’ ve çok sayıda anlaşma imzalandı.

Aralık
Yılın son ayında ise Kuzey Kore’nin ilk nükleer denizaltısı ortaya çıktı. Devlet medyasının servis ettiği görüntülerde Kim, yeni gemiyi kızıyla birlikte inceledi.

Güney Kore lideri Yoon ise, yılın son ayında Kuzey’e yeni bir zeytin dalı uzatarak, görevden alınan selefi Yoon Suk-yeol’un 2024 sonunda sıkıyönetim ilanı öncesi Kuzey Kore ile askeri gerilimi kasten artırdığı iddiaları nedeniyle Pyongyang’dan özür dilenmesi gerektiğini söyledi.
Asya
Çin’le 110 milyar dolarlık ilaç anlaşmaları ABD’nin hedefinde

ABD Hazine Bakanlığı Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yatırımı kısıtlamayı önerirken Pekin de hücre ve gen tedavisi gibi teknolojilerin yabancılara satışını yasaklamaya hazırlanıyor. Çinli şirketlerin yalnızca 2026’nın ilk yarısında yaklaşık 110 milyar dolarlık 81 lisans anlaşması imzaladığı sektörde, Mart 2027’ye kadar netleşmesi beklenen kurallar ilaç devlerinin tepkisini çekti.
ABD ile Çin arasındaki ticari rekabette biyoteknoloji yatırımları yeni cephe haline geldi.
Politico’nun ABD kural taslağına ve sektör temsilcilerinin değerlendirmelerine dayandırdığı haberine göre Washington, Çin’deki biyoteknoloji çalışmalarına yapılacak yatırımları kısıtlamayı önerirken Pekin de teknolojilerin yurt dışına satışını sınırlamaya hazırlanıyor.
ABD Hazine Bakanlığının hazırladığı taslak; biyoüretim, biyolojik tasarım ve dizileme teknolojileri, beyin-bilgisayar arayüzleri ile otomatikleştirilmiş bilimsel araştırmalara yönelik belirli yatırımların yasaklanmasını öngörüyor.
Nihai kuralların Mart 2027’ye kadar kabul edilmesi gerekiyor.
Hazine Bakanlığı yetkilisi, lisans anlaşmalarının taslak kapsamına girmediğini belirtti ancak kısıtlamaların ilaçların ortak geliştirilmesini ve tanıtımını etkileyip etkilemeyeceğine açıklık getirmedi.
Haberde, ilaç üreticileri Pfizer, Bristol Myers Squibb ve Roche’un bu yıl Çinli geliştiricilerle milyarlarca dolarlık anlaşmalar imzaladığı hatırlatıldı.
İlaç şirketleri kısıtlamalara karşı çıkıyor, Pekin karşı adım hazırlıyor
ABD’li ilaç şirketleri, gelecek vaat eden ilaçlara erişimin tehlikeye gireceği endişesiyle kısıtlamalara itiraz ediyor.
Biotechnology Innovation Organization Başkanı John Crowley, “Çin’deki bir laboratuvar çocuklarda görülen nadir bir kanser türüne ilaç geliştirirse, ABD vatandaşlarına ve şirketlerine buna dokunamayacaklarını nasıl açıklayacağız?” sözleriyle tepkisini dile getirdi.
PhRMA Başkan Yardımcısı Jocelyn Ulrich ise ilaçlar ABD’de geliştirildiği, test edildiği ve tescil edildiği sürece Çin kaynaklı bir ulusal güvenlik tehdidi görmediğini vurguladı.
ABD Kongresinde kısıtlamaları savunanlar ise Amerikan sermayesinin Çin’deki sektörü güçlendirmesinden endişe duyuyor.
Temsilciler Meclisi Çin Özel Komisyonu Başkanı John Moolenaar, biyoteknoloji yatırımlarının sınırlandırılması ve lisans anlaşmalarının denetlenmesi çağrısı yapmıştı. Pekin cephesinde de benzer bir kısıtlama hazırlığı var.
Politico’nun aktardığına göre Çin yönetimi, hücre ve gen tedavisi dahil bir dizi biyofarmasötik teknolojinin yabancılara satışını yasaklamayı, erişimi yalnızca lisanslar üzerinden sürdürmeyi önerdi.
Çin sağlık sistemi uzmanı Yanzhong Huang, bu adımla temel fikri mülkiyetin ülke içinde tutulmasının ve şirketlerin bundan gelir elde etmesinin hedeflendiğini değerlendirdi.
Adı açıklanmayan ABD’li bir sektör temsilcisi ise söz konusu önlemlerin Washington’a karşı koz oluşturduğunu ileri sürdü.
Reuters’ın temmuz ayında Çin ilaç piyasası düzenleyici kurumunun verilerine dayandırdığı haberine göre, Çinli şirketler 2026’nın ilk yarısında yenilikçi ilaçların yurt dışında lisanslanması için toplam değeri yaklaşık 110 milyar doları bulan 81 anlaşma imzaladı; hakları satın alanlar arasında ABD, İngiltere, Fransa ve İtalya’dan şirketler de yer aldı.
Washington, Çin’in diğer teknoloji sektörlerine yönelik yatırımları halihazırda sınırlandırıyor. ABD Hazine Bakanlığı; yarı iletkenleri, mikroelektroniği, kuantum teknolojilerini ve belirli yapay zeka sistemlerini kapsayan kuralları Ekim 2024’te onaylamıştı.
2 Ocak 2025’te yürürlüğe giren bu düzenlemelere gerekçe olarak, söz konusu teknolojilerin askeri alanda, istihbaratta ve siber operasyonlarda kullanılma riski gösterilmişti.
Asya
Hindistan tarihinin en büyük halka arzında Jio’ya iki saatte tam talep

Hintli milyarder Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms’un 3,2 milyar dolarlık rekor halka arzında tüm hisselere iki saatten kısa sürede talep geldi. Şirket 10,3 trilyon rupi değerlemeyle çıktığı halka arzdan elde edeceği gelirin büyük kısmıyla 275 milyar rupiye varan net borcunu kapatmayı hedefliyor.
Hintli petrokimya devi Reliance Industries’in Yönetim Kurulu Başkanı Mukesh Ambani’nin telekomünikasyon girişimi Jio Platforms, Hindistan tarihinin en büyük halka arzında yatırımcı akınına uğradı.
Çarşamba günü talep toplamaya açılan 302,1 milyar rupilik (3,2 milyar dolar) halka arzda hisselerin tamamına iki saatten kısa sürede talep geldi.
Hisselerin 28 Ekim’de borsada işlem görmeye başlaması bekleniyor. Borsa öncesindeki yoğun talebe kurumsal yatırımcılar öncülük etti ve bu gruba ayrılan payın üç katından fazla teklif verdi.
Bireysel yatırımcıların ilgisi ise ilk günde beklenen seyri izledi ve kendilerine ayrılan hisselerin yaklaşık dörtte biri tutarında teklifte kaldı.
Piyasadaki zayıflık nedeniyle Jio Platforms, bu yılın başlarında 12 trilyon rupinin çok üzerinde konuşulan değerleme beklentisini halka arz için yaklaşık 10,3 trilyon rupiye çekmişti.
Meta, Google ve Suudi Arabistan varlık fonu gibi dev yatırımcılar da geçmişte bu özel şirkete milyarlarca dolar yatırdı.
Yalnızca yeni hisse ihracından oluşan halka arzda mevcut yatırımcıların hiçbiri hisse satmıyor; elde edilecek gelirin büyük kısmı ise 275 milyar rupiye varan net borcun kapatılmasına harcanacak.
Bloomberg‘ün geçen haftaki haberine göre şirket, maaşları erken yatırarak yaklaşık 420 bin kişilik dev işgücünü halka arza katılmaya teşvik ediyor. Ayrıca Jio’nun yaklaşık 75 bin çalışanı için özel bir hisse kotası ayrıldı.
Ücretsiz aramalarla başlayan hamle sektörü iki devli yapıya dönüştürdü
Yatırımcıların çarşamba günü satın aldığı bu iyimserliğin temelleri Eylül 2016’da atıldı. Reliance Industries hissedarları, o yılki olağan genel kurul toplantısında Mukesh Ambani’yi kürsüde merak uyandıran yeni kırmızı bir amblemin arkasında gördü.
O dönem 60 yaşına girmek üzere olan Ambani, bir saati aşan konuşmasında, kurucu babası Dhirubhai Ambani’nin 2002’deki ölümünün ardından bölünen grubun en büyük yön değişimini anlattı.
Reliance, devasa petrol rafinerisi servetini kullanarak o sıralar yaklaşık bir düzine oyuncunun faaliyet gösterdiği Hindistan telekomünikasyon sektörünü altüst edecekti; hızla 4G şebeke altyapısı kurarken ücretsiz telefon görüşmeleri ve çok daha ucuz internet sunacaktı.
Ambani o gün kürsüden “Konu Hindistan olduğunda ben iflah olmaz bir iyimserim” diye seslendi. Hemen ardından “Jio ile güçlenen Hindistanlıların yepyeni bir dijital ekonomi yaratacağından hiç şüphem yok” dedi.
Aradan geçen on yılda rakiplerinin fiyatlarını sert biçimde kıran Jio, çoğunun kapanmasına ya da satışa çıkmasına yol açtı ve yarım milyardan fazla aboneye ulaşarak rakibi Bharti Airtel ile birlikte sektörde fiili bir ikili tekel (düopol) oluşturdu.
Şirketin verilerine göre bu abonelerin yaklaşık 280 milyonu şimdiden 5G kullanıyor; her bir müşterinin ayda 40 gigabayttan fazla veri tükettiği Jio, ülkedeki toplam kablosuz veri trafiğinin yaklaşık üçte ikisini taşıyor.
Jeopolitik dalgalanmalar ve kuşak değişimi teknoloji dönüşümünü hızlandırıyor
Nikkei Asia‘nın haberine göre borsaya açılan şirket, telekomünikasyon işinin doğası değişirken ve Jio kendini bir teknoloji şirketi olarak yeniden kurmaya çalışırken bilmediği sulara da giriyor.
Elde ettiği başarı, Jio’yu Reliance grubunun dijital yayın, e-ticaret ve giderek artan biçimde yapay zeka gibi çevrimiçi ekonomiye yönelik diğer yatırımlarının temel taşı haline getirdi.
Holdingin toplam kazancında giderek büyüyen bir paya sahip olan bu yeni işkollarının grubu kökten şekillendirmesi bekleniyor; zira Rusya’ya yönelik yaptırımlardan Ortadoğu’daki çatışmalara kadar uzanan jeopolitik baskılar grubun geleneksel petrokimya işinde dalgalanma yaratıyor.
Babasının vefat ettiği yaşa gelen Ambani’nin telekomünikasyon, tüketici ve petrokimya işlerinde çalışan üç çocuğu Akash, Isha ve Anant’a yönelik devir planları yaptığı düşünüldüğünde zamanlama da ayrı bir önem taşıyor.
Jio Platforms’un murahhas azası Akash Ambani, olgunlaşmış bir telekomünikasyon işini yönetirken aynı zamanda teknolojik yatırımlara öncülük etme gibi ikili bir zorlukla karşı karşıya.
Nomura analistleri bu ayın başlarında Jio’nun halka arzına ilişkin yayımladıkları notta, “Kolay abone kazanımı döneminin muhtemelen sona ermesiyle birlikte, tarife zamları kazanç artışının ana itici gücü haline gelebilir” değerlendirmesini yaptı.
Aynı bilgi notunda “Abone kaybına ve daha düşük paketlere geçişe karşı koruma sağlaması gereken yüksek gelirli abone oranının fazlalığı nedeniyle Bharti Airtel sektördeki ilk tercihimiz olmayı sürdürüyor” ifadeleri yer aldı.
Airtel daha küçük bir kullanıcı tabanına sahip olsa da kullanıcı başına Jio’dan daha yüksek gelir elde ediyor.
Jio 6G donanımı, uydu interneti ve yapay zeka veri merkezlerine yöneliyor
Teknoloji araştırma şirketi Counterpoint’in kıdemli araştırma analisti Siddhant Cally, Jio’nun temel telekomünikasyon müşteri tabanından gelir yaratmanın yanı sıra özellikle 6G için şirket içinde telekomünikasyon donanımı üretmeye odaklanacağını söyledi.
Nikkei Asia‘ya konuşan Cally, “Donanım Ar-Ge’sine bu kadar emek harcayan çok az mobil şebeke operatörü var ve düşük maliyetli teknolojinin nasıl çalıştığını anlama becerisiyle bunu geliştirip sahaya sürecek sermayenin birleşiminden faydalanıyorlar” dedi.
Telekomünikasyonun ötesinde Akash Ambani, bu yılın başlarında grubun şebeke donanımı ve yapay zeka alanındaki hedeflerini de ortaya koydu.
Bu hedefler arasında Elon Musk’ın Starlink’ine benzer bir alçak Dünya yörüngesi uydu ağı geliştirme planları da yer alıyor; bu planlar muhtemelen Musk’ın bu ayın başlarında X üzerinden yaptığı çıkışa zemin hazırladı.
Musk paylaşımında Ambani ailesinin reisine alaycı bir dille “Başbakan” diye seslenmiş ve onu Starlink’in Hindistan’a girişini engellemekle suçlamıştı.
Reliance grubu ayrıca sunduğu pek çok hizmete yapay zekayı entegre etme sözü verirken, Meta ile kurduğu ortak girişim aracılığıyla bu yılın sonuna kadar 120 megavatlık yapay zeka veri merkezi kapasitesini devreye almayı hedefliyor.
Kendi başına öne çıkan bir yapay zeka modeli ya da donanımı olmayan grup, küresel yapay zeka yatırım döngüsünden yararlanmak için bu tür ortaklıklara bel bağlayacak.
Cally, “Büyük ölçekli bir bulut ve teknoloji deviyle ortaklık kuruyorsanız, yüksek sermaye yoğunluğunun getirdiği bazı açık riskler vardır” diye konuştu.
Analist, “Bir gözünüz harcadığınız miktarda, diğer gözünüz ürettiğiniz miktarda olmalı. Ancak şu anda piyasanın dinamiği tam olarak bu” ifadelerini kullandı.
Yapay zekanın benimsenmesi ve maliyeti etrafındaki soru işaretleri sürse de Cally, ölçeği ve dağıtım gücü sayesinde Jio’nun bu deneye öncülük etmek için iyi bir konumda olduğunu belirtti.
Cally sözlerini, “Dijital teknolojilerin benimsenmesinden bahsettiğinizde müşteride karşılık bulan bir markaya, onlara göre uyarlanmış hizmetlere ve bütçelerine duyarlı fiyatlara ihtiyacınız vardır. Jio telekomünikasyon teknolojisinde bunu 10 yıldır yapıyor” diyerek tamamladı.
Asya
Japonya Merkez Bankası ekimde faizi sabit tutacak, aralıkta artış bekleniyor

Japonya Merkez Bankası’nın ekim toplantısında yüzde 1,25’lik politika faizini değiştirmemesi, ardından aralık ayında yeniden artırıma gitmesi bekleniyor. Ankete katılan ekonomistlerin yüzde 83’ü borçlanma maliyetlerinin 18 Aralık’ta yükseltileceğini öngörürken, üç ayda bir faiz artışı bekleyenlerin oranı yüzde 67’ye çıktı.
Japonya Merkez Bankası’nın (BOJ) 30 Ekim’de tamamlanacak faiz toplantısında borçlanma maliyetlerini değiştirmeyerek yüzde 1,25 seviyesinde sabit tutması bekleniyor.
Yeni bir ankete katılan ekonomistlerin hiçbiri ekim toplantısında artış öngörmezken, piyasa gözlemcilerinin yüzde 80’den fazlası bir sonraki faiz artırımının aralık ayında geleceğini tahmin ediyor.
Japan Times gazetesinin aktardığı anket sonuçlarına göre ekonomistlerin yüzde 83’ü, bankanın 18 Aralık’ta sona erecek toplantıda politika faizini mevcut yüzde 1,25 düzeyinden yukarı çekeceğini öngörüyor.
Bir önceki ay yapılan ankette aralık ayında artış bekleyenlerin oranı yalnızca yüzde 35 seviyesinde kalmış, en yaygın beklenti ocak ayı olarak öne çıkmıştı.
Son veriler aynı zamanda katılımcıların yüzde 67’sinin bankanın her üç ayda bir faiz artırmasını beklediğini ortaya koyuyor.
Önceki ankette yüzde 46 olan bu oran, BOJ’un eylül ayında üç ay içinde ikinci kez faiz artırarak 1990’dan bu yana en hızlı sıkılaşma temposuna ulaşmasının ardından aynı hızı koruyacağı beklentisine işaret ediyor.
Ekonomistler, ekim ayındaki buluşmanın ana odağının ana enflasyonun yüzde 2’lik hedefe ulaşıp ulaşmadığına ilişkin BOJ değerlendirmesi olacağını belirtiyor.
Banka, 2013 yılında fiyat istikrarı hedefini belirlemesinden bu yana hedefe ulaşıldığını resmen ilan etmedi.
Daiwa Araştırma Enstitüsü Başekonomisti Keiji Kanda ankete verdiği yanıtta, hedefin yakalanması halinde sürecin değişeceğini belirterek “Hedefe ulaşılırsa bundan sonraki zorluk, enflasyonu sağlam bir şekilde yüzde 2’ye çıpalamak amacıyla parasal genişlemenin derecesini ayarlamak olacaktır” değerlendirmesini yaptı.
Kanda, faiz artışlarının aralık ve mart aylarında gerçekleşmesini bekliyor.
Başkan Kazuo Ueda liderliğindeki kurul, yaklaşık bir ay önce borçlanma maliyetlerini yüzde 1,25’e yükselterek yüzde 1,1 ile yüzde 2,5 arasında tahmin edilen nötr faiz aralığına ilk adımı atmıştı.
Bu adım, mevcut artış döngüsünde faizlerin nerede zirve yapacağına yönelik piyasa ilgisini artırdı.
Son ankette nihai faiz oranına ilişkin medyan beklenti yüzde 1,75 seviyesinde kaldı.
Bazı ekonomistler ise Başbakan Sanae Takaichi hükümetinin bankanın faiz artırım patikası önünde potansiyel engeller yaratabileceğine dikkat çekiyor.
Takaichi ekonomik büyümeyi desteklemek amacıyla parasal genişlemenin sürdürülmesini savunmasıyla tanınırken, ABD Hazine Bakanı Scott Bessent yakın zamanda Japonya’ya reflasyonist politikalardan vazgeçme çağrısında bulundu.
Bu çağrıyı Takaichi ve kabine üyelerinin reflasyon peşinde koşmadıklarını dile getirdiği çok sayıda açıklama izledi.
Ankete göre ekonomistlerin yaklaşık üçte ikisi, gelen bu açıklamalar doğrultusunda Takaichi hükümetinin BOJ’un faiz artırımlarına yönelik tutumunu yumuşattığı görüşünde birleşiyor.
Mitsubishi UFJ Morgan Stanley Menkul Değerler Baş Tahvil Stratejisti Naomi Muguruma, “Başbakanlık muhtemelen yeni faiz artışlarını pek hoş karşılamıyor. Yine de özellikle ABD ile ilişkiler nedeniyle şimdilik kenarda durup bunları zımnen kabul etmesi muhtemel görünüyor” ifadelerini kullandı.
Ueda’nın eylül ayındaki faiz artırımı kararı, her ikisi de Takaichi tarafından seçilen kurul üyeleri Toichiro Asada ve Ayano Sato’nun karşı oylarıyla karşılanmıştı.
Bu muhalefet yenin değer kaybetmesine katkı sağlarken kurul içi oylamaları banka takipçilerinin odağında tutmaya devam ediyor.
SMBC Nikko Menkul Değerler Baş Piyasa Ekonomisti Yoshimasa Maruyama ise şahin tutumuyla bilinen kurul üyesi Hajime Takata’nın bu toplantıda art arda faiz artırımı çağrısı yapma ihtimali gördüğünü ifade ediyor.
Anket sonuçlarına göre BOJ takipçileri, ekim ayındaki politika metniyle birlikte yayımlanacak çeyreklik ekonomik görünüm raporunda bankanın enflasyon projeksiyonunun, gelecek mali yıla dair küçük bir yukarı yönlü revizyon dışında büyük ölçüde korunmasını bekliyor.
Morgan Stanley MUFG Menkul Değerler Başekonomisti Takeshi Yamaguchi konuya ilişkin olarak “BOJ’un ana enflasyonun yüzde 2 civarına ulaştığını belirtmesi muhtemel. Bankanın bu ay politikayı değiştirmemesini bekliyoruz ancak bu muhtemelen şahin bir bekle-gör tutumu olacaktır” dedi.
Amerika5 gün önceSenatör Sanders: Silikon Vadisi zenginleri “korkunç bir plan” üzerinde çalışıyor
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek
Dünya Basını2 hafta önceBrezilya’da Bolsonaro rüzgarı ve Lulismonun sınırları
Dünya Basını2 hafta önceRay Dalio: ABD için 3 yıl içinde borç krizi görüyorum
Rusya2 hafta önceRusya, Trump ile varılan mutabakatla dizel ihracatını kısmen serbest bıraktı
Avrupa2 hafta önceBerlin’de Sol Parti, SPD-Yeşiller koalisyonu için “İsrail’in var olma hakkı”nın altını çizdi
Avrupa2 hafta önceBurnham: Brexit oylamasında Rus müdahalesi var
Rusya2 hafta önceRosatom davasında mahkeme Finlandiya’nın sözleşme feshini hukuka aykırı gördü












