Bizi Takip Edin

Asya

12 Maddede Kore Yarımadası: Yıl boyunca neler yaşandı?

Avatar photo

Yayınlanma

Kore Yarımadası, ülkeyi ikiye bölen Kore Savaşı’ndan bu yana dünyanın dikkatini oldukça fazla çeken gelişmelerin yaşandığı özgün bölgelerden biri. 

Kore Demokratik Halk Cumhuriyeti (Kuzey Kore) ve Güney’deki Kore Cumhuriyeti olarak ikiye bölünen yarımada, Kore Savaşı’nın sonlandığı 1953’ten bu yana en genel ifadeyle Güney’in ABD, Kuzey’in Rusya/Çin ekseninde bölündüğü, küresel rekabetin gerilim düzeyi yüksek alanlarından biri.

2025 yılı da, aynı diğer yıllarda olduğu gibi yarımada genelinde önemli gelişmelere sahne oldu. 

Yıl boyunca Kore Yarımadası’nda yaşanan, en çok öne çıkan gelişmeler ise şu şekilde:

Ocak

2025 yılının Ocak ayı ortasında Pyongyang, doğu kıyılarına doğru bir dizi kısa menzilli balistik füze fırlattı. Bu adım, askeri hazırlık düzeyini her zaman yüksek seviyede tutan Kuzey Kore’nin 2025 yılında da söz konusu tutumunu sürdüreceğinin ilk işaretiydi. 

Güney Kore ise, 2025 yılına Aralık 2024’te eski başkan Yoon Suk-yeol tarafından ilan edilen ve ‘darbe girişimi’ olarak adlandırılan başarısız sıkıyönetimin gölgesinde girdi. 19 Ocak tarihinde, görevden alındıktan haftalar sonra gözaltına alınan Yoon’un gözaltı süresinin uzatılmasını protesto eden destekçileri, Seul’de bir mahkemeye saldırıp binaya hasar verdi, çatışmalar sonucunda yüzlerce kişi gözaltına alındı. 

ABD Başkanı Donald Trump’ın, ikinci başkanlık döneminin ilk günlerinde Fox News’e verdiği mülakatta, Kuzey Kore lideri Kim ile ‘tekrar iletişime geçeceğini’ açıklaması ise, yarımada genelinde yeni bir müzakere sürecinin ilk umutlarını yeşertmişti.

Kuzey Kore’ye dair bir diğer önemli gelişme ise, Seul yönetiminin Ukrayna’da savaşan Kuzey Koreli askerleri yeniden gündeme getirerek, “Ukrayna-Rusya savaşında Kuzey Koreli 300 asker öldü” açıklaması oldu. 

Şubat

Pyongyang yönetimi, 2025’in Şubat ayını stratejik seyir füzesi testiyle karşıladı. Kuzey Kore Kim Jong-un, testleri ‘düşmanlara’ mesaj olarak sundu ve nükleer hazırlıkta tam hazır olunması gerektiğini vurguladı. 

Aynı zamanda Kuzey Kore, beş yıl aradan sonra ilk kez kapılarını Batılı turistlere açtı.

İngiltere, Kanada, Yunanistan, Yeni Zelanda, Fransa, Almanya, Avusturya, Avustralya ve İtalya’dan gelen gezginler, COVID-19 salgını sırasında sınırlarını kapatmasından bu yana ülkeye gelen ilk Batılı ziyaretçi grubu oldu.

Darbe girişimi tartışmalarını sürdüren Güney’de ise, Ocak ayındaki mahkeme baskınıyla bağlantılı olarak 63 kişi hakkında iddianame düzenlendi. 

Mart

ABD ve Güney yönetiminin ‘Freedom Shield’ isimli ortak askeri tatbikat kararını kınayan Pyongyang yönetimi, tatbikatların başladığı günlerde birden fazla balistik füze ateşledi.

ABD ile ortak tatbikatla birlikte, Seul’ün bir diğer gündemi, 21 Mart civarında başlayan ve ülkenin güneydoğusunu vuran orman yangınları oldu. Kore tarihinin en yıkıcılarından biri olarak kabul edilen yangınlarda onlarca can kaybı ve geniş çaplı maddi zarar bildirildi. 

Nisan

Askeri faaliyetlerine Nisan ayında da devam eden Pyongyang, yeni bir savaş gemisinden seyir ve hava savunma füzesi testleri gerçekleştirdi.

Güney’de ise Anayasa Mahkemesi, 3 Aralık 2024’te ülkede sıkıyönetim kararı alan Cumhurbaşkanı Yoon Suk-yeol’un azledilmesini oybirliğiyle onayladı.

Nisan aynı aynı zamanda, iki Kore arasında yılın ‘ilk silahının ateşlendiği’ bir ay oldu. Kuzey Kore askerlerinin sınırı geçmesinin ardından Güney Kore uyarı ateşi açtı. Güney Kore Genelkurmay Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, Güney Kore’nin uyarı ateşi açmasının ardından grubun Kuzey Kore’ye geri döndüğü belirtildi.

Mayıs

Kuzey Kore’de Mayıs ayı, bir ‘kazayla’ karşılandı. Kuzey Kore Merkezi Haber Ajansının (KCNA) haberine göre, ülkenin doğusundaki Chongjin Limanında yeni bir muhribin hizmete girme töreninde 500 tonluk savaş gemisi suya indirilirken kıç tarafındaki kızaktan sıyrılarak karaya oturdu. Kazada geminin tabanının ezildiği, dengesinin bozulduğu ve suya indirilemediği belirtildi.

Güney Kore’de ise, eski Devlet Başkanı Yoon Suk Yeol’ün görevden azledilmesinin ardından yeni devlet başkanını belirleyecek 3 Haziran’daki başkanlık seçimi için erken oy verme sürecinin başlamasıyla halk sandık başına gitti.

Wall Street Journal (WSJ) gazetesinin, ABD Başkanı Donald Trump yönetiminin, Güney Kore’de konuşlu binlerce ABD askerini geri çekmeyi değerlendirdiği yönündeki haberi ise, Seul’de ABD ilişkilerinin geleceğine dair endişeler yarattı.

Haziran

Haziran ayında Kuzey Kore’de yaşanan en önemli gelişme, askeri denemelerin yanında, turizm alanında yaşandı. Wonsan-Kalma kıyı turizm bölgesinde açılan ve oteller, restoranlar, alışveriş merkezleri ve bir su parkından oluşan tesis, ülkenin turizm alanında attığı bir diğer önemli adımı gösterdi.

Güney Kore ise, 3 Haziran’da yapılan erken başkanlık seçiminde yeni başkanını seçti. Demokrat Parti adayı Lee Jae-myung, ülkenin yeni lideri olurken, Lee’nin Çin ve Kore’ye yönelik ‘olumlu’ sinyalleri, Güney’deki ‘geleneksel’ ABD yanlısı siyasi çevrelerinde rahatsızlıkla karşılandı.

Temmuz

Kuzey’de Haziran ayında açılan mega tatil köyüne yönelik iç turizm artarken, yabancı turistlerin girişi aniden askıya alındı. DPR Korea Tour’un açıklamasıyla öğrenilen bu karar sonucunda, bölgeye yabancı ziyaretçilerin girişi askıya alındı. Ancak, bölgeye Rus turistlerin girmeye devam ettiği öğrenildi.

Güney Kore ise, Meclis, Yoon döneminde yaşanan siyasi krizden çıkarılan derslerle, yeni kısıtlamalar içeren Askeri Hukuk düzenlemesini onayladı. Yeni kurallar arasında, milletvekillerinin Ulusal Meclis’e girişini engellemeye yönelik her türlü girişimin yasaklanması ve Ulusal Meclis Başkanı’nın onayı olmadan ordu ve polisin Ulusal Meclis’e girmesinin yasaklanması yer alıyor.

Yeni Devlet Başkanı Lee Jae-myung ise, Seul’un ‘barışı ve halkın hayatını korumak’ için Pekin ve Moskova ile ilişkilerini ‘hızla’ iyileştireceğini söyledi.

Ağustos

Ağustos ayında Kuzey Kore’de tatil köyüne ilişkin gelişmeler sürerken, Kim Jong-un’un ‘nükleer sözü’ Ağustos sıcağını artıran bir gelişme olarak öne çıktı. Güney Kore-ABD askeri tatbikatlarını kınayan Kim, rakiplerine karşı koymak için nükleer güçlerini hızla genişletme sözü verdi.

Güney Kore’de Başkan Lee yönetimi de, karşılıklı gerilimi düşürme adımları kapsamında sınırda propagandaya yönelik hoparlör yayınlarının kaldırılması kararı aldı.

ABD Başkanı Donald Trump ise, Güney Kore’de bulunan Amerikan askeri üslerinin arazi mülkiyetinin Washington’a devredilmesi gerektiğini söyleyerek iki ülke arasında yeni bir gerilim başlığı daha yarattı. 

Eylül

Yarımada sonbaharı, Pyongyang’ın ‘nükleer programlarından vazgeçmeyeceği’ yönündeki açıklamalarıyla karşıladı. Aynı zamanda Kuzey Kore, ‘ABD ana karasını hedef alabileceği’ belirtilen yeni bir füze daha test etti.

Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) dönem başkanlığını üstlenen Seul için ise bu dönem, ülkenin dış politika görünürlüğünü artırma çabasıyla geçti. Ülke içinde öne çıkan gündem ise, siyasetçilere lüks hediyeler ve yüklü miktarda para vererek siyasi nüfuz sağlamaya çalışmasıyla gündeme gelen Moon Tarikatı oldu. 

Güney Kore özel savcılık makamı, Moon Tarikatı olarak bilinen ‘Birleşme Kilisesi’ lideri Hak Ja-han için tutuklama talebinde bulundu.

Ekim

Ekim ayında Kuzey Kore’de Kim Jong Un Kursk’ta öldürülen Kuzey Koreli askerler için ‘kutsal’ anıt açılışını yaptı ve İktidardaki İşçi Partisi’nin kuruluşunun 80. yıl dönümü kutlamaları için hazırlıklar başladı. 

Güney’in Ekim gündemine de, Devlet Başkanı Lee’nin savunma harcamalarını büyük ölçüde artırma ve daha fazla kendine yeten bir ordu kurma sözü damgasını vurdu.

Kasım

Ukrayna savaşına gönderdiği askeri güç nedeniyle Rusya’yla ilişkileri ‘stratejik’ seviyeye yükselen Kuzey Kore, Kasım ayında Rus askeri yetkililerle bir araya geldi. Rus tarafını, Rusya Savunma Bakan Yardımcısı Viktor Goremykin başkanlığındaki heyet temsil etti. 

ABD ise, Hazine Bakanlığı’na bağlı Yabancı Varlıkları Kontrol Ofisi (OFAC) üzerinden, Kuzey Kore’ye yönelik yaptırım listesini güncelledi. Karar, Pyongyang’ın tepkisiyle karşılandı.

Güney Kore lideri Lee ise, 24-25 Kasım tarihlerinde Türkiye’yi ziyaret etti ve iki ülke arasında ‘stratejik ortaklık’ ve çok sayıda anlaşma imzalandı. 

Aralık

Yılın son ayında ise Kuzey Kore’nin ilk nükleer denizaltısı ortaya çıktı. Devlet medyasının servis ettiği görüntülerde Kim, yeni gemiyi kızıyla birlikte inceledi. 

Güney Kore lideri Yoon ise, yılın son ayında Kuzey’e yeni bir zeytin dalı uzatarak, görevden alınan selefi Yoon Suk-yeol’un 2024 sonunda sıkıyönetim ilanı öncesi Kuzey Kore ile askeri gerilimi kasten artırdığı iddiaları nedeniyle Pyongyang’dan özür dilenmesi gerektiğini söyledi.

Asya

“Hamam böceği” protestolarının başarısı Modi hükümetine yönelik eleştirileri güçlendirdi

Yayınlanma

Hindistan’da Modi hükümeti yeni meydan okumalarla karşı karşıya. İktidardaki BJP’nin etanol katkılı yakıtı zorunlu tutmasına karşı çıkanlar, öğrencilerin öncülük ettiği hareketten esinlenerek yeni bir kampanya başlattı.

Hindistan’da gençlerin öncülük ettiği ve büyük yankı uyandıran protestoların yankısı devam ediyor.

Yeni kurulan Cockroach Janta Party (CJP-Hamam Böceği Halk Partisi), yalnızca 36 gün içinde sınav sistemindeki aksaklıklara karşı yüz binlerce öğrenciyi harekete geçirdi. Hareket, Başbakan Narendra Modi’yi nadir görülen bir geri adım atmaya zorladı ve Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifasını sağladı.

Hindistan’da protestoların yıllarca büyük ölçüde görmezden gelindiği veya bastırıldığı, Modi’nin ise siyasi söyleme hâkim olduğu bir dönemin ardından CJP’nin hükümeti geri adım atmaya zorlaması, şimdiden benzer bir protesto hareketine ilham verdi. Analistler, başka hareketlerin de ortaya çıkmasını bekliyor.

Modi hükümeti benzine etanol karıştırılması nedeniyle tepkiyle karşı karşıya

Adını yüzde 20 etanol içeren yeni yakıt karışımından alan E20 Janta Party, pazar günü sosyal medya platformu X’te ortaya çıkmasının ardından 24 saat içinde 34 bin takipçiye ulaştı. Hareket, daha fazla yakıt tüketimine yol açacağı ve eski motorlara zarar vereceği yönündeki endişelere rağmen hükümetin bu yakıtı ülke genelinde zorunlu tutmasına yönelik kamuoyu tepkisinden yararlanmayı hedefliyor.

CJP gibi E20 Janta Party de hükümet politikasının değiştirilmesini istiyor. Hareket, tüm akaryakıt istasyonlarında uygun fiyatla yüzde 100 benzin seçeneği sunulmasını ve ilgili bakanın istifa etmesini talep ediyor.

E20 Janta Party, X’teki profilinde kendisini “Halkın Sesi” olarak tanımlıyor ve adalet, şeffaflık, hesap verebilirlik ile “halkın hakları” çağrısında bulunuyor.

Hint siyaset bilimci ve Princeton Üniversitesi öğretim görevlisi Pratap Bhanu Mehta, gençlerin yürüttüğü “hamam böceği” kampanyasının, “devletten taleplerde bulunmanın yeni bir yoluna ilişkin model” sunduğunu ve başkalarına da ilham vereceğini söyledi.

Mehta, “Bu E20 Janta Party’nin ne kadar ivme kazanacağını bilmiyorum ancak bu, tam da bu tür hareketlere bir örnek. İnsanlar taleplerini resmî kurumsal kanallar üzerinden dile getirebileceklerine şüpheyle yaklaşıyor. Bu nedenle ne zaman önemli bir talep ortaya çıksa, bir kamuoyu protesto hareketi oluşturma girişimi de olacaktır” dedi.

E20 kampanyası, oğulları etanol üreten bir aile şirketi işleten Modi hükümetinin Ulaştırma Bakanı Nitin Gadkari’yi hedef alıyor. Gadkari herhangi bir çıkar çatışması bulunduğunu reddetti ve oğullarının Hindistan’daki etanol pazarının yüzde 0,5’inden daha azına sahip olduğunu söyledi.

Yeni etanol karışımına açıkça karşı çıkan siyasi analist Tehseen Poonawalla, cuma günü Gadkari’nin evine yönelik bir “otomobilli yürüyüş” çağrısında bulundu. Delhi’deki taksi şoförleri de geçen hafta yakıt meselesi nedeniyle 4 Ağustos’ta parlamentoya yürüyeceklerini duyurdu.

CJP liderleri, hükümeti taviz vermeye zorlayan başarılarının ardından hareketi yeniden yapılandırırken yakıt protestolarını destekleyip desteklemeyeceklerini henüz değerlendirmedi. Hükümetin verdiği tavizler arasında sınav sisteminin yeniden düzenlenmesi ve Hindistan’ın ulusal tıp fakültesi giriş sınavının iptal edilmesinin ardından intihar eden öğrencilerin ailelerine tazminat ödenmesi sözü de bulunuyor.

Ancak CJP’nin başsözcüsü ve hükümetle yürütülen görüşmelerde yer alan isimlerden Saurav Das, “Hükümet artık uyanmalı ve gerçeği görmeli” dedi.

Das, “İnsanlar artık hiçbir tartışma, görüşme veya müzakere yapılmadan politika ve yasaların kendilerine dayatılmasını kabul etmeyecek” ifadelerini kullandı.

Etanol katkılı yakıt politikasına yönelik öfke, CJP’nin hükümetle anlaşmaya varmasından bir gün sonra, pazar günü Mumbai’de de ortaya çıktı. Hindistan’ın finans merkezinde binlerce kişi Pradhan’ın istifasını kutlamak için bir araya geldi.

Mitinge katılan Hindistan Öğrenciler Federasyonu Mumbai Başkanı Aamir Kazi, protestocular arasında etanol katkılı yakıtın zorunlu tutulmasına karşı bir muhalefet bulunduğunu ve hükümetin eğitim politikasına karşı “mücadelenin devam ettiğini” söyledi.

Kazi, başka gösteriler planlanıp planlanmadığı sorusuna, “Bunun üzerinde çalışıyoruz” yanıtını verdi.

BJP, 2024’te parlamentodaki çoğunluğunu kaybetmesini fazla önemsememiş, art arda eyalet seçimlerini kazanmış ve muhalefet milletvekillerini saf değiştirmeye ikna etmişti.

Eleştirmenler, iktidar partisinin son on yılda gücünü artırmasıyla birlikte mahkemeler, seçim kurumu ve ana akım medya gibi kurumların giderek BJP’nin iradesine boyun eğdiğini ve muhalefet alanını daralttığını savunuyor.

Hindistan’daki gençlik hareketleri üzerine çalışan London School of Economics Profesörü Shakuntala Banaji, “Yalnızca Delhi’de değil, farklı yerlerde benzer meseleler etrafında başka hareketler de yükseliyor” dedi.

Banaji, E20 yakıt protestolarının da yayılabileceğini belirterek, “Çünkü insanlar, özellikle orta sınıf BJP seçmenlerini ve onların çocuklarını doğrudan etkileyen meselelerin kamuoyunda gerçekten karşılık bulduğunu fark etti” ifadelerini kullandı.

Öğrenci protestoları, özellikle kendi çocukları da gösterilere katılan BJP üyeleri arasında huzursuzluğa yol açtı.

Kamuoyunda geniş yankı uyandıran bir olayda, ülkenin kuzeydoğusundaki Assam eyaletinde BJP öncülüğündeki hükümette görev yapan bir bakanın kızı, sosyal medyada yayımlanan videolarda bir CJP protestosu sırasında Modi’ye öfkesini dile getirirken görüldü.

Bazı BJP üyeleri, çoğunlukla barışçıl geçen gösterilerde öğrenci protestocuların polis tarafından dövülmesi ve göz yaşartıcı gaza maruz bırakılması karşısında yaşadıkları şaşkınlığı özel görüşmelerde dile getirdi.

Muhalefetteki Aam Aadmi Party’nin öğrenci kanadından Eeshna Gupta, CJP kampanyasının Hindistan’da “kültürü değiştirdiğini” söyledi.

Gupta, “Bu hareket, Z kuşağının siyasi olamayacağı veya sesini yükseltemeyeceği yönündeki klişeyi ortadan kaldırdı” dedi.

“Hareket başladığında bile insanlar bizi ciddi biçimde küçümsüyordu” diyen Gupta, “Benim kişisel görüşüm, bu hareketin burada sona ermeyeceği yönünde” ifadelerini kullandı.

CJP sözcüsü Das ise durumu şöyle özetledi:

“Bir sonraki genel seçime kadar önümüzdeki üç yıl boyunca Modi hükümetinin insanları dinlemeye başlaması kendi açısından daha iyi olur.”

Okumaya Devam Et

Asya

Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik önemedeki yerli litografi makinelerinin seri üretimine başladı

Yayınlanma

Çin, tamamen yerli immersion DUV çip üretim makinelerinin seri üretimine başladı.

Konu hakkında bilgi sahibi bir kaynağın Reuters’a aktardığına göre Çin, ileri düzey çip üretimi açısından kritik öneme sahip, tamamen yerli imkânlarla geliştirilen immersion derin ultraviyole (DUV) litografi makinelerinin seri üretimine başladı. Bu gelişme, Pekin’in yabancı teknolojilere bağımlılığını azaltma çabalarında önemli bir ilerlemeye işaret ediyor.

Kaynak, konunun hassasiyeti nedeniyle adının açıklanmaması koşuluyla, üretim çalışmalarına kamuoyunda pek tanınmayan Çinli devlet şirketi Shanghai Aishengna Electronic Technology Group’un öncülük ettiğini söyledi. Şirketin, Çin’in önde gelen litografi girişimlerinin ekiplerini bünyesine kattığı belirtildi.

Bu gelişme, Devlet Başkanı Xi Jinping’in en önemli önceliklerinden biri olan Çin’in ülke çapındaki yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik girişimi açısından bir başarı niteliği taşıyor.

DUV litografi sistemleri, uzun süredir ASML’nin hakim olduğu, çip üretiminin temel teknolojilerinden biri olarak kabul ediliyor. Ancak bunun Hollandalı tedarikçi ASML açısından kısa vadede ticari bir tehdit oluşturması beklenmiyor.

Teknoloji sektörüne odaklanan haber kuruluşu The Information, Çin’in bu teknolojiyi geliştirdiğini ilk kez pazartesi günü duyurmuştu. Haberde, Şanghay merkezli ve adı açıklanmayan devlet destekli bir şirketin makinelerin üretimine başladığı, bu yıl yaklaşık beş, 2027’de ise yaklaşık 20 makine üretmeyi planladığı belirtilmişti.

Kaynağa göre Aishengna’nın DUV makinesinin daha fazla teste tabi tutulması gerekiyor ve sistem, Hollandalı şirketin rakip modellerinin performansına ulaşmaktan hâlâ oldukça uzak.

Bununla birlikte makinelerin başarıyla devreye alınması, Batılı hükümetlerin yabancı litografi ekipmanlarının ihracatına veya bakım hizmetlerine yönelik kısıtlamaları daha da artırması halinde Çinli çip üreticilerine alternatif bir ekipman kaynağı sağlayacak.

The Information’ın konu hakkında bilgi sahibi iki kişiye dayandırdığı haberine göre Çin yapımı DUV makinelerinin bu yıl ülkenin önde gelen çip üreticileri Semiconductor Manufacturing International Corp (SMIC), Hua Hong Semiconductor ve bellek çipi üreticisi ChangXin Memory Technologies’e (CXMT) teslim edilmesi bekleniyor.

Immersion DUV makinelerinde, projeksiyon merceği ile silikon plaka arasına bir su tabakası yerleştiriliyor. Böylece geleneksel kuru sistemlere kıyasla daha küçük devre desenleri basılabiliyor.

Bu makineler geniş bir çip yelpazesinin üretiminde kullanılıyor. Aynı katmanın tekrar tekrar pozlanmasını gerektiren çoklu desenleme yöntemi sayesinde daha ileri düzey yarı iletkenlerin üretiminde de kullanılabiliyor.

The Information’ın pazartesi günü yayımladığı haberin ardından yüzde 8 düşen ASML hisseleri, salı günü TSİ 12.06 itibarıyla yüzde 1,6 geriledi. Hisselerin performansı Avrupa’daki diğer çip sektörü şirketleriyle paralel seyrederken, Avrupa genelindeki STOXX 600 endeksinin gerisinde kaldı.

Aishengna, Şanghay sermayesi ve teknolojisiyle destekleniyor

Kurumsal kayıtlara göre Aishengna, Ağustos 2023’te 7 milyar yuan, yani yaklaşık 1 milyar dolar kayıtlı sermayeyle kuruldu. Şirketin yalnızca iki devlet kuruluşuna ait hissedarı bulunuyor: Shanghai Electric Holding ve Shanghai International Trust’ın bir iştiraki.

İnternet sitesi bulunmayan ve faaliyetleri hakkında kamuoyuna herhangi bir açıklama yapmayan şirketle ilgili çok az şey biliniyor. Kaynak, Aishengna’nın geçen yıl bir DUV prototipini test etmeye başlayan litografi girişimi Yuliangsheng ile Shanghai Micro Electronics Equipment’ın (SMEE) ekiplerini bünyesine kattığını söyledi.

Huawei destekli ekipman üreticisi SiCarrier’ın iştiraki olan Yuliangsheng ile SMEE, Pekin’in yarı iletkenlerde kendi kendine yeterlilik çalışmalarında önemli roller üstleniyor.

ASML’ye yetişme arayışı

ABD, Çin’in ASML’nin en gelişmiş aşırı ultraviyole (EUV) litografi sistemlerini satın almasını engelliyor. Hollanda’nın uyguladığı ihracat kontrolleri de Çin’in bazı gelişmiş DUV makinelerine erişimini kısıtlıyor.

Pekin kendi kendine yeterlilik politikasını ilerletmeye çalışsa da Çin, ASML açısından önemli bir gelir kaynağı olmayı sürdürüyor. Çin, yılın ilk yarısında Hollandalı şirketin net satışlarının yaklaşık yüzde 16’sını oluşturdu. Çinli çip üreticileri, gelişmiş EUV sistemlerini satın alamamalarına rağmen daha düşük teknolojili DUV makinelerini yoğun biçimde tedarik etmeye devam ediyor.

Reuters, aralık ayında kaynaklara dayandırdığı haberinde Çin’in dünyanın en gelişmiş çiplerinin üretiminde kilit rol oynayan bir EUV sisteminin prototipini geliştirmeyi başardığını bildirmişti. Ancak sistemin seri üretime geçmesine hâlâ yıllar olduğu belirtilmişti.

Okumaya Devam Et

Asya

Tayvan çip kaçakçılığı soruşturmasında Nvidia çalışanını tutukladı

Yayınlanma

Tayvan’da savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’nın ürettiği yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına ilişkin yürütülen soruşturma kapsamında bir şirket çalışanını tutukladı. Keelung Bölge Savcılığı, zanlının evine ve iş yerine yapılan baskınların ardından Ceza Kanunu uyarınca ticari belgede sahtecilik suçlamasıyla tutuklandığını bildirdi. Soruşturmada tutuklu sayısı, Super Micro Computer ve Albatron Technology çalışanlarının da aralarında bulunduğu yedi kişiye ulaştı.

Tayvan’daki savcılar, ABD’li teknoloji devi Nvidia’ya ait yapay zeka çiplerinin Çin’e kaçırılmasına yönelik yürütülen soruşturma çerçevesinde bir Nvidia çalışanını tutukladı.

Konuya vakıf bir kaynak salı günü AFP’ye yaptığı açıklamada, söz konusu çalışanın soruşturmanın parçası olarak gözaltına alındığını aktardı.

Keelung Bölge Savcılığı tarafından yapılan açıklamada, ismi belirtilmeyen zanlının, müfettişlerin 24 Temmuz’da evine ve iş yerine gerçekleştirdiği baskınların ardından tutuklandığı bildirildi.

Açıklamada Nvidia şirketinin adına yer verilmezken, şüphelinin “Ceza Kanunu kapsamında ticari belgelerde sahtecilik” suçlamasıyla soruşturulduğu kaydedildi.

ABD, sektör lideri Nvidia tarafından tasarlanan ve yapay zeka sistemlerini çalıştırmak için kullanılan en gelişmiş silikon çiplerin Çin’e ihracatını kısıtlıyor.

Resmi yetkililer mayıs ayında yaptıkları açıklamada, Nasdaq’ta işlem gören Super Micro Computer tarafından üretilen ve gelişmiş Nvidia çipleri içeren “üst düzey” yapay zeka sunucularının ABD ihracat kontrollerini ihlal ederek Çin, Makao ve Hong Kong’a gönderilmesini incelediklerini duyurmuştu.

AFP’ye konuşan kaynak, “Bu Nvidia çalışanı, müfettişlerin Super Micro’yu hedef alan önceki arama dalgasının ardından ilgili kanıtları analiz etmesiyle olaya karışan bir kişi olarak tespit edildi” dedi.

Ajansa bir Nvidia sözcüsü de “kaçakçılığın kabul edilemez bir durum olduğunu” söyledi. Sözcü şöyle konuştu:

“Ürünlerimizi öncelikle, tüm satışların ABD ihracat kontrol kurallarına uygunluğunu sağlamamıza yardımcı olan orijinal ekipman üreticileri (OEM) de dahil olmak üzere tanınmış ortaklara satıyoruz. Nispeten küçük ihracatçılar ve sevkiyatlar bile kürenin her iki tarafında kapsamlı inceleme ve denetime tabidir; yönü değiştirilen hiçbir ürün hizmet, destek veya güncelleme alamaz.”

Çin, teknoloji şirketlerinin Nvidia’nın yapay zeka çiplerini satın almasını yasakladı

Savcılar, tutuklanan kişinin “suçları işlediğine dair güçlü şüphe bulunduğunu, kaçma, delilleri karartma, suç ortakları veya tanıklarla işbirliği yapma riski taşıdığını” belirtti.

Yürütülen geniş kapsamlı soruşturmada, Nvidia çalışanıyla birlikte Super Micro Computer şirketinden iki kişi ve Tayvan borsa listesindeki Albatron Technology şirketinden bir kişi dahil olmak üzere toplam yedi kişi tutuklu bulunuyor.

Zanlılar, Super Micro tarafından üretilen yaklaşık 50 sunucuyu Çin’e sevk etmek amacıyla belgelerde sahtecilik yapmakla suçlanıyor.

Daha önce AFP’ye isminin açıklanmaması kaydıyla konuşan bir yetkili, sunucuların bir kısmının Tayvan gümrüğünden geçtiğini ve Japonya üzerinden Çin’e gönderildiğini bildirdi.

Tayvanlı savcılar, mevcut dosyanın ABD ve Singapur’daki Super Micro Computer çalışanlarını içeren başka bir Nvidia çip kaçakçılığı vakasıyla bağlantılı olup olmadığını söylemek için henüz erken olduğunu ifade etti.

Soruşturmaların uluslararası ayağında Singapur polisi, yapay zeka çiplerinin yasa dışı transferi iddiasıyla bağlantılı dolandırıcılık soruşturmaları kapsamında bu ay 40 milyon dolardan fazla değere sahip lüks bir malikaneye el koydu.

Mart ayında gizliliği kaldırılan bir ABD iddianamesi ise şirket çalışanlarının, ihracat kontrollerini ihlal ederek Nvidia yapay zeka çiplerini Çin’e yönlendirmek suretiyle milyarlarca dolar haksız kazanç elde ettiklerini ortaya koymuştu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English