Diplomasi
“Ağ Devleti” kurmak isteyen Srinivasan, ABD ile Malezya’yı nasıl karşı karşıya getirdi?

Tartışmalı “Ağ Devleti” fikrinin mucidi teknoloji yöneticisi Balaji Srinivasan, dünyayı dolaşarak göçebe bir eğitim topluluğu kurmak için uygun bir yer arıyordu.
Coinbase’in eski teknoloji direktörü Srinivasan, Malezya’da, bu ülkeyi komşusu Singapur’dan ayıran su yolunun hemen karşısındaki, büyük ölçüde tamamlanmamış bir kompleks içinde aradığı yeri bulduğunu düşünüyordu.
Srinivasan’ın Network School’u (Ağ Okulu), konumu konusunda kasıtlı olarak belirsiz bırakılmış tek bir sosyal medya videosu sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekene kadar yıllarca sorunsuz bir şekilde faaliyet göstermişti.
Fakat bu durum, 21 Temmuz’da okulun kapılarının kapanmasına yol açan Malezya devletinin müdahalesiyle değişti.
Ertesi gün Srinivasan, Orta Asya’da Kazakistanlı yetkililerle bir mutabakat zaptı (MOU) imzaladı.
Srinivasan, X’te paylaştığı bir gönderide, “Yeni kampüsümüz, hızlandırılmış vize işlemleri, kolaylaştırılmış ikametgah değişikliği ve aktif yetenek işe alımıyla küresel teknoloji iyimserliğinin sığınağı haline gelecek,” diye yazdı.
Fortune’un aktardığına göre Malezya yetkilileri, İsrailli vatandaşların ikinci ülke pasaportlarıyla ülkeye girerek Network School’un programına katıldıklarına dair internetteki iddiaların ardından soruşturma başlattı.
Malezya, İsrail’i tanımıyor ve genellikle İsrail pasaportu sahiplerinin ülkeye girişini yasaklıyor.
Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan, Malezya’nın göçmenlik politikalarının İsrail’i tanımadığını belirtti; bu uzun süredir devam eden tutumun, Büyükelçi Muhammed Şahrul İkram Yakub tarafından da Washington’a iletildiğini vurguladı.
Bernama’nın aktardığına göre Hasan, “ABD ve İsrail çifte vatandaşlığına sahip bir kişi, ABD pasaportunu kullanarak Malezya’ya giriş yaptı. Fakat yapılan kontroller sonucunda bu kişinin İsrail vatandaşlığına da sahip olduğu ortaya çıktı ve biz de kendisinden ülkeyi terk etmesini istedik,” dedi.
Soruşturmada seyahat belgeleriyle ilgili herhangi bir ihlal kanıtı bulunamadı. Yine de Iskandar Puteri Belediye Meclisi, 21 Temmuz’da Network School’un işletme ruhsatını iptal etme kararı aldı ve bunun gerekçesi olarak, kurumun ruhsat koşullarını ve tesis kullanım şartlarını ihlal ettiğini gösterdi.
Belediye Meclisi ayrıca, tesiste yürütülen ticari faaliyetlerin ofis kullanım ruhsatında belirtilenlerden farklı olduğunu tespit ettikten sonra Network School’un reklam ruhsatını da iptal etti.
Johor Eyaleti Başbakanı Onn Hafiz Ghazi, 21 Temmuz’da bir sosyal medya paylaşımında, 22 Temmuz’dan itibaren şirketin Forest City’deki tüm faaliyetlerinin durdurlacağı haberlerini teyit etti.
Malezya ile ABD arasında “İsrail” krizi
Anlaşmazlık daha sonra diplomatik bir olaya dönüştü. Malezya Dışişleri Bakanı, devletin haber ajansı Bernama’ya, ABD ve İsrail çifte vatandaşı olan bir kişinin ülkeyi terk etmesi emredildiğini söyledi.
Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, Malezya’nın İsrail konusundaki tutumunu açıklaması için ülkenin büyükelçisini çağırdı.
Ibrahim gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yahudilere hakaret etmiyoruz. İsrail’in yaptıklarına karşıyız. Sanki belirli bir gruba karşıymışız gibi etiketleniyoruz. Biz sadece başkalarını ezip sömüren ülkelere karşıyız,” demişti.
Malezya’nın İsrail’e yönelik politikasının Malezyalılar tarafından olumlu karşılandığını fakat ABD’li Kongre üyeleri tarafından aynı şekilde karşılanmadığını söyleyen başbakan, “Biz egemen ve bağımsız bir ülkeyiz. Taviz vermeyeceğiz ve tek bir İsraillinin bile Malezya topraklarına ayak basmasına izin vermeyeceğiz,” dedi.
Anlaşmazlık, İbrahim’in İsrailli vatandaşların sınır dışı edilmesine ilişkin açıklamalarının ardından sekiz ABD Kongre üyesinin Washington’dan Malezya ile olan bağları gözden geçirmesini talep etmesiyle ortaya çıktı.
Kongre üyeleri, 15 gün içinde bu kararın geri alınmaması halinde, Malezyalı askeri personele ABD tarafından profesyonel eğitim sağlayan Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim programına yönelik fonların kesilmesini talep ettiler.
Ayrıca, Enver hükümetini, Washington tarafından “yabancı terör örgütü” olarak tanımlanan Hamas ile açık ilişkiler sürdürmekle suçlayarak, Hamas militanlarının Malezya topraklarında eğitim gördüğünü iddia ettiler.
Malezya Başbakanı, bu iddiaları temelsiz olarak reddetti ve Hamas liderleriyle yaptığı görüşmeleri hiçbir zaman gizlemediğini fakat bu görüşmelerin bombalamalar ve cinayetlerden etkilenen ailelere taziyelerini iletmek amacıyla yapıldığını söyledi.
Öte yandan ABD’nin Malezya’nın İsrailli vatandaşlara uyguladığı giriş yasağına yönelik eleştirilerinin, ülkenin dış politikasında büyük bir değişiklik yaratmasının pek olası olmadığı düşünülüyor.
Ağ Okulu nedir?
Srinivasan, 2024 yılında Malezya’da yaklaşık 100 uluslararası katılımcıya yönelik 90 günlük bir pilot program olarak Network School’u başlattı.
2025 yılının başlarında bu programı bir yıllık bir programa genişletti.
Bu kompleks, “teknoprenörler” (teknoloji girişimcileri) ve içerik üreticiler için bir ortak yaşam alanı işlevi görüyor.
Aylık 1.500 dolar karşılığında konaklama, yemek, spor salonu erişimi ve düzenli olarak düzenlenen teknoloji atölyeleri ile “hackathonlar” (hack maratonları) sunuluyor.
Katılımcılar, Straits Times’a verdikleri demeçte, programın Silikon Vadisi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki benzer tekliflerden daha ucuz olduğunu, bu programların maliyetinin üç ila beş kat daha fazla olabileceğini savundular.
Srinivasan ise Ağustos 2024’te X’te paylaştığı bir gönderide , “ABD’deki mevcut lisans eğitimi modeli işlevsiz… Dört yıllık bir derece için 100 bin doların üzerinde para ödüyorsunuz, ancak hayatınız boyunca geçim masrafları için hiçbir bütçe ayırmıyorsunuz,” diye yazdı.
Srinivasan, okulun komşu Singapur’a yakınlığını önemli bir satış argümanı olarak öne çıkarıyordu.
O dönemde, “Burası güzel ve güneşli bir yer; uluslararası bir havalimanına (Changi) sahip büyük bir şehirden (Singapur) bir saatten daha az uzaklıkta. Bu, hafta içi derslerinize yoğunlaşabileceğiniz, hafta sonları eğlenmek için şehre gidebileceğiniz ve aynı gün içinde Asya’nın hemen hemen her yerine ulaşabileceğiniz anlamına geliyor,” diye yazmıştı.
Kısa bir süre öncesine kadar Malezyalı yetkililer bu projeyi destekliyordu. Hatta sadece üç ay önce, dijital bakan Gobind Singh Deo kampüsü “küresel teknoloji yetenekleri için yükselen bir destinasyon” olarak tanımlamıştı.
Network School’un Singapur’a yakınlığı dikkatleri üzerine çekti. 10 Temmuz’da okulun sosyal medyada yayınlanan bir reklamında, okulun “Singapur yakınlarındaki yapay bir adada” bulunduğu vurgulanmıştı.
Bu durum, çevrimiçi araştırmacıları konuyu derinlemesine incelemeye yönlendirdi ve bu süreçte Network School’un aslında Singapur sınırının karşısında yer alan Malezya eyaleti Johor’da bulunduğunu ortaya çıkardılar.
Aynı gün, Filistin yanlısı bir aktivist grubun Instagram paylaşımı, Network School’u ülkenin yasalarını ihlal ederek İsraillileri Malezya’ya getirmekle suçladı.
Srinivasan 2023 yılında, toprak biriktirme ve kendi kaderini tayin etme hedefini içeren “ağ devleti” stratejisini tanımlamak için “teknoloji Siyonizmi” terimini kullanmıştı.
Soyut bir yönetişim benzetmesi olarak kullanılan bu terim, kamuoyunun güçlü bir şekilde Filistin yanlısı olduğu bir ülkede pek iyi karşılanmadı.
Kuşatma sıkılaşmaya başlayınca Srinivasan, Başbakan Enver İbrahim ile bir görüşme talep etmeye çalıştı ve Malezya’daki yatırımları dondurmakla tehdit etti fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.
Balaji Srinivasan kimdir?
Srinivasan, Coinbase’in kendi girişimini satın almasının ardından 2018 yılında şirketin teknoloji direktörü olarak görev yaptı ve bir yıl sonra şirketten ayrıldı.
Daha önce genetik test girişimi Counsyl’in kurucu ortağıydı ve risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’de genel ortak olarak çalıştı.
Ayrıca, küresel teknoloji sektörünü ulusal egemenlikten koparmak için uzun süredir sürdürdüğü çabalarıyla da tanınıyor.
2013 yılında, ABD teknoloji endüstrisinin ülkeyi terk edip yurt dışına taşınması gerektiğini savunmuştu. 2022’de ise “Ağ Devleti” konseptine ilişkin fikirlerini ayrıntılı olarak anlattığı bir kitap yayınladı.
Srinivasan, 2020’nin başlarında COVID-19 pandemisinin ABD’de yayılmaya başladığı dönemde, bu salgının oluşturduğu tehdit ve yıkıcı etkiler konusunda Silikon Vadisi’nde uyarıda bulunan ilk kişilerden biriydi.
Ayrıca 2023’te, Bitcoin’in 90 gün içinde 1 milyon dolara ulaşacağına dair talihsiz bir iddiaya girmesiyle kısa süreliğine gündeme gelmişti.
Fakat bu iddiadan sadece iki ay sonra vazgeçerek, fonları karşı taraf olan GiveDirectly yardım kuruluşuna ve bir Bitcoin geliştirme fonuna bağışladı.
Bunun yanı sıra bu teknoloji girişimcisi, Peter Thiel ile birlikte “Amerika’nın yegane monarşisti” Curtis Yarvin’in “Karanlık Aydınlanma” çevresine mensuptu.
Srinivasan, “bulut ülkesi” olarak adlandırdığı kendi şehrini, Washington’ın boğucu yasalarının, bürokrasisinin, medyasının, Harvard ve Yale’in diplomalarının karşısına çıkarıyordu.
Fiziki topraklara göçün sürdürülebilir olmayacağını kabul eden Srinivasan, dijital topluluklar kurmayı kafasına koymuştu.
Ona göre çevrimiçi ilişkiler dil-din-ırk farkı bilmiyordu ve yakınlık kurmaya fiziksel ilişkilerden daha meyyaldi.
Önce sanal bir ağ kuracak, sonra o sanal ağ yeni bir şehre dönüşecek, en nihayetinde de yeni bir ülke meydana gelecekti.
Srinivasan, münzeviliğe ve kendi kendine yeterliliğe vurgu yapan “Ada” temalı kaçışlardan ziyade, daha “kolektif” bir kuruluşa çağrı yapıyordu. Singapur ve onun ebedi şefi Lee Kuan Yew bu nedenle ona daha çok hitap ediyordu.
Bunun yanı sıra, Güney Kore’de yer alan ve bir özel şirket tarafından “yurttaş-müşteri”lerin pay sahibi olduğu New Songolo City de, teknoloji zenginimizin gözdelerindendi.
2013 yılında yaptığı bir konuşmada, Silikon Vadisi’nin ABD’den “nihai çıkışını” (ultimate exit) savunmuş ve ABD’nin “modası geçmiş ve yenilikçilere düşman” olduğunu iddia etmişti.
Srinivasan, Ağ Devleti adlı kitabında, “sınırın yeniden açıldığını” ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde yeni egemen entitelerin sayısının katlanarak artacağını savunuyordu.
Srinivasan, kitabında da İsrail’in kendilerine bir model olduğundan bahsediyordu. İsrail’in kuruluşu ile birlikte Yahudiler, “Tanrı/Devlet/Ağ” dizisinin başarılı bir örneğini sergiliyorlardı.
Theodor Herzl’in eserlerini kitabının ilham kaynağı olarak gösteren Srinivasan, ABD-Çin kutupları dışındaki üçüncü bir kutbun, teknolojik olarak gelişkin İndo-İsrail kutbu olacağına inanıyor.
Malezya-Singapur hattında Kuşak ve Yol bağlantısı
Network School, Çinli gayrimenkul geliştiricisi Country Garden tarafından 2016 yılında başlatılan devasa bir konut projesi olan Forest City’de faaliyet gösteriyordu.
Proje, Asya, Afrika ve Avrupa’da altyapı inşa etmeyi amaçlayan küresel bir strateji olan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi tarafından da desteklenmişti.
Hedef, Singapur’un hemen karşısında, Johor Boğazı’nın Malezya tarafında 700.000 kişiyi barındırabilecek bir şehir inşa etmekti.
Fakat taahhüt edilen yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırıma rağmen inşaat hiçbir zaman tamamlanamadı.
Projenin yalnızca %15’i inşa edildi ve bunun da çok daha azı olan %1’i yerleşime açıldı.
Forest City daireleri çoğu Malezyalı için çok pahalıydı; bu da projenin Çinli alıcıları hedeflediği anlamına geliyordu.
Fakat Çin’deki sermaye kontrolleri, COVID salgını ve ardından emlak devi Evergrande’nin çöküşünün tetiklediği emlak krizi, bu umutları suya düşürdü.
Bir zamanlar “örnek geliştirici” olarak görülen Country Garden, 2023 yılından bu yana borç yeniden yapılandırmasıyla boğuşuyor.
Geliştirici, geçen yıl 22,9 milyar dolarlık gelir bildirdi; bu rakam, 2022’deki 63,6 milyar dolarlık zirve seviyesinin üçte ikisinden fazlası kadar düşük.
Johor, o zamandan beri Forest City’yi yeni imzalanan Johor-Singapur Özel Ekonomik Bölgesine dahil etti ve burayı bir özel finans bölgesi olarak belirledi.
Yetkililer burayı uluslararası aile ofisleri ve sermaye merkezi olarak tanıtıyor.
Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor
Srinivasan’ın Kazakistan’da ne işi var?
Network School’un yeni kampüsüyle ilgili ayrıntılar henüz sınırlı. Yine de Srinivasan, yapay zeka alanında eğitim ve araştırma fırsatları ile teknoloji girişimlerine destek sunacak bir alan vaat ediyor.
Network School ile ülkenin Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı arasında imzalanan beş yıllık mutabakat zaptı, her iki tarafın da uluslararası etkinlikler ve hackathonlar düzenlemesini ve bu yıl Kazakistan’da bir Ağ Devleti konferansının düzenlenmesini öngörüyor.
Kazakistan Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı, 22 Temmuz tarihli bir Instagram paylaşımında şunları yazdı:
“Bu mutabakat zaptı, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Kazakistan’ın yapay zeka ve inovasyon alanında bölgesel bir merkez olarak daha da gelişmesi için temel oluşturacak.”
Bakanlık kampüsün, önde gelen uzmanları, teknoloji şirketlerini ve yatırımları Kazakistan’a çekmek amacıyla da inşa edileceğini ekledi.
Kazakistan, kendisini yabancı teknoloji şirketlerine tanıtmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Sermaye liderlerini, benzersiz yasal düzenlemelerimizi güvenli ve yüksek getirili bir başlangıç noktası olarak değerlendirmeye davet ediyoruz,” demişti.
Ülke, Nvidia gibi ortaklarla birlikte 1 gigawatt kapasiteli bir veri merkezi kampüsü kurmayı planlıyor.
Srinivasan Singapur vatandaşlığı da aldı
Öte yandan eski Coinbase CTO’su, ABD vatandaşlığından ayrılarak Singapur vatandaşlığı aldığını da açıkladı.
Srinivasan, bu şehir devletinin “inovasyon ve girişimciliğe” karşı sergilediği misafirperver ortamı gerekçe göstererek ABD’den ayrıldığını ve Singapur vatandaşı olduğunu söyledi.
İnovasyonun Asya’ya doğru kaymakta olduğunu savunan Srinivasan, Singapur ve Hindistan gibi ülkelerin iş dünyasına elverişli politikalar, verimli yönetişim ve yeni teknolojilere açıklık sunduğunu belirtiyor.
Srinivasan, ABD’deki teknoloji ortamını eleştirerek, bu ortamın aşırı bürokratik ve kutuplaşmış hale geldiğini ve bu durumun girişimcilerin iddialı projeler peşinde koşmasını zorlaştırdığını söylüyor.
O, Singapur’un inovasyon ve girişimciliğin daha güçlü kurumsal destek gördüğü, daha istikrarlı bir ortam sağladığına inanıyor.
Girişimcinin bu kararı, Amerika’da Hint kökenli bir göçmen olarak yaşadığı kişisel deneyimlerinden de etkilenmiş gibi görünüyor.
Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım
Çocukken zorbalığa maruz kaldığını ve oraya ait olmadığını hissettiğini hatırlasa da, Singapur’un çokkültürlü toplumunun kendisine kabul gördüğünü ve kültürel bir bağ kurduğunu hissettirdiğini belirtiyor.
Hint kökenli kimliğinin bu ülkede kabul gördüğünü vurgulayan Srinivasan, özellikle Tamilcenin Singapur’un resmi dillerinden biri olduğunu ve inancını özgürce yaşayabileceği Hindu tapınaklarının varlığını örnek gösterdi.
Yatırımcı, bu kararının, “meritokrasi ve sosyal istikrar” gibi değerleriyle daha uyumlu olduğuna inandığı bir ülkede yaşamayı tercih ettiğini gösterdiğini söyledi.
“Tepkimi ayrılarak gösterdim,” diyen Srinivasan, taşınmasını Amerikan kültüründe yetişmiş olmasının bir reddi değil, kişisel bir tercih olarak nitelendirdi.
Srinivasan’ın bu argümanı, insanların ortak değerler etrafında topluluklar kurmasını ve nihayetinde yeni toplumlar yaratmasını savunan, daha geniş kapsamlı “Ağ Devleti” felsefesinin bir parçası.
Ayrıca bu şehir devleti, Srinivasan’ın ilgi alanlarıyla örtüşen finans, yapay zeka, blok zinciri ve biyoteknoloji alanlarında küresel bir merkez olarak konumlanmış durumda.
Srinivasan için bu hamle, sadece bir yer değişikliği değil, inovasyonun geleceğinin giderek daha küresel bir nitelik kazanabileceği ve Singapur gibi şehirlerin Silikon Vadisi gibi geleneksel teknoloji merkezleriyle rekabet edeceği yönündeki daha geniş kapsamlı bir argümanın parçası.
Diplomasi
12 ülke, İsrail yerleşim yerlerinden yapılan ticarete yaptırım uygulayacak

İngiltere, Kanada ve Fransa’nın da aralarında bulunduğu 12 ülke, Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerleriyle ticarete yaptırım uygulayacaklarını açıkladı.
Bu üç ülkenin yanı sıra Danimarka, Finlandiya, İzlanda, İrlanda, Norveç, Polonya, Portekiz, İspanya ve İsveç’in dışişleri bakanları, ortak bir açıklamada bu ülkelerin de yerleşim yerleriyle ticareti kısıtlamayı planladıklarını belirtti.
İrlanda ve İspanya, İsrail yerleşim yerleriyle ticarete karşı önlemleri çoktan uygulamaya koymuş durumda.
Fransa ise haftalardır İsrail’in en önemli ticaret ortağı olan Avrupa Birliği’nden benzer bir karar alınmasını ısrarla talep ediyordu fakat bazı üye ülkeler tarafından engellendi.
12 bakan, “İsrail hükümetinin Batı Şeria’daki eylemleri, iki devletli bir çözüm olasılığını baltalıyor,” diyerek iki devletin barış içinde yan yana yaşayacağı plana atıfta bulundu.
İngiltere, İsrail’deki yasadışı yerleşimlere ticaret yasağı getiriyor
Açıklama şöyle devam etti:
“Yerleşimcilerin şiddetinin ve yerleşim yerlerinin genişlemesinin eşi görülmemiş boyutlara ulaşmasıyla durum hızla kötüleşiyor. İsrail hükümeti, yerleşim yerlerinin genişlemesini ve sivil idari yetkilerin yayılmasını derhal durdurmalı, yerleşimcilerin şiddet eylemlerinin hesap sorulmasını sağlamalı ve İsrail güçlerine yönelik iddiaları soruşturmalıdır.”
Bakanlar, 12 ülkenin “uluslararası hukuka göre yasadışı olan yerleşim yerleriyle mal ticaretine ilişkin ulusal kısıtlamalar getirme ve/veya Avrupa düzeyinde kısıtlamaları destekleme niyetlerini teyit ettiklerini ya da ulusal prosedürlerine uygun olarak bu ve diğer önlemleri aktif olarak değerlendirdiklerini” belirttiler.
İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband ise bugün yaptığı açıklamada İsrail hükümetini, Batı Şeria’daki yerleşimciler tarafından gerçekleştirilen ve kendisinin “etnik temizlik” olarak nitelendirdiği olaya “göz yummakla” suçladı.
Miliband, Parlamento’da yaptığı açıklamada, Birleşik Krallık hükümetinin diğer ülkelerle koordineli bir şekilde “işgal altındaki topraklardaki yasadışı yerleşim yerlerinden gelen mallara yönelik bir ithalat yasağı” getireceğini belirtti.
İngiltere’den ABD’ye İsrail garantisi: Yaptırımlarımız sembolik
Diplomasi
İngiltere’den ABD’ye İsrail garantisi: Yaptırımlarımız sembolik

İngiltere’nin bugün açılayacağı İsrail karşıtı yaptırımlar karşısında ABD’nin tepkisi çekmemek için perde arkasında görüşmeler yaptığı ileri sürüldü.
Bloomberg’de yer alan habere göre, Andy Burnham hükümetinin, bugün Batı Şeria’daki İsrail yerleşim yerleriyle ticareti yasaklaması bekleniyor.
Burnham, iktidardaki İşçi Partisi için önemli olan ama ABD Başkanı Donald Trump’ı kızdırabilecek bu konuda daha sert bir politika izlemeye çalışıyor.
Konuya yakın kaynaklara göre, Dışişleri Bakanı Ed Miliband, İsrail’i hedef alan ama Batı Şeria’daki Yahudi yerleşim yerleriyle sınırlı yeni bir yaptırım rejimini açıklayacak.
Başbakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Burnham ve Trump pazartesi günü telefonla görüştü. Açıklamada, iki liderin İsrail ve Filistin toprakları için iki devletli bir çözümü ele aldıkları belirtildi.
Bu durum, Burnham’ın bu görüşmeyi, İsrail’e yönelik yaptırımların yolda olduğunu Trump’a bildirmek için kullandığını gösteriyor.
Değerlendirilen öneriler arasında, İsrail yerleşim yerleriyle mal ve hizmet alışverişini engelleyecek önlemleri içeren yeni bir yaptırım rejimi de yer alıyordu.
Miliband ayrıca, Gazze’deki insani krizi daha da şiddetlendirdiği gerekçesiyle eleştirilen yardımların engellenmesini de kapsayacak şekilde mevcut insan hakları yaptırımlarının genişletilmesini değerlendirdi.
İngiltere, İsrail’deki yasadışı yerleşimlere ticaret yasağı getiriyor
Dışişleri Bakanı, İngiltere’nin şu anda Filistin Devleti olarak tanıdığı topraklarda İsrail’in işgalinin hukuka aykırı olduğuna dair Uluslararası Adalet Divanı’nın bağlayıcı olmayan 2024 tarihli görüşünü açıkça desteklemeyi de gündemine aldı.
Buna rağmen Birleşik Krallık yetkilileri, bu açıklamanın Burnham’ın Trump ile ilişkilerinde erken bir aksilik yaratabileceğinden endişe duyuyor.
Konuya yakın kaynakların aktardığına göre, İngiliz diplomatlar, Trump yönetiminin tepkisini yatıştırmak amacıyla ABD’ye, yaptırımların büyük ölçüde sembolik olduğunu ve Birleşik Krallık’ın İsrail ile ticaret veya güvenlik alanındaki genel ilişkileri üzerinde somut bir etkisi olmayacağını özel olarak ilettiler.
Bu öneriler, İsrail’in Batı Şeria’nın bir bölgesinde 1.200 yerleşim konutunun inşası için ihale açma kararının ardından hazırlandı.
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’nun 27 Ekim’de yapılması planlanan genel seçimlerde koltuğunu korumak için zorlu bir mücadele vermesi nedeniyle, İsrailli yerleşimciler ile Filistinliler arasındaki anlaşmazlıklar son aylarda daha da alevlendi.
Burnham, Kanada ve Fransa, Almanya ve İtalya dahil olmak üzere beş Avrupa hükümetinin liderleriyle birlikte, konut planını “kabul edilemez” olarak kınayan ve Netanyahu’dan ihaleyi geri çekmesini isteyen bir bildiriye de imza attı.
Almanya Şansölyesi Friedrich Merz ise ayrı bir açıklamada, İsrail Ulusal Güvenlik Bakanı Itamar Ben Gvir’in Gazze’de “her gece suikastlar” düzenlenmesi çağrısını kınadı.
Burnham, İşçi Partisi’ne, selefi Keir Starmer’dan daha eleştirel bir bakış açısıyla İsrail’e yaklaştığını erkenden göstermeye hevesli.
Starmer, görevde bulunduğu iki yıl boyunca Filistin devletini resmen tanımak da dahil olmak üzere İsrail’e karşı tutumunu sertleştirmiş olsa da, Netanyahu’dan Gazze’deki askeri harekatını durdurmasını talep etmeyi başlangıçta reddetmesi partiyi böldü.
Bu durum, İşçi Partisi’nin anketlerdeki popülaritesinin düşmesine yol açtı ve ülke genelinde Yeşil Parti’nin seçimlerdeki kazanımlarını artırdı.
Geçen ay Burnham’ın Parlamento’ya geri dönmesi Starmer’ın istifasına yol açmıştı. Burnham, selefi döneminde İşçi Partisi’nin İsrail’in Gazze’deki askeri harekâtına ilişkin tutumundan dolayı özür dileyerek, partinin “doğru bir tutum sergilemediğini” söyledi.
Geçen ay, son genel seçimlerde kendi kuzeydoğu Londra seçim bölgesinde Müslüman bir bağımsız adaydan gelen yoğun rekabetle karşı karşıya kalan Burnham’ın yeni savunma sekreteri Wes Streeting, İsrail’in uluslararası standartların “gerisinde kaldığını” belirtmişti.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee, BBC’nin “Newsday” programına verdiği demeçte, ABD’den “şüphesiz” bir yanıt geleceğini söyledi.
İşçi Partisi’ni “İsrail hükümetine karşı ayrımcılık yapmakla” suçlayan Huckabee, “Bu, bir taş atıp nereye düşeceğini bilmemek gibi bir şey. Birleşik Krallık egemen bir ülkedir, istediklerini yapabilirler ama ABD de öyledir,” dedi.
Cumhuriyetçi Florida Kongre üyesi Randy Fine da yaptırımlar uygulanırsa İngiliz şirketlerinin eyaletteki yerel yönetimlerle iş yapmalarının yasaklanacağı konusunda uyarıda bulundu.
X’te yaptığı paylaşımda Fine, “Florida tavrını açıkça ortaya koydu. İsrail’i boykot eden herhangi bir şirket –ya da ülke– Florida tarafından boykot edilecektir,” dedi.
İşçi Partisi milletvekilleri ve Yahudi gruplar, hükümete yerleşim yerlerine yönelik herhangi bir yaptırımın İsrail mallarına yönelik “fiili bir boykot” anlamına gelebileceği ve İngiliz Yahudilerinin güvenliğini tehlikeye atabileceği konusunda uyarıda bulundu.
Diplomasi
İngiltere, İsrail’deki yasadışı yerleşimlere ticaret yasağı getiriyor

İngiltere Dışişleri Bakanı Ed Miliband, bugün Birleşik Krallık’ın İsrail ile ilişkilerinde kapsamlı bir yeniden düzenleme olarak nitelendirdiği adımı duyuracak.
İşçi Partili bakan, hükümetinin Filistin davasını destekleme konusunda daha aktif bir yaklaşım sergileyeceğine söz verecek.
ABD ve İsrail’den şiddetli eleştiriler alması beklenen bu adımda, Dışişleri Bakanı, yasadışı İsrail yerleşim yerlerinden gelen mal ve bazı hizmetlerin ticaretine Birleşik Krallık’ta yasak getirecek.
Ayrıca sivil toplum örgütlerine, Filistinlilerin haklarının korunması ve uluslararası hukuka saygı çağrısında bulunarak, çatışmaya ilişkin iki devletli çözüme desteğini yeniden teyit etmeye kararlı olduğunu belirtti.
Miliband’ın milletvekillerine yapacağı açıklamada, Gazze’deki Filistinlilerin maruz kaldığı insani adaletsizlikleri ele alırken, son dönemdeki öncüllerinden daha sert bir dil kullanması bekleniyor.
Bakanın ortaya koyacağı adımlar, Filistinli savunucu grupların talep ettiği tüm şartları tam olarak karşılamayabilir.
Fakat yine de Birleşik Krallık’ın, iki devletli çözüme yönelik geleneksel retorik desteğin ötesine geçerek, Filistin devletinin kurulması ihtimalini ortadan kaldırmayı amaçladığı yaygın olarak kabul edilen Batı Şeria’daki yasadışı yerleşim yerlerinin genişlemesini önlemek için aktif adımlar attığının bir işareti olarak görülecek.
İsrail, Miliband’ın daha önce İsrail ordusunun Gazze’ye giden yardımı engellediği yönündeki iddiası üzerine misilleme yapma tehdidinde bulunmuştu.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee ise İşçi Partisi hükümetinin “Yahudi nefretiyle bezeli” olduğunu iddia etmişti.
İsrail’in aşırı sağcı maliye bakanı Bezalel Smotrich, haberlere yanıt olarak “İngiliz büyükelçisini bu gece sınır dışı edin!” dedi.
Başbakan Andy Burnham, pazartesi günü Donald Trump ve Katar gibi önemli Körfez müttefikleriyle görüşerek, hükümetin bölgedeki planları hakkında bilgi verdi.
Miliband’ın bu müdahalesi, The Guardian gazetesine açıklanan bir anketin, siyasi görüş farklılıklarına bakılmaksızın İngiliz halkının İsrail yerleşim yerleriyle ticaretin yasaklanmasını güçlü bir şekilde desteklediğini göstermesinin ardından geldi.
Opinium tarafından yürütülen ve Avrupa Dış İlişkiler Konseyi (ECFR) tarafından yayınlanan anket, Birleşik Krallık’taki yetişkinlerin yalnızca %18’inin İsrail yerleşim yerleriyle mal ticaretinin yasaklanmasına karşı çıktığını, buna karşılık %46’sının ise lehte olduğunu ortaya koyuyor.
Fikir belirtmeyenler hariç tutulduğunda destek oranı neredeyse dörtte üçe yükseliyor.
Miliband’ın açıklaması, İsrail Savunma Kuvvetleri’nin (IDF) güvenlik bahanesiyle Gazze’ye giren yardımlara gereksiz kontroller uygulayarak korkunç bir durum yarattığı yönündeki iddiasını destekleyecek.
Ne var ki, kısıtlamaların kaldırılması çağrısı dışında, Birleşik Krallık’ın bu durumu çözmek için sahip olduğu etki gücüne şüpheyle yaklaştığı anlaşılıyor.
Miliband’ın yardımların alıkonulduğu yönündeki iddiası, hafta sonu İsrail Dışişleri Bakanlığı tarafından şiddetle reddedildi.
Bakanın ayrıca, yerleşim önlemlerini, ABD’nin saldırısı altında olan iki önemli kurum olan Uluslararası Ceza Mahkemesi ve Uluslararası Adalet Divanı’nın (ICJ) kararları da dahil olmak üzere, uluslararası hukuku savunma bağlamına kesin bir şekilde oturtma konusunda öncekilerden daha ileri gitmesi muhtemel.
Paketin, Gazze’ye yönelik yardım kısıtlamaları konusunda yaptırımlar içermesi veya bölgede yaşananları “soykırım” olarak nitelendirmesi olası görünmüyor.
Fakat Birleşik Krallık, ICJ’de İsrail’in mahkemenin önceki kararlarını ihlal ettiğini iddia etmek üzere Güney Afrika gibi ülkelere katılma seçeneğini açık tutuyor.
Öte yandan Miliband, ticaret konusunda kararlı adımlar atarak, Birleşik Krallık’ın “kutuplaştırıcı” bir müdahalesinin, 27 Ekim’de yapılacak İsrail seçimlerinde Binyamin Netanyahu’nun şansını artırabileceğine dair uyarıları ciddiye almadı.
İngiliz kaynaklar, İsrailli askeri yetkililerin bile başbakanlarına, temel güvenlik altyapısından yoksun olan ve güvenlikten ziyade siyasi nedenlerle kurulmuş olan Batı Şeria’nın kuzeyindeki yeni yerleşim yerleri ile ileri karakolları savunmakta IDF’nin zorlanacağı konusunda uyarıda bulunduklarına dikkat çekti.
ABD’nin Birleşik Krallık’ın tutumuna yönelik eleştirilerine rağmen, Washington da yerleşim yerleri konusunda Netanyahu’ya baskı uyguladı ve Netanyahu bazı yerleşim yerlerinin gerekli izinler alınmadan kurulduğunu belirterek bunların sökülmesini talep etti.
İsrail daha önce bazı ileri karakolları yıkmıştı fakat bunlar genellikle kısa süre sonra yeniden inşa ediliyor.
Dışişleri Bakanlığı tarafından uzun süredir uygulanmasının imkânsız olduğu gerekçesiyle reddedilen Birleşik Krallık’ın yerleşim bölgelerinden gelen malların ticaretine ilişkin yasağı, hükümetlerin sadece yasadışı yerleşim bölgelerini değil, Filistin topraklarındaki İsrail işgaline de yardım veya destek vermemelerini şart koşan 2024 tarihli ICJ danışma görüşüyle uyumlu.
Birleşik Krallık hükümeti bu görüşe hiçbir zaman resmi olarak yanıt vermemişti ama Keir Starmer hükümetindeki bakanlar, bu yasağın genel hatlarıyla görüşe uygun olduğunu belirtmişti.
Dünya Basını2 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika2 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Görüş1 hafta önceBişkek’te “Yeni Düzen” gerçeğe dönüşüp dönüşemeyeceğini görmek için toplanıyor
Avrupa2 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu
Dünya Basını2 hafta önce“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”
Ortadoğu2 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Avrupa1 gün önceAvrupa savunma sanayii Ukrayna’ya yetişemiyor
Avrupa1 gün önceCDU, AfD’yi durdurmak için yeni göç planı hazırlıyor








