Diplomasi
“Ağ Devleti” kurmak isteyen Srinivasan, ABD ile Malezya’yı nasıl karşı karşıya getirdi?

Tartışmalı “Ağ Devleti” fikrinin mucidi teknoloji yöneticisi Balaji Srinivasan, dünyayı dolaşarak göçebe bir eğitim topluluğu kurmak için uygun bir yer arıyordu.
Coinbase’in eski teknoloji direktörü Srinivasan, Malezya’da, bu ülkeyi komşusu Singapur’dan ayıran su yolunun hemen karşısındaki, büyük ölçüde tamamlanmamış bir kompleks içinde aradığı yeri bulduğunu düşünüyordu.
Srinivasan’ın Network School’u (Ağ Okulu), konumu konusunda kasıtlı olarak belirsiz bırakılmış tek bir sosyal medya videosu sosyal medya kullanıcılarının dikkatini çekene kadar yıllarca sorunsuz bir şekilde faaliyet göstermişti.
Fakat bu durum, 21 Temmuz’da okulun kapılarının kapanmasına yol açan Malezya devletinin müdahalesiyle değişti.
Ertesi gün Srinivasan, Orta Asya’da Kazakistanlı yetkililerle bir mutabakat zaptı (MOU) imzaladı.
Srinivasan, X’te paylaştığı bir gönderide, “Yeni kampüsümüz, hızlandırılmış vize işlemleri, kolaylaştırılmış ikametgah değişikliği ve aktif yetenek işe alımıyla küresel teknoloji iyimserliğinin sığınağı haline gelecek,” diye yazdı.
Fortune’un aktardığına göre Malezya yetkilileri, İsrailli vatandaşların ikinci ülke pasaportlarıyla ülkeye girerek Network School’un programına katıldıklarına dair internetteki iddiaların ardından soruşturma başlattı.
Malezya, İsrail’i tanımıyor ve genellikle İsrail pasaportu sahiplerinin ülkeye girişini yasaklıyor.
Dışişleri Bakanı Muhammed Hasan, Malezya’nın göçmenlik politikalarının İsrail’i tanımadığını belirtti; bu uzun süredir devam eden tutumun, Büyükelçi Muhammed Şahrul İkram Yakub tarafından da Washington’a iletildiğini vurguladı.
Bernama’nın aktardığına göre Hasan, “ABD ve İsrail çifte vatandaşlığına sahip bir kişi, ABD pasaportunu kullanarak Malezya’ya giriş yaptı. Fakat yapılan kontroller sonucunda bu kişinin İsrail vatandaşlığına da sahip olduğu ortaya çıktı ve biz de kendisinden ülkeyi terk etmesini istedik,” dedi.
Soruşturmada seyahat belgeleriyle ilgili herhangi bir ihlal kanıtı bulunamadı. Yine de Iskandar Puteri Belediye Meclisi, 21 Temmuz’da Network School’un işletme ruhsatını iptal etme kararı aldı ve bunun gerekçesi olarak, kurumun ruhsat koşullarını ve tesis kullanım şartlarını ihlal ettiğini gösterdi.
Belediye Meclisi ayrıca, tesiste yürütülen ticari faaliyetlerin ofis kullanım ruhsatında belirtilenlerden farklı olduğunu tespit ettikten sonra Network School’un reklam ruhsatını da iptal etti.
Johor Eyaleti Başbakanı Onn Hafiz Ghazi, 21 Temmuz’da bir sosyal medya paylaşımında, 22 Temmuz’dan itibaren şirketin Forest City’deki tüm faaliyetlerinin durdurlacağı haberlerini teyit etti.
Malezya ile ABD arasında “İsrail” krizi
Anlaşmazlık daha sonra diplomatik bir olaya dönüştü. Malezya Dışişleri Bakanı, devletin haber ajansı Bernama’ya, ABD ve İsrail çifte vatandaşı olan bir kişinin ülkeyi terk etmesi emredildiğini söyledi.
Bunun üzerine ABD Dışişleri Bakanlığı, Malezya’nın İsrail konusundaki tutumunu açıklaması için ülkenin büyükelçisini çağırdı.
Ibrahim gazetecilere yaptığı açıklamada, “Yahudilere hakaret etmiyoruz. İsrail’in yaptıklarına karşıyız. Sanki belirli bir gruba karşıymışız gibi etiketleniyoruz. Biz sadece başkalarını ezip sömüren ülkelere karşıyız,” demişti.
Malezya’nın İsrail’e yönelik politikasının Malezyalılar tarafından olumlu karşılandığını fakat ABD’li Kongre üyeleri tarafından aynı şekilde karşılanmadığını söyleyen başbakan, “Biz egemen ve bağımsız bir ülkeyiz. Taviz vermeyeceğiz ve tek bir İsraillinin bile Malezya topraklarına ayak basmasına izin vermeyeceğiz,” dedi.
Anlaşmazlık, İbrahim’in İsrailli vatandaşların sınır dışı edilmesine ilişkin açıklamalarının ardından sekiz ABD Kongre üyesinin Washington’dan Malezya ile olan bağları gözden geçirmesini talep etmesiyle ortaya çıktı.
Kongre üyeleri, 15 gün içinde bu kararın geri alınmaması halinde, Malezyalı askeri personele ABD tarafından profesyonel eğitim sağlayan Uluslararası Askeri Eğitim ve Öğretim programına yönelik fonların kesilmesini talep ettiler.
Ayrıca, Enver hükümetini, Washington tarafından “yabancı terör örgütü” olarak tanımlanan Hamas ile açık ilişkiler sürdürmekle suçlayarak, Hamas militanlarının Malezya topraklarında eğitim gördüğünü iddia ettiler.
Malezya Başbakanı, bu iddiaları temelsiz olarak reddetti ve Hamas liderleriyle yaptığı görüşmeleri hiçbir zaman gizlemediğini fakat bu görüşmelerin bombalamalar ve cinayetlerden etkilenen ailelere taziyelerini iletmek amacıyla yapıldığını söyledi.
Öte yandan ABD’nin Malezya’nın İsrailli vatandaşlara uyguladığı giriş yasağına yönelik eleştirilerinin, ülkenin dış politikasında büyük bir değişiklik yaratmasının pek olası olmadığı düşünülüyor.
Ağ Okulu nedir?
Srinivasan, 2024 yılında Malezya’da yaklaşık 100 uluslararası katılımcıya yönelik 90 günlük bir pilot program olarak Network School’u başlattı.
2025 yılının başlarında bu programı bir yıllık bir programa genişletti.
Bu kompleks, “teknoprenörler” (teknoloji girişimcileri) ve içerik üreticiler için bir ortak yaşam alanı işlevi görüyor.
Aylık 1.500 dolar karşılığında konaklama, yemek, spor salonu erişimi ve düzenli olarak düzenlenen teknoloji atölyeleri ile “hackathonlar” (hack maratonları) sunuluyor.
Katılımcılar, Straits Times’a verdikleri demeçte, programın Silikon Vadisi ve Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki benzer tekliflerden daha ucuz olduğunu, bu programların maliyetinin üç ila beş kat daha fazla olabileceğini savundular.
Srinivasan ise Ağustos 2024’te X’te paylaştığı bir gönderide , “ABD’deki mevcut lisans eğitimi modeli işlevsiz… Dört yıllık bir derece için 100 bin doların üzerinde para ödüyorsunuz, ancak hayatınız boyunca geçim masrafları için hiçbir bütçe ayırmıyorsunuz,” diye yazdı.
Srinivasan, okulun komşu Singapur’a yakınlığını önemli bir satış argümanı olarak öne çıkarıyordu.
O dönemde, “Burası güzel ve güneşli bir yer; uluslararası bir havalimanına (Changi) sahip büyük bir şehirden (Singapur) bir saatten daha az uzaklıkta. Bu, hafta içi derslerinize yoğunlaşabileceğiniz, hafta sonları eğlenmek için şehre gidebileceğiniz ve aynı gün içinde Asya’nın hemen hemen her yerine ulaşabileceğiniz anlamına geliyor,” diye yazmıştı.
Kısa bir süre öncesine kadar Malezyalı yetkililer bu projeyi destekliyordu. Hatta sadece üç ay önce, dijital bakan Gobind Singh Deo kampüsü “küresel teknoloji yetenekleri için yükselen bir destinasyon” olarak tanımlamıştı.
Network School’un Singapur’a yakınlığı dikkatleri üzerine çekti. 10 Temmuz’da okulun sosyal medyada yayınlanan bir reklamında, okulun “Singapur yakınlarındaki yapay bir adada” bulunduğu vurgulanmıştı.
Bu durum, çevrimiçi araştırmacıları konuyu derinlemesine incelemeye yönlendirdi ve bu süreçte Network School’un aslında Singapur sınırının karşısında yer alan Malezya eyaleti Johor’da bulunduğunu ortaya çıkardılar.
Aynı gün, Filistin yanlısı bir aktivist grubun Instagram paylaşımı, Network School’u ülkenin yasalarını ihlal ederek İsraillileri Malezya’ya getirmekle suçladı.
Srinivasan 2023 yılında, toprak biriktirme ve kendi kaderini tayin etme hedefini içeren “ağ devleti” stratejisini tanımlamak için “teknoloji Siyonizmi” terimini kullanmıştı.
Soyut bir yönetişim benzetmesi olarak kullanılan bu terim, kamuoyunun güçlü bir şekilde Filistin yanlısı olduğu bir ülkede pek iyi karşılanmadı.
Kuşatma sıkılaşmaya başlayınca Srinivasan, Başbakan Enver İbrahim ile bir görüşme talep etmeye çalıştı ve Malezya’daki yatırımları dondurmakla tehdit etti fakat bu çabaları sonuçsuz kaldı.
Balaji Srinivasan kimdir?
Srinivasan, Coinbase’in kendi girişimini satın almasının ardından 2018 yılında şirketin teknoloji direktörü olarak görev yaptı ve bir yıl sonra şirketten ayrıldı.
Daha önce genetik test girişimi Counsyl’in kurucu ortağıydı ve risk sermayesi şirketi Andreessen Horowitz’de genel ortak olarak çalıştı.
Ayrıca, küresel teknoloji sektörünü ulusal egemenlikten koparmak için uzun süredir sürdürdüğü çabalarıyla da tanınıyor.
2013 yılında, ABD teknoloji endüstrisinin ülkeyi terk edip yurt dışına taşınması gerektiğini savunmuştu. 2022’de ise “Ağ Devleti” konseptine ilişkin fikirlerini ayrıntılı olarak anlattığı bir kitap yayınladı.
Srinivasan, 2020’nin başlarında COVID-19 pandemisinin ABD’de yayılmaya başladığı dönemde, bu salgının oluşturduğu tehdit ve yıkıcı etkiler konusunda Silikon Vadisi’nde uyarıda bulunan ilk kişilerden biriydi.
Ayrıca 2023’te, Bitcoin’in 90 gün içinde 1 milyon dolara ulaşacağına dair talihsiz bir iddiaya girmesiyle kısa süreliğine gündeme gelmişti.
Fakat bu iddiadan sadece iki ay sonra vazgeçerek, fonları karşı taraf olan GiveDirectly yardım kuruluşuna ve bir Bitcoin geliştirme fonuna bağışladı.
Bunun yanı sıra bu teknoloji girişimcisi, Peter Thiel ile birlikte “Amerika’nın yegane monarşisti” Curtis Yarvin’in “Karanlık Aydınlanma” çevresine mensuptu.
Srinivasan, “bulut ülkesi” olarak adlandırdığı kendi şehrini, Washington’ın boğucu yasalarının, bürokrasisinin, medyasının, Harvard ve Yale’in diplomalarının karşısına çıkarıyordu.
Fiziki topraklara göçün sürdürülebilir olmayacağını kabul eden Srinivasan, dijital topluluklar kurmayı kafasına koymuştu.
Ona göre çevrimiçi ilişkiler dil-din-ırk farkı bilmiyordu ve yakınlık kurmaya fiziksel ilişkilerden daha meyyaldi.
Önce sanal bir ağ kuracak, sonra o sanal ağ yeni bir şehre dönüşecek, en nihayetinde de yeni bir ülke meydana gelecekti.
Srinivasan, münzeviliğe ve kendi kendine yeterliliğe vurgu yapan “Ada” temalı kaçışlardan ziyade, daha “kolektif” bir kuruluşa çağrı yapıyordu. Singapur ve onun ebedi şefi Lee Kuan Yew bu nedenle ona daha çok hitap ediyordu.
Bunun yanı sıra, Güney Kore’de yer alan ve bir özel şirket tarafından “yurttaş-müşteri”lerin pay sahibi olduğu New Songolo City de, teknoloji zenginimizin gözdelerindendi.
2013 yılında yaptığı bir konuşmada, Silikon Vadisi’nin ABD’den “nihai çıkışını” (ultimate exit) savunmuş ve ABD’nin “modası geçmiş ve yenilikçilere düşman” olduğunu iddia etmişti.
Srinivasan, Ağ Devleti adlı kitabında, “sınırın yeniden açıldığını” ve teknolojideki ilerlemeler sayesinde yeni egemen entitelerin sayısının katlanarak artacağını savunuyordu.
Srinivasan, kitabında da İsrail’in kendilerine bir model olduğundan bahsediyordu. İsrail’in kuruluşu ile birlikte Yahudiler, “Tanrı/Devlet/Ağ” dizisinin başarılı bir örneğini sergiliyorlardı.
Theodor Herzl’in eserlerini kitabının ilham kaynağı olarak gösteren Srinivasan, ABD-Çin kutupları dışındaki üçüncü bir kutbun, teknolojik olarak gelişkin İndo-İsrail kutbu olacağına inanıyor.
Malezya-Singapur hattında Kuşak ve Yol bağlantısı
Network School, Çinli gayrimenkul geliştiricisi Country Garden tarafından 2016 yılında başlatılan devasa bir konut projesi olan Forest City’de faaliyet gösteriyordu.
Proje, Asya, Afrika ve Avrupa’da altyapı inşa etmeyi amaçlayan küresel bir strateji olan Çin’in Kuşak ve Yol Girişimi tarafından da desteklenmişti.
Hedef, Singapur’un hemen karşısında, Johor Boğazı’nın Malezya tarafında 700.000 kişiyi barındırabilecek bir şehir inşa etmekti.
Fakat taahhüt edilen yaklaşık 100 milyar dolarlık yatırıma rağmen inşaat hiçbir zaman tamamlanamadı.
Projenin yalnızca %15’i inşa edildi ve bunun da çok daha azı olan %1’i yerleşime açıldı.
Forest City daireleri çoğu Malezyalı için çok pahalıydı; bu da projenin Çinli alıcıları hedeflediği anlamına geliyordu.
Fakat Çin’deki sermaye kontrolleri, COVID salgını ve ardından emlak devi Evergrande’nin çöküşünün tetiklediği emlak krizi, bu umutları suya düşürdü.
Bir zamanlar “örnek geliştirici” olarak görülen Country Garden, 2023 yılından bu yana borç yeniden yapılandırmasıyla boğuşuyor.
Geliştirici, geçen yıl 22,9 milyar dolarlık gelir bildirdi; bu rakam, 2022’deki 63,6 milyar dolarlık zirve seviyesinin üçte ikisinden fazlası kadar düşük.
Johor, o zamandan beri Forest City’yi yeni imzalanan Johor-Singapur Özel Ekonomik Bölgesine dahil etti ve burayı bir özel finans bölgesi olarak belirledi.
Yetkililer burayı uluslararası aile ofisleri ve sermaye merkezi olarak tanıtıyor.
Peter Thiel’in yatırım şirketi, Nijerya’da “şehir devleti” kuruyor
Srinivasan’ın Kazakistan’da ne işi var?
Network School’un yeni kampüsüyle ilgili ayrıntılar henüz sınırlı. Yine de Srinivasan, yapay zeka alanında eğitim ve araştırma fırsatları ile teknoloji girişimlerine destek sunacak bir alan vaat ediyor.
Network School ile ülkenin Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı arasında imzalanan beş yıllık mutabakat zaptı, her iki tarafın da uluslararası etkinlikler ve hackathonlar düzenlemesini ve bu yıl Kazakistan’da bir Ağ Devleti konferansının düzenlenmesini öngörüyor.
Kazakistan Yapay Zeka ve Dijital Kalkınma Bakanlığı, 22 Temmuz tarihli bir Instagram paylaşımında şunları yazdı:
“Bu mutabakat zaptı, ortak projelerin hayata geçirilmesi ve Kazakistan’ın yapay zeka ve inovasyon alanında bölgesel bir merkez olarak daha da gelişmesi için temel oluşturacak.”
Bakanlık kampüsün, önde gelen uzmanları, teknoloji şirketlerini ve yatırımları Kazakistan’a çekmek amacıyla da inşa edileceğini ekledi.
Kazakistan, kendisini yabancı teknoloji şirketlerine tanıtmaya çalışıyor. Cumhurbaşkanı Kasım-Cömert Tokayev, 10 Temmuz’da yaptığı açıklamada, “Sermaye liderlerini, benzersiz yasal düzenlemelerimizi güvenli ve yüksek getirili bir başlangıç noktası olarak değerlendirmeye davet ediyoruz,” demişti.
Ülke, Nvidia gibi ortaklarla birlikte 1 gigawatt kapasiteli bir veri merkezi kampüsü kurmayı planlıyor.
Srinivasan Singapur vatandaşlığı da aldı
Öte yandan eski Coinbase CTO’su, ABD vatandaşlığından ayrılarak Singapur vatandaşlığı aldığını da açıkladı.
Srinivasan, bu şehir devletinin “inovasyon ve girişimciliğe” karşı sergilediği misafirperver ortamı gerekçe göstererek ABD’den ayrıldığını ve Singapur vatandaşı olduğunu söyledi.
İnovasyonun Asya’ya doğru kaymakta olduğunu savunan Srinivasan, Singapur ve Hindistan gibi ülkelerin iş dünyasına elverişli politikalar, verimli yönetişim ve yeni teknolojilere açıklık sunduğunu belirtiyor.
Srinivasan, ABD’deki teknoloji ortamını eleştirerek, bu ortamın aşırı bürokratik ve kutuplaşmış hale geldiğini ve bu durumun girişimcilerin iddialı projeler peşinde koşmasını zorlaştırdığını söylüyor.
O, Singapur’un inovasyon ve girişimciliğin daha güçlü kurumsal destek gördüğü, daha istikrarlı bir ortam sağladığına inanıyor.
Girişimcinin bu kararı, Amerika’da Hint kökenli bir göçmen olarak yaşadığı kişisel deneyimlerinden de etkilenmiş gibi görünüyor.
Silikon Vadisi eskatolojisi – 3: Kudretli elimle sizi özgür kılacağım
Çocukken zorbalığa maruz kaldığını ve oraya ait olmadığını hissettiğini hatırlasa da, Singapur’un çokkültürlü toplumunun kendisine kabul gördüğünü ve kültürel bir bağ kurduğunu hissettirdiğini belirtiyor.
Hint kökenli kimliğinin bu ülkede kabul gördüğünü vurgulayan Srinivasan, özellikle Tamilcenin Singapur’un resmi dillerinden biri olduğunu ve inancını özgürce yaşayabileceği Hindu tapınaklarının varlığını örnek gösterdi.
Yatırımcı, bu kararının, “meritokrasi ve sosyal istikrar” gibi değerleriyle daha uyumlu olduğuna inandığı bir ülkede yaşamayı tercih ettiğini gösterdiğini söyledi.
“Tepkimi ayrılarak gösterdim,” diyen Srinivasan, taşınmasını Amerikan kültüründe yetişmiş olmasının bir reddi değil, kişisel bir tercih olarak nitelendirdi.
Srinivasan’ın bu argümanı, insanların ortak değerler etrafında topluluklar kurmasını ve nihayetinde yeni toplumlar yaratmasını savunan, daha geniş kapsamlı “Ağ Devleti” felsefesinin bir parçası.
Ayrıca bu şehir devleti, Srinivasan’ın ilgi alanlarıyla örtüşen finans, yapay zeka, blok zinciri ve biyoteknoloji alanlarında küresel bir merkez olarak konumlanmış durumda.
Srinivasan için bu hamle, sadece bir yer değişikliği değil, inovasyonun geleceğinin giderek daha küresel bir nitelik kazanabileceği ve Singapur gibi şehirlerin Silikon Vadisi gibi geleneksel teknoloji merkezleriyle rekabet edeceği yönündeki daha geniş kapsamlı bir argümanın parçası.
Diplomasi
Pentagon, Körfez’deki ABD askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor

Pentagon, İran savaşının bölgedeki ABD varlığını dönüştürme potansiyelinin ilk işaretleri doğrultusunda Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor.
Devam eden analizlere aşina iki kişinin Washington Post’a aktardığına göre, Savunma Bakanlığı’nın değerlendirdiği kilit konulardan biri, Amerika’nın büyük denizaşırı askeri üslerinin aylar süren İran saldırıları altında ağır hasar gördüğü Basra Körfezi’nden askerlerin çekilip çekilmeyeceği.
Bu tesislere verilen hasar, Pentagon’a bölgedeki varlığını yeniden gözden geçirmek için bir fırsat sunmuş gibi görünüyor.
Savunma Bakanlığı, üslerini çatışma öncesindeki hallerine geri getirmeyebileceğinin sinyalini çoktan verdi.
Değerlendirme, Pentagon’un politika ofisi tarafından yürütülüyor; fakat üst düzey bir Pentagon yetkilisi, Genelkurmay Başkanlığı ve ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) da konuyu incelediğini belirtti.
Yetkili, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in henüz bölgedeki ABD’nin konumuna ilişkin resmi bir inceleme emri vermediğini belirtti.
Bunun yerine yetkili, bu analizi, yönetimin savaş sırasında hasar gören üslerin yeniden inşa edilip edilmeyeceği konusunu ele alırken nihayetinde yol gösterici olabilecek “ihtiyatlı bir planlama” olarak nitelendirdi.
Yetkili, “Bu konulardan bazılarına ilişkin kararlar alınması gerekecek,” dedi.
Orta Doğu’daki ABD askeri operasyonlarını yöneten CENTCOM, normalde Ürdün’den Umman’a kadar uzanan 2.400 km’lik bir yay üzerinde yer alan yaklaşık 20 üssünde 40.000 civarında asker bulunduruyor.
Bu yılın başından beri ordu, ABD güçlerini korumak ve İran’a karşı 13.000’den fazla hava saldırısı düzenlemek amacıyla bölgeye savaş gemileri, avcı uçakları, hava savunma varlıkları ve diğer kıt askeri teçhizatı yoğun bir şekilde sevk etti.
ABD’nin Orta Doğu’daki en büyük ve en kalıcı üsleri, Bahreyn’in ABD Beşinci Filo karargâhına ev sahipliği yaptığı ve Kuveyt gibi diğer ülkelerin Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri varlıklarını barındırdığı Basra Körfezi’nde bulunuyor.
Pentagon’un analizine aşina olan kaynaklar, bu konunun, yönetim içindeki askeri müdahaleleri destekleyen kesimler ile Pentagon’un bazı güvenlik taahhütlerini azaltarak ABD’nin iç güvenliğini sağlamaya ya da Çin gibi daha güçlü rakipleri caydırmaya yeniden odaklanması gerektiğini savunan kesimler arasındaki tartışmayı muhtemelen daha da alevlendireceğini belirttiler.
Bir ABD’li yetkili, görüşmelere, ABD Merkez Komutanlığı Başkanı Amiral Bradley Cooper’ın da katıldığını ve Cooper’ın, ABD birliklerinin Basra Körfezi’nden batıya kaydırılması olasılığına ilişkin değerlendirmeleri desteklediğini belirtti.
Şubat ayında savaş başlamadan önce, CENTCOM, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı çok savunmasız olduklarını ve bu nedenle normal personel seviyelerini sürdüremeyeceklerini değerlendirerek birçok üssünü tahliye etmişti.
Körfez’deki başlıca tesislerden çekilme kararlarının bir kısmının savaşın ardından da devam edebileceğini, bu durumdaki değişikliklere aşina olan bir kaynak belirtti.
Bu kişi, “İran, bizim geleneksel konumlarda olduğumuzu düşünüyor. Oysa biz orada değiliz,” dedi.
Daha önce ABD’nin Suudi Arabistan Büyükelçisi ve Katar’daki misyonun başkatibi olarak görev yapmış eski bir diplomat olan Michael Ratney, asker ve teçhizatı daha batıya, Ürdün’e, İsrail’e veya Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyılarına kaydırmanın baskının bir kısmını hafifletmeye yardımcı olabileceğini savundu; fakat mesafenin artmasının “bu soruna mükemmel bir çözüm” olmadığını da belirtti.
Pentagon’un analizine aşina olan birçok kişi, ABD’nin askeri duruşunda yapılacak herhangi bir kalıcı değişikliğin henüz çok uzak bir ihtimal olduğunu ve bunun için üst düzey yönetim yetkililerinin onayı gerekeceğini belirtti.
Washington’daki daha şahin eğilimli kesimler, bölgedeki ABD birliklerinin İsrail’e nakledilmesini önererek Pentagon’un planlamasını etkilemeye çalıştı.
Mart ayında İsrail yanlısı grup “Amerika Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü” tarafından yayınlanan bir rapor, daha fazla ABD askeri varlığının İsrail’in Ovda Hava Üssü’ne nakledilmesini talep etti.
Askeri kısıtlamayı savunan bir düşünce kuruluşu olan Defense Priorities’in yakın zamanda ortaya koyduğu bir politika önerisi ise, Kuveyt gibi İran’ın füzeleri ve insansız hava araçlarının yakın menzilinde bulunan ABD üslerinin kapatılmasını öngörüyor.
Öneri ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Bahreyn’de dağınık halde bulunan kuvvetlerin, Riyad yakınlarındaki Prens Sultan Hava Üssü gibi daha güvenli tesislere taşınmasını da öngörüyor.
Trump yönetimi içinde, Pentagon’un İsrail casusluğu konusundaki artan endişeleri karşısında, bölgedeki ABD varlığının genişletilmesinin karşı istihbarat açısından bir güvenlik açığına yol açabileceği endişeleri nedeniyle bu öneri konusunda görüş ayrılığı bulunuyor.
Ayrıca, Trump yönetiminin Almanya ve Polonya’dan binlerce askeri geri çekeceğini açıklamasının ardından, Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby’nin ofisi, NATO’daki ABD askeri varlığına ilişkin kamuya açık bir inceleme başlattı. Çalışmanın aralık ayında sonuçlandırılması planlanıyor.
Diplomasi
Ukrayna’da Zelenskiy’e uzanan Forrest Gump operasyonu başladı

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Cumhurbaşkanlığı Ofisi yetkililerinin de yer aldığı bir suç örgütünü ortaya çıkarmak amacıyla “Forrest Gump” adlı özel operasyonu başlattı. Milletvekillerinin, bankaların ve eski bakanların adının geçtiği soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın evinde arama yapılırken Mudra daha sonra görevden alındı.
Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU), Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) savcılarıyla birlikte 19 Ağustos sabahı “Forrest Gump” adı verilen bir özel operasyon başlattığını duyurdu.
Kurumların açıklamasına göre operasyon, mevcut ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi çalışanları ile diğer şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünü çökertmeyi hedefliyor.
Verhovna Rada Milletvekili Yaroslav Jeleznyak’ın paylaştığı bilgilere göre dosya, daha önce Muhalefet Platformu – Yaşam İçin partisinin üyesi olan mevcut parlamenterlerden birini kapsıyor.
Strana.ua portalı ise söz konusu kişinin Ukrayna’nın Yeniden İnşası grubunun gayriresmi lideri Vadim Stolar olabileceğini yazdı.
Milletvekili Jeleznyak, soruşturmanın Volodimir Zelenskiy’nin ofisindeki başkan yardımcılarından birine de uzandığını doğruladı.
Milletvekili Oleksiy Gonçarenko da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Ofisinde hukuki ve adli meselelerden sorumlu olan Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın adresinde aramalar yapıldığını bildirdi. Mudra daha sonra görevinden alındı.
NABU, soruşturma kapsamında SAP ile birlikte Ukrayna merkezli Sense Bank bünyesinde aramalar gerçekleştirdiğini açıkladı.
Jeleznyak’ın aktardığına göre bu aramalar, Ukraynalı iş insanı Timur Mindıç’ın yolsuzluk dosyasıyla bağlantılı bulunuyor. Bankanın, eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına yatırılacak kefaletin bir kısmının aktarılmasında kanal olarak kullanıldığı dava dosyasında yer aldı.
Milletvekilinin verdiği bilgiye göre burada 150 milyon grivnalık bir kaynağın toplanması söz konusuydu.
Ukrayna’da yolsuzlukla mücadele kurumları başsavcılığa bağlandı
Suspilne, Ukrayna Ulusal Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın ifade vermek üzere Verhovna Rada’ya çağrıldığını bildirdi.
NABU ve SAP’ın yürüttüğü özel operasyonun gölgesinde Verhovna Rada, Yevgen Hmara’nın Ukrayna Savunma Bakanlığı görevine getirilmesini onayladı ve Andriy Sıbiga’yı yeniden Dışişleri Bakanı olarak atadı.
Geçen sonbaharda, Cumhurbaşkanlığı Ofisinin eski başkanı Andriy Yermak’ın adresinde “Midas” davası kapsamında aramalar yapılmış, Yermak bu aramaların ardından Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. Bu dava, Ukrayna’daki nükleer santrallerin işletmecisi olan devlet kuruluşu Energoatom etrafındaki yolsuzluk planıyla bağlantılı.
Söz konusu planı organize etmekle Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından ve Volodimir Zelenskiy’nin yakın çalışma arkadaşlarından olan iş insanı Timur Mindıç suçlanmıştı.
Soruşturma makamlarının tespitine göre şebeke üyeleri, işletmeyle iş yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila yüzde 15’i oranında rüşvet talep ediyordu. NABU ve SAP, mayıs ayında Yermak’a 460 milyon grivnanın (10,4 milyon dolardan fazla) aklanması suçlamasını yöneltti.
Mindıç’ın kendi adresinde ise 10 Kasım’da arama yapıldı. Ancak iş insanı, aramalardan birkaç saat önce Ukrayna’dan ayrılmayı başardı ve daha sonra İsrail’de bulunduğu anlaşıldı. Zelenskiy, Mindıç’a yönelik yaptırım kararı aldı.
Zelenskiy, yolsuzluk skandalı sonrası konuştu: Arkamdan neler çevrildiğini bilmiyordum
Diplomasi
Hürmüz’de riskler devam ederken iki Çin bağlantılı süper tanker geri döndü

Deniz taşımacılığına yönelik risklerin yüksek seyretmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı sert bir tutum benimsemesinin ardından trafiğin normale dönme ihtimalinin azalmasıyla, Çin bağlantılı iki süper tanker Hürmüz Boğazı’nda U dönüşü yaptı.
Gemi takip verilerine göre, Irak’tan yüklediği ham petrolü taşıyan Sea V adlı tanker, salı günü Basra Körfezi’nden Hürmüz’e doğru ilerlerken rotasını tersine çevirdi ve şu anda boğazın ortasında bekliyor. Hestia ise çarşamba günü erken saatlerde Umman kıyısı boyunca körfeze girdikten sonra yön değiştirerek yeniden dışarı çıktı. Gemilerin neden aniden rota değiştirdiği henüz bilinmiyor.
Çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) Hong Kong bayrağı taşıyor ve gemilerde Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal yayıyordu. Salı günü, Birleşik Arap Emirlikleri bağlantılı Amara adlı bir yakıt tankeri de boğazda birkaç kez U dönüşü yaptı ve çarşamba itibarıyla İran yakınlarında, su yolunda kalmayı sürdürüyor.
İran’dan gelebilecek saldırı tehdidinin yüksek kalması nedeniyle dar su yolundaki gözlemlenebilir gemi trafiği oldukça düşük seviyelere geriledi. İngiltere Donanması salı günü, Umman kıyısı boyunca körfezden çıkmakta olan bir geminin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdi. Bu olay, son dönemde gemilere yönelik gerçekleştirilen bir dizi saldırıya bir yenisini ekledi.
Trump’ın Tahran ile devam eden herhangi bir görüşme bulunmadığında ısrar etmesinin ardından deniz taşımacılığına yönelik risklerin sürmesi bekleniyor. Bu durum, Orta Doğu’daki düşük yoğunluklu ancak devam eden çatışmayı belirsizlik içinde bırakıyor. İran’ın ABD ile müzakerelerden sorumlu baş müzakerecisi de Washington’ın deniz ablukasını kaldırmak, petrol yaptırımlarını sona erdirmek ve askerî operasyonlara son vermek gibi bir dizi tedbiri kabul edene kadar Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmayacağını söyledi.
Tehditlere rağmen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmayı denemeye devam ettiği görülüyor. Hong Kong bayraklı bir diğer VLCC olan Erecter, Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal vererek boğazdan Basra Körfezi’ne doğru geçiş yapıyor. Bloomberg News’in gördüğü taşıma bağlantılarına göre gemi son olarak Irak’tan bir kargo almak üzere kiralanmıştı.
Ortadoğu1 hafta önceMısır, üçlü pakta neden katılmadı?
Dünya Basını1 hafta önceThe Jerusalem Post: Suudi Arabistan-Türkiye-Pakistan savunma anlaşması İsrail’e tehdit
Görüş1 hafta önceTürkiye ve İsrail ilişkilerinin geleceği
Dünya Basını2 hafta önceYen müdahalesinin asıl mesajı: Doların rezerv para statüsü artık eskisi kadar güçlü değil
Rusya2 hafta önceRusya’nın buğday ihracatı temmuzda yüzde 17,7 geriledi
Dünya Basını2 hafta önceForeign Affairs: Amerika Ortadoğu’dan Vazgeçmeli
Rusya2 hafta önceRusya, yolları insansız hava aracı saldırılarına karşı koruyacak
Diplomasi1 hafta önceUkrayna, Türkiye’den 70 ATACMS ve diğer ABD menşeli silah satın aldı









