Bizi Takip Edin

Amerika

Silikon Vadisi zenginlerinin Grönland seferi

Yayınlanma

Donald Trump’ın Grönland’a gözünü dikmesi, ABD yeni sağının ve Silikon Vadisi sermayesinin fantezilerinden bağımsız değil.

ABD’nin Çin ve Rusya’ya karşı bir karakol, AB’nin ise NATO projesinin ölümü olarak gördüğü olası ilhak, bir yandan da hem ticaret yollarının dönüşümü(1) hem de Arktik bölgesindeki maden yatakları açısından özellikle Büyük Teknoloji şirketlerinin avuçlarını ovuşturmalarına yol açıyor.

Bu bakımdan Amerikan sermayesinin, zaman zaman iç içe geçen iki eğilimi olduğunu tespit edebiliyoruz.

İlk eğilim, yapay zekanın (AI) sürüklediği projelerle kaynaklara çökme hedefi. Buna göre Grönland’ın buz tabakası erirken, daha önce erişilemeyen devasa maden yatakları ortaya çıkıyor. Ana akım teknoloji milyarderleri bunu, AI ile çözülmesi gereken bir lojistik ve tedarik zinciri sorunu olarak görüyor.

California merkezli KoBold Metals, bu açıdan bir koçbaşı olarak hareket ediyor. 2021’den bir haberde, “Milyarderler, Disko için tam zamanında grubu yeniden topluyorlar,” deniyor. Buna göre Bill Gates, Orta Batı Grönland’daki “Disko Projesi”nde nikel, bakır, kobalt ve platin arayan zengin arkadaşlarına liderlik ediyor. Gates’in şirketi Breakthrough Energy Jeff Bezos, Michael Bloomberg, Richard Branson, Jack Ma ve Ray Dalio’dan fon topluyor. Haber şöyle devam ediyor:

“Amerikan şirketi KoBold Metals ile İngiliz şirketi Bluejay Mining arasındaki ortak girişim, BlueJay’in Disko-Nuussuaq projesinde hammadde aramak için yapay zeka kullanarak Kuzey Kutbu toprağını tarayacak.

KoBold ve milyarder yatırımcıları, karşılığında projenin %51 hissesini alacak.

Breakthrough Energy’nin yanı sıra, KoBold’un 15 milyon dolarlık taahhüdünün arkasındaki diğer yatırımcılar arasında Silikon Vadisi VC [risk sermayesi] fonu Andreessen Horowitz ve Norveç devletine ait enerji şirketi Equinor bulunuyor.”

Yatırımı duyuran açıklamada, KoBold CEO’su Kurt House, projenin ilk aşamasının 2022 sonuna kadar 3,4 milyon dolarlık bir fonla finanse edileceğini ve 2024 sonuna kadar sondaj çalışmaları için 11,6 milyon dolar daha ayrılacağını söylüyor.

“Disko bölgesi,” diyor, “dünya tarihindeki nadir olayların bir araya gelmesiyle dünya çapında bir pil metali yatağının oluşmasına neden olmuş olabilir.”

Bluejay CEO’su Bo Stensgaard, projenin önemli hammadde yatakları keşfetme potansiyeline sahip olduğunu, ancak alanın geliştirilmesi için önemli bir yatırımın gerekli olduğunu hatırlatıyor.

Şirketlere göre, bu bölgeyi bu kadar umut verici kılan şey, “sel bazalt magmasının kabuk kükürtü ile dengelenmesinin açık kanıtı ve sığ volkanik intrüzyonlarda magmatik sülfürlerin yoğunlaşma potansiyeli.”

Anlaşılmaz gelmesi doğal; Independent’a göre milyarderler kulübü için bu, bu metalleri bulma ve yatırımlarının karşılığını alma şansının yüksek olduğu, dolayısıyla daha fazla tarım arazisi satın alabilecekleri veya yörüngeye daha fazla roket gönderebilecekleri anlamına geliyor. Ayrıca nikel, bakır, kobalt, platin gibi maddeler, hem elektrikli araçlar hem de yenilenebilir enerji projeleri için kritik önem taşıyor. “İroni” olarak görülüyor: “İklim değişikliği” nedeniyle buzullar erirken, Bezos-Bloomberg-Gates üçlüsü “yeşil” dönüşüm için Grönland’a yatırım yapıyor.(2)

Bluejay Mining, hem önceki çalışmaların hem de şirket tarafından yürütülen çalışmaların, Disko Projesi bölgesinin Sibirya’daki dünyanın en büyük nikel/bakır sülfür madeni Norilsk-Talnakh’a benzer bir mineralizasyona ev sahipliği yapma potansiyelini ortaya koyduğunu düşünüyor. KoBold CEO’su Kurt House, “Dünyanın en büyük birinci veya ikinci nikel ve kobalt yatağı olacak bir yatak arıyoruz,” diyor. Andreessen Horowitz’in genel ortağı Connie Chan’a göre, KoBold “yer kabuğu için bir Google Haritalar” oluşturmayı hedefliyor.

İkinci eğilim, daha “ideolojik” gibi görünen, zenginlerin ulusal egemenlikten kaçış projeleri. Dahan önce bir çeviriye düştüğüm notta ve bir yazıda bu meseleye değindiğim için teorik kısmı uzatmak istemiyorum. Şunu hatırlatıp geçiyorum: Bu eğilim için Grönland sadece bir maden ocağı değil, aynı zamanda bir sınır bölgesi, Batı demokrasilerinin regülasyonlarından bağımsız olarak yeni yönetim biçimlerinin denenebileceği bir “tabula rasa.” Bu harekete göre ABD’yi ABD yapan şey, bir sınır zihniyetiydi; (Vahşi) Batıyı kolonize etmesi, bu zihniyetle ele ele giden kanunsuzluk ve inovasyon eğilimiydi. Amerikalılar, yerleşik zihniyete kavuştukça belirleyici özelliklerini kaybediyorlardı.

Özgür-şehir hareketi, ülkenin 1800’lü yıllarda batıya doğru genişlemesine duyulan nostaljiye dayanan, yeni Amerikan sınırlarına yerleşme hayranlığını yansıtıyor. Reuters‘a konuşan teknoloji yatırımcısı Shervin Pishevar, Grönland’a genişlemenin “yeni bir Manifest Destiny’nin başlangıcı olabileceğini” söylüyor. Manifest Destiny, Amerika’nın Tanrı tarafından verilen toprakları fethetme misyonuna sahip olağanüstü bir ülke olduğuna işaret eden bir ideolojiydi.

Gerisini Financial Times’tan okuyoruz:

“Gelişmemiş topraklarda kripto destekli ‘ağ devletleri’ kurmak isteyen Peter Thiel, tam da bunu amaçlayan ve Grönland’ı keşfe çıkan bir startup olan Praxis’e yatırım yaptı. Trump’ın Danimarka büyükelçisi Ken Howery, Thiel ve Elon Musk ile birlikte PayPal’un kurucularından biri. Silikon Vadisi, bir tür ağ bağlantılı girişime yatırım yapan milyarderlerle doludur. Grönland çoğu listenin başında yer almaktadır. Mars’ın aksine, Grönland’ı işgal etmek mümkün.”

Şecere şöyle: Thiel, Andreessen ile birlikte, dünya çapında yarım düzine “charter şehir” projesi başlatan bir risk sermayesi şirketi olan Pronomos Capital’e yatırım yaptı. Pronomos’un kurucusu, Hong Kong özelinde, ulusal egemenlikten uzak, hayalinin özgür (sermaye) şehrini keşfeden ünlü neoliberal Milton Friedman’ın torunu Patri Friedman. Pronomos, Ekim 2024’te yeni bir şehir için 525 milyon dolarlık finansman sağladığını açıklayan Praxis’e de yatırım yapıyor.(3) Praxis’in yatırımcıları arasında Palantir kurucusu Joe Lonsdale ve OpenAI CEO’su Sam Altman ve kardeşleri tarafından kurulan bir fon da yer alıyor. Praxis’in kurucu ortağı Dryden Brown, Grönland’da bir şehir kurmak istediğini söylüyor. Yönetici, donmuş adada bir şehir kurulmasını savunuyor, çünkü buradaki zorlu ortam, Musk’ın en büyük hedeflerinden biri olan Mars’ı kolonileştirmek için bir test alanı sağlayabilir. Praxis bir adım daha ileri giderek, kendisini teknoloji girişimcisi ve Coinbase’in eski CTO’su Balaji Srinivasan tarafından geliştirilen bir kavram olan “dünyanın ilk Ağ Devleti” olarak adlandırıyor. Srinivasan, mevcut ülkelerden tanınırlık kazanmadan önce “dünya çapında kitle fonlaması [crowdfunding] yapan” bir devlet çağrısında bulunuyor. Praxis, şu anda sadece internet üzerinden var olan devletinin bir parçası olarak 87.000’den fazla “Praxian”a sahip olduğunu iddia ediyor.

Tablo tamamlanıyor. Praxis’in kurucusu Dryden Brown, yer keşifleri yapmak ve yerel politikacılarla görüşmek üzere Grönland’ı ziyaret ediyor. Amaç, Özel Ekonomik Bölge (SEZ) veya “Charter City” adı verilen, kripto para birimi, akıllı sözleşmeler ve minimum düzenleme ile işleyen yarı özerk bir bölge oluşturmak.

Büyüklüğü, uzaklığı ve düşük nüfus yoğunluğu nedeniyle (sadece yaklaşık 56.000 kişi yaşıyor) Grönland, ABD dışında bir tür “liberteryen” kum havuzu oluşturmak isteyen Silikon Vadisi milyarderlerine cazip geliyor. Palantir kurucu ortağı Lonsdale, geçen yıl BBC’ye verdiği mülakatta, Grönland’ın kaynaklarının ABD için çok büyük fayda sağlayabileceğini ve ABD’nin önceki genişleme dönemlerine atıfta bulunarak “sınırlara sahip olmanın çok sağlıklı olduğunu” söylüyordu.

Nitekim Dryden Brown da, 2024 yılında Grönland’a giderek adayı “terraformasyon için bir kum havuzu [sandbox] görevi görebilecek gerçek bir sınır bölgesi” olarak tanımlamıştı.(4)

İki eğilimi birleştiren sermaye grupları, Grönland’ın ABD ve Amerikan teknoloji sermayesi için ortaklaştığı noktalara da işaret ediyor. AI, kritik mineraller, ulusal egemenlikten kaçış ve tekno-fanteziler, Trump’ın “jeopolitik” vizyonu ile birleşerek Arktik’te zenginler için bir cennet vaat ediyor.


(1) Grönland’ı kritik minerallerin arayışında ön plana çıkaran bir diğer faktör, hızla değişen kuzey iklimi. Bu dönüşüm, denizde buzsuz dönemlerin uzamasına neden olarak, ekiplerin ağır ekipmanları nakletmelerini ve metalleri küresel pazara daha kolay sevk etmelerini sağlayacak. Ayrıca, geri çekilen buzlar, yüzyıllar hatta binlerce yıldır buzun altında gömülü olan toprakları ortaya çıkarıyor ve bu topraklar artık maden arama için potansiyel bir alan haline geliyor.
(2) 30 jeolog, jeofizikçi, aşçı, pilot ve mekanikçiden oluşan ekipler, toprak örnekleri alıyor, yerin elektromanyetik alanını ölçmek ve altındaki kaya katmanlarını haritalamak için vericili insansız hava araçları ve helikopterler kullanıyor. Sondajın nerede yapılacağını belirlemek için verileri analiz etmek üzere yapay zeka işe koşuluyor.
(3) 4 Haziran 2025 tarihli Vanity Fair haberinde şöyle deniyor (“Praxis’e hoş geldiniz: Dünyayı kurtaracak yüksek teknolojili, yüksek testosteronlu cennet”): “Dryden Brown, zenginlerin daha da zenginleşeceği, Odyssey’i tartışacakları ve onun düşüncesine göre Batı medeniyetini yeniden kuracakları bir şehir inşa etmek için yarım milyar dolar topladı. Cennet, görünüşe göre, Santa Barbara’nın bir saat kuzeyinde, ABD Uzay Kuvvetleri üssünde olabilir.”
(4) Brown bu videoda, “kahramanlık” [heroism], şehir inşası ve modern bürokrasinin reddedilmesini harmanlayan kendine özgü ideolojik vizyonunu anlatıyor.

Amerika

Tesla ve SpaceX için 3,6 trilyon dolarlık birleşme planı

Yayınlanma

Tesla ve SpaceX yönetim kurulları, iki şirketi yaklaşık 3,6 trilyon dolarlık piyasa değeri altında bir araya getirebilecek birleşme planını incelemek üzere bağımsız komiteler kurdu. Yapay zeka yatırımları ve roket harcamaları nedeniyle birleşen yapının yıllık serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolara inmesi bekleniyor.

Elektrikli araç üreticisi Tesla ile uzay taşımacılığı şirketi SpaceX’in olası birleşimi, piyasa değeri yaklaşık 3,6 trilyon dolara ulaşan yeni bir yapı ortaya çıkarabilir.

Financial Times, yatırımcılar, hukukçular ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırdığı incelemesinde, her iki şirketin yönetim kurullarının bağımsız komiteler kurarak birleşme ihtimalini araştırmaya başladığını duyurdu.

Elon Musk, 20 Ekim’de yaptığı açıklamada birleşmeyi “iyi bir fikir” olarak nitelendirdi ancak koşulların henüz netleşmediğini ve anlaşmanın garanti olmadığını belirtti. Girişimci, çıkar çatışması sebebiyle görüşmelere doğrudan katılamayacağını bildirdi.

Hissedarlar açısından birleşmenin en belirgin avantajı, Musk’ın zaman ve kaynak paylaşımına dair soru işaretlerini giderebilmesi. İsmi açıklanmayan bir Tesla yatırımcısı, “Şu an vaktinin bir kısmını Tesla’da, bir kısmını da SpaceX’te geçiriyor ve hissedarlar gücünün veya parasının büyük bölümünün nereye gittiğini anlayamıyor” dedi.

Otomobil üreticisine yakın bir kaynak, iki şirketin Roadster spor modelinden malzeme, yakıt ve üretim teknolojilerine kadar uzanan mevcut işbirliğini hatırlattı. Aynı kaynak, birleşmenin işlem gücü ile yapay zekanın fiziksel cihazlardaki kullanımını entegre eden dikey bir yapı kuracağını kaydetti.

Tesla ile SpaceX arasındaki finansal ilişkiler şimdiden belirgin bir hacme ulaştı. SpaceX, Tesla’dan yaklaşık 1 milyar dolar değerinde Megapack batarya sistemleri ve Cybertruck araçları satın aldı.

Tesla, yapay zeka girişimi xAI’a yaptığı 2 milyar dolarlık yatırımın Şubat 2026’da SpaceX ile birleşmesi sonucunda uzay şirketinin doğrudan hissedarı haline geldi. Musk, xAI hamlesini yapay zeka, roket teknolojisi ve uydu iletişimini bir araya getirerek uzayda veri merkezleri kurma hedefiyle gerekçelendirmişti.

Visible Alpha tarafından derlenen analist tahminleri, Tesla ve SpaceX’in toplam gelirinin 2026 yılında 153 milyar dolara çıkacağını gösteriyor. Buna karşılık yapay zeka altyapısı, çip üretimi ve roket harcamaları sebebiyle iki yapının toplam serbest nakit akışının en az eksi 54 milyar dolar olması bekleniyor.

Financial Times, 3,6 trilyon dolarlık büyüklüğün kesinleşmiş anlaşma bedelini değil, şirketlerin mevcut piyasa değerini yansıttığını bildirdi. Olası birleşme aynı zamanda Musk’ın Tesla üzerindeki kontrolünü güçlendirebilir.

Girişimci, imtiyazlı hisseler sayesinde SpaceX’te yaklaşık yüzde 84 oy gücünü elinde tutarken bu oran Tesla’da yüzde 20 civarında kalıyor. Anlaşmanın kabul edilmesi için Tesla tarafında yalnızca oylamaya katılanların değil, tüm hisselerin çoğunluğunun desteği aranacak.

Hukuk uzmanları, birleşme müzakerelerinin bir tarafın diğerinin aleyhine avantaj sağlamadığına piyasayı ikna edecek biçimde yürütülmesi gerektiğini belirtiyor. Colorado Üniversitesi kurumsal hukuk profesörü Ann Lipton, her iki şirketin merkezini taşıdığı Teksas yasalarının yönetim kararlarına itirazı zorlaştırdığına işaret etti.

Lipton, çıkar çatışması iddiasının tek başına yetersiz kalacağını, hissedarların dolandırıcılık veya kasıtlı yasa ihlali gibi fiilleri ispat etmek zorunda olduğunu söyledi. Sürecin bir diğer zorlu ayağını ise küresel onaylar oluşturuyor.

Hukukçulara göre anlaşmanın AB, Birleşik Krallık ve Çin’deki düzenleyici kurumlardan onay alması gerekecek. Geçen yıl Tesla’ya 21 milyar dolarla toplam cirosunun yaklaşık yüzde 22’sini kazandıran Çin, şirketin en büyük otomobil fabrikasına Şanghay’da ev sahipliği yapıyor.

SpaceX’in ABD savunma ihalelerini üstlenmesi ve askeri Starshield uydularını üretmesi, Pekin hattında güvenlik çekincelerini artırıyor. JPMorgan analistleri, ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle Çin onayının ciddi engellerle karşılaşabileceğini bildirdi.

Banka analistleri, Tesla’nın Çin operasyonlarını tamamen ayırmasını veya kontrolü yerel bir konsorsiyuma devrederek marka ile otonom sürüş lisans gelirleriyle yetinmesini olası seçenekler arasında gösterdi.

The Wall Street Journal temmuz ayında Tesla’nın Çin birimini satmayı değerlendirdiğini yazmış, ancak Musk bu iddiayı “kesinlikle sahte haber” diyerek yalanlamıştı.

Tesla’ya yakın bir kaynak, birleşmenin Donald Trump’ın 2029’da bitecek başkanlık görev süresinden önce tamamlanmasının önem taşıdığını ifade etti. Kaynak, “Bu anlaşma gerçekleşecek, ama herkesin düşündüğü kadar hızlı değil” dedi.

SpaceX’in halka arzının ardından haziran ayında tarihin ilk trilyoneri unvanını alan Musk, hisselerdeki dalgalanmalar nedeniyle bu eşiğin altına indi. Forbes verilerine göre 13 Ekim’de SpaceX hisselerinin değer kaybetmesiyle serveti 982,9 milyar dolara gerileyen girişimcinin güncel varlığı 925 milyar dolar seviyesinde.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de yolsuzluğu ihbar edene ödül verilecek

Yayınlanma

ABD Başkanı Donald Trump, kamudaki dolandırıcılıkları ihbar edenlere nakit ödeme sağlayacak 25 milyon dolarlık teşvik programını tanıttı. Mahkûmiyetle sonuçlanan bildirimlere yüzde 1 komisyon vadeden düzenlemede ilk ödeme 10 bin dolarla muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye yapıldı.

ABD Başkanı Donald Trump ve Başkan Yardımcısı JD Vance, federal hükümeti dolandıranları ihbar edenlere nakit para ödenmesini öngören 25 milyon dolarlık bir ihbarcı programı açıkladı.

Oval Ofis’te duyurulan Dolandırıcılık İhbar Teşvik Programı kapsamında, mahkûmiyetle sonuçlanan başarılı bildirimlerde bulunanlara yüzde 1 oranında komisyon verilmesi planlanıyor.

Ödüllerin kimlere dağıtılacağı konusundaki tek yetkilinin kendisi olacağını belirten Trump, süreçte son sözü söyleyeceğini dile getirdi.

Trump, Oval Ofis’teki konuşmasında, “Biri birini ihbar ederse yüzde 1 komisyon alacak. Bu harika olacak çünkü bu ülkeden çalınan para trilyonları buluyor” ifadelerini kullandı.

İhbarların “America.gov/fraud” internet sitesi üzerinden toplanacağını aktaran Trump, süreci hızlandırmak adına aynı ödül için birden fazla talep gelmesi durumunda bağlayıcı hakem rolünü bizzat üstleneceğini bildirdi.

Trump, ödemelere ilişkin takdir yetkisini, “Başka bir deyişle o kişinin bunu hak edip etmediğine ben karar vereceğim ve oldukça cömert davranacağım” sözleriyle savundu.

İnternet sitesindeki yönergede, yapılan bildirimin cezai kovuşturmaya yol açması şartıyla ödülün en fazla 30 bin dolara kadar çıkabileceği belirtiliyor.

Öte yandan Trump, Oval Ofis’te yaptığı konuşmada bir kişinin alabileceği tutarda herhangi bir tavan sınır olmadığını iddia etti.

İhbarcıların çok yüksek gelirler elde edebileceğini öne süren Trump, “İnsanlar başkalarını ihbar ederek milyonlarca dolar kazanacak” dedi.

Trump ayrıca ödemelerin ceza davası açılmasına bağlı kalmayacağını, çalınan paranın geri alınması durumunda yapılacağını savundu.

Program kapsamında verilen ilk ödül, Oval Ofis’te Trump ve Vance’in yanında yer alan muhafazakâr YouTuber Nick Shirley’ye gitti. Fox News, Shirley’ye bu kapsamda 10 bin dolar ödendiğini aktardı.

Shirley, Minnesota’daki çocuk bakım programlarında yürütülen usulsüzlük iddialarını araştırdığı bir video yayımlamasının ardından geçen yıl sağ çevrelerde tanınmıştı.

Yeni program, Başkan Yardımcısı Vance’in başkanlığını yürüttüğü dolandırıcılıkla mücadele görev gücünün çalışmalarına dayanıyor.

Vance, “Başkan bu durumun durması gerektiğini söyledi. Artık duruyor ve bunu durdurmamıza yardım etmek isterseniz, ABD Başkanı’nın yaptıkları sayesinde siz de bu ödülleri paylaşabilirsiniz” diye konuştu.

Trump, federal hükümet programlarındaki suistimalleri incelemek ve azaltmak amacıyla mart ayında Dolandırıcılığı Ortadan Kaldırma Görev Gücü’nü kurmuş, yapının başına da Vance’i getirmişti.

Okumaya Devam Et

Amerika

Anthropic halka arz öncesinde 80,7 milyar dolar zarar açıkladı

Yayınlanma

Yapay zeka devi Anthropic, 2026’nın ilk yarısında 80,7 milyar dolar net zarar açıklarken gelirini 16,3 milyar dolara taşıdı. Şirket, halka arz izahnamesinde modellerin şantaj benzeri davranışlar sergileyebileceği ve felaket boyutundaki risklerin sigortalanamayacağı uyarısını yaptı.

Yapay zeka modeli Claude’un geliştiricisi Anthropic, 30 Haziran’da sona eren 2026’nın ilk altı ayında 80,7 milyar dolar net zarar açıkladı.

The Wall Street Journal gazetesinin şirketin halka arz izahname taslağına dayandırdığı habere göre kaydedilen bu zarar, 2025 yılının tamamında gerçekleşen 42 milyar dolarlık kaybı neredeyse ikiye katladı.

Söz konusu devasa tutarın 72 milyar dolarlık büyük bölümü muhasebe kaynaklı defter değeri düşüşlerinden kaynaklandı.

Buna karşın şirketin gelirlerinde sert bir yükseliş görüldü; yılın ilk yarısındaki ciro, önceki yılın aynı dönemindeki 1,1 milyar dolardan 16,3 milyar dolara ulaştı.

Anthropic bu dönemde işlem gücü ve altyapı ihtiyaçları için yaklaşık 9 milyar dolar harcayarak, 2025’in tamamında yapılan 7,3 milyar dolarlık harcamayı altı ayda geride bıraktı.

Şirketin önümüzdeki 7 ila 10 yıl içinde bulut hizmetleri sözleşmeleri kapsamında yaklaşık 450 milyar dolar ödeme taahhüdü bulunuyor.

Bu yükümlülükler çerçevesinde Google Cloud ile 111 milyar dolar, Amazon Web Services ile 110 milyar dolar ve Microsoft ile 31 milyar dolarlık sözleşmeler planlanıyor.

Anthropic ayrıca yapay zeka odaklı daha küçük bulut sağlayıcıları Nscale ve Lambda üzerinden Nvidia çipleri kiralamak için sırasıyla 2033 ve 2034 yıllarına kadar 86 milyar dolara varan harcama yapacak.

Şirket gelecek yıllarda bilgi işlem kapasitesini artırmak amacıyla 750 milyar dolar daha harcayabilir.

Halka arz izahname taslağının yaklaşık üçte birlik kısmı ise doğrudan risk faktörlerine ayrıldı.

Belgede modellerin gerçek dünyada somut zararlara yol açma olasılığına dikkat çekilirken, yapay zekanın “kendini koruma” eğilimi sergileyebileceği ve “şantajı” andıran yanıtlar üretebileceği kaydedildi.

Anthropic, yapay zeka kaynaklı “felaket boyutundaki bir olayın” yaratacağı hasarın büyüklüğü nedeniyle bu tür riskleri sigortalamanın imkansız hale gelebileceği uyarısında bulundu.

Piyasa beklentilerine göre Anthropic’in halka arzı tarihin en büyük işlemlerinden biri olabilir ve SpaceX’in rekorunu geride bırakabilir.

Borsaya açılmanın ardından şirketin piyasa değerinin 2 trilyon dolara kadar ulaşabileceği öngörülüyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English