Bizi Takip Edin

Amerika

Silikon Vadisi zenginlerinin Grönland seferi

Yayınlanma

Donald Trump’ın Grönland’a gözünü dikmesi, ABD yeni sağının ve Silikon Vadisi sermayesinin fantezilerinden bağımsız değil.

ABD’nin Çin ve Rusya’ya karşı bir karakol, AB’nin ise NATO projesinin ölümü olarak gördüğü olası ilhak, bir yandan da hem ticaret yollarının dönüşümü(1) hem de Arktik bölgesindeki maden yatakları açısından özellikle Büyük Teknoloji şirketlerinin avuçlarını ovuşturmalarına yol açıyor.

Bu bakımdan Amerikan sermayesinin, zaman zaman iç içe geçen iki eğilimi olduğunu tespit edebiliyoruz.

İlk eğilim, yapay zekanın (AI) sürüklediği projelerle kaynaklara çökme hedefi. Buna göre Grönland’ın buz tabakası erirken, daha önce erişilemeyen devasa maden yatakları ortaya çıkıyor. Ana akım teknoloji milyarderleri bunu, AI ile çözülmesi gereken bir lojistik ve tedarik zinciri sorunu olarak görüyor.

California merkezli KoBold Metals, bu açıdan bir koçbaşı olarak hareket ediyor. 2021’den bir haberde, “Milyarderler, Disko için tam zamanında grubu yeniden topluyorlar,” deniyor. Buna göre Bill Gates, Orta Batı Grönland’daki “Disko Projesi”nde nikel, bakır, kobalt ve platin arayan zengin arkadaşlarına liderlik ediyor. Gates’in şirketi Breakthrough Energy Jeff Bezos, Michael Bloomberg, Richard Branson, Jack Ma ve Ray Dalio’dan fon topluyor. Haber şöyle devam ediyor:

“Amerikan şirketi KoBold Metals ile İngiliz şirketi Bluejay Mining arasındaki ortak girişim, BlueJay’in Disko-Nuussuaq projesinde hammadde aramak için yapay zeka kullanarak Kuzey Kutbu toprağını tarayacak.

KoBold ve milyarder yatırımcıları, karşılığında projenin %51 hissesini alacak.

Breakthrough Energy’nin yanı sıra, KoBold’un 15 milyon dolarlık taahhüdünün arkasındaki diğer yatırımcılar arasında Silikon Vadisi VC [risk sermayesi] fonu Andreessen Horowitz ve Norveç devletine ait enerji şirketi Equinor bulunuyor.”

Yatırımı duyuran açıklamada, KoBold CEO’su Kurt House, projenin ilk aşamasının 2022 sonuna kadar 3,4 milyon dolarlık bir fonla finanse edileceğini ve 2024 sonuna kadar sondaj çalışmaları için 11,6 milyon dolar daha ayrılacağını söylüyor.

“Disko bölgesi,” diyor, “dünya tarihindeki nadir olayların bir araya gelmesiyle dünya çapında bir pil metali yatağının oluşmasına neden olmuş olabilir.”

Bluejay CEO’su Bo Stensgaard, projenin önemli hammadde yatakları keşfetme potansiyeline sahip olduğunu, ancak alanın geliştirilmesi için önemli bir yatırımın gerekli olduğunu hatırlatıyor.

Şirketlere göre, bu bölgeyi bu kadar umut verici kılan şey, “sel bazalt magmasının kabuk kükürtü ile dengelenmesinin açık kanıtı ve sığ volkanik intrüzyonlarda magmatik sülfürlerin yoğunlaşma potansiyeli.”

Anlaşılmaz gelmesi doğal; Independent’a göre milyarderler kulübü için bu, bu metalleri bulma ve yatırımlarının karşılığını alma şansının yüksek olduğu, dolayısıyla daha fazla tarım arazisi satın alabilecekleri veya yörüngeye daha fazla roket gönderebilecekleri anlamına geliyor. Ayrıca nikel, bakır, kobalt, platin gibi maddeler, hem elektrikli araçlar hem de yenilenebilir enerji projeleri için kritik önem taşıyor. “İroni” olarak görülüyor: “İklim değişikliği” nedeniyle buzullar erirken, Bezos-Bloomberg-Gates üçlüsü “yeşil” dönüşüm için Grönland’a yatırım yapıyor.(2)

Bluejay Mining, hem önceki çalışmaların hem de şirket tarafından yürütülen çalışmaların, Disko Projesi bölgesinin Sibirya’daki dünyanın en büyük nikel/bakır sülfür madeni Norilsk-Talnakh’a benzer bir mineralizasyona ev sahipliği yapma potansiyelini ortaya koyduğunu düşünüyor. KoBold CEO’su Kurt House, “Dünyanın en büyük birinci veya ikinci nikel ve kobalt yatağı olacak bir yatak arıyoruz,” diyor. Andreessen Horowitz’in genel ortağı Connie Chan’a göre, KoBold “yer kabuğu için bir Google Haritalar” oluşturmayı hedefliyor.

İkinci eğilim, daha “ideolojik” gibi görünen, zenginlerin ulusal egemenlikten kaçış projeleri. Dahan önce bir çeviriye düştüğüm notta ve bir yazıda bu meseleye değindiğim için teorik kısmı uzatmak istemiyorum. Şunu hatırlatıp geçiyorum: Bu eğilim için Grönland sadece bir maden ocağı değil, aynı zamanda bir sınır bölgesi, Batı demokrasilerinin regülasyonlarından bağımsız olarak yeni yönetim biçimlerinin denenebileceği bir “tabula rasa.” Bu harekete göre ABD’yi ABD yapan şey, bir sınır zihniyetiydi; (Vahşi) Batıyı kolonize etmesi, bu zihniyetle ele ele giden kanunsuzluk ve inovasyon eğilimiydi. Amerikalılar, yerleşik zihniyete kavuştukça belirleyici özelliklerini kaybediyorlardı.

Özgür-şehir hareketi, ülkenin 1800’lü yıllarda batıya doğru genişlemesine duyulan nostaljiye dayanan, yeni Amerikan sınırlarına yerleşme hayranlığını yansıtıyor. Reuters‘a konuşan teknoloji yatırımcısı Shervin Pishevar, Grönland’a genişlemenin “yeni bir Manifest Destiny’nin başlangıcı olabileceğini” söylüyor. Manifest Destiny, Amerika’nın Tanrı tarafından verilen toprakları fethetme misyonuna sahip olağanüstü bir ülke olduğuna işaret eden bir ideolojiydi.

Gerisini Financial Times’tan okuyoruz:

“Gelişmemiş topraklarda kripto destekli ‘ağ devletleri’ kurmak isteyen Peter Thiel, tam da bunu amaçlayan ve Grönland’ı keşfe çıkan bir startup olan Praxis’e yatırım yaptı. Trump’ın Danimarka büyükelçisi Ken Howery, Thiel ve Elon Musk ile birlikte PayPal’un kurucularından biri. Silikon Vadisi, bir tür ağ bağlantılı girişime yatırım yapan milyarderlerle doludur. Grönland çoğu listenin başında yer almaktadır. Mars’ın aksine, Grönland’ı işgal etmek mümkün.”

Şecere şöyle: Thiel, Andreessen ile birlikte, dünya çapında yarım düzine “charter şehir” projesi başlatan bir risk sermayesi şirketi olan Pronomos Capital’e yatırım yaptı. Pronomos’un kurucusu, Hong Kong özelinde, ulusal egemenlikten uzak, hayalinin özgür (sermaye) şehrini keşfeden ünlü neoliberal Milton Friedman’ın torunu Patri Friedman. Pronomos, Ekim 2024’te yeni bir şehir için 525 milyon dolarlık finansman sağladığını açıklayan Praxis’e de yatırım yapıyor.(3) Praxis’in yatırımcıları arasında Palantir kurucusu Joe Lonsdale ve OpenAI CEO’su Sam Altman ve kardeşleri tarafından kurulan bir fon da yer alıyor. Praxis’in kurucu ortağı Dryden Brown, Grönland’da bir şehir kurmak istediğini söylüyor. Yönetici, donmuş adada bir şehir kurulmasını savunuyor, çünkü buradaki zorlu ortam, Musk’ın en büyük hedeflerinden biri olan Mars’ı kolonileştirmek için bir test alanı sağlayabilir. Praxis bir adım daha ileri giderek, kendisini teknoloji girişimcisi ve Coinbase’in eski CTO’su Balaji Srinivasan tarafından geliştirilen bir kavram olan “dünyanın ilk Ağ Devleti” olarak adlandırıyor. Srinivasan, mevcut ülkelerden tanınırlık kazanmadan önce “dünya çapında kitle fonlaması [crowdfunding] yapan” bir devlet çağrısında bulunuyor. Praxis, şu anda sadece internet üzerinden var olan devletinin bir parçası olarak 87.000’den fazla “Praxian”a sahip olduğunu iddia ediyor.

Tablo tamamlanıyor. Praxis’in kurucusu Dryden Brown, yer keşifleri yapmak ve yerel politikacılarla görüşmek üzere Grönland’ı ziyaret ediyor. Amaç, Özel Ekonomik Bölge (SEZ) veya “Charter City” adı verilen, kripto para birimi, akıllı sözleşmeler ve minimum düzenleme ile işleyen yarı özerk bir bölge oluşturmak.

Büyüklüğü, uzaklığı ve düşük nüfus yoğunluğu nedeniyle (sadece yaklaşık 56.000 kişi yaşıyor) Grönland, ABD dışında bir tür “liberteryen” kum havuzu oluşturmak isteyen Silikon Vadisi milyarderlerine cazip geliyor. Palantir kurucu ortağı Lonsdale, geçen yıl BBC’ye verdiği mülakatta, Grönland’ın kaynaklarının ABD için çok büyük fayda sağlayabileceğini ve ABD’nin önceki genişleme dönemlerine atıfta bulunarak “sınırlara sahip olmanın çok sağlıklı olduğunu” söylüyordu.

Nitekim Dryden Brown da, 2024 yılında Grönland’a giderek adayı “terraformasyon için bir kum havuzu [sandbox] görevi görebilecek gerçek bir sınır bölgesi” olarak tanımlamıştı.(4)

İki eğilimi birleştiren sermaye grupları, Grönland’ın ABD ve Amerikan teknoloji sermayesi için ortaklaştığı noktalara da işaret ediyor. AI, kritik mineraller, ulusal egemenlikten kaçış ve tekno-fanteziler, Trump’ın “jeopolitik” vizyonu ile birleşerek Arktik’te zenginler için bir cennet vaat ediyor.


(1) Grönland’ı kritik minerallerin arayışında ön plana çıkaran bir diğer faktör, hızla değişen kuzey iklimi. Bu dönüşüm, denizde buzsuz dönemlerin uzamasına neden olarak, ekiplerin ağır ekipmanları nakletmelerini ve metalleri küresel pazara daha kolay sevk etmelerini sağlayacak. Ayrıca, geri çekilen buzlar, yüzyıllar hatta binlerce yıldır buzun altında gömülü olan toprakları ortaya çıkarıyor ve bu topraklar artık maden arama için potansiyel bir alan haline geliyor.
(2) 30 jeolog, jeofizikçi, aşçı, pilot ve mekanikçiden oluşan ekipler, toprak örnekleri alıyor, yerin elektromanyetik alanını ölçmek ve altındaki kaya katmanlarını haritalamak için vericili insansız hava araçları ve helikopterler kullanıyor. Sondajın nerede yapılacağını belirlemek için verileri analiz etmek üzere yapay zeka işe koşuluyor.
(3) 4 Haziran 2025 tarihli Vanity Fair haberinde şöyle deniyor (“Praxis’e hoş geldiniz: Dünyayı kurtaracak yüksek teknolojili, yüksek testosteronlu cennet”): “Dryden Brown, zenginlerin daha da zenginleşeceği, Odyssey’i tartışacakları ve onun düşüncesine göre Batı medeniyetini yeniden kuracakları bir şehir inşa etmek için yarım milyar dolar topladı. Cennet, görünüşe göre, Santa Barbara’nın bir saat kuzeyinde, ABD Uzay Kuvvetleri üssünde olabilir.”
(4) Brown bu videoda, “kahramanlık” [heroism], şehir inşası ve modern bürokrasinin reddedilmesini harmanlayan kendine özgü ideolojik vizyonunu anlatıyor.

Amerika

Microsoft’un veri merkezi yatırımı New York’un elektrik talebini aşacak

Yayınlanma

Microsoft, bulut ve yapay zeka hizmetlerindeki sunucu açığını kapatmak amacıyla veri merkezlerinin kapasitesini 2032’ye kadar üçe katlayıp 38 gigavatın üzerine çıkarmayı hedefliyor. Planlanan bu enerji miktarı, New York eyaletinin zirve dönemdeki elektrik tüketimini aşıyor.

Amerikan teknoloji şirketi Microsoft, veri merkezlerinin kapasitesini 2032 yılına kadar üç kattan fazla artırarak 38 gigavatın üzerine çıkarmayı planlıyor.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı haberine göre, hedeflenen bu kapasite, New York eyaletinin en yüksek tüketim dönemlerindeki elektrik ihtiyacını geride bırakıyor.

Kapasite artışı, Microsoft’un bulut hizmetleri ve yapay zeka operasyonlarında yaşadığı işlem gücü yetersizliğini aşmasını amaçlıyor.

Şirketin dünya genelindeki veri merkezi ağının mevcut elektrik kapasitesi yaklaşık 12 gigavat seviyesinde seyrediyor.

Gelecekteki kapasitenin yaklaşık üçte birinin yapay zeka donanımlarına ayrılması hedefleniyor. Bu alandaki güncel tüketim ise 2 gigavat civarında kalıyor.

Sunucu kapasitesindeki yetersizlik, Microsoft’u ABD ve Avrupa’daki bazı merkezlerinde yeni bulut aboneliklerini sınırlandırmak zorunda bıraktı. Bu durum nedeniyle müşterilerin bir bölümü rakiplerle sözleşme imzaladı.

Tesis inşasını hızlandıran şirket, Atlanta bölgesi dahil yeni merkezler kuruyor. Son mali yılda sermaye harcamaları 145 milyar dolara ulaşan şirketin harcamalarında, analistlerin değerlendirmelerine göre yükseliş sürecek.

Tesislerin inşasının yıllar alması, talep ve teknolojideki değişimlerin sürmesi sebebiyle mevcut planlar revizyona uğrayabilir.

Microsoft, programın ayrıntılarına dair henüz açıklama yapmadı.

Daha önce şirket içi değerlendirmelerde, yapay zeka merkezleri inşasının elektrik, su tüketimi ve karbon emisyonları nedeniyle çalışanlar arasında kaygı yarattığı kabul edilmişti.

Microsoft, su verimliliğini artırdığını ve yenilenebilir enerji kaynaklarını güçlendirdiğini savunuyor.

Veri merkezi krizi

Okumaya Devam Et

Amerika

“Teknoloji devleri gençlerin tepki odağında petrolün yerini aldı”

Yayınlanma

ABD’li kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin petrol şirketlerinin yerini alarak kamuoyunun bir numaralı hedefi haline geldiğini söyledi. Van’t Hof, yüksek gelir ve kariyer arayışındaki gençlerin enerji sektörüne ilgisinin arttığını savundu. Bloomberg verileri ise sektörde üretimin rekor kırmasına karşın son on yılda 250 bin kişilik istihdam kaybı yaşandığını gösteriyor.

ABD merkezli kayaç petrolü üreticisi Diamondback Energy şirketinin tepe yöneticisi Kaes Van’t Hof, teknoloji devlerinin kamuoyu nezdinde petrol şirketlerinin yerini alarak “bir numaralı halk düşmanı” haline geldiğini söyledi.

Financial Times gazetesine konuşan Van’t Hof, iyi gelir ve güçlü kariyer fırsatları arayan gençlerin artık petrol sektörünü dışlanan bir alan olarak görmediğini vurguladı.

Teknoloji şirketlerinin, özellikle veri merkezlerinin inşası nedeniyle yoğun bir toplumsal baskıyla karşı karşıya kaldığını belirten Van’t Hof, enerji sektörüne yönelik yaklaşımın ise dönüştüğünü savundu.

The New York Times gazetesinin daha önce yer verdiği haberde, veri merkezlerine yönelik endişelerin çevreye dönük tehditler ve sohbet robotlarına olan bağımlılıkla bağlantılı olduğu aktarılmıştı.

Van’t Hof, toplumun enerjinin gündelik hayattaki vazgeçilmez rolünü artık çok daha iyi kavradığına dikkat çekti.

Gelişmeleri değerlendiren Diamondback yöneticisi, şu ifadeleri kullandı:

“Birkaç yıl öncesine kadar neredeyse her gün petrol sektörünün öldüğüne dair makaleler çıkıyordu. Ancak bugün insanların bunun saygın, iyi ödeme yapan, ayrıca yapay zeka ile enerjinin kesiştiği bir alan olduğunu anladığını düşünüyorum.”

Söz konusu dönüşümün istihdam piyasasına da yansıdığını kaydeden Van’t Hof, sektöre genç yetenek akışı yaşandığını ve staj başvurularında artış görüldüğünü dile getirdi.

Van’t Hof, değerlendirmesini şu sözlerle sürdürdü: “Enerji sektörü havalı olabilir mi? Evet, sanırım öyle. Artık asıl bilişimciler kötü adam olarak görülüyor.”

Teksas merkezli olan ve kayaç petrolü çıkaran Diamondback, 56 milyar dolarlık ciroya sahip. Şirket, ABD’nin güneyindeki geniş petrol ve doğalgaz bölgesi Permian Havzası’nın en büyük bağımsız petrol üreticisi konumunu elinde tutuyor.

Öte yandan Bloomberg, Temmuz ayında geçtiği haberde ABD petrol ve doğalgaz sektörünün son on yılda istihdamını yaklaşık yüzde 40 oranında azalttığını duyurmuştu.

Bu oran 250 bin kişilik iş kaybına denk gelirken, söz konusu pozisyonların büyük kısmının geri dönmeyeceği kaydedildi.

İstihdamdaki bu sert düşüşe rağmen, aynı dönemde ham petrol üretimi yüzde 50 artış kaydetti.

Bloomberg’in aktardığına göre 2014 yılındaki fiyat çöküşünün ardından yatırımcılar şirketlerden daha yüksek verimlilik ve kâr talep etmeye başladı.

Bu baskı; işten çıkarmaları, şirket birleşmelerini, ileri teknolojilerin kullanımını, otomasyonu ve robotik sistemleri beraberinde getirdi.

Ajansın hesaplamalarına göre sektörde 2023 yılının başından bu yana gerçekleşen birleşme ve devralma işlemlerinin toplam hacmi 500 milyar doları aştı ve önceki üç yıllık dönemin toplamını yüzde 20’den fazla geride bıraktı.

Güncel verilerle ABD’deki ham petrol üretimi günlük 13,8 milyon varille rekor seviyeye ulaşsa da sektördeki istihdam son üç yılın en düşük seviyesinde seyrediyor.

Ülkedeki enerji şirketleri, 2014 yılında çalışan sondaj kulelerinin üçte birinden daha azıyla faaliyet gösteriyor; ancak sahadaki her bir kule artık o döneme kıyasla yaklaşık dört kat daha fazla petrol üretiyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD, ismi açıklanmayan “büyük” bir bankaya yaptırım uygulayacak

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanı Scott Bessent, Trump yönetiminin önümüzdeki hafta büyük bir bankaya yaptırım uygulayacağını söyledi.

Yeni yaptırım, yine İran’a karşı iktisadi abluka kapsamında ilan edilecek.

“Real America’s Voice” programına konuk olduğu sırada ne finans kurumunun adını ne de bulunduğu ülkeyi belirten Bessent, bu adımın pazartesi günü (14 Eylül) atılacağını ifade etti.

Bessent, bu adımın başlangıçta cuma günü gerçekleştirilmesinin planlandığını fakat 11 Eylül 2001 saldırılarının 25. yıldönümü anma törenleri nedeniyle ertelendiğini belirtti.

Bessent şöyle konuştu:

“Herkes bu rejimle ilişkisini kesene kadar bu sürece devam edeceğiz. Bunu o kadar kârsız hale getireceğiz ki, şirketinizin ya da kendinizin, kişisel mali durumunuzun yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasını göze almak istiyorsanız, buyurun deneyin. ⁠Ama peşinize düşeceğiz.”

ABD, Türkiye’deki bir bankaya “İran bağlantılı” olduğu iddiasıyla yaptırım uyguladı

ABD, Şubat ayında çatışmanın başlamasından bu yana İran’a karşı petrol ihracatı, nakliye ağları, silah tedarik kanalları, finansal aracılar, dijital varlık borsaları ve havacılık bağlantılarını hedef alan bir dizi ekonomik önlem uyguladı.

Trump yönetimi, geçen ay Bessent’in “Ekonomik Dışlama Operasyonu” olarak adlandırdığı girişimle kampanyasını tırmandırdı.

ABD, yaklaşık 60 kuruluş, kişi ve gemiye yaptırımlar uyguladı ve deniz taşımacılığı, havacılık, teknoloji, altın ve dijital varlıklar gibi sektörlerde İran’la iş yapanlara yönelik ikincil yaptırımların kapsamını genişletti.

Beyaz Saray geçen hafta İstanbul merkezli Golden Global Bank’ı, Çin’in İran petrolü karşılığında ödediği büyük meblağları Devrim Muhafızları’na aktardığı gerekçesiyle yaptırım kapsamına almıştı.

İran üzerindeki baskı giderek artmasına rağmen, ABD Başkanı Donald ​Trump savaşın Kasım ayındaki ABD ara seçimlerinden sonraya kadar sona ermeyeceğini öngördü.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English