Amerika
Petrol tekelleri ile Trump’ın görüşmesinden “yatırım sözü” çıkmadı

Üç büyük Amerikan petrol şirketinin yöneticileri, Başkan Donald Trump ile Beyaz Saray’da yapılan toplantıda, Venezuela’nın petrol altyapısına yapılacak herhangi bir ciddi yatırımın büyük ve uzun vadeli yapısal değişiklikler gerektireceği konusunda uyarıda bulundu.
Chevron, ExxonMobil ve ConocoPhillips yöneticilerinin hiçbiri, yaklaşık yirmi petrol yöneticisinin katıldığı toplantıda Trump’a önemli taahhütlerde bulunmadı veya söz vermedi.
Hatta bazı açıklamaları, Amerikan şirketlerinin Venezuela’ya hızla milyarlarca dolar yatırım yapacağı yönündeki Trump’ın iddialarıyla çelişiyor gibi görünüyor.
ExxonMobil CEO’su Darren Woods, Venezuela’daki mevcut durumu “yatırım yapılmaz” olarak nitelendirdi.
Toplantıda “Çok uzun vadeli bir bakış açısına sahibiz. Yaptığımız yatırımlar on yıllar sürer. Kısa vadeli bir zihniyetle hiçbir fırsata girmiyoruz ve karşılamamız gereken bir değer vaadi var,” dedi.
Woods daha sonra, Exxon’un uzun vadeli taahhütlerinin hem Venezuela hükümeti hem de Venezuela halkının ciddi ilgisini gerektireceğini söyledi.
Exxon CEO’su, “Venezuela hükümetiyle henüz görüşmedik ve ExxonMobil’in ülkeye girişiyle ilgili halkın bakış açısını henüz değerlendirmemiz gerekiyor,” dedi.
Woods şöyle konuştu:
“Venezuela’ya ilk olarak 1940’larda girdik ve orada iki kez varlıklarımız el konuldu. Dolayısıyla, üçüncü kez girmek için, burada tarihsel olarak gördüklerimizden ve şu anki durumdan oldukça önemli değişiklikler yapılması gerekeceğini tahmin edebilirsiniz.”
Exxon CEO’su, şirketlerin Venezuela’ya yatırım yapma taahhüdünde bulunmadan önce potansiyel getirileri dikkatlice değerlendirmeleri gerektiğini söyledi.
ConocoPhillips CEO’su Ryan Lance, ülkenin petrol altyapısını ve üretimini yeniden kurmak için “PDVSA dahil olmak üzere Venezuela’nın tüm enerji sistemini yeniden yapılandırmayı da düşünmemiz gerekiyor,” dedi.
Trump ve Enerji Bakanı Chris Wright, şirketlerin önümüzdeki 18 ila 24 ay içinde neye taahhüt etmeye hazır olduklarını özellikle sorduğunda, üst düzey yöneticiler sadece küçük vaatlerde bulundular.
Woods, durumu yerinde değerlendirmek için ülkeye bir teknik ekip göndermeyi taahhüt etti. Chevron’un başkan yardımcısı Mark Nelson, petrol üretimini yaklaşık %100 oranında hızla artırmayı ve ardından iki yıl içinde %50 daha artırmayı taahhüt etti. Chevron’un bu artışları, Trump’ın beklediği önemli yatırımlarla ülkenin üretim potansiyelinin çok altında kalıyor.
Nelson, “Şu anki duruma kesinlikle bağlıyız ve gururlu bir Amerikan şirketi olarak daha iyi bir gelecek inşa etmesine yardımcı olmayı çok istiyoruz,” dedi.
Toplantıda temsil edilen ve çoğu Venezuela’da önemli bir geçmişe sahip olmayan diğer şirketler ise üç büyük petrol devinden daha istekli görünüyordu. Daha istekli ve agresif bir üslup benimseyen diğer katılımcıların çoğu, petrol sondajının ötesinde, petrol sahası hizmetlerinden rafineriye, petrol nakliyesine ve ticaretine kadar çeşitli sektörleri temsil ediyordu.
Shell CEO’su Wael Sawan ise, şirketinin “hazır olduğunu” ve ABD’den lisans alırsa Venezuela’da “birkaç milyar dolarlık yatırım fırsatı” olduğunu söyledi.
Sawan, Donald Trump’a “1970’lerde millileştirme nedeniyle ayrıldığımızda, günlük üretimimiz bir milyon varildi. Fakat bu süre boyunca Venezuela’da varlığımızı sürdürdük ve şimdi ABD yetkililerinden yaptırım muafiyeti alınması halinde, birkaç milyar dolarlık yatırım fırsatına sahibiz,” dedi.
Sawan, “Venezuela halkını desteklemek için yatırıma hazır olduklarını ve yatırımları sabırsızlıkla beklediklerini” söyledi.
Donald Trump, petrol şirketlerini Venezuela’ya geri dönmeye ikna etmek için onlara finansal destek vermek zorunda kalmamasını umduğunu söyledi ve şunları söyledi:
“Umarım destek vermek zorunda kalmam. Bakın, bunlar çok akıllı insanlar… Bu masada oturanlar dünyanın en büyük şirketleri. Risklerin farkındalar. Yani, riskler var. Onlara yardım edeceğiz. İşleri çok kolaylaştıracağız. Uzun süre orada kalacaklar.”
Trump, yönetiminin ABD petrolünün Venezuela’daki genişletilmiş operasyonlarından elde edilen gelirlerin nasıl bölüşüleceğine dair bir “formül” üzerinde çalıştığını söyledi.
Başkan, “Bir formül geliştiriyoruz, fakat bu çok da formül sayılmayacak. Onların ihtiyaç duyduğu şey olacak. Onların ihtiyaçlarını karşılayacağız. Venezuela’nın paraya ihtiyacı var ve biz onların para almasını sağlayacağız, biz de para alacağız ve petrol şirketleri yaptıkları iş karşılığında bir şeyler kazanacaklar,” dedi.
Trump, Washington’un ABD petrol şirketlerine güvenlik garantisi sağlamak için Venezüella hükümetiyle işbirliği yapacağını söyledi.
ABD başkanı, Washington’un ABD askerlerini bölgeye göndermeden nasıl güvenlik garantisi sağlayabileceği sorulduğunda, şirketlerin özel güvenlik de sağlayacağını söyledi.
Trump, Venezuela halkının Maduro’nun kaçırılmasından dolayı sevinçli olduğunu ileri sürdü ve “Venezuela halkı bu konuda çılgına dönüyor. Bir caddeye Başkan Trump’ın adını verdiler… Bir ülkeye saldırırsanız, size bir cadde adını verirler, bu daha önce hiç olmamıştı,” dedi.
Trump, ConocoPhillips’in Caracas tarafından millileştirme yoluyla kaybettiği 12 milyar doların geri ödenmeyeceğini söyledi ve bunun “onların hatası” olduğunu şirket yetkililerine iletti.
Trump, Conoco CEO’su Ryan Lance’e, “Sıfırdan başlayacağız. İnsanların geçmişte kaybettiklerine bakmayacağız çünkü bu onların hatasıydı. O zaman başka bir başkan vardı. Çok para kazanacaksınız, ama geriye dönmeyeceğiz. Geride çok para bıraktınız, değil mi?” dedi ve 12 milyar doların “silineceğini” savundu.
Amerika
Çin’e 300 milyon dolarlık Nvidia çipi kaçırmakla suçlanan iş insanı gözaltında

ABD’de federal savcılar, Çin’e 300 milyon dolar değerinde yapay zeka çipi içeren sunucu kaçırmakla suçlanan Amerikalı iş insanı Greg Louie’yi gözaltına aldı. Şüphelinin 2023 ve 2024 yıllarında gerekli hükümet lisansını almadan Malezya ile Singapur üzerinden transit sevkiyat yaptığı belirtiliyor.
ABD’de federal savcılar, California’da yaşayan iş insanı Greg Louie’yi Nvidia üretimi yapay zeka çiplerini barındıran 300 milyon dolarlık sunucuları Çin’e yasa dışı yollarla ihraç etmek suçlamasıyla gözaltına aldı.
Bloomberg’ün haberine göre, Earthmade Computer Inc. adlı özel şirketin sahibi olan Louie, iş yerine geldiği sırada yakalandı.
Amerikalı iş insanına İhracat Kontrolü Reform Yasası’nı ihlal etmek amacıyla komplo kurmak, kaçakçılık ve kara para aklamak amacıyla komplo kurmak suçlamaları yöneltildi.
Soruşturma dosyasında, Louie’nin 2023 ile 2024 yılları arasında kimliği henüz tespit edilemeyen kişilerle ortak hareket ederek ileri teknoloji Nvidia çipleriyle donatılmış sunucuları Çinli müşterilere sevk ettiği kaydedildi.
Söz konusu sevkiyatların gerçekleşmesi için ABD hükümetinden özel lisans alınması şartı aranıyordu, ancak şüphelinin resmi makamlara herhangi bir lisans başvurusu yapmadığı tespit edildi.
Donanımların Malezya ve Singapur üzerinden transit geçirildiği, bu ülkelerden de yasa dışı biçimde yeniden ihraç edilerek Çin’e ulaştırıldığı belirlendi.
Washington yönetimi son yıllarda Pekin’in gelişmiş yapay zeka donanımlarına erişimini engellemeye çalışırken, Çin kendi üretim kapasitesini artırma ve yaptırımları aşacak alternatif güzergahlar bulma arayışını sürdürüyor.
ABD hükümeti, 2022 yılında Nvidia ürünlerinin Çin ve Rusya’ya ihracatına lisans zorunluluğu getirmişti. Kısıtlamalar, özellikle yapay zeka operasyonlarında kullanılan A100 ve H100 serisi grafik işlem birimlerini (GPU) hedef alıyor.
Öte yandan Washington yönetimi ocak ayında Nvidia’ya, H200 dahil güçlü yapay zeka çiplerini Çin’e satabilmesi için izin verdi. Şirketin bu satışları gerçekleştirebilmesi için elinde yeterli miktarda ürün tedariki sağladığını belgelemesi gerekiyor.
The Information gazetesi daha önce Pekin yönetiminin, ByteDance ve Alibaba gibi ülkenin önde gelen teknoloji devlerinin belirli Nvidia GPU’larını satın almasına onay vermeyi değerlendirdiğini yazmıştı.
Eylül ayı başında The New York Times gazetesi de ABD’nin yaptırım listesinde yer alan Çin merkezli teknoloji şirketi Inspur’un kısıtlamalara rağmen Nvidia çipleri dahil ileri Amerikan teknolojilerini sattığını öne sürdü.
Gazetenin haberinde, söz konusu ağda Inspur’un ABD’deki iştiraki Aivres şirketinin kilit rol üstlendiği kaydedildi.
Amerika
Mahkemeden 110 milyar dolarlık Paramount ve Warner Bros. birleşmesine onay

ABD federal mahkemesi, Paramount’un Warner Bros.’u 110 milyar dolara devralmasına yönelik uzlaşmayı onaylayarak birleşmenin önünü açtı. Şirket, varılan mutabakat uyarınca beş yıl boyunca yılda en az 30 film vizyona sokacak ve yerli yapımlara yıllık 300 milyon dolar ek yatırım yapacak.
ABD’de federal mahkeme, medya şirketi Paramount’un Warner Bros. Discovery’yi 110 milyar dolara devralmasına onay verdi.
ABD Bölge Yargıcı Araceli Martinez-Olguin, tarihin en büyük medya birleşmelerinden birini engellemek amacıyla Kaliforniya öncülüğündeki 12 eyaletin açtığı davada tarafların 21 Eylül’de vardığı uzlaşmayı onayladı.
Eyaletler, birleşmenin sinema ve televizyon alanında nihai tüketiciler için fiyatları artırabilecek bir tekel yaratacağını savunuyordu.
Yargıç Martinez-Olguin ise uzlaşmayı “makul, fiili ve hukuki bir çözüm” olarak nitelendirdi.
Onaylanan uzlaşma şartlarına göre şirket, beş yıl boyunca ABD sinemalarında her yıl en az 30 film vizyona sokmak ve ülke içindeki yapımlara yılda 300 milyon dolar ek kaynak aktarmak zorunda kalacak.
Şartların yerine getirilmemesi durumunda Paramount, Miramax film stüdyosunu satma yaptırımıyla karşılaşabilecek.
Anlaşma ayrıca kablolu yayın müzakerelerinin iki şirketin kanalları için ayrı ayrı yürütülmesini ve Paramount bünyesindeki CBS News ile Warner Bros.’a ait CNN’i denetleyecek bağımsız bir gazeteciler kurulu oluşturulmasını zorunlu kılıyor.
Kaliforniya Adalet Bakanlığı temsilcisi, varılan uzlaşmanın rekabet konusundaki endişeleri giderdiğini, tüketici tercihlerini güvenceye aldığını ve Kaliforniyalı çalışanların geleceğini gözettiğini açıkladı.
Şirketler ayrıca Amerika Yazarlar Birliği (WGA) ile yürütülen antitröst davasında da anlaşmaya vardı.
Bu kapsamda sendikanın sağlık fonuna 17,5 milyon dolar ödenecek ve CBS News bünyesindeki WGA istihdam seviyesi beş yıl boyunca korunacak.
Paramount, birleşmenin tamamlanmasıyla birlikte oyuncak üreticisi Mattel’in CEO’su Ynon Kreiz’in şirkette Yönetim Kurulu Başkanı ve CEO David Ellison ile ortak CEO görevini üstleneceğini duyurdu. Satın alma sürecinin 6 Ekim Salı günü tamamlanması bekleniyor.
Yaklaşık 110 milyar dolarlık devralma işlemi, Paramount Pictures, CBS, Paramount+, HBO ve CNN gibi dev medya varlıklarını tek çatı altında toplayacak.
Süreç, Paramount’un Netflix ile girdiği rekabeti kazanmasının ardından şekillendi.
Warner Bros. daha önce stüdyo operasyonları, HBO ve HBO Max yayın platformu için Netflix ile 82,7 milyar dolarlık satış üzerinde anlaşmış, ancak Netflix’in teklif artırmaması üzerine Warner Bros. Discovery şubat ayında Paramount’un teklifini kabul etmişti.
Paramount ise süreçte rakibi Netflix’i “yakıp yıkma taktiği” izlemekle suçlamıştı.
Mahkemece onaylanan uzlaşmaya bazı eyalet başsavcıları tepki gösterdi. Süreçte özellikle Massachusetts, New York, Connecticut ve Minnesota eyaletlerinin savcıları uzlaşma şartlarına itiraz etti.
Connecticut Başsavcısı William Tong, ofisinin CNN ile CBS News birimlerinin tamamen elden çıkarılarak yapıdan ayrılmasını talep ettiğini, bağımsız bir denetim kurulu kurulmasının önemine rağmen tam ayrışmayı sağlayamadıklarını belirtti.
Söz konusu birleşme temmuz ayından bu yana federal mahkeme kararıyla askıya alınmış durumdaydı.
Paramount daha sonra yasal süreç tamamlanana veya birleşme anlaşmasının vadesi olan Haziran 2027’ye kadar devralmayı tamamlamamayı taahhüt etmişti.
Amerika
ABD’den gizlenen nükleer testleri yakalamak için yer altında deney

ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi, yer altında gizlenen düşük kapasiteli nükleer patlamaları tespit etmek amacıyla Nevada sahasında kimyasal patlayıcılarla deney gerçekleştirdi. Ölçümlerde sismometreler, sesötesi sensörler ve radyoaktif izleyiciler kullanılırken kurum yönetimi nükleer tespit kapasitesinde geride kalmayacaklarını açıkladı.
ABD Ulusal Nükleer Güvenlik İdaresi (NNSA), düşük kapasiteli nükleer patlamaların tespit edilmesine yönelik bir deneme gerçekleştirdiğini duyurdu.
Kurumun basın servisinden yapılan açıklamaya göre çalışma, Nevada Ulusal Güvenlik Sahası’ndaki P Tüneli’nde kimyasal patlayıcılar ve radyoaktif izleyiciler kullanılarak yapıldı.
Denemeden elde edilen verilerin, ABD’nin nükleer patlamaları tespit etme kapasitesini güçlendirme çalışmaları kapsamında bilimsel modellerin sınanması ve algoritmaların hassaslaştırılması amacıyla kullanılacağı kaydedildi.
NNSA, deneyin özellikle sismik etkisi zayıflatılmış patlamaların tespit edilmesine odaklandığını bildirdi.
Klasik yer altı nükleer denemelerinde patlayıcı düzenek kayayla doğrudan temas edecek biçimde derin kuyulara yerleştiriliyor ve patlama dalgası çevreye tam olarak ulaşıyor.
Öte yandan sismik etkisi azaltılmış yöntemde düzenek geniş bir yer altı odasında patlatılıyor; bu uygulama patlamanın yarattığı sismik izi önemli ölçüde düşürüyor.
Deney sırasındaki ölçümler ivmeölçerler, sismometreler, elektromanyetik ve sesötesi sensörler, radyoaktif izleyici örnekleyicileri ile meteoroloji aygıtlarını kapsayan gelişmiş algılayıcı sistemleriyle yürütüldü.
NNSA Başkanı Brandon Williams, nükleer faaliyetlerin saptanmasının nükleer uzmanlık gerektirdiğini belirterek şu ifadeleri kullandı:
“Bu tür deneyler Amerika’nın tespit kabiliyetinde rakipsiz kalmasını sağlıyor. Başkan Donald Trump yönetimi, Birleşik Devletler’in güç konumundan hareket edeceğini açıkça ortaya koydu. Amerikan inovasyonundan kaçış yok. Bu deneyle net bir mesaj veriyoruz: Bu yönetim döneminde Amerika’nın geride kalmasına asla izin verilmeyecektir.”
Nevada’daki deneme planını mayıs ayı ortasında duyuran Williams, yabancı ülkelerdeki nükleer testleri tespit edecek sensörlerin bu sonbaharda test edileceğini belirtmişti.
Williams o dönemde, hasım ülkelerin Kapsamlı Nükleer Testlerin Yasaklanması Antlaşması’nı (CTBT) arkadan dolanarak yürüttüğü nükleer denemeleri saptamak ve sismik sensörlerin verimini artırmak amacıyla merkezi olmayan testler uyguladıklarını dile getirmişti.
ABD’de nükleer test tartışması, Donald Trump’ın geçen yıl nükleer silah denemelerine “eşit şartlarda” yeniden başlayacaklarını açıklamasının ardından hareketlendi.
ABD’nin deneme yapmayan tek ülke olarak kalmasını istemediğini savunan Trump, Rusya, Çin, Kuzey Kore ve Pakistan’ın nükleer testler gerçekleştirdiğini öne sürdü.
Washington yönetimi şubat ayında da Rusya ve Çin ile eşit şartlar temelinde nükleer denemelere dönmeye hazır olduğunu bildirdi.
Birleşmiş Milletler ise mayıs ayı başında yaptığı değerlendirmede, Rusya ve ABD’nin nükleer testlere yeniden başlamasının dünya genelindeki diğer ülkeleri de aynı yönde adım atmaya sevk edeceği uyarısında bulundu.
Asya2 hafta önceJaponya Merkez Bankası faizleri 1995’ten bu yana en yüksek seviyeye çıkardı, yen değer kaybetti
Asya2 hafta önceGüney Kore lideri Lee, ABD baskısına rağmen Ortadoğu’da savaşa dahil olmayacaklarını söyledi
Diplomasi4 gün önceEast-West Forum İstanbul’da toplandı: Çok kutupluluk geri döndürülemez
Ortadoğu2 hafta önceEnsarullah lideri: Suudi Arabistan’ın Mekke iddiası ‘asrın yalanı’
Asya1 hafta öncePakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak
Diplomasi1 hafta öncePalantir nasıl Ukraynalıları kobay faresine dönüştürdü?
Diplomasi1 hafta önceEast-West Forum İstanbul’da kapılarını açıyor
Asya1 hafta önceSoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak











