Bizi Takip Edin

Diplomasi

Ukrayna’nın menzilli dron saldırılarına ABD ve Fransa desteği

Yayınlanma

Ukrayna ordusunun Rusya topraklarında petrol rafinerileri ve lojistik merkezlerine yönelik düzenlediği uzun menzilli dron saldırılarının ABD ve Fransa istihbaratının yardımıyla gerçekleştirildiği bildirildi. Financial Times’a konuşan kaynaklar, iki ülkenin hava savunma sistemlerini aşacak rotaları ve kritik altyapı tesislerini belirlemede Ukrayna’ya veri sağladığını aktardı.

Ukrayna ordusunun Rusya topraklarında yer alan onlarca büyük petrol rafinerisini ve ardından Wildberries şirketine ait depoları hedef alan uzun menzilli saldırı serisinin, ABD ve Fransa istihbaratının sağladığı destek sayesinde mümkün olduğu bildirildi.

Financial Times (FT) gazetesinin konuya vakıf yetkililere dayandırdığı haberine göre, ABD ve Fransız istihbarat servisleri Ukrayna Silahlı Kuvvetlerine hedef seçimi, hava savunma sistemlerinin konumlarının değerlendirilmesi ve insansız hava araçlarının (İHA) Rusya topraklarının derinliklerindeki hedeflere ulaşmasını sağlayacak rotaların belirlenmesi konularında yardım etti.

Ukraynalı yetkililer, ABD ve Fransa’dan sağlanan istihbarat verilerinin hedef seçim sürecini iyileştirdiğini ve Ukrayna birliklerinin “nerelerin vurulacağını anlamalarına” yardımcı olduğunu belirtti.

Ukrayna’nın eski Savunma Bakanı Andrey Zagorodnyuk FT’ye yaptığı açıklamada, “Rusya’yı bir sistem olarak düşünüyoruz. Bu sistemi anlamak, etkinin çok daha önemli olacağı kritik unsurları tespit etmeye imkan tanıyor” dedi.

Zagorodnyuk, ABD ve Fransız istihbaratının öncelikli hedefleri belirleme kabiliyetini artırdığını kaydetti.

Zagorodnyuk’un aktardığına göre, hava savunma sistemlerinin engellemesi veya teknik sorunlar nedeniyle ana hedefin vurulması imkansız hale geldiğinde, operatörler yedek tesislere yöneliyor.

Temmuz ayında yalnızca Rus enerji altyapısına değil, aynı zamanda e-ticaret platformu Wildberries’in depolarına yönelik saldırılar da başladı.

Verstka yayınının hesaplamalarına göre, Ukrayna Silahlı Kuvvetleri bir buçuk hafta içinde şirketin toplam alanı yaklaşık 860 bin metrekareyi bulan sekiz deposunu vurdu. Bu alan, e-ticaret platformuna ait tüm kapalı mekanların yaklaşık yüzde 15,4’üne denk geliyor.

Şirket için en büyük hasar, Moskova bölgesindeki Elektrostal kentinde bulunan Wildberries deposunda meydana geldi. 18 Temmuz’daki saldırının ardından tesisteki yaklaşık 250 bin metrekarelik alan yandı.

Financial Times’ın haberine göre Ukrayna, petrol altyapısına yönelik uzun menzilli saldırı taktiğini de değiştirdi. Ukrayna ordusu, fabrikalara ve depolama tanklarına yönelik kitlesel saldırılar yerine kritik öneme sahip kilit noktaların vurulmasına ağırlık vermeye başladı.

Rusya SİHA ve terör riski sigortasında tekil sisteme geçiyor

The New York Times gazetesi daha önce yayımladığı haberde, ABD Merkezi İstihbarat Teşkilatı (CIA) uzmanlarının ekipmanlar içinde değiştirilmesi veya tamir edilmesi son derece zor olan belirli unsurları tespit ettiğini yazmıştı.

CIA ayrıca Karadeniz, Akdeniz ve diğer denizlerdeki tankerlere insansız deniz araçları ve kamikaze İHA’larla düzenlenen saldırılarda da Ukraynalılara yardım sağlıyor.

Saldırı öncesinde İHA müfrezeleri, mühendislerden ve sektör uzmanlarından danışmanlık alıyor. Bu uzmanlar, işletmelerin çalışması açısından kritik öneme sahip olan ve değiştirilmesi en zor ekipman unsurlarını belirliyor.

Yeni taktiğin unsurlarından biri de tamirat tamamlanana kadar aynı kritik bileşenlere yönelik tekrarlayan saldırılar düzenlemek oldu.

Ukraynalı planlamacılar ayrıca Rusya’nın enerji altyapısının ayrıntılı bir haritasını oluşturdu. Bu harita, hasar görmesi halinde sistemin işleyişinde ölçekli aksamalara yol açabilecek tesislerin tespit edilmesini sağlıyor.

İnsansız hava aracı saldırıları sonucunda Tyumen Petrol Rafinerisi 28 Temmuz’da, Gazprom Neftekhim Salavat Rafinerisi 14 Temmuz’da, Rosneft’e ait Sızran Petrol Rafinerisi 12 Temmuz’da, Saratov Petrol Rafinerisi 8 Temmuz’da, Omsk Petrol Rafinerisi 6 Temmuz’da ve Lukoil’e ait Nijegorodnefteorgsintez tesisi 2 Temmuz’da üretimi durdurdu.

Energy Intelligence verilerine göre, Rusya’daki petrol işleme hacmi Temmuz ayında günlük 3,58 milyon varile geriledi. Bu miktar, en azından 2002 yılından bu yana kaydedilen en düşük seviye olma niteliği taşıyor.

Diplomasi

Pentagon, Körfez’deki ABD askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor

Yayınlanma

Pentagon, İran savaşının bölgedeki ABD varlığını dönüştürme potansiyelinin ilk işaretleri doğrultusunda Orta Doğu’daki askeri varlığını azaltmayı değerlendiriyor.

Devam eden analizlere aşina iki kişinin Washington Post’a aktardığına göre, Savunma Bakanlığı’nın değerlendirdiği kilit konulardan biri, Amerika’nın büyük denizaşırı askeri üslerinin aylar süren İran saldırıları altında ağır hasar gördüğü Basra Körfezi’nden askerlerin çekilip çekilmeyeceği.

Bu tesislere verilen hasar, Pentagon’a bölgedeki varlığını yeniden gözden geçirmek için bir fırsat sunmuş gibi görünüyor.

Savunma Bakanlığı, üslerini çatışma öncesindeki hallerine geri getirmeyebileceğinin sinyalini çoktan verdi.

Değerlendirme, Pentagon’un politika ofisi tarafından yürütülüyor; fakat üst düzey bir Pentagon yetkilisi, Genelkurmay Başkanlığı ve ABD Merkez Komutanlığı’nın (CENTCOM) da konuyu incelediğini belirtti.

Yetkili, Savunma Bakanı Pete Hegseth’in henüz bölgedeki ABD’nin konumuna ilişkin resmi bir inceleme emri vermediğini belirtti.

Bunun yerine yetkili, bu analizi, yönetimin savaş sırasında hasar gören üslerin yeniden inşa edilip edilmeyeceği konusunu ele alırken nihayetinde yol gösterici olabilecek “ihtiyatlı bir planlama” olarak nitelendirdi.

Yetkili, “Bu konulardan bazılarına ilişkin kararlar alınması gerekecek,” dedi.

Orta Doğu’daki ABD askeri operasyonlarını yöneten CENTCOM, normalde Ürdün’den Umman’a kadar uzanan 2.400 km’lik bir yay üzerinde yer alan yaklaşık 20 üssünde 40.000 civarında asker bulunduruyor.

Bu yılın başından beri ordu, ABD güçlerini korumak ve İran’a karşı 13.000’den fazla hava saldırısı düzenlemek amacıyla bölgeye savaş gemileri, avcı uçakları, hava savunma varlıkları ve diğer kıt askeri teçhizatı yoğun bir şekilde sevk etti.

ABD’nin Orta Doğu’daki en büyük ve en kalıcı üsleri, Bahreyn’in ABD Beşinci Filo karargâhına ev sahipliği yaptığı ve Kuveyt gibi diğer ülkelerin Kara Kuvvetleri ve Hava Kuvvetleri varlıklarını barındırdığı Basra Körfezi’nde bulunuyor.

Pentagon’un analizine aşina olan kaynaklar, bu konunun, yönetim içindeki askeri müdahaleleri destekleyen kesimler ile Pentagon’un bazı güvenlik taahhütlerini azaltarak ABD’nin iç güvenliğini sağlamaya ya da Çin gibi daha güçlü rakipleri caydırmaya yeniden odaklanması gerektiğini savunan kesimler arasındaki tartışmayı muhtemelen daha da alevlendireceğini belirttiler.

Bir ABD’li yetkili, görüşmelere, ABD Merkez Komutanlığı Başkanı Amiral Bradley Cooper’ın da katıldığını ve Cooper’ın, ABD birliklerinin Basra Körfezi’nden batıya kaydırılması olasılığına ilişkin değerlendirmeleri desteklediğini belirtti.

Şubat ayında savaş başlamadan önce, CENTCOM, İran’ın füze ve insansız hava aracı saldırılarına karşı çok savunmasız olduklarını ve bu nedenle normal personel seviyelerini sürdüremeyeceklerini değerlendirerek birçok üssünü tahliye etmişti.

Körfez’deki başlıca tesislerden çekilme kararlarının bir kısmının savaşın ardından da devam edebileceğini, bu durumdaki değişikliklere aşina olan bir kaynak belirtti.

Bu kişi, “İran, bizim geleneksel konumlarda olduğumuzu düşünüyor. Oysa biz orada değiliz,” dedi.

Daha önce ABD’nin Suudi Arabistan Büyükelçisi ve Katar’daki misyonun başkatibi olarak görev yapmış eski bir diplomat olan Michael Ratney, asker ve teçhizatı daha batıya, Ürdün’e, İsrail’e veya Suudi Arabistan’ın Kızıldeniz kıyılarına kaydırmanın baskının bir kısmını hafifletmeye yardımcı olabileceğini savundu; fakat mesafenin artmasının “bu soruna mükemmel bir çözüm” olmadığını da belirtti.

Pentagon’un analizine aşina olan birçok kişi, ABD’nin askeri duruşunda yapılacak herhangi bir kalıcı değişikliğin henüz çok uzak bir ihtimal olduğunu ve bunun için üst düzey yönetim yetkililerinin onayı gerekeceğini belirtti.

Washington’daki daha şahin eğilimli kesimler, bölgedeki ABD birliklerinin İsrail’e nakledilmesini önererek Pentagon’un planlamasını etkilemeye çalıştı.

Mart ayında İsrail yanlısı grup “Amerika Ulusal Güvenlik Yahudi Enstitüsü” tarafından yayınlanan bir rapor, daha fazla ABD askeri varlığının İsrail’in Ovda Hava Üssü’ne nakledilmesini talep etti.

Askeri kısıtlamayı savunan bir düşünce kuruluşu olan Defense Priorities’in yakın zamanda ortaya koyduğu bir politika önerisi ise, Kuveyt gibi İran’ın füzeleri ve insansız hava araçlarının yakın menzilinde bulunan ABD üslerinin kapatılmasını öngörüyor.

Öneri ayrıca, Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün ve Bahreyn’de dağınık halde bulunan kuvvetlerin, Riyad yakınlarındaki Prens Sultan Hava Üssü gibi daha güvenli tesislere taşınmasını da öngörüyor.

Trump yönetimi içinde, Pentagon’un İsrail casusluğu konusundaki artan endişeleri karşısında, bölgedeki ABD varlığının genişletilmesinin karşı istihbarat açısından bir güvenlik açığına yol açabileceği endişeleri nedeniyle bu öneri konusunda görüş ayrılığı bulunuyor.

Ayrıca, Trump yönetiminin Almanya ve Polonya’dan binlerce askeri geri çekeceğini açıklamasının ardından, Savunma Bakanlığı Politika Müsteşarı Elbridge Colby’nin ofisi, NATO’daki ABD askeri varlığına ilişkin kamuya açık bir inceleme başlattı. Çalışmanın aralık ayında sonuçlandırılması planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Ukrayna’da Zelenskiy’e uzanan Forrest Gump operasyonu başladı

Yayınlanma

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu ile Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı, Cumhurbaşkanlığı Ofisi yetkililerinin de yer aldığı bir suç örgütünü ortaya çıkarmak amacıyla “Forrest Gump” adlı özel operasyonu başlattı. Milletvekillerinin, bankaların ve eski bakanların adının geçtiği soruşturma kapsamında Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın evinde arama yapılırken Mudra daha sonra görevden alındı.

Ukrayna Ulusal Yolsuzlukla Mücadele Bürosu (NABU), Özel Yolsuzlukla Mücadele Savcılığı (SAP) savcılarıyla birlikte 19 Ağustos sabahı “Forrest Gump” adı verilen bir özel operasyon başlattığını duyurdu.

Kurumların açıklamasına göre operasyon, mevcut ve eski milletvekillerinin liderliğinde, Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi çalışanları ile diğer şahısların katılımıyla faaliyet gösteren bir suç örgütünü çökertmeyi hedefliyor.

Verhovna Rada Milletvekili Yaroslav Jeleznyak’ın paylaştığı bilgilere göre dosya, daha önce Muhalefet Platformu – Yaşam İçin partisinin üyesi olan mevcut parlamenterlerden birini kapsıyor.

Strana.ua portalı ise söz konusu kişinin Ukrayna’nın Yeniden İnşası grubunun gayriresmi lideri Vadim Stolar olabileceğini yazdı.

Milletvekili Jeleznyak, soruşturmanın Volodimir Zelenskiy’nin ofisindeki başkan yardımcılarından birine de uzandığını doğruladı.

Milletvekili Oleksiy Gonçarenko da Telegram kanalından yaptığı açıklamada, Cumhurbaşkanlığı Ofisinde hukuki ve adli meselelerden sorumlu olan Başkan Yardımcısı İrına Mudra’nın adresinde aramalar yapıldığını bildirdi. Mudra daha sonra görevinden alındı.

NABU, soruşturma kapsamında SAP ile birlikte Ukrayna merkezli Sense Bank bünyesinde aramalar gerçekleştirdiğini açıkladı.

Jeleznyak’ın aktardığına göre bu aramalar, Ukraynalı iş insanı Timur Mindıç’ın yolsuzluk dosyasıyla bağlantılı bulunuyor. Bankanın, eski Enerji Bakanı German Galuşçenko adına yatırılacak kefaletin bir kısmının aktarılmasında kanal olarak kullanıldığı dava dosyasında yer aldı.

Milletvekilinin verdiği bilgiye göre burada 150 milyon grivnalık bir kaynağın toplanması söz konusuydu.

Ukrayna’da yolsuzlukla mücadele kurumları başsavcılığa bağlandı

Suspilne, Ukrayna Ulusal Bankası Başkanı Andriy Pışnıy’ın ifade vermek üzere Verhovna Rada’ya çağrıldığını bildirdi.

NABU ve SAP’ın yürüttüğü özel operasyonun gölgesinde Verhovna Rada, Yevgen Hmara’nın Ukrayna Savunma Bakanlığı görevine getirilmesini onayladı ve Andriy Sıbiga’yı yeniden Dışişleri Bakanı olarak atadı.

Geçen sonbaharda, Cumhurbaşkanlığı Ofisinin eski başkanı Andriy Yermak’ın adresinde “Midas” davası kapsamında aramalar yapılmış, Yermak bu aramaların ardından Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkanlığı görevinden istifa ettiğini duyurmuştu. Bu dava, Ukrayna’daki nükleer santrallerin işletmecisi olan devlet kuruluşu Energoatom etrafındaki yolsuzluk planıyla bağlantılı.

Söz konusu planı organize etmekle Kvartal 95 stüdyosunun ortaklarından ve Volodimir Zelenskiy’nin yakın çalışma arkadaşlarından olan iş insanı Timur Mindıç suçlanmıştı.

Soruşturma makamlarının tespitine göre şebeke üyeleri, işletmeyle iş yapan yüklenicilerden sözleşme bedelinin yüzde 10 ila yüzde 15’i oranında rüşvet talep ediyordu. NABU ve SAP, mayıs ayında Yermak’a 460 milyon grivnanın (10,4 milyon dolardan fazla) aklanması suçlamasını yöneltti.

Mindıç’ın kendi adresinde ise 10 Kasım’da arama yapıldı. Ancak iş insanı, aramalardan birkaç saat önce Ukrayna’dan ayrılmayı başardı ve daha sonra İsrail’de bulunduğu anlaşıldı. Zelenskiy, Mindıç’a yönelik yaptırım kararı aldı.

Zelenskiy, yolsuzluk skandalı sonrası konuştu: Arkamdan neler çevrildiğini bilmiyordum

Okumaya Devam Et

Diplomasi

Hürmüz’de riskler devam ederken iki Çin bağlantılı süper tanker geri döndü

Yayınlanma

Deniz taşımacılığına yönelik risklerin yüksek seyretmesi ve ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı sert bir tutum benimsemesinin ardından trafiğin normale dönme ihtimalinin azalmasıyla, Çin bağlantılı iki süper tanker Hürmüz Boğazı’nda U dönüşü yaptı.

Gemi takip verilerine göre, Irak’tan yüklediği ham petrolü taşıyan Sea V adlı tanker, salı günü Basra Körfezi’nden Hürmüz’e doğru ilerlerken rotasını tersine çevirdi ve şu anda boğazın ortasında bekliyor. Hestia ise çarşamba günü erken saatlerde Umman kıyısı boyunca körfeze girdikten sonra yön değiştirerek yeniden dışarı çıktı. Gemilerin neden aniden rota değiştirdiği henüz bilinmiyor.

Çok büyük ham petrol tankerleri (VLCC) Hong Kong bayrağı taşıyor ve gemilerde Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal yayıyordu. Salı günü, Birleşik Arap Emirlikleri bağlantılı Amara adlı bir yakıt tankeri de boğazda birkaç kez U dönüşü yaptı ve çarşamba itibarıyla İran yakınlarında, su yolunda kalmayı sürdürüyor.

İran’dan gelebilecek saldırı tehdidinin yüksek kalması nedeniyle dar su yolundaki gözlemlenebilir gemi trafiği oldukça düşük seviyelere geriledi. İngiltere Donanması salı günü, Umman kıyısı boyunca körfezden çıkmakta olan bir geminin kimliği belirsiz bir mühimmatla vurulduğunu bildirdi. Bu olay, son dönemde gemilere yönelik gerçekleştirilen bir dizi saldırıya bir yenisini ekledi.

Trump’ın Tahran ile devam eden herhangi bir görüşme bulunmadığında ısrar etmesinin ardından deniz taşımacılığına yönelik risklerin sürmesi bekleniyor. Bu durum, Orta Doğu’daki düşük yoğunluklu ancak devam eden çatışmayı belirsizlik içinde bırakıyor. İran’ın ABD ile müzakerelerden sorumlu baş müzakerecisi de Washington’ın deniz ablukasını kaldırmak, petrol yaptırımlarını sona erdirmek ve askerî operasyonlara son vermek gibi bir dizi tedbiri kabul edene kadar Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılmayacağını söyledi.

Tehditlere rağmen gemilerin Hürmüz Boğazı’ndan geçiş yapmayı denemeye devam ettiği görülüyor. Hong Kong bayraklı bir diğer VLCC olan Erecter, Çinli mürettebat bulunduğuna dair sinyal vererek boğazdan Basra Körfezi’ne doğru geçiş yapıyor. Bloomberg News’in gördüğü taşıma bağlantılarına göre gemi son olarak Irak’tan bir kargo almak üzere kiralanmıştı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English