Bizi Takip Edin

Asya

Güney Kore nükleer silahsızlanma yerine barış odaklı stratejiye geçti

Yayınlanma

Güney Kore Birleşme Bakanı Jeong Dong-young, Seul yönetiminin Kuzey Kore politikasında öncelikli hedef olan nükleer silahsızlanma çizgisinden ayrıldığını ve “önce barış” yaklaşımına geçtiğini bildirdi. Seul yönetimi, Pyongyang’ın nükleer cephaneliğini büyütmesi karşısında strateji yenilerken, ABD, Çin ve Rusya’nın da bölgedeki yaklaşım dengeleri değişiyor.

Güney Kore Birleşme Bakanı Jeong Dong-young, 23 Temmuz’da düzenlediği basın toplantısında Seul yönetiminin Kuzey Kore politikasındaki eksen kaymasını kamuoyuna duyurdu.

Yonhap ajansının aktardığına göre Jeong, sol milliyetçi Lee Jae-myung’un 2025 yılında devlet başkanlığı görevine gelmesinin ardından hükümetin Pyongyang’a yönelik önceliklerini değiştirdiğini bildirdi.

Bakan Jeong, mevcut hükümetin önceki yönetimin benimsediği “öncelikli nükleer silahsızlanma” veya “tam, doğrulanabilir ve geri dönülemez denükleerizasyon” çizgisini terk ettiğini vurguladı. Jeong, Seul’ün artık “önce barış” adını verdiği yeni bir politikayı hayata geçirdiğini belirtti.

Seul yönetiminin bu yaklaşım değişikliğine gerekçe olarak Kuzey Kore’nin nükleer programını kesintisiz şekilde sürdürmesi gösterildi.

Güney Koreli yetkililer, Pyongyang’ın nükleer cephaneliğini artırmayı durdurması halinde her iki tarafa da karşılıklı fayda sağlayabilecek yeni bir strateji üzerinde çalışıyor.

Bakan Jeong, ABD ve Çin’in de Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanmasına yönelik eski yaklaşımlarını gözden geçirdiğini ileri sürdü.

Jeong, temel hedefin Pyongyang ile durma noktasına gelen müzakereleri yeniden başlatmak olduğunu kaydetti. Ancak Kuzey Kore yönetimi müzakere çağrılarına olumsuz yanıt vermeyi sürdürüyor.

Pyongyang’ın nükleer statüsü

Kuzey Kore Kore İşçi Partisi Merkez Askeri Komisyonu, Temmuz 2026’da Kore Halk Ordusu’nun nükleer kapasitesini genişletme ve güçlendirme kararı aldı. Kuzey Kore parlamentosu ise 2023 yılında anayasada değişikliğe giderek ülkenin askeri nükleer program geliştirme hakkını yasal güvenceye bağlamıştı.

Kore Savunma Analizleri Enstitüsü’nün (KIDA) 2025 verilerine göre Kuzey Kore, Batılı araştırma merkezlerinin tahminlerinin iki ila üç katı üzerine çıkarak 150 nükleer başlığa ulaşmış durumda.

Sağcı Yoon Suk-yeol’un devlet başkanı olduğu 2023 yılında Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, uluslararası toplumun Kuzey Kore’yi bir nükleer güç olarak “asla” tanımayacağını beyan etmişti.

Birleşme Bakanı Jeong’un açıklamaları, Seul’ün gelecekte Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırma hedefinden tümüyle vazgeçtiği anlamına gelmiyor; değişiklik doğrudan izlenen taktiği kapsıyor. Nitekim ABD ve Güney Kore’nin resmi söylemlerinde nükleer silahsızlanma vurgusu varlığını koruyor.

The Korea Herald’ın aktardığı haberine göre, ABD, Güney Kore ve Japonya dışişleri bakanlarının 22 Temmuz’da ASEAN toplantıları marjında gerçekleştirdiği üçlü görüşmenin ardından ortak bir bildiri yayımlandı.

Bildiride, “Bakanlar Kore Yarımadası’ndaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması hedefini korurken Kuzey Kore’ye karşı caydırıcılık duruşunu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiştir” ifadeleri yer aldı.

ABD’nin İran savaşı Güneydoğu Asya’da güven krizini derinleştiriyor

Kuzey Kore’nin yanıtı ne oldu?

ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Mayıs ayındaki zirvesinin ardından Beyaz Saray, iki liderin “Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılması yönündeki ortak hedefi teyit ettiğini” duyuran bir basın açıklaması yayımladı. Çin makamları bu ifadeyi doğrulamaktan kaçınarak görüşmede yalnızca yarımadadaki durumun ele alındığını bildirmekle yetindi.

Kuzey Kore liderinin kız kardeşi Kim Yo-jong ise ABD’nin açıklamasını tam bir uydurma ve mantıksız bir yalan olarak nitelendirdi.

Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı da resmi açıklamalarında “Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanması konusunun nihai ve geri dönülemez biçimde kapandığını” sık sık hatırlatıyor.

Pyongyang yönetimi, ülkenin nükleer güç statüsünün geri döndürülemez olduğunu ve bu statüden asla vazgeçilmeyeceğini vurguluyor.

Kuzey Kore yönetimi Mayıs 2026’da anayasada tekrar değişikliğe giderek iki Kore devletinin yeniden birleşmesine dair ifadeleri metinden çıkardı ve Güney Kore’yi de-facto bağımsız bir ülke olarak tanıdı.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 22 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Moskova’nın artık Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanması çağrılarına katılmadığını doğruladı.

Rusya’nın 2024 yılında Pyongyang ile imzaladığı müttefiklik anlaşmasının ardından netleşen bu tutuma değinen Lavrov, “Kuzey Kore etrafında, ülkeyi caydırmaya ve hatta askeri eylemlere kışkırtmaya dönük oldukça agresif oyunların oynandığı bir ortamda, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması çağrılarına artık katılmıyoruz” dedi.

Asya

Rusya’nın ‘Doğu’ya yönelişi’ hız kazanıyor: Putin, Çin sınırında yeni demiryolu hattını onayladı

Yayınlanma

Analistlere göre yeni demiryolu hattında Çin ile aynı standart ray açıklığının kullanılacak olması, Moskova’nın Pekin ile ilişkilerini güçlendirmeye yönelik ‘pragmatik’ yaklaşımının bir göstergesi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Çin ile önemli bir sınır geçiş noktasında standart ray açıklığına sahip ikinci bir demiryolu hattı inşa edilmesini öngören anlaşmayı yasalaştırdı. Moskova, bu adımla Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği (APEC) Zirvesi öncesinde Doğu’ya yönelişini hızlandırmayı ve Pekin ile ilişkilerini güçlendirmeyi hedefliyor.

Rusya’nın resmî mevzuat bilgi portalında pazartesi günü yayımlanan belgeye göre Putin, mayıs ayında Çin’e gerçekleştirdiği ziyaret sırasında Pekin ile varılan demiryolu anlaşmasının onaylanmasına ilişkin yasayı imzaladı.

İki taraf, Rusya’nın güneydoğusundaki Zabaykalsk ile Çin’in kuzeyindeki Manzhouli (Mançuli) kentlerini birbirine bağlayan sınır ötesi demiryolu üzerinde ortaklaşa yeni bir hat inşa etme konusunda anlaşmaya vardı.

Yeni hattın en önemli özelliği, Rusya’nın ulusal demiryolu ağında ağırlıklı olarak kullanılan 1.520 milimetrelik geniş ray açıklığı yerine, dünyada en yaygın kullanılan ve Çin’in de benimsediği 1.435 milimetrelik standart ray açıklığına sahip olacak olması.

South China Morning Post’a konuşan Şanghay Sosyal Bilimler Akademisi’nde Rusya ve Orta Asya uzmanı olarak görev yapan Li Lifan’a göre, standart ray açıklığına sahip ikinci hat, sınır geçişindeki yük taşıma kapasitesi üzerindeki kısıtlamaların hafifletilmesine yardımcı olacak. Böylece yük trenlerinin bekleme süreleri azalacak, doğu koridorundaki taşımacılık hizmetlerinin hızı ve güvenilirliği artacak.

Çin’den Rusya’ya giden yük trenleri, hâlihazırda Manzhouli-Zabaykalsk sınır geçişinde 1.435 milimetrelik ray açıklığına sahip tek bir hattı kullanıyor. Bu geçiş noktası, Çin ile Rusya arasındaki demiryolu yük ticaretinin yüzde 60’ından fazlasını ve Avrupa’ya yönelik yük taşımacılığının da önemli bir bölümünü karşılıyor.

Zıt yönlerde hareket eden trenlerin sınırı geçmek için sırayla aynı hattı kullanmak zorunda kalması, zaman zaman darboğazlara neden oluyor.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Fitch Ratings’in şirketler, altyapı ve proje finansmanı derecelendirmelerinden sorumlu direktörü Zoey Wang, projenin emtia, makine ve elektrikli ürünler, tüketim malları ve sınır ötesi e-ticaret yüklerinin çift yönlü sevkiyatı için daha istikrarlı taşımacılık koşulları sağlamasının beklendiğini söyledi.

Wang’a göre proje, şirketlerin sevkiyat takvimlerini daha öngörülebilir hâle getirecek ve gecikmeler, yüklerin bekletilmesi ve tedarik zincirindeki aksamalardan kaynaklanan maliyetlerin azaltılmasına yardımcı olacak.

Rus medyasının haberlerine göre Moskova, ikinci hattın Zabaykalsk sınır geçişindeki yıllık taşıma kapasitesini 2030 yılına kadar mevcut seviyenin 11 milyon ton üzerine çıkararak 39 milyon tona ulaştırmasını bekliyor.

Batı yaptırımlarının Avrupa pazarlarına erişimini kısıtlaması nedeniyle Rusya, son yıllarda ticaretini giderek daha fazla Asya’ya yönlendirdi.

Ancak uzmanlar, yeni hattın devreye alınmasının ticaret hacminde mutlaka kayda değer bir artış sağlayacağı anlamına gelmediği uyarısında bulunuyor. Uzmanlara göre bu kararın asıl önemi, arkasında yatan stratejik değerlendirmelerde bulunuyor.

Li’ye göre Rusya’nın belirlediği hedefe rağmen, ülkenin iç kesimlerindeki demiryolu altyapısının yetersizlikleri fiilî büyümeyi sınırlayacak. Çünkü yüklerin Rusya içinde daha ileri noktalara taşınabilmesi için yine 1.520 milimetrelik ray açıklığına uygun vagonlara aktarılması gerekecek.

Li, “Bu karar, ülkenin demiryolu ray açıklığı sisteminde bir değişime işaret etmiyor. Aksine, Rusya’nın Doğu’ya yönelişinin uygulama aşamasına girdiği bir dönemde yapılan pragmatik bir tercih niteliği taşıyor” dedi.

Li’nin değerlendirmesine göre Moskova, Çin ile arasındaki ticaret koridorunda yaşanan darboğazları hafifletmenin sağlayacağı faydaların, sınırdaki mevcut prosedürel engelleri korumanın getireceği maliyetlerden daha ağır bastığı sonucuna vardı.

Li ayrıca Putin’in yasayı imzalamasının zamanlamasının da bilinçli bir tercih olduğunu belirtti. Karar, bu ayın ilerleyen günlerinde Shenzhen’de düzenlenecek Asya-Pasifik Ekonomik İşbirliği Zirvesi öncesinde alındı.

Li’ye göre Moskova, “Pekin’e verdiği taahhütleri yerine getirebildiğini göstermek ve başka yerlerde de tekrarlanabilecek bir örnek oluşturmak” istiyor.

Şanghay Uluslararası Çalışmalar Enstitüleri bünyesindeki Uluslararası Strateji ve Güvenlik Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Zhao Long ise şu değerlendirmede bulundu:

“Rusya uzun süredir geniş ray açıklığı standardına bağlı kalsa da Çin ile Rusya arasındaki stratejik güven ve koordinasyonun bugün ulaştığı derinlik, özellikle kritik sınır kesimlerinde olmak üzere belirli bağlantı hatlarında standart ray açıklığına sahip demiryolları döşenmesine direnmek için artık gerçek bir neden bırakmıyor.”

Zhao sözlerini şöyle sürdürdü:

“Bu durum aynı zamanda Çin’in ekonomi, ticaret ve ulaştırma bağlantı ağlarının yalnızca Rusya üzerinde değil, tüm Avrasya kıtasında giderek artan etkisini ve çekim gücünü de yansıtıyor.”

Wang da projenin, Çin’in demiryolu teknik standartlarının ve bunlarla bağlantılı hizmetlerinin uluslararası alanda giderek daha geniş bir uygulama alanı bulduğunu gösterdiğini söyledi.

Ancak Wang, sınır geçiş kapasitesinin artırılmasının ticaret hacminde kendiliğinden buna karşılık gelen bir artışı garanti etmediği uyarısında bulundu.

Wang’a göre projenin fiilî etkisi; navlun ücretleri, gümrükler arasındaki koordinasyon, Avrupa’dan gelen talep, düzenleyici politikalar ve koridor boyunca işletme koşulları gibi bir dizi faktöre bağlı olacak.

Rus medyasının aktardığına göre ikinci hattın Rusya tarafındaki inşaat çalışmaları hâlihazırda başlamış durumda ve 2026 yılı sonuna kadar tamamlanması bekleniyor. Çin tarafındaki bölümün ise 2027 yılının başlarında bitirilmesi planlanıyor.

Okumaya Devam Et

Asya

Bangladeş’te konfeksiyon işçilerinin isyanı sürüyor

Yayınlanma

Bangladeş’te yeni kurulan ücret kurulu bugün ilk toplantısına hazırlanırken, konfeksiyon işçilerinin daha yüksek ücret talebiyle başlattığı protestolar sürüyor.

İşçilerin artan yaşam maliyetleriyle mücadele ettiği bir ortamda, hükümet ve giyim üreticileri, aylık asgari ücreti 12.500 takadan 30.000 takaya (243 dolar) çıkarmaları yönünde artan bir baskı altında bulunuyor.

Protestocular, başkent Dakka’nın çeşitli sanayi bölgelerinde polisle çatıştı. Bu durum, yüzlerce fabrikanın faaliyetlerini askıya almasına neden olurken, Çin’den sonra dünyanın en büyük ikinci giyim ihracatçısı olan Bangladeş’te sevkiyat gecikmeleriyle ilgili endişeleri artırdı.

Sektör, yaklaşık 4 milyon işçiye istihdam sağlıyor, ihracat gelirlerinin %80’inden fazlasını oluşturuyor ve H&M, Zara ve Walmart gibi markalara ürün tedarik ediyor.

Bugün (4 Kasım), Dakka’nın dış mahallelerindeki iki büyük giyim merkezi olan Savar ve Gazipur’da işçiler ile polis arasında çatışmalar çıktı.

Göstericiler yolları ve otoyolları kapatırken, polis göz yaşartıcı gaz ve ses bombaları kullandı. 

Daha fazla kargaşa yaşanacağına dair endişeler nedeniyle birçok fabrika faaliyetlerini askıya aldı.

Bangladeş’te konfeksiyon işçilerinin ücret isyanı

İşçi ve fabrika sahiplerinin temsilcilerinden oluşan altı üyeli ücret kurulunun, sektörün ücret yapısının gözden geçirilmesine ilişkin resmi görüşmelere başlaması bekleniyor.

İşçiler, gıda, barınma ve diğer yaşam maliyetlerinin yıllardır artması nedeniyle mevcut asgari ücretin artık temel hane halkı giderlerini karşılamaya yetmediğini belirtti.

Bir giyim işçisi olan Bithi Begum, “Her ay bir mücadele. Bütün gün sıkı çalıştıktan sonra kazandığımız para, temel ihtiyaçlarımızı bile zar zor karşılıyor,” dedi.

Fabrikalar ilkbahar ve yaz siparişleri için kritik bir üretim dönemine girerken, uluslararası alıcılar durumu yakından takip ediyor.

İsveçli moda perakendecisi H&M, Reuters’a yaptığı açıklamada, bazı fabrikaların geçici olarak kapandığını ama tedarik zincirinde büyük bir aksaklık yaşanmadığını belirtti.

Üreticiler, sektörün zaten artan maliyetler, güçlenen bölgesel rekabet, Orta Doğu’daki çatışmaya bağlı enerji piyasasındaki belirsizlik ve önemli ihracat pazarlarındaki zayıflayan talep nedeniyle baskı altında olduğunu belirtti.

Uzmanlar, ücret kurulunun, işçilerin taleplerini Bangladeş ekonomisinin merkezinde yer alan bu sektörün rekabet gücüyle dengeleme zorluğuyla karşı karşıya olduğunu söyledi.

Dakka Üniversitesi’nde ekonomi profesörü olan Selim Raihan, fabrikaların verimliliğini artırması halinde Bangladeş’in rekabet avantajını kaybetmeden önemli bir ücret artışını karşılayabileceğini söyledi.

Raihan, herhangi bir ücret revizyonunun enflasyonu, yaşam maliyetlerini ve fabrikaların ödeme gücünü de yansıtması gerektiğini, uluslararası alıcıların ise daha adil satın alma uygulamaları ve fiyatlar yoluyla iyileştirilmiş çalışma standartlarını desteklemesi gerektiğini belirtti.

Raihan, uzun süren işçi ayaklanmalarının, teslimat güvenilirliğini ve alıcıların güvenini sarsacağı için, yüksek ücretlerden daha büyük bir tehdit oluşturabileceğini belirtti:

“Ucuz işgücünü sektörün kalıcı rekabet stratejisi olarak görmek bir hata olur. Bangladeş, verimlilik, güvenilirlik, modernizasyon ve daha yüksek katma değerli ürünlere giderek daha fazla yönelmeli.”

Okumaya Devam Et

Asya

Kazakistan, Drujba hattı üzerinden petrol sevkiyatını yeniden başlatmak istiyor

Yayınlanma

Kazakistan, yaklaşık altı ay önce durdurulan Drujba boru hattı üzerinden petrol sevkiyatına yeniden başlamak için Rusya’ya resmi talep ilettiğini ve teknik imkanların hazır olduğunu duyurdu. Bu güzergah, Almanya’daki Schwedt rafinerisinin ham petrol ihtiyacının yüzde 20 ila 30’unu karşılıyordu.

Kazakistan, Drujba boru hattı üzerinden petrol sevkiyatını yeniden başlatmaya hazır olduğunu duyurarak Rusya tarafına resmi talep iletti.

Kazakistan Enerji Bakanı Yerlan Akkenjenov, sevkiyatın yeniden başlaması için Moskova’dan yanıt beklendiğini açıkladı.

Akkenjenov konuya ilişkin yaptığı açıklamada, “Resmi talebi şahsen, baş başa görüşmede ilettim. Kazakistan tarafı sevkiyatın yeniden başlaması konusunda Rus tarafından yanıt bekliyor. Bizim bu yönde teknik imkanımız var, Rus tarafından yanıt bekliyoruz.” dedi.

Almanya sevkiyatı alternatif rotalara yönelmişti

Drujba boru hattı üzerinden transit geçiş yaklaşık altı ay önce durdurulmuştu.

Kazak petrolünün Almanya’ya sevkiyatı, 1 Mayıs tarihinden itibaren Drujba hattı devre dışı bırakılarak alternatif güzergahlardan sağlanıyor.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, o dönemde alınan bu kararın altyapıdaki teknik kısıtlamalardan kaynaklandığını açıklamıştı.

Drujba üzerinden aktarılan Kazak petrolü, Almanya’nın Schwedt kentinde yer alan petrol rafinerisinin ihtiyacının yüzde 20 ila 30’unu karşılıyor.

Bu hat üzerinden 2025 yılında 2,1 milyon ton ham petrol taşınırken 2026 yılı için belirlenen sevkiyat hedefi 3 milyon ton seviyesindeydi.

Rus ve Kazak petrolünü Doğu ve Orta Avrupa ülkelerine ulaştıran Drujba, dünyanın en büyük ana petrol boru hattı sistemleri arasında yer alıyor.

Toplam uzunluğu 8 bin 900 kilometreyi bulan hattın 3 bin 900 kilometresi Rusya topraklarından geçiyor.

Sistemin toplam taşıma kapasitesi ise günlük 1,2 ila 1,4 milyon varil düzeyinde seyrediyor.

Bunun yanı sıra Enerji Bakanı Akkenjenov, ülkesinin orta vadeli petrol üretim projeksiyonlarına da değindi.

Kazakistan’ın üretimde mevcut plana sadık kaldığını belirten Akkenjenov, “Şimdilik plan doğrultusunda ilerliyoruz; bu yıl için hedeflenen üretim 96 milyon ton. Gelecek yılın üretim parametrelerini şu anda belirliyoruz. 2027 yılı için yaklaşık 99 milyon tonluk üretim öngörüleceğini düşünüyorum.” ifadelerini kullandı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English