Asya
Güney Kore nükleer silahsızlanma yerine barış odaklı stratejiye geçti

Güney Kore Birleşme Bakanı Jeong Dong-young, Seul yönetiminin Kuzey Kore politikasında öncelikli hedef olan nükleer silahsızlanma çizgisinden ayrıldığını ve “önce barış” yaklaşımına geçtiğini bildirdi. Seul yönetimi, Pyongyang’ın nükleer cephaneliğini büyütmesi karşısında strateji yenilerken, ABD, Çin ve Rusya’nın da bölgedeki yaklaşım dengeleri değişiyor.
Güney Kore Birleşme Bakanı Jeong Dong-young, 23 Temmuz’da düzenlediği basın toplantısında Seul yönetiminin Kuzey Kore politikasındaki eksen kaymasını kamuoyuna duyurdu.
Yonhap ajansının aktardığına göre Jeong, sol milliyetçi Lee Jae-myung’un 2025 yılında devlet başkanlığı görevine gelmesinin ardından hükümetin Pyongyang’a yönelik önceliklerini değiştirdiğini bildirdi.
Bakan Jeong, mevcut hükümetin önceki yönetimin benimsediği “öncelikli nükleer silahsızlanma” veya “tam, doğrulanabilir ve geri dönülemez denükleerizasyon” çizgisini terk ettiğini vurguladı. Jeong, Seul’ün artık “önce barış” adını verdiği yeni bir politikayı hayata geçirdiğini belirtti.
Seul yönetiminin bu yaklaşım değişikliğine gerekçe olarak Kuzey Kore’nin nükleer programını kesintisiz şekilde sürdürmesi gösterildi.
Güney Koreli yetkililer, Pyongyang’ın nükleer cephaneliğini artırmayı durdurması halinde her iki tarafa da karşılıklı fayda sağlayabilecek yeni bir strateji üzerinde çalışıyor.
Bakan Jeong, ABD ve Çin’in de Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanmasına yönelik eski yaklaşımlarını gözden geçirdiğini ileri sürdü.
Jeong, temel hedefin Pyongyang ile durma noktasına gelen müzakereleri yeniden başlatmak olduğunu kaydetti. Ancak Kuzey Kore yönetimi müzakere çağrılarına olumsuz yanıt vermeyi sürdürüyor.
Pyongyang’ın nükleer statüsü
Kuzey Kore Kore İşçi Partisi Merkez Askeri Komisyonu, Temmuz 2026’da Kore Halk Ordusu’nun nükleer kapasitesini genişletme ve güçlendirme kararı aldı. Kuzey Kore parlamentosu ise 2023 yılında anayasada değişikliğe giderek ülkenin askeri nükleer program geliştirme hakkını yasal güvenceye bağlamıştı.
Kore Savunma Analizleri Enstitüsü’nün (KIDA) 2025 verilerine göre Kuzey Kore, Batılı araştırma merkezlerinin tahminlerinin iki ila üç katı üzerine çıkarak 150 nükleer başlığa ulaşmış durumda.
Sağcı Yoon Suk-yeol’un devlet başkanı olduğu 2023 yılında Güney Kore Dışişleri Bakanlığı, uluslararası toplumun Kuzey Kore’yi bir nükleer güç olarak “asla” tanımayacağını beyan etmişti.
Birleşme Bakanı Jeong’un açıklamaları, Seul’ün gelecekte Kuzey Kore’yi nükleer silahlardan arındırma hedefinden tümüyle vazgeçtiği anlamına gelmiyor; değişiklik doğrudan izlenen taktiği kapsıyor. Nitekim ABD ve Güney Kore’nin resmi söylemlerinde nükleer silahsızlanma vurgusu varlığını koruyor.
The Korea Herald’ın aktardığı haberine göre, ABD, Güney Kore ve Japonya dışişleri bakanlarının 22 Temmuz’da ASEAN toplantıları marjında gerçekleştirdiği üçlü görüşmenin ardından ortak bir bildiri yayımlandı.
Bildiride, “Bakanlar Kore Yarımadası’ndaki son gelişmelere ilişkin değerlendirmelerde bulunmuş, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması hedefini korurken Kuzey Kore’ye karşı caydırıcılık duruşunu sürdürme kararlılıklarını teyit etmiştir” ifadeleri yer aldı.
ABD’nin İran savaşı Güneydoğu Asya’da güven krizini derinleştiriyor
Kuzey Kore’nin yanıtı ne oldu?
ABD Başkanı Donald Trump ile Çin Devlet Başkanı Xi Jinping’in Mayıs ayındaki zirvesinin ardından Beyaz Saray, iki liderin “Kuzey Kore’nin nükleer silahlardan arındırılması yönündeki ortak hedefi teyit ettiğini” duyuran bir basın açıklaması yayımladı. Çin makamları bu ifadeyi doğrulamaktan kaçınarak görüşmede yalnızca yarımadadaki durumun ele alındığını bildirmekle yetindi.
Kuzey Kore liderinin kız kardeşi Kim Yo-jong ise ABD’nin açıklamasını tam bir uydurma ve mantıksız bir yalan olarak nitelendirdi.
Kuzey Kore Dışişleri Bakanlığı da resmi açıklamalarında “Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanması konusunun nihai ve geri dönülemez biçimde kapandığını” sık sık hatırlatıyor.
Pyongyang yönetimi, ülkenin nükleer güç statüsünün geri döndürülemez olduğunu ve bu statüden asla vazgeçilmeyeceğini vurguluyor.
Kuzey Kore yönetimi Mayıs 2026’da anayasada tekrar değişikliğe giderek iki Kore devletinin yeniden birleşmesine dair ifadeleri metinden çıkardı ve Güney Kore’yi de-facto bağımsız bir ülke olarak tanıdı.
Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov da 22 Temmuz’da yaptığı açıklamada, Moskova’nın artık Kuzey Kore’nin nükleer silahsızlanması çağrılarına katılmadığını doğruladı.
Rusya’nın 2024 yılında Pyongyang ile imzaladığı müttefiklik anlaşmasının ardından netleşen bu tutuma değinen Lavrov, “Kuzey Kore etrafında, ülkeyi caydırmaya ve hatta askeri eylemlere kışkırtmaya dönük oldukça agresif oyunların oynandığı bir ortamda, Kore Yarımadası’nın nükleer silahlardan arındırılması çağrılarına artık katılmıyoruz” dedi.
Asya
ABD’nin İran savaşı Güneydoğu Asya’da güven krizini derinleştiriyor

ABD ile İran arasında devam eden savaş ve Hürmüz Boğazı’nın tıkanması, Güneydoğu Asya ekonomilerinde ağır hasara yol açarken bölge ülkelerinin Washington’a olan güvenini sarsıyor. Filipinler’deki ASEAN Zirvesi’nde dışarıya verilen olumlu görüntülere rağmen diplomatlar, ABD’nin bölgesel ekonomik yansımaları öngörememesinden ve savaşı sonlandıracak somut adımlar atmamasından şikayetçi.
ABD ile İran arasında süregelen savaşın bölgesel etkileri, Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN) üyesi ülkelerde büyük bir huzursuzluk yaratıyor.
Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenen ve perşembe günü sona eren üç günlük ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda kameralara yansıyan sıcak görüntülere rağmen, bölge diplomasisinin arka planında Washington yönetimine yönelik öfke tırmanıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki felç hali, bölge ülkelerine yönelik petrol ve doğalgaz sevkiyatını boğarak Güneydoğu Asya ekonomilerini ağır bir yük altına soktu.
Savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı, Asya hükümetlerinin ABD’yi bölgesel barış ve ekonomik istikrarın garantörü olarak görme yaklaşımını yeniden değerlendirmelerine neden oluyor.
Washington’a yönelik tepki ve planlama eksikliği
Manila’daki zirvede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio güleryüzle ve olumlu bir söylemle karşılanmış olsa da bölge diplomatları sabırlarının tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.
Washington’da görev yapan ve üçü ASEAN ülkelerini temsil eden dört Asyalı diplomat, hükümetlerinin ABD’nin çatışmanın bölgesel ekonomik artçı şoklarını öngörememesinden ötürü büyük bir şaşkınlık ve tepki içinde olduğunu aktardı.
Politico dergisine konuşan diplomatlar, Yemen’deki Husilerin salı günü Suudi petrol ve doğalgaz trafiği için kritik bir su yolunu abluka altına almasıyla daha da şiddetlenen ve ucu açık bir hal alan bu çatışmanın sorumluluğunu ABD’ye yüklüyor.
Washington’da konuşlu bir ASEAN diplomatı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“İran savaşı, birçok Güneydoğu Asya liderinin ABD’nin küresel liderliğine dair genel kaygılarını pekiştirdi. ASEAN’da kimse Körfez’de yeni bir büyük çatışmayla uyanmak istemiyordu ancak yaşanan bu oldu. Birkaç hafta içinde yükselen enerji fiyatlarını, aksayan deniz taşımacılığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir şoka ne kadar açık olduğumuza dair tartışmaları yönetmek zorunda kaldık.”
ASEAN tarafları doğrudan hedef almaktan kaçındı
Diplomatik hassasiyetler nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Manila’daki delegasyonlarla temas halinde olduklarını kaydetti.
Yaşanan gerilimin bir yansıması olarak ASEAN dışişleri bakanları salı günü yaptıkları ortak açıklamada, ne Tahran’ı ne de Washington’ı doğrudan hedef almayan hassas bir dille “çatışmaların derhal ve tamamen durdurulması” çağrısında bulundu.
Toplam 11 üyesi bulunan ASEAN; Filipinler, Tayland ve Singapur gibi ABD ile köklü savunma ve ekonomi bağlarına sahip ülkeleri bünyesinde barındırıyor.
Ancak İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO müttefiklerine yönelik fon baskıları, Grönland’ın egemenliğine dönük söylemleri ve Kanada hakkındaki beyanlarıyla halihazırda yıpranmış olan güvenilirlik algısını daha da zayıflattı.
Filipinler Dışişleri Bakanı Maria Theresa Lazaro da konferanstaki konuşmasında bölge genelinde yayılan “derin jeopolitik ve jeoekonomik belirsizliğe” dikkati çekerek savaşın birlik üzerindeki baskılarını teyit etti.
Enerji krizi ve günlük hayata yansımaları
İran savaş kaynaklı benzin kıtlığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar nedeniyle Filipinler mart ayında ulusal acil durum ilan etmek zorunda kalmıştı.
Tayland ve Endonezya ise azalan tedarik karşısında benzin tüketimini düşürmek amacıyla kamu çalışanlarına evden çalışma çağrısında bulundu. Yükselen enerji maliyetleri, bölge genelinde enflasyonu tırmandırırken krizin hafifleyeceğine dair bir emare görülmüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, zirve sırasında yaptığı açıklamada savaş öncesi enerji arzı seviyelerine kısa sürede dönüleceğine dair umut vermedi.
İran yönetimine işaret eden Rubio, çarşamba günü yaptığı konuşmada, “Şu anda yaşadığımız sorun, müzakereler konusunda ciddi olmamalarıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bu söylem Asyalı muhatapları nezdinde karşılık bulmadı. Bir ASEAN diplomatı, Rubio’nun yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:
“Rubio’nun söylemi ‘Yüzde 100 ASEAN ile birlikteyiz’ şeklindeydi ancak yatırım ve enerji işbirliği konusunda yalnızca muğlak vaatler sundu. Stratejik Petrol Rezervi’nin kullanıma açılması gibi somut bir mekanizma veya doğrudan Hürmüz Boğazı’na bağlanan hiçbir somut çözüm getirmedi.”
Çin seçeneği ve stratejik denge
ABD’nin güvenilmez bir ortak haline geldiği algısı, bölge ülkelerini alternatif olarak Çin’e yöneltiyor.
Pew Araştırma Merkezi’nin geçen hafta yayımladığı bir ankete göre; Tayland, Singapur, Endonezya ve Malezya’da kamuoyu belirgin bir şekilde Çin’i ABD’ye tercih ettiğini ortaya koydu.
Washington’da görev yapan başka bir ASEAN diplomatı, iç tartışmaları şu sözlerle aktardı:
“İran savaşının etkileri, bastırılması son derece zor olan bir iç tartışmayı besliyor: Çin’i seçin, çünkü üst kademeleri bize saygı duymayan kibirli insanlar olsa da daha güvenilirler, daha öngörülebilirler, gerçek kaynaklara ve güce sahipler; üstelik şımarık ve aşırı nazlı Amerika gibi makul olmayan taleplerde bulunmuyorlar.”
Üçüncü bir Asyalı diplomat ise bölge ülkelerinin artık ABD ile ilişkilere şüphe ve belirsizlikle yaklaştığını, Washington’ın angajmanını sürdürmesini garanti olarak görmediğini vurguladı.
Krizin etkileri fiziki enerji tedarikiyle sınırlı kalmayıp finansal alana da yayılıyor. İkinci diplomat, bölgedeki bankaların, sigorta şirketlerinin ve ticaret evlerinin endişelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Mesele sadece savaşın kendisi değil, onunla birlikte gelen yaptırım ekosistemi. Bölgedeki kurumlar ‘Sıradaki biz miyiz? Bir kargo yanlış limandan geçti veya bir işlem yanlış bir tarafa temas etti diye yanlışlıkla ABD yaptırımlarının hedefi mi olacağız?’ sorusunu soruyor.”
Şu ana kadar yaşanan hoşnutsuzluk kapalı kapılar ardında yürütülen temaslarda kalırken, ülkeler henüz ABD’den tamamen uzaklaşacak somut adımlar atmış değil.
Dördüncü bir ASEAN diplomatı, “Eleştirmek ASEAN’ın tarzı değildir. ASEAN ülkeleri için asıl soru, ABD ile daha fazlasını yapıp aşırı bağımlılık riskini göze alarak daha yüksek bir bedel ödemeye değip değmeyeceği ya da alternatifler arayıp aramayacağıdır” dedi.
Yine de Beijing’e tam bir kayma yaşanması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Güneydoğu Asya ülkeleri, Çin’in bölgedeki askeri varlığını dengelemek adına ABD’nin varlığını kritik görüyor.
Çin Sahil Güvenliği’nin Güney Çin Denizi’nde Filipinler karasularına girerek bir Filipinli denizciyi yaralaması ve Pekin’in pazar günü Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinde gerçekleştirdiği ilk canlı mühimmatlı deniz tatbikatı, Pekin kaynaklı risklerin devam ettiğini hatırlatıyor.
Buna karşın Asya ülkeleri, ABD politikalarının ekonomik zararlarına karşı korunma yolları arıyor. İlk diplomat, Manila’daki tablonun özünü şu sözlerle özetledi:
“Birçok ülke ABD’ye veya Çin’e aşırı bağımlı olma konusunda daha temkinli davranıyor; tüm yumurtaları tek bir sepete koymak istemedikleri için farklı ortaklar bulmaya çalışıyorlar. Bu haftaki gülücük saçan fotoğrafların arkasındaki gerçek hikaye budur.”
Asya
Modi sınav sorusu sızıntılarına karşı hızlı yargılama sözü verdi, ancak protestocular istifa istiyor

Hindistan Başbakanı Narendra Modi, perşembe günü yaptığı açıklamada, sınav sorularının sızdırılmasından sorumlu kişilerin yargılanması için “hızlandırılmış mahkemeler” kurulacağını söyledi.
Bu, eğitim bakanının istifasını isteyen gençlerin günlerdir süren protestolarının ardından Modi’nin konuya ilişkin ilk açıklaması oldu.
Ancak protestocular ve muhalefet partileri Modi’nin önerisini hızla reddederek önce Eğitim Bakanı Dharmendra Pradhan’ın istifa etmesi gerektiğini vurguladı. Muhalefet grupları bu hafta üst üste dördüncü gün parlamentonun çalışmalarını durduru.
Protestocular, çarşamba günü geç saatlerde Yeni Delhi sokaklarında polisle kısa süreli çatışmaya girdi. Polis, göstericilere göz yaşartıcı gaz kullandı ve coplarla müdahale etti.
Protestolar, Modi’nin 2014’te iktidara gelmesinden bu yana karşı karşıya kaldığı en büyük gençlik hareketine dönüştü. Muhalefet partileri de gençlerin taleplerine destek verdi ve bu hafta başlayan parlamentonun muson dönemi oturumlarını aksattı.
Bu gelişmeler, Modi’nin 2024’te başlayan üçüncü dönemindeki en büyük siyasi kriz olarak değerlendiriliyor.
Modi, X hesabından yaptığı paylaşımda, “Gençlerimizin refahı ve geleceğinden daha önemli hiçbir şey yoktur” dedi.
“Sınav sorularının sızdırılmasına karışanların hızlı ve ağır biçimde cezalandırılmasını sağlamak için hızlandırılmış mahkemeler kurmaya karar verdik” diyen Modi, gençlerin geleceğine zarar vermeye çalışanların bağışlanmayacağını belirtti.
Hızlandırılmış mahkemeler, davaların yıllarca sürebildiği, aşırı iş yükü altındaki ve yavaş işleyen Hindistan adalet sistemindeki olağan süreçleri aşarak dosyaları kısa sürede sonuçlandırmak amacıyla kuruluyor.
Bu tür özel mahkemeler daha önce kadınlara ve çocuklara yönelik cinsel suçlar, terörizm, kara para aklama ve milletvekilleri tarafından işlenen suçlarla ilgili davalara bakmak üzere oluşturulmuştu.
CJP ve Gandhi açıklamadan tatmin olmadı
Kendisine “Hamamböceği Halk Partisi” adını veren Cockroach Janta Party (CJP), yaklaşık 2 milyon öğrenciyi etkileyen ve bazı intihar vakalarıyla ilişkilendirilen sınav sorusu sızıntılarına karşı geçen ay protestolar başlattı.
CJP Sözcüsü Ashutosh Ranka, sorular sızdırıldıktan sonra mahkemelerin ne yapacağının meselenin yalnızca bir boyutu olduğunu söyledi.
Ranka, Hintçedeki saygı ifadesini kullanarak, “Ama Modi-ji, bize önce bu ülkede sınav sorularının neden sızdırıldığını anlatın” dedi.
“Bu ülkede neredeyse her mesele için hızlandırılmış mahkemeler kuruluyor. Ancak bu mahkemelerin söz konusu sorunları gerçekten çözüp çözmediğine ilişkin sorunun yanıtını siz de biliyorsunuz, biz de” diye ekledi.
CJP’nin kurucusu Abhijeet Dipke ise Pradhan istifa edene kadar protestoların süreceğini söyledi.
Hindistan’ın ana muhalefet partisi Kongre’nin lideri Rahul Gandhi, gençlerin geleceğine en büyük zararı Modi’nin verdiğini savundu.
Muhalefet milletvekilleri, parlamento binasının dışında Pradhan’ın istifasını isteyen pankartlar taşıdı ve sloganlar attı. Daha sonra içeride oturumları aksatarak meclis çalışmalarının defalarca durdurulmasına yol açtı.
Modi’nin Bharatiya Janata Partisi’nden (BJP) ve müttefiklerinden milletvekilleri ise sınav sorularının sızdırılması konusunun parlamentoda görüşülmesi çağrısıyla karşı gösteri düzenledi.
Modi hükümetindeki bakanlar, muhalefetin konu hakkında parlamentoda tartışma yapılmasını kabul etmediğini ve bu nedenle samimi davranmadığını savundu.
Delhi metrosunda istasyonlar kapatıldı
Perşembe öğleden sonra binlerce gösterici yeniden alana döndü. Yoğun güvenlik önlemleri altında hükümet karşıtı pankartlar taşıyan kalabalık sloganlar attı.
Delhi Metro Rail Corporation, güvenlik kaygıları nedeniyle perşembe günü Yeni Delhi’nin merkezi ve çevresindeki 16 istasyonun ikinci bir duyuruya kadar kapatıldığını açıkladı. Bu, hafta içinde güvenlik gerekçesiyle gerçekleştirilen ikinci geniş çaplı istasyon kapatma kararı oldu.
Protestocuların süren baskısına karşılık Modi hükümeti, CJP liderleriyle bir tur görüşme gerçekleştirdi. Hükümet, taleplerin değerlendirileceği ve sınav sisteminde reform sürecinin başlatılacağı güvencesini verdi.
CJP protestoları başlangıçta çevrim içi bir hareket olarak ortaya çıkmıştı. Hareketin milyonları bularak hızla büyümesi, iş imkânlarının yetersizliği ve sık sık yaşanan sınav sorusu sızıntıları gibi sorunlar nedeniyle genç Hintliler arasında biriken öfkeyi yansıtıyor.
Protestolar aynı zamanda muhalefet partilerine Modi ve BJP üzerinde baskı kurmak için bir fırsat sundu. Genç seçmenleri temel seçmen kitlesinin önemli bir parçası olarak gören BJP, Modi’nin parlamentoda tek başına çoğunluğu elde edemediği 2024 seçimlerindeki beklenmedik sonucun ardından bir dizi eyalet seçimini kazanmıştı.
Asya
Çin yapay zekâsının OpenAI ajanını durdurması ABD kısıtlamalarının bedelini gösterdi

Çin yapay zekâsının kontrolden çıkan OpenAI ajanını durdurmadaki rolü, ABD’nin güvenlik kısıtlamalarının bedelini gösterdi
New York merkezli bir girişimin, OpenAI teknolojisiyle geliştirilen ve kontrolden çıkan bir ajanı dizginlemek için Çinli bir yapay zekâ modelinden yararlanması, ABD’li yapay zekâ şirketlerinin siber güvenlik çalışmalarına getirdiği kısıtlamaların müşterileri Pekin merkezli rakiplere yöneltebileceği endişelerini artırdı.
Olaydan etkilenen Hugging Face adlı girişim, önde gelen ABD yapay zekâ modellerinin savunmacı ile saldırganı birbirinden ayıramayarak görevi reddetmesinin ardından, saldırıdan elde edilen verileri analiz etmek için geçen hafta Zhipu AI’ın açık kaynaklı GLM-5.2 modeline başvurduğunu açıkladı.
İhlale, sınırlandırıldığı ortamdan kaçan otonom bir ajan yol açtı. Ancak olay, yapay zekâ destekli siber saldırılarla karşı karşıya kalan ABD’li şirketlerin, en gelişmiş modellerine erişimi kısıtlayan veya güvenlik kaygıları nedeniyle modellerini bilgisayar korsanlığıyla ilgili görevleri reddedecek şekilde tasarlayan Amerikan yapay zekâ laboratuvarları yüzünden nasıl sınırlanabileceğini ortaya koydu.
Örneğin Anthropic’in gelişmiş Claude Fable 5 modeli, siber güvenlik sorgularını daha eski bir modele yönlendirirken OpenAI’ın GPT-5.6 Sol modeli de siber çalışmaların önünü kesmek üzere tasarlanmış korumalara sahip.
Hugging Face’in kurucu ortağı Clement Delangue, X platformunda yaptığı paylaşımda, “Hepimiz gizliliğin çözüm olmadığını ve dünyanın her yerindeki bütün savunmacıların, yalnızca seçilmiş birkaç kişinin değil, özellikle de açık kaynaklı olmak üzere daha güçlü ve kısıtlamasız modellere ihtiyaç duyduğunu öğreniyoruz” dedi.
Önde gelen Amerikan model geliştiricilerinin karşı karşıya olduğu ikilem, savunma amaçlı siber güvenlik çalışmalarını kötü niyetli bilgisayar korsanlığından ayırmanın çoğu zaman zor olması. Yakın dönemde yapay zekâ kullanılan bazı siber saldırılarda saldırganlar, modelleri meşru bir savunma faaliyeti yürüttüklerine inandırdı. Bu durum, siber güvenlik uzmanları koruma önlemlerinin çalışmalarını aksatabildiğini söylese de yapay zekâ şirketlerini güvenlik kısıtlamalarını gevşetme konusunda temkinli davranmaya itiyor.
Şimdilik bu gelişmeler, daha düşük maliyetle OpenAI ve Anthropic’in modellerine yaklaşan kodlama ve otonom ajan yetenekleri sayesinde Silikon Vadisi’nde giderek daha fazla benimsenen GLM-5.2 gibi Çin menşeli açık kaynaklı modellere yeni bir avantaj sağlıyor.
Pekin de yüksek riskli yapay zekâ yarışında kendisini ABD’ye alternatif olarak konumlandırmak amacıyla açık kaynak stratejisini giderek daha fazla kullanıyor. Çin medyası bu yaklaşımı, ABD öncülüğünde bir “yapay zekâ Demir Perdesi” kurma girişimine karşılık olarak sunuyor.
King’s College London Savaş Çalışmaları Bölümü’nde misafir kıdemli araştırmacı ve bağımsız teknoloji danışmanı Lukasz Olejnik, “Güçlü modeller saldırganların erişimine açık kalırken meşru savunmacıları kısıtlayan bir güvenlik rejimi, asimetrik bir dezavantaj yaratıyor” dedi.
Reuters’a değerlendiren Olejnik, “Açık kaynaklı modeller giderek güçlenirken herhangi bir güvenlik bariyerine veya kısıtlamaya sahip olmadıkları için bu fark daha da büyüyecek” ifadelerini kullandı.
Açık kaynaklı modellerin artan önemi
Güvenlik önlemlerinin siber güvenlik çalışmalarını engelleyip engellemediği sorusuna OpenAI bir blog yazısını işaret ederek yanıt verirken Anthropic, yorum talebine hemen karşılık vermedi.
ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, salı günü yayımladığı blog yazısında, “Hugging Face’i güvenilir erişim programımıza dahil ettik ve savunmalarını geliştirmek için modellerimizin yeteneklerinden hızla yararlanmaları konusunda ekiplerine destek veriyoruz” ifadelerini kullandı.
Hugging Face’in desteği, Pekin merkezli Zhipu AI açısından GLM-5.2’nin geçen ay piyasaya sürülmesinden bu yana yakaladığı ivmeyi daha da güçlendirdi.
Model, OpenRouter gibi geliştirici platformlarının kullanım sıralamalarında hızla yükseldi ve Snowflake Üst Yöneticisi Sridhar Ramaswamy’den girişim sermayedarı Marc Andreessen’e kadar birçok ismin övgüsünü aldı.
Bu ayın başında Hong Kong’da gerçekleştirdiği hisse satışıyla yaklaşık 4 milyar dolar toplayan Zhipu AI’ın hisseleri de ocak ayındaki halka arzından bu yana yaklaşık dokuz kat değerlendi.
Bununla birlikte bazı analistler çarşamba günü yaptıkları değerlendirmelerde, bu olayın ABD’nin güvenlik önlemlerinin gevşetilmesini savunmak için kullanılmaması gerektiği uyarısında bulundu.
Robert W. Baird analisti Shrenik Kothari, “ABD’nin en gelişmiş yapay zekâ modellerindeki siber güvenlik kısıtlamaları rekabet açısından bir fırsat yaratıyor, ancak çözüm bunları basitçe kaldırmak değil” dedi.
Kothari, “OpenAI, Anthropic ve Google güvenlikten vazgeçmek yerine erişim mimarisini yeniden düşünmeli. Başka bir ifadeyle, herkese uygulanan tek tip bir ret katmanından kontrollü yetenek tahsisine geçilmeli” değerlendirmesinde bulundu.
Görüş2 hafta önceTahran’da iki kritik isimle konuştum: İran kendisini nasıl görüyor?
Diplomasi2 hafta önceFT: Çin’e bağımlılığı azaltmanın Batı’ya maliyeti 23 trilyon doları aşabilir
Avrupa1 hafta önceİngiltere çelik üreticisi British Steel’i kamulaştırdı
Ortadoğu2 hafta önceİran Dışişleri: Hakan Fidan’ın karşılaştırması hayret verici ve yanlıştır
Görüş1 hafta önceNATO 2.9: Atlantik cephesinin çok kutuplu paradoksu
Rusya1 hafta önceRus bankalarından Türkiye’deki ödemelere blokaj
Amerika2 hafta önceLindsey Graham’a muhtaç olan sistem
Asya2 hafta önceÇin küresel kaz ciğeri üretiminin yeni merkezi oldu








