Asya
Güney Kore, Trump’la yaptığı 350 milyar dolarlık anlaşmanın gereğini yerine getirecek mi?

Güney Kore ve ABD arasındaki anlaşmanın imzalanmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçerken Washington’da rahatsızlık büyüyor.
Güney Kore’nin ABD Başkanı Donald Trump’la ABD’ye 350 milyar dolar yatırım yapma konusunda anlaşmasının üzerinden neredeyse bir yıl geçti. Ancak bugüne kadar henüz hiçbir yatırım için para taahhüdünde bulunulmadı. Bu durum Washington’da rahatsızlığı artırırken Seul’de de endişeye yol açıyor.
Güney Kore medyasında Teksas’ta doğalgazla çalışan bir elektrik santrali ve nükleer enerji santralleri de dahil olmak üzere çeşitli projelerin gündemde olduğuna ilişkin spekülasyonlar çıktı. Ancak Seul yönetimi bu iddiaları hızla yatıştırmaya çalıştı.
Seul bu hafta yaptığı açıklamada, “ABD yatırımları konusunda ne belirli yatırım alanları ve bunların açıklanacağı tarihler ne de ilk para transferinin miktarı ve zamanı kesinleşmiş durumda” dedi.
Konu hakkında bilgi sahibi bir ABD’li kaynak, Financial Times’a, Seul’ün “artık harekete geçmesi” gerektiğini, aksi halde Trump’ın sert tepki gösterme riskiyle karşı karşıya kalacağını söyledi. Bir başka kaynak ise yatırım sürecindeki gecikmelere ilişkin duyulan rahatsızlığın, Trump’ın geçen ay ABD’nin İran’a karşı yürüttüğü kampanyaya yeterince destek vermediği gerekçesiyle Güney Kore’yi özellikle hedef almasının nedenlerinden biri olduğunu öne sürdü.
Washington merkezli danışmanlık şirketi The Asia Group’un ortağı Jennifer Lee, “ABD hükümeti içinde ciddi bir rahatsızlık birikiyor. Özellikle de Kore’nin kaydettiği ilerleme, Japonya’nın peş peşe açıkladığı yatırım paketleriyle kıyaslandığında yavaş görünüyor” dedi.
Taahhüt, geçen yıl Trump’ın Güney Kore mallarına uygulamakla tehdit ettiği yüzde 25’lik tarifeleri yüzde 15’e düşürmesini öngören anlaşmanın bir parçasıydı. Seul ayrıca gemi inşasına 150 milyar dolar, stratejik sektörlere ise 200 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Yıllık yatırım tutarı 20 milyar dolarla sınırlandırıldı.
Japonya da benzer bir anlaşma kapsamında ABD’ye 550 milyar dolar yatırım yapmayı kabul etti. Ancak Japonya için yıllık bir üst sınır bulunmuyor ve Tokyo daha hızlı hareket etti. Japonya, Ohio’da 33 milyar dolarlık doğalgaz santrali ile Tennessee ve Alabama’da toplam 40 milyar dolara kadar çıkabilecek küçük modüler nükleer reaktör projeleri dahil çeşitli yatırımlar açıkladı.
Trump bu tür yatırım taahhütlerini son derece işlemsel bir çerçevede ele aldı. Daha önce Güney Kore’nin 350 milyar dolarlık taahhüdünü “peşin” ödenecek para olarak tanımlamıştı. Trump’ın ticaret danışmanı Peter Navarro ise Japonya’yla yapılan anlaşmayı “esas itibarıyla açık çek” olarak nitelemişti.
Başkan Lee Jae Myung, geçen kasım ayında anlaşmayı Güney Kore kamuoyuna anlatırken yatırımların “yalnızca ticari olarak uygulanabilir projelere” yapılacağını söylemişti.
Kore Ulusal Diplomasi Akademisi Profesörü Min Jeong-hun da projelerin ekonomik açıdan mantıklı olmadığı durumda şirketlerin yatırım yapmayacağını söyledi.
“Yapmazlar. Kore’nin temkinli davranmaktan başka seçeneği yok” diyen Min, “Başkan Trump hızlı ilerleme görmek istiyor. Tarafların pozisyonları farklı” ifadelerini kullandı.
Koreli şirketler ayrıca geçen eylülde ABD göçmenlik yetkililerinin Georgia’daki Hyundai-LG Energy Solution batarya fabrikasına düzenlediği baskından da ciddi şekilde rahatsız olmuştu. Olayın hemen ardından Başkan Lee, bunun Koreli şirketleri ABD’de yatırım yapmak konusunda “son derece tereddütlü” hale getirebileceği uyarısında bulunmuştu.
The Asia Group’tan Lee de iki hükümet arasında neyin üzerinde anlaşmaya varıldığı konusunda “gerçek bir yorum farkı” bulunduğunu kabul etti. Washington’ın tek tek projelerde daha büyük çaplı yatırımlar ve projelerin seçiminde daha fazla söz hakkı istediğini belirtti.
Washington ayrıca Samsung Electronics ve SK Hynix’in ABD’de gelişmiş bellek çipi üretimine yatırım yapması yönünde baskı uyguluyor. Ancak sektörün stratejik önemi ve çip üreticilerinin Güney Kore’de halihazırda üstlendikleri büyük yatırım taahhütleri nedeniyle bu talepler Seul açısından son derece hassas.
Buna karşılık gemi inşa sektörü, Seul’ün elinde belli ölçüde pazarlık gücü bulunan alanlardan biri.
ABD, küresel ticari gemi tonajının yalnızca yüzde 0,2’sini üretirken Güney Kore, Çin’in ardından dünyanın en büyük ikinci gemi üreticisi konumunda. Trump’ın ABD gemi inşa sektörünü canlandırma planları da Kore teknolojisinin ve uzmanlığının Amerikan tersanelerine taşınmasını öngörüyor.
King’s College London’dan Ramón Pacheco Pardo, “Benim izlenimim, Trump’ın müttefiklerle ilişkilerinde benimsediği işlemsel yaklaşımın bir zaferi olarak sunabileceği büyük ölçekli yatırımlar görmek istediği yönünde” dedi.
Bazı uzmanlar ise Seul’ün bekleyerek kendi işini daha da zorlaştırdığını savunuyor.
Korea Economic Institute of America’dan Troy Stangarone, “Kore’nin ilk yatırım projesini açıklaması kritik önem taşıyor” dedi.
Stangarone, “Kore geciktikçe yönetimde, Güney Kore’nin taahhüdünden sıyrılmaya çalıştığı yönünde bir algı oluşması riski artıyor” ifadelerini kullandı.
Kasım ayında yapılacak ABD ara seçimleri de baskıyı artırabilir.
Ewha Womans Üniversitesi Profesörü Park Won Gon, “Trump açısından bakıldığında, ABD’de yatırımların gerçekleşmesi gerekiyor ki bunu seçim kampanyasında kullanabilsin” dedi.
Yatırım anlaşmazlığı, ABD-Güney Kore ilişkilerinin başka boyutlarıyla da iç içe geçmiş durumda.
Trump 16 Ağustos’ta, Kuzey Kore’yi caydırmayı amaçlayan yıllık Ulchi Freedom Shield askeri tatbikatının kapsamının daraltılması talimatını verdi. Ertesi gün ABD Başkanı, “Sizi Kim Jong Un’dan korumak için orada 39 bin askerimiz var… ve siz İran’daki çok kolay bir askeri operasyonda bize yardım etmeyeceksiniz. Bu garip” dedi.
Bununla birlikte ABD, Güney Kore ve Japonya’nın ortaklaşa düzenlediği beş günlük ayrı bir askeri tatbikat bu hafta planlandığı şekilde başladı. Tatbikatın kapsamı veya süresinde herhangi bir değişiklik yapıldığı bildirilmedi.
Seul, İran konusunda ABD’ye nasıl yardımcı olabileceğine ilişkin seçenekleri değerlendirdiğini söylüyor. Ancak İran Dışişleri Bakanlığı pazartesi günü, Güney Kore’nin Körfez ve Hürmüz Boğazı’ndaki operasyonlara katılmasının “ciddi sonuçları” olabileceği uyarısında bulundu.
Stangarone ise Hürmüz’de olası bir angajmanın Güney Kore’ye yatırım konusunda herhangi bir avantaj sağlamayabileceği görüşünde.
“Bir konuşlanma açıklamasının Kore’ye yatırım meselesinde herhangi bir esneklik sağlayacağını düşünmüyorum” diyen Stangarone, “Bu, kazanımlarını azamiye çıkarmaya çalışan bir [ABD] yönetimi” ifadelerini kullandı.
Pacheco Pardo’ya göre Trump, ilave baskı aracı olarak Washington’ın geçen yıl Seul’ün nükleer enerjili denizaltı edinme planlarını destekleme yönündeki anlaşmasından da “geri adım atabilir” ya da Kore’deki Amerikan askerlerini çekmekle tehdit edebilir.
Pacheco Pardo, ABD-Güney Kore ittifakının “temellerinin” güçlü olduğunu söylese de şu değerlendirmeyi yaptı:
“Trump’ın müttefiklere ilişkin görüşleri dikkate alındığında, Trump görevde kaldığı sürece ilişkiler çalkantılı olmaya devam edecek.”
Asya
Çin yapay zekada yetenek sunumundan üretim altyapısını açmaya geçiyor

Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, büyük dil modellerinde bilgi işlem maliyetlerini ve güç tüketimini düşürmek amacıyla geliştirdiği DeepInfer çıkarım altyapısını açık kaynak olarak kullanıma sundu. Sistem çatısı altındaki tek bir küme günde 155 trilyon belirteç işlerken, hem NVIDIA hem de Huawei donanımlarında çalışabiliyor.
Çinli yapay zeka girişimi DeepSeek, geniş ölçekli çıkarım süreçlerinde işlem gücü maliyetlerini ve enerji tüketimini azaltmak amacıyla geliştirdiği kurum içi çıkarım altyapısı DeepInfer’ı açık kaynak olarak paylaştı.
Salı günü WeChat hesabı üzerinden yapılan açıklamaya göre bu adım, yazılım geliştiricilerin ve işletmelerin yüksek hacimli yapay zeka operasyonlarında veri işleme hızını artırmalarını ve gecikme sürelerini düşürmelerini hedefliyor.
İsmi belirtilmeyen Çinli bir uzman, Global Times gazetesine verdiği demeçte, açık kaynaklı modellerden açık kaynaklı çıkarım altyapılarına geçişin önemli bir dönüşüme işaret ettiğini söyledi.
Uzmana göre Çinli teknoloji şirketleri “yetenekleri erişime açma” aşamasından “üretkenliği erişime açma” evresine geçiyor; bu da kurulum maliyetlerini düşürerek öncü modellerin sağlık, eğitim ve üretim gibi alanlarda pratik uygulamalara dönüşmesini kolaylaştırıyor.
DeepSeek, model eğitiminin yapay zekanın öğrenme süreci, çıkarımın ise bu bilginin insanlar için somut bir faydaya dönüştüğü aşama olduğunu belirtti.
Günümüzde geleneksel sınırları aşan devasa kullanıcı talepleri karşısında çıkarım altyapıları geniş bilgi işlem kümelerini koordine edip yönetirken, bu sistemlerin verimliliği doğrudan yapay zeka hizmetlerinin elektrik tüketimini ve işlem maliyetini belirliyor.
DeepInfer, yüksek performanslı çekirdekleri derinlemesine optimize edilmiş çıkarım motoruyla bir araya getiriyor.
Dağıtık çıkarım, tahmine dayalı kod çözme ve yapılandırılmış çıktı gibi özellikleri destekleyen sistem, hem NVIDIA hem de Huawei Ascend donanımları üzerinde çalışıyor.
Girişim, DeepInfer üzerinde inşa ettiği mimariyle DeepSeek V4.1 Flash modeli için yüksek işlem hacmine sahip ve düşük gecikmeli çıkarım hizmetlerini devreye aldı. Sistemdeki tek bir küme şu anda günde 155 trilyon belirteç (token) işliyor.
Şirket ayrıca ana akım büyük dil modeli arayüz protokolleri ile model belirteç dizileri arasında hızlı ve hatasız dönüşüm sağlayan üretim sınıfı deepseek-recipe bileşenini de açık kaynak haline getirdi.
Bu bileşenin işlem mantığı doğrudan resmi DeepSeek API mimarisiyle bütünüyle uyumlu çalışıyor ve üçüncü taraf kurulumların resmi sistemle tamamen aynı biçimde işlemesini sağlıyor.
DeepSeek mühendisi: “Gelecek ya komünizm olacak ya Cyberpunk”
Teknoloji ve Strateji Araştırma Enstitüsü Başkan Yardımcısı Chen Jing, Global Times gazetesine yaptığı açıklamada, DeepSeek’in modelleri geniş ölçekte sunma konusundaki mühendislik deneyimini paylaştığını ifade etti. Chen, bu adımın diğer geliştiricilerin yetenekleri daha düşük maliyet, daha yüksek hız ve istikrarlı bir deneyimle sunmalarına katkı verdiğini belirtti.
Daha önce büyük dil modellerini de açık kaynak olarak paylaşan şirketin attığı adımı değerlendiren Chen, “Daha önce paylaşılan ‘beyin’di; bu kez paylaşılan ise ‘montaj hattı, güç kaynağı ve kullanım kılavuzu’ oldu” dedi.
Uzman, açık kaynaklı modellerin küresel çapta yeniden üretim ve araştırma yapma eşiğini düşürdüğünü, açık kaynaklı çıkarım altyapısının ise kurulum maliyetlerini, enerji kullanımını ve gecikmeyi azaltarak süreci bir adım ileri taşıdığını kaydetti.
Çin’in geliştirdiği açık kaynaklı modeller, küresel yapay zeka inovasyon ekosisteminde belirleyici bir yer ediniyor.
Hugging Face raporuna göre Çin merkezli Moonshot AI’ın Kimi, Zhipu’nun GLM ve Alibaba’nın Qwen serisi modelleri, zeka endeksinde dünya genelinde ilk yedi arasına girerken ABD’deki kapalı kaynaklı öncü sistemlerle aradaki farkı istikrarlı biçimde kapatıyor.
Raporda, Çin’de aylık olarak yayımlanan modellerin parametre tavanının 754 milyar ile 2,78 trilyon arasında değiştiği belirtiliyor.
Kimi K3, sahip olduğu 2,78 trilyon parametreyle dünyanın en büyük açık kaynaklı modeli haline gelirken hem zeka hem de kodlama endeksinde küresel düzeyde ilk sırada yer alıyor.
Çin yönetimi, teknolojik liderlik yarışının ötesinde, yapay zekanın sunduğu kalkınma kazanımlarını paylaşmayı ve teknolojinin daha geniş kitleler ile işletmeler tarafından yaşam standartlarını yükseltmek amacıyla kullanılmasını hedeflediğini vurguluyor.
DeepSeek de yayımladığı metnin sonunda hedeflerini özetlerken, “Tamamen açık kaynaklı modeller, operatör kütüphaneleri ve çıkarım altyapılarıyla, yakın gelecekte dünya çapındaki yapay zeka hizmetlerinin kapsam ve kalitesinde eşi görülmemiş bir genişleme görmeyi; bu hizmetlerin daha adil, şeffaf ve güvenilir hale gelmesini bekliyoruz” değerlendirmesini yaptı.
Yatırımcılar DeepSeek payı için yüksek komisyonları göze alıyor
Asya
Japonya konut spekülasyonunu önlemek için kısa vadeli satışları kısıtlayacak

Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti, büyük kentlerde artan konut fiyatlarını dizginlemek amacıyla mülklerin kısa vadeli alım satımına yönelik sınırlamaları gündemine aldı. Tokyo’da ortalama daire fiyatı yıllık yüzde 18,5 artışla 137,84 milyon yene çıkarken yıllık ortalama geliri 6,78 milyon yende kalan kent sakinleri için mülk edinmek zorlaştı.
Japonya’da iktidardaki Liberal Demokrat Parti (LDP), Tokyo başta olmak üzere büyük kentlerde hızla yükselen konut fiyatlarını dizginlemek için mülklerin kısa vadeli alım satımına sınırlama getirmeyi planlıyor.
Başbakan Sanae Takaichi liderliğindeki parti, önümüzdeki yılın nisan ayında yapılacak yerel seçimler öncesinde çalışan kesime yönelik desteği temel gündem maddesi yapmayı hedefliyor.
LDP’nin konut ve arsa politikaları araştırma komisyonu, konuyu ele almak üzere çarşamba günü toplandı.
Nikkei Asia gazetesinin haberine göre Komisyon Başkanı ve LDP Milletvekili Midori Matsushima, toplantının açılışında “Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni inşa edilen dairelerin fiyatları son on yılda ikiye katlandı. Bu konutlarda oturmak isteyen insanların ev alabilmesini sağlayacak önlemler üzerinde çalışmalıyız” dedi.
Başkentte ev sahibi olmak geniş kesimler için neredeyse imkansız hale geldi. Gayrimenkul İktisat Enstitüsü verilerine göre, Tokyo’nun 23 bölgesinde yeni bir dairenin ortalama satış fiyatı 2025 mali yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 18,5 artarak 137,84 milyon yene (yaklaşık 872 bin dolar) ulaştı.
Çalışma Bakanlığı istatistikleri ise başkentte tam zamanlı çalışan bir kişinin ortalama yıllık gelirinin 2025 mali yılında 6,78 milyon yen seviyesinde kaldığını gösteriyor. Gelir ile konut fiyatları arasındaki bu uçurum, siyasetin önceliklerini de doğrudan etkiliyor.
LDP, şubat ayındaki Temsilciler Meclisi seçim kampanyasında Tokyo metropolü ve diğer bölgelerdeki spekülatif işlemleri dizginleme taahhüdü vermişti. Parti bünyesinde yabancılara yönelik politikalar üzerine çalışan bir proje ekibi de bu ayın başlarında hükümete konut fiyatlarındaki artışa karşı acil vergi düzenlemeleri getirilmesi çağrısı yapan bir tavsiye metni sundu.
Mevcut mevzuatta, satın alındıktan sonra beş yıl içinde elden çıkarılan konutlardan elde edilen kazançlar “kısa vadeli sermaye kazancı” sayılıyor. Bu gelirler, gelir vergisi ve yerel ikamet vergisi dahil olmak üzere yüzde 40’a yakın oranda vergilendiriliyor.
Beş yıldan uzun süre elde tutulan gayrimenkullere uygulanan yaklaşık yüzde 20’lik “uzun vadeli sermaye kazancı” vergisinin iki katı olan bu oran, bazı parti üyelerine göre spekülasyonu engellemeye yetmiyor. Düzenlemenin sertleştirilmesi talepleri, LDP’nin koalisyon ortağı Japonya İnovasyon Partisi ile aralık ayında hazırlayacağı yıllık vergi reformu çerçevesinde ele alınabilir.
İktidar kanadı, yerel meclis üyelerinin görev süresinin dolacağı Tokyo’nun 22 bölgesi dahil birçok kent merkezinde nisan ayında sandık başına gidecek seçmenlerin karşısına somut bir konut vaadiyle çıkmak istiyor.
Üst düzey bir LDP yetkilisi, “Genellikle ev alma aşamasına gelmiş çocuklu aileleri desteklememiz gerekiyor” değerlendirmesinde bulundu.
Muhalefet partileri de yalnızca ev almayı planlayanları değil, artan konut fiyatları nedeniyle kiralık evlere yönelen ve kiraların tırmanmasından etkilenen kesimleri hedefleyen alternatif öneriler hazırlıyor.
Yabancı alıcı sınırlamaları yerine vergi adımları öne çıkıyor
Konut krizine çözüm arayan birçok ülke yabancı alıcılara doğrudan kısıtlamalar getirdi. Güney Kore’de Devlet Başkanı Lee Jae Myung’un gerileyen kamuoyu desteğinde gayrimenkul politikaları önemli rol oynadı.
Seul yönetimi, Ağustos 2025’te yabancıların başkent ve çevresinden konut almasını izne bağladı; ayrıca alıcılara bu evlerde en az iki yıl ikamet etme zorunluluğu getirdi.
Kanada ve Avustralya yabancıların konut alımına geçici yasaklar koyarken, Singapur yabancı alıcılardan yüzde 60 oranında ek damga vergisi tahsil ediyor.
Japonya’da da yabancı yatırımcıların gayrimenkul piyasasındaki rolü şubat seçimlerinde tartışma konusu oldu. Doğrudan yabancıları hedef alan kısıtlamaların uluslararası ticaret ve hizmet anlaşmalarıyla çelişebileceği değerlendiriliyor.
Hükümet bu nedenle alıcıların uyruğuna göre kısıtlama getirmek yerine, kısa vadeli el değiştirmeler gibi spekülatif gayrimenkul işlemlerine yönelik vergi tedbirlerini tartışıyor.
Sert piyasa tedbirlerinin bölgesel bankaları sarsmasından endişe ediliyor
Fiyatları aşağı çekmeye yönelik sert adımların ülke ekonomisine zarar verebileceğine dair kaygılar da dile getiriliyor.
LDP’nin kıdemli bir vergi yetkilisi, arsa fiyatlarındaki sert bir düşüşün yerel finans kuruluşlarını zayıflatabileceğini belirterek “Bölgesel bankalar üzerindeki etkileri değerlendirmeliyiz” uyarısı yaptı.
Gayrimenkul sektörü, Japon bankalarının toplam kredi hacminin yaklaşık yüzde 18’ini oluşturuyor. Bu oran, Japonya’nın 1980’lerin ortasından sonuna kadar yaşadığı balon ekonomisi dönemindeki yüzde 10’luk seviyenin oldukça üzerinde seyrediyor.
Bazı bölgesel bankaların toplam kredi dağıtımında gayrimenkulün payı neredeyse yarıya yaklaşıyor.
Finansal Hizmetler Kurumunun Mart 2025 verilerine göre, bölgesel bankaların gayrimenkul sektörüne verdiği kredilerin yaklaşık dörtte biri doğrudan Tokyo’nun beş merkez bölgesinde toplanmış durumda.
Takaichi hükümetinin yüksek kamuoyu desteğinde, borsa endekslerindeki artışın da katkısıyla yükselen varlık değerleri etkili oldu. Piyasayı soğutacak gayrimenkul adımlarının hisse senedi fiyatlarını gerileterek hükümetin desteğini zedeleyebileceği öne sürülüyor.
LDP araştırma komisyonunun kıdemli bir yetkilisi, fiyat artışlarını kontrol altına almaya dönük adımların kapsamı ve zamanlaması konusunda karar vericilerin dikkatli davranması gerektiğini vurguladı.
Asya
“Öldü” demişlerdi: Kore lideri Kim Jong-un, ailesiyle sergide görüntülendi

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un, komaya girdiği ve Çin’de tedavi gördüğü yönündeki iddiaların ardından eşi ve kızıyla bir sergide görüntülendi. Devlet medyası fotoğrafları paylaşırken, Pyongyang yönetimi Seul’ün tıbbi yardım teklifini siyasi provokasyon olarak nitelendirerek geri çevirdi.
Kuzey Kore devlet medyası, ülke lideri Kim Jong-un’un sağlık sorunları yaşadığı yönündeki haberlerin ardından yeni fotoğraflarını yayımladı.
Kore Merkezi Haber Ajansı’nın aktardığına göre Kim Jong-un, 19 Ekim’de hafif sanayi işletmelerinin düzenlediği giyim ve ayakkabı sergisini gezdi.
Yayımlanan fotoğraflarda Kuzey Kore lideri, sergilenen ürünleri eşi Ri Sol-ju ve kızı Kim Ju-ae ile birlikte inceliyor.

İngiliz basını koma ve tedavi iddialarını gündeme getirdi
Fotoğrafların paylaşılması öncesinde, yalan haberleriyle malul İngiliz tabloid gazetesi The Sun, doğrulanmamış bilgilere dayandırarak Kim Jong-un’un beyin kanaması geçirdiğini öne sürdü.
Gazete, liderin komaya girdiğini ve tedavi amacıyla Çin’e götürüldüğünü yazdı.
Haberde ayrıca Kim Jong-un’un ölümü halinde iktidarın, 13 yaşındaki kızı Kim Ju-ae ülkeyi yönetecek yaşa gelene kadar geçici olarak kız kardeşi Kim Yo-jong’a geçebileceği savunuldu.

Füze denemeleri ve insani yardım gerilimi sürüyor
Fotoğrafların paylaşıldığı dönemde Pyongyang yönetiminin askeri faaliyetleri de devam ediyor. Kuzey Kore, 14 Ekim’de Japon Denizi sularında denizaltıdan fırlatılan iki tip stratejik seyir füzesini test etti.
Diğer yandan Kore İşçi Partisi Merkez Komitesi Daire Başkanı Kim Yo-jong, Seul yönetiminin insani yardım kapsamında göndermeyi planladığı tıbbi malzemeleri kabul etmeyeceklerini açıkladı.
Kim Yo-jong, Seul’ün insani yardım planlarını siyasi provokasyon ve egemenlik ihlali olarak nitelendirdi.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Asya2 hafta önceGüney Kore, Kiev Büyükelçisini geri çağırdı
Amerika2 hafta önceBrezilya’da ikinci tur süreci nasıl işleyecek?
Asya2 hafta önceEndonezya’nın yeni iş yasası işçileri memnun etti, iş dünyasını endişelendirdi
Diplomasi2 hafta önceİtalyan gazeteci ve yazar Thomas Fazi: Avrupa, II. Dünya Savaşı’ndan beri ABD işgali altında
Dünya Basını2 hafta önceNükleer bilimci Hughes: Bölgesel nükleer savaş bile dünya genelinde üç milyar insanı aç bırakır
Dünya Basını1 hafta önceİngiliz diplomat Crooke: Suudi Arabistan’da asıl çöküş içeriden gelecek











