Asya
ABD’nin İran savaşı Güneydoğu Asya’da güven krizini derinleştiriyor

ABD ile İran arasında devam eden savaş ve Hürmüz Boğazı’nın tıkanması, Güneydoğu Asya ekonomilerinde ağır hasara yol açarken bölge ülkelerinin Washington’a olan güvenini sarsıyor. Filipinler’deki ASEAN Zirvesi’nde dışarıya verilen olumlu görüntülere rağmen diplomatlar, ABD’nin bölgesel ekonomik yansımaları öngörememesinden ve savaşı sonlandıracak somut adımlar atmamasından şikayetçi.
ABD ile İran arasında süregelen savaşın bölgesel etkileri, Güneydoğu Asya Ulusları Birliği (ASEAN) üyesi ülkelerde büyük bir huzursuzluk yaratıyor.
Filipinler’in başkenti Manila’da düzenlenen ve perşembe günü sona eren üç günlük ASEAN Dışişleri Bakanları Toplantısı’nda kameralara yansıyan sıcak görüntülere rağmen, bölge diplomasisinin arka planında Washington yönetimine yönelik öfke tırmanıyor.
Hürmüz Boğazı’ndaki felç hali, bölge ülkelerine yönelik petrol ve doğalgaz sevkiyatını boğarak Güneydoğu Asya ekonomilerini ağır bir yük altına soktu.
Savaşın yarattığı ekonomik sarsıntı, Asya hükümetlerinin ABD’yi bölgesel barış ve ekonomik istikrarın garantörü olarak görme yaklaşımını yeniden değerlendirmelerine neden oluyor.
Washington’a yönelik tepki ve planlama eksikliği
Manila’daki zirvede ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio güleryüzle ve olumlu bir söylemle karşılanmış olsa da bölge diplomatları sabırlarının tükenmek üzere olduğunu belirtiyor.
Washington’da görev yapan ve üçü ASEAN ülkelerini temsil eden dört Asyalı diplomat, hükümetlerinin ABD’nin çatışmanın bölgesel ekonomik artçı şoklarını öngörememesinden ötürü büyük bir şaşkınlık ve tepki içinde olduğunu aktardı.
Politico dergisine konuşan diplomatlar, Yemen’deki Husilerin salı günü Suudi petrol ve doğalgaz trafiği için kritik bir su yolunu abluka altına almasıyla daha da şiddetlenen ve ucu açık bir hal alan bu çatışmanın sorumluluğunu ABD’ye yüklüyor.
Washington’da konuşlu bir ASEAN diplomatı, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:
“İran savaşı, birçok Güneydoğu Asya liderinin ABD’nin küresel liderliğine dair genel kaygılarını pekiştirdi. ASEAN’da kimse Körfez’de yeni bir büyük çatışmayla uyanmak istemiyordu ancak yaşanan bu oldu. Birkaç hafta içinde yükselen enerji fiyatlarını, aksayan deniz taşımacılığını ve Hürmüz Boğazı’ndaki herhangi bir şoka ne kadar açık olduğumuza dair tartışmaları yönetmek zorunda kaldık.”
ASEAN tarafları doğrudan hedef almaktan kaçındı
Diplomatik hassasiyetler nedeniyle isimlerinin açıklanmasını istemeyen kaynaklar, Manila’daki delegasyonlarla temas halinde olduklarını kaydetti.
Yaşanan gerilimin bir yansıması olarak ASEAN dışişleri bakanları salı günü yaptıkları ortak açıklamada, ne Tahran’ı ne de Washington’ı doğrudan hedef almayan hassas bir dille “çatışmaların derhal ve tamamen durdurulması” çağrısında bulundu.
Toplam 11 üyesi bulunan ASEAN; Filipinler, Tayland ve Singapur gibi ABD ile köklü savunma ve ekonomi bağlarına sahip ülkeleri bünyesinde barındırıyor.
Ancak İran savaşı, ABD Başkanı Donald Trump’ın NATO müttefiklerine yönelik fon baskıları, Grönland’ın egemenliğine dönük söylemleri ve Kanada hakkındaki beyanlarıyla halihazırda yıpranmış olan güvenilirlik algısını daha da zayıflattı.
Filipinler Dışişleri Bakanı Maria Theresa Lazaro da konferanstaki konuşmasında bölge genelinde yayılan “derin jeopolitik ve jeoekonomik belirsizliğe” dikkati çekerek savaşın birlik üzerindeki baskılarını teyit etti.
Enerji krizi ve günlük hayata yansımaları
İran savaş kaynaklı benzin kıtlığı ve akaryakıt fiyatlarındaki artışlar nedeniyle Filipinler mart ayında ulusal acil durum ilan etmek zorunda kalmıştı.
Tayland ve Endonezya ise azalan tedarik karşısında benzin tüketimini düşürmek amacıyla kamu çalışanlarına evden çalışma çağrısında bulundu. Yükselen enerji maliyetleri, bölge genelinde enflasyonu tırmandırırken krizin hafifleyeceğine dair bir emare görülmüyor.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio, zirve sırasında yaptığı açıklamada savaş öncesi enerji arzı seviyelerine kısa sürede dönüleceğine dair umut vermedi.
İran yönetimine işaret eden Rubio, çarşamba günü yaptığı konuşmada, “Şu anda yaşadığımız sorun, müzakereler konusunda ciddi olmamalarıdır” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bu söylem Asyalı muhatapları nezdinde karşılık bulmadı. Bir ASEAN diplomatı, Rubio’nun yaklaşımını şu sözlerle eleştirdi:
“Rubio’nun söylemi ‘Yüzde 100 ASEAN ile birlikteyiz’ şeklindeydi ancak yatırım ve enerji işbirliği konusunda yalnızca muğlak vaatler sundu. Stratejik Petrol Rezervi’nin kullanıma açılması gibi somut bir mekanizma veya doğrudan Hürmüz Boğazı’na bağlanan hiçbir somut çözüm getirmedi.”
Çin seçeneği ve stratejik denge
ABD’nin güvenilmez bir ortak haline geldiği algısı, bölge ülkelerini alternatif olarak Çin’e yöneltiyor.
Pew Araştırma Merkezi’nin geçen hafta yayımladığı bir ankete göre; Tayland, Singapur, Endonezya ve Malezya’da kamuoyu belirgin bir şekilde Çin’i ABD’ye tercih ettiğini ortaya koydu.
Washington’da görev yapan başka bir ASEAN diplomatı, iç tartışmaları şu sözlerle aktardı:
“İran savaşının etkileri, bastırılması son derece zor olan bir iç tartışmayı besliyor: Çin’i seçin, çünkü üst kademeleri bize saygı duymayan kibirli insanlar olsa da daha güvenilirler, daha öngörülebilirler, gerçek kaynaklara ve güce sahipler; üstelik şımarık ve aşırı nazlı Amerika gibi makul olmayan taleplerde bulunmuyorlar.”
Üçüncü bir Asyalı diplomat ise bölge ülkelerinin artık ABD ile ilişkilere şüphe ve belirsizlikle yaklaştığını, Washington’ın angajmanını sürdürmesini garanti olarak görmediğini vurguladı.
Krizin etkileri fiziki enerji tedarikiyle sınırlı kalmayıp finansal alana da yayılıyor. İkinci diplomat, bölgedeki bankaların, sigorta şirketlerinin ve ticaret evlerinin endişelerini şu sözlerle dile getirdi:
“Mesele sadece savaşın kendisi değil, onunla birlikte gelen yaptırım ekosistemi. Bölgedeki kurumlar ‘Sıradaki biz miyiz? Bir kargo yanlış limandan geçti veya bir işlem yanlış bir tarafa temas etti diye yanlışlıkla ABD yaptırımlarının hedefi mi olacağız?’ sorusunu soruyor.”
Şu ana kadar yaşanan hoşnutsuzluk kapalı kapılar ardında yürütülen temaslarda kalırken, ülkeler henüz ABD’den tamamen uzaklaşacak somut adımlar atmış değil.
Dördüncü bir ASEAN diplomatı, “Eleştirmek ASEAN’ın tarzı değildir. ASEAN ülkeleri için asıl soru, ABD ile daha fazlasını yapıp aşırı bağımlılık riskini göze alarak daha yüksek bir bedel ödemeye değip değmeyeceği ya da alternatifler arayıp aramayacağıdır” dedi.
Yine de Beijing’e tam bir kayma yaşanması düşük bir ihtimal olarak değerlendiriliyor. Güneydoğu Asya ülkeleri, Çin’in bölgedeki askeri varlığını dengelemek adına ABD’nin varlığını kritik görüyor.
Çin Sahil Güvenliği’nin Güney Çin Denizi’nde Filipinler karasularına girerek bir Filipinli denizciyi yaralaması ve Pekin’in pazar günü Japonya’nın münhasır ekonomik bölgesinde gerçekleştirdiği ilk canlı mühimmatlı deniz tatbikatı, Pekin kaynaklı risklerin devam ettiğini hatırlatıyor.
Buna karşın Asya ülkeleri, ABD politikalarının ekonomik zararlarına karşı korunma yolları arıyor. İlk diplomat, Manila’daki tablonun özünü şu sözlerle özetledi:
“Birçok ülke ABD’ye veya Çin’e aşırı bağımlı olma konusunda daha temkinli davranıyor; tüm yumurtaları tek bir sepete koymak istemedikleri için farklı ortaklar bulmaya çalışıyorlar. Bu haftaki gülücük saçan fotoğrafların arkasındaki gerçek hikaye budur.”
Asya
Nepal’in rapçi başbakanı Himalaya felaketiyle sınanıyor

Nepal’in Başbakanı Balendra Shah, Genç Z kuşağı ayaklanmasıyla iktidara taşındıktan sonra yıkıma uğrayan ülkesini yeniden inşa etmek zorunda.
Geçen hafta yaşanan yıkıcı sel felaketinin ardından Nepal’in müdahale süreci, bu yılın başına kadar ulusal düzeyde hiçbir görev üstlenmemiş 36 yaşındaki bir rapçinin ellerinde.
Popüler bir müzisyen ve başkent Katmandu’nun belediye başkanı olan Balendra Shah, gençlerin öncülük ettiği bir ayaklanmanın desteğiyle mart ayında iktidara geldi. Şimdi ise 1000’den fazla kişinin hayatını kaybettiği, uzak köylerin yok olduğu ve Çin sınırı boyunca büyük bir yıkım yaratan dev felaketin ardından Himalaya ülkesini yeniden ayağa kaldırma göreviyle karşı karşıya.
Shah, pazartesi günü Facebook hesabından yaptığı açıklamada, “Buradaki herkes Nepal hükümetinin arama, kurtarma, tedavi, yardım faaliyetleri ve vatandaşların güvenli şekilde yönetimi konusunda kararlı ve aktif biçimde çalıştığının farkında” ifadelerini kullandı.
Başbakan, yaklaşık 21 bin güvenlik personelini görevlendirdi. Ekipler, zorlu hava koşullarına ve engebeli araziye rağmen helikopterlerle yaklaşık 12 bin kişiyi kurtardı. Shah ve kabine üyeleri ayrıca yaklaşık 600 dolar değerindeki bir aylık maaşlarını başbakanlık afet yardım fonuna bağışlama sözü verdi. Söz konusu fon şu ana kadar 41 milyon dolardan fazla bağış topladı.
Katmandu merkezli düşünce kuruluşu Policy Entrepreneurs’dan Anurag Acharya, “Hükümet hızlı biçimde harekete geçti ve Nepal’in sınırlı kapasitesi göz önüne alındığında müdahale gerçekten iyi oldu” dedi.
Financial Times’a konuşan Acharya, Shah’a yönelik beklentilerin “fazla büyük bir yük haline getirilmemesi” gerektiği konusunda uyardı.
“Kurtarma ve yardım çalışmaları buzdağının sadece görünen kısmı” diyen Acharya, “Asıl büyük sınav, toplulukların yeniden yerleştirilmesi ve yeniden inşa süreci olacak” ifadelerini kullandı.
Binlerce kişi hâlâ kayıp, turizm sektörü tehdit altında
Shah’ın karşı karşıya olduğu görev son derece büyük. Aralarında 583 yabancının da bulunduğu yaklaşık 4 bin kişi hâlâ kayıp. Bu durum hükümet üzerindeki baskıyı artırırken, ülkenin gayrisafi yurt içi hasılasının yaklaşık yüzde 7’sini oluşturan turizm sektörü açısından da risk oluşturuyor.
Birleşmiş Milletler’in Nepal koordinatörü Lila Pieters Yahia, yaklaşık 10 bin hanenin acil yardıma ihtiyaç duyduğunu, onlarca köprünün ve 40 kilometrelik yolun tahrip edildiğini açıkladı. Elektrik kesintileri ise ülke genelinde yaygın durumda.
Shah, toprak kaymasının meydana gelmesinden bir gün sonra, perşembe günü kısa bir ziyaretle afet bölgesine gitti. Ancak felaketin üzerinden yaklaşık bir hafta geçmesine rağmen halka seslenmedi ve genel olarak medyadan uzak durdu. Kamuoyuna yönelik iletişimini çoğunlukla günde bir kez yaptığı Facebook paylaşımlarıyla sınırlı tuttu.
Bu arada kurtarma ekipleri, Tibet sınırı yakınlarındaki daha ulaşılması zor bölgelere ulaştıkça can kaybı artıyor. Dik dağlar, derin vadiler ve çamurla dolan nehirler çalışmaları yavaşlatıyor. Kurtarma ekipleri şimdiden ceset torbası ve kurbanların muhafaza edilmesi için soğuk depolama alanı eksikliğiyle karşı karşıya.
Nepal yabancı yardımı önce reddetti
Nepal, arama-kurtarma operasyonları için başlangıçta yabancı yardımı kabul etmeyi reddetti. Yalnızca yardım malzemeleri ve bağışları kabul eden hükümet, teknik açıdan zorlu kurtarma çalışmalarını kendi imkanlarıyla yürütmeye çalıştı. Çin ise sınırın diğer tarafında kendi kurtarma operasyonunu başlattı.
Bu karar, Nepal’in 2015 depremindeki deneyiminin ardından alındı. Yaklaşık 9 bin kişinin hayatını kaybettiği deprem sonrası hükümet yabancı kurtarma ekiplerini kabul etmiş ancak koordinasyon büyük bir kaosa dönüşmüştü. Bir ABD askeri helikopteri düşmüş, kazada altı ABD deniz piyadesi ve iki Nepalli asker hayatını kaybetmişti.
Shah hükümeti hafta sonu geri adım atarak Hindistan ve Çin’den gelen teknik ekiplerin Nepalli kurtarma görevlilerine sahada destek vermesine izin verdi.
Uluslararası Kriz Grubu’nun Katmandu’daki kıdemli danışmanı Ashish Pradhan, “Bir tür gerçek zamanlı öğrenme süreci yaşıyorlar. En azından eski yöntemlerine takılıp kalmıyorlar” dedi.
Rapçi başbakandan ekonomik reform sözü
Eğitimini yapısal mühendislik alanında alan ve kendi müziğinde Nepal’in siyasi düzenini sert biçimde eleştiren Shah, yolsuzluk, ekonomik durgunluk ve genç işsizliğiyle boğuşan ekonomiyi yeniden canlandırma sözü verdi.
Ancak eleştirmenler, eski yönetime yönelik halk öfkesini kullanarak iktidarı kendi yakın çevresinde merkezileştirmekle suçluyor.
Eski bir maliye bakanı, reddettiği kara para aklama suçlamaları nedeniyle tutuklandı. Shah’ın görevden uzaklaştırdığı selefi ise bu soruşturmayı “siyasi bir gösteri” olarak nitelendirdi.
Uluslararası Kriz Grubu’ndan Pradhan, “İnsanlar farklı bir siyaset anlayışı vaat ederek gelen bu hükümete ve Shah’a şüpheyle yaklaşsa da ona bir şans vermeye hazır” dedi.
Ancak Pradhan, “Bunun gerçekte ne anlama geldiğini insanlar henüz tam olarak değerlendirmiş değil” diye ekledi.
Nisan ayında Katmandu’daki nehir kıyılarında yaşayan gecekondu sakinlerinin zorla tahliye edilmesi de protestolara yol açtı. Bu gelişme, bazı kişilerin Shah’ın “en yoksul ve ihtiyaç sahibi kesimlerin çıkarlarını gerçekten önemseyip önemsemediğini” sorgulamasına neden oldu.
Yeniden inşa maliyeti milyarlarca doları bulabilir
Shah’ın partisi, Nepal ekonomisini beş yıl içinde ikiye katlayarak 100 milyar dolara çıkarma gibi iddialı bir hedef belirledi.
Ancak üst düzey ekonomi yetkilileri, felaketin yol açtığı yeniden inşa maliyetleri ve ekonomik kayıpların 4 ila 5 milyar dolar arasında olacağını tahmin ediyor.
Bu rakam, Katmandu’daki kıdemli bir uluslararası bağışçı yetkilisine göre, 2015 depremindeki 7 milyar dolarlık fiziksel hasardan daha düşük.
Ancak yetkili, halihazırda yüzde 3 civarında büyüyen Nepal ekonomisi üzerindeki kayıpların “önemli” olacağını belirtti.
Shah hükümetinin “çok büyük miktarda finansmana ihtiyaç duyacağını” söyledi.
Yıkım, Nepal’in Çin ile olan en önemli ticaret bağlantılarından birini de kesti. Bu güzergâhtan yılda 2,7 milyar dolarlık ithalat gerçekleştiriliyor.
İş dünyası temsilcileri, İran savaşı nedeniyle zaten zayıflayan turizmin, sellerin Himalaya yürüyüşçüleri ve hacılar tarafından kullanılan güzergâhları kesintiye uğratmasıyla daha fazla zarar görebileceğinden endişe ediyor.
Nepal, felaketin insani ve ekonomik maliyetleriyle mücadele ederken Shah’ın yalnızca geçim kaynaklarını yeniden inşa etmesi değil, aynı zamanda genç destekçilerini harekete geçiren reform çizgisini koruması gerekecek.
Asya
Türk Bombom oyuncuları, 16 yıl aradan sonra yeniden Dünya Şampiyonası’nda

Türk Bombom oyuncuları, 16 yıl aradan sonra yeniden Dünya Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etti. Çin’de düzenlenen 2026 Bombom Dünya Şampiyonası’nda iki Türk takımı ilk 16’ya kalırken, serinin resmi mobil oyunu DDTank GO da oyuncularla buluştu.
Türk DDTank oyuncuları, 16 yıl aradan sonra yeniden 2026 DDTank Dünya Şampiyonası sahnesine çıktı.
Bombom’un Türkiye’de yayımlanmaya başladığı dönemde düzenlenen Türkiye elemelerinde başarılı olan oyuncular, Türkiye’yi temsilen Çin’e gitmiş ve farklı ülke ve bölgelerden gelen oyuncularla dünya şampiyonluğu için mücadele etmişti.
Aradan geçen 16 yılın ardından bu kez DDTank GO ile Türk oyuncular yeniden uluslararası turnuvada yer aldı.
Bombom’un resmi mobil oyunu DDTank GO’nun yayımlanmasının ardından düzenlenen elemelerde öne çıkan 4 Türk oyuncu, Türkiye’yi temsil etmek üzere Çin’e gitti.
Türk oyuncular, 29-30 Ağustos 2026 tarihlerinde DDTank’ın orijinal geliştiricisi 7Road tarafından düzenlenen resmi uluslararası organizasyon 2026 DDTank Dünya Şampiyonası’nda mücadele etti.
Böylece Türkiye, 16 yıl sonra Bombom’un dünya şampiyonası sahnesinde yeniden temsil edildi.
Asya
Güney Kore, yapay zekâ patlamasından yararlanmak için rekor bütçe artışı açıkladı

Güney Kore hükümeti harcama planıyla, bellek çiplerinden elde edilen gelir patlamasını büyüme döngüsünü hızlandıracak yeni teknoloji yatırımlarına yönlendirmeyi amaçlıyor.
Güney Kore, yapay zekâ kaynaklı yarı iletken patlamasından doğan vergi gelirlerini yeniden yapay zekâya ve diğer geleceğin sektörlerine aktarmayı planladığını açıkladı. Devlet Başkanı Lee Jae Myung böylece ülke tarihindeki en büyük bütçe artışını başlattı.
Lee hükümeti salı günü, bir önceki yıla göre yüzde 12,8 artışla 820,9 trilyon wonluk (598 milyar dolar) 2027 bütçesini açıkladı. Bütçe kapsamında, büyük ölçüde Samsung Electronics ve SK Hynix gibi çip üreticilerinden gelen hızla yükselen vergi gelirleriyle finanse edilecek, vakıf fonu benzeri 162,3 trilyon wonluk bir “Geleceğe Yanıt Fonu” da yer alıyor.
Bu rakam, Seul’ün küresel mali krize karşı harcamalarını yüzde 10,6 artırdığı 2009’dan bu yana bütçedeki ilk çift haneli artış anlamına geliyor.
Bütçe Bakanı Park Hong-geun, hükümetin kamu harcamalarının ekonomik büyümeyi harekete geçirecek bir “ilk su” işlevi gördüğü, büyümenin de buna karşılık kamu maliyesini güçlendirdiği “büyüme öncülüğünde erdemli bir döngü” hedeflediğini söyledi.
Güney Kore, küresel yapay zekâ patlaması sayesinde ekonomik açıdan oldukça elverişli bir dönemden geçiyor. Yapay zekâ sektörü, ülkenin bellek çiplerine yönelik talepte büyük bir patlama yaratırken, en büyük çip üreticilerinin kârlarını artırdı ve ülke piyasalarında baş döndürücü yükselişlere yol açtı. Bu gelirlerin bir bölümü, yarı iletken sektöründeki çalışanlara verilen yüksek ikramiyeler yoluyla çalışanlara da yansımaya başladı.
Yeni bütçede çip sektörüne 2,6 trilyon won (1,9 milyar dolar) ayrılacak. Veri merkezleri ve robotik sektörüne de finansman sağlanacak. Nükleer enerjili denizaltı programı da dahil olmak üzere stratejik silahlara ise 3,4 trilyon won (2,5 milyar dolar) tahsis edilecek. “Geleceğe Yanıt Fonu” gelecek yıl ilk aşamada 45,4 trilyon wonluk (33,1 milyar dolar) kaynak kullanmaya başlayacak.
Seul ayrıca özellikle gençler ve ailelere yönelik sosyal harcamaları artıracak ve Seul metropol alanının dışındaki ekonomik sıkıntı yaşayan bölgelere daha fazla kaynak ayıracak. Lee, ülkenin düşen doğum oranı nedeniyle kriz yaşayan bölgesel üniversitelere yapılan yatırımları artırma sözü verdi.
Bütçe Bakanlığı, 2027 yılı için devlet gelirlerinin 880,8 trilyon wonla rekor seviyeye ulaşacağını ve planlanan harcamaları yaklaşık 60 trilyon won aşacağını öngördü. Kamu borcunun gayrisafi yurt içi hasılaya oranının ise 2026’daki yüzde 51,6 seviyesinden gelecek yıl yüzde 48,3’e gerilemesi bekleniyor.
Standard Chartered’ın Seul’deki araştırma biriminin başkanı Chong Hoon Park, Financial Times’a, “Kore’nin borç seviyesi diğer gelişmiş ülkelerle karşılaştırıldığında görece düşük olduğu için, demografik kriz gibi yapısal sorunlarla mücadele etmek amacıyla potansiyel büyümeyi artırmaya çalışmak kötü bir fikir olmayacaktır” dedi.
Kamu harcamalarındaki bu hızlı artış, merkez bankasının kısmen çip sektöründeki patlamanın tetiklediği enflasyonist baskıyı yatıştırmak amacıyla para politikasını sıkılaştırdığı bir döneme denk geliyor. Kore Merkez Bankası (BoK) geçen hafta politika faizini üst üste ikinci kez artırarak yüzde 3’e çıkardı.
Lee salı günü, daha yüksek faiz oranlarının “kaçınılmaz” olduğunu söyledi ancak “maliye politikasının, yüksek faizlerin kırılgan gruplar üzerindeki yükünü en aza indirmek ve büyüme potansiyelinin zarar görmemesini sağlamak amacıyla dikkatle ayarlanmış bir rol oynaması gerektiğini” de sözlerine ekledi.
BoK ayrıca büyüme tahminlerini 2026 için yüzde 3,3’e, 2027 için ise yüzde 2,9’a yükseltti.
Ancak bazı analistler, enflasyonun BoK’un hedefinin üzerinde seyrettiği, Seul’de konut fiyatlarının yüksek olduğu ve hanehalkı borçlarının arttığı bir ortamda bu ölçekte geniş kapsamlı bir mali genişlemenin ne kadar doğru olduğunu sorguladı.
Seul Üniversitesi Vergilendirme Profesörü Kim Woo-chul, “Ekonomi şu anda yalnızca sıcak değil; kaynıyor. Bu ölçekte bir mali genişleme mevcut koşullarda kesinlikle uygun değil” dedi.
Myongji Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Shin Yul ise, “Yarı iletken sektöründeki bu patlamanın ne kadar süreceğini kimse bilmiyor” ifadelerini kullandı.
Lee aynı zamanda gerileyen halk desteğini yeniden yükseltmeye çalışıyor. Pazartesi günü yayımlanan bir ankete göre Lee’nin görev onayı oranı, temmuz ayının ikinci haftasındaki yüzde 48,9 seviyesinden yüzde 38,9’a geriledi.
Üst düzey politika danışmanı Kim Yong-beom da hafta sonu yapılan ve yeni maliye ve savunma bakanlarının göreve getirildiği kabine değişikliğinin ardından salı günü istifa etti.
Bütçe tasarısının parlamentonun onayından geçmesi gerekiyor. Lee’nin Demokratik Partisi, 300 sandalyeli Ulusal Meclis’te 161 sandalyeye sahip olduğu için diğer partilerin desteğine ihtiyaç duymadan bütçeyi geçirebilecek çoğunluğa sahip.
Amerika2 hafta önceSteve Jobs’ı iflastan kurtaran gizli CIA anlaşması gün yüzüne çıktı
Dünya Basını1 hafta önceMilanovic uyardı: Dünya 1914 öncesine benzer bir uçurumun kenarında
Amerika1 hafta önceKıyamete beş kala – 1: Thiel, Deccal’i arıyor
Ortadoğu2 hafta önceMekke Anlaşması için İran iddiası: Tahran teklifi inceliyor
Dünya Basını2 hafta önceRon Paul: Washington anayasayı çiğneyip dünyada felaket üretiyor
Rusya2 hafta önceTürkiye’den Rusya’ya ilk deniz yolu benzin sevkiyatı yola çıktı
Ortadoğu1 hafta önceSDG’nin feshi için yapılan anlaşmanın ayrıntıları
Avrupa1 hafta önceAlman tarihçi Kittel, savaştan Hitler’i değil Stalin’i sorumlu tuttu











