Diplomasi
Netanyahu, Orbán’a desteğini ilan etti
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu geçen hafta Macaristan’da yayınlanan evanjelik bir dergiye röportaj verdi ve Viktor Orbán’a desteğini ilan etti.
Haaretz’in aktardığına göre İsrailli lider röportajda, “zayıf” Avrupalı liderleri sert bir dille eleştirirken, Macaristan’ın İran tarafından doğrudan askeri hedef alınabileceği iddiasında bulundu.
Netanyahu ayrıca, önümüzdeki ay zorlu bir seçimle karşı karşıya olan Başbakan Viktor Orbán’ı, İsrail ve “Yahudi-Hristiyan mirası” için hayati bir müttefik olarak selamladı.
İsrail ve ABD’nin geçen ay İran’a karşı savaş başlatmasından bu yana henüz İsrail medyasına röportaj vermeyen Netanyahu, Macaristan’daki “Faith Church” (İman Kilisesi) tarafından yayınlanan Hetek dergisine bir video röportaj verdi.
Faith Church, Yahudi dostu Hıristiyan Siyonistler tarafından kurulan evanjelik bir Pentekostal mezhebi. Orbán’ın oğlu Gáspár da bu kiliseye geçmiş ve şu anda orada papazlık yapıyor.
Faith Church, web sitesinde, medya kuruluşları aracılığıyla “muhafazakâr, İncile dayalı ve Yahudi-Hristiyan değerlerini temsil edebileceği platformlar oluşturmak gibi önemli bir görevi” olduğunu belirtiyor.
Dergi röportaj öncesinde şöyle yazdı:
“Bu kez Binyamin Netanyahu ile röportaj yapma fırsatı bulmamız bizim için bir onurdur; özellikle de tarihin yeni bir yön alabileceği böylesine olağanüstü bir dönemde.”
İsrail başbakanı, İran’ın Macaristan’ı ve Avrupa’nın geri kalanını hedef alabileceğini ileri sürdü. İsrailli lidere göre İran nükleer silah geliştirirse Budapeşte’yi ve Macaristan’ın “her bir vatandaşını” hedef alabilecek, ayrıca “hayal bile edemeyeceğiniz petrol fiyatları” ile Macarlara “şantaj yapabilir.”
Orbán, seçim kampanyasında “milli-muhafazakâr enternasyonal”i arkasına aldı
Netanyahu ayrıca, ABD Başkanı Donald Trump’ın İran’a karşı askeri harekâta aktif olarak katılma talebini şu ana kadar reddeden Avrupa liderlerinin çoğunu da eleştirdi.
Netanyahu şöyle konuştu:
“[Avrupa Birliği Komisyonu Başkanı] Ursula von der Leyen’in bunun Avrupa’nın savaşı olmadığı konusunda benimle aynı fikirde olup olmadığı meselesi değil. O, Avrupa’nın da bir parçası olduğu Batı medeniyetini yok etmek istediklerini söyleyen Tahran’daki aşırılıkçıları dinlemeli.”
“Militan İslam, ateşli takipçileriyle Avrupa’daki her ülkeyi istila etmeye çalışıyor,” diyen Netanyahu, “devekuşu gibi kafayı kuma gömmekle bu sorunun ortadan kalkmayacağını” savundu ve Orbán’ın “bunu anladığını” ileri sürdü.
Netanyahu, Orbán’ın “Avrupalı liderlerde gördüğünüz türden bir zayıflığı olmadığını” da sözlerine ekledi ve Avrupalı liderler için, “Onlar çok zayıf,” dedi.
Netanyahu daha sonra durumu 1930’ların Avrupa’sıyla karşılaştırarak, o dönemdeki Avrupalı liderlerin de Nazi Almanya’sına karşı savaşın “bizim savaşımız değil, bir Yahudi sorunu” olduğunu söylediklerini iddia etti.
Geçen hazirandaki ilk İsrail-İran savaşı sırasında İsrail’in Avrupa’nın “pis işlerini” yaptığını söyleyen Almanya Şansölyesi Friedrich Merz’e atıfta bulunan Netanyahu, “İsrail bunu Avrupa için yapıyor ve bu, Macaristan için de geçerli,” dedi.
Netanyahu, Orbán’ın göç karşıtı siyasetini savunarak, İran yönetiminin ideolojisinin Macaristan’ı “işgal edemediğini”, çünkü Orbán’ın “sadece bir çit, bir bariyer diktiğini ve bu yüzden pek çok Avrupa ülkesini saran İslamcı fundamentalist işgalin burada yaşanmadığını” öne sürdü.
Orbán, 2010 yılında yeniden iktidara geldiğinden bu yana yönetimine yönelik en zorlu sınavla karşı karşıya. Peter Magyar liderliğindeki muhalefet, AB ve NATO ile, ayrıca Avrupa’nın liberal ve demokrasi yanlısı liderleriyle daha güçlü ilişkiler kurulmasını talep ediyor.
Macaristan’ın Avrupa’daki konumunun, Magyar’ın kazanması halinde değişmesi durumunda neyin tehlikede olacağı sorulduğunda Netanyahu, Orbán’ın ülkeyi “Brüksel’den ve seçilmemiş bürokratlardan gelen inanılmaz ikiyüzlülüğe karşı ayakta kalmasını” sağladığından dolayı İsrail’in “Macaristan’ın konumunu korumayı arzu ettiğini” söyledi.
Netanyahu, “Orbán’ı ve İsrail ile Yahudi-Hristiyan mirası için yaptıklarını takdir ediyoruz,” dedi ve İran’ın amacının Hristiyanları ve Yahudileri birlikte “yok etmek” olduğunu iddia etti.
Ardından İsrail’i Hristiyanlar için güvenli bir sığınak olarak tanıttı ve İran tarafından da yayıldığını söylediği, İsrail’in Hristiyanlara zulmettiği yönündeki propagandaya “kapılanları” eleştirdi.
Başbakanın oğlu Yair Netanyahu da geçen hafta, Avrupa’nın aşırı sağcı ve popülist partilerinin liderlerini Orbán’ı desteklemek üzere bir araya getiren CPAC Macaristan etkinliğinde benzer şeyler söylemişti.
Avrupa sağı Netanyahu’ya sahip çıktı: Orbán, Wilders, Salvini
Netanyahu’nun oğlu konuşmasında, Orta Doğu’da Hıristiyanlara “etnik temizlik” uygulandığını iddia etmiş ve AB’yi, “seçilmemiş bürokratlarını” ve “Müslüman ülkelerden gelen göçün kapılarını açan” Avrupa’daki “zayıf” liderleri eleştirmişti.
Baba Netanyahu ise mitinge video aracılığıyla seslenmiş ve “ülkelerinizdeki herkesi tehdit eden radikal ve fanatik Müslümanlara” karşı uyarıda bulunmuştu.
Orbán ise hafta sonu bir podcast röportajında, İran’da tırmanan bir savaşın sonuçlarına karşı uyarıda bulundu:
“İran’dan gelen göç dalgası Avrupa’yı hızla vurabilir… ve ülkeler bununla başa çıkamayacak. Petrol fiyatları tekrar yükselirse, Macaristan doğrudan iktisadi darbe alacak.”
Ayrıca, geçmişteki Irak savaşından örnek vererek, “İçeri girmek kolaydır, çıkmak ise neredeyse imkansızdır,” dedi.