Bizi Takip Edin

Avrupa

Norveç, Fransa’nın nükleer şemsiyesine katılıyor

Yayınlanma

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, ülkesinin Rusya’nın nükleer alandaki askeri yapılanması ve ABD’nin Avrupa’ya yönelik desteğinin azalabileceğine dair endişeler doğrultusunda Fransa’nın nükleer şemsiyesine katılacağını açıkladı. Oslo yönetimi, Paris ile imzalanacak anlaşmanın Norveç topraklarında nükleer silah barındırmama yönündeki temel politikasını değiştirmeyeceğini söyledi.

Norveç Başbakanı Jonas Gahr Støre, ülkesinin Fransa tarafından sağlanan “nükleer şemsiye” koruma mekanizmasına katılacağını açıkladı.

Norveç devlet televizyonu NRK’nın aktardığı gelişmeye göre Oslo, diğer dokuz Avrupa başkentiyle birlikte, Fransa’ya ait nükleer cephaneliğin Avrupa’nın güvenliği ve caydırıcılık kapasitesine nasıl katkı sağlayabileceğine yönelik ortak değerlendirme süreçlerinde yer alacak.

Norveç Başbakanı Støre, ülkesinin bu anlaşmaya yönelmesindeki temel etkenler arasında Rusya’nın askeri gücünü artırması ve ABD’nin Avrupa kıtasına yönelik güvenlik taahhütlerinde veya desteğinde olası bir düşüş yaşanabileceğine dair duyulan kaygıları gösterdi.

Konuya ilişkin NTB ajansına açıklamalarda bulunan ve Reuters ajansının aktardığı değerlendirmesinde Støre, “Bu adımı, Rusya’nın nükleer alan da dahil olmak üzere kapsamlı bir şekilde yeniden silahlanması ve başka bir Avrupa ülkesine karşı topyekun bir savaş yürütüyor olması gerçeğini içeren Avrupa güvenlik politikası ortamı ışığında atıyoruz” ifadesini kullandı.

Başbakan Støre, Paris yönetimiyle varılan mutabakatın Norveç’in nükleer silahlara yönelik ulusal duruşunda bir değişikliğe yol açmayacağını kaydetti.

Støre, ülkesinin bu konudaki temel ilkesini hatırlatarak, “Barış döneminde Norveç topraklarında nükleer silah bulundurulmaması kararlılığımız sürmektedir” dedi.

Fransa ile imzalanacak kapsamlı anlaşma, nükleer caydırıcılık mekanizmasının yanı sıra iki ülke arasında askeri ve teknolojik alanlarda daha yakın bir ortaklık kurulmasını da öngörüyor.

Bu doğrultuda taraflar; hibrit savaşla mücadele, uzay çalışmaları, deniz güvenliği, siber güvenlik, Ukrayna’ya yönelik destek faaliyetleri ve savunma sanayisi alanlarında işbirliğini derinleştirmeyi hedefliyor.

Fransa’nın “gelişmiş nükleer caydırıcılık” stratejisi

Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, mart ayında yaptığı açıklamada ülkesinin nükleer caydırıcılık stratejisine yönelik yeni bir yaklaşım benimsediğini duyurmuştu.

Paris’in “gelişmiş nükleer caydırıcılık” dönemine girdiğini belirten Macron, bu yeni yaklaşım kapsamında ülkesinin nükleer savaş başlığı sayısını artırmayı ve diğer Avrupa ülkeleriyle ortak nükleer caydırıcılık tatbikatları düzenlemeyi planladığını kaydetmişti.

Uluslararası Atom Enerjisi Ajansı (UAEA) Başkanı Rafael Grossi ise nisan ayında yaptığı değerlendirmede, nükleer felaket riskinin Soğuk Savaş’ın en yoğun döneminden bu yana görülmemiş bir düzeye ulaştığı uyarısında bulunmuş ve Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması’nın (NPT) etkinliğinin korunması gerektiğini vurgulamıştı.

Bu açıklamanın ardından Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rusya’nın NPT imzacısı bir devlet olarak anlaşma hükümlerine her zaman titizlikle bağlı kaldığını ifade etmişti.

Rusya’dan stratejik tehdit uyarısı

Avrupa’da genişleyen nükleer güvenlik mimarisine Moskova cephesinden ise tepki geldi. Rusya’nın Berlin Büyükelçisi Sergey Neçayev, mayıs ayı başında yaptığı açıklamada, Avrupa nükleer şemsiyesinin güçlendirilmesine yönelik her türlü planın Rusya Federasyonu için doğrudan bir stratejik tehdit oluşturduğunu belirtmişti.

Bununla birlikte, Rusya Dışişleri Bakanlığının özel yetkili büyükelçisi Andrey Belousov da ABD, İngiltere ve Fransa’nın, Nükleer Silahların Yayılmasının Önlenmesi Antlaşması hükümlerini dikkate almaksızın nükleer potansiyellerini sınırsız bir şekilde genişlettiğini ve artırdığını dile getirmişti.

Avrupa

Ukrayna’ya bütçe desteği çıkmadı: AB kredileri öne çekmeye yanaşmıyor

Yayınlanma

Avrupa Birliği, artan askeri harcamalar nedeniyle ek bütçe desteği isteyen Ukrayna’nın talebini geri çevirerek Kiev’i diğer müttefiklere yönlendirdi. Ukrayna tarafı 27 milyar euroluk yeni finansman açığı bildirirken Brüksel kredilerin öne çekilmesinin 2027 yılında dengeleri bozacağı görüşünde.

Avrupa Birliği (AB), artan askeri harcamalar nedeniyle bütçesinde 27 milyar euroluk ayeni bir açıkla karşılaşan Ukrayna’nın ek finansman talebini geri çevirdi.

Bloomberg’in konuya aşina kaynaklara dayandırdığı habere göre Brüksel, kredilerin öne çekilerek erken ödenmesinin 2027 yılında mali sorunlar yaratacağını belirterek Kiev yönetimini Kanada, Norveç ve Japonya gibi diğer ortaklara yönlendirdi.

Ukrayna yönetimi, tırmanan savaş maliyetleri sebebiyle 27 milyar euro (yaklaşık 30,4 milyar dolar) düzeyinde ek finansman açığı oluştuğunu bildirmiş ve AB’den kredi dilimlerinin serbest bırakılmasını hızlandırmasını istemişti.

Habere göre AB yetkilileri, 2027 yılı için planlanan kredi paketinden 45 milyar euroluk kısmı süratle tahsis etmeyi planlıyor; fakat bu aktarım en erken gelecek yılın başında yapılabilecek.

Birlik bünyesinde Ukrayna’nın ek bütçe ve savunma ihtiyaçlarının tespitine yönelik çalışmaların da eş zamanlı yürütülmesi öngörülüyor.

Ukrayna Devlet Başkanı Volodimir Zelenskiy ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen arasında geçen hafta yapılan görüşmede finansman başlığının gerginliğe yol açtığı aktarıldı.

Von der Leyen, temasın ardından yaptığı açıklamada Ukrayna’ya ek savunma desteği sağlanacağını teyit ederken bütçe yardımlarının devamının Ukrayna Parlamentosu’ndaki reform sürecine bağlı olduğunu kaydetti.

Von der Leyen, AB’nin elinde yıl sonuna kadar kullanılabilecek 37 milyar euro kaldığını dile getirdi.

Ukrayna Başbakanı Sergey Koretskiy eylül ayında yaptığı değerlendirmede kamu maliyesinin durumunu kritik seviyeye yakın olarak nitelendirmişti.

Ukrayna Maliye Bakanlığı, 2026 ile 2029 yılları arasında yaklaşık 146 milyar dolarlık dış finansmana ihtiyaç duyulacağını hesaplıyor.

Uluslararası Para Fonu (IMF) ise Ukrayna’nın 2029 yılına kadar 54 milyar dolara varan finansman açığıyla karşı karşıya kalacağını öngörüyor.

Buna karşılık AB Komisyonu’nun Ekonomiden Sorumlu Üyesi Valdis Dombrovskis, Ukrayna’nın 2026 yılı bütçe ihtiyaçlarının büyük ölçüde güvence altına alındığını savundu.

Dombrovskis, sahadaki gereksinimin Kiev’in iddia ettiği kadar acil olmayabileceğini belirterek Avrupa Komisyonu ile IMF’nin 27 milyar dolarlık açık hesabını henüz teyit etmediğini bildirdi.

Okumaya Devam Et

Avrupa

AB’ye geri dönüş Londra’ya serbest ticaret anlaşmalarını feda ettirebilir

Yayınlanma

İngiltere’de yeni Başbakan Andy Burnham’ın AB’ye geri dönüş olasılığını gündeme alması, İşçi Partili eski hükümet yetkililerinin maliyet uyarılarına yol açtı. Bloomberg’ün haberinde, Margaret Thatcher döneminde kazanılan bütçe indiriminin kalkması halinde Londra’nın yıllık 5 milyar sterlin ek harcamayla karşılaşacağı ve Brexit sonrası imzalanan üçüncü ülke anlaşmalarının iptal edileceği kaydedildi.

İngiltere’nin Avrupa Birliği’ne (AB) tam üye olarak geri dönmesi durumunda, ülkenin her yıl yaklaşık 5 milyar sterlin (6,6 milyar dolar) ek harcama yapmak zorunda kalabileceği belirtildi.

Bloomberg’in eski Başbakan Keir Starmer yönetiminde görev almış İşçi Partili yetkililere dayandırdığı habere göre, olası bir geri dönüş Londra açısından ciddi bir mali yük ve ticari tavizler getirecek.

Söz konusu maliyet artışının temel nedenlerinden birini, eski Başbakan Margaret Thatcher döneminde elde edilen bütçe indiriminin kaldırılma ihtimali oluşturuyor.

İngiltere’nin ortak AB bütçesine yaptığı net katkıyı yüzde 66 oranında düşüren bu mekanizmanın yürürlükten kalkması, Starmer’ın eski çalışma arkadaşlarına göre İngiliz ekonomisine doğrudan ek yük getirecek.

Yetkililer mali faturaya karşılık Brüksel’in bazı başlıklarda taviz verebileceğini dile getiriyor.

Bu kapsamda AB yönetiminin, İngiltere’yi Schengen Bölgesi’ne katılmaya ya da euro para birimine geçmeye zorlamayabileceği değerlendiriliyor.

Buna karşın üyeliğe dönüş doğrudan mali harcamaların ötesinde kapsamlı ticari zorunlulukları da beraberinde getirecek.

Haberde, Londra’nın AB’den ayrıldıktan sonra üçüncü ülkelerle imzaladığı bütün bağımsız ticaret anlaşmalarını iptal etmek zorunda kalacağına dikkat çekildi.

Temmuz ayı sonunda başbakanlık görevinden ayrıldığını duyuran Keir Starmer’ın yerine geçen yeni Başbakan Andy Burnham, bir sonraki genel seçimlerde İngiltere’nin birliğe geri dönüşü için kampanya başlatabileceğini açıklamıştı.

Yıl sonunda düzenlenmesi planlanan zirvede ele alacağı üç seçeneği paylaşan Burnham; tam üyelik, AB tek pazarına erişim ve gümrük birliğine katılım başlıklarını değerlendireceğini bildirdi.

Starmer da başbakanlığı öncesinde Brexit sürecine destek vermemiş, ayrılık koşullarının yumuşatılmasını savunarak sürecin iptalini de seçenekler arasına alan ikinci bir teyit referandumu düzenlenmesi için çaba göstermişti.

İngiltere’de 23 Haziran 2016 tarihinde yapılan referandumda seçmenlerin yüzde 51,9’u birlikten ayrılma yönünde oy kullanmıştı.

Ülke, 47 yıllık üyeliğin ardından 31 Ocak 2020’de AB’den resmen ayrıldı. Londra, üyelik sürecinde çeşitli ayrıcalıklar ve istisnalar içeren özel bir statüye sahipti.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Hamburg Limanı, NATO askeri lojistiği için modernize edilecek

Yayınlanma

Almanya, Hamburg Limanı’nı hem ekonomik rekabet gücünü artırmak hem de NATO’nun savunma lojistiğine hizmet etmek amacıyla genişletmeye hazırlanıyor. Federal hükümetin 2028 yılından itibaren kaynak aktaracağı projeyle rıhtımlar yenilenecek, gemi dönüş alanı 600 metreye çıkarılacak.

Almanya’nın en büyük limanı konumundaki Hamburg Limanı, hem ülke ekonomisini canlandırma hem de NATO’nun askeri lojistik ihtiyaçlarını karşılama hedefiyle kapsamlı bir yenileme sürecine giriyor.

Bild gazetesinin haberine göre limanın, 2028 yılından itibaren özel bir federal fondan mali destek alması planlanıyor.

Hamburg liman sahalarının devlet teşvik haritasına dahil edilmesine ilişkin resmi kararın bu yılın sonuna kadar çıkması bekleniyor.

Projeyle birlikte rıhtım duvarlarının yenilenmesi, eskiyen vinçlerin modern alternatifleriyle değiştirilmesi ve bağlantı yollarının geliştirilmesi hedefleniyor.

Yatırımların temel amacını, limanın Avrupa’nın önde gelen lojistik merkezleri arasındaki konumunu yeniden güçlendirmek oluşturuyor.

Liman altyapısında sivil ve askeri hedefleri birleştiren “çift kullanım” yaklaşımı öne çıkıyor.

Plan çerçevesinde inşa edilecek altyapı, standart konteyner trafiğini hızlandırmanın yanı sıra olası bir kriz anında NATO’ya ait ağır askeri teçhizat ve zırhlı araçların sevkiyatına da kesintisiz lojistik zemin hazırlayacak.

Gazetenin aktardığı ayrıntılara göre 2030’lu yıllara kadar gemi manevra alanının çapının 600 metreye çıkarılması öngörülüyor. Bu genişletme adımı, yeni nesil mega konteyner gemilerinin limana güvenli şekilde yanaşabilmesini sağlayacak.

Liman idaresi, yılın başında kaydedilen yük trafiğindeki gerileme ve pazar payı kaybının ardından toparlanma işaretleri görüldüğünü bildirdi.

İyileşme sürecinde, liman işletmecisi HHLA şirketinin bir buçuk yıldır kilit hissedarları arasında yer alan dünyanın en büyük deniz taşımacılığı firması MSC belirleyici rol oynuyor.

Şirket, HHLA terminalleri üzerinden gerçekleştirdiği elleçleme hacmini artırma taahhüdünde bulundu.

Hamburg eyalet yönetimi ise büyük taşımacılık şirketlerine bağımlılığı dengelemek adına yük trafiğini çeşitlendirme arayışını sürdürüyor.

Hamburg Ekonomi Senatörü Melanie Leonhard, kentin Avrupa, Güney Amerika ve Hindistan ile ticari bağlarını genişletmeyi hedeflediklerini açıkladı.

Almanya’nın liman hamlesi, savunma harcamalarındaki genel artış eğilimiyle eşzamanlı ilerliyor.

2025 yılında Avrupa’da savunmaya en fazla bütçe ayıran ülke olan Almanya’nın, ordunun imkanlarını geliştirerek 2030’a kadar kıtanın önde gelen askeri gücüne dönüşebileceği belirtiliyor.

ABD merkezli Foreign Affairs dergisi şubat ayındaki değerlendirmesinde, Berlin’in bu askeri yükselişinin Avrupa’yı güçlendirmek yerine kıta içinde yeni bölünmelere yol açabileceği uyarısına yer vermişti.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English