Ortadoğu
OPEC+ üretim artırıyor: Alıcılar nerede?
OPEC+ grubunun ağustos ayından itibaren petrol üretim kotalarını üst üste beşinci ayda da artırma kararı, üretici ülkelerin bu hacmi sevk etme kapasitesi ve yeni alıcıların kimler olacağı sorularını beraberinde getiriyor.
OPEC+ grubunun petrol üretim kotalarını ağustos ayından itibaren geçerli olmak üzere üst üste beşinci ayda da artırma kararı alması, piyasalarda iki önemli soruyu gündeme getiriyor.
Bu soruların ilkini kartel üyelerinin gerçekten daha yüksek hacimde petrolü sevk edip edemeyeceği, ikincisini ise bu üretimin alıcısının kim olacağı oluşturuyor.
OPEC+ grubunun önde gelen yedi üyesi, pazar günü yaptıkları toplantıda ağustos ayından itibaren üretim kotalarını günlük 188 bin varil artırma konusunda uzlaştı.
Böylece nisan ayından bu yana gerçekleştirilen toplam kota artışı günlük yaklaşık 800 bin varile ulaştı.
İlk sorunun yanıtı, Hürmüz Boğazı’nın açık kalmasına ve bu dar deniz koridorundaki sevkiyat hacminin, ABD ile İsrail’in 28 Şubat’ta İran’a gerçekleştirdiği saldırı öncesindeki seviyelere yaklaşmasına bağlı görünüyor.
Reuters’a konuşan uzmanlar, bu süreçte sadece Hürmüz Boğazı üzerinden yapılan sevkiyatın değil, Ortadoğu’dan yapılan toplam petrol ihracatının temel gösterge alınması gerektiğine işaret ediyor.
Bunun nedeni, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri’nin (BAE) Hürmüz Boğazı dışındaki limanlar aracılığıyla da petrol ihraç etmeye devam etmesi olarak gösteriliyor.
Ancak Ortadoğu’dan yapılan toplam sevkiyat verileri incelendiğinde, ABD ile İran arasında 17 Haziran’da sağlanan 60 günlük ateşkes anlaşmasından bu yana hacim artış gösterse de savaş öncesi seviyelerin hâlâ oldukça altında kalındığı görülüyor.
Enerji veri analiz firması Kpler tarafından paylaşılan verilere göre, haziran ayı ihracatı günlük 9,62 milyon varil olarak gerçekleşti. Bu miktar, İran çatışmasının başlamasından önceki üç aylık dönemin ortalaması olan günlük 18,4 milyon varillik ihracat hacminin yaklaşık yarısına denk geliyor.
Temmuz ayında durumun iyileşmeye devam ettiği gözleniyor. Kpler verilerine göre temmuz ayı sevkiyat hacminin günlük 9,99 milyon varil seviyesinde gerçekleştiği tahmin ediliyor. Bu verinin, yeni kargo yüklemelerine ilişkin bilgiler netleştikçe yukarı yönlü revize edilmesi bekleniyor.
Mevcut veriler Ortadoğu’dan yapılan ihracatın hâlâ sınırlı olduğunu, Kuzey ve Güney Amerika ile Afrika gibi diğer bölgelerden gelen arz artışının ise Basra Körfezi’ndeki düşüşü telafi edemediğini ortaya koyuyor.
Bununla birlikte, petrol sektörünün değişen koşullara hızla uyum sağlama kabiliyeti göz önüne alındığında, Hürmüz Boğazı açık kaldığı müddetçe üreticilerin Ortadoğu’dan yapılan üretim ve ihracatı artırabileceği öngörülüyor.
Vadeli işlem piyasaları da OPEC+ grubunun yeni kotalar doğrultusunda üretimi artırabileceği, ayrıca İran ve eski OPEC+ üyesi BAE’nin de ek hacim sağlayabileceği senaryosunu fiyatlıyor.
Brent petrolü vadeli kontratı, pazartesi sabahı varil başına 71,72 dolar seviyelerinden işlem gördü. Bu seviye, 3 Temmuz kapanışı olan 72,12 doların ve ABD ile İsrail’in İran’a saldırdığı günden bir gün öncesi olan 27 Şubat seans kapanışı olan 72,48 doların hemen altında yer alıyor.
Piyasalarda arz fazlası beklentisi
Petrol vadeli işlem piyasasının, İran çatışmasından önce hakim olan arz fazlası söylemine geri dönüşü fiyatladığı gözleniyor.
Tedarik zincirlerinin yeniden kurulması, OPEC+ üyeleri ve kartel dışı üreticilerin üretimi artırması durumunda bu beklentinin karşılık bulabileceği değerlendiriliyor.
ABD ve İran arasında yeni bir çatışma yaşanması riskinin yanı sıra piyasada farklı etkenler de rol oynuyor. İran çatışması sürecinde Brent petrolünün varil fiyatının 126 doların üzerine tırmanmamasının temel nedenlerinden biri, dünyanın en büyük petrol ithalatçısı konumundaki Çin’in alımları keskin şekilde azaltması oldu.
Kpler verilerine göre, Çin’in haziran ayında deniz yoluyla yaptığı petrol ithalatı günlük 5,84 milyon varil ile son on yılın en düşük seviyesine geriledi. Bu miktar, savaş öncesi hacmin yaklaşık yarısına işaret ediyor.
Temmuz ayında da bu düşüş eğiliminin sürdüğü gözleniyor. Kpler, temmuz ayı ithalatını şimdilik günlük 5,31 milyon varil olarak tahmin ediyor.
Ancak bu rakamın, temmuz ayında teslim edilen yeni kargolara ilişkin veriler netleştikçe yukarı yönlü güncellenebileceği belirtiliyor.
Çin’in ne zaman yeniden petrol piyasasına güçlü şekilde döneceği sorusu önem taşıyor. Sektördeki geçmiş deneyimler, Çinli rafinerilerin petrol fiyatlarının yeterince düştüğünü değerlendirdiği dönemlerde alımları artırdığını gösteriyor. Çin, geleneksel olarak fiyatlar düştüğünde ithalatı artıran, fiyatlar yükseldiğinde ise alımları kısan bir rota izliyor ve bu eğilim son birkaç ayda daha belirgin hale geldi.
Küçük ve bağımsız rafinerilerin, büyük devlete ait şirketlere kıyasla daha erken alımlara başlayabileceği ve bu durumun ağustos ayında ithalatta bir artışa yol açabileceği ifade ediliyor.
Petrol fiyatlarının düşük kalmaya devam etmesi durumunda, büyük devlet rafinerilerinin de alımlara başlayacağı, ancak bu durumun ithalat istatistiklerine yansımasının en erken dördüncü çeyrekte gerçekleşeceği tahmin ediliyor.