Amerika
OpenAI bir Milenyum Problemi’ni çözdüğünü duyurdu, intihal suçlaması geldi

Yapay zeka şirketi OpenAI, matematikteki yedi Milenyum Problemi’nden biri kabul edilen Navier-Stokes denklemlerini çözdüğünü açıkladı. Süreçte yaklaşık 10 bin yapay zeka ajanının görev yaptığı belirtilirken, akademisyenler Tristan Buckmaster ve Levent Alpöge şirketin kendi çalışmalarını izinsiz kullandığını belirtti.
Yapay zeka şirketi OpenAI, geliştirdiği kurum içi yapay zeka modelinin matematikteki yedi “Milenyum Problemi”nden biri olan Navier-Stokes denklemlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü sorununu çözdüğünü duyurdu.
Şirket, elde edilen ispatın hem matematiksel ayrıntılarını hem de Lean programlama dilindeki biçimsel doğrulamasını yayımladı.
Açıklamaya göre OpenAI, Navier-Stokes probleminin çözümü için kapasitesi GPT-6 Astra modelinin çok üzerinde olan dahili bir sistem kullandı.
Çözüm sürecinde aynı anda yaklaşık 10 bin yapay zeka ajanından yararlanıldı. İnternetin önbelleğe alınmış kopyasındaki verileri tarama ve bağımsız kod çalıştırma yetkisi verilen bu ajanların bir bölümü savı kanıtlamak, diğer bölümü ise çürütmek üzere görevlendirildi.
Ajanlar, ana problem öncesinde Euler denklemlerinin çözümlerinin düzenliliği olarak bilinen aşamayı yaklaşık 100 ajanla ve 50 saatlik bir çalışma sonucunda aştı.
Navier-Stokes problemine yönelik nihai çözüme 5 Eylül Cumartesi günü ulaşıldı; GPT-6 Astra ile yürütülen doğrulama ve biçimlendirme süreci ise 17 saat sürdü.
Toplamda 2,7 milyon mesajın gönderildiği ve yaklaşık 1 milyon kitabın hacmine denk gelen 130 milyar çıktı simgesinin (token) işlendiği kaydedildi.
Bu gelişmenin hemen ardından akademik dünyada öncelik ve telif tartışması başladı.
New York Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Tristan Buckmaster, OpenAI şirketinin kendi çalışmalarından yararlandığını öne sürdü.
Buckmaster, yaklaşık bir yıl önce yapay zeka şirketi Anthropic bünyesinde görev yapan Türk matematikçi Levent Alpöge ile birlikte Navier-Stokes problemi üzerinde çalışmaya başladıklarını, geçen ay ise Euler denklemlerini çözüme kavuşturduklarını kaydetti.
Buckmaster, 8 Eylül’de Alpöge ile birlikte Codex ve Claude modellerini kullanarak elde ettikleri ön sonuçları paylaştı.
OpenAI şirketinin henüz kamuoyuna duyurulmamış verilerden faydalandığını savunan Buckmaster, firmanın kendisine “tek yazarlık” teklif ettiğini açıkladı.
Buckmaster, OpenAI yetkililerinin rakip şirket Anthropic bünyesinde çalışan Levent Alpöge’nin adını yazar listesinden çıkarmak istediğini, kendisinin bu öneriyi geri çevirdiğini belirtti.
OpenAI ise 1 Eylül’de Milenyum Problemleri’nden ikisinin çözüldüğüne dair duyumlar aldığını bildirdi.
Şirket, Lean sistemindeki doğrulamanın tamamlanmasıyla birlikte Buckmaster ve Alpöge ile temasa geçtiklerini, eş zamanlı ortak bir yayın yapmayı ve onların önceliğini tanımayı önerdiklerini savundu.
Şirket açıklamasında, araştırmacıların ve yapay zeka ajanlarının bu çalışmayı kamuoyuna resmen duyurulmadan önce görmediği, çözüm aşamasında hiçbir kullanıcı verisine erişilmediği ifade edildi.
OpenAI, ilk duyurudan üç dakika sonra yayımladığı ek mesajla Alpöge ve Buckmaster’ı matematik alanındaki başarıları dolayısıyla kutladı; ardından da Navier-Stokes denklemlerine ilişkin ispatın tam metnini kamuoyuna sundu.
Amerika
ABD’de en az 47 büyük veri merkezi projesi durduruldu ya da iptal edildi

ABD’de yapay zeka altyapısına yönelik 10 trilyon dolarlık devasa yatırım dalgası, artan borçlanma maliyetleri, elektrik şebekesine erişim engelleri ve yerel direniş nedeniyle aksamaya başladı. Financial Times’ın haberine göre ülke genelinde en az 47 büyük veri merkezi projesi iptal edilirken veya ertelenirken, binden fazla yerleşim yeri yeni inşaatlara karşı kısıtlama adımları attı.
ABD’de yapay zeka altyapısına yönelik 10 trilyon dolarlık devasa yatırım dalgası, veri merkezi inşaatlarındaki gecikmeler, yükselen borçlanma maliyetleri ve yerel halkın tepkisi nedeniyle tökezlemeye başladı.
Financial Times gazetesinin haberine göre ortaya çıkan bu tablo, yüzlerce projenin geleceğini tehlikeye atarken yatırımcıların harcanan dev meblağların geri dönüşüne dair şüphelerini de artırıyor.
Araştırma şirketi RegLayer verilerine göre, ABD genelinde en az 47 büyük veri merkezi projesi ya ertelendi ya iptal edildi ya da tamamen durduruldu.
Finans kuruluşu Bernstein analistleri ekim ayında yaptıkları değerlendirmede, ülkede planlanan projelerin yalnızca yaklaşık yüzde 35’inin gerçekçi sayılabileceğine dikkat çekti.
Yerel yönetimler ve tahvil piyasası frene basıyor
Yatırımların önündeki engeller yalnızca teknik planlarla sınırlı kalmıyor. ABD’de binden fazla yerleşim yeri, bu yıl içinde yapay zeka altyapısı inşaatlarına moratoryum getirmeye veya başka kısıtlamalar uygulamaya çalıştı.
Sektörün büyümesi, “yeni nesil bulut” olarak adlandırılan yeni nesil bulut sağlayıcılarının dev inşaatlar için finansman bulabilmesine doğrudan bağlı.
Ancak yüksek faiz oranları, enflasyon ve tahvil piyasasındaki bozulma, yatırımcıların OpenAI ve Anthropic gibi şirketlerin gelirlerinin giderlerini karşılayabileceğine yönelik inancını sarstı.
Piyasalardaki güven kaybı, yatırımcıların yapay zeka altyapısıyla bağlantılı şirketlerin borç senetlerinden hızla çıkmasına yol açtı. Bulut sağlayıcısı CoreWeave hisseleri bir haftada yaklaşık yüzde 25 değer kaybetti.
Benzer şekilde, SoftBank bünyesindeki SB Energy ile Nvidia destekli Firmus borsaya açılma planlarını erteledi ya da askıya aldı. OpenAI da kendi halka arzını güvenlik gerekçeleriyle ötelediğini bildirdi.
Dev Stargate projesinde gecikmeler başladı
Sahadaki sıkıntılar doğrudan inşaat sahalarına da yansıyor. OpenAI’ın veri merkezleri kurmak amacıyla yürüttüğü 500 milyar dolarlık Stargate projesine bağlı Oracle sahalarının birçoğunda gecikmeler yaşanıyor.
Takvimdeki sarkmalar, tesislerin zamanında tamamlanmaması durumunda müşterilere sözleşmelerden çekilme, yüklenicilere ise ek finansman talep etme hakkı verebilir.
Yatırımlar 10 trilyon doları aşabilir
Karşılaşılan sorunlara rağmen sektöre yönelen sermayenin büyüklüğü rekor seviyede kalmaya devam ediyor.
Columbia Business School ekonomisti Stijn Van Nieuwerburgh, ABD’nin 2025 ile 2032 yılları arasındaki yapay zeka altyapı harcamalarının 10 trilyon doları aşabileceğini ve her yıl ülke milli gelirinin yaklaşık yüzde 3,6’sına denk gelebileceğini hesaplıyor.
Yatırımcılar artık riskleri çok daha sıkı tartarken, veri merkezleri için inşaat izni almak ve tesisleri elektrik şebekesine bağlamak giderek zorlaşıyor.
Financial Times, temmuz ayı sonunda yayımladığı haberde Google, Amazon, Microsoft ve Meta’nın yapay zeka dalgasının başladığı 2023 yılından bu yana toplam 1,1 trilyon dolar yatırım yaptığını yazmıştı.
Büyük teknoloji şirketleri bu yıl veri merkezi inşaatlarına, ileri düzey çip alımlarına ve işlem kapasitesi oluşturmaya 745 milyar dolar ayırmayı planlıyor.
Söz konusu yatırımların geri dönüşü, OpenAI ve Anthropic’in bilişim masraflarını karşılayacak kaynakları yaratabilmesine dayanıyor.
Harcamalar özellikle bulut alanında şirketlerin gelirlerini artırsa da tedarik zincirindeki baskı bellek çipi kıtlığına yol açtı ve yapay zeka yarışının gerisinde kalan Apple gibi aktörleri bile olumsuz etkiledi.
Amerika
İsviçre ve ABD, Venezuelalı yetkililere uyguladığı yaptırımları kaldırıyor

İsviçre, mal varlıkları ve haklarında yolsuzluk suçlaması bulunmayan iki Venezuelalı yetkiliye yönelik ihtiyati tedbir kararını hata gerekçesiyle kaldırdı. ABD ise Caracas ile yürütülen diyalog sürecinin başmüzakerecisi Jorge Rodríguez’i yaptırım listesinden çıkarırken ekonomik sektörlere yönelik kısıtlamalarını sürdürüyor.
İsviçre Federal Dışişleri Bakanlığı, Venezuela İçişleri, Adalet ve Barış Bakanı Diosdado Cabello’nun eşi Marleny Contreras ile Birleşik Sosyalist Parti (PSUV) milletvekili Jorge Arreaza hakkındaki ihtiyati mal varlığı dondurma kararını kaldırdı.
Yetkililer, iki ismin İsviçre topraklarında herhangi bir varlığının bulunmadığını ve yolsuzluk suçlamasıyla karşılaşmadıklarını belirterek yaptırım listesine alınmalarını “hata” olarak nitelendirdi.
Söz konusu tedbir kararı, ABD güçlerinin Caracas’ı bombalayıp Venezuela Devlet Başkanı Nicolás Maduro’yu kaçırmasından iki gün sonra, 5 Ocak tarihinde uygulamaya konmuştu.
Bern yönetimi, kararın olası yasal soruşturmalar sürerken yasa dışı kaynakların İsviçre dışına çıkarılmasını önleme amacı taşıdığını açıklamıştı.
2030 yılına kadar yürürlükte kalacak hukuki tedbir, yasa dışı yollarla elde edildiği kanıtlanan tüm kaynakların Venezuela halkına iade edileceğine dair resmi bir taahhüt içeriyor.
Listede 40’ı aşkın mevcut ve eski Venezuelalı yetkilinin yanı sıra bu kişilerin doğrudan akrabaları ile bağlantılı olduğu öne sürülen isimler kalmaya devam ediyor.
İsviçre yaptırım listesine altı yeni isim ekledi
Venezuelanalysis‘in haberine göre Contreras ve Arreaza’nın kayıttan çıkarılmasıyla eş zamanlı olarak İsviçre hükümeti listeye altı yeni isim dahil etti.
Yeni eklenenler arasında Venezuela hükümetinin eski özel temsilcisi ve Sanayi Bakanı Álex Saab ile iş ortağı Álvaro Pulido yer alıyor.
Venezuela makamları tarafından kara para aklama suçlamasıyla yargılanmak üzere teslim edilen Pulido, 13 Ekim’de Miami’de mahkemeye çıktı.
ABD kurumlarına teslim edilen Saab da kara para aklama suçlamalarını kabul ederek diğer soruşturmalarda işbirliği yapma sözü verdi.
Kara listeye alınanlar arasına, Venezuela devlet petrol şirketi PDVSA’daki 1,2 milyar dolarlık yolsuzluktan elde edilen parayı aklamakla suçlanan avukat José Vicente Amparan Croquer de girdi.
Nicolás Maduro’nun üvey oğullarının paravanı olduğu öne sürülen iş insanı Mario Enrique Bonilla Vallera da yeni yaptırım listesine yazıldı.
İsviçre yönetimi, daha önce listeye aldığı iki eski elektrik bakan yardımcısının eşlerini de kapsama dahil etti.
Bu kapsamda Nervis Villalobos’un eşi ve iş ortağı Milagros Coromoto Torres Morán ile Javier Alvarado Ochoa’nın eski eşi María Consuelo Pardi Celis listeye eklendi.
Washington ile Caracas arasındaki diyalog adımları
İsviçre’nin adımı, ABD Hazine Bakanlığının Venezuela Ulusal Meclis Başkanı ve muhalefetle yürütülen diyalog sürecinin başmüzakerecisi Jorge Rodríguez’i yaptırım listesinden çıkarmasından iki gün sonra geldi.
Geçici Devlet Başkanı Delcy Rodríguez’in kardeşi olan Rodríguez’den önce, Delcy Rodríguez de nisan ayında Özel Olarak Belirlenmiş Vatandaşlar ve Bloke Edilen Kişiler (SDN) listesinden çıkarılmıştı.
Jorge Rodríguez, ilk kez 25 Eylül 2018’de, Donald Trump’ın ilk başkanlık döneminde yaptırım kapsamına alınmıştı.
Şahsi yaptırımlar, hedef alınan kişilerin ABD topraklarındaki varlıklarını donduruyor ve ABD vatandaşları ile şirketlerinin bu kişilerle işlem yapmasını yasaklıyor.
İspanyol gazetesi ABC‘nin Beyaz Saray muhabiri David Alandete, meclis başkanının yaptırım listesinden çıkarılmasını, Caracas ile Beyaz Saray arasındaki ilişkilerde açılan yeni evredeki işbirliğinin karşılığı olarak değerlendirdi.
Karar, Delcy Rodríguez’in geçici hükümeti ile eski milletvekili Dinorah Figuera liderliğindeki muhalefet heyetinin Caracas’ta ABD destekli görüşmelerin üçüncü turuna başladığı gün açıklandı.
Görüşmeler, Yüksek Adalet Mahkemesinin (TSJ) yenilenme sürecinin sürdürülmesini ve siyasi haklar ile güvenceleri ele almayı hedefliyor.
Adımlara rağmen ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisinin (OFAC) yaptırım listesinde 254 kişi ve kuruluş kalmaya devam ediyor.
Trump yönetimi; petrol, madencilik ve bankacılık gibi kilit Venezuela ekonomik sektörlerine yönelik kapsamlı zorlayıcı tedbirleri de sürdürüyor.
Washington, ocak ayından bu yana belirli Batılı şirketlerin Venezuela petrol ve maden kaynaklarına uygun koşullarda erişmesine olanak tanıyan yaptırım muafiyetleri uyguluyor.
Beyaz Saray bazı ABD merkezli şirketlerin ülkeyle ticaret yapmasına onay verse de ihracat gelirleri ABD Hazinesindeki bir hesapta tutuluyor ve Caracas’a yapılacak aktarımların miktarını ABD’li yetkililer belirliyor.
Trump yönetimi son olarak 60A sayılı Genel Lisansı yayımladı.
Düzenleme, Venezuela’da 24 Haziran’da meydana gelen çifte depremin yol açtığı hasarın giderilmesine yönelik insani yardım işlemlerine 21 Nisan 2027 tarihine kadar izin veriyor.
Amerika
ABD’den eski Küba lideri Raúl Castro için yakalama kararı

Florida Başsavcılığı, 1996 yılında dört kişinin öldüğü uçak saldırısını gerekçe göstererek 95 yaşındaki Raúl Castro hakkında yakalama kararı çıkardı. Havana yönetimi hava sahası ihlali tezini savunurken uluslararası kuruluşlar Küba’yı suçluyor; Devlet Başkanı Díaz-Canel ise kararı siyasi bir manevra olarak niteliyor.
Florida Başsavcısı James Uthmeier, Küba’nın 2006 ile 2021 yılları arasındaki fiili lideri olan 95 yaşındaki Raúl Castro hakkında yeni bir yakalama kararı çıkarıldığını duyurdu.
Küba Komünist Partisi eski genel sekreteri ve Devlet Konseyi eski başkanı, 30 yıl önce üç ABD vatandaşı ile bir ABD daimi ikametgah sahibinin öldürülmesiyle suçlanıyor.
CBS News kanalının haberine göre suçlama, 24 Şubat 1996 tarihinde Florida Boğazı üzerinde yaşanan olaya dayanıyor. O tarihte Küba Hava Kuvvetlerinin, insani yardım girişimi Brothers to the Rescue bünyesindeki iki sivil uçağı düşürdüğü iddia edilmişti.
Söz konusu uçaklarda Carlos Costa, Armando Alejandre, Mario de la Peña ve Pablo Morales hayatını kaybetti. ABD’deki Kübalı göçmenlerden oluşan aktivistler, derme çatma sallarla denize açılarak hayatları pahasına ABD’ye kaçmaya çalışan yurttaşlarını kurtarma çalışmaları yürütüyordu.
Brothers to the Rescue grubuna ait bir başka uçak ise saldırıdan kurtulmayı başardı. Uçaktaki ekip, arkadaşlarının uluslararası sularda hayatını kaybettiğine tanıklık etti.
Havana hava sahası ihlali iddiasına uluslararası kuruluşlar karşı çıktı
Havana yönetimi, askeri güçlerinin Küba hava sahası içinde hareket ettiğini ileri sürdü.
Uluslararası Sivil Havacılık Örgütü ile Amerikan Devletleri Örgütü ise Brothers to the Rescue tarafını destekleyerek Küba yönetimini uluslararası hukuku ihlal etmekle suçladı.
Olayın yaşandığı tarihte ağabeyi Fidel Castro hükümetinde savunma bakanı olarak görev yapan Raúl Castro, eleştirmenler tarafından 24 Şubat 1996 operasyonunun doğrudan sorumlusu olarak görülüyor.
Castro, aynı yıl ağır hasta olan ağabeyinden adanın fiili yönetimini devraldı.
ABD makamları, Mayıs 2026’da Küba’nın eski lideri hakkında Amerikan vatandaşlarını öldürmek amacıyla komplo kurma suçlamasıyla resmi iddianame hazırladı.
Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel, suçlamayı hiçbir hukuki temeli olmayan siyasi bir manevra olarak nitelendirdi.
Donald Trump yönetimi, 3 Ocak 2026 tarihinde bir başka Latin Amerika ülkesinin liderini yerel yakalama kararına dayanarak ABD’ye getirerek bir emsal oluşturmuştu.
Uluslararası uyuşturucu kaçakçılığı suçlamasıyla aranan Venezuela eski Devlet Başkanı Nicolás Maduro, eşiyle birlikte kendi konutundan kaçırılarak ABD’ye götürülmüştü.
Dünya Basını2 hafta önceEski CIA analisti Johnson: Trump İran’a girerse Çanakkale’deki Churchill gibi yenilir
Görüş2 hafta önceOrtadoğu’da Koridor İttifakları Devri
Dünya Basını2 hafta önceİktisatçı Richard Wolff: ABD’de oligarklar devleti rehin alarak piyasayı yönetiyor
Asya2 hafta önceJaponya Başbakanı Takaichi piyasaları harcama gündemi konusunda yatıştırmaya çalışıyor
Asya2 hafta önceÇin’de bankacılık reformu: 2025’te 670’ten fazla banka kapatıldı
Asya2 hafta önceAvustralya muhalefeti, ülke tarihindeki “en büyük göçmenlik kesintisini” vaat etti
Asya2 hafta önceHindistan’da 130 milyon seçmen kaydı silindi: Protestolar büyüyor
Asya2 hafta önceİmran Han’ın binlerce destekçisi Pakistan’ın başkentine yürüyüşe başladı











