Bizi Takip Edin

Amerika

Anthropic’ten istifa eden araştırmacı: Şirketler hayatlarımızla kumar oynuyor

Yayınlanma

Anthropic bünyesinde görev yapan yapay zeka araştırmacısı Jacob Coxon, şirketlerin kendi kendini geliştiren süper zeka yarışında sorumsuzca davrandığını belirterek istifa etti. Coxon, sistemlerin bağımsız hareket kabiliyetinin insanlık için varoluşsal riskler doğurduğunu ve sektör içi endişelerin sanılandan çok daha derin olduğunu ifade etti.

Yapay zeka şirketi Anthropic bünyesinde çalışan araştırmacı Jacob Coxon, sektördeki güvenlik açıklarına ve denetimsiz yarışa dikkat çekerek görevinden istifa etti.

Hem OpenAI hem de Anthropic çatısı altında üç yıl boyunca ön eğitim araştırmacısı olarak görev alan Coxon, ayrılık kararını X hesabından paylaştığı kapsamlı bir açıklamayla kamuoyuna duyurdu.

Her iki şirketin de sorumsuzca hareket ettiğini belirten Coxon, şirketlerin kendi kendini geliştiren süper zekaya ulaşmak adına tehlikeli bir yarış yürüttüğünü savundu.

“10 yılın sonuna kadar hepimizi öldürebileceğine inanıyorlar”

Coxon paylaşımlarında, yapay zekayı geliştiren kadroların bu teknolojinin 10 yılın sonuna kadar insanlığın sonunu getirebileceğine samimiyetle inandıklarını ifade etti.

Bu endişelerin bir pazarlama stratejisi olmadığını dile getiren araştırmacı, üst düzey yöneticiler ile kıdemli araştırmacıların basına konuşurken temkinli bir dil seçtiklerini, ancak kapalı kapılar ardında aynı korkuları dile getirdiklerini aktardı.

James Cameron’ın 1984 yapımı Terminatör filminin makinelerin insanlığa savaş açtığı 2029 yılını milat almasına atıfta bulunan gelişmeler, sektör içindeki benzer endişeleri yansıtıyor.

Nitekim Anthropic’in kendi hizalama ekibinin lideri Evan Hubinger da daha önce insanlığın yok olma ihtimalini yüzde 10’un üzerinde gördüğünü kaydetmişti.

Geliştirilen sistemlerin yakın zamanda her türlü güvenlik duvarını aşabilecek, alanları bir gecede dönüştürebilecek ve somut kaynaklar edinebilecek insanüstü yapılara evrileceği uyarısını yapan Coxon, ilerlemenin hiçbir şekilde yavaşlamadığını vurguladı.

Süper zeka tehlikesinin teorik kalmadığını savunan araştırmacı, mayıs ve temmuz ayları arasında yaşanan Hugging Face sızıntısını örnek gösterdi.

Söz konusu olayda, OpenAI modelleri test ortamı içinde iletişim kurabilecekleri bağımsız bir sohbet odası oluşturdu, ardından bu kanalı kullanarak açık internete ulaştı ve üretim sistemlerine sızdı.

Yaşanan bu güvenlik ihlali nedeniyle Hugging Face, altyapısının yaklaşık üçte birini yeniden inşa etmek zorunda kaldı.

“Hayatlarımızla kumar oynuyorlar”

Söz konusu sızıntıyı bir uyarı fişeği olarak nitelendiren Coxon, bu olayın ABD merkezli laboratuvarlar arasında hız ayarlama mutabakatlarını daha uygulanabilir kıldığına işaret etti.

Ancak küresel çaptaki yarışın önüne geçme konusunda henüz doğru yolda olunmadığını vurgulayan araştırmacı, model yeteneklerinin geliştirilmesine geçici bir yasak getirilmesi gibi adımların tartışılabileceğini kaydetti.

OpenAI tarafında medeniyet ölçeğindeki risklerin henüz yeterince içselleştirilmediğini savunan Coxon, Anthropic cephesinde risklerin bilinmesine rağmen ilk olma hırsıyla yarışa dahil olunduğunu öne sürdü.

Coxon, sektörden bu gerekçelerle ayrılan tek isim değil. Anthropic güvenlik ekibinde yer alan Mrinank Sharma da dünyanın tehlikede olduğunu yazarak bu yılın başlarında görevini bırakmıştı.

Diğer yandan herkes bu felaket senaryolarına katılmıyor. Paylaşıma gelen bazı tepkilerde, yüz binlerce yıllık evrim geçmişine sahip insanlığın bir metin tahmin modelinin bilinç kazanması sonucu yok olmayacağı yönündeki görüşler öne çıktı.

Ayrıca Terminatör serisindeki kurgunun dahi Coxon’ı bütünüyle doğrulamadığı, direnişin nükleer felaketten sağ çıkarak makineleri mağlup ettiği hatırlatıldı.

Güvenlik tartışmalarının yanında yapay zeka, istihdam piyasasını doğrudan etkilemeyi sürdürüyor. Stanford Dijital Ekonomi Laboratuvarı araştırması, henüz kitlesel bir iş kaybı yaşanmasa da yapay zekaya açık sektörlerdeki başlangıç seviyesi istihdamda ABD genelinde yüzde 20’ye yakın bir düşüş gerçekleştiğini gösteriyor.

Goldman Sachs çalışması da benzer bir eğilime işaret ederek iş gücü piyasasındaki dönüşümün yükünü en çok başlangıç düzeyindeki çalışanların çektiğini ortaya koyuyor.

Tartışmaların odağındaki Anthropic ise haziran ayında halka arz başvurusunu yaptı ve trilyonlarca dolarlık bir değerlemeyle bu sonbaharda Nasdaq borsasına girmeyi planlıyor.

“Yapay zeka devasa bir aldatmaca”

Amerika

ABD’de anket: Latin seçmenlerin yarıdan fazlası Demokratlara yöneldi

Yayınlanma

ABD’de yapılan kamuoyu araştırması, Kongre dengesini belirleyecek kritik seçim bölgelerindeki Latin seçmenlerin Demokrat partiye desteğini belirgin biçimde artırdığını ortaya koydu. 17 rekabetçi bölgede Demokratlar yüzde 58 desteğe ulaşırken, Cumhuriyetçiler yüzde 35 seviyesinde kaldı.

ABD’de yapılan yeni bir kamuoyu araştırması, Demokrat adayların 2024 yılından bu yana Temsilciler Meclisi yarışının çekişmeli geçtiği kritik bölgelerdeki Latin seçmenler nezdinde belirgin bir yükseliş yakaladığını ortaya koydu.

Söz konusu kazanımlar, gelecek yıl Kongre’deki çoğunluğun hangi partiye geçeceğini doğrudan belirleme potansiyeli taşıyor.

Axios ile paylaşılan Hart Research ve TelevisaUnivision ortak anketine göre, 17 rekabetçi Temsilciler Meclisi seçim bölgesindeki Latin seçmenlerin genel Kongre pusulasındaki tercihlerinde Demokratlar yüzde 58’lik desteğe ulaştı.

Aynı seçmen grubunda Cumhuriyetçileri destekleyenlerin oranı ise yüzde 35 seviyesinde kaldı. Bu kitle, kritik seçim çevrelerinde en hızlı büyüyen kararsız seçmen grubu niteliğini koruyor.

Teksas’ta çekişmeli geçen üç Temsilciler Meclisi yarışını inceleyen araştırma, 2024 başkanlık seçimlerinde yüzde 44’e yüzde 44 şeklinde eşit bölündüğünü belirten Latin seçmenlerin, ara seçimlere doğru yüzde 56’ya yüzde 36 ile Demokratların lehine yöneldiğini gösterdi.

Demokratlara yönelik Latin desteği diğer eyaletlerde de artış gösterdi. Kaliforniya’daki Latin seçmenlerin yüzde 57’si Demokratları destekleyeceğini ifade ederken, Cumhuriyetçi Parti’ye arka çıkacağını söyleyenlerin oranı yüzde 33’te kaldı.

TelevisaUnivision Kıdemli Başkan Yardımcısı Kate Coleman, Axios’a yaptığı değerlendirmede seçmen davranışına dikkat çekti:

“Latin seçmenler tek bir partiye kilitlenmiş değil. Gelişmeleri yakından izliyorlar; kimin yanlarında durduğuna ve nasıl durduğuna bakarak karar veriyorlar.”

Anket verileri, 2024 başkanlık seçiminde Donald Trump’a oy verdiğini söyleyen Latin katılımcıların yüzde 11’inin artık Demokrat adayları desteklediğini tespit etti.

Sınır dışı etme planlarını hızlandıran Trump, birçok Latin mahallesinde korkuyu tetiklerken bu seçmen grubundaki desteğini zayıflattı.

Hart Research ve TelevisaUnivision çalışması, Latin seçmenlerin yüzde 63’ünün Trump’ın başkanlık performansını onaylamadığını ortaya koydu. Görev icraatını onaylayanların oranı ise yüzde 36’da kaldı.

Trump’ın yüksek fiyatlar ve hayat pahalılığı karşısındaki tutumu Latin seçmenlerin yüzde 65’i tarafından onaylanmazken, göçmenlik denetimleri ile sınır dışı uygulamaları da yüzde 62 oranında tepki çekti.

Latin seçmenlerin yüzde 64 gibi yarıdan fazlası Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza Bürosu’nu (ICE) onaylamadığını bildirdi.

Mayıs ayında UnidosUS tarafından yayımlanan anket, Latin seçmenlerin dörtte birinin Trump’a yeniden oy vermelerinin gerekmesi halinde “muhtemelen oy vermeyeceğini” ya da kesinlikle desteklemeyeceğini gösterdi.

O dönem yapılan çalışma, Trump’ın Latin seçmenler nezdindeki düşüşüne karşın Demokratların henüz belirgin bir kazanım elde edemediğine işaret etmişti.

Pew Araştırma Merkezi verilerine göre Trump, 2024 yılında Latin oylarının yüzde 48’ini alarak desteğini güçlendirmiş, dönemin Başkan Yardımcısı Kamala Harris’in ulaştığı yüzde 51’lik orana oldukça yaklaşmıştı.

Demokrat Parti içerisindeki bazı isimler ise ön seçimlerde demokratik sosyalist adayların elde ettiği zaferlerin, özellikle Küba ya da Venezuela’dan kaçan kesimler başta olmak üzere kimi Latin seçmenlerde partiye karşı soğuk bir tutuma yol açmasından endişe ediyor.

Hart Research ve TelevisaUnivision araştırması, 6-17 Ağustos tarihleri arasında 1500 Latin katılımcıyla gerçekleştirildi. Araştırmanın hata payı 2,5 puan olarak açıklandı.

Okumaya Devam Et

Amerika

Yandex kurucusunun yeni şirketi Nebius şaibeli Palantir ile anlaştı

Yayınlanma

Yandex’in kurucusu Arkadiy Voloj’un yapay zeka altyapı şirketi Nebius Group, ABD ordusu ve istihbaratına teknoloji sağlayan Palantir Technologies ile stratejik ortaklık kurdu. Anlaşma kapsamında Nebius’un bilişim kapasitesi, Palantir’in yapay zeka işletim sistemi projesine entegre edilecek.

Rusya’dan ayrılan Yandex’in kurucusu Arkadiy Voloj’un şirketi Nebius Group, ABD ordusu ve istihbarat kurumlarına yapay zeka sistemleri geliştiren şaibeli Palantir Technologies ile stratejik ortaklık kurdu.

Anlaşma kapsamında Palantir, Nebius firmasını Sovereign AI Operating System projesi için yapay zeka altyapı ortağı ilan etti.

İki şirketin uzlaşması doğrultusunda Nebius’a ait bilişim kapasitesi ve hizmetler Palantir altyapısına dahil edilecek.

Müşteriler böylece Voloj’un şirketinin altyapısını kullanarak verileri üzerindeki denetimi koruma imkanına kavuşacak.

Palantir CEO’su Alex Karp, Nebius’un sunduğu altyapının müşterilere kendi yapay zeka modellerini kontrollü koşullarda çalıştırma olanağı tanıdığını dile getirdi.

Voloj ise kurumların geniş ölçekli yapay zeka altyapısına, aynı zamanda veri ve modelleri üzerinde doğrudan denetime ihtiyaç duyduğunu kaydetti.

Merkezi ABD’de yer alan Palantir, veri analitiği ve savunma sanayisine yönelik yapay zeka araçlarıyla tanınıyor.

Şirketin müşterileri arasında CIA, FBI, göçmenlik teşkilatı ICE ve çeşitli polis birimleri gibi kamu otoriteleri var.

Palantir, 2025 yılında ABD ordusuyla azami 10 milyar dolar değerinde bir sözleşme imzaladı.

Şirket, istihbarat verilerinin çözümlenmesi ve hedeflerin belirlenmesinde yapay zekanın kullanıldığı Pentagon’un Project Maven programında da görev alıyor.

Amerikan ordusunun İran’a yönelik hava saldırılarının hazırlık safhasında da Palantir sistemlerinden yararlandı.

The Washington Post gazetesinin haberine göre Pentagon, İran’daki hedeflerin tespiti amacıyla Palantir’in geliştirdiği ve Claude yapay zeka modeliyle entegre çalışan Maven Smart System yazılımını devreye soktu.

Şirketin teknolojileri, 2022 yılından bu yana Rusya ile savaş halinde olan Ukrayna ordusu tarafından da kullanılıyor. Bir Palantir sözcüsü, Ukrayna güçlerine Rus tankları ve topçu bataryaları gibi hedefleri tespit etme konusunda destek verdiklerini açıklamıştı.

Firma aynı zamanda İsrail ordusuyla da ortak faaliyet yürütüyor. Şirket yönetimi Ocak 2024’te İsrail ordusu ile stratejik ortaklık kurulduğunu duyurmuş, İsrail Savunma Bakanlığı için yapay zeka araçları dahil askeri harekatlara yönelik teknolojik destek sağladığını açıklamıştı.

Nebius, Yandex’in 2024 yılında Rusya içi ve uluslararası operasyonlarını resmen ayırması sonucu ortaya çıktı. Veri merkezleri işleten ve yapay zeka modellerinin eğitilmesi için işlem gücü sunan şirket, Rusya’daki ana gövdeden ayrıldıktan sonra yaklaşık 20 milyar dolar finansman sağladı.

Nebius’un portföyünde Meta, Microsoft, Revolut ve Shopify gibi küresel teknoloji firmaları yer alıyor.

Şirketin kurucusu Arkadiy Voloj, Şubat 2026’da Rusya vatandaşlığından çıktı. Voloj’un İsrail vatandaşlığı sürüyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

OpenAI bir Milenyum Problemi’ni çözdüğünü duyurdu, intihal suçlaması geldi

Yayınlanma

Yapay zeka şirketi OpenAI, matematikteki yedi Milenyum Problemi’nden biri kabul edilen Navier-Stokes denklemlerini çözdüğünü açıkladı. Süreçte yaklaşık 10 bin yapay zeka ajanının görev yaptığı belirtilirken, akademisyenler Tristan Buckmaster ve Levent Alpöge şirketin kendi çalışmalarını izinsiz kullandığını belirtti.

Yapay zeka şirketi OpenAI, geliştirdiği kurum içi yapay zeka modelinin matematikteki yedi “Milenyum Problemi”nden biri olan Navier-Stokes denklemlerinin varlığı ve pürüzsüzlüğü sorununu çözdüğünü duyurdu.

Şirket, elde edilen ispatın hem matematiksel ayrıntılarını hem de Lean programlama dilindeki biçimsel doğrulamasını yayımladı.

Açıklamaya göre OpenAI, Navier-Stokes probleminin çözümü için kapasitesi GPT-6 Astra modelinin çok üzerinde olan dahili bir sistem kullandı.

Çözüm sürecinde aynı anda yaklaşık 10 bin yapay zeka ajanından yararlanıldı. İnternetin önbelleğe alınmış kopyasındaki verileri tarama ve bağımsız kod çalıştırma yetkisi verilen bu ajanların bir bölümü savı kanıtlamak, diğer bölümü ise çürütmek üzere görevlendirildi.

Ajanlar, ana problem öncesinde Euler denklemlerinin çözümlerinin düzenliliği olarak bilinen aşamayı yaklaşık 100 ajanla ve 50 saatlik bir çalışma sonucunda aştı.

Navier-Stokes problemine yönelik nihai çözüme 5 Eylül Cumartesi günü ulaşıldı; GPT-6 Astra ile yürütülen doğrulama ve biçimlendirme süreci ise 17 saat sürdü.

Toplamda 2,7 milyon mesajın gönderildiği ve yaklaşık 1 milyon kitabın hacmine denk gelen 130 milyar çıktı simgesinin (token) işlendiği kaydedildi.

Bu gelişmenin hemen ardından akademik dünyada öncelik ve telif tartışması başladı.

New York Üniversitesi Matematik Bölümü öğretim üyesi Tristan Buckmaster, OpenAI şirketinin kendi çalışmalarından yararlandığını öne sürdü.

Buckmaster, yaklaşık bir yıl önce yapay zeka şirketi Anthropic bünyesinde görev yapan Türk matematikçi Levent Alpöge ile birlikte Navier-Stokes problemi üzerinde çalışmaya başladıklarını, geçen ay ise Euler denklemlerini çözüme kavuşturduklarını kaydetti.

Buckmaster, 8 Eylül’de Alpöge ile birlikte Codex ve Claude modellerini kullanarak elde ettikleri ön sonuçları paylaştı.

OpenAI şirketinin henüz kamuoyuna duyurulmamış verilerden faydalandığını savunan Buckmaster, firmanın kendisine “tek yazarlık” teklif ettiğini açıkladı.

Buckmaster, OpenAI yetkililerinin rakip şirket Anthropic bünyesinde çalışan Levent Alpöge’nin adını yazar listesinden çıkarmak istediğini, kendisinin bu öneriyi geri çevirdiğini belirtti.

OpenAI ise 1 Eylül’de Milenyum Problemleri’nden ikisinin çözüldüğüne dair duyumlar aldığını bildirdi.

Şirket, Lean sistemindeki doğrulamanın tamamlanmasıyla birlikte Buckmaster ve Alpöge ile temasa geçtiklerini, eş zamanlı ortak bir yayın yapmayı ve onların önceliğini tanımayı önerdiklerini savundu.

Şirket açıklamasında, araştırmacıların ve yapay zeka ajanlarının bu çalışmayı kamuoyuna resmen duyurulmadan önce görmediği, çözüm aşamasında hiçbir kullanıcı verisine erişilmediği ifade edildi.

OpenAI, ilk duyurudan üç dakika sonra yayımladığı ek mesajla Alpöge ve Buckmaster’ı matematik alanındaki başarıları dolayısıyla kutladı; ardından da Navier-Stokes denklemlerine ilişkin ispatın tam metnini kamuoyuna sundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English