Bizi Takip Edin

Amerika

OpenAI’dan kurumsal müşterilere veri güvencesi

Yayınlanma

OpenAI, yapay zeka modellerini kullanan kurumsal müşterilerin verilerini saklamama taahhüdünde bulundu. Şirket, bu adımla Claude modelinin geliştiricisi olan rakibi Anthropic’in veri saklama politikasından rahatsızlık duyan şirketleri bünyesine katmayı ve ürün güvenliğini artırmayı hedefliyor.

ChatGPT’nin geliştiricisi OpenAI, yapay zeka modellerini kullanan kurumsal şirketlerin verilerini saklamama taahhüdünde bulunurken ürünlerinin güvenliğini artırmaya yönelik yeni bir adım attı.

Şirket bu hamleyle, Claude modelinin geliştiricisi olan rakibi Anthropic’in kurumsal bilgileri saklama politikasından rahatsızlık duyan müşterileri kendi tarafına çekmeyi hedefliyor.

OpenAI çarşamba günü yaptığı açıklamada, modelleriyle gerçekleştirilen birden fazla etkileşimdeki örüntüleri ve güvenlik risklerini tespit etmeye olanak tanıyan yeni bir teknolojiyi bazı müşterilerinin ön izlemesine açtığını bildirdi.

Şirket bu adımla, etkileşimleri tek tek izleyen ve müşteri verilerinin bir kısmını saklamadan araçların doğru kullanıldığından emin olmayı zorlaştıran önceki yapay zeka güvenlik sistemlerinin ötesine geçmeyi amaçlıyor.

Bu taahhüt, en yeni modellerinin güvenliğini sağlamak gerekçesiyle müşteri verilerini 30 gün boyunca saklayan Anthropic’in politikasıyla tezat oluşturuyor.

Anthropic’in veri saklama uygulaması, Beyaz Saray Yapay Zeka Danışmanı ve girişim sermayedarı David Sacks, Microsoft Üst Yöneticisi Satya Nadella ve Palantir yöneticisi Alex Karp gibi teknoloji dünyasının önde gelen isimlerinin tepkisini çekmişti.

Söz konusu isimler, özellikle sağlık ve finans gibi düzenlemeye tabi sektörlerde faaliyet gösteren şirketlerin, yapay zeka firmalarının verilerini saklamadığına dair kesin bir güvenceye ihtiyaç duyduğunu savunmuştu.

OpenAI Ürün Politikası Başkanı Aleah Houze konuya ilişkin olarak, “Şirketlerden bunun ne kadar önemli olduğunu çok net ve yüksek sesle duyduk. Başka kurumlara hizmet veren ve son derece hassas veriler konusunda kendilerine güvenilen kuruluşları düşündüğünüzde, bu şirketlerin kendi müşterilerine verdikleri taahhütler bulunuyor” değerlendirmesinde bulundu.

Bu hamle, OpenAI’ın yapay zeka yarışında Anthropic’i yakalama çabasını yansıtırken, araçların siber saldırıları ya da modellerin kontrolden çıkmasından kaynaklanabilecek diğer zararları önleyecek yeterli korumaya sahip olmadığından endişe eden kesimleri yatıştırma amacını da taşıyor.

The Wall Street Journal’ın haberine göre OpenAI, yakın zamanda yatırımcılarına ikinci çeyrek gelir artışının Anthropic’in gerisinde kaldığını bildirmiş ve bu durum bazı hissedarlarda hayal kırıklığına yol açmıştı.

OpenAI, müşteri verilerinin müşterinin denetimindeki altyapıda kalacağını açıkladı.

Şirket ayrıca, verilerin mülkiyeti müşteriye ait şifreli anahtarlarla OpenAI tarafından saklanabileceği bir sistem üzerinde de çalışıyor. Bu sistem sayesinde şirket çalışanları model istemlerini, yanıtları veya diğer hassas bilgileri göremeyecek.

Yeni sistem, model etkinliğine dayanarak bir siber saldırı veya biyolojik silah gibi bir risk tespit ettiğinde OpenAI’a bir sinyal gönderiyor.

Gönderilen bu sinyal, şirket tarafından bir müdahalede bulunulması gerekip gerekmediğini belirlemeye yardımcı oluyor.

Müşteriler alınan kararlara itiraz edebiliyor veya dilerlerse OpenAI ile daha fazla bilgi paylaşabiliyor. OpenAI ise yalnızca riskin ciddiyetini ve kategorisini ayrıntılandıran üst düzey sinyal verisini saklıyor.

Anthropic’in kodlama araçlarını ve gelişmiş modellerini ücret karşılığı kullanan işletmeler nezdindeki popülaritesi şirketi yapay zeka yarışında öne geçirdi. Ancak şirketin bazı politikaları Silikon Vadisi’nde ve Trump yönetiminde tepkiye yol açtı.

David Sacks, haziran ayında yaptığı açıklamada müşteri verilerinin saklanmasının “yapay zekada yeni bir imtiyazlılar ve imtiyazsızlar sınıfı yarattığını” ve araçları kullanan yazılım geliştiricileri arasında öfkeye neden olduğunu söylemişti.

Bu konu, kullanıcıların modellerin davranışını belirleyen sayısal parametreleri indirmesine izin veren açık ağırlıklı modeller hakkındaki tartışmalarla da bağlantılı.

Çin menşeli olanlar da dahil olmak üzere birçok teknoloji şirketi bu tür modelleri destekledi ve Trump yönetiminden bunlara kısıtlama getirmemesini istedi.

Anthropic ise bu araçların, en güçlü kapalı modellerle aynı güvenlik önlemlerine genellikle sahip olmaması nedeniyle güvenlik riskleri barındırdığı uyarısında bulundu.

En güçlü araçları kapalı model niteliği taşıyan OpenAI, yakın zamanda açık ağırlıklı modelleri destekleyen bir sektör mektubuna imza attı ve bu tür modellerden bazılarını kendisi de geliştiriyor.

Şirket öte yandan, ABD’li şirketlerin kaydettiği ilerlemeleri “damıtma” (distillation) adı verilen bir süreçle haksız biçimde kullanmakla suçlanan Çinli açık ağırlıklı model sağlayıcılarına yönelik olası kısıtlamalar konusunda hükümet yetkilileriyle görüşmeler yürüttü.

Amerika

Vance MAHA zirvesinde sahneye çıktı: 2028 rekabeti su yüzüne çıkıyor

Yayınlanma

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Washington’daki MAHA hareketinin yıllık zirvesine katılarak Sağlık Bakanı Robert F. Kennedy Jr. ile ortak gündem mesajı verdi. Kamuoyu yoklamaları Amerikan halkının üçte birinden fazlasının desteklediği hareket tabanının yaklaşık üçte ikisinin Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, başkent Washington’da düzenlenen “Amerika’yı Yeniden Sağlıklı Yap” (MAHA) hareketinin yıllık zirvesine üst üste ikinci kez ana konuşmacı olarak katıldı.

Zirve kapsamındaki sohbet toplantısının sonunda Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanı Robert F. Kennedy Jr., Dışişleri Bakanı ve Ulusal Güvenlik Danışmanı Marco Rubio’nun internette neden Vance’ten daha fazla popüler içerikle öne çıktığına değinerek bir soru yöneltti.

Kennedy, salondaki alkışlar eşliğinde, “MAHA gündemi için Beyaz Saray’dan muazzam bir destek alıyoruz; ancak hiçbir yerden Başkan Yardımcılığı makamı kadar güçlü bir destek görmüyoruz. Ülkemize ve çocuklarımıza bağlılığınızdan ötürü size teşekkür ederim” dedi.

Bu diyalog, ne Vance ne de Rubio Beyaz Saray hedeflerini resmi olarak ilan etmemiş olsa dahi, Başkan Donald Trump’ın yakın ekibi arasında 2028 başkanlık yarışı için arka planda süren rekabete yönelik üstü kapalı bir gönderme niteliği taşıyor.

Temaslar aynı zamanda Kennedy’nin öncülük ettiği MAHA hareketinin, Trump’ın 2024’te zafere ulaşmasını sağlayan taban ittifakını pekiştirme çabalarındaki belirleyici rolünü ortaya koyuyor.

Sohbet sırasında Vance, Kennedy’nin tavsiyesiyle et ağırlıklı beslenmeye geçtiğini aktardı.

Alkol ve şekerli gıdalardan uzak durup et ile lahana turşusu gibi fermente yiyeceklere dayanan bu beslenme biçimini yönetimden başka isimlerin de benimsediği biliniyor.

Vance, süreci şu sözlerle anlattı:

“Bobby’yi aradım ve ‘Büyük Perhiz vesilesiyle şekeri bırakmayı düşünüyorum, bunun sağlığa yararları nelerdir?’ diye sordum. O da bana ‘Hayır, hayır, hayır, sana göre harika bir önerim var’ dedi. O gün Şişman Salı’ydı ve Bobby Kennedy sayesinde Şişman Çarşamba hiç gelmedi.”

MAHA tabanı, Kennedy’nin Joe Biden’a karşı yürüttüğü Demokrat Parti başkanlık adaylığı yarışından çekilmesinin ardından Trump saflarına yöneldi.

Kennedy, bağımsız yürüttüğü kampanyayı da sonlandırarak Cumhuriyetçi Parti lehine etkili bir figür haline geldi.

Trump, MAHA hareketinin kendi MAGA (Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketine güç kattığını ve seçim zaferinde pay sahibi olduğunu vurguladı.

Aşı karşıtı açıklamalarıyla bilinen Kennedy, kabinede Sağlık ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı göreviyle ödüllendirildi.

Kennedy göreve gelmesinin ardından çocuklara yönelik aşı tavsiyelerinin daraltılması gibi kendi önceliklerini hayata geçirmeye başladı.

Ancak Trump yönetiminin tehlikeli bir tarım ilacının üretimini artırma adımı, iki kesim arasındaki ittifakta pürüzlere yol açtı.

MAHA temsilcileri, hareketin seçmen tabanına verilen destek güçlendirilmezse Cumhuriyetçi Parti’nin bu alandaki ağırlığını kaybedebileceği uyarısını dile getiriyor. Demokratlar ise söz konusu gerilimden faydalanmak istiyor.

Kimya endüstrisini eleştiren Demokratlar, MAHA ile ortak zemin arayışına girdi.

Başkan Trump’ın tartışmalı yabani ot ilacı Roundup’ın ana maddesi glifosatın ülke içindeki üretimini önceleyen başkanlık kararnamesinin ardından Demokratlar, Kongre oturumlarında Kennedy’yi doğrudan hedef aldı.

CBS News’in haberine göre Michigan’dan Demokrat senatör adayı Abdul El-Sayed, çevre kirliliğine yol açanlardan hesap sorulmasını ve tarım ilacı üreticilerine ürünlerinin verdiği zararlar nedeniyle dava açılmasını öngören yasal düzenlemeleri destekleyen “Daha Sağlıklı Bir Amerika Politikası Gündemi” adlı yeni bir sağlık platformu başlattı.

Bahar aylarında yapılan anketler, Amerikan kamuoyunun üçte birinden fazlasının kendini MAHA destekçisi olarak tanımladığını, bu kitlenin yaklaşık üçte ikisinin de Cumhuriyetçilere eğilimli olduğunu gösteriyor.

Buna karşılık bazı Demokratlar, MAHA tabanının oy tercihinin çantada keklik olmadığını savunuyor.

El-Sayed, CBS’e yaptığı açıklamada, “Çoğu zaman yanlış tarafta duran gıda, tarım ve ilaç şirketlerine boyun eğenlerin aksine, insanların daha sağlıklı olmasını savunan tarafın her zaman biz olduğumuzu seçmene hatırlatma fırsatına sahibiz” dedi.

Zirvede Vance ile Kennedy, yönetimin MAHA ile örtüştüğü ortak başlıklara dikkat çekti.

İkili, tıp uzmanlarının görüşlerine karşı yapay zekanın kullanılması ve Vance’in öncelikleri arasında yer alan sağlık ile sosyal güvenlik sistemlerindeki usulsüzlüklerle mücadele konularında eşgüdüm mesajı verdi.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD Küba’ya dönük yaptırımları sıkılaştırdı, muafiyetler kaldırıldı

Yayınlanma

ABD Hazine Bakanlığı, Küba’ya yönelik finansal kısıtlamaları genişleterek ada özel sektörüne sağlanan bankacılık kolaylıklarını ve konferans seyahati izinlerini iptal etti. 30 Eylül itibarıyla yürürlüğe giren kararla Küba ordusunun denetimindeki kuruluşlarla dolaylı işlemler yasaklanırken transit para transferleri durduruldu.

ABD, Küba’ya yönelik yaptırım rejimini 30 Eylül itibarıyla sıkılaştırarak finansal işlemlere yeni kısıtlamalar getirdi; bankacılık ve seyahat alanındaki bazı muafiyetleri yürürlükten kaldırdı.

ABD Hazine Bakanlığına bağlı Yabancı Varlıklar Kontrol Ofisi (OFAC), ABD Dışişleri Bakanlığının hazırladığı “Kısıtlı Küba Kuruluşları Listesi”nde (Cuba Restricted List) yer alan yapılarla dolaylı finansal işlem yapma yasağının kapsamını genişletti.

Bu liste; Küba ordusu, istihbaratı ve güvenlik birimlerinin denetimindeki kurumları da kapsıyor.

Yeni düzenlemeyle Amerikan bankalarının, Küba bağlantılı transit para transferlerini ABD finans sistemi üzerinden yürütme izni iptal edildi.

Söz konusu kısıtlama, transferin ABD sınırları dışında başlayıp yine ABD dışında sonuçlandığı durumları da içeriyor.

OFAC ayrıca Küba’daki bağımsız özel sektör girişimcileri adına hesap açılmasına ve bu hesapların işletilmesine imkan tanıyan özel izni geri çekti. İlgili hesaplardaki bloke edilen varlıkların serbest bırakılması için artık kurumdan özel lisans alınması şartı aranıyor.

Söz konusu kolaylıklar, Küba özel sektörünü destekleme adımları kapsamında 2024 yılında yürürlüğe girmişti. Son kararla, o dönem sağlanan esnekliklerin bir kısmı kaldırılmış oldu.

OFAC, adaya yönelik eğitim amaçlı seyahat kurallarını da zorlaştırdı; Küba’da düzenlenen mesleki toplantı ve konferanslara katılımı sağlayan genel izni sonlandırdı.

Önceden planlanmış seyahatlerin bir bölümü için ise geçiş sürecine özgü istisnalar tanındı.

ABD Başkanı Donald Trump’ın Beyaz Saray’a dönmesinin ardından Washington yönetimi Havana üzerindeki ekonomik baskıyı artırdı.

ABD, Küba’yı yeniden “teröre destek veren ülkeler” listesine aldı; ardından adaya doğrudan ya da dolaylı petrol sevkiyatı yapan ülkelere ve şirketlere ek gümrük vergisi uygulanmasını öngören mekanizmayı devreye soktu.

ABD Hazine Bakanlığı, Küba Devlet Başkanı Miguel Díaz-Canel ile kendisiyle bağlantılı çok sayıda kişi ve kuruluşa yaptırım uyguladı. Yaptırım listesine Küba Silahlı Kuvvetleri ile Devrimi Savunma Komiteleri dahil edildi.

ABD’nin Küba’ya yönelik ticaret ambargosu 1962 yılından bu yana yürürlükte kalmayı sürdürüyor.

Trump’ın süresini 14 Eylül 2027’ye kadar uzattığı ambargo, iki ülke arasındaki ticareti ve mali operasyonları sınırlandırıyor; Amerikan vatandaşları ve şirketlerinin özel lisans olmaksızın Küba ile işlem yapmasını yasaklıyor.

Okumaya Devam Et

Amerika

ABD’de seçmenlerin yüzde 51’i meclis kontrolünü Demokratlara vermek istiyor

Yayınlanma

Quinnipiac Üniversitesi anketi, ABD Kongre seçimleri öncesinde Demokratların Temsilciler Meclisi yarışında Cumhuriyetçilere 12 puan fark attığını ortaya koydu. Katılımcıların yüzde 51’i meclis çoğunluğunun Demokratlara geçmesini isterken, ABD Başkanı Donald Trump’ın performansını onaylamayanların oranı yüzde 61 ile rekor düzeye ulaştı.

ABD’de Kongre ara seçimleri öncesinde kamuoyu tercihlerini inceleyen yeni araştırma, Temsilciler Meclisi yarışında Demokrat Parti’nin Cumhuriyetçilerin 12 puan önünde yer aldığını ortaya koydu.

Quinnipiac Üniversitesi anketine göre seçmenlerin yüzde 51’i meclis çoğunluğunu Demokratların kazanmasını isterken, bu tercihi Cumhuriyetçilerden yana kullananların oranı yüzde 39 seviyesinde kaldı.

Araştırmaya katılanların yüzde 9’u ise tercihi konusunda kararsız olduğunu belirtti.

Quinnipiac Üniversitesi’nin 10 Eylül tarihli bir önceki yoklamasında Demokratların çoğunluğu almasını isteyenler yüzde 49, Cumhuriyetçileri destekleyenler yüzde 38 olarak ölçülmüş, kararsızların oranı ise yüzde 13 olarak kayıtlara geçmişti. Son veriler, sandık gününe beş hafta kala Demokratların meclis denetimindeki farkı koruduğuna işaret ediyor.

Araştırma, seçmenlerin Kongre’deki her iki partinin mevcut performansına da mesafeli yaklaştığını gösteriyor.

Ankete katılanların yalnızca yüzde 26’sı Cumhuriyetçilerin Kongre’deki icraatını onaylarken, yüzde 67’si olumsuz görüş bildirdi.

Demokratların meclisteki faaliyetlerini onaylayanların oranı yüzde 22’de kalırken, hoşnutsuzluk belirtenlerin oranı yüzde 69’a ulaştı.

Anket, ABD Başkanı Donald Trump’a yönelik kamuoyu desteğindeki erimeyi de ortaya koydu.

Seçmenlerin yüzde 34’ü Trump’ın başkanlık performansını onayladığını belirtirken, onaylamayanların oranı yüzde 61 oldu.

Bu veri, Quinnipiac Üniversitesi anketleri tarihindeki en yüksek hoşnutsuzluk oranı olarak kaydedildi. Üniversitenin 18 Ocak 2021 tarihli araştırmasında da aynı düzeyde olumsuz değerlendirme ölçülmüştü.

Trump daha önce yaptığı bir değerlendirmede, Cumhuriyetçilerin çoğunluğu kaybetmesi halinde Demokratların azil sürecini başlatabileceğini dile getirmişti.

ABD’de ara seçimler 3 Kasım 2026 tarihinde düzenlenecek. Sandıkta Temsilciler Meclisi’nin 435 sandalyesinin tamamı ve Senato’nun yaklaşık üçte biri yenilenecek.

Seçim sonuçları, Kongre’nin iki kanadını önümüzdeki iki yıl boyunca hangi siyasi partinin denetleyeceğini belirleyecek.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English