Dünya Basını
Prof. Glenn Diesen: ABD, İran’da ‘Venezuela modeli’ bir başarı bekleyerek kendini kandırıyor
Siyaset bilimci Prof. Glenn Diesen, George Galloway’e verdiği mülakatta, ABD’nin İran üzerindeki baskısının küresel hegemonya krizinden kaynaklandığını belirtti. Batı’nın İran’daki toplumsal dinamikleri yanlış okuduğunu vurgulayan Diesen, Avrupa’nın enerji politikasındaki “Harakiri” hamlelerinin ve Almanya’nın askeri yükselişinin küresel güvenliği istikrarsızlaştırdığına dikkat çekti.
Dünya genelinde güvenlik mimarisinin hızla sarsıldığı bir dönemden geçildiğini belirten Prof. Glenn Diesen, mevcut istikrarsızlığın temelinde tek kutuplu düzenden çok kutuplu düzene geçişin yattığını kaydetti.
Diesen, “Dünya şu anda her iki yöne de çekiliyor; ABD hegemonyasını geri kazanmaya çalışırken, Avrupa bu hegemonya altında kendine yer arıyor, dünyanın geri kalanı ise bu duruma direnç gösteriyor” diye konuştu.
Güç dağılımı açısından çok kutupluluğun halihazırda bir gerçeklik olduğunu vurgulayan Diesen, Washington’ın bu süreci tersine çevirme çabalarının bölgeyi daha büyük bir çatışmaya sürükleyebileceği uyarısında bulundu.
ABD İran’ı Venezuela ile kıyaslayarak stratejik hata yapıyor
Washington’daki karar alıcıların İran ile Venezuela arasında kurduğu paralelliği “tuhaf bir kıyaslama” olarak nitelendiren Diesen, ABD’nin Venezuela’da askeri güç kullanmadan sonuç aldığını ancak İran’ın çok daha farklı bir ölçekte olduğunu hatırlattı.
Diesen, “ABD, Maduro örneğinde olduğu gibi lideri devre dışı bıraktığında sistemin çökeceğini varsayıyor; ancak İran on yıllardır saldırılara karşı hazırlanan devasa bir ülke. Din dini lideri hedef alarak ülkeyi kontrol altına alabilecekleri fikri tamamen bir yanılsama” ifadelerini kullandı.
Bu tür bir yaklaşımın sadece kaos yaratacağını belirten profesör, İran’da istikrarlı bir rejim değişikliği için hiçbir yol haritası bulunmadığını, olası bir müdahalenin ancak iç savaş veya parçalanma ile sonuçlanabileceğini belirtti.
Ortadoğu’nun sınırlarını yeniden çizme planı: Balkanlaştırma stratejisi
Sunucu George Galloway’in, Batı’nın Ortadoğu’yu etnik ve mezhepsel temellerde 127 küçük birime bölme planına ilişkin sorusuna yanıt veren Diesen, bu durumun bir “kaos imparatorluğu” kurma çabası olduğunu kaydetti.
Diesen, “İsrail bölgesel hakimiyet, ABD ise küresel birincilik istiyor. Bu hedeflere ulaşmanın yolu İran gibi bir güç merkezini devre dışı bırakmaktan geçiyor. Bölgeyi bölüp parçalayarak yönetmek istiyorlar” dedi.
Bu stratejinin sadece Ortadoğu ile sınırlı olmadığını, Rusya için de benzer “parçalama” söylemlerinin Batı basınında dile getirildiğini ifade eden Diesen, “Rusya’yı daha küçük devletlere bölerek kontrol etmenin dünyayı daha barışçıl kılacağını söyleyen Avrupalı liderler var; aynı şeyi Ortadoğu için de planlıyorlar” açıklamasında bulundu.
Savaşın seyri İran’ın lehine dönüyor
Çatışmaların devam etmesi durumunda zamanın İran lehine işlediğini belirten Diesen, ABD’nin mühimmat stoklarında ciddi sorunlar yaşadığını vurguladı. ABD’nin bu savaşa uzun süreli bir harekat olarak hazırlanmadığını kaydeden Diesen, “Amerikan hava savunma radarları tükenirken, İranlılar daha gelişmiş insansız hava araçlarını ve füzelerini sahaya sürüyor. İran, caydırıcılığını yeniden tesis etmek için tüm Amerikan üslerini vurmaya ve Hürmüz Boğazı’nı kapatmaya hazır olduğunu açıkça göstermişti ve tam olarak bunu yapıyor” diye konuştu.
Batı medyasındaki “kurtarıcı olarak karşılanma” anlatısının sahadaki gerçeklikle örtüşmediğini söyleyen Diesen, bu savaşın bir sıfır toplamlı oyun olduğunu ve İran tarafında taviz verilmesinin mümkün olmadığını belirtti.
Batı’nın İran’da liberal bir elit ayaklanması beklentisinin boşa çıktığını ifade eden Diesen, şimdi ise “Kürt kartının” raftan indirildiğini kaydetti. Kürt grupların silahlandırılmasının bir iç savaşı tetikleyebileceğine dikkat çeken Diesen, “Bu aslında İran için ‘Suriye çözümü’ anlamına geliyor. Suriye’de demokrasi ve insan hakları vaadiyle yola çıkanların bugün geldiği nokta ortada. İran’ı zayıflatmak için bölgeyi yakıp yıkmaya, küllerin üzerinde hüküm sürmeye razılar” dedi. Başlangıçta protestocular için “timsah gözyaşları” döken Batı’nın bugün hastaneleri ve okulları bombalama noktasına gelmesinin, insani müdahale söyleminin ne kadar kırılgan olduğunu gösterdiğini vurguladı.
Mülakatta Türkiye’nin durumuna da değinen George Galloway, Kürtlere bir devlet vaat edilmesinin doğrudan Türkiye’nin toprak bütünlüğünü tehdit ettiğini hatırlattı. Bu görüşe katılan Diesen, ABD’nin Irak ve Suriye’de Kürtleri kullandıktan sonra her iki seferde de ihanet ettiğini, şimdi aynı sürecin İran’da işletildiğini belirtti.
Diesen, “Kendi vatanlarını kuracakları vaadiyle devletleri parçalamak Türkiye üzerinde büyük bir baskı yaratıyor. Ankara bu süreci büyük bir endişeyle izliyor” değerlendirmesinde bulundu.
ABD’nin İsrail Büyükelçisi Mike Huckabee’nin “Tanrı bu toprakları onlara vaat etti” yönündeki açıklamalarına atıfta bulunan profesör, “Türkler bu konuşmaları dinliyor; çünkü bu plan onlardan da bir parça koparmayı içeriyor. İsrail medyasında artık Türkiye’nin de en az İran kadar tehlikeli olduğu yazılıyor. Bu durum Türkiye’yi İran ile ortak hareket etmeye zorlayabilir” diye konuştu.
Avrupa’daki siyasi atmosferi analiz eden Diesen, Almanya’nın Şansölye Friedrich Merz yönetiminde savaş sonrası barışçıl tutumunu tamamen terk ettiğini kaydetti.
Almanya’nın Avrupa’nın en büyük kara ordusuna sahip olma hedefinin ve Ukrayna’daki vekalet savaşındaki öncü rolünün riskli olduğunu belirten Diesen, “Şansölye Merz, Beyaz Saray’a giderek bu savaşın ‘iyi bir savaş’ olduğunu savunuyor ve uluslararası hukukun İran’ı korumaması gerektiğini söylüyor. Bu, ortaya çıkan çok ‘çirkin’ bir Almanya tablosu” dedi.
Avrupa’nın çok kutuplu dünyadaki rolünü tanımlayamadığını ifade eden Diesen, Avrupalı liderlerin ABD’ye sadakat göstererek ödüllendirileceklerini umduklarını ancak bu stratejinin Avrupa’yı diğer güç merkezlerinden izole ettiğini belirtti.
Doğalgaz yaptırımları: Avrupa kendi oksijenini kesiyor
Avrupa’nın Rus gazına yönelik yaptırımlarının ekonomik bir intihar olduğunu belirten Diesen, bu durumu “oksijenden kurtulmaya çalışmak” olarak tanımladı.
Enerji güvenliğinin ucuz ve güvenilir kaynaklara erişimle sağlanabileceğini hatırlatan profesör, “Biz tam tersini yapıyoruz; en önemli tedarikçimizle bağları koparıp tüm gazı ABD’den almak zorunda kalıyoruz. ABD fiyatları istediği gibi artırabilir, bu da sanayimizin sanayisizleşmesine yol açar” diye konuştu.
Rusya’nın ticaretini doğuya kaydırdığını ve artık Batı’ya muhtaç olmadığını söyleyen Diesen, Avrupa’nın Rusya’dan gaz isteyip aynı zamanda ona karşı savaş yürütmeye çalışmasının absürt bir durum olduğunu kaydetti.
Avrupalı liderlerin stratejik intiharı
George Galloway’in “Avrupalı liderler harakiri yaptı” benzetmesine katılan Prof. Diesen, Avrupa halkının bu sürece müdahale etmekte çok geç kalmış olabileceğini ifade etti.
Mülakatın sonunda, Batı’nın kendi anlatılarına hapsolduğunu ve çok kutuplu dünyanın gerçeklerini kabul etmek yerine çatışmayı körüklediği mesajı verildi. Diesen, Avrupa’nın kendi refahını ve güvenliğini korumak yerine ABD’nin küresel birincilik hedefleri için kendini feda ettiğini belirterek konuşmasını sonlandırdı.