Dünya Basını
Prof. Karaganov: Avrupa elitleri akıl sağlığını ve tarih bilincini bütünüyle yitirdi
Rusya Dış ve Savunma Politikası Konseyi Başkanı Profesör Sergey Karaganov, nükleer caydırıcılığın tesisi ve Rusya’nın tarihsel kimlik dönüşümü üzerine Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen’e açıklamalarda bulundu. Karaganov, Batı ile tırmanan gerilimi “Dördüncü Dünya Savaşı” olarak nitelendirirken, nükleer silahların kullanım eşiğinin düşürülmesi ve Avrupa elitlerinin cezalandırılması gerektiğini belirtti.
Rusya’nın dış politika ve strateji mimarlarından biri olarak kabul edilen, Rusya Dış ve Savunma Politikası Konseyi Başkanı Profesör Sergey Karaganov, Norveçli siyaset bilimci Profesör Glenn Diesen ile gerçekleştirdiği mülakatta, küresel sistemin mevcut durumunu, Rusya’nın nükleer stratejisindeki zorunlu değişimleri ve ülkenin tarihsel kimlik arayışını analiz etti.
Mihail Gorbaçov, Boris Yeltsin ve Vladimir Putin gibi liderlere danışmanlık yapmış olan Karaganov, nükleer doktrinin güncellenmesi konusundaki öncü görüşlerini ve Batı ile ilişkilerin geleceğine dair öngörülerini paylaştı.
Mülakatın açılışında Profesör Glenn Diesen, Soğuk Savaş döneminde dahi hayal edilemeyen gelişmelerin yaşandığına dikkat çekerek, NATO ülkelerinin Rusya topraklarına yönelik füze saldırılarına katılımını ve Rusya’nın nükleer üçlüsüne ait erken uyarı sistemlerine yönelik müdahaleleri hatırlattı. Diesen, bu riskli gidişatın Kremlin’de nasıl değerlendirildiğini sordu.
“Biz bu süreci çok uzun süre erteledik”
Karaganov, Rusya hükümetine yönelik eleştirilerini dile getirerek başladığı açıklamasında, “Hükümetteki çalışma arkadaşlarıma, Batı’nın saldırganlığına çözüm bulunabileceği umuduyla çok uzun süre müsamaha gösterdikleri için eleştiriler yöneltiyorum. Ancak gelinen noktada bir çözüm görünmüyor” ifadelerini kullandı.
Mevcut çatışmayı geniş bir tarihsel perspektife oturtan Karaganov, napolyon savaşlarını 25 ulusun katılımıyla Rusya’ya yönelik ilk dünya savaşı olarak tanımlayarak, Birinci ve İkinci Dünya Savaşlarının ardından bugünkü durumu “Dördüncü Dünya Savaşı” olarak nitelendirdi.
Problemin yalnızca Ukrayna sahasıyla sınırlı olmadığını vurgulayan Karaganov, dünya sistemindeki sistematik değişimin devasa bir istikrarsızlık getirdiğini belirtti.
Karaganov, “ABD’nin Rusya’yı zayıflatma arzusuyla Ukrayna’da başlayan süreç, şimdi Orta Doğu, Güney Asya ve Güneydoğu Asya’ya yayılıyor. Bu, küresel ölçekte bir hesaplaşmanın parçasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
“Avrupa elitleri akıl sağlığını ve tarih bilincini bütünüyle yitirdi”
Karaganov’un mülakat boyunca en sert eleştirileri Avrupa’nın yönetim kademelerine yönelik oldu. Avrupa elitlerinin sorumsuz davrandığını ve ülkelerini büyük bir savaşa sürüklediğini ifade eden Profesör Karaganov, “Bu insanlar akıl sağlıklarını ve tarih bilinçlerini yitirdiler. Bu nedenle cezalandırılmaları gerekiyor. Askeri nükleer doktrinimiz sadece Rusya topraklarına yönelik saldırıları caydırmaya odaklanmamalı; aynı zamanda bu sorumsuz Avrupa elitlerini cezalandırmaya da odaklanmalıdır” dedi.
Karaganov, nükleer caydırıcılığın yeniden tesis edilmesi için basamaklı bir tırmanma stratejisi önerdi.
İlk aşamada Avrupa topraklarındaki belirli sembolik veya lojistik noktaların konvansiyonel silahlarla vurulması gerektiğini ifade eden Karaganov, “Eğer bu yeterli olmazsa ve karşı taraf boyun eğmezse, nükleer saldırılar takip etmelidir. Belirli Avrupa ülkeleri bu süreçte yok olabilir; bu benim önerimdir. Her ne kadar bir inanan olarak bunun gerçekleşmemesi için dua etsem de, bu elitlerin durdurulması için başka yol kalmadığını görüyorum” ifadelerini kullandı.
“Nükleer silah kullanımı bir hak değil, Rusya için bir zorunluluktur”
Profesör Karaganov, nükleer silahların kullanımına ilişkin yerleşik anlayışın değişmesi gerektiğini dile getirdi.
Mevcut nükleer doktrinin 40-50 yıl öncesine dayandığını ve güncelliğini yitirdiğini belirten Karaganov, “Nükleer savaşın galibi olmayacağı yönündeki dogma bir aptallıktan ibarettir. Bir galip olabilir ve olacaktır. Eğer bizden ekonomik, teknolojik ve demografik olarak üstün olan bir grup ülke tarafından saldırıya uğruyorsak, nükleer silah kullanmak sadece bir hak değil, bir zorunluluktur” şeklinde konuştu.
Karaganov ayrıca, nükleer silah kullanım yetkisinin bir kısmının, Avrupa cephesindeki saha deneyimi olan generallere devredilmesi gerektiğini önerdi.
Bu durumun caydırıcılığı somutlaştıracağını belirten Karaganov, Rusya’nın artık kendi evlatlarını “Avrupa’nın enkazı” olarak tanımladığı bir coğrafya için feda etmekten yorulduğunu ifade etti.
“Alaska Ruhu bir aldatmacadan ibaretti”
Glenn Diesen’in, Donald Trump döneminde dile getirilen ve “Alaska Ruhu” olarak adlandırılan diplomatik çözüm arayışlarına dair sorusu üzerine Karaganov, bu tür girişimlere şüpheyle yaklaştığını belirtti.
“Alaska Ruhu bir şakadan ibarettir. Bu bir tuzak ya da büyük bir hatadır” diyen Karaganov, Trump’ın önerdiği tarzda bir ateşkesin savaşı sadece bir süreliğine donduracağını ve bir yıl sonra nükleer boyutu da içeren daha büyük bir çatışmanın fitilini ateşleyeceğini kaydetti.
Karaganov, kalıcı bir barışın ancak Avrupa elitlerinin kendi halkları veya derin devletleri tarafından iktidardan uzaklaştırılmasıyla mümkün olabileceğini ifade etti.
“Onlar ülkelerini uçuruma sürüklüyorlar. ABD ile bazı davranış kuralları üzerinde anlaşabiliriz ancak Avrupa bu oyunun bir parçası olamaz” diyen Karaganov, Batı’nın son 500 yıldır dünyayı sömürerek elde ettiği tarihsel hakimiyetin sona erdiğini vurguladı.
“Rusya asla bir Avrupa ülkesi olmadı, köklerimiz Avrasya’nın derinliklerindedir”
Mülakatın son bölümünde Karaganov, Rusya’nın tarihsel kimliği ve geleceği üzerine çarpıcı bir tarih okuması sundu. Büyük Petro tarafından başlatılan “Avrupa yolculuğunun” 19. yüzyıl sonunda tamamlanması gerektiğini kaydeden Karaganov, “Rusya hiçbir zaman bir Avrupa ülkesi olmamıştır. Biz en başından beri bir Avrasya ülkesiyiz. Kültürel köklerimizi Filistin’den, muazzam Bizans’tan, Müslüman ve Budist dünyasından aldık. Siyasi çekirdeğimiz ise Büyük Moğol İmparatorluğu’ndan gelmektedir” ifadelerini kullandı.
Petro’nun Avrupa’dan teknolojik ve askeri organizasyon anlamında alınabilecek her şeyi 19. yüzyıla gelindiğinde aldığını belirten Karaganov, yolculuğun devam ettirilmesinin Rusya’ya iki dünya savaşı ve komünizmi getirdiğini söyledi.
“Beethoven ve Shakespeare bizim yazar ve bestecilerimizdir, ruhumuzun derinliklerindedirler. Ancak Avrupa bir siyasi model olarak tarihimizden sökülüp atılmalıdır” diyen Profesör Karaganov, Rusya’daki Batı hayranlığının entelektüel bir iktidarsızlık ve ahlaki yozlaşma olduğunu belirtti.
Karaganov, Rusya’nın geleceğinin Doğu’da ve Avrasya coğrafyasında olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamladı:
“Avrupa bizim için artık ‘geçmişte kalmış’ bir meseledir. Onlardan ne kadar uzaklaşırsak, Rusya ve geleceği için o kadar iyi olacaktır. Karşılıklı saygıya dayalı çok kutuplu bir dünya düzeni kurulana kadar önümüzde 20 yıllık bir savaşlar dönemi var.”
Profesör Sergey Karaganov, Rusya’nın askeri ve siyasi çevrelerinde nükleer caydırıcılık konusundaki fikirlerinin artık geniş bir çoğunluk tarafından desteklendiğini ifade ederek, ülkenin “ruhun ve onurun yeniden kazanıldığı” bir arınma sürecinden geçtiğini vurguladı.