Dünya Basını

Prof. Marandi: Batı kampının saldırganlığı desteklemesi iğrenç bir durum

Yayınlanma

İranlı akademisyen Prof. Muhammed Marandi, George Galloway’e verdiği mülakatta, bölgedeki son gelişmeleri ve İran’ın stratejik yaklaşımını değerlendirdi. Batı’nın saldırgan tutumunu ve bölge ülkelerinin İsrail ile işbirliğini eleştiren Marandi, İran’ın askeri kabiliyetlerini koruduğunu ve ABD’ye karşı stratejik bir zafer elde etmeye kararlı olduğunu belirtti.

İranlı siyaset uzmanı ve akademisyen Prof. Muhammed Marandi, George Galloway ile gerçekleştirdiği mülakatta, Ortadoğu’daki güncel çatışma ortamını “vahşi bir orman kanunu” olarak nitelendirdi. Marandi, Batı dünyasının İsrail rejiminin eylemlerine verdiği desteği sert bir dille eleştirerek, “Tüm Batı kampının saldırganlığı desteklediğini görmek gerçekten iğrenç. Ancak bu yeni bir durum değil. Sekiz ay önce İsrail rejimi ve ABD, İran’a saldırmak için komplo kurduğunda da Batı onları desteklemişti” diye konuştu.

Marandi, Batılı liderlerin çifte standart uyguladığını belirterek, Alman Şansölyesi’nin tutumuna dikkat çekti. İranlı profesör, “Alman Şansölyesi, İsraillilerin kendileri adına ‘kirli işleri’ yaptığını söylüyor ve İran’ın meşru bir hükümete sahip olmadığını iddia ediyor. Bu, Batı’dan görmeye alışık olduğumuz bir davranış biçimi. İranlıları katlediyorlar” ifadelerini kullandı.

“Minab’daki okul saldırısında 165 kız çocuk katledildi”

Saldırıların sivil hedeflere yöneldiğini vurgulayan Marandi, Tahran’daki Gandi Hastanesi ve Ahvaz’daki bir başka hastanenin vurulduğunu belirtti. Özellikle eğitim kurumlarına yönelik saldırıların bilançosunun ağır olduğunu kaydeden Marandi, “Dün sabah Minab adlı küçük şehirde bir ilkokulda çoğu çocuk, geri kalanı öğretmen olan 165 kişi katledildi. Katledilenlerin tamamı ilkokul çağındaki kız çocuklarıydı” dedi.

Batı medyasının bu sivil ölümlerine karşı sessiz kaldığını ifade eden Marandi, “Batı medyasında buna dair hiçbir haber yok. Ne Washington ne de Tel Aviv rejimi kınanıyor. Ayrıca voleybol oynayan genç kızların bulunduğu bir spor salonu da bombalandı. Görünüşe göre Epstein rejimleri, kız çocuklarına tecavüz edip onları öldürmekle kalmıyor, söz konusu İran olduğunda onları bombalıyorlar da. Kadın hakları ve insan hakları söylemleri tamamen anlamsız” sözleriyle tepkisini dile getirdi.

“Küçük kızlar Abraham Lincoln gemisinden fırlatılan bir füzeyle öldürüldü”

George Galloway’in, okul saldırısının Abraham Lincoln uçak gemisinden fırlatılan bir seyir füzesiyle gerçekleştirildiği yönündeki sorusu üzerine Marandi, saldırının arkasında doğrudan ABD’nin olduğunu vurguladı. Marandi, “Bu çocuklar kuvvetle muhtemel Amerikalılar tarafından öldürüldü. Batı medyası bu konuda tek kelime etmiyor; ne bir kınama ne de bir sempati var” dedi.

Batı medyasının “Epstein sınıfı” olarak adlandırdığı oligarklar tarafından ele geçirildiğini ifade eden Marandi, ABD siyasetindeki kutuplaşmanın İran söz konusu olduğunda ortadan kalktığını belirtti. Marandi, “ABD’deki Birliğin Durumu konuşması sırasında Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin birlikte ayakta alkışladığı tek an, Trump’ın İran hakkında konuştuğu andı. Diğer her konuda anlaşmazlık yaşasalar da İran halkını ve liderlerini hedef alma konusunda hepsi aynı sayfada” değerlendirmesinde bulundu.

“Hamaney sadece bir dini otorite değil, stratejik bir düşünürdü”

İran’ın öldürülen lideri Ayetullah Ali Hamaney’in kişiliği ve mirası hakkında konuşan Marandi, onun sadece bir dini lider değil, aynı zamanda dünya edebiyatına hakim bir entelektüel olduğunu vurguladı. Marandi, “Ayetullah, Fars ve Arap edebiyatında uzmandı; akıcı Azerice ve İngilizce konuşurdu. Batılı dergileri takip eden bir entelektüeldi. Şah döneminde altı kez hapse girmiş bir siyasi mahkum ve gönüllü olarak cepheye gitmiş bir savaş kahramanıydı” dedi.

Liderin ölümünün İran’ın savunma kapasitesini zayıflatmadığını, aksine tasarladığı sistemin tıkır tıkır işlediğini belirten Marandi, şunları söyledi: “Onun tasarladığı savunma kabiliyetleri o kadar sıra dışı ki, şehadetinden sonra İran, bir buçuk gündür İsrail rejimine saat başı karşılık veriyor. Takipçileri bir süper gücü durdurmayı başardı. ABD; Irak, Basra Körfezi ve Ürdün’de ağır darbeler alıyor. Bu durum, bu adamın sadece bir düşünür değil, Trump ve Netanyahu rejimlerinin şer güçlerini engelleyebilecek askeri gücü tasarlayan bir stratejik zeka olduğunu gösteriyor.”

“Milyonlarca İranlı intikam talebiyle birleşti”

Hamaney’in öldürülmesinin Batı için stratejik bir hata (blunder) olduğunu savunan Marandi, bu eylemin İran halkını benzeri görülmemiş bir şekilde birleştirdiğini ifade etti. Marandi, “Onu Ramazan ayında, oruçluyken ve ofisinde çalışırken öldürdüler. Bir sığınakta saklanmıyordu. Ofisini terk etmemesinin sebebi, sıradan insanların gidecek yeri yoksa kendisinin de bir yere gitmeyeceğini söylemesiydi. Bu duruş şehadeti getirdi” dedi.

İran genelinde düzenlenen törenlere değinen Marandi, halkın hava saldırıları altında bile sokakları terk etmediğini belirtti. Marandi, “İnsanlar metrolara saklanmak yerine sokaklarda ‘ölmeye hazırız’ diye slogan atıyorlar. Bu sadece İran ile sınırlı da değil; Irak’taki direniş güçleri ve Latin Amerika’daki destekçiler de her zamankinden daha kararlı. Washington’daki Epstein rejimi büyük bir hesap hatası yaptı. Hamaney’in şehadetinden sonra hayatta olduğundan daha güçlü kıldılar” açıklamasında bulundu.

“Trump konuşmak istiyor çünkü savaş onun için iyi gitmiyor”

Trump’ın müzakere isteği yönündeki haberleri değerlendiren Marandi, ABD’ye ve Trump’a güvenmenin imkansız olduğunu savundu. Marandi, “Bu Batılı rejimler Lübnan ile İsrail arasındaki ateşkesin garantörüydü ama her gün Lübnanlılar katlediliyor. Gazze’de her gün onlarca Filistinli öldürülürken Batı başka yöne bakıyor. Bir yıldan kısa bir süre içinde iki kez müzakere ederken ülkemize saldırı planladılar. İranlılar Trump’a nasıl güvenebilir?” sorusunu sordu.

Müzakere talebinin İran’dan değil, zor durumda kalan Trump’tan geldiğini kaydeden Marandi, “İranlılar, ABD ve İsrail rejimine stratejik bir yenilgi tattırmaya kararlı. Bu kanlı ve acılı olacak ama bir daha böyle bir şeyin yaşanmaması için Amerikalılara bir ders verilmesi şart. İran; İsrail’i, Kuzey Irak’taki ve Basra Körfezi’ndeki ABD üslerini vurmaya devam edecek. Trump’ın söylemleri işlerin onun için iyi gitmediğinin kanıtı” dedi.

“Varoluşsal bir tehdit karşısında nükleer duruşumuz değişir”

İran’ın nükleer silah karşıtı fetvasının geleceği hakkındaki soruyu yanıtlayan Marandi, bu konunun ahlaki ve stratejik boyutları olduğunu ifade etti. Fetvanın İmam Humeyni’nin kimyasal silahlara karşı tutumunun bir uzantısı olduğunu hatırlatan Marandi, “Eğer İran nükleer silah geliştirirse, bu durum bölgedeki diğer istikrarsız rejimlerin de nükleer silah satın almasına teşvik teşkil eder. Stratejik nedenlerden biri de budur” dedi.

Ancak bu politikanın esneyebileceği sinyalini veren Marandi, üst düzey yetkililerin açıklamalarına atıfta bulundu: “Milli Güvenlik Yüksek Konseyi Başkanı, daha önce liderin danışmanıyken, İran’ın varoluşsal bir tehditle karşılaşması durumunda nükleer duruşunun değişeceğini söylemişti. Dr. Kharrazi de benzer bir ifadeyi kullandı. Varoluşsal tehdidin tanımı tartışmaya açık olsa da Trump’ın baskıları İran kamuoyunu nükleer silah sahibi olma yönünde değiştirdi. Eskiden çoğunluk buna karşıyken, 12 günlük savaştan sonra yapılan anketler İranlıların çoğunun artık nükleer silah istediğini gösteriyor.”

“Hürmüz Boğazı kapalı kalırsa kriz derinleşecek”

Küresel ekonomi ve petrol fiyatları üzerindeki olası etkileri değerlendiren Marandi, Hürmüz Boğazı’ndaki durumun kritik olduğunu belirtti. Gemilere Boğaz’dan geçmemeleri yönünde tavsiyede bulunulduğunu kaydeden Marandi, “Önümüzdeki birkaç saat içinde petrol fiyatlarının yükseldiğini göreceğiz. Batılı analistler rezervleri açarak fiyatı düşük tutmaya çalışsa da gerçek şu ki bir krize doğru gidiyoruz” uyarısında bulundu.

Savaşın genişlemesi durumunda Hürmüz Boğazı’nın en küçük sorun kalacağını belirten Marandi, senaryoyu şu şekilde detaylandırdı: “Eğer bir tırmanma yaşanırsa tankerler imha edilecek. Bugün izin almadan geçmeye çalışan üç tanker vuruldu bile. Petrol ve gaz tesisleri yerle bir edilecek. O noktadan sonra ateşkes olsa ve boğaz açılsa bile ne petrol kalacak ne de onu taşıyacak tanker. Trump ve Netanyahu ateşle oynuyor. İran küresel ekonomiyi çökertmek istemiyor ve baskıyı kademeli olarak artırarak savaşı yönetiyor. Ancak İran’ın yeraltı üslerinin ve yeni nesil füzelerinin çoğuna henüz dokunulmadı bile. İran çok daha hızlı ve ileri gidebilir.”

Çok Okunanlar

Exit mobile version