Dünya Basını
Prof. Pape: Şiddet içeren popülizm Amerikan demokrasisini tehdit ediyor
Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü Robert A. Pape, 2020 yılındaki siyasal şiddet olaylarına karışan faillerin yüzde 45’inin doktor, avukat ve kamu görevlisi gibi saygın meslek sahiplerinden oluştuğunu açıkladı. İran harekatıyla birlikte nükleer silah kullanılma ihtimalinin iki katına çıkarak yüzde 20 seviyesine yükseldiğini belirten Pape, ordu birliklerinin Amerikan kentlerine sürülmesi halinde ciddi bir itaatsizlik riski doğabileceği uyarısında bulundu.
Haber programı Going Underground’un sunucusu Afshin Rattansi, Birleşik Arap Emirlikleri’ndeki stüdyosundan gerçekleştirdiği yayında Washington yönetiminin Ortadoğu politikasını ve Amerikan toplumundaki kutuplaşmayı ele aldı.
Rattansi, Libya lideri Muammer Kaddafi’nin öldürülmesinin üzerinden geçen 15 yılda ülkenin köle pazarlarının kurulduğu istikrarsız bir sahaya dönüştüğünü hatırlatarak benzer bir yıkım politikasının bugün İran ekseninde tekrarlandığını belirtti.
Programa Chicago Üniversitesi Siyaset Bilimi Profesörü ve aynı üniversite bünyesindeki Chicago Güvenlik ve Tehditler Projesi’nin kurucu yöneticisi Robert A. Pape konuk oldu.
Geçmişte Amerikan federal kurumlarında üst düzey güvenlik izinleriyle çalışan, 2003 yılındaki Irak işgaline karşı Beyaz Saray yönetimini uyaran, Barack Obama ve Ron Paul gibi isimlere danışmanlık yapan Pape, Amerikan toplumunun içine sürüklendiği siyasal şiddet dalgasını kapsamlı verilerle açıkladı.
Pape, kısa süre önce yayımlanan Kendi Kendimizin En Büyük Düşmanı: Şiddet İçeren Popülizm Çağında Amerika başlıklı kitabında yer alan saha araştırmalarını paylaştı. Deneyimli siyaset bilimci, ülkedeki şiddet eğiliminin sadece marjinal gruplarla sınırlı kalmadığını, geniş kitlelerin iktidarı korumak veya ele geçirmek amacıyla güç kullanımını onayladığı yeni bir evreye geçildiğini kaydetti.
“Sermayenin yüzde 1’e kayması toplumu sıfır toplamlı hale getirdi”
Amerikan toplumunun tarih boyunca çeşitli şiddet dalgaları yaşadığını belirten Profesör Pape, 1860’lardaki iç savaş ile 1920 ve 1960’lardaki çalkantıları hatırlattı. Günümüzdeki dinamiklerin geçmişten ayrıldığını vurgulayan Pape, “Şu anda karşı karşıya kaldığımız olgu, siyasal şiddetin yalnızca uç kesimlerde kalmamasıdır” dedi.
Siyasal erki elde tutmak için şiddete başvurulmasını onaylayan kitlesel bir tabanın oluştuğunu aktaran Pape, “Büyük halk kesimlerinin iktidarı kazanmak ya da bırakmamak adına güç kullanımını desteklediği şiddet yanlısı bir popülizmle karşı karşıyayız. Bu tablo ara seçimlerde ve ardından gelecek oy sayım süreçlerinde açıkça görünürlük kazanacak” ifadelerini kullandı.
Şiddet eğiliminin arkasındaki temel iktisadi ve sınıfsal kırılmaya dikkat çeken Pape, Amerikan ekonomisinin son 30 yılda toplumun geniş kesimleri aleyhine işlediğini kaydetti. Zenginliğin en tepedeki yüzde 1’lik kesimde toplanmasının alt katmanlarda ciddi bir yoksullaşma hissi yarattığını vurguladı.
Fransız Devrimi kuramcılarından Alexis de Tocqueville’in saptamalarına atıfta bulunan profesör, toplumun geniş kesimlerinin geriye gittiğini söyledi. Pape, “Son 30 yılda nüfusun alttaki yüzde 90’ı için sıfır toplamlı bir topluma dönüştük; yalnızca yoksullar ya da işçi sınıfı değil, orta ve üst orta sınıf dahi ebeveynlerine kıyasla zemin kaybediyor” değerlendirmesinde bulundu.
“Meclis baskınına katılanların sadece onda biri milis üyesiydi”
Araştırma merkezinde 2020 yılı boyunca siyasal şiddet eylemlerine karışanları ve 6 Ocak 2021 Kongre baskınını gerçekleştiren kişileri mercek altına aldıklarını anlatan Pape, 1575 failin toplumsal profilini çıkardıklarını belirtti. Elde edilen sonuçların güvenlik çevrelerinde yerleşik kabulleri sarstığını kaydetti.
Otuz yıllık akademik kariyerinde böylesi bir sınıfsal tabloyla hiç karşılaşmadığını söyleyen Pape, “Kongre binasına giren 575 kişinin yalnızca onda biri organize milis gruplarına mensuptu. Polisle çatışan 600 kişinin de sadece onda birinin milis bağı vardı” dedi.
Eylemcilerin neredeyse yarısının saygın meslek sahiplerinden oluştuğunu belirten araştırmacı, geleneksel marjinal profilin dışına çıkıldığını vurguladı. Pape, “Faillerin yüzde 45’i doktorlar, avukatlar, muhasebeciler, bilişim uzmanları, Dışişleri Bakanlığı çalışanları ve işletme sahipleriydi” sözleriyle verileri aktardı.
Yerleşik Amerikan medyasının bu sosyolojik gerçeği görmezden geldiğini dile getiren Pape, The New York Times, CNN ve MSNBC gibi yayın kuruluşlarının yayın kurullarıyla bizzat yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdiğini açıkladı. Editörlerin ve haber yazarlarının kendi merkezlerinin verilerini kullanmalarına rağmen gerçeği yansıtmadıklarını söyledi.
Büyük medya organlarının şiddeti ısrarla taşralı ve aşırı sağcı milis klişesine hapsetmeye çalıştığını belirten Pape, “Onlara sunduğumuz veriler yanlış değildi, yalnızca ciddiye alıp yerleşik algılarını değiştirmek istemediler. Orta ve üst orta sınıftan Amerikalıların güvenlik güçleriyle çatışmayı meşru görmesi, şiddet içeren popülizm çağında olduğumuzun en somut kanıtıdır” dedi.
Kurumsal medya kanallarının gerçeği perdelemesi sebebiyle doğrudan yurttaşlara hitap eden bağımsız iletişim ağlarının önem kazandığını ifade eden Pape, kitabında her bilginin denetlenebilir kanıtlarla yer aldığını kaydetti. Toplumun manipülasyonlar yerine doğrudan verilere erişerek kendi muhakemesini yapması gerektiğini ekledi.
“Trump yenilgiyi kabul etmektense savaşı tırmandırmayı seçiyor”
Programda Washington yönetiminin İran’a yönelik askeri hamleleri ve Hürmüz Boğazı çevresine konuşlandırılan Theodore Roosevelt uçak gemisi filosu da masaya yatırıldı. Afshin Rattansi’nin tırmanma tuzağına ilişkin sorularını yanıtlayan Pape, bu harekatın Amerikan tarihindeki en kutuplaştırıcı savaş niteliği taşıdığını belirtti.
Amerikan kamuoyunun yarıdan fazlasının savaşa karşı olduğunu hatırlatan Pape, Başkan Donald Trump’ın siyasi geleceğinin pamuk ipliğine bağlı olduğunu vurguladı. Pape, “Kamuoyu desteği çekirdek tabanına kadar gerilemiş durumda; savaşı kaybederse elindeki her şeyi kaybedecek” uyarısını yaptı.
Mevcut açmazın sıradan bir popülarite kaybının ötesinde doğrudan siyasi varoluş mücadelesine dönüştüğünü söyleyen Pape, geri adım atılmasının Trump açısından yıkıcı sonuçlar doğuracağını kaydetti. Yenilginin kabul edilmesi durumunda çekirdek seçmen grubunun dahi kaybedileceğini açıkladı.
Olası bir geri çekilmenin siyasi maliyetini aktaran Pape, “Yenilgiyi kabullenirse Jimmy Carter’dan çok daha zayıf bir başkana dönüşecek, kendi partisindeki Cumhuriyetçiler için bile temas edilmez hale gelecek. İşte bu sebeple kontrolün halen kendisinde olduğunu kanıtlamak adına sürekli gerilimi artırma güdüsüyle hareket ediyor” dedi.
Savaşın Suudi Arabistan ve Yemen gibi bölge ülkelerine yayılacağı yönünde haftalardır uyarılarda bulunduğunu hatırlatan Pape, Suudi Arabistan’daki Abkayk petrol tesislerine yönelik saldırı tehlikesine değindi. Tırmanmanın hem yatay hem de dikey düzlemde genişleme eğilimi gösterdiğini bildirdi.
Beyaz Saray’da üç günlük yoğun bir hava saldırısı harekat planının hazır bekletildiğini belirten profesör, 1991 Körfez Savaşı’ndaki ani hava harekatı doktrinine benzer bir taslağın dolaşımda olduğunu aktardı. Pape, “Hükümet merkezini felç etmeyi amaçlayan bu plan ve deniz piyadelerinin sahaya sürülme ihtimali, kamuoyunun sandığından çok daha ağır sonuçlar yaratabilir” uyarısında bulundu.
“Nükleer silah kullanılma ihtimali iki katına çıkarak yüzde 20 oldu”
Eski Genelkurmay Başkanı Kıdemli Danışmanı Albay Larry Wilkerson’ın, Trump yönetiminin İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu’ya taktik nükleer başlık kullanma onayı verdiği yönündeki beyanatı yayında gündeme getirildi. Nükleer felaket riskini matematiksel modellerle hesapladıklarını aktaran Pape, ihtimallerin ciddi biçimde yükseldiğini duyurdu.
Savaşın başladığı mart ayında taktik nükleer mühimmat kullanım ihtimalini yüzde 10’un altında gördüklerini belirten araştırmacı, sürecin hızla kötüleştiğini kaydetti. Pape, “Bu olasılığın şu anda iki katına çıkarak yüzde 20 seviyesine ulaştığını hesaplıyoruz” dedi.
Yüzde 20 oranının nükleer bir silah için korkunç bir tehdit seviyesi olduğuna işaret eden Pape, modelleme çalışmalarından çıkan somut sonuçları paylaştı. Taktik düzeyde bir nükleer saldırının dahi sınırlı kalamayacağını ve bölgeyi felakete sürükleyeceğini vurguladı.
Radyasyon yayılım haritalarını bizzat çıkardığını dile getiren Pape, “Taktik bir nükleer başlık dahi patlatılsa yayılacak radyasyon İran’da 100 binden fazla insanı doğrudan zehirleyecek. Böyle bir adım Tahran’ın misillemesini tetikler; merdivenin üst basamaklarına tırmanmak bize asla bir avantaj sağlamayacak” ifadelerini kullandı.
Halk desteği olmadan başlatılan bir askeri harekatın meşruiyet üretmeyeceğini söyleyen Pape, Amerika’nın ilk günden itibaren çoğunluk rızasından yoksun bir çatışmaya girdiğini kaydetti. Savaşın yarattığı yıkıcı maliyetlerin içerideki kutuplaşmayı daha da beslediğini belirtti.
Dışarıdaki askeri operasyonlar ile içerideki otoriter güvenlik politikalarının birbirini besleyen bir döngü oluşturduğuna dikkat çeken Pape, kurumlara duyulan inancın sarsıldığını aktardı. Federal Göçmenlik ve Gümrük Muhafaza birimlerinin muhalif göstericilere karşı orantısız güç kullanmasının halkın küresel operasyonlara bakışını da zehirlediğini ifade etti.
“Siyasi şiddetin normalleşmesi ülkedeki bölünmeyi kalıcılaştırıyor”
Amerikan toplumunun şiddeti kanıksama sürecine girdiğini belirten Pape, kamuoyunda hassasiyet çıtasının tehlikeli biçimde yükseldiğini söyledi. Yöneticilerin şiddeti sıradanlaştıran bir dil kurduğunu ve bu durumun toplumsal bağları kopardığını dile getirdi.
Başkan Trump’ın kamuoyu önünde yaptığı konuşmalarda yabancı düşmanlığını körüklediğini ve Minnesota’da yasal statüdeki Somali kökenli yurttaşları hedef gösterdiğini anımsatan Pape, şiddet dilinin mizah maskesi ardına saklanamayacağını kaydetti. Güvenlik ve istihbarat bürokrasisinin bu dili hızla içselleştirdiğini aktardı.
İçerideki kutuplaşmanın dış krizlerde kenetlenme refleksini bütünüyle yok ettiğini bildiren Pape, “Geçmişte bir Amerikan askeri hayatını kaybettiğinde bayrak etrafında toplanılırdı. Şiddet yanlısı popülizm çağında ise bu tür kayıplar safları daha da sertleştiriyor ve tarafların birbirine yönelik öfkesini biliyor” dedi.
Afshin Rattansi’nin orduda bir isyan ya da başkaldırı ihtimali olup olmadığına ilişkin sorusunu yanıtlayan Pape, mevcut tablonun Vietnam Savaşı koşullarından farklı olduğunu açıkladı. Vietnam’da 58 bin askerin hayatını kaybettiğini ve birliklerin kendi subaylarına el bombası atacak noktaya geldiğini hatırlattı.
Ordudaki gerçek kırılma noktasının dış cepheden ziyade iç müdahale emriyle tetiklenebileceğini belirten Pape, Başkan’ın iç karışıklıkları bastırmak amacıyla İsyan Yasası’nı devreye sokma ihtimaline işaret etti. Amerikan ordusunun kendi şehirlerine karşı kullanılmasının kabul edilemez bir eşik olduğunu vurguladı.
Pentagon tarihinde eşi görülmemiş bir toplantının gerçekleştiğini aktaran Pape, 800 amiral ve generalin dinleyici olarak toplandığını hatırlattı. Pape, “Trump komutanlara açıkça Demokrat partili şehirlere girmeye ve buraları askeri tatbikat sahası gibi görmeye hazır olmalarını söyledi. Hatta ‘Onlar tükürürse biz vururuz’ diyerek memnun olmayanların ordudan ayrılmasını istedi” sözleriyle toplantının içeriğini aktardı.
Bu talimatın ardından çok sayıda üst düzey subayın sessizce görevlerinden istifa ettiğini belirten Pape, medyanın konuyu yalnızca tek günlük bir haber olarak tüketip geçtiğini söyledi. Kendi çalışma ofisinin çok yakınında bir apartmana helikopterlerle göçmen baskını düzenlendiğini, birkaç saatlik heyecanın ardından her şeyin olağan akışına döndüğünü aktardı.
Toplumun sürekli bir meşruiyet şoku döngüsü yaşadığını dile getiren Pape, “Büyük bir şok yaşıyoruz, ardından bunu hızla normalleştiriyoruz. Bu alışma hali bir sonraki tırmanma basamağına zemin hazırlıyor” tespitini paylaştı.
“Halkın yüzde 70’i siyasi şiddetten bütünüyle nefret ediyor”
ABD’nin eşzamanlı olarak çok cepheli bir gerilimin ortasında yer aldığını ifade eden Pape, bu tablonun akademik çalışmalarında yıllardır modellediği en kötü senaryo olduğunu belirtti. 20 yılı aşkın süredir İran’a yönelik olası bir hava harekatının sonuçlarını hesapladığını hatırlattı.
Büyük bir askeri operasyon ile çekişmeli bir seçim takviminin çakışmasının sistemi tıkadığını aktaran Pape, petrol fiyatlarındaki artışın alt gelir gruplarını ezen faturayı daha da ağırlaştırdığını kaydetti. İktisadi çöküşün şiddet eğilimini besleyen tüm dinamikleri alevlendirdiğini bildirdi.
Tüm bu karamsar tabloya karşın krizden çıkış için umut verici verilerin de bulunduğunu vurgulayan deneyimli siyaset bilimci, çözümün sessiz çoğunlukta yattığını söyledi. Pape, “Kitabımda iyi bir haber veriyorum; Amerikan halkının yüzde 70’i siyasal şiddetten kesin bir dille nefret ediyor” dedi.
Toplumsal sağduyunun kurumsal organlardan veya siyasi seçkinlerden beklenemeyeceğini belirten Pape, “Federal Soruşturma Bürosu’nun veya radikal azınlıkları memnun etmeye çalışan siyasetçilerin bu gidişatı tersine çevirmesini bekleyemezsiniz. Güvenebileceğimiz tek güç, merkezde yer alan o yüzde 70’lik sağduyulu kesimdir” ifadelerini kullandı.
Şiddet sarmalını durdurmak için çoğunluğun sandığa gitmesi ve temsilcilerine açık baskı kurması gerektiğini anlatan Pape, silahsız kitle hareketlerinin gücüne örnek verdi. Şikago ve diğer metropollerde 7 milyon insanın katılımıyla gerçekleşen yürüyüşlerde tek bir taşkınlık dahi yaşanmadığını hatırlattı.
Geçmişteki ırkçılık karşıtı protestolarda yaşanan kundaklama ve çatışma sahnelerinin bu kez tekrarlanmadığını vurgulayan Pape, kitlesel eylemlerin barışçıl niteliğinin korunmasının hayati önem taşıdığını belirtti. Profesör Pape, şiddeti reddeden sivil iradenin tırmanma tuzağını bozabilecek tek meşru çıkış yolu olduğunu kaydederek sözlerini tamamladı.