Dünya Basını

Prof. Theodore Postol: ABD ve İsrail bu saldırıyı sürdürebilecek mühimmat kapasitesine sahip değil

Yayınlanma

MIT’den Prof. Theodore Postol, İran’ı hedef alan saldırıların teknik ve jeopolitik boyutlarını analiz etti. Postol, İsrail ve ABD’nin mühimmat stoklarındaki yetersizlik ile hava savunma sistemlerinin balistik füzelere karşı etkisiz kalmasının, savaşın dengesini uzun vadede İran lehine değiştirebileceği uyarısında bulundu.

MIT Profesörü Theodore Postol, katıldığı Dialogue Works yayınında, Ortadoğu’da devam eden savaşı ve tarafların stratejik kabiliyetlerini değerlendirdi.

ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları ve İran’ın bu saldırılara verdiği yanıtın ardından oluşan tabloyu yorumlayan Postol, savaşların doğası gereği öngörülemez olduğunu belirtti.

Postol, kısa vadedeki duruma ilişkin yaptığı tahminde, “İsrail ve Amerika, İran’a oldukça geniş kapsamlı ve büyük bir zarar verecek; ancak bu saldırıyı sürdürmekte zorlanacaklar” ifadelerini kullandı.

İran’ın misilleme saldırılarının zamanla birikeceğini kaydeden Postol, uçaklarla taşınan mühimmat miktarının balistik füzelerle kıyaslandığında muazzam bir hacme sahip olduğunu, bu nedenle İran’ın başlangıçta büyük bir şok yaşayacağını dile getirdi.

“Balistik füzeler İsrail için kalıcı tehdit oluşturuyor”

İran’ın balistik füze kapasitesinin hafife alınmaması gerektiğini vurgulayan Postol, bu füzelerin İsrail üzerindeki birikimli etkisine dikkat çekti. İsrail’in birkaç kentsel bölgeye sahip küçük bir ülke olduğunu hatırlatan Postol, “Bu kentsel alanlar, sürekli düşen balistik füzelerin yarattığı tehdit ve hasara karşı son derece savunmasız kalacak” dedi.

Postol’a göre, İran’ın yaşadığı ani baskının aksine İsrail’in maruz kalacağı saldırılar zamanla yoğunlaşacak. Postol, “Zaman geçtikçe baskının ağırlığı İsrail’in aleyhine dönecek. Amerikalılar ve İsrailliler bu saldırıyı sürdüremeyecekler çünkü mühimmatları tükeniyor” diye konuştu.

ABD’nin mühimmat stoklarının Ukrayna’ya yapılan yardımlar nedeniyle zaten düşük seviyelerde olduğunu belirten Postol, Amerikan savunma sanayiinin Rusya veya Çin’in sahip olduğu üretim artırma kabiliyetine sahip olmadığını vurguladı.

“Savunma sanayiindeki kâr hırsı orduyu esnekleştiriyor”

Postol, Amerikan askeri sisteminin “ahbap-çavuş kapitalizmi” olarak nitelendirdiği bir yapıya dayandığını ve bu durumun stratejik bir zafiyet yarattığını ifade etti.

Özel şirketlerin sadece kâr odaklı çalıştığını ve sözleşmelerle garanti altına alınmayan hiçbir üretim kapasitesini inşa etmediklerini belirten Postol, “Bu şirketler bayrak sallama gösterilerinin ötesinde, sadece parayla ilgilenen kâr amaçlı organizasyonlardır” dedi.

Askeri endüstrinin özelleştirilmesinin tehlikelerine değinen Postol, mühendislerin sadakatinin devlete değil, şirket yöneticilerine olduğunu savundu.

Postol, “Bir silah sisteminde sorun bulduğunuzda, şirketin kârını korumak için bunu gizleme eğilimi gösteriliyor. Bu da sistemin son derece esnek olmayan bir yapıya bürünmesine yol açıyor” değerlendirmesinde bulundu. Rusya ve Çin’in askeri sistemlerinin ise ülkenin ihtiyaç duyabileceği esnekliği sağlayacak şekilde inşa edildiğini kaydetti.

“Hava savunma sistemlerinin balistik füze karnesi zayıf”

Hava savunma sistemlerinin balistik füzeler karşısındaki etkinliğini teknik verilerle eleştiren Postol, bu sistemlerin uçaklara karşı başarılı olsa da balistik füzelere karşı neredeyse hiçbir kapasitesinin bulunmadığını belirtti.

İsrail ve İran’ın hava savunma sistemlerinin rollerine değinen Postol, İran’ın sistemlerinin hava kuvvetleri desteği olmadan bastırılmaya açık olduğunu kaydetti.

Postol, üretim rakamlarını paylaşarak durumun vahametini ortaya koydu. ABD’nin ayda sadece 50 adet Patriot önleyici füzesi üretebildiğini, buna karşılık İran’ın ayda 250 ile 300 arasında orta menzilli balistik füze üretme kapasitesine sahip olduğunun tahmin edildiğini söyledi.

Postol, “50 adet Patriot tek bir çatışmada kolayca tüketilebilir. THAAD sistemine gelince, ayda sadece sekiz adet üretiliyor. Tanesi 13 milyon dolar olan bu füzelerin balistik füzeleri vurma olasılığı yüzde 10-15’in üzerindeyse şaşırırım” ifadelerini kullandı.

“Demir Kubbe balistik füzelere karşı etkisiz”

Analizinde zaman ayarlı (time-lapse) fotoğrafları kullanan Postol, gökyüzündeki patlamaların çoğunun başarılı bir önleme olmadığını, aksine önleyici füzelerin kendi kendini imha etmesinden kaynaklandığını açıkladı.

Postol, “Gökyüzünde gördüğünüz küçük ışık küreleri başarılı önlemeler değil, önleyici füze başlığının patlamasıdır. Balistik füze başlığı vurulduğunda çok daha parlak bir patlama meydana gelir” dedi.

Demir Kubbe (Iron Dome) sisteminin de benzer bir başarısızlık sergilediğini savunan Postol, lateral (yanal) iz bırakan hiçbir füzenin balistik bir hedefi vurma şansı olmadığını vurguladı.

Postol, “Yüzde 85 önleme oranı iddia ediyorlar ancak görüntülerde başarılı önleme kanıtı yok. Bu sistemlerin balistik füzelere karşı hiçbir şansı bulunmuyor” diye konuştu. İran’ın yeni nesil balistik füzelerinin ise daha dengeli bir yörüngede ilerlediğini ve yere çarpmadan hemen önce hızlanmak için roket motorlarını ateşlediğini belirtti.

“Hürmüz Boğazı’nın kapatılması küresel bir felakettir”

Savaşın ekonomik sonuçlarına da değinen Postol, İran’ın Hürmüz Boğazı’nı kapatmasının etkilerini haritalar üzerinden anlattı.

Japonya’nın ham petrolünün yüzde 90’ının, Güney Kore’nin yüzde 70’inin ve Çin’in yüzde 40’ının bu boğazdan geçtiğini hatırlatan Postol, bu durumun küresel petrol fiyatlarını hızla yukarı çekeceğini bildirdi.

Postol, boğazın ABD donanması tarafından açılmasının neredeyse imkansız olduğunu savundu. İran’ın elindeki 5 bin ile 6 bin arasındaki deniz mayınını durdurmanın bir yolu olmadığını belirten Postol, “20’den fazla küçük, dizel-elektrikli denizaltıları var. Bu denizaltılar gürültülü ve sığ sularda tespit edilemez. Sürekli mayın döşeyebilirler” dedi.

Bir tankerin ve taşıdığı petrolün değerinin 300 milyon doları bulabildiğini kaydeden Postol, hiçbir sigorta şirketinin veya gemi sahibinin bu riski göze alarak boğazdan geçmeyeceğini vurguladı.

“Donald Trump ve Cumhuriyetçiler sandıkta bedel ödeyecek”

Savaşın ABD iç siyasetine yansımalarını da değerlendiren Postol, yükselen enflasyon ve enerji fiyatlarının 2026 Kasım seçimlerini doğrudan etkileyeceğini ifade etti.

Postol, “Amerikan halkı zaten artan enflasyon nedeniyle çok huzursuz. Petrol fiyatlarındaki artış doğrudan oylara yansıyacak” dedi.

Anketlerin Trump ve Cumhuriyetçi Parti’nin büyük sorunlar yaşadığını gösterdiğini belirten Postol, Temsilciler Meclisi’nin Demokratların kontrolüne geçmesinin bir kesinlik olduğunu, hatta Senato’nun bile el değiştirebileceğini ifade etti.

Postol, “Eğer Kongre Demokratlara geçerse, yasaları ve anayasayı hiçe sayan bu ‘suçlu’ kabine üyeleri için hayat çok zorlaşacak. Trump, İran’a saldırarak kendi sonunu daha da kesinleştirdi” değerlendirmesinde bulundu.

“Kürtler ve muhalif gruplar bu oyuna gelmemeli”

İran içindeki etnik gruplara ve muhaliflere de seslenen Postol, ABD’nin geçmişteki tutumunu hatırlatarak uyarıda bulundu. Özellikle Kürt nüfusun İran hükümetine karşı ayaklanmaya teşvik edilebileceğini belirten Postol, “Kürtlere tavsiyem, hiçbir şey yapmamalarıdır. Amerikalılar sizi silahla doldurur, işleri bittiğinde ise sizi orada katledilmeniz için çırılçıplak bırakıp giderler” dedi.

Postol, ABD’nin hiçbir gruba sadakat veya bağlılık duymadığını, İngiliz İmparatorluğu’nun bile manipüle ettiği halklara karşı daha fazla bağlılık sergilediğini savundu. Bu durumu “her türlü ahlaki standardın tam bir çöküşü” olarak nitelendiren Postol, tarihçilerin bu dönemi hayretle yazacağını kaydetti.

“Bu savaş suçlular tarafından yapılmış bir tercihtir”

Konuşmasının sonunda savaşın insani maliyetine dikkat çeken Postol, her iki tarafta da çok sayıda masum insanın öleceğini ifade etti.

Postol, “Bu bir tercihti; Binyamin Netanyahu ve Başkanım Donald Trump gibi suçlular tarafından yapılmış, önlenebilir bir savaşa girme tercihiydi” diye konuştu.

İran’ın nükleer silah potansiyeli konusunu başka bir zaman daha detaylı ele almak istediğini belirten Postol, mülakatı “Her şey bir tercihti ve bu seçimlerin sonucu çok ağır olacak” sözleriyle tamamladı.

Çok Okunanlar

Exit mobile version