Bizi Takip Edin

Rusya

Putin ordunun tepe yönetiminde kadro değişikliklerine gitti

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Savunma Bakanlığı yönetimiyle gerçekleştirdiği toplantıda ordunun komuta kademesinde ve lojistik yapısında yapılan yeni atamaları açıkladı. Yapılan düzenlemelerle Merkez ve Doğu askeri birliklerinin başına yeni komutanlar getirilirken lojistik hizmetler tek elde toplandı. Toplantıda ayrıca kurulum süreci devam eden İnsansız Sistemler Birlikleri’nin başına geçecek isim de belirlendi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Savunma Bakanlığı yönetimiyle bir araya geldiği toplantıda askeri komuta kademesinde bir dizi kadro değişikliğine gidildiğini duyurdu.

Yapılan düzenlemeler silahlanma ve lojistik yönetim yapılarını kapsarken Merkez ve Doğu birlikler gruplarına yeni komutanlar atandı. Toplantıda ayrıca oluşturulma aşamasındaki İnsansız Sistemler Birlikleri’nin yöneticisi belirlendi.

Lojistik hizmetler tek elde toplandı

Putin, Savunma Bakanlığı bünyesinde silahlanmayla ilgili tüm hususların tek bir elde toplanması sürecinin tamamlanmak üzere olduğunu belirtti.

Daha önce bir birlik grubunun komutanlığını yürüten Aleksandr Sançik, bu alan kapsamındaki Savunma Bakan Yardımcılığı görevine getirilmişti.

Benzer bir ilkeyle tüm lojistik hizmetleri bünyesinde birleştiren yeni bir makam oluşturuldu. Devlet Başkanı, günümüz koşullarında bu görevin de “tam anlamıyla bir muharip görevi” olduğunu vurguladı. Bu alanın sorumluluğuna Valeriy Solodçuk atandı.

Putin, Solodçuk’a hitaben yaptığı konuşmada şu ifadeleri kullandı:

“Valeriy Nikolayeviç, söze özellikle yakın bir zamanda bakan yardımcılığı görevine getirilen Aleksandr Semyonoviç Sançik ile başladım. Kendisi de sizin gibi birlikleri yetkin bir şekilde sevk ve idare etmiş, başarısını kanıtlamış bir muharip subaydır.”

Putin, en yetenekli komutanlardan biri olarak nitelendirdiği Solodçuk’un teşkilatçılık becerilerini bu yeni görevinde de sergileyeceğine inandığını dile getirdi.

Merkez ve Doğu birliklerine yeni komutanlar

Devlet Başkanı, Merkez birlikler grubunun Donetsk Halk Cumhuriyeti’nin ele geçirilmesine yönelik en önemli görevleri yerine getirdiğini kaydetti. Bu birliğin komutanlığına, daha önce Doğu birlikler grubuna liderlik eden Andrey İvanayev getirildi.

Putin karar gerekçesini, “Andrey Sergeyeviç İvanayev’den bu göreve, bu sahaya geçmesini rica ediyorum. Andrey Sergeyeviç sadece kendi sorumluluk alanındaki durumu değil, iki komutanın yakın çalışması sebebiyle Merkez grubunun sorumluluk alanındaki durumu da biliyor” sözleriyle açıkladı.

Doğu birlikler grubunun komutan vekilliğine ise bu grubun kurmay başkanı Pyotr Bolgarev atandı. Devlet Başkanı, bu istikametteki muharebe çalışmalarının etkinliğinin sürmesini umduğunu belirtti.

İnsansız Sistemler Birlikleri’nin komutanı belirlendi

Putin, yeni bir askeri kuvvet sınıfı olarak İnsansız Sistemler Birlikleri’nin kurulması yönünde alınan kararı hatırlattı.

Bu yapının başına, son döneme kadar Merkez birlikler grubunun kurmay başkanlığı görevini yürüten Denis Lyamin getirildi.

Putin, Lyamin’e hitaben, “En nitelikli uzmanlardan biri olarak, bu yeni insansız sistemler kuvvet sınıfının kuruluşunu tamamlayacağınıza ve yakın gelecekte başına geçeceğinize olan inancımı ifade etmek istiyorum” dedi.

Toplantının sonunda Putin, tüm subaylara önceki görev yerlerindeki muharebe çalışmaları için teşekkür etti ve edindikleri tecrübenin yeni görevlerin yerine getirilmesinde yardımcı olacağını söyledi.

Rusya

Novak açıkladı: Rusya ABD’ye dördüncü dizel tankerini gönderiyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ABD’ye dördüncü dizel tankerinin 28 Ekim’de sevk edildiğini duyurdu. Avrupa’ya gaz arzını sürdürmeye hazır olduklarını belirten Novak, AB’nin alımı durdurması halinde LNG ve boru hattı sevkiyatının yeni pazarlara kaydırılacağını söyledi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Moskova’da düzenlenen Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu 28. Bakanlar Toplantısı kapsamında küresel enerji ticaretine dair açıklamalarda bulundu.

Novak, ABD’ye dördüncü dizel tankerinin sevk edilmesinden Avrupa’ya doğalgaz ihracatına, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) pazarından Çin ile yürütülen müzakerelere kadar birçok başlığı değerlendirdi.

Novak’ın paylaştığı bilgilere göre, Rus dizel yakıtını ABD’ye taşıyacak dördüncü tankerin 28 Ekim’de yola çıktı. Halihazırda üç dizel tankeri Rus limanlarından ayrılarak seyrine başladı.

Vedomosti gazetesinin aktardığına göre Başbakan Yardımcısı, Demokratların baskısına rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki genel mutabakatın hayata geçirildiğini bildirdi.

Sürecin öncesinde Demokrat Partili senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri, olası bir soruşturma ihtimaline karşı bankalara ve limanlara mektup göndererek Rusya ile yapılan işlemlere ait kayıtların saklanmasını istemişti.

Novak, ABD’deki bu siyasi muhalefeti eleştirerek, “Genel olarak bakıldığında, ABD halkının çıkarları doğrultusunda konuşmayan, hatta bu çıkarlara aykırı hareket eden Demokratların tutumu elbette şaşırtıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu ithalat yasağına da değinen Novak, Rus LNG’sinin dünya pazarlarında talep görmeye devam edeceğinden emin olduklarını söyledi.

Tüketimini hızla artıran ülkelerin varlığına işaret eden Başbakan Yardımcısı, Rusya’nın Avrupa ülkelerine gaz arzını sürdürmeye de hazır olduğunu dile getirdi.

Moskova’nın her zaman güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Novak, “Biz kendi adımıza hazırız. Avrupa satın almazsa gazımızı satacak başka yerlerimiz var” diye konuştu.

ABD şirketleri Rus petrolüne dönüşü gündemine aldı

Gaz açığı yaşayan Avrupalı tüketicilerin daha pahalı olan LNG için fazladan ödeme yaptığını ifade eden Novak, daha önce mart ayında yaptığı açıklamada da Rusya’nın Avrupa’ya giden LNG sevkiyatının bir kısmını Asya-Pasifik bölgesine yönlendirmeyi planladığını hatırlatmıştı. Bu kapsamda Hindistan, Tayland, Filipinler ve Çin potansiyel alıcılar arasında yer alıyor.

Kuzey Akım ve Kuzey Akım 2 boru hatlarının geleceğine ilişkin beklentilerini de paylaşan Novak, bu hatların stratejik açıdan uzun vadede yeniden talep göreceğini öne sürdü.

Başbakan Yardımcısı 17 Ekim’de yaptığı açıklamada, hatlardan gaz akışını yeniden başlatmanın teknik açıdan mümkün olduğunu belirtmişti.

Dört boru hattından biri sevkiyat için elverişli kalmayı sürdürse de gaz akışının fiilen başlaması Avrupalı tüketicilerin tutumuna bağlı görünüyor.

Novak, Pekin yönetimiyle süren enerji diyaloğuna da temas ederek Çin’in boru hattı yerine LNG ithal ettiği için fazladan maliyete katlandığını kaydetti.

Ekonomik açıdan bakıldığında gaz ve ucuz enerji kaynaklarının yetersizliği nedeniyle bu durumun Çin için çok daha masraflı olduğunu söyleyen Novak, 14 Ekim’de Rusya’nın yeni doğalgaz boru hatları konusunda Çinli ortaklarıyla görüşmeleri sürdürdüğünü açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

ABD şirketleri Rus petrolüne dönüşü gündemine aldı

Yayınlanma

Rusya ile ABD, Ukrayna’da ateşkes arayışları kapsamında Amerikan şirketlerinin Rus petrol sektörüne dönüşünü ve ortak enerji projelerini müzakere ediyor. Financial Times’ın haberine göre görüşmeler Sahalin-1 ortaklığından Zaporijya Nükleer Santrali’nin yönetimine, boru hatlarından karşılıklı LNG yatırımlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik paketi içeriyor.

Rusya ile ABD, Ukrayna savaşına çözüm arayışları kapsamında Amerikan şirketlerinin Rus petrol sektörüne geri dönmesini de içeren geniş kapsamlı ekonomik başlıkları görüşüyor.

İngiliz Financial Times gazetesinin konuyu yakından bilen kaynaklara dayandırdığı habere göre, çatışmalar bittikten sonra devreye girmesi öngörülen planlar arasında ortak enerji projeleri ve boru hatları ilk sırada yer alıyor.

Masadaki başlıca senaryolardan biri, Amerikan enerji devlerinin savaşın ardından Sahalin açıklarındaki ortak projeye yeniden dahil olması ve Drujba boru hattıyla Avrupa’ya Rus petrolü sevkiyatının yeniden başlatılmasına katkı vermesi.

Daha önce Sahalin-1 projesinde yer alan tek Amerikan şirketi ExxonMobil olmuştu.

Rus makamlarının şirketin projedeki yüzde 30’luk hissesini devlet mülkiyetine devretme kararına itiraz eden ExxonMobil, geçen yıl Rusya ile müzakere yürüttüğünü açıklamış ancak ülkedeki faaliyetlerine yeniden başlama planı olmadığını duyurmuştu.

Görüşmeler petrol sektörüyle sınırlı kalmıyor. Financial Times’a konuşan kaynaklar, Rus hava sahasının transit Amerikan uçuşlarına yeniden açılması ve titanyum üretimi ile tedarikinde işbirliğinin yeniden canlandırılması gibi adımların da değerlendirildiğini aktarıyor.

Gündemdeki diğer çarpıcı başlıklar arasında LUKOIL’in uluslararası varlıklarının Beyaz Saray’a yakın yatırımcılara satılması ihtimali, Rus doğalgaz şirketi NOVATEK’in Alaska’daki bir sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) projesinde yer alması ve Kuzey Akım-2 boru hattının sağlam kalan hattı üzerinden Avrupa’ya gaz akışının yeniden sağlanması var.

Reuters da daha önce iki ülkenin Kuzey Akım boru hatlarına yatırımcı çekilmesi konusunda temas yürüttüğünü yazmıştı.

Görüşmelerin en hassas maddelerinden birini ise Zaporijya Nükleer Güç Santrali oluşturuyor. Habere göre taraflar, santralin yönetiminin bir Amerikan kuruluşuna devredilmesini ve üretilen elektriğin Ukrayna ile Rusya arasında paylaştırılmasını ele aldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yılın eylül ayında Moskova’nın Zaporijya santralinin güvenliği ve işletilmesi konusunda Washington ile işbirliği yapabileceği bir seçeneği göz ardı etmemişti.

Ancak Rusya Dışişleri Bakanlığı dünyada ortak nükleer santral işletiminin bir örneği olmadığını savunmuş, Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom’un başkanı Aleksey Lihaçev ise tesisin yönetiminin ABD’ye devredilmesi fikrini hayal ürünü diye nitelemişti.

Financial Times’a konuşan bir Amerikalı yetkili, Donald Trump yönetiminin ekonomik önerileri çatışmanın her iki tarafıyla da kapsamlı biçimde değerlendirdiğini söyledi.

Yetkili, müzakerelerin Ukrayna için uzun vadeli büyüme ve yatırım olanakları yaratacak savaş sonrası ekonomik temelleri ve Rusya ile olası savaş sonrası ekonomik işbirliği fırsatlarını kapsadığını vurguladı.

Amerikalı yetkili, ekonomik mutabakatların kapsamlı bir barış çerçevesine dahil edileceğini belirterek henüz hiçbir konunun nihayete ermediğinin altını çizdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ekim ayının başında yaptığı açıklamada, Rusya ve ABD’nin ekonomi alanında karşılıklı fayda sağlayabilecek bir dizi ortak projeyi müzakere ettiğini belirtmişti.

Vladimir Putin de iki tarafın Kuzey Kutbu’nda (Arktik) doğalgaz alanında ortak çalışma ihtimalini değerlendirdiğini dile getirmişti.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, enerji sektörü ile veri merkezlerinin de ortak projeler arasında yer aldığını aktardı.

Dmitriyev, Moskova ile Washington arasındaki işbirliğinin Arktik bölgesinde, LNG sahasında ve diğer enerji kollarında önemli bir sinerji yaratacağı görüşünü paylaştı.

Ukrayna’da çatışmaların başladığı 2022 yılında çok sayıda büyük Amerikan şirketi Rusya’daki faaliyetlerini durdurmuştu.

ExxonMobil, yüzde 30 hissesine sahip olduğu Sahalin-1 projesinden çekilmiş, petrol sahası hizmetleri sunan Halliburton ve Baker Hughes ise Rusya’daki ticari varlıklarını satmıştı.

Putin, Ağustos 2025’te yabancı yatırımcıların Sahalin-1 projesine dönüş koşullarını belirleyen bir kararname imzaladı. Kararnameye göre yabancı ortakların projeyi engelleyen yaptırımların kaldırılmasına önayak olması ve gerekli ekipman tedarikini güvence altına alması gerekiyor. Aynı yılın aralık ayında ise ExxonMobil’in devredilmeyen hissesinin satış süresi 1 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı.

Enerji trafiğinde dikkat çeken somut bir adım ise dizel tedariki konusunda atıldı. ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim 2026’da yaptığı açıklamada, Rus motorin ürünlerinin Amerikan pazarına ve dünya piyasalarına tedariki konusunda Putin ile anlaştıklarını bildirdi.

Trump, Rusya’nın birkaç aşamada 1,8 milyon tonun üzerinde yakıt teslim edeceğini, ardından 3 milyon ton daha gönderebileceğini söyledi.

Aynı gün ABD Hazine Bakanlığı, Rus motorin ürünleriyle gerçekleştirilecek işlemleri ve ABD’ye ithalatını kapsayan özel bir lisans yayımladı.

Söz konusu muafiyet izni 7 Nisan 2027 tarihine kadar geçerliliğini koruyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rosatom: Kuzey Deniz Yolu 2027’de yıl boyu ulaşıma açılabilir

Yayınlanma

Rosatom, Kuzey Deniz Yolu’nda doğu yönlü düzenli sevkiyatlarla 2027 başında yıl boyu kesintisiz taşımacılığa geçmeyi planlıyor. Hazırlıklar kapsamında iki doğalgaz tankeri teslim edilirken, nükleer buzkıran filosunun dokuz gemiye, yıllık yük hacminin ise 2026 sonunda 40 milyon tona çıkarılması hedefleniyor.

Rusya Devlet Atom Enerjisi Kurumu (Rosatom), Arktik bölgesindeki Kuzey Deniz Yolu’nda yıl boyu kesintisiz taşımacılığa 2027 başında geçmeyi hedefliyor.

Rosatom’un Kuzey Deniz Yolu ve Arktik Geliştirme Direktörü ve Arktik Direktörlüğü Başkanı Vladimir Panov, Interfaks ajansına verdiği demeçte en büyük yük göndericilerinden birinin bu tarihte Asya’ya düzenli sevkiyata başlayacağını söyledi.

Panov, “Kuzey Deniz Yolu doğu yönünde düzenli taşımacılığa, yani yıl boyu kesintisiz işleyişe bir adım uzaklıkta. En büyük yük göndericilerimizden birinin ürünlerini Asya’ya düzenli olarak sevk etmeye başlayacağı 2027 başında buna geçmeyi öngörüyoruz” dedi.

Doğu yönündeki düzenli seferler için hazırlıklarda son aşamaya gelindiğini belirten Panov, Rus denizcilerin Arktik’te görev deneyimi kazandığını vurguladı.

Panov’un verdiği bilgiye göre Zvezda tersanesi, Kuzey Deniz Yolu sularında çalışacak ilk iki doğalgaz tankerini sipariş sahibine teslim etti.

Gelecek yılın başında Çukotka adlı nükleer buzkıranın da hizmete alınması ve böylece nükleer buzkıran filosunun dokuz gemiye çıkarılması planlanıyor.

Panov, bir sonraki hedefin taşımacılık verimliliğini artırmak olduğunu kaydetti. Kış ve ilkbahar aylarında gemi konvoylarına geçiş sağlamanın halihazırda mümkün olduğunu belirten Rosatom yetkilisi, buna karşın konvoyların seyir hızının artırılması gerektiğini ifade etti.

Ayrıca arama-kurtarma altyapısının, haberleşmenin ve tıbbi desteğin geliştirilmesi gerekiyor.

Kuzey Deniz Yolu, Rusya’nın Avrupa yakası ile Uzak Doğu arasındaki en kısa deniz güzergahını oluşturuyor. Rusya sınırları içerisinde, tamamen Arktik Okyanusu denizlerinden ve kısmen Büyük Okyanus’tan geçen bu hattaki geçiş izinlerini Rosatom veriyor.

Güzergahın gelişimini Transarktik Ulaşım Koridoru’nun kurulmasıyla ilişkilendiren Panov, bu koridorun Kuzey Deniz Yolu’nu, bağlantılı iç su ve demiryolu hatlarını ve diğer ulaşım altyapısını kapsayacağını söyledi.

St. Petersburg ve Murmansk’tan başlayıp Kuzey Deniz Yolu üzerinden Vladivostok’a, oradan da Asya-Pasifik ülkelerine uzanan bu koridorun, deniz taşımacılığını Rusya’nın demiryolları ve iç su yollarıyla birleştirmesi hedefleniyor.

Proje, uluslararası transit geçişler ve Arktik bölgelerinin ikmali için limanların, buzkıran ve kurtarma filosunun, haberleşmenin ve diğer altyapıların geliştirilmesini öngörüyor.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin de Doğu Ekonomi Forumu’nda Transarktik Ulaşım Koridoru’nu 24 saat esasına göre çalışır hale getirme planlarını açıklamıştı.

Çin ve Güney Kore’nin güzergahtaki seferleri artıyor

Kuzey Deniz Yolu halihazırda Çinli taşımacılık şirketleri tarafından kullanılıyor. NewNew Shipping Line şirketi 2023 yılında Çin’den düzenli taşımacılığa başlarken, Sea Legend Shipping de Ağustos 2026’da Çin ile Avrupa arasında haftalık mevsimlik seferler başlattı.

Rosatom verilerine göre, Kuzey Deniz Yolu üzerinden Çin’den Rusya’ya yapılan seferlerin sayısı 2023’te yediyken 2025’te 24’e çıktı; 2026 yılında ise 30’un üzerinde sefer yapılması bekleniyor.

Güney Kore de güzergahı test etmeye başladı. Ülke, ağustos ayında PanStar Acro adlı konteyner gemisini Avrupa’ya deneme seferine gönderdi.

Reuters’ın haberine göre Seul yönetimi, buzullarda yaşanabilecek olası zorluklarda gemiye yardım edilmesi konusu da dahil olmak üzere Moskova ile istişare yürüttü.

Kuzey Deniz Yolu’ndaki yıllık yük hacmi 2024 ve 2025 yıllarında 37 milyon tonu aştı. Rosatom, bu miktarın 2026 sonunda 40 milyon tona ulaşacağını öngörüyor.a

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English