Rusya

Rus basını, Maduro’nun kaçırılmasına nasıl tepki verdi?

Yayınlanma

ABD ordusunun Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro’yu kaçırması, Rus basınında geniş yankı uyandırdı. Rusya Dışişleri Bakanlığı eylemi “silahlı saldırı” olarak nitelendirirken, önde gelen Rus analistler operasyonu Trump’ın “Monroe Doktrini”ni hayata geçirmesi ve Latin Amerika’da güç gösterisi yapması olarak yorumladı.

ABD Başkanı Donald Trump, bu sabah Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores’in Amerikan özel kuvvetlerince kaçırıldığını ve New York’a getirilerek burada yargılanacağını duyurdu.

Rusya Dışişleri Bakanlığı, Washington’ın eylemini “silahlı saldırı” olarak tanımladı ve Maduro ile eşinin derhal serbest bırakılmasını talep etti. Bakanlık açıklamasında, “İdeolojik husumet, iş pragmatizminin önüne geçti” ifadesine yer verildi.

Rusya Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, Venezuela Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez ile görüşerek dayanışma mesajı verdi.

ABD’nin Maduro ve kurmayları hakkındaki iddianamesi açıklandı

Kommersant: “Bölgenin sahibinin kim olduğunu gösterme hamlesi”

Rusya’nın önde gelen gazetelerinden Kommersant, operasyonu Trump’ın Latin Amerika üzerindeki hakimiyetini pekiştirme çabası olarak değerlendirdi.

Gazeteye konuşan Russia in Foreign Affairs Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Fyodor Lukyanov, Trump’ın “Monroe Doktrini”ni bir slogandan öteye taşıyarak eyleme döktüğünü savundu.

Lukyanov, “Maduro’nun devrilmesi, tüm Latin Amerika’ya bölgenin sahibinin kim olduğunu ve onunla nasıl davranılması gerektiğini göstermeyi amaçlıyor” değerlendirmesinde bulundu. Lukyanov’a göre Trump, Venezuela’da rejim değişikliğini Irak veya Afganistan tarzı “sonsuz bir savaş” olarak değil, ulusal güvenlik meselesi olarak görüyor.

Aynı gazeteye konuşan Rusya Bilimler Akademisi Latin Amerika Enstitüsü Direktörü Dmitriy Rozental, Trump’ın başlangıçta Venezuela’ya saldırmayı planlamadığını, ancak iç siyasi nedenlerle bu yola başvurduğunu dile getirdi.

Rozental, “Trump’ın seçmen tabanını mobilize etmesi, sol rejimlere karşı olan Venezuela ve Küba diasporasının desteğini alması gerekiyordu” dedi. Rozental ayrıca, Rusya’nın seçeneklerinin kısıtlı olduğunu belirterek, “Rusya siyasi ve manevi destek verecektir ancak bunun ötesinde bir şey yapabileceğimizi söylemek zor” ifadelerini kullandı.

Rusya Uluslararası İlişkiler Konseyi Uzmanı Aleksey Naumov ise Kommersant’taki analizinde, “güçlü olanın haklı olduğu” yeni bir dünya düzenine işaret etti.

Naumov, “Tanrı genellikle büyük taburların yanındadır. Rusya için hayati savaşlar Latin Amerika kıyılarından uzakta yaşanıyor” diyerek, Moskova’nın sınırlı kaynaklarını Venezuela için harcamaması gerektiğini ima etti.

İzvestiya: “Petrol fiyatları varil başına 70-80 dolara yükselebilir”

İzvestiya gazetesi, operasyonun detaylarına ve olası sonuçlarına odaklandı. Gazeteye konuşan Yüksek Ekonomi Okulu (VŞE) analisti Tigran Meloyan, Venezuela hava savunma sistemlerinin çalışmamasını iki ihtimale bağladı: Elektronik harp ile körleştirme ya da Venezuela ordusu içindeki komutanların satın alınması. Meloyan, “Operasyonun başarısında insan faktörü belirleyici olmuş olabilir” dedi.

Gazeteye değerlendirmede bulunan Latin Amerika Merkezi Genel Müdürü Yegor Lidovskiy, iktidarın kağıt üzerinde Devlet Başkan Yardımcısı Delcy Rodriguez’e geçmesine rağmen, fiili gücün İçişleri Bakanı Diosdado Cabello’da olabileceğine dikkat çekti. Lidovskiy, Cabello’nun Hugo Chavez’in sağ kolu olduğunu ve ordu üzerinde etkili olduğunu hatırlattı.

Bağımsız sanayi uzmanı Leonid Hazanov ise İzvestiya’ya yaptığı açıklamada, krizin petrol sevkiyatını durdurabileceğini ve petrol fiyatlarının varil başına 70-80 dolara yükselebileceğini öngördü.

Moskovskiy Komsomolets: “Yarın Trump’ı da kaçırabilirler”

Diğer yandan Moskovskiy Komsomolets gazetesi, olayı uluslararası hukukun çöküşü olarak yorumladı. Gazetede Yekaterina Sajneva imzasıyla yer bulan analizde, “Bir devlet başkanını kaçırmak siyasi bir jest değil, egemenlik fikrine tükürmektir” ifadesi kullanıldı.

Yazar, bu durumun tehlikeli bir emsal oluşturduğunu belirterek şu uyarıda bulundu: “Bugün Maduro’yu ‘yanlış’ veya ‘gayrimeşru’ bulup kaçırıyorlar. Yarın Trump’ın kendisi de birileri tarafından ‘dünya demokrasisine tehdit’ olarak görülüp kaçırılabilir mi? Kurallar sadece bir taraf için işliyorsa, bu artık kural değil baskı aracıdır.”

Rıbar: “ABD’nin operasyonu askeri açıdan ders niteliğinde”

Rus askeri analiz kanalı Rıbar, ABD’nin Venezuela operasyonunu Rusya’nın Ukrayna’daki “özel askeri harekatı” ile kıyaslayan bir analiz yayımladı. Kanal, ABD’nin hazırlık sürecini ve güç kullanımını “örnek teşkil edici” bulduğunu belirtti.

Rıbar’ın analizinde şu ifadelere yer verildi:

“ABD, Venezuela’daki nokta atışı saldırılar ve özel kuvvetler operasyonu için, Rusya’nın Ukrayna’daki geniş çaplı kara harekatına ayırdığından daha fazla uçak tahsis etti. Eğer ‘Amerikalılar gibi yapmak’ istiyorsak, önce neyi yapabileceğimizi ayık bir kafayla analiz etmeliyiz.”

Kanal, Rusya ordusunun Gostomel ve Herson çıkarmalarındaki taktik başarılarının stratejik başarıya dönüşememesini, ABD’nin aksine yetersiz hava desteğine bağladı.

Amerikan finans devleri Maduro sonrası Venezuela’ya “çökme” hazırlığında

Vzglyad: “Venezuela ikinci bir Haiti olabilir”

Vzglyad gazetesine konuşan Amerikan uzmanı Malek Dudakov, operasyonun Venezuela’yı bir “batık devlet” (failed state) haline getirebileceği uyarısında bulundu.

Dudakov, “Venezuela, büyük bir Haiti veya Libya’ya dönüşebilir. Bu durumda yönetim, Trump’ın savaştığını iddia ettiği uyuşturucu kartellerinin eline geçer” dedi. Dudakov ayrıca, Rusya’nın bölgedeki kilit bir ortağını ve yatırımlarını kaybetme riskiyle karşı karşıya olduğunu vurguladı.

St. Petersburg Devlet Üniversitesi Profesörü Viktor Heyfets ise Vzglyad’daki yorumunda, Trump’ın amacının uzun süreli bir işgal değil, hızlı bir medya zaferi olduğunu belirtti. Heyfets, hava savunma sistemlerinin çalışmamasını ve korumaların ateş açmamasını şüpheli bularak, “Trump, Venezuela elitleriyle anlaşmış olabilir” tezini savundu.

TASS: “ABD, Rusya’ya karşı ‘Biz sizin işinize karışmıyoruz, siz de bizimkine karışmayın’ mı diyor?”

TASS haber ajansı analisti Andrey Surjansky, operasyonu “sonuçları geniş kapsamlı bir yıldırım savaşı (blitzkrieg)” olarak tanımladı.

Surjansky, Trump’ın “Monroe Doktrini”ni güncelleyerek “Donroe Doktrini” (Donald’ın Doktrini) haline getirdiğini öne sürdü.

Analist, Rus kamuoyunda tartışılan şu kritik soruyu gündeme getirdi:

“Trump’ın Venezuela’ya odaklanması, Ukrayna’daki ilgisini azaltır mı? Bu yeni doktrin, ‘Biz sizin işinize karışmıyoruz, siz de bizimkine karışmayın’ anlamına mı geliyor? Bu durumun Doğu Avrupa’ya nasıl yansıyacağını yakında göreceğiz.”

Venezuela’nın fiili lideri Rodriguez: Ülkemizin tek başkanı Maduro’dur

Çok Okunanlar

Exit mobile version