Bizi Takip Edin

Rusya

Rus basını, Sırbistan seçimlerini nasıl değerlendirdi?

Yayınlanma

Sırbistan’da 14 yıldır iktidarı elinde tutan Sırp İlerleme Partisi (SPP) ve ülkenin eski Cumhurbaşkanı Aleksandar Vučić, 25 Ekim’de yapılan erken parlamento seçimlerini beklenmedik biçimde kaybetti.

Başbakanlık koltuğuna geçme hesabıyla eylül sonunda cumhurbaşkanlığından erken istifa ederek partisinin listesine liderlik eden Vučić, sandıklar kapandıktan henüz bir buçuk-iki saat sonra, resmi sonuçları bile beklemeden kameraların karşısına geçti ve yenilgiyi kabul etti.

Kasım 2024’te Novi Sad kentindeki tren istasyonu sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin hayatını kaybetmesiyle patlak veren, iki yıldır ülke genelinde süren kitlesel protestoların içinden doğan muhalif sivil hareket Öğrenci Listesi (tam adıyla Öğrenci Listesi/Öğrenciler Kazanıyor), oyların yarısından fazlasını alarak 250 sandalyeli tek kanatlı parlamento Halk Meclisi’nde tek başına hükümet kuracak çoğunluğu elde etti.

Rus basını; Vučić döneminin kapanışını, sandıktan birinci çıkan öğrenci hareketinin iç yapısını, yeni hükümetin ne kadar ayakta kalabileceğini ve Belgrad’ın Moskova ile ilişkilerinin geleceğini uzman görüşleriyle birlikte ayrıntılı biçimde değerlendirdi.

Vedomosti: Muhalefet dağınık, ülkeyi kalıcı krizin devamı bekliyor

Rus Vedomosti gazetesinin Nurlan Gasımov ve Gleb Mişutin imzalı haberine göre, seçimlerden kısa süre önce kurulan Öğrenci Listesi bloku, SPP’nin 14 yıllık iktidarına son vererek yönetimi devralmaya hazırlanıyor. Gazete, Vučić’in başbakan olma umuduyla cumhurbaşkanlığından erken ayrıldığını ancak bu koltuğun artık büyük olasılıkla kardiyolog profesör İliya Srdanoviç’e geçeceğini yazdı.

Nova.rs portalının aktardığına göre Vučić, düzenlediği basın toplantısında “Henüz kesin sonuçlar elimizde yok. Birçoğunuz şaşıracaksınız ve onların [Öğrenci Listesi’nin] ne kadar yalan söylediğini, neler uydurduğunu anlayacaksınız. Size bildirmek isterim ki, katmanlı örnekleme bakılırsa bu seçimleri kaybettiğimiz ortada. Öğrenci bloku listesi kazandı; onların (250 sandalyeli Halk Meclisi’nde) 135 ila 140 vekillikleri olacak, bizimse yaklaşık 105” dedi.

Vučić’in verdiği bilgilere göre parlamentodaki diğer sandalyeler kota üzerinden ulusal azınlık temsilcilerine, yani Voyvodina Macarları ile Preşevo Vadisi Arnavutlarına gidecek; diğer partiler ise meclise giremedi.

Vedomosti’nin aktardığına göre, bağımsız kuruluşlar Ipsos ve CeSID’in sandıkların yüzde 51,1’inin açılmasına dayanan ilk tahminlerinde Öğrenci Listesi yüzde 52,1, Vučić’in bloku ise yüzde 39,3 oy aldı. Seçime katılım oranı yüzde 68,8 ile 1990’ların başından bu yana görülen en yüksek seviyeye ulaştı.

Vučić’in televizyondaki açıklamasının hemen ardından yüzlerce muhalif eylemci zaferi kutlamak için Belgrad merkezine çıkarken, sosyal medyadaki bazı muhalifler polisle çatışma yaşanabileceği endişesiyle sokağa çıkmama çağrısı yaptı.

Gazete, Sırbistan’ın yürütme erkinin fiilen başbakanın elinde toplandığı parlamenter-başkanlık tipi bir cumhuriyet olduğunu, aralık 2026’da yapılması planlanan doğrudan genel seçimlerle beş yıllığına ve en fazla iki dönem için seçilen cumhurbaşkanının ise ülkeyi esas olarak uluslararası arenada temsil ettiğini hatırlattı.

Haberde, Vučić’in Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonundaki sundurmanın çökmesi ve 16 kişinin ölümüyle başlayan hükümet karşıtı protestolar sürerken, eylül 2026 başında erken seçim kararı aldığı, aynı ayın sonunda ise SPP listesinin başına geçebilmek için devlet başkanlığını erken bıraktığı kaydedildi.

Seçim programında SPP kendi dönemindeki ekonomik başarılara vurgu yapıp hem Avrupa Birliği (AB) hem de Rusya ve Çin ile işbirliğine dayalı dengeli bir dış politika vaat ederken, rakipleri ülke içindeki yolsuzlukla mücadeleyi merkeze aldı ve dış politikada seleflerinin çizgisini sürdüreceklerini belirtti.

Ancak Vedomosti’ye konuşan Rusya Bilimler Akademisi Slav Araştırmaları Enstitüsü araştırmacısı Yakov Smirnov, Öğrenci Listesi’nin zaferinin Sırbistan’daki siyasi krizi yalnızca derinleştireceği görüşünde. Siyaset bilimciye göre muhalefet son derece parçalı bir yapıya sahip; içinde hem Avrupa yanlısı hem Rusya yanlısı hem de apolitik gruplar yer alıyor ve hareket bu yüzden seçim programında dış politika konularından uzak durmaya çalıştı.

Smirnov, “Öğrenci Listesi’nin nihai yapısı, ilk olarak önemli meselelerde net bir tutum geliştirememesine yol açacak. İkinci olarak ise işleyen bir koalisyon kuramayacak” değerlendirmesini yaptı.

Uzmana göre Öğrenci Listesi, toplumsal-siyasi bir hareket olarak keskin Avrupa yanlısı ya da keskin Rusya yanlısı adımlar atması halinde “çok çabuk tükenir”.

Smirnov tabloyu, “Vučić şimdiden Öğrenci Listesi’ni Brüksel’in çıkarları doğrultusunda hareket etmekle suçluyor. Onlar da buna karşılık Rusya’ya yaptırım uygulamayacaklarına dair güvence verdiler ama muhalefetten bu konuda tek sesli bir sonuç beklemek yersiz” sözleriyle özetledi.

Kommersant: Aleksandar Vučić iki koltuktan da oldu, plan işlemedi

Kommersant gazetesinin Balkanlar muhabiri Gennadiy Sısoyev ise Belgrad’dan geçtiği haberde, SPP ve lideri Vučić’in 14 yıllık iktidarının ardından Sırbistan’da yönetimin değiştiğini, iktidar partisinin 25 Ekim’deki erken seçimlerde ağır bir yenilgi aldığını ve hükümeti iki yıldır ülke genelinde protestolar düzenleyen yeni siyasi güç Öğrenci Listesi’nin kuracağını bildirdi.

Gazeteye göre, erken seçimlerin cumhurbaşkanlığını bırakıp başbakanlık koltuğuna geçmeyi hesaplayan Vučić’e destek konusunda bir tür referanduma dönüşeceği yönündeki tahminler doğrulandı. Plan işlemedi; eski cumhurbaşkanı artık olsa olsa yıl sonuna kadar yapılacak seçimlerde “kendi adamının” yeni Sırbistan cumhurbaşkanı seçilmesini umabilir.

Kommersant, Sırbistan’ın parlamenter bir cumhuriyet olduğunu, yasaları başlatan, iç ve dış politikayı yürüten başbakan liderliğindeki hükümetin yürütme gücünü elinde tuttuğunu, cumhurbaşkanının yetkilerinin ise anayasaya göre çoğunlukla temsili kaldığını, ancak pratikte dünyadaki temsil görevi, başkomutanlık sıfatı ve parlamentoyla mutabakat içinde başbakan adayını önerme yetkisi sayesinde ciddi siyasi ağırlık taşıdığını kaydetti.

Haberde, “kader tayin edici ve en öngörülemez” diye nitelenen seçimlerin sonucunu bizzat o seçimleri kararıyla başlatan Vučić’in açıkladığı vurgulandı. 25 Ekim akşamı sandıklar kapandıktan bir buçuk saat sonra iktidar partisi genel merkezinde gazetecilerin karşısına çıkan Vučić, “Oylar hâlâ sayılıyor ama seçimleri kaybettiğimiz şimdiden belli, ‘Öğrenci Listesi’ kazandı; onların (250 sandalyeli Sırp parlamentosunda) 135-140 milletvekilliği olacak, bizimse yaklaşık 105. Bize 1,7 milyon seçmen oy verdi, öğrencilere ise yaklaşık 2,2 milyon” açıklamasını yaptı.

Kommersant, eski cumhurbaşkanının açıkladığı yarım milyonluk oy farkının, bizzat kendisinin seçim arifesinde iktidar partisine verdiği “500 bin oy farkla kazanma” hedefiyle birebir örtüştüğüne, ancak bunu rakiplerinin başardığına dikkat çekti. Habere göre Vučić, bu tablonun “çeşitli Avrupa devletlerinin ve Amerikan derin devletinin desteğiyle tezgâhlanan bir devrimin sonucu” olduğunu savundu.

Eski cumhurbaşkanının paylaştığı bir diğer önemli sonuca göre, birkaç ulusal azınlık temsilcisi dışında parlamentoya yalnızca SPP ve Öğrenci Listesi girebildi; diğer tüm partiler yüzde 3’lük asgari barajın altında kaldı.

Gazete, bunun 2012’den beri fiilen ülkenin dümeninde olan Vučić için seçimlerin bir referanduma dönüşeceği öngörüsünü tamamen doğruladığını yazdı. Son yıllarda iktidar partisinin ortağı olan ve meclise girseydi eksik oyları tamamlayabilecek olan Sosyalist Parti’nin lideri İvitsa Daçiç de biraz sonra bunu kabul ederek “Referandum atmosferi yenilmezdir” tespitini yaptı.

Kommersant’a göre pazar günkü seçimlerde “referandum atmosferi”nin yanı sıra rekor katılım da kilit rol oynadı: Daha önce hiçbir zaman yüzde 60’a ulaşmayan katılım oranı, bu kez yüzde 70 sınırını fazlasıyla aştı.

Oy verme günü boyunca tüm Sırbistan’da ve özellikle başkent Belgrad’da sandık önlerinde insanların bazen bir saatten fazla beklediği dev kuyruklar oluştu; diasporanın ruh halini bilen yetkililerin sandık sayısını azami ölçüde azalttığı yurt dışında ise kuyruklar bilhassa uzundu.

Vučić’in akşam saatlerinde yenilgiyi kabul ettiği konuşmasına kadar Belgrad’da ortam öğle saatlerinden itibaren gerilmeye başlamıştı. Tam o sıralarda jandarma birlikleri Merkez Seçim Komisyonu, parlamento, cumhurbaşkanlığı idaresi ve diğer hükümet binalarını kordona aldı.

Aynı saatlerde başkent merkezinde daha önce de polisle çatışmaları kışkırtmış olan koyu renk ceketli, iri yarı gençlerden oluşan gruplar belirdi; parlamentonun karşısındaki Pionirski Park’ta ise iktidar yanlıları tıpkı bir yıl önce olduğu gibi yeniden çadır kent kurmaya başladı.

Öğrenci Listesi liderleri taraftarlarına neredeyse her saat başı kalabalıkların ve polisin olduğu yerlerden uzak durma ve resmi sonuçları bekleme çağrısı yaptı.

Vučić’in konuşmasında iktidar partisinin devir teslimi engellemeyeceğine dair güvence vermesinin hemen ardından jandarma çekilmeye, iktidar yanlıları da dağılmaya başladı.

Öğrenci Listesi’nin genel merkezinde ise Sırp halk oyunları ve geleneksel trompet orkestralarının ezgileri eşliğinde zafer kutlamaları başladı. Öğrenci seçim listesinin başındaki tıp profesörü, kardiyolog İliya Srdanoviç, “Ülkemizde bir daha asla tiranlık olmayacak” sözleriyle güvence verdi.

Eğlence çok geçmeden sokaklara taştı; otomobil kornaları, havai fişekler ve çatapat sesleri altında pazartesi sabahının ilk ışıklarına kadar sürdü.

Yalnızca Novi Sad kentinde kutlamalara 16 dakikalık sessizlikle ara verildi; zira 1 Kasım 2024’te tren istasyonunun beton sundurması tam orada çökmüş, 16 kişi hayatını kaybetmiş ve iki yıl sonra Sırbistan’da iktidar değişikliğine yol açan öğrenci protestoları bu olayın ardından başlamıştı.

Öğrenci Listesi’ni zaferinden dolayı ilk kutlayanlar arasında AB Konseyi Başkanı António Costa ile Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen yer aldı; iki isim de Brüksel’in AB yolunda Belgrad’a yardım etmeye hazır olduğunu bildirdi.

Kommersant, Sırp öğrenci liderlerinin şimdiye dek daha çok ülkenin iç sorunlarının çözümüne ağırlık verdiğini, Avrupa entegrasyonu konusunda belirsiz konuştuğunu, eylül sonunda ise “Sırbistan, Rusya’ya yaptırım uygulamama yönündeki ilkeli tutumunu koruyacaktır” açıklaması yaptığını hatırlattı.

Gazete, pazar günkü yenilginin ardından Vučić’in yıl sonuna kadar yapılacak seçimlerde “kendi adamının” cumhurbaşkanı seçilmesini umabileceğini belirterek, Vučić’in 14 yıl önce iktidara dönüşünün de partisinin adayı Tomislav Nikoliç’in cumhurbaşkanlığı seçimini kazanmasıyla başladığını ekledi.

Vzglyad: Sırbistan’ın yeni yönetiminden ihanet değil ama sorun beklemek gerekiyor

Vzglyad gazetesinde Yevgeniy Krutikov imzasıyla yayımlanan analizde, Vučić liderliğindeki iktidar partisinin parlamento seçimlerini birçok kişi için beklenmedik şekilde ve belirgin bir farkla kaybettiği, kazananların ise “Maydan” kökenli olmalarına rağmen çoğunlukla “Batı ajanı” değil yurtsever insanlar olduğu değerlendirmesi yapıldı. Ancak yazara göre onların sorunu başka ve bu yalnızca Sırpların sorunu değil.

Vzglyad, Vučić’in başbakan olmak umuduyla cumhurbaşkanlığından erken ayrıldığını ama şimdi bu koltuğun büyük ihtimalle Öğrenci Listesi’nin başındaki kardiyolog profesör İliya Srdanoviç’e geçeceğini, meclisteki azınlık kotalarının Voyvodina Macarları ile Preşevo Vadisi Arnavutlarına gideceğini, İvitsa Daçiç’in Sosyalist Partisi teorik şansını korusa da başka hiçbir partinin yüzde 3 barajını aşamadığını aktardı.

Vučić’in büyük olasılıkla ara örnekleme dayandığını, yine de eski cumhurbaşkanının ses getiren açıklaması yüzünden bu verilerin neredeyse resmi sonuç gibi algılandığını belirten gazete, Vučić’in yeni hükümetin daha ilkbahara kalmadan Rusya’ya yaptırım uygulayacağı yönündeki sözlerine özel dikkat çekti; eski lider bu konuda “Bizim yapmak istemediğimiz her şeyi yapacaklar” ifadelerini kullandı.

Analizde, seçime katılımın yaklaşık yüzde 70 ile rekor kırdığı, buna karşılık “Soros’un sesi” ve “renkli devrimlerin” motoru sayılan tek açık Avrupa yanlısı güç olan Marinika Tepiç’in “Avrupa Sırbistanı” partisinin yüzde 0,3 ila 1,2 oy alarak tam bir hezimet yaşadığı vurgulandı.

Rakamlar güncellenecek olsa da Sırbistan’da siyasi çalkantı döneminin süreceğini, istikrarsız ve şekilsiz muhalefetin zaferinin ülke rotasında hızlı ve radikal bir değişim anlamına gelmediğini belirten Krutikov, Öğrenci Listesi’nin başlı başına şaşırtıcı bir yapı olduğunu yazdı.

Buna göre öğrencilerin uzun süreli sokak eylemleri başlangıçta siyasi sloganlar taşımıyordu; önce 3 Mayıs 2023’te Belgrad’daki bir okulda öğrencilerin kurşunlanması trajedisine, ardından da 1 Kasım 2024’te Novi Sad tren istasyonundaki can kayıplarına dayanıyordu.

Sokak gösterilerini en başından itibaren Marinika Tepiç ve aktör Sergey Trifunoviç liderliğindeki Batı yanlısı güçler kendi dümen suyuna sokmaya çalıştı ama onların AB’ye hızlı giriş ve Rusya’ya yaptırım çizgisi öğrenciler arasında bile destek bulmadı.

Üstelik hiçbir siyasi güç zamanla “kendi içine kapalı bir olguya” dönüşen bu kaotik protestoları kontrol altına alamadı; öğrencilerin kendisi de muhatap alınabilecek ve uzlaşılabilecek bir liderlik seçemedi. Sonuçta Öğrenci Listesi’nin içinde tek bir gerçek öğrenci bile yer almıyor.

Bu seçim birliği esas olarak ülkedeki tanınmış aydınlardan oluşuyor ve aralarında tek bir profesyonel siyasetçi yok; hem Batı yanlısı hem Rusya yanlısı çok farklı görüşlerden ya da “Vučić’e karşıyız” dışında belirgin bir duruşu olmayan isimler bir araya gelmiş durumda.

Vzglyad’a göre hareketin bir programı da yok; dış politika konularında konuşmamayı tercih ettiler, öğrenciler ise sokaklarda Rusya karşıtı sloganlar atılmamasına özenle dikkat etti.

Hatta protesto eylemlerinde öğrenciler, Ukrayna bayrağı veya AB bayrağı sokmaya çalışanları yakalayıp alandan uzaklaştırdı ve protestonun karakterini alttan alta değiştirme girişimleri sonunda sönümlendi.

Öğrenci Listesi temsilcilerinin çoğunluğu Brüksel’i memnun etmek adına Rusya’ya yaptırım uygulanmasına karşı çıkıyor ve Moskova ile geleneksel iyi ilişkileri korumanın önemini vurguluyor; hatta bazıları bu konuda bizzat Vučić’ten bile daha katı ve net bir tutum sergiliyor.

Sırbistan’ın askeri açıdan tarafsız statüsünün korunması, yani NATO’ya girmeyi reddetmesi ve AB üyeliğinin “ancak referandumdan sonra mümkün olması” konularında da tablo aynı, fakat herkes bu görüşte birleşmiyor.

Yazara göre kazananların yapısı o kadar ayrışık ki ortak bir program şöyle dursun, parlamentoda bir grup kurmakta bile zorlanacaklar ve Sırbistan’da sistemin sıfırlanıp yeniden başlaması zaman alacak.

Bu insanları birbirine bağlayan tek şey, hem siyasi bir figür hem de bir kişilik olarak Aleksandar Vučić’e duyulan tepki. Muhalif seçmeni tanımlayan “öğrenciler” tabiri altındaki kitle, temel meselelerde tutum geliştirmekten ziyade popüler şarkıları slogana dönüştürerek eğlenmeye yatkındı; örneğin “Sevgili gidiyor” anlamındaki “dragi odje” nakaratlı “Yağmurlar yağıyor” şarkısında “sevgili” kelimesini “Vučić” ile değiştiriyorlardı.

Krutikov, “Sırbistan mafya değildir” gibi çarpıcı sloganların seçim öncesinde iş görebileceğini ama hiçbir zaman ülke yönetimi için gerçek bir programa dönüşmediğini belirtti.

Hiçbir devlet hizmeti tecrübesi olmayan yeni başbakanın bu şekilsiz birlikten iş görür bir yapı çıkarmak zorunda kalacağını kaydeden Vzglyad yazarı, Öğrenci Listesi için daha gerçekçi ihtimalin ayrı gruplara ve hiziplere bölünmek olduğunu, bunun da er ya da geç parlamentonun yeniden feshedilmesine ve yeni seçimlere yol açacağını, zira bunun yapılandırılmış bir parti değil duruma bağlı bir birlik olduğunu savundu.

Diğer yandan Belgrad üzerindeki dış baskı ortadan kalkmış değil ve dünün muhaliflerinin Washington ile Brüksel’in Balkanlar’da kullandığı yöntemlerle karşılaşınca nasıl davranacağını kestirmek imkânsız.

Vučić şimdiden kazananları “Avrupa ülkelerinden ve Trump’a karşı çıkan Amerikan derin devletinden” destek almakla suçladı; büyük olasılıkla o ve partisi yeni yönetime sürekli baskı yapacak, her fırsatta yabancı sivil toplum kuruluşlarıyla olası bağlarına işaret edip “renkli devrim” söylemini öne sürecek.

Yazara göre bir şey uydurmaya da gerek yok; bu tür olgular gerçekten var ve seçim sonuçlarında belirleyici olmasalar bile istenirse kazananların meşruiyetini tartışmaya açmaya yeter.

Yıl sonuna kadar yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimlerinin, Öğrenci Listesi’nin şekilsizliği düşünüldüğünde parlamento seçimlerinden bile daha önemli sayıldığını belirten Krutikov, şu anda devlet başkanlığı görevini vekaleten yürüten Ana Brnabiç’in büyük ihtimalle ana aday olacağını, Öğrenci Listesi’nin ortak bir aday çıkarıp çıkaramayacağının ise belirsizliğini koruduğunu yazdı.

Brnabiç’in Vučić’in insanı olduğunu ve “Sırbistan’ın Avrupalı yüzü” rolünü oynadığını, İvitsa Daçiç ile Aleksandar Vulin’in ise Rusya ile işbirliğinin vitrin yüzleri olduğunu ve buna “Sırp usulü dengeli dış politika” dendiğini hatırlatan yazar, Balkanlar’da her oylamanın “son kezmiş gibi” duygusal geçtiğini, ancak programların yarışmadığı, “karşıtlık ilkesiyle” oy verilen kostümlü seçimlerin hiçbir yerde hayır getirmediğini ifade etti.

Krutikov analizini, Belgrad’ın sürekli sokak çatışmaları sahnesine dönüşme riski taşıdığı uzun istikrarsızlık döneminin bitmediği, aksine ardından yeni bir tırmanışın geleceği başka bir aşamaya geçildiği ve işlerin daha da kötüye gideceğini düşünmek için her zaman sebep olduğu değerlendirmesiyle noktaladı.

Business Online: Seçimi kazanan Öğrenci Listesi Rusya’ya yaptırım uygulamama sözü verdi

Business Online (Business Gazeta) gazetesi, Sırbistan’da parlamento seçimlerini kazanan Öğrenci Listesi’nin Rusya’ya yaptırım uygulama niyetinde olmadığını ve yeni yönetimin Moskova ile enerji alanındaki işbirliğini de korumayı planladığını bildirdi.

Habere göre hareketin temsilcisi Profesör Yovo Bakiç, RT Balkan televizyonunun yayınında yaptığı açıklamada, “Rusya’ya hem büyük bir güç olarak hem de bizim için tarihsel açıdan önemli bir ortak ve pek çok durumda bir koruyucu olarak saygı duyuyoruz. Bu konuda hiçbir değişiklik olmayacak” ifadelerini kullandı.

Sırbistan’ın bizzat Birleşmiş Milletler (BM) yaptırımlarını yaşadığını ve sonuçlarını bildiğini hatırlatan Bakiç, Belgrad’ın getireceği kısıtlamaların Moskova’yı etkilemeyeceğini ancak olumsuz bir sembolik anlam taşıyacağını söyledi.

Sırbistan’ın Rus enerji kaynaklarına bağımlılığı ve AB baskısı hakkında da konuşan Bakiç, ülkenin kendi çıkarları doğrultusunda hareket etmesi gerektiğini belirterek, “Biz burada yabancıları memnun etmek için değil, ulusal çıkarlarımız doğrultusunda hareket etmek için varız” dedi ve hareketin içinde enerji meseleleriyle ilgilenecek uzmanların yer aldığını ekledi.

Gazete, bu açıklamanın eski Cumhurbaşkanı Vučić’in 25 Ekim’deki erken parlamento seçimlerinde koalisyonunun yenilgisini kabul etmesinin ardından geldiğini kaydetti.

Vučić yeni ülke yönetiminin Mart veya Nisan 2027’ye kadar Rusya’ya yaptırım uygulayacağını ileri sürerken, Öğrenci Listesi temsilcileri tam aksine daha 30 Eylül’de Belgrad’ın önceki tutumunu koruma ve kısıtlamalara katılmama sözü vermişti.

Business Online, ilk sonuçlara göre Öğrenci Listesi’nin yüzde 52’nin üzerinde, Vučić’in koalisyonunun ise yaklaşık yüzde 39,5 oy aldığını, eski cumhurbaşkanının kazanan hareketin sandalye sayısını 250 üzerinden 135-140 olarak tahmin ettiğini ve seçimlerin Novi Sad’da 16 kişinin öldüğü tren istasyonu sundurmasının çökmesiyle başlayan yaklaşık iki yıllık protestoların ardından yapıldığını aktardı.

Haberde ayrıca Vučić’in parlamento seçimlerine katılmak ve başbakanlığa aday olmak için 27 Eylül’de cumhurbaşkanlığından erken ayrıldığı, daha önce AB baskısına rağmen Rusya’ya yönelik Batı yaptırımlarına katılmayı defalarca reddettiği ve eylül ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile petrol ve doğalgaz alanındaki işbirliğini görüştüğü hatırlatıldı.

RBK: Yeni hükümet çok yönlü denge politikasını sürdürecek ama iç bölünme kaçınılmaz

RBK’nın analizinde ise 14 yıl boyunca ülkeyi yöneten eski Cumhurbaşkanı Vučić’in koalisyonunun yenilgisiyle sonuçlanan erken seçimlerin resmi olmayan ayrıntılı dökümü paylaşıldı.

Sandıkların yüzde 98,4’ünün sayım sonuçlarına göre, oyların yarısından fazlasını (yüzde 52,5) alan muhalif sivil hareket Öğrenci Listesi’nin desteklediği adaylar 250 sandalyeli Halk Meclisi’nde 141 sandalye kazanarak tek başına hükümet kurmaya yetecek çoğunluğa ulaştı.

İktidardaki SPP etrafında kurulan “Birleşik Sırbistan – Aleksandar Vučić” koalisyonu 103 vekillik aldı. Kalan yedi sandalye ise ulusal azınlık partilerine dağıldı: Voyvodina Macarları Birliği üç, Arnavut Koalisyonu iki sandalye kazanırken, Boşnak ve Karadağlı diasporasını temsil eden Rasim Lyayiç’in listesi ile Boşnak ulusal azınlığın çıkarlarını temsil eden Sancak Demokratik Eylem Partisi (SDA Sancak) birer milletvekilliği elde etti.

RBK, seçim öncesinde uzun süreli kitlesel protestoların tetiklediği keskin bir siyasi kriz yaşandığını, eylül ayında Vučić’in parlamentoyu feshedip ardından oylamaya “sıradan bir vatandaş olarak” katılmak için istifa ettiğini ve aynı ay SPP’nin kendisini resmen başbakan adayı gösterdiğini yazdı.

Ülkenin ikinci büyük kenti Novi Sad’da yeni restore edilen tren istasyonu sundurmasının çökmesi ve 16 kişinin ölmesiyle Kasım 2024’te başlayan gösterilerin çekirdeğini öğrenciler ve gençler oluşturmuştu; eylemciler başlangıçta trajediden sorumlu yetkililerin hesap vermesini ve hükümetteki olası yolsuzlukların soruşturulmasını isterken, zamanla taleplerini Vučić dahil ülke yönetiminin istifasını kapsayacak şekilde genişletti.

Bunun sonucunda doğan Öğrenci Listesi, bu seçimlere ülkenin farklı bölgelerinden profesörler, doktorlar, girişimciler, kültür insanları ve eylemcilerin yer aldığı 250 adayla katıldı; listenin başına Novi Sad Üniversitesi Tıp Fakültesi profesörü, kardiyolog İliya Srdanoviç geçti.

RBK, Vučić’in sandıklar kapandıktan sonraki ilk saatlerde yenilgiyi kabul ederken muhalefetin zaferini “çeşitli Avrupa ülkeleri ve [ABD Başkanı Donald] Trump’a karşı çıkan Amerikan derin devletinin” desteğiyle gerçekleştirilen “devrimin teyidi” diye nitelediğini, seçim kampanyası boyunca Batı’nın “renkli devrim” girişimlerinden söz ederek Öğrenci Listesi’ni dışarıdan dayatılan bir güç gibi sunduğunu ve yeni yönetimin “mart ve nisan aylarına kadar” Rusya’ya yaptırım uygulayacağı tehdidinde bulunduğunu aktardı.

Oysa Sırbistan şimdiye dek Ukrayna’daki askeri operasyon nedeniyle Rusya’ya uygulanan yaptırımlara katılmayı reddeden az sayıdaki Avrupa ülkesinden biri olmayı sürdürdü. Cumhuriyet yönetimi hem Rusya ile ilişkiler hem de Kosova meselesinde Brüksel ile yaşanan anlaşmazlıklara rağmen Avrupa entegrasyonunu stratejik hedeflerinden biri sayıyordu.

Avrupa Komisyonu’nun Kasım 2025’te yayımladığı Sırbistan’ın katılım perspektifine ilişkin raporda, ülkenin dış politikasının AB ile uyum oranı yüzde 63 olarak (2022’de yüzde 47 idi) değerlendirilmiş, Belgrad’ın Rusya’ya yönelik kısıtlamalara hâlâ katılmadığı ve Kremlin ile yoğun temaslarını sürdürdüğü kaydedilmişti.

Öğrenci Listesi’nin seçim programında başlangıçta dış politikaya ayrılmış özel bir bölüm yoktu ancak eylül sonunda rakiplerinin eleştirileri üzerine ayrı bir bildiri yayımlayan hareket, kazanması halinde yaptırım uygulamamak dahil Rusya’ya yönelik mevcut rotayı koruma sözü verdi; sonuçların açıklanmasından sonra Profesör Yovo Bakiç de RT Balkan’a verdiği demeçte “küçük Sırbistan”ın yaptırımlara katılmasının “hiçbir şeyi değiştirmeyeceğini” ama sembolik açıdan “çok kötü olacağını” söyleyerek bu duruşu teyit etti.

Sonuçların ardından Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ve AB Konseyi Başkanı António Costa ortak açıklama yayımlayarak, “Hukukun üstünlüğünün, medya özgürlüğünün, yolsuzlukla mücadelenin ve güçlü demokratik kurumların sağlanması alanlarındaki reformları desteklemeye ve Sırbistan’ın AB’deki geleceğini inşa etmek amacıyla işbirliği yapmaya hazırız” mesajıyla Öğrenci Listesi’ni kutladı.

Nisan ayındaki seçimlerde partisinin kazandığı zaferle Viktor Orbán’ın 16 yıllık dönemine son veren Macaristan Başbakanı Péter Magyar da yeni yönetime desteğini açıklayarak, “Onlara [öğrenci hareketi temsilcilerine] Macaristan’ın desteği konusunda güvence verdim. Nisan ayındaki zaferimizin bu zorlu mücadelede onlara ne kadar güç verdiğini duymak beni memnun etti” diye yazdı.

Öte yandan bazı uluslararası analistler daha temkinli: Alman Die Zeit gazetesi, “Sırbistan’da, bugünkü haliyle AB ile hiçbir ortak yanı olmayan bir Avrupa hareketi kazandı. İşte bu yüzden Sırbistan’daki seçimlerin Avrupa’nın zaferi olduğu söylenemez” değerlendirmesini yaptı.

Gazeteye göre Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron ve von der Leyen dahil kilit Avrupalı liderler uzun yıllar boyunca Vučić’in “Sırbistan’ı adım adım kendi malikanesine çevirmesine” göz yumarak ona “kur yaptılar” ve sonuçta son iki yıldır süren protestolarda neredeyse hiç AB bayrağı görülmedi.

Üstelik Vučić’in iktidara yeni geldiği 2012 yılında Sırbistan Avrupa Entegrasyonu İdaresi’nin yaptığı ankette Sırpların yüzde 49’u AB’ye girişi destekleyip yüzde 25’i karşı çıkarken, Avrupa Komisyonu’nun bu yılın haziran ayında yayımladığı araştırmaya göre Sırbistan’da Avrupa entegrasyonu taraftarlarının oranı yüzde 31’e düştü, karşıtların oranı ise yüzde 40’a yükseldi.

RBK’ya konuşan Yüksek Ekonomi Okulu (NİU VŞE) Akdeniz Araştırmaları Merkezi Direktörü Yekaterina Entina, önümüzdeki bir yıl içinde Belgrad’ın dış politika rotasında ciddi bir değişiklik öngörmüyor.

Entina, “Dış politika bloku açısından Öğrenci Listesi’nin programı Sırp İlerleme Partisi’nin programından pek farklı değil. Bu hem Avrupa entegrasyonu rotası hem de Rusya’ya yaptırım uygulamayı açıkça reddetme tutumudur. Bununla birlikte Kosova meselesinde Sırp çıkarlarının nasıl savunulması gerektiği konusunda, en azından bugün itibarıyla, bizzat Vučić’inkinden daha katı bir pozisyon alıyorlar” dedi ve Moskova-Belgrad ilişkilerinde pek çok şeyin Moskova’nın yeni Sırp yönetimiyle ne kadar yapıcı bir ilişki kuracağına bağlı olacağını ekledi.

Rusya Bilimler Akademisi Avrupa Enstitüsü Karadeniz-Akdeniz Araştırmaları Bölümü kıdemli olmayan araştırmacısı Denis Yeryomin ise Brüksel ile ilişkiler yeni bir ivme kazansa bile çok yönlü denge politikasının sürmesini en güçlü ihtimal olarak görüyor.

Yeryomin, “Hükümet değişikliği Sırp dış politikasının yapısal sınırlarını ortadan kaldırmıyor: AB en önemli ekonomik ortak olmayı sürdürüyor, Rusya enerji ve Kosova meselesinde, Çin ise yatırım işbirliğinde önemini koruyor. Bununla birlikte Avrupa kurumlarıyla ilişkilerin iyileşmesi, yaptırımlara katılım dahil dış politikayı uyumlulaştırma taleplerini ortadan kaldırmayacak. Avrupa Komisyonu yönetiminin fiili tanımaya bağladığı Kosova ile ilişkileri normalleştirme anlaşmalarının uygulanması talebi de sürecek” değerlendirmesini yaptı.

Yeryomin’e göre Rusya ile ilişkileri korumak Belgrad için özerkliğin ve müzakere kabiliyetinin önemli bir parçası kalmaya devam ediyor; Öğrenci Listesi’nin yaptırım uygulamama sözünü gözden geçirme koşulları mevcut olsa da bu karar muhalefetin zaferiyle önceden kesinleşmiş değil.

Uzman, Brüksel’in ciddi mali desteği, ekonomik fırsatlara erişimi veya üyelik yolunda somut ilerlemeyi yaptırım şartına bağlaması, eski tutumu korumanın Sırbistan’a ağır maliyetler çıkarması ve başta enerji olmak üzere Moskova ile ilişkilerin bozulmasının sonuçlarını telafi etme imkânının doğması halinde bu ihtimalin artacağını, ancak kamuoyuna açıkça verilen sözden dönmenin Öğrenci Listesi içinde görüş ayrılıkları yaratıp Vučić’e yeni yönetime karşı güçlü bir koz vererek ağır bir iç siyasi bedel doğuracağını, bu yüzden dış taleplerle iç sınırların birleşiminin kabineyi uzlaşı aramaya ve çok yönlü işbirliğini korumaya iteceğini belirtti.

Yeni hükümetin ne kadar dayanıklı olacağı sorusuna da değinen RBK, Srdanoviç listede birinci sırada yer alsa da hareketin kendisini resmen başbakan adayı göstermediğini, Srdanoviç’in de kampanya boyunca kendisini yalnızca “eşitler arasında birinci” diye niteleyip hükümetteki “her koltuk için birden fazla adayları” olduğuna dair güvence verdiğini aktardı.

Seçim sonrası basın toplantısında “Değişim iradesi olduğunda değişimin mümkün olduğunu gösterdik. Şimdi bu ana layık olduğumuzu kanıtlamalıyız. Öğrenciler kazandı. Herkesin hakikat, söz ve gelecek hakkına sahip olduğu bir ülkeyi birlikte kurmak istiyoruz” diyen Srdanoviç’in ardından hükümet kurma süreci işleyecek: Anayasaya göre yeni hükümetin, parlamentonun yeni yapısıyla çalışmaya başlamasından itibaren en geç 90 gün içinde kurulması ve başbakan adayının meclisteki partilerle istişarelerin ardından cumhurbaşkanınca onaylanması gerekiyor.

Vučić’in istifasıyla devlet başkanlığı görevini vekaleten üstlenen Halk Meclisi Başkanı Ana Brnabiç, aynı zamanda en geç aralık ayında yapılması gereken erken cumhurbaşkanlığı seçimlerinin tarihini belirleyecek; Vučić bu seçimlerde artık aday olamayacak.

Profesör Bakiç ise RT Balkan’a verdiği mülakatta yeni hükümetin temel hedefinin organize suçla mücadele edecek bir hukuk devleti kurmak olduğunu belirterek, “Yüksek devlet makamlarında oturan suçlular mahkeme önüne çıkacak ve ardından cezaevine girecek” dedi.

RBK, yolsuzlukla mücadelenin protestoların ana teması olduğunu hatırlatarak verilere işaret etti: CRTA araştırmasına göre ankete katılan Sırpların yüzde 50’si ülkedeki yolsuzluk düzeyine 10 üzerinden tam puan verirken, yüzde 39’u bundan tüm siyasi sistemi, yüzde 16’sı ise doğrudan yönetimi sorumlu tuttu.

Avrupa Komisyonu araştırmasında da 2024 yılında yolsuzluk davalarındaki iddianame sayısının yıllık bazda 367’den 313’e, kesinleşmiş mahkumiyet kararlarının ise 326’dan 259’a düştüğü kaydedildi; Avrupa Konseyi Yolsuzluğa Karşı Devletler Grubu (GRECO) ise ağustos raporunda Sırbistan yönetiminin yolsuzlukla mücadeledeki 24 tavsiyeden yalnızca üçünü tamamen, onunu ise kısmen yerine getirdiğini tespit etti.

Uzman Yekaterina Entina’ya göre yeni hükümetin istikrarı öncelikle parlamentoda hangi konulara öncelik verileceğine bağlı olacak: Protesto hareketinin kuruluş amacı olan yolsuzlukla mücadele, sosyo-ekonomik kalkınma ve ülke içi kaynakların daha adil dağıtımı konularına odaklanılırsa, bir yıllık perspektifte oldukça istikrarlı bir yapıdan söz edilebilecek.

Ancak Entina, Öğrenci Listesi içinde protesto oyu ilkesine göre değil, klasik siyasi yelpazeye göre kaçınılmaz bir iç bölünme ve yeniden gruplaşma sürecinin başlayacağını öngörüyor: “Orada hem Batı yanlısı bir muhalefet kanadının hem de yalnızca Avrupa kuşkucusu değil, Avrupa karşıtı olan yeni bir egemenlikçi güçler çekirdeğinin oluşacağını öngörüyorum. Dolayısıyla ileride bu hareketin, Vučić’in ilerlemeciler partisinin 15 yıl önce kurulduğu ilkeye benzer biçimde bir merkez partisine ve hatta geniş merkez partisine, ayrıca Batı yanlısı muhalefetin sistem içi bir kanadına bölüneceği söylenebilir.”

Entina, parlamentonun en büyük partisi olmayı sürdüren SPP’nin de her halükârda önemli rol oynayacağını, ancak “ülkedeki iktidar tekelinden ve dev partiden büyük bir siyasi güce geçiş” şeklinde bir iç dönüşüm yaşayacağını ekledi.

Denis Yeryomin de meclis çoğunluğunun kabine kurmak için elverişli zemin yarattığını fakat başbakan seçimi, yetki paylaşımı, bütçe öncelikleri ve reformların içeriği gibi somut kararların seçim öncesi seferberlikten çok daha büyük bir birlik gerektireceğini, ilk aşamada siyasi sistemi dönüştürme hedefi onları birleştirse de sonrasında ülkenin geleceği için farklı seçenekler arasında tercih yapma zorunluluğunun doğacağını belirtti.

Yeryomin’e göre yeni yönetim organlarının kurulmasını engellemeyeceğine söz verirken siyasi mücadeleyi sürdüreceğini de açıklayan Vučić’ten aktif ve oldukça katı bir muhalefet beklenmeli: Yenilgi SPP’nin parti teşkilatını, yerel yapılarını, bağlantılarını ve koruduğu toplumsal desteği sıfırlamıyor; Vučić özellikle seçmenlerin yüksek beklentileri karşılanmazsa hayal kırıklığına uğrayanları kendi etrafında toplamaya çalışacak ve Rusya’ya yaptırım iddialarında görüldüğü gibi haleflerini dış baskıya boyun eğmeye hazır bir güç gibi sunarak, kazanan hareket içindeki görüş ayrılıklarını, popüler olmayan kararları ve Kosova ile Rusya gibi temel dış politika konularındaki olası tavizleri siyasi inisiyatifi yeniden ele geçirmek için kullanacak.

Sırbistan seçimleri: Dört sütunlu illüzyonun dağılışı

Rusya

AB Mahkemesinden Rus yatırımcılara ret: “Tahkim davası açılamaz”

Yayınlanma

AB Genel Mahkemesi, yaptırımlar nedeniyle tahkime gitmek isteyen dört Rus yatırımcının açtığı iptal davalarını usul gerekçeleriyle reddetti. Mahkeme, AB Konseyinin 18’inci yaptırım paketiyle getirdiği tahkim kısıtlamalarını siyasi tercih sayarak inceleme yetkisi olmadığını açıkladı.

Avrupa Birliği Genel Mahkemesi, Rus yatırımcıların yaptırımlara karşı uluslararası yatırım tahkimine gitmesini engelleyen AB düzenlemelerine yönelik dört ayrı iptal başvurusunu reddetti.

2 Ekim 2026 tarihli kararlarda mahkeme, başvuruları esasa girmeden, doğrudan yetki ve usul gerekçeleriyle geri çevirdi.

Süreç, AB Konseyinin Temmuz 2025’te kabul ettiği 18’inci Rusya yaptırım paketiyle başladı. Bu pakette yer alan düzenleme, yatırımcılarla devletler arasındaki uyuşmazlıkları uluslararası hukuka göre çözen ve tazminat ödenmesini sağlayan yatırım tahkimi mekanizmasına ağır kısıtlamalar getirdi.

Konseyin kabul ettiği kurallara göre AB üyesi ülkeler, yaptırımlar nedeniyle kendilerine karşı açılan tahkim davalarında “mümkün olan tüm itirazları” ileri sürmekle yükümlü kılındı.

Ayrıca yaptırımlara aykırı şekilde verilen herhangi bir tahkim kararının Avrupa kamu düzenini ihlal edeceği, bu nedenle hiçbir birlik ülkesinde tanınamayacağı ve uygulanamayacağı karara bağlandı.

Düzenleme, tahkim davası nedeniyle zarara uğrayan üye devletlere bu zararı tazmin etme hakkı da verdi.

Belçika merkezli takas kurumu Euroclear bünyesinde varlıkları bloke edilen ve daha önce Belçika makamlarına yatırım uyuşmazlığı başlatma bildirimi sunan dört Rus yatırımcı, Konseyin getirdiği bu kısıtlamaların iptali için AB yargısına başvurdu.

Genel Mahkeme yetkisizlik gerekçesiyle esasa girmedi

AB Genel Mahkemesi, özel kişilerin birlik yargısına erişimini düzenleyen katı içtihat kurallarını gerekçe göstererek davaları reddetti.

Mahkeme, davacıların tahkim kısıtlamalarından “doğrudan ve bireysel olarak” etkilenmediğine hükmetti.

Karara göre yatırımcıların adları yaptırım listesinde doğrudan geçmiyor; “potansiyel tahkim davacısı” sıfatı ise bireysel değil, soyut bir nitelik taşıyor.

Yargıçlar ayrıca, düzenlemenin üye devletler açısından uygulama adımları gerektirdiğini vurguladı. Yatırımcının lehine bir tahkim kararı çıksa bile, kararın tanınması ve icrası için ulusal mahkemelere başvurulması gerektiğine dikkat çekildi.

Mahkeme son olarak, yatırım tahkimine yönelik yaptırım kurallarının AB Konseyinin siyasi tercihi olduğunu ve bu alanda yargı yetkisinin bulunmadığını belirtti.

Mahkeme böylece, AB Konseyinin üye ülkelerin taraf olduğu uluslararası anlaşmaları uygulamasını yasaklayıp yasaklayamayacağı yönündeki karmaşık hukuki tartışmayı incelemekten kaçındı.

Uluslararası tahkim yaptırımlardan bağımsız işliyor

Hukuk uzmanlarına göre bu karar, yaptırımlar nedeniyle devletlere karşı açılan tahkim davalarının pratik değerini azaltmıyor.

Çünkü uluslararası yatırım tahkimi heyetleri ne ulusal mahkemelere ne de AB Adalet Divanına bağlı çalışıyor; davaları doğrudan uluslararası anlaşmalardaki yatırımcı koruma standartlarına göre karara bağlıyor.

Tahkim kurulları, Avrupa’nın tek taraflı yaptırımlarını otomatik olarak haklı görmek zorunda değil; tam aksine, bu yaptırımların uluslararası yatırım hukuku güvencelerini çiğnediği sonucuna varabiliyor.

Üye ülkelerin aleyhlerine çıkacak bir kararı zaten siyasi hassasiyetler nedeniyle gönüllü uygulamayacağı biliniyordu. Ancak bağımsız uluslararası hukuka dayalı tahkim mekanizması, yatırımcılar için tarafsız bir zemin sunmayı sürdürüyor.

Uygulamada da benzer örnekler yer alıyor: İran bankaları Melli ve Saderat, yaptırımların etkilediği bir uyuşmazlıkta Bahreyn’e karşı açtıkları yatırım tahkimini kazanmıştı.

Lüksemburg aleyhine başlatılan tahkim sürecinin, AB’nin Mihail Fridman hakkındaki yaptırımları kaldırmasında etkili olduğu değerlendiriliyor. Belçika’ya yapılan çok sayıda tahkim bildiriminin de Belçika Hazinesinin varlık serbest bırakma yetkisinin bulunmadığına ilişkin içtihat üzerinde rol oynadığı belirtiliyor.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya’da sanal bahisi yasallaştırma planı gündemde

Yayınlanma

Rusya Maliye Bakanlığı, yasadışı internet kumarhanelerinin yasal çerçeveye alınması halinde bütçeye yılda 100 milyar ruble ek gelir sağlanabileceğini hesaplıyor. Yasal bahis sektörünün bütçeye ve spora yıllık katkısının da 100 milyar rubleye ulaştığını belirten yetkililer, kumar bağımlılığına karşı kişisel erişim kısıtlamaları üzerinde duruyor.

Rusya Maliye Bakanlığı, internet üzerinden faaliyet gösteren yasadışı kumarhanelerin yasal zemine çekilmesinin devlet bütçesine yılda yaklaşık 100 milyar ruble ek gelir sağlayabileceğini hesaplıyor.

İstanbul’da düzenlenen Verona Avrasya Ekonomik Forumu sırasında gazetecilere konuşan Rusya Maliye Bakan Yardımcısı İvan Çebeskov, bakanlığın bu alana yönelik farklı düzenleme seçeneklerini masaya yatırdığını açıkladı.

Çebeskov, yasal bahis pazarının bu yıl yürürlüğe giren artırılmış vergi oranları, vergiler ve hedefe yönelik kesintilerle birlikte bütçeye ve spora halihazırda yılda yaklaşık 100 milyar ruble kazandırdığını belirtti.

Yasadışı pazarın hacim bakımından yasal sektörle denk düzeyde olduğunu kaydeden Çebeskov, bütçeye aktarılabilecek potansiyel gelirin de benzer bir büyüklüğe ulaştığını dile getirdi.

Devletin şu anda bu kaynağı kasasına koyamadığını vurgulayan Bakan Yardımcısı, “Bu, doğal olarak bütçenin mahrum kaldığı ve aralarında çeşitli suç şebekelerinin de yer aldığı alanlara giden devasa bir para” değerlendirmesini yaptı.

Maliye Bakanlığı yasadışı pazara karşı düzenleme seçeneklerini inceliyor

Maliye Bakanlığı, kayıt dışı faaliyet gösteren çevrimiçi kumarhanelerin denetim altına alınması ihtimalini diğer resmi kurumlar ve yasal pazar temsilcileriyle birlikte değerlendirmeye aldı.

Kısa süre önce düzenlenen şans oyunları forumunda sektör bileşenlerinin yasadışı internet kumarhanelerini hem ekonomi hem de yasal bahis kuruluşları açısından büyük bir sorun olarak nitelediğini aktaran Çebeskov, yasal işletmeciler dahil çeşitli taraflardan düzenleme ve mücadele önerileri aldıklarını, bakanlığın bütün olasılıkları incelediğini ifade etti.

Şans oyunlarının ekonomik getirisinin yanında toplumsal riskler de barındırdığına dikkat çeken Çebeskov, kumar bağımlılığı sorununun mutlaka hesaba katılması gerektiğini vurguladı.

Bakan Yardımcısı, yurttaşların korunması için şans oyunlarına kişisel erişim yasağı getirilmesi gibi mekanizmaların devreye sokulmasının zorunlu olduğunu kaydetti.

Rusya Maliye Bakanlığı Finans Politikası Dairesi Başkan Yardımcısı Aleksandr Hristoforov, 29 Eylül’de yaptığı açıklamada 64 binden fazla Rusya vatandaşının kumar oyunlarına yönelik kişisel men kısıtlaması koydurduğunu duyurmuştu.

Rusya parlamentosunun alt kanadı Duma ise 9 Haziran’da yasadışı şans oyunları sitelerine erişimin hızla engellenmesini öngören yasayı kabul etmiş ve bildirimleri inceleme süresini beş iş gününden iki iş gününe indirmişti.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, Maliye Bakanlığının internet kumarhanelerinin yasallaştırılmasına dönük önerisinin Kremlin’e ulaştığını 28 Ocak’ta teyit etmiş, girişimin üzerinde çalışılması gerektiğini belirtmişti.

Okumaya Devam Et

Rusya

Rusya Merkez Bankası faizi yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, kalıcı fiyat baskısı ve yüksek enflasyon beklentilerini gerekçe göstererek politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu. Yıllık enflasyonun yüzde 7 bandında seyrettiği ülkede piyasa uzmanları, bütçe açığı ve akaryakıt maliyetlerinin fiyatlar üzerindeki yukarı yönlü baskıyı canlı tuttuğuna dikkat çekiyor.

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu, 23 Ekim’deki toplantısında politika faizini yıllık yüzde 14 seviyesinde sabit tuttu.

Vedomosti gazetesinin görüştüğü 26 ekonomistten 25’i bu kararı beklerken, yalnızca bir uzman faizin yüzde 13,75’e çekilebileceği tahmininde bulunmuştu.

Fiyat baskısının yüksek seyrettiğini, enflasyon beklentilerinin de üst seviyelerde kaldığını duyuran Merkez Bankası, ekonominin yılın ikinci yarısında ılımlı bir hızla büyüdüğünü kaydetti.

Kalıcı fiyat artışının yavaşlamadığına işaret eden düzenleyici kurum, yıllıklandırılmış bazda bu oranın yüzde 5 ila 6 aralığında seyrettiğini hesaplıyor.

Merkez Bankası bu tablonun temel nedeni olarak kimi sektörlerdeki üretim kapasitelerinin geçici biçimde daralmasını gösteriyor. Açıklamada, kalıcı enflasyondaki düşüş eğiliminin yeniden başlaması için toplam talep artışının sınırlı tutulması gerektiği vurgulanıyor.

Kurulun sonraki faiz kararlarını ise enflasyonun seyrine, enflasyon beklentilerine, iç ve dış koşullardan kaynaklanan risk değerlendirmelerine göre belirleyeceği aktarılıyor.

Rusya Merkez Bankası, 11 Eylül’deki önceki toplantısında para politikasındaki gevşeme sürecine yaklaşık bir buçuk yıl aradan sonra ilk kez ara vermişti.

Merkez Bankası Başkanı Elvira Nabiullina o dönem yaptığı değerlendirmede, bu duraklamanın para politikasının doğrudan etki edemeyeceği tek seferlik etkenlerden kaynaklandığını anlatmıştı.

Nabiullina, tüketici enflasyonundaki yıllıklandırılmış artışın öncelikle kimi sektörlerdeki geçici üretim kapasitesi kısıtlarından hız aldığını, akaryakıt fiyatlarındaki yükselişin de tabloda belirgin bir rol oynadığını söylemişti.

Kurum başkanı, fiyatlardaki tek seferlik ivmelenmenin kalıcı bir eğilime dönüşmemesi adına ölçülü sıkı para politikası koşullarının zorunlu olduğunu savunmuştu.

Rusya Federal Devlet İstatistik Servisi’nin (Rosstat) verilerine göre Rusya’da haftalık enflasyon, 6-12 Ekim haftasındaki yüzde 0,11 seviyesinin ardından 13-19 Ekim haftasında yüzde 0,05 olarak ölçüldü.

Fiyatlardaki artış ay başından bu yana yüzde 1,06’ya, yıl başından bu yana ise yüzde 6,15’e ulaştı.

Haftalık tüketici enflasyonu 29 Eylül-5 Ekim döneminde yüzde 0,96, 22-28 Eylül döneminde yüzde 0,12, 15-21 Eylül döneminde yüzde 0,06, 8-14 Eylül döneminde yüzde 0,02 ve 1-7 Eylül döneminde yüzde 0,05 düzeyinde gerçekleşmişti.

İnterfaks’ın Merkez Bankası yöntemine dayanarak yaptığı hesaplamalara göre yıllık enflasyon 12 Ekim’deki yüzde 7,02 seviyesinden 19 Ekim’de yüzde 6,84’e gerilerken, Ekonomik Kalkınma Bakanlığı’nın yönteminde bu oran yüzde 7,22’den yüzde 7,15’e indi.

Uzmanlar faiz kararının gerekçelerini değerlendirdi

Stratejik Araştırmalar Merkezi (CSR) Genel Direktörü Pavel Smelov, Vedomosti’ye yaptığı açıklamada, Merkez Bankası’nın faize ara vermesindeki temel gerekçelerin enflasyondaki yeni yükseliş dalgası ile enflasyonist risklerin ağır basması olduğunu kaydetti.

Ekim ayı başında fiyat artışını tetikleyen başlıca etkenler arasında, temmuzdan bu yana ertelenen konut ve kamu hizmetleri tarifelerindeki artışın yer aldığını söyledi.

Tarifelerde ekim başında yapılan yüzde 9,9’luk planlı endekslenmenin ayın ilk haftasında haftalık enflasyonu tek seferde yüzde 0,96’ya fırlattığını hatırlatan Smelov, bu artışın beklenen ve tek seferlik bir sıçrama olduğunu dile getirdi.

Sovcombank Başanalisti Mihail Vasilyev ise akaryakıt piyasasındaki zorlu koşulların ve artan ulaşım maliyetlerinin enflasyonu yıl sonuna kadar yüksek tutabileceğini değerlendirdi.

Vasilyev, şirketlerin yükselen nakliye ve tarife maliyetlerini tüketici fiyatlarına yansıtabileceğine, bunun da canlı tüketici talebi ve yüksek seyreden enflasyon beklentileri ortamında hız kazanabileceğine dikkat çekti.

Bütçe politikasının bir diğer kritik etken olduğunu belirten Gazprombank Başekonomisti Pavel Biryukov da bütçe dengelerine işaret etti.

Mevcut bütçe yasasındaki 3,79 trilyon rublelik (milli gelirin yüzde 1,6’sı) açığa karşılık güncellenen bütçede 2026 yılı için 7,34 trilyon ruble, 2027 yılı için ise 5,4 trilyon ruble açık öngörüldüğünü anımsatan Biryukov, bu tablonun Merkez Bankası’nın önceki varsayımlarına kıyasla enflasyonu daha fazla körükleyici nitelikte olduğunu vurguladı.

Faizin yüzde 13,75’e indirilmesini bekleyen tek isim olan Truevalue Telegram kanalının yazarı ekonomist Viktor Tunev, olası bir indirimin ekonomi ile bütçe politikasında giderek daha görünür hale gelen sıkı para politikasının enflasyonist risklerini hafifletebileceğini savundu. Ankete katılan hiçbir uzman ise faiz artırımı beklemiyordu.

Stolıpin Ekonomik Büyüme Enstitüsü Başekonomisti Boris Kopeykin, ekonomide son beş çeyrektir süren yatırım daralması ortamında faiz artırmanın son derece riskli bir adım olacağını kaydetti.

Kopeykin, böylesi bir hamlenin ekonomide ve finans piyasalarında olumsuz bir zincirleme reaksiyona yol açabileceği uyarısında bulundu.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English