Rusya

Rus milyarder Melniçenko: Küresel güvenlik için öngörülebilir bir Rusya gerekli

Yayınlanma

EuroChem ve SUEK şirketlerinin kurucusu Rus iş insanı Andrey Melniçenko, The Economist dergisinde yayımlanan makalesinde Batı’da Rusya için tartışılan dört senaryoyu eleştirdi. Bu senaryoların egemenlik kaybına yol açacağını belirten Melniçenko, küresel güvenliğin sağlanması için öngörülebilir ve egemen bir Rusya modelinin benimsenmesi gerektiğini savundu.

EuroChem ve SUEK şirketlerinin kurucusu Rus iş insanı Andrey Melniçenko, The Economist dergisi için kaleme aldığı “Rusya’nın Dağılması Dünya İçin Neden Zararlıdır” başlıklı makalesinde, Batı’da Ukrayna çatışmasının sona ermesinin ardından Rusya’nın geleceğine yönelik tartışılan dört senaryoyu değerlendirdi.

Melniçenko, Batı’da öne çıkan bu senaryoların siyasi yorum farklarına rağmen Rusya’nın egemenliğini kaybetmesi veya sınırlandırılması sonucunu doğurduğunu ve bunun da sorumlu davranış sergilemesini sağlayacak tek mekanizmayı yok ettiğini yazdı.

Melniçenko, Batı’nın tartıştığı senaryoların yerine, egemen ve “öngörülebilir” bir Rusya modelinin küresel istikrar açısından daha yapıcı olduğunu savundu.

Egemen bir Rusya’nın her ülke için konforlu bir ortak olmayabileceğini belirten iş insanı, “Ancak uzun vadede bu model alternatiflerden daha faydalı olacaktır. Dış aktörler için tercih, dost veya düşman bir Rusya arasında değil; davranışı öngörülebilir bir Rusya ile geleceği belirsiz bir Rusya arasındadır. Günümüz dünyasında öngörülebilirlik, sempatiden daha önemlidir” ifadelerini kullandı.

Melniçenko makalesinde Batılı çevrelerde tartışılan senaryoların ayrıntılarına değindi. İlk senaryoya göre Rusya, “Batı’nın çeperinde sıkışmış, gururu kırılmış bir ülke” haline gelecek. İş insanı, bu durumun uzun vadede agresif bir revizyonizmi tetikleyeceğini vurgulayarak şu değerlendirmeyi yaptı:

“Versay Antlaşması yeni bir düzen kurmadı, sadece ertelenmiş bir enerjinin birikmesine yol açtı. Rusya, Weimar Almanyası değildir ve modern dünya da 1920’leri birebir kopyalamaz; fakat yapısal mantık geçerliliğini korur: Büyük ve tarihi bir ulusun egemenliği kırılırsa, bu durum nadiren kalıcı olur. Egemenlik, daha tehlikeli bir biçimde geri döner.”

İkinci senaryo, Rusya’nın Batı merkezli kalkınma yolunu Çin ile değiştirerek Pekin’in etki alanına girmesini öngörüyor.

Rusya’nın Çin’in tedarik zincirlerine entegre olacağını, pazar, teknoloji ve finansmana erişim sağlayacağını kaydeden Melniçenko, buna karşılık ülkenin hammadde, coğrafi konum ve stratejik derinlik sunacağını belirtti.

İş insanı, “Kısa vadede bu durum rasyonel bir uzlaşı gibi görünse de uzun vadede sadece bağımlılığın adresini değiştirir” diye yazdı.

Üçüncü olasılık olarak Rusya’nın kontrolsüz bir şekilde parçalanması tartışılıyor. Melniçenko, bu durumda nükleer cephanelik, kaynaklar, sınırlar ve tarih üzerinde hızlı bir mücadele başlayacağını kaydetti.

Parçalanma senaryosunun, nükleer caydırıcılığı etkili kılan toplumsal bütünlüğü de yok edeceğini savunan iş insanı, “Ukrayna’daki trajedi de dahil olmak üzere Sovyet sonrası dönemdeki çatışmalarda ödenen bedeller, benim görüşüme göre böyle bir sonucu imkansız kılmaktadır” değerlendirmesinde bulundu.

Dördüncü senaryo ise Rusya’nın dış dünyaya kapalı, mobilize olmuş ve sürekli kuşatma altında yaşayan bir “kale” devletine dönüşmesini içeriyor.

Melniçenko, teknoloji, bilim, sermaye ve toplumsal güvenin sürekli olağanüstü hal koşullarında gelişemeyeceğine dikkat çekerek, “Böyle bir düzen savaşı bitirmez; aksine çatışmayı geçici bir olay olmaktan çıkarıp devletin temel örgütlenme biçimi haline getirir” dedi.

Dünyanın kendi alanlarında en büyükleri arasında yer alan gübre üreticisi EuroChem ve kömür şirketi SUEK’in kurucusu olan Melniçenko, her iki şirkette de yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulundu.

Melniçenko, Avrupa Birliği’nin kendisine yönelik yaptırımlar uygulamaya koymasından bir gün önce, 8 Mart’ta bu şirketlerin lehdarı olmaktan çıktı. Şirketlerin mülkiyeti, Reuters’ın kaynaklarına dayandırdığı habere göre eşi Aleksandra Melniçenko’ya geçti. Bloomberg, 1 Temmuz itibarıyla iş insanının servetini 20,6 milyar dolar olarak tahmin etti.

Gelecek senaryolarının tartışılması gerektiğini fakat bu tartışmaların çatışmanın sona ermesinden sonra ve Rusya’nın kendi içinde yapılması gerektiğini belirten Melniçenko, dünyanın önündeki seçimi şu sözlerle özetledi:

“Bu seçim, Rusya’yı sevmek ya da ondan nefret etmek, cezalandırmak ya da affetmek, ahlaki netlik ya da siyasi oportünizm arasında bir tercih değildir. Bu, iki farklı gelecek arasında bir seçimdir: Birinde büyük güçler birbirlerinin egemenliğine yeniden saygı duymayı öğrenir, diğerinde ise her güç diğerlerini birer yönetim nesnesine indirgemeye çalışır. İkinci yol bizi zaten bugünkü noktaya getirdi.”

Öte yana, 8 Temmuz’da Ankara’da düzenlenen NATO zirvesinin katılımcıları, yayımladıkları ortak bildiride Rusya’nın “Avro-Atlantik güvenliği ve istikrarına yönelik uzun vadeli bir tehdit oluşturduğunu” belirtti.

İttifak, Rusya ile olası bir çatışmaya ilişkin endişelerini sık sık dile getirirken, NATO Genel Sekreteri Mark Rutte de üye ülkelere Rusya kaynaklı tehditler karşısında “saf olmama” ve savunma harcamalarını artırma çağrısında bulundu.

Moskova ise Avrupa’ya saldırma niyetinin bulunmadığını defalarca vurguladı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ittifakla bir savaş için jeopolitik, ekonomik veya askeri hiçbir neden olmadığını belirtmekle birlikte, “tüm NATO ülkelerinin Rusya ile savaş halinde olduğunu” ifade etti.

Çok Okunanlar

Exit mobile version