Bizi Takip Edin

Rusya

Rusya Merkez Bankasından tahvillerde kote kurallarını sıkılaştırma adımı

Yayınlanma

Rusya Merkez Bankası, menkul kıymetlerin organize piyasalara kabul edilmesine ilişkin yeni bir yönetmelik taslağı yayımladı. Taslak metin, ihraçılara yönelik şartları, kurumsal yönetim standartlarını ve kredi derecelendirme zorunluluklarını yeniden düzenlerken temerrüt durumunda borsaların atacağı adımları netleştiriyor.

Rusya Merkez Bankası (CBR), menkul kıymetlerin organizede işlem görmesine ilişkin kuralları güncelleyen bir yönetmelik taslağı yayımladı.

Hazırlanan belge, mevcut kotasyon kurallarının yerini alacak ve menkul kıymetlerin kote listelerine dahil edilmesi ile bu listelerden çıkarılmasına yönelik şartları tek bir çatı altında toplayacak.

Banka tarafından yapılan değerlendirmede, taslağın hazırlanmasında piyasada halihazırda oluşmuş ve etkinliğini kanıtlamış uygulamaların esas alındığı kaydetti.

Düzenleme taslağı tahvil piyasası için kotasyon kriterlerinin yenilenmesinden ihraççıların temerrüde düşmesi halinde borsaların atacağı adımların netleştirilmesine kadar birden fazla yenilik getiriyor.

Rusya Merkez Bankası yeni metinde üç ana alana odaklanıyor:

Birinci seviye kotasyonda yer alan ihraççıların niteliklerine ilişkin şartların artırılması,

Şirketlerin değerlendirilmesinde kurumsal yönetimin rolünün güçlendirilmesi,

Tahvil temerrütleri durumunda borsanın uygulayacağı adımların şeffaf ve yeknesak kurallara bağlanması.

Birinci seviye tahviller için getirilen şartlar

Taslak düzenleme iki seviyeli kotasyon sistemini koruyor ancak birinci seviye kote listesinde yer almak isteyen kurumsal tahvillere yönelik şartları ayrıntılandırıyor.

Buna göre, ihraç edilecek tahvil tertibinin hacminin en az 2 milyar ruble olması, tek bir senedin nominal değerinin ise 50 bin rubleyi veya bu tutarın yabancı para karşılığını geçmemesi gerekiyor.

İhraççı firmanın kendisinin veya ihracın garantörünün şu şartları karşılaması zorunlu tutuluyor:

En az üç yıldır faaliyet gösteriyor olması,

Bağımsız denetimden geçmiş üç yıllık konsolide veya bireysel finansal tablolarını açıklamış bulunması,

Çözülmemiş bir temerrüdünün bulunmaması. Geçmişte temerrüt yaşanmışsa, bu durumun ortadan kaldırılmasının üzerinden en az üç yıl geçmiş olması,

Rusya Merkez Bankası Yönetim Kurulu tarafından belirlenecek asgari seviyenin altında olmamak kaydıyla en az iki kredi derecelendirme notuna sahip olması.

Merkez Bankası bu adımla, borsanın en üst segmentinde işlem gören büyük kurumsal borçlanıcılar için minimum güvenilirlik standartlarını mevzuata bağlıyor.

Mevcut durumda birinci seviye kotasyon tahvillerine uygulanan kriterler, Rusya Merkez Bankasının yeni yönetmelik taslağında yer alan maddelerle neredeyse tamamen örtüşüyor. Aradaki temel fark, mevcut kuralların Moskova Borsasının Kotasyon Kurallarında yer alması; Merkez Bankası taslağının ise bu hükümleri doğrudan regülasyon seviyesine taşıyarak tüm organize piyasalarda yeknesak hale getirmesinden kaynaklanıyor.

İkinci seviye kotasyon daha esnek hale getirilecek

Taslak metin, ikinci seviye kotasyonda yer alacak tahviller için daha esnek bir yaklaşım öngörüyor.

Piyasa işleticisi (borsa), nicel kriterlerin büyük bölümünü kendi kotasyon kuralları çerçevesinde bağımsız olarak belirleyebilecek. Ancak bu seviyede de Rusya Merkez Bankası tarafından belirlenecek alt sınırdan az olmamak üzere bir kredi derecelendirme notuna sahip olma zorunluluğu korunuyor.

Kurumsal yönetim şartları ayrıntılı olarak düzenlendi

Yeni taslağın öne çıkan unsurlarından biri, yalnızca şirketin mali durumuna değil, kurumsal yönetim kalitesine de şartlar getirilmesi oldu.

Bir ihraçcının tahvillerinin birinci seviye kotasyonda kalabilmesi için şu organ ve mekanizmalara sahip olması gerekecek:

Yönetim kurulu,

Denetim komitesi,

Kurumsal sekreter,

Onaylanmış bilgilendirme politikası,

İç denetim birimi,

Kurumsal yönetimi düzenleyen iç mevzuat belgeleri.

Şirketin bu şartları karşılamayı durdurması halinde borsa, ihlallerin giderilmesi için firmaya altı aya kadar süre tanıyabilecek. Şartların verilen süre içinde yerine getirilmemesi durumunda senetler kote listesinden çıkarılabilecek.

Temerrüt durumunda daha katı yaptırımlar uygulanacak

Yönetmelik taslağının ayrı bir bölümü, ihraçcının tahvil yükümlülüklerini ihlal etmesi durumunda piyasa işleticisinin alacağı tedbirlere ayrıldı.

İhraççı şirketin kupon ödemesini, nominal değer geri ödemesini veya tahvil alım yükümlülüğünü (itfa) 10 iş gününden fazla geciktirmesi halinde (ihraç kararında farklı bir süre öngörülmediği sürece), ilgili tüm tahviller temerrüt tarihinden itibaren en geç iki işlem günü içinde kote listesinden çıkarılarak listenin kote olmayan bölümüne aktarılacak.

Taslak metin, tam temerrüt ile teknik temerrüt arasında da ayrıma gidiyor.

Gecikmenin 10 iş gününü aşmaması durumu teknik temerrüt olarak değerlendirilecek. Bu durumda borsanın senetleri otomatik olarak kotasyondan çıkarma zorunluluğu bulunmayacak; ancak ihlalin boyutunu değerlendirerek tahvilleri kote olmayan bölüme aktarma kararı alma yetkisi olacak.

Borsaların yetkileri artırılıyor

Taslak düzenleme, tahvillerin kote listesinden çıkarılmasına ilişkin kararlarda piyasa işleticilerinin yetkilerini genişletiyor.

Borsalar, mevzuat veya kotasyon kuralları ihlallerinin esaslı ve sistematik olup olmadığını bağımsız olarak değerlendirebilecek. İhlallerin giderilebilir nitelikte olması durumunda ihraççıya altı aya kadar süre verilebilecek. İhlaller giderilmezse veya düzeltilmesi mümkün değilse senetler kote listesinden çıkarılabilecek.

Rusya

Putin, doğalgaz krizine karşı yaptırımların kalkmasını istedi

Yayınlanma

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, küresel gaz piyasasındaki arz açığı ve yüksek fiyatlar karşısında yaptırımların kaldırılmasını ve çatışmaların durdurulmasını istedi. Avrupa’nın Rus gazını keserek kendi sanayisini vurduğunu savunan Putin, ABD ile Kuzey Kutbu’nda ortak projeler yürütme ihtimalini değerlendirdiklerini söyledi.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Moskova’da düzenlenen Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu (GECF) zirvesinde küresel enerji piyasalarındaki sarsıntıyı değerlendirdi.

Tedarik zincirlerindeki aksamalar, değişen sevkiyat güzergahları ve teknolojiye erişim engellerinin sektörü derinden etkilediğini belirten Putin, piyasayı yatıştırmak için çatışmaların sonlandırılması ve yaptırımların kaldırılması çağrısında bulundu.

Dünyanın önde gelen gaz üretim merkezlerinden birinde tırmanan gerilimin tabloyu ağırlaştırdığını ifade eden Putin, Avrupa’ya uzanan Rus doğalgaz boru hatlarına yönelik terör eylemlerini hatırlattı.

Bazı devletlerin doğalgaz sektörü için ekipman ve teknoloji alımına getirdiği kısıtlamaların piyasadaki belirsizliği tırmandırdığını dile getirdi.

Bu gelişmeler nedeniyle küresel doğalgaz fiyatlarının hızla fırladığına dikkat çeken Rus lider, maliyetlerin aynı hızla eski seviyesine dönebileceği uyarısını yaptı. Putin’e göre bütün bu etkenler bir araya geldiğinde, uluslararası doğalgaz piyasasındaki öngörülemezlik giderek derinleşiyor.

Sektörün önündeki en büyük engeli yakıt sevkiyatındaki kesintiler olarak tanımlayan Putin, çok kısa bir zaman diliminde piyasadan yüklü miktarda arzın çekildiğini söyledi.

“Üstelik talep hiçbir yere kaybolmadı” diyen Rus lider, doğalgaza yönelik küresel talebin ilerleyen dönemde artmayı sürdüreceğini vurguladı.

Sorunun çözümü için mevcut taşıma güzergahlarının gözden geçirilmesini ve yeni sevkiyat hatlarının planlanmasını önerdi.

Bu süreçte enerji ihracatçısı ülkelerin coğrafi konumlarının ve kendi aralarındaki karşılıklı takas ya da ticaret imkanlarının mutlaka hesaba katılması gerektiğini dile getirdi.

Üretici ülkelere de piyasaya yeterli arz sağlama ve tedarik istikrarını koruma çağrısı yaptı.

Novak açıkladı: Rusya ABD’ye dördüncü dizel tankerini gönderiyor

Piyasaların yeniden dengeye kavuşması ve güvenilir enerji akışının sağlanması için siyasi engellerin temizlenmesi gerektiğini kaydeden Putin, “Süren çatışmaları sona erdirmeyi ve yaptırım rejimlerini kaldırmayı düşünmeliyiz” diye konuştu.

Yaptırımların genellikle haksız rekabet aracı olarak devreye sokulduğunu öne süren Rus lider, bu tür kısıtlamaların eninde sonunda bütün piyasa aktörlerine ağır faturalar çıkardığını ve en büyük zararı bizzat bu kararları alan devletlerin gördüğünü belirtti.

Avrupa ülkelerinin Rus enerji kaynaklarını reddederek kendi sanayilerine ve toplumsal refahlarına darbe vurduğunu ifade eden Putin, Avrupa’nın enerji tercihlerine yönelik değerlendirmesini “Başkasına kuyu kazan kendi düşer” atasözüyle özetledi.

Avrupa Birliği kanadı ise Rus gazı konusundaki mesafesini koruyor. AB Enerji Komiseri Dan Jørgensen, 27 Ekim günü yaptığı açıklamada, Rusya ile Ukrayna arasında olası bir barış anlaşması imzalansa dahi birliğin yeniden Rus gazı almaya niyetli olmadığını duyurmuştu.

Avrupa ile köprülerin atıldığı bir dönemde Putin, Moskova’nın Washington ile temas arayışında olduğunu paylaştı.

Rusya’nın Kuzey Kutup bölgesindeki sahaları işletmek isteyen ülkelerle aktif temas kurduğunu belirten Putin, ABD ile Arktik bölgesinde ortak projeler yürütme olasılığını değerlendirdiklerini açıkladı.

Daha önce sahalarında Avrupalı ve Çinli ortakların kendileriyle birlikte faaliyet gösterdiğini hatırlatan Rus lider, “Şimdi de Amerikalı ortaklarla birlikte çalışma imkanını ele alıyoruz” dedi.

Okumaya Devam Et

Rusya

Novak açıkladı: Rusya ABD’ye dördüncü dizel tankerini gönderiyor

Yayınlanma

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, ABD’ye dördüncü dizel tankerinin 28 Ekim’de sevk edildiğini duyurdu. Avrupa’ya gaz arzını sürdürmeye hazır olduklarını belirten Novak, AB’nin alımı durdurması halinde LNG ve boru hattı sevkiyatının yeni pazarlara kaydırılacağını söyledi.

Rusya Başbakan Yardımcısı Aleksandr Novak, Moskova’da düzenlenen Gaz İhraç Eden Ülkeler Forumu 28. Bakanlar Toplantısı kapsamında küresel enerji ticaretine dair açıklamalarda bulundu.

Novak, ABD’ye dördüncü dizel tankerinin sevk edilmesinden Avrupa’ya doğalgaz ihracatına, sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) pazarından Çin ile yürütülen müzakerelere kadar birçok başlığı değerlendirdi.

Novak’ın paylaştığı bilgilere göre, Rus dizel yakıtını ABD’ye taşıyacak dördüncü tankerin 28 Ekim’de yola çıktı. Halihazırda üç dizel tankeri Rus limanlarından ayrılarak seyrine başladı.

Vedomosti gazetesinin aktardığına göre Başbakan Yardımcısı, Demokratların baskısına rağmen Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ABD Başkanı Donald Trump arasındaki genel mutabakatın hayata geçirildiğini bildirdi.

Sürecin öncesinde Demokrat Partili senatörler ve Temsilciler Meclisi üyeleri, olası bir soruşturma ihtimaline karşı bankalara ve limanlara mektup göndererek Rusya ile yapılan işlemlere ait kayıtların saklanmasını istemişti.

Novak, ABD’deki bu siyasi muhalefeti eleştirerek, “Genel olarak bakıldığında, ABD halkının çıkarları doğrultusunda konuşmayan, hatta bu çıkarlara aykırı hareket eden Demokratların tutumu elbette şaşırtıyor” değerlendirmesinde bulundu.

Avrupa Birliği’nin uygulamaya koyduğu ithalat yasağına da değinen Novak, Rus LNG’sinin dünya pazarlarında talep görmeye devam edeceğinden emin olduklarını söyledi.

Tüketimini hızla artıran ülkelerin varlığına işaret eden Başbakan Yardımcısı, Rusya’nın Avrupa ülkelerine gaz arzını sürdürmeye de hazır olduğunu dile getirdi.

Moskova’nın her zaman güvenilir bir tedarikçi olduğunu belirten Novak, “Biz kendi adımıza hazırız. Avrupa satın almazsa gazımızı satacak başka yerlerimiz var” diye konuştu.

ABD şirketleri Rus petrolüne dönüşü gündemine aldı

Gaz açığı yaşayan Avrupalı tüketicilerin daha pahalı olan LNG için fazladan ödeme yaptığını ifade eden Novak, daha önce mart ayında yaptığı açıklamada da Rusya’nın Avrupa’ya giden LNG sevkiyatının bir kısmını Asya-Pasifik bölgesine yönlendirmeyi planladığını hatırlatmıştı. Bu kapsamda Hindistan, Tayland, Filipinler ve Çin potansiyel alıcılar arasında yer alıyor.

Kuzey Akım ve Kuzey Akım 2 boru hatlarının geleceğine ilişkin beklentilerini de paylaşan Novak, bu hatların stratejik açıdan uzun vadede yeniden talep göreceğini öne sürdü.

Başbakan Yardımcısı 17 Ekim’de yaptığı açıklamada, hatlardan gaz akışını yeniden başlatmanın teknik açıdan mümkün olduğunu belirtmişti.

Dört boru hattından biri sevkiyat için elverişli kalmayı sürdürse de gaz akışının fiilen başlaması Avrupalı tüketicilerin tutumuna bağlı görünüyor.

Novak, Pekin yönetimiyle süren enerji diyaloğuna da temas ederek Çin’in boru hattı yerine LNG ithal ettiği için fazladan maliyete katlandığını kaydetti.

Ekonomik açıdan bakıldığında gaz ve ucuz enerji kaynaklarının yetersizliği nedeniyle bu durumun Çin için çok daha masraflı olduğunu söyleyen Novak, 14 Ekim’de Rusya’nın yeni doğalgaz boru hatları konusunda Çinli ortaklarıyla görüşmeleri sürdürdüğünü açıklamıştı.

Okumaya Devam Et

Rusya

ABD şirketleri Rus petrolüne dönüşü gündemine aldı

Yayınlanma

Rusya ile ABD, Ukrayna’da ateşkes arayışları kapsamında Amerikan şirketlerinin Rus petrol sektörüne dönüşünü ve ortak enerji projelerini müzakere ediyor. Financial Times’ın haberine göre görüşmeler Sahalin-1 ortaklığından Zaporijya Nükleer Santrali’nin yönetimine, boru hatlarından karşılıklı LNG yatırımlarına kadar uzanan geniş bir ekonomik paketi içeriyor.

Rusya ile ABD, Ukrayna savaşına çözüm arayışları kapsamında Amerikan şirketlerinin Rus petrol sektörüne geri dönmesini de içeren geniş kapsamlı ekonomik başlıkları görüşüyor.

İngiliz Financial Times gazetesinin konuyu yakından bilen kaynaklara dayandırdığı habere göre, çatışmalar bittikten sonra devreye girmesi öngörülen planlar arasında ortak enerji projeleri ve boru hatları ilk sırada yer alıyor.

Masadaki başlıca senaryolardan biri, Amerikan enerji devlerinin savaşın ardından Sahalin açıklarındaki ortak projeye yeniden dahil olması ve Drujba boru hattıyla Avrupa’ya Rus petrolü sevkiyatının yeniden başlatılmasına katkı vermesi.

Daha önce Sahalin-1 projesinde yer alan tek Amerikan şirketi ExxonMobil olmuştu.

Rus makamlarının şirketin projedeki yüzde 30’luk hissesini devlet mülkiyetine devretme kararına itiraz eden ExxonMobil, geçen yıl Rusya ile müzakere yürüttüğünü açıklamış ancak ülkedeki faaliyetlerine yeniden başlama planı olmadığını duyurmuştu.

Görüşmeler petrol sektörüyle sınırlı kalmıyor. Financial Times’a konuşan kaynaklar, Rus hava sahasının transit Amerikan uçuşlarına yeniden açılması ve titanyum üretimi ile tedarikinde işbirliğinin yeniden canlandırılması gibi adımların da değerlendirildiğini aktarıyor.

Gündemdeki diğer çarpıcı başlıklar arasında LUKOIL’in uluslararası varlıklarının Beyaz Saray’a yakın yatırımcılara satılması ihtimali, Rus doğalgaz şirketi NOVATEK’in Alaska’daki bir sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) projesinde yer alması ve Kuzey Akım-2 boru hattının sağlam kalan hattı üzerinden Avrupa’ya gaz akışının yeniden sağlanması var.

Reuters da daha önce iki ülkenin Kuzey Akım boru hatlarına yatırımcı çekilmesi konusunda temas yürüttüğünü yazmıştı.

Görüşmelerin en hassas maddelerinden birini ise Zaporijya Nükleer Güç Santrali oluşturuyor. Habere göre taraflar, santralin yönetiminin bir Amerikan kuruluşuna devredilmesini ve üretilen elektriğin Ukrayna ile Rusya arasında paylaştırılmasını ele aldı.

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, geçen yılın eylül ayında Moskova’nın Zaporijya santralinin güvenliği ve işletilmesi konusunda Washington ile işbirliği yapabileceği bir seçeneği göz ardı etmemişti.

Ancak Rusya Dışişleri Bakanlığı dünyada ortak nükleer santral işletiminin bir örneği olmadığını savunmuş, Rus devlet nükleer enerji şirketi Rosatom’un başkanı Aleksey Lihaçev ise tesisin yönetiminin ABD’ye devredilmesi fikrini hayal ürünü diye nitelemişti.

Financial Times’a konuşan bir Amerikalı yetkili, Donald Trump yönetiminin ekonomik önerileri çatışmanın her iki tarafıyla da kapsamlı biçimde değerlendirdiğini söyledi.

Yetkili, müzakerelerin Ukrayna için uzun vadeli büyüme ve yatırım olanakları yaratacak savaş sonrası ekonomik temelleri ve Rusya ile olası savaş sonrası ekonomik işbirliği fırsatlarını kapsadığını vurguladı.

Amerikalı yetkili, ekonomik mutabakatların kapsamlı bir barış çerçevesine dahil edileceğini belirterek henüz hiçbir konunun nihayete ermediğinin altını çizdi.

Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov ekim ayının başında yaptığı açıklamada, Rusya ve ABD’nin ekonomi alanında karşılıklı fayda sağlayabilecek bir dizi ortak projeyi müzakere ettiğini belirtmişti.

Vladimir Putin de iki tarafın Kuzey Kutbu’nda (Arktik) doğalgaz alanında ortak çalışma ihtimalini değerlendirdiğini dile getirmişti.

Rusya Doğrudan Yatırım Fonu (RDIF) Başkanı ve Rusya Devlet Başkanı’nın yabancı ülkelerle yatırım ve ekonomik işbirliğinden sorumlu özel temsilcisi Kirill Dmitriyev, enerji sektörü ile veri merkezlerinin de ortak projeler arasında yer aldığını aktardı.

Dmitriyev, Moskova ile Washington arasındaki işbirliğinin Arktik bölgesinde, LNG sahasında ve diğer enerji kollarında önemli bir sinerji yaratacağı görüşünü paylaştı.

Ukrayna’da çatışmaların başladığı 2022 yılında çok sayıda büyük Amerikan şirketi Rusya’daki faaliyetlerini durdurmuştu.

ExxonMobil, yüzde 30 hissesine sahip olduğu Sahalin-1 projesinden çekilmiş, petrol sahası hizmetleri sunan Halliburton ve Baker Hughes ise Rusya’daki ticari varlıklarını satmıştı.

Putin, Ağustos 2025’te yabancı yatırımcıların Sahalin-1 projesine dönüş koşullarını belirleyen bir kararname imzaladı. Kararnameye göre yabancı ortakların projeyi engelleyen yaptırımların kaldırılmasına önayak olması ve gerekli ekipman tedarikini güvence altına alması gerekiyor. Aynı yılın aralık ayında ise ExxonMobil’in devredilmeyen hissesinin satış süresi 1 Ocak 2027 tarihine kadar uzatıldı.

Enerji trafiğinde dikkat çeken somut bir adım ise dizel tedariki konusunda atıldı. ABD Başkanı Donald Trump, 9 Ekim 2026’da yaptığı açıklamada, Rus motorin ürünlerinin Amerikan pazarına ve dünya piyasalarına tedariki konusunda Putin ile anlaştıklarını bildirdi.

Trump, Rusya’nın birkaç aşamada 1,8 milyon tonun üzerinde yakıt teslim edeceğini, ardından 3 milyon ton daha gönderebileceğini söyledi.

Aynı gün ABD Hazine Bakanlığı, Rus motorin ürünleriyle gerçekleştirilecek işlemleri ve ABD’ye ithalatını kapsayan özel bir lisans yayımladı.

Söz konusu muafiyet izni 7 Nisan 2027 tarihine kadar geçerliliğini koruyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English