Diplomasi
Rusya ve Ukrayna, İstanbul’da üçüncü tur müzakereler için masaya oturuyor
Rusya ve Ukrayna heyetleri, 23 Temmuz’da İstanbul’da üçüncü tur müzakereler için bir araya geliyor. Görüşmelerin ana gündemini, tarafların geçen ay sunduğu ve taban tabana zıt görüşler içeren barış memorandumu teklifleri oluşturuyor. Müzakereler, ABD Başkanı Trump’ın Ukrayna’ya yönelik yeni silah sevkiyatı planı ve Moskova’ya yönelik 50 günlük ateşkes ültimatomu gölgesinde gerçekleşecek.
Rusya ve Ukrayna heyetleri, barış görüşmelerinin üçüncü turu için bu hafta İstanbul’da bir araya geliyor.
Bugün Çırağan Sarayı’nda yapılması beklenen görüşmelerin ana gündemini, tarafların haziran başında birbirlerine sundukları ve taban tabana zıt pozisyonları yansıtan barış memorandumu taslakları oluşturuyor.
Müzakereler, ABD Başkanı Donald Trump’ın Ukrayna’ya büyük ölçekli silah sevkiyatı açıklaması ve Moskova’ya yönelik 50 günlük ateşkes ültimatomunun gölgesinde gerçekleşiyor.
Doğrudan görüşmeler, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in mayıs 2025’te yaptığı çağrıyla 2022’de durdukları noktadan yeniden başlamıştı. İlk iki turda taraflar, ‘1000’e 1000’ formülüyle esir takası ve hayatını kaybeden askerlerin cenazelerinin iadesi konularında anlaşmaya varmıştı.
Üçüncü turda Rus heyetine yine Devlet Başkanı Yardımcısı Vladimir Medinskiy, Ukrayna heyetine ise eski Savunma Bakanı ve şimdiki Milli Güvenlik ve Savunma Konseyi Başkanı Rüstem Umerov başkanlık edecek.
Kremlin’den temkinli beklenti
Kremlin Sözcüsü Dmitriy Peskov, 22 Temmuz’da yaptığı açıklamada, görüşmelerden ‘mucize kabilinden bir atılım’ beklenmemesi gerektiğini belirtti.
Peskov, “Ukrayna meselesi o kadar karmaşık ki, esir takası veya cenazelerin iadesi gibi konularda anlaşmaya varılması bile başlı başına bir sonuçtur,” dedi.
Peskov, üçüncü turda tarafların sundukları iki taslak metin üzerinden fikir alışverişinde bulunacağını ve müzakereler yürüteceğini söyledi.
Moskova’nın sunduğu memorandum, üç ana bölümden oluşuyor. İlk bölümde Kırım, Donetsk, Lugansk, Zaporijya ve Herson oblastlarının uluslararası tanınması, Ukrayna’nın tarafsızlığı, nükleer silahlardan arınması, ordusunun sınırlandırılması, Rusça konuşan nüfusun haklarının güvence altına alınması, Nazizm propagandasına yasak getirilmesi ve Rusya’ya yönelik yaptırımların kaldırılması gibi maddeler yer alıyor.
Ateşkes şartları için iki seçenek sunan Rusya, ya Ukrayna ordusunun belirtilen bölgelerden tamamen çekilmesini ya da askeri sevkiyatların durdurulması, seferberliğin sona ermesi, yabancı askeri varlığın sonlandırılması ve devlet başkanlığı seçimlerinin ilan edilmesi gibi on maddelik bir ‘paket teklifi’ öneriyor.
Ukrayna Devlet Başkanı Vladimir Zelenskiy, Rusya’nın belgesini ‘Ukrayna tarafının ciddiye almayacağı bir ültimatom’ olarak nitelendirmişti.
Ukrayna’nın karşı teklifi
Kiev’in altı bölümlük memorandumunda ise barış görüşmelerinin ön koşulu olarak tam ve koşulsuz ateşkes talep ediliyor. Ukrayna’nın egemenliğine vurgu yapılan metinde, ülkenin tarafsız olmak zorunda olmadığı, AB ve NATO üyeliği yolunda ilerleme hakkına sahip olduğu belirtiliyor.
Rusya’nın 2014’ten bu yana elde ettiği toprak kazanımlarının tanınmayacağı ve müzakerelerin başlangıç noktasının mevcut temas hattı olacağı ifade ediliyor.
Ayrıca, yaptırımların aşamalı olarak kaldırılabileceği ancak ‘snapback’ mekanizmasıyla hızla geri getirilebilmesi gerektiği ve Rusya’nın dondurulan varlıklarının Ukrayna’nın yeniden imarı için kullanılması gerektiği vurgulanıyor.
Vladimir Putin ise iki belgeyi ‘tamamen zıt iki memorandum’ olarak tanımlamış, ancak “Müzakereler tam da yakınlaşma yolları aramak için düzenlenir,” diye eklemişti.
Trump’ın yeni stratejisi ve ültimatomu
Müzakerelerden kısa bir süre önce ABD Başkanı Donald Trump, Rusya politikasında bir değişikliğe giderek Avrupalı NATO müttefikleriyle Ukrayna’ya ‘büyük ölçekli’ silah sevkiyatı konusunda anlaştığını duyurdu.
Yeni plana göre Avrupalı ülkeler kendi stoklarından Ukrayna’ya silah tedarik edecek, ABD ise bu stokları yeni alımlarla dolduracak. Trump ayrıca, Moskova’nın 50 gün içinde (2 Eylül’e kadar) ateşkese yanaşmaması hâlinde ‘çok sert’ yaptırımlar uygulamakla tehdit etti.
Kremlin Sözcüsü Peskov, Trump’ın açıklamalarını ‘oldukça ciddi’ olarak nitelerken, Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov, ABD Başkanı’nın AB ve NATO yönetiminden ‘yakışıksız bir baskı’ altında olduğunu düşündüklerini söyledi.
Batı’dan Ukrayna’ya yeni askeri yardımlar
Avrupalı müttefikler, Trump’ın teklifini Ukrayna’yı yeniden silahlandırmak için bir fırsat olarak gördü. 21 Temmuz’da ‘Ramstein’ formatında düzenlenen toplantıda pek çok ülke yeni yardım paketleri açıkladı. İngiltere ve Almanya, 220 bin Gepard uçaksavar mühimmatı ve modern İHA’lar tedarik etme sözü verdi.
Kanada, Ukrayna savunma sanayiini finanse edeceğini ve tank bakımı için 20 milyon Kanada doları ayıracağını duyurdu. Hollanda, İHA’lar ve F-16 bakımı için toplam 325 milyon avro taahhüt ederken, Norveç ve İsveç de yeni yardım paketleri hazırladıklarını bildirdi.
Ayrıca, Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron, Ukrayna’da ateşkesi denetlemek üzere gönderilebilecek Fransız-İngiliz seferi gücünün sayısının 50 bine çıkarılabileceğini belirtti.
Rusya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Mariya Zaharova ise bu tür girişimleri ‘yabancı müdahaleye hazırlık’ olarak gördüklerini ve bu güçleri meşru askeri hedef sayacaklarını açıkladı.
‘Trump’ın ültimatomu karşısında Rusya’nın pozisyonunu değiştirmesi beklenemez’
Russia in Global Affairs dergisinin baş editörü Fyodor Lukyanov’a göre, önceki turlardan bu yana hiçbir şey değişmedi ve taraflar aynı pozisyonlarda duruyor.
Lukyanov, “Görüşmelerin gündemi yine esir takası, cenazeler ve çocuklar gibi ihtilafın özünü etkilemeyen insani konular olacaktır. Trump’ın ültimatomu karşısında Rusya’nın pozisyonunu değiştirmesi beklenemez,” dedi.
Valday Kulübü uzmanı Andrey Kortunov ise müzakerelerde teknik ve insani konularda ilerleme kaydedilebileceğini, ancak asıl merak konusunun siyasi gündemin genişleyip genişlemeyeceği olduğunu belirtti.
Kortunov, “Heyetlerin aynı kalması, gündemin de büyük ölçüde aynı kalacağını gösteriyor. Amerikan yönetiminin pozisyon değişikliği, Ukrayna’nın sert tutumunu korumasına ve siyasi çözüm yerine geçici ateşkes konusuna odaklanmasına neden olacaktır,” değerlendirmesinde bulundu.