Bizi Takip Edin

Avrupa

Sahra Wagenknecht, Alman seçimlerinin hukuki geçerliliğini sorguladı

Yayınlanma

Yaklaşık 13 bin oyla Federal Meclis’e (Bundestag) girmeyi kaçıran ve oyların %4,97’sini elde eden Sahra Wagenknecht İttifakı (BSW), seçimler hakkındaki ilk resmi açıklamasını bugün yaptı.

BSW lideri Wagenknecht, yurt dışında yaşayan çok sayıda Almanın kısıtlı süreler nedeniyle oy kullanamaması nedeniyle seçim sonuçlarının yasal olarak gözden geçirilmesini istiyor.

Wagenknecht basın toplantısında, “Eğer bir parti 13.400 oy eksik aldığı için Federal Meclis’ten atılırsa, bu seçim sonucunun yasal geçerliliği sorununu gündeme getirir. Bu konuyu inceleyeceğiz ve hukukçulara danışacağız,” diye ekledi.

Wagenknecht, partisinin seçimdeki başarısızlığı karşısında özeleştiri yaparken aynı zamanda medyayı ve anket kuruluşlarını da ağır bir dille eleştirdi.

Seçim gününden kısa bir süre önce Forsa, BSW’yi yüzde üç olarak gösteren bir anket yayınlamıştı. Wagenknecht bunu “oy verme davranışını manipüle etmeye yönelik hedefli bir kampanya” olarak nitelendirdi ve bu rakamın, anketlerdeki olağan hata payı kapsamına girmediğine işaret etti.

Alman seçimlerinden savaş meclisi çıktı

Wagenknecht medyaya da büyük suçlamalar yöneltti. Sonbahardan bu yana, partisine ve kendisine karşı “daha önce hiç yaşamadığı türden” bir olumsuz medya kampanyası yürütüldüğünü savunan BSW lideri, partisinin “Putin yanlısı” olmakla damgalanarak “çarpıtılmış bir imajının” çizildiğini ve “başarı beklentilerinin sistematik olarak aşağıya çekildiğini” ileri sürdü.

Wagenknecht, “ne kadar sıradan olursa olsun, her olumsuz haber fırsatı ülke çapında geniş çapta duyurulurken, partinin içeriği hakkında artık haber yapılmadığını” söyledi.

Bu arada Alman Gazeteciler Birliği (DJV) medyaya yönelik suçlamaları reddetti. DJV Başkanı Mika Beuster pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Bu seçimdeki habercilik kesinlikle zor koşullar altında gerçekleşti fakat bize göre yüksek standartlarda bir habercilik yapıldı ve yeni formatlar sayesinde küçük partilere de daha fazla yer verildi,” iddiasında bulundu.

Beuster, Wagenknecht’in diğer şeylerin yanı sıra talk show programlarına düzenli olarak konuk olduğunu ve bu nedenle medyada yer almadığından şikayet edemeyeceğini iddia etti.

Pazar günü, günün çok erken saatlerinde, sosyal medyada BSW’nin başarısız olacağını öngören fakat sahte olduğu iddia edilen ilk rakamların dolaşıma sokulduğunu hatırlatan Wagenknecht, bunun “benzer şekilde küstahça ve bu durumda cezai açıdan uygun” olduğunu söyledi.

Wagenknecht bir gazetecinin istifa edip etmeyeceğine ilişkin doğrudan sorusuna yanıt vermedi. Wagenknecht, “Bunu şimdi duymayı çok istediklerini biliyorum ve tam da bu yüzden onlara bu iyiliği yapmayacağım,” diye cevap verdi.

Wagenknecht basın toplantısının başında partinin kendi hatalarını da kabul etti. Örneğin, Doğu Almanya eyaletlerinde hükümete katılım tartışmalarıyla ilgili ikilemden bahsetti ve “Genç bir parti, yüksek beklentiler gerçekleşmediğinde özellikle çabuk kaybeder,” dedi.

Ayrıca yavaş üye kabul sürecinin yeni parti için “birçok kişinin hevesini kırdığını” söyledi. 

BSW’nin Federal Anayasa Mahkemesine yapacağı başvurunun başlangıç noktasının, yurt dışında yaşayan seçmenlerin seçme hakkının ellerinden alınması olabilir.

Yurt dışındaki seçmenlerden yaklaşık 213.000’i posta yoluyla oy kullanma belgesi almak için başvuruda bulunmuştu fakat birçoğu erken seçim için yeterli zaman olmadığı için oylarını zamanında kullanamamış görünüyor.

Seçimden önce anayasa hukukçuları da bu durumu geriye dönük bir şikayet için fırsat olduğunu söylemişlerdi.

Infratest Dimap’a göre, özellikle daha önce oy kullanmayanlar BSW’ye yaklaşık 400.000 oy verirken, SPD’den 440.000, Sol Parti’den yaklaşık 350.000 ve FDP’den yaklaşık 260.000 oy geldi. CDU/CSU yaklaşık 220.000 seçmeni BSW’ye kaptırırken, Yeşiller yaklaşık 150.000, AfD ise 60.000 oy gönderdi.

Avrupa

Hindistan, Avrupa’ya mühimmat ihracatını yüzde 1600’den fazla artırdı

Yayınlanma

Hindistan, 2022’den bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat göndererek önceki dört yıla göre yüzde 1600’ün üzerinde artış kaydetti. Top mermisi ve patlayıcıları kapsayan sevkiyatların yaklaşık dörtte üçü 13 Orta ve Doğu Avrupa ülkesine yapıldı.

Hindistan, 2022 yılından bu yana Avrupa ülkelerine en az 872 milyon dolarlık mühimmat sevk etti. Bu miktar, önceki dört yıllık döneme kıyasla yüzde 1600’den fazla bir artışa işaret ediyor.

Bloomberg‘ün Hindistan Ticaret ve Sanayi Bakanlığı verilerine dayanan Trade Data Monitor kayıtlarından aktardığı bilgilere göre, sevkiyatlarda top mermileri, havan mermileri, sevk barutları ve patlayıcı maddeler yer aldı.

İhracatın yaklaşık dörtte üçü Orta ve Doğu Avrupa’daki 13 ülkeye yapıldı. Bu sevkiyatlar sayesinde Hindistan, söz konusu ülkelere mühimmat sağlayan tedarikçiler arasında 28’inci sıradan ikinciliğe yükselerek Güney Kore’nin hemen arkasına yerleşti.

Haberde, ABD ve diğer önde gelen ihracatçılarla karşılaştırıldığında bu toplam tutarın halen mütevazı bir seviyede kaldığı kaydedildi.

Teslimatlardaki tırmanış, Avrupa’daki talep artışı kadar Hindistan Başbakanı Narendra Modi’nin yerli savunma üretimini güçlendirme ve ordunun ithalata bağımlılığını azaltma politikasıyla da doğrudan bağlantılı görülüyor.

Hindistan makamları nisan ayında yaptıkları açıklamada, mali yıl genelindeki silah ihracatının yüzde 63 artış göstererek 4 milyar dolara ulaştığını duyurdu. Bu rakam hem fiilen tamamlanan teslimatları hem de sözleşmesi imzalanmış siparişleri kapsıyor.

Hindistan hükümeti ihraç edilen ürünlerin tam listesini ve nihai alıcıların isimlerini kamuoyuyla paylaşmıyor. Satış anlaşmaları Savunma Bakanlığının onayından geçiyor ve alıcılarla yapılan sözleşmeler mühimmatın üçüncü taraflara devrini ya da farklı amaçlarla kullanımını kısıtlayan hükümler içeriyor.

Hint yetkililer, mühimmatın plan dışı çatışma bölgelerine ulaşmasının yerel şirketlere yaptırım getirebileceğini ve ülkeye yönelik uluslararası baskıyı artırabileceğini belirtiyor.

Avrupa savunma harcamalarını artırırken ortak tedarik tartışılıyor

Avrupa Birliği Güvenlik Araştırmaları Enstitüsünün haziran ayı raporu, kıtanın askeri yeteneklerini geliştirmesi ve güvenlik alanında ABD’ye olan bağımlılığını azaltması gerektiğini ortaya koyuyor.

Raporda yer alan uzman değerlendirmeleri, savunmanın güçlendirilmesi için askeri bütçelerin artırılmasını, silah ve mühimmat üretiminin genişletilmesini, ortak alımlara ağırlık verilmesini ve Avrupa savunma sanayisinin geliştirilmesini öneriyor.

Uzmanlar ayrıca AB ülkelerinin orduları arasındaki koordinasyonun iyileştirilmesini, siber saldırılar ile melez tehditlere karşı kritik altyapı güvenliğinin artırılmasını tavsiye ediyor.

Avrupa’nın yeniden silahlanma programı müttefikler arasında farklı yaklaşımları da beraberinde getiriyor.

Financial Times gazetesi, nisan ayındaki haberinde Avrupa Birliği ile NATO arasında kıtanın silahlanma programı konusunda görüş ayrılıkları yaşandığını aktarmıştı.

Brüksel alımların Avrupalı üreticilerden yapılmasını savunurken, NATO savunmada transatlantik bağların korunması gerektiğini vurguluyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

İrlanda’da kamu spotu: Toruna sarılmadan önce izin alma çağrısı yapıldı

Yayınlanma

İrlanda’da hükümet destekli We-Consent kampanyası, büyükanne ve büyükbabalara torunlarına sarılmadan önce izin almaları tavsiyesinde bulundu. Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezinin yürüttüğü çalışmaya zemin oluşturan araştırma, ülke nüfusunun yüzde 70’inin rıza kavramının anlaşılmasında sorun gördüğünü gösteriyor.

İrlanda’da hükümet destekli bir sosyal farkındalık kampanyası kapsamında büyükanne ve büyükbabalara, sarılmadan önce torunlarından izin almaları tavsiye edildi.

New York Post gazetesinin haberine göre We-Consent adlı kuruluşun hazırladığı 25 saniyelik videoda, yakın akrabaları dahi olsa her çocuğun sarılmak istemeyebileceği belirtiliyor.

Klipte iki farklı duruma yer veriliyor: İlk sahnede bir çocuk büyükanne ve büyükbabasına neşeyle sarılırken, diğerinde akrabaları kendisini kucaklamaya çalıştığında rahatsızlık hissediyor.

Kampanya yerel siyasetçileri ikiye böldü

Dublin Belediye Meclisi Üyesi Gavin Pepper çalışmaya tepki göstererek hükümetin ve sivil toplum kuruluşlarının “ölçüyü kaçırdığını” savundu.

Çocuklara kişisel sınırlara saygı duymanın ve fiziksel temas reddini kabul etmenin öğretilmesi gerektiğini belirten Pepper, yakın akrabaların sarılmasının “şüpheli bir durum gibi” sunulmaması gerektiğini ifade etti.

Bir diğer belediye meclisi üyesi Lorraine Hall ise kampanyaya destek verdi.

Eleştirenlerin videoyu fazlasıyla gerçek anlamıyla algıladığını ve dikkat çekmek amacıyla yaratıcı yöntemler kullanan sosyal reklamların yapısını hesaba katmadığını kaydeden Hall, videonun yarattığı tartışmanın hedefe ulaşıldığını gösterdiğini dile getirdi.

Ulusal çaptaki We-Consent kampanyası İrlanda’da Mart 2023 döneminde hayata geçirildi. Girişim, Adalet Bakanlığı ve Community Foundation Ireland desteğiyle Dublin Şiddet Mağdurlarına Yardım Merkezi tarafından yürütülüyor.

Program rıza, kişisel sınırlar ve ilişkiler konusunda farkındalık yaratmayı hedefliyor.

Merkezin kampanya öncesinde yaptığı araştırma, İrlanda halkının yüzde 70’inin ülkede rıza kavramının anlaşılması konusunda bir sorun olduğunu düşündüğünü ortaya koydu.

Araştırmaya göre her üç kişiden biri cinsel ilişkiler hakkında konuşurken rahatsızlık duyuyor.

Okumaya Devam Et

Avrupa

Axel Springer, Avrupa’daki TikTok hisselerine talip oldu

Yayınlanma

Medya grubu Axel Springer, TikTok’un Avrupa biriminden hisse satın alma önerisinde bulundu. Şirket “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışını teyit ederken platformun ana sahibi ByteDance resmi bir görüşme yapılmadığını açıkladı.

Alman medya grubu Axel Springer, video paylaşım platformu TikTok’un Avrupa operasyonlarından hisse almak için teklif verdi. Financial Times gazetesinin haberine göre Politico ve The Telegraph gibi yayınların sahibi olan grubun bu girişimi, sosyal medyadaki antisemitizm tartışmalarının ardından gündeme geldi.

Axel Springer CEO’su Mathias Döpfner, hisse alma fikrini ocak ayında şirketin Berlin’deki genel merkezinde düzenlenen bir toplantıda dile getirdi.

Sosyal ağlardaki antisemitizm sorununa ayrılan toplantının katılımcıları arasında ABD Başkanı Donald Trump’ın damadı Jared Kushner’ın babası olan, ABD’nin Fransa Büyükelçisi Charles Kushner da yer aldı.

Girişim daha sonra Avrupa Komisyonu temsilcilerine iletildi ancak süreç ilerleme kaydetmedi.

TikTok’un ana şirketi ByteDance ise hisse satışına dair resmi bir müzakere yürütülmediğini açıkladı.

Öte yandan Axel Springer, TikTok konusunda “Avrupa merkezli bir çözüm” arayışına ilgi duyduklarını doğruladı.

Forbes dergisinin verilerine göre Axel Springer’ın eş sahibi ve CEO Döpfner’in serveti 22 Ekim 2026 itibarıyla 2,7 milyar dolar seviyesindeydi.

ABD pazarında zorunlu satış ortaklıkla sonuçlanmıştı

TikTok’un mülkiyet yapısına ilişkin tartışmalar daha önce ABD’de de yürütülmüştü.

Washington yönetimi, ulusal güvenlik kaygıları ve kullanıcı verilerinin korunması gerekçesiyle 2024 yılında Çin merkezli ByteDance şirketini uygulamanın ABD kolunu satmaya zorlayan bir yasayı kabul etmişti.

Yasa, satışın gerçekleşmemesi halinde platformun ülkede yasaklanmasını öngörüyordu.

Çinli şirket, Ocak 2026’da ABD pazarındaki faaliyetleri yürütmek üzere ortak bir girişim kurdu.

Yapılan anlaşmayla kurulan yeni şirketin hisselerinin yarısı Oracle ile yatırım şirketleri Silver Lake ve MGX’e devredildi.

Kalan hisseler ise ByteDance ile mevcut yatırımcılarında kaldı.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English