Amerika
Şili de “Trumpist” dalgaya katıldı
Şili, Latin Amerika’da sağa kayan en son ülke oldu ve uzun süredir Donald Trump ile karşılaştırılan, son derece muhafazakâr José Antonio Kast seçimleri kazandı.
General Augusto Pinochet’in 17 yıllık askeri diktatörlüğüne özlem duyduğunu ifade ettiği halde başkan seçilen Kast, organize suçlarda eşi görülmemiş bir artışın yaşandığı ve mevcut başkan Gabriel Boric’in yarattığı büyük beklentilerin karşılanamayacak olması nedeniyle hayal kırıklığına uğrayan ülkede, “müesses nizam” karşı öfkeyi kullanarak ezici bir zafer kazandı.
POLITICO, bunun Güney Amerika’yı saran ve Trump’ın bölgenin siyasi geleceğini etkilemeye çalıştığı bir dönemde radikal sağın güçlenmesine önemli ölçüde katkıda bulunan yaygın iktidar karşıtı havayı yansıttığını söylüyor.
Bu, sadece yirmi yıl önce, emtia patlamasının, Hugo Chávez gibi solcu liderlerin “pembe dalga”sını iktidara getirdiği ve ABD emperyalizmine karşı çıkarak ve ülkelerinin servetini yeniden dağıtacağına söz vererek seçmenleri coşturan dramatik bir dönüşüm.
Harvard Üniversitesi siyaset bilimci Steven Levitsky, “Son on yıl zorlu geçti. İktisadi durgunluk, artan suç oranı ya da en azından artan suç algısı ve önemsiz olmayan yolsuzluktan sorumlu tutulanlar, iktidarda olanlar, yani solcular,” dedi.
Sadece bu yıl Güney Amerika’da seçmenler, ülkelerini daha önce hakim olan sol geleneklere geri döndürmek yerine, Arjantin’deki “anarşist kapitalist” Başkan Javier Milei ve Ekvador’daki demir yumruklu Başkan Daniel Noboa’ya verilen yetkiyi güçlendirdiler.
Bolivya’da yolsuzluk ve ekonomik krizden öfkelenen seçmenler, ekim ayında sağcı Başkan Rodrigo Paz’ı seçerek yaklaşık yirmi yıllık sosyalist yönetimi sona erdirdiler.
Peru’da, organize suça karşı acımasız bir yaklaşım talebi, siyasi kaosa neden oldu ve gelecek yıl yapılacak cumhurbaşkanlığı seçimleri öncesinde ülkenin sağcı politikacılarını güçlendirdi.
Geçen hafta, Honduras’ta felç olan cumhurbaşkanlığı seçimlerinin kısmi sonuçları, Trump’ın desteklediği muhafazakâr eski belediye başkanı ile sağcı spor yorumcusu rakibinin, görevdeki solcu hükümeti şaşırtıcı bir şekilde reddederek başa baş gittiğini gösterdi.
Ardından pazar günü, Şilili seçmenler, merkez sol iktidar koalisyonundan Şili Komünist Partisi’nin adayı ve eski Çalışma Bakanı Jeannette Jara’yı değil, Kast’ı tercih ettiler. Jara, seçmenleri kendisinin bir önceki başkanın devamcısı olmadığına ikna edememiş görünüyor.
Uzmanlar, Latin Amerika’daki “yeni aşırı sağ”da Trump’ın etkisini olduğunu da söylüyor.
Washington’da gazetecilere konuşan Trump, Kast’ı “çok iyi bir insan” olarak övdü ve “Ona saygılarımı sunmayı sabırsızlıkla bekliyorum,” diye ekledi.
ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio daha sonra Kast ile “iktisadi bağların genişletilmesi ve yasadışı göçün sona erdirilmesi”ni görüşmek üzere bir telefon görüşmesi yaptığını söyledi.
Milei ve Brezilya’nın eski lideri Jair Bolsonaro gibi, Kast da Muhafazakâr Siyasi Eylem Konferansı’nın (CPAC) toplantılarında sabit bir isim olarak yer alıyor, sosyalizmi kınıyor, “cinsiyet ideolojisini” eleştiriyor ve göçmenlerin toplu olarak sınır dışı edileceğini vaat ediyor.
Pazar günü Şili’nin başkenti Santiago’da düzenlenen zafer mitinginde, Kast’ın destekçileri Amerikan bayrakları salladı, kırmızı “Şili’yi yeniden büyük yap” şapkaları taktı ve Milei’nin 2023 seçim kampanyası sloganı olan “Değişimin gücü” yazan pankartlar taşıdı.
Kast’ın seçim kampanyası ekibi, başkanın güvenlik ve göç konusunda Milei ile görüşmek üzere bugün (16 Aralık) Arjantin’in Buenos Aires kentine uçacağını açıkladı.