Bizi Takip Edin

Asya

Singapur, “Asya BlackRock’ı” kurmak istiyor

Yayınlanma

Singapur, küresel finans merkezi konumunu güçlendirmek için 14 trilyon dolarlık varlık yönetimi devi BlackRock’un Asya versiyonunu oluşturmaya odaklanıyor.

Bu şehir devletinde pek çok kişi, Singapur’un uluslararası bir finans merkezi statüsüne yakışır şekilde küresel bir varlığa sahip bir yatırım yöneticisine ihtiyacı olduğuna inanıyor.

Amaç, devlet yatırımcısı Temasek’in, altı yıl önce kurulduğundan bu yana kendi iç pazarında bile düşük profilli bir duruş sergileyen varlık yöneticisi Seviora’yı dönüştürmesi.

Devlet yatırımcısının stratejisi hakkında bilgi sahibi bir kişi, Financial Times’a (FT) verdiği demeçte, “Onlar bunu Singapur’un BlackRock’u haline getirmek istiyorlar,” dedi.

Varlık yönetimi sektörü, BlackRock ve UBS ile JPMorgan’ın varlık yönetimi kolları gibi Asya’da büyük bir varlık geliştirmiş olan ABD’li ve Avrupalı oyuncular tarafından domine ediliyor.

Bölgede Çin’in E Fund Management ve China Asset Management’ın yanı sıra Japonya’nın Asset Management One’ı ile Mitsubishi UFJ ve Nomura’nın fon yönetimi kolları gibi birkaç büyük oyuncu bulunuyor ama bunlar çoğunlukla iç pazarlara odaklanmış durumda.

Seviora’nın stratejisine aşina olan kaynaklar, planın yönetilen varlıklarını 96 milyar Singapur doları (75 milyar ABD doları) seviyesinden hızla artırarak şirketi bölgenin en büyük yatırım gruplarından biri haline getirmek olduğunu belirtti.

Bu hedefe ulaşmak için, şirketin sadece 6 milyon potansiyel müşteriden oluşan iç pazarının ötesinde, pan-Asya fon yöneticisi olarak konumlandırılması gerekecek.

Seviora CEO’su Gabriel Lim, mayıs ayında FT’nin Future of Asset Management Asia konferansında şunları söylemişti:

“Vizyonumuz, Asya ile dünyanın geri kalanı arasında bir sermaye geçidi olmak. Geçmişte odak noktamız Asya sermayesini küresel pazarlara yönlendirmekti fakat yeni strateji, küresel kurumsal ve bireysel sermayeyi Asya odaklı yatırım ürünlerine çekmeyi vurguluyor.”

Plan, Asya’nın yükselen orta sınıfından ve artan yatırım iştahından yararlanmanın yanı sıra bölgenin güçlü iktisadi büyümesine dayanıyor.

Alternatif Yatırım Yönetimi Derneği’nin Asya-Pasifik eş başkanı Kher Sheng Lee, “Asya artık sadece küresel sermayenin yatırım yaptığı bir yer değil. Asya, her iki yöne de sermaye pompalayan, atan bir kalp,” dedi.

Temasek, Singapur’un daha büyük devlet fonu GIC ve merkez bankası ile birlikte, şehir devletinin bütçesinin yaklaşık beşte birini oluşturuyor ve son yirmi yılın büyük bir bölümünde bütçe fazlası verilmesini sağladı.

Singapur’un nüfusu yaşlandıkça ve devlete daha fazla bağımlı hale geldikçe, bu kurumların getiri sağlama yeteneği giderek daha önemli hale gelecek.

Seviora, Fullerton Fund Management dahil olmak üzere Temasek’in sahip olduğu bir dizi yatırım şirketinin holding şirketi olarak kuruldu.

Görevi, farklı iş kolları için ürün tasarımı konusunda yardımcı olmak ve dağıtım ile pazarlamaya destek olmak.

Seviora, kurulduğu dönemde sadece 75 milyar Singapur doları tutarında varlığı yönetiyordu. Fakat o dönemde şirkete katılan yöneticiler, şirketin çok daha önemli bir oyuncu haline geleceği beklentisiyle bu görevi üstlenmişti.

Geçen yaz Temasek, organizasyonu üç iş koluna ayıran bir yeniden yapılandırma duyurdu ve Seviora’yı varlık yönetimi faaliyetlerini hızlandırmak için bir araç olarak konumlandırdı.

Lim, 2024 yılının sonlarında Temasek’e kurumsal strateji eş başkanı olarak katılmadan ve geçen eylül ayında Seviora’nın başına getirilmeden önce Singapur’un en üst düzey devlet görevlilerinden biriydi.

Temasek içindeki bazı kişiler, CEO Dilhan Pillay emekli olduğunda onun görevi devralacağını düşünüyor ve bu da Seviora’nın daha geniş grup için önemini vurguluyor.

Seviora şu anda Temasek’in portföy değerinin yaklaşık dörtte birini oluşturan Partnership Solutions grubunun bir parçası.

Planlara aşina olan kişiler, şirketin bölgedeki ortak girişimler kurmayı ve satın almalar yapmayı hedeflediğini söylüyor.

LEK Consulting’in Asya finansal hizmetler başkanı Justin Tan, “Varlık yönetiminde ölçek önemli. Çoklu yatırım platformu sunarak, farklı birimler arasında sadece sinerji yaratmaya değil, aynı zamanda yatırımcıları çekmelerine ve varlık biriktirmelerine yardımcı olabilecek bir dağıtım gücüne sahip olmaya çalışıyorlar,” dedi.

Öte yandan Tan, Seviora’nın birbirinden farklı yatırım şirketlerini tek bir varlık yönetimi devine dönüştürebilme yeteneğini sorguluyor.

Tan, “Bağlı şirketlerin toplamının, parçalarının toplamından daha büyük olmasını ne kadar sağlayabilecekler? İşte bu konuda pek emin değilim,” dedi.

Bu stratejinin uygulanmaya başladığına dair işaretler şimdiden var. Geçen kasım ayında, Temasek’in bir başka yatırım şirketi olan Pavilion Capital, Seviora bünyesine katıldı ve bazı analistler bunun devam edeceğini öngörüyor.

Seviora, Singapur’un ötesine de bakmaya başladı. 2025 yılının başında Abu Dabi’de bir Orta Doğu ofisi açtı ve BAE devlet fonu Mubadala’nın alternatif varlık yönetimi iş koluyla stratejik bir ortaklık kurdu.

Daha yakın zamanda, Katar’daki Doha Bank ile benzer bir anlaşma imzaladı. Ayrıca, Koreli yatırımcılara daha fazla özel sermaye fonu satmak için Samsung’un yatırım kolu Samsung Securities ile bir anlaşma yaptı.

Mayıs ayında düzenlenen FT etkinliğinde Lim, ortak ürünlerin piyasaya sürülmesi konusunda birkaç potansiyel ortakla görüşmelerin sürdüğünü söylemişti:

“Küresel yatırımcılar, portföylerini küresel olarak çeşitlendirmek veya yönlerini değiştirip Asya’ya daha fazla yatırım yapmak istiyor. Bu bizim için bir fırsat.”

Asya

Kuzey Kore’den Batı hava savunmasını zorlayacak yeni taktik

Yayınlanma

Kuzey Kore, İHA sürüleri, füzeler ve ağır topçu sistemlerini tek bir hedef üzerinde aynı anda deneyerek Batı hava savunma sistemlerini baskı altına almayı hedefleyen yeni saldırı taktikleri geliştirmeye başladı. WSJ’nin aktardığına göre Pyongyang, Ukrayna ve Ortadoğu’daki savaş sahalarından devraldığı yöntemlerle ABD ve müttefiklerinin savunma hatları karşısında çoklu hedefler oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore, insansız hava aracı (İHA) sürüleri ile füzeleri eş zamanlı kullanarak Batı hava savunma sistemlerini aşmayı hedefleyen kitlesel saldırı taktikleri geliştiriyor.

The Wall Street Journal’ın (WSJ) aktardığına göre Pyongyang yönetimi, Ukrayna savaşı ve Ortadoğu’daki çatışmalarda öne çıkan yöntemleri bünyesine katarak ABD ile müttefiklerinin savunma hatları üzerinde baskı oluşturmayı amaçlıyor.

Kuzey Kore devlet medyasından aktarılan bilgilere göre ülke, bu ay ilk kez tek bir hedefi imha etmek üzere saldırı İHA’ları, füzeler, roketler ve uzun menzilli topçu sistemlerinin aynı anda kullanıldığı bir askeri tatbikat icra etti.

Tatbikatta, farklı silah sistemlerinin eş güdüm içinde hareket ederek hedefe “yoğunlaştırılmış ateş” açma kapasitesi test edildi.

Gazete, farklı silahların bir arada kullanıldığı bu tür kitlesel ve kombine saldırıların günümüz savaşlarının temel unsuru haline geldiğini, Rusya ve İran tarafından giderek daha sık uygulandığını vurguluyor.

İran çatışmalarda, ABD ve müttefiklerinin hava savunma ağlarını doyuma ulaştırmak amacıyla balistik füzelerle desteklenen Şahid İHA dalgalarını devreye sokmuştu.

Conflict Armament Research bünyesinde görev yapan askeri uzman Fabian Hinz, farklı türdeki silahların eş zamanlı kullanılmasının hava savunma sistemleri karşısında aynı anda çok sayıda hedef yarattığına dikkat çekiyor.

Öte yandank WSJ, farklı teknik özelliklere sahip mühimmat ve platformları koordine edebilecek gelişmiş entegre sistemler kurmanın gerekliliğine işaret ediyor.

Gazete, modern askeri teknoloji sıkıntısı çeken Kuzey Kore açısından bu düzeyde bir koordinasyonu sağlamanın ek zorluklar barındırdığını belirtiyor.

Kuzey Kore lideri Kim Jong-un yönetiminde yeni silah denemelerini ve askeri tatbikatlarını sürdüren Pyongyang yönetimi, 20 Eylül’de roket birlikleri vasıtasıyla yeni tip bir silahı test etmişti.

Ayrıntıları kamuoyuna açıklanmayan bu silahı Kim, “karşı konulamaz güç” olarak tanımlamıştı. Ülke ordusu daha önce stratejik ve taktik keşif araçlarının yanı sıra “Kumsong” serisi saldırı İHA’larını da içeren kapsamlı insansız hava aracı denemeleri yürütmüştü.

Sürü halindeki İHA taktikleri dünya genelinde birçok ülkenin askeri gündeminde yer alıyor. Sürü teknolojisi, tek bir görevi yerine getirmek üzere eş güdüm halinde hareket eden, gruptaki bazı araçlar kaybedilse dahi geriye kalanların operasyonu sürdürdüğü İHA gruplarını ifade ediyor.

CNN’in kaynakları, İran’ın sürü halinde hareket eden İHA’ları yönetme teknolojisini elde etmiş olabileceğini haziran ayında öne sürmüş, Rusya ve Çin’in benzer teknolojilere sahip olduğunu iddia etmişti.

Rus devlet şirketi Rosteh, Supercam İHA’ları üzerinden araçların birbirleriyle otomatik veri paylaşmasını sağlayan bir teknoloji geliştirdiğini duyurmuştu.

Çinli araştırmacılar ise bağlantı koptuğunda ve görüş açısı daraldığında bile İHA sürüsünün otonom olarak hedef arayıp vurabilmesine imkan tanıyan “HG-STR” adlı algoritmayı tanıttı.

The New York Times ise, kaynaklarına dayandırdığı haberinde ABD Savunma Bakanlığının Rus ve Çin İHA programlarını Amerikan teknolojisine kıyasla daha ileride gördüğünü aktardı.

Avrupa ülkeleri de insansız harp kabiliyetlerini hızlandırıyor. Almanya merkezli Helsing şirketi, Aralık 2025’te HX-2 tipi İHA’yı tanıttı. Welt gazetesinin verilerine göre Ukrayna sahasında test edilen bu hava aracının seri üretimine başlandı.

Okumaya Devam Et

Asya

Pakistan’a Katar’dan ikinci LNG sevkiyatı yapılacak

Yayınlanma

Pakistan’a Katar’dan sıvılaştırılmış doğalgaz (LNG) sevkiyatını taşıyan tanker, büyük ölçüde kapalı olan Hürmüz Boğazı’ndan geçti. Bu, İslamabad Mutabakat Zaptı’nın imzalanmasından bu yana boğaz üzerinden yapılan ikinci LNG sevkiyatı olacak.

Batı medyasının aktardığı gemi takip verilerine göre LNG taşıyan tanker, Hürmüz Boğazı’nı geçerek Pakistan’a doğru ilerliyor.

Bloomberg, sevkiyatın Pakistan’ın Tahran ile yürüttüğü görüşmeler ve sağlanan koordinasyon sonucunda mümkün olduğunu bildirdi.

Haberde, “Haziran ayının sonunda Katar’ın Ras Laffan tesisinden LNG yükleyen tanker, hafta sonu boğazdan geçti. Geminin salı gününe kadar Pakistan’daki ithalat terminaline ulaşması bekleniyor” denildi.

Geçiş iki ülke arasında müzakere edildi

Ras Laffan, ABD ve İsrail’in İran’a karşı başlattığı savaşın ilk döneminde Tahran’ın yoğun biçimde hedef aldığı tesisler arasındaydı. Saldırılar, Katar’ın LNG ihracat kapasitesini ciddi ölçüde etkiledi.

Konuya yakın kaynaklar Bloomberg’e, tankerin Hürmüz Boğazı’ndan geçişinin İran ve Pakistanlı hükümet yetkilileri arasında müzakere edildiğini söyledi.

Pakistan Enerji Bakanlığı ise konu hakkında henüz açıklama yapmadı.

Haber, Katar’ın Hürmüz Boğazı üzerinden yalnızca çok sınırlı miktarda petrol ihraç edebildiğini açıklamasından bir gün sonra geldi.

Hürmüz Boğazı büyük ölçüde kapalı

Hürmüz Boğazı’ndaki deniz trafiği büyük ölçüde durdurulmuş durumda. ABD ve müttefikleriyle bağlantılı gemilerin boğaza girişine izin verilmezken son aylarda çok sayıda tanker hedef alınarak ateşe verildi.

Bazı Çin ve Hindistan gemilerinin yanı sıra diğer ülkelere ait kimi gemiler de İran deniz kuvvetleriyle koordinasyon kurarak boğazdan geçebildi.

Tahran, İran donanmasıyla koordinasyon kurmadan ve yapılan uyarıları dikkate almadan boğazdan geçmeye çalışan gemilerin hedef alınabileceğini belirtiyor.

Hürmüz Boğazı, Washington ve Tel Aviv’in şubat ayında İran’a karşı başlattığı savaşın ardından büyük ölçüde deniz trafiğine kapatılmıştı.

İran ve Umman deniz trafiği konusunda anlaştı

İran, haziran ayında imzalanan mutabakat kapsamında Hürmüz Boğazı üzerindeki egemenliğin ABD müdahalesi olmadan, Umman ile işbirliği içinde yürütülmesini talep ediyor.

Bununla birlikte Tahran, diğer bölge ülkelerinin sürece katılmasını memnuniyetle karşılayacağını defalarca açıkladı.

İranlı yetkililerin son açıklamalarına göre Tahran ile Maskat, deniz trafiğinin yönetimi konusunda anlaşmaya vardı.

İran ve Umman öncülüğünde Arap ülkelerinin katılımıyla düzenlenmesi planlanan zirvede, stratejik su yolundaki trafiğin yeniden başlatılmasına ilişkin nihai bir anlaşmaya varılması hedefleniyordu.

Fakat zirve, Umman’ın taraflar arasında “uzlaşı sağlanamadığını” açıklamasının ardından eylül ayı başında ertelendi.

Tahran, ertelemeden Suudi Arabistan’ı sorumlu tuttu ve Riyad’ın zirvenin ileri bir tarihe bırakılmasını istediğini açıkladı.

Okumaya Devam Et

Asya

SoftBank, OpenAI yatırımı için 11 milyar dolar borçlanacak

Yayınlanma

SoftBank, yatırımcılara satılan en büyük yüksek getirili tahvil işlemlerinden biri olacak şekilde 11 milyar dolardan fazla borçlanmayı hedefliyor.

Yatırımcılara sunulan şartlara göre, Japon şirketi, önümüzdeki ay tamamlanması beklenen OpenAI yatırımının üçüncü dilimini finanse edecek bir anlaşmanın parçası olarak, kredi yatırımcılarına 10 milyar dolarlık ve 1 milyar avroluk tahvil satışı gerçekleştiriyor.

Tahvillerin fiyatının perşembe günü belirleneceği tahmin ediliyor.

SoftBank’ın bu son işlemi, yapay zeka alanında dünyanın en büyük yatırımcılarından biri olan şirketin halihazırda biriktirdiği borç yığınına ekleniyor.

Şirket, OpenAI’a ve daha geniş kapsamlı yapay zeka patlamasına yönelik yatırımlarını desteklemek için milyarlarca dolar borçlanmıştı.

Bu işlem, bu yıl büyük teknoloji grupları tarafından gerçekleştirilen ve kurumsal kredi piyasalarının sınırlarını zorlayan tahvil ihraç seline bir yenisini ekliyor.

Fakat bu ihraçlar çoğunlukla daha güvenli yatırım notu seviyesindeki borçlanma araçlarıyla sınırlı kalmıştı.

Konuya yakın kaynaklar, yatırımcılarla yapılan ilk görüşmelerin, vade süreleri 3,5 ila 7,5 yıl arasında değişen dolar cinsinden tahvillerin yüzde 9 ile 10 arasında getiri sunacağını gösterdiğini belirtti.

Finans direktörü Yoshimitsu Goto da dahil olmak üzere SoftBank’ın üst düzey yöneticileri, geçen hafta New York’taki Citi genel merkezinde yatırımcılarla yüz yüze görüşmeler gerçekleştirdi.

Kaynaklardan biri, işlemin pazartesi günü resmi olarak başlamadan önce 8 milyar dolardan fazla ön sipariş topladığını belirtti.

SoftBank, bu yılın başlarında OpenAI’a yapılacak yatırımları finanse etmek üzere Japon Mizuho Bankası da dahil olmak üzere çeşitli kredi kuruluşlarından 40 milyar dolara kadar köprü kredisi almak üzere bir anlaşma imzalamıştı.

Yatırımların Nisan, Temmuz ve Ekim aylarında üç taksitte gerçekleştirilmesi planlanıyordu.

Anlaşma, SoftBank’ın sektörü desteklemek için kendi belirlediği borçlanma sınırlarını zorlamaya hazır olduğunun bir göstergesiydi.

Grup, normal koşullarda kredi-değer oranını yüzde 25’in altında tutmayı hedeflediğini belirtmişti; fakat FT’ye verdiği demeçte, bu sınırın gelecekte geçici olarak aşılabileceğini de ifade etmişti.

Bu ayın başlarında SoftBank, 15 Eylül’de köprü kredilerindeki 25,9 milyar dolarlık bakiyeyi geri ödeyeceğini ve anlaşmayı daha uzun vadeli borçlarla yeniden finanse edeceğini açıklamıştı. 

Grup, yatırımcılara, Ekim ayında tamamlanması planlanan ve tahvil ihracıyla finanse edilecek olan OpenAI’a yönelik üçüncü yatırım diliminin, köprü kredi anlaşması kapsamında kalan 10 milyar dolarlık yedek kapasitenin iptal edilmesiyle birlikte gerçekleşeceğini bildirdi.

FT’nin haberine göre, OpenAI, bilgi işlem gücüne erişimini genişletmek için agresif yatırımlar yaptığı için 2030 sonuna kadar yaklaşık 280 milyar doları harcamayı bekliyor ve yatırımcılardan bu agresif harcama planlarını desteklemelerini istiyor.

Şirketin finansman sağlama kabiliyeti, çip üreticisi Nvidia ve Oracle dahil olmak üzere diğer teknoloji gruplarıyla imzaladığı anlaşmalar ağı için hayati önem taşıyor.

SoftBank’ın veri merkezi işinin gelecekteki gelirleri de OpenAI ile yapılan sözleşmelere bağlı.

Ocak ayında OpenAI ve SoftBank, yapay zeka girişiminin veri merkezleri kurulumunu desteklemek amacıyla yapılan bir başka anlaşma kapsamında, Japon holdingin kısmen sahibi olduğu altyapı şirketi SB Energy’ye 1 milyar dolar yatırım yapmayı kabul ettiklerini duyurdu.

SoftBank’ın tahvil ihraçının dolar cinsinden kısmı üç vadeye, avro cinsinden kısmı ise iki vadeye yayılacak.

Citi, Goldman Sachs, JPMorgan ve Morgan Stanley gibi kredi kuruluşları bu ihraçın pazarlanmasını üstleniyor.

Okumaya Devam Et

Çok Okunanlar

English