Görüş

Suriye’deki çalkantının Hindistan’a yansıması

Yayınlanma

8 Aralık Pazar günü Suriye’de Beşar Esad ve ailesinin onlarca yıllık iktidarı sona erdi. Şimdi Suriye’de çok fazla belirsizlik var. Esad rejimi düşmüş ve Esad ve ailesinin Rusya’da sığınma hakkı aldığı biliniyor olsa da şimdi nasıl bir geçişin yaşanacağı henüz net değil. HTŞ liderliğindeki muhalif gruplardan oluşan karma bir grubun Şam’daki bir sonraki hükümeti kurması bekleniyor ama bu gruplar içinde bir güç mücadelesi olasılığı da dikkate alınıyor ki bu durumda siyasi geçişin sorunsuz veya barışçıl bir süreç ile olmayabileceği riski de var.

Birbirlerine yaklaşık 4 bin km’lik bir mesafede duran Hindistan ve Suriye ne alaka diye düşünülebilir ancak Delhi’nin uzun süredir dostu olan Beşşar Esad’ın muhalifler tarafından devrilmesinin Orta Doğu’nun çok ötesinde de yankı bulması ve Hindistan’ı beklenmedik şekillerde etkilemesi çok muhtemel. Çünkü her iki ülke tarihi ve kültürel bağlara dayanan uzun süreli dostane bir ilişkiye sahip ki bu ilişki yıllar içinde, özellikle Esad’ın görev süresi boyunca daha da gelişen bir ilişkiydi. 2011’de başlayan iç savaş sırasında Yeni Delhi askeri olmayan, kapsayıcı ve Suriye liderliğindeki bir siyasi süreç ile çatışma çözümünden yana bir duruş benimsedi. Şam’daki büyükelçiliği her daim faal idi ve şimdi de öyle. Siyasi denklemlerin değişebileceği yeni Suriye, Hindistan’ın hem şu an çok kaygan, kaotik ve belirsiz bir zemin teşkil eden Şam ile ilişkilerini ve dahası hem de Orta Doğu dinamiklerini etkileyebilecek bir potansiyel taşıyor.

Hindistan’ın Suriye petrol sektöründe iki önemli yatırımı var: ONGC Videsh ile IPR International arasında petrol ve doğalgaz aramalarına ilişkin 2004 yılında yapılan bir anlaşma ile Hindistan’ın ONGC’si ile Çin’in CNPC’sinin Suriye’de faaliyet gösteren Kanadalı bir firmanın yüzde 37 hissesini satın almak için yaptığı bir başka ortak yatırım. Yeni Delhi ayrıca bir süredir Suriye’yi de içeren Hindistan-Körfez-Süveyş Kanalı-Akdeniz/Levant-Avrupa koridoru inşa etmeye büyük yatırım yapmayı da hedefliyor(du). Ve Hindistan’ın Şam ile yakın ilişkisi Yeni Delhi’ye diğer Orta Doğu ülkeleri ile ilişkilerini daha geniş anlamda güçlendirme fırsatı verecek durumdaydı… Hindistan açısından Suriye ve Orta Doğu’daki diğer önemli aktörler ile istikrarlı ilişkiler sürdürmenin, Pakistan’ın Müslüman çoğunluklu bu ülkelerdeki söylemlerine karşı koymak açısından da yaşamsal bir önemi var…

Hindistan Dışişleri Bakanlığı’nın 9 Aralık Pazartesi günü yaptığı açıklamada, “Suriye’deki durumu devam eden gelişmeler ışığında izliyoruz. Tüm tarafların Suriye’nin birliğini, egemenliğini ve toprak bütünlüğünü korumak için çalışması gerektiğinin altını çiziyoruz. Suriye toplumunun tüm kesimlerinin çıkarlarına ve isteklerine saygı gösteren, barışçıl ve kapsayıcı bir Suriye liderliğindeki siyasi süreci savunuyoruz. Şam’daki büyükelçiliğimiz, güvenlikleri ve emniyetleri için Hint topluluğu ile temas halindedir” denildi. 7 Aralık’ta da vatandaşlarına Suriye’ye seyahat etmeme uyarısında bulunan Delhi’nin acil kaygısı ülkedeki vatandaşlarının güvenliği idi. Hindistan Dışişleri Bakanlığı’na göre Suriye’de yaklaşık 90 Hint bulunmakta ve dün (11 Aralık) itibarıyla -aralarında Jammu ve Keşmirli 44 hacı da olmak üzere- 75 Hint vatandaşını tahliye ettiğini açıkladı.

Şimdi açıkçası Esad sonrası Suriyesi için Hindistan’ın bir B planı yok. Her şeyden önce Suriye’nin Beşşar Esad’ı yıllarca Hindistan’ın ortağıydı VE iktidardan düşmesi ve ardından gelen belirsizlik, Hindistan’ın bölgedeki siyasi ve ekonomik çıkarları için derin bir kaygıya yol açıyor. Son 13 yıldır Suriye acımasız bir iç savaş ile parçalanırken ve Beşşar Esad eylemlerinden dolayı birçok küresel güç tarafından tecrit edilirken yalnızca bir avuç ülke Esad ile çalışmaya devam etti Kİ Hindistan da bu ülkelerden biriydi. Suriye hükümetine, özellikle 2023’teki Türkiye merkezli depremlerden sonra Türkiye’ye ve Suriye’ye yönelik “Dost Operasyonu” ismi altında, milyonlarca dolarlık insani yardım sağlarken Delhi hükümeti üst düzey temasları sürdürdü. Suriye Dışişleri Bakanı 2023’te Hindistan’ı ziyaret ederken üst düzey Hint diplomatlar da Suriye’ye gitti. Hindistan, Birleşmiş Milletler’de Esad rejimine yönelik yaptırımları desteklemeyi reddetti ve Kovid salgını sırasında insani kaygıları gerekçe göstererek yaptırımların gevşetilmesi çağrısında bulundu. Ayrıca yabancı güçlerin Suriye’deki iç savaşa müdahale etmemesini savundu.

Peki tüm bunların nedeni ne idi? Genelden özele kalem kalem açıklayalım:

Öncelikle Bunun Tarih Bağlamında Bir Uzantısı Var.

Hindistan ve Suriye diplomatik ilişkilerin kurulmasından bu yana en üst düzeyde düzenli ikili alışverişler ile tarihi olarak dostça ilişkilere sahip. Her iki ülke onlarca yıldır birlikte çalışıyor. Her iki ülke de Bağlantısızlar Hareketi’nin kurucu üyeleriydi. Ve Yeni Delhi’nin 1947’den sonraki dış politikası genel olarak Arap yanlısıydı. Jawaharlal Nehru ve Atal Bihari Vajpayee gibi başbakanlar Suriye’yi ziyaret etti ve liderleri ile yakın bağlar kurdu. Bu, Hindistan’ın Suriye ile çalışma konusunda çıkarları olduğu anlamına geliyordu Kİ Örneğin 2011 yılında Suriye iç savaşı başladığında Hindistan Tishreen Enerji Santrali’nin geliştirilmesi için 240 milyon dolar sağlıyordu. Dolayısıyla Beşar Esad ve babası Hafız Esad ile olan bu tarihsel zemin, bağların devam etmesini sağladı.

Gerçekte Hindistan İstikrar İstiyordu.

Ne yazık ki çok iyi bilindiği üzere Suriye iç savaşı Arap Baharı hareketinin bir parçası olarak başladı; Arap dünyasının dört bir yanındaki ülkeler, diktatörlüklerin yıkılması ve yeni demokratik hükümetler çağrısında bulunan kitlesel halk protestolarına tanık oldu; ancak Libya gibi bazı ülkelerde işler fena halde ters gitti. Batılı güçler Libya’daki Kaddafi’nin devrilmesine destek verirken ülke istikrarlı bir demokrasiye dönüşmek yerine iç savaşa sürüklendi. Bu okumayı yapan Yeni Delhi de Suriye’nin aynı yola girmemesini sağlamak istiyordu Kİ çünkü enerji kaynaklarından ekonomik yatırımlara ve Orta Doğu ülkeleri ile siyasi ilişkilere kadar Hindistan’ın Orta Doğu’da önemli çıkarları var; ayrıca bölgede yaklaşık 9 milyon Hint yaşıyor. Dolayısıyla Yeni Delhi Suriye’de savaş çıkınca Esad üzerindeki dış baskıyı azaltma güdüsü ile hareket etti: Birleşmiş Milletler’de Suriye’ye yönelik yaptırımları desteklemeyi reddetti, Hem Esad hem de isyancı güçlerin uyguladığı şiddeti kınadı Ve yabancı güçlerin Suriye’ye müdahale etmemesini destekledi. Kİ Bütün bunlar Esad hükümeti tarafından da takdir ile karşılandı.

Terör Boyutu Hint Hükümeti ile Esad Hükümetini Ortak Paydaya Taşıyordu.

Delhi’nin tutumu Esad hükümeti tarafından takdir ile karşılanırken, Beşşar Esad 2017 yılında bir Hint televizyon kanalına verdiği röportajda Hindistan’ın terörizm ile karşı karşıya kalmasından duyduğu kaygıyı dile getirmiş ve durumu Suriye ile kıyaslamıştı: “Bağımsızlığımızın 1940’larda aynı döneme dayandığına inanıyorum. Coğrafyalarımız da farklı olabilir, her iki ülkenin karşılaştığı terörizmin arkasındaki nedenler de farklı olabilir. Ancak özünde terörizm birdir ve her ikimizin de karşı karşıya olduğu ideolojiler benzerdir. Hindistan’da terörizm siyasi amaçlar için kullanılır ve durum Suriye’de de farklı değildir. Bu son derece tehlikeli bir olgudur.”

2014 yılında DEAŞ hızla Suriye’nin büyük bir bölümünü ele geçirerek kendi hükümetini kurarken ve bu, dış müdahaleye yol açarken DEAŞ’ın yükselişi Hindistan’a da tehdit oluşturuyordu çünkü orada da saldırılar düzenlemeye çalışmıştı. Ve Delhi hükümeti Rusya’nın DEAŞ’ı yok etme amaçlı askeri saldırılarına destek verdiğini açıklamıştı. Şimdi Hindistan, Rusya ve İran destekli Esad’ın devrilmesinin o bölge ötesinde de militanları cesaretlendirebileceğinden, Güney Asya’da ve Keşmir’de faaliyet gösteren Hindistan karşıtı militan gruplara ivme kazandırabileceğinden kaygılanıyor.

Can Alıcı Kısım Şimdi Geliyor: Keşmir …

İlginçtir ki Suriye, Hindistan’ın Keşmir tutumunu destekliyor(du). Keşmir’in Hindistan’ın ilgilenmesi gereken bir iç mesele olduğunu belirtiyor(du). Ki Keşmir konusunda destek için Pakistan’ın sıklıkla İslam dünyasına başvurduğu dikkate alınarak Esad hükümetinin bu tutumu Şam’ı Yeni Delhi için yararlı bir ortak haline getiriyor(du). Yani Delhi, Filistin davası ve Suriye’nin Golan Tepeleri üzerindeki iddiası da dahil olmak üzere birçok uluslararası konuda Şam’ı desteklerken Suriye de Keşmir konusunda Hindistan’ın pozisyonunu destekliyor ve bunun Hindistan’ın çözmesi gereken bir iç mesele olduğunu savunuyor ve Yeni Delhi’nin bunu uygun gördüğü şekilde çözme hakkına sahip olduğunu belirtiyor(du). Son örnek, Hindistan’ın 2019’da 370. maddeyi yürürlükten kaldırarak Jammu ve Keşmir’in özel-özerkliğini iptal etme kararını Müslüman dünyasının geri kalanı sert bir şekilde kınarken Suriye bunu Hindistan’ın iç meselesi olarak nitelendirmiş; o dönemde Suriye’nin Hindistan büyükelçisi Riad Abbas, “Her hükümet halkını korumak için kendi topraklarında istediğini yapma hakkına sahiptir. Herhangi bir eylemde her zaman Hindistan’ın yanındayız” demişti.

E, Pek Tabii İşin “Duygusal” Boyutu Olmaz Mı? Yatırımlar …

Delhi şimdi Suriye’deki yatırımlarının, özellikle de petrol sektöründekilerin kaderi konusunda da kaygı duyacak. Suriye’nin jeostratejik durumundan yararlanmayı hedefleyen Yeni Delhi onun altyapısına ve kalkınmasına onlarca yıldır yatırım yapıyor. Suriye’nin petrol sektöründe iki önemli yatırıma sahip olduğunu ve Tishreen Termik Santrali projesi için 240 milyon dolar tutarında kredi sağladığını başta belirtmiştik. ONGC Videsh Kuzey Suriye’deki Rakka ve Deyrizor bölgelerini kapsayan 24. Blok içinde yüzde 60’lık bir katılım payına sahip; petrol ve doğalgaz arama faaliyetleri için ONGC Videsh Mayıs 2004’te IPR International ile birlikte keşif, geliştirme ve üretim lisansını satın almış, daha sonra ONGC India ile CNPC China Suriye’de faaliyet gösteren bir Kanada firmasının yüzde 37’lik hissesini ortaklaşa satın almıştı. Amerika ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan Suriye yaptırımları nedeni ile Delhi zaten buralardaki faaliyetlerini güç bela yürütüyordu ki Esad sonrası Suriye’deki kırılgan durum bu yatırımların faaliyete geçmesini daha da zora sokacaktır.

Ayrıca, ikili ticaret açısından, 2020’den 2023’e kadar 100 milyon doların üzerinde olan iki ülkenin ticareti 2024’te 80 milyon dolara geriledi. Ve bu arada, Suriyeli gençler için kapasite oluşturmayı da desteklemiş olan Yeni Delhi’nin “Hindistan’da Eğitim” programı kapsamında 2017’den 2018’e kadar dört aşamada Suriyeli öğrencilere lisans, yüksek lisans ve doktora programları için 1.500 kontenjan teklif edilmişti.

SonSözler

Hindistan’ın Suriye ile etkileşimi Orta Doğu’daki varlığını ve etkisini artırmaya yönelik daha geniş stratejisinin bir parçası aslında VE iyiliğe iyilik veya karşılıklılık yani Quid Pro Quo politikası mantığı ile işliyor. En can alıcısı, Şam’ın Keşmir gibi konulardaki desteğine karşılık Delhi’nin -önemli kalkınma ve insani yardım sağlamakla beraber- “Suriye’nin işgal altındaki Golan Tepeleri’ni geri alma konusundaki meşru hakkını” desteklemesi. Ki İsrail 1967 Altı Gün Savaşı’nda Suriye’den Levant bölgesindeki kayalık Golan Tepeleri’ni ele geçirmişti… 2011’de Suriye ziyaretinde bulunan dönemin Hindistan Cumhurbaşkanı Pratibha Patil şöyle diyordu: “Hindistan, tüm Arap davalarını tutarlı bir şekilde desteklemiştir. Ayrıca Suriye’nin Golan Tepeleri’ne ilişkin meşru hakkına ve Suriye’ye çok erken ve tam bir şekilde geri dönmesine olan güçlü desteğimizi yinelemek istiyorum.”

Esad yönetimindeki Suriye’nin Keşmir konusunda Delhi’nin güçlü bir destekçisi olması Müslüman dünyasında nadir görülen bir durumdu. ANCAK Şimdi Suriye’de yeni bir sayfanın açılması ile süregelen bu Al-Ver’in yani Quid Pro Quo’nun sürüp sürmeyeceği özellikle Hindistan için önemli bir merak konusu. Hiç kuşku yok ki Yeni Delhi durumu yakından izliyor, izleyecek. Ve şimdi yeni bir Suriye’nin karmaşık atmosferi başta olmak üzere bölgede hızla değişen olaylara ihtiyatlı yaklaşıyor. Şam’ın Keşmir konusundaki duruşunun ne olacağı ve Hindistan’ın Golan Tepeleri’ne yönelik Suriye iddiası konusunda şimdi nerede durduğu, bunlar yeniden ele alınabilecek konular. Esad’ın düşüşü bölgesel jeopolitik dinamikleri de önemli ölçüde değiştirirken bölgedeki etkisini ve konumunu ciddi şekilde zayıflattığı Rusya ve İran, Hindistan’ın kilit stratejik ortakları. Delhi’nin lehine olması gereken nokta Suriye politikasında tarafsız bir aktör olarak görülmesidir Kİ Hindistan için şu anda işe yarayan bir şey, devlet dışı militan aktörlerin dahi genellikle Hindistan ile sorun yaşamaması ve onu tarafsız olarak görmesidir.

Ve Bir Başka Can Alıcı Bonusu En Sona Sakladım:

Delhi’nin Yeni Suriye Durumuna İlişkin Kaygılarında Bir Başka Boyut Yani Türkiye Boyutu Da Var.

İran ve Rusya Esad’ın başlıca destekçileri iken Amerika gibi Batılı aktörler Esad karşıtıydı. Ve Türkiye, deyim yerindeyse Suriye konusunu hep sırtında taşımış ve ilkeli duruşundan hiç bir zaman ödün vermemiş bir aktör olarak, Suriye muhalefetine destek veren oyun kurucu/değiştirici önemli güçlerin başında yer alıyordu. Hindistan tarafsızdı – zaten doğrudan kendini ilgilendirmeyen/etkilemeyen bu gibi durumlara karışma huyu pek yok. Yeni Delhi, Suriye’de yaşanan gelişmelerde taraf olmaktan kaçındı kaçınmasına AMA bir anlamda da Esad’ın “pasif” destekçisi idi. Kİ şimdi Esad’ın devrilmesi Delhi’nin Müslüman dünyasındaki bir dostunu kaybettiği anlamına geliyor.

İran’ın Gazze’deki, Hizbullah’ın Lübnan’daki, Rusya’nın Ukrayna’daki kendi çatışmaları ile meşguliyetinin de yarattığı destek boşluğu ile Esad’ın düşüşü ve dolayısıyla ardından -belki şimdilik kısa vadede- Rusya’nın ve İran’ın Suriye’deki etkisinin azalma olasılığı VE Türkiye’nin Esad’ı deviren muhalefete desteği ile tarihin kazanan tarafında oluşu… Mevcut durumu bu şekilde okuyan Hindistan, sonucunda mevcut Suriye senaryosunu Delhi’nin Şam ile gelecekteki etkileşiminin Türkiye’nin dümende olduğu yeni dinamikler tarafından şekillendirilebileceği üzerine çiziyor. Yani Türkiye destekli yeni rejimin oluşması durumunda -Ki Hindistan da bunun kuvvetle muhtemel olduğuna inanıyor- Hindistan ve Pakistan meselelerinde Delhi’nin tarafını tutmayabileceği düşüncesi ile Esad sonrası Suriye’nin Keşmir konusunda Pakistan’ı destekleyebileceği düşünülüyor. Yani açıkçası Türkiye söz konusu olduğunda, siyaseten ne yazık ki okumalarını çoğunlukla salt Keşmir ve Pakistan prizmasından yapmakta olan Hindistan’ın “Türkiye İçeride” mevcut Suriye senaryosunda çekinceleri yok değil… ANCAK Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın zamanda Birleşmiş Milletler konuşmasında Keşmir’den bahsetmeyişine de büyük bir dikkat ve önem atfediyor olduklarını da belirtmeliyim…

Çok Okunanlar

Exit mobile version