Avrupa

Telegraph’ın satışı rekabetine Axel CEO’su Döpfner de dahil oldu

Yayınlanma

CNN Başkanı Jeff Zucker’ın İngiliz gazetesi Telegraph’ı satın alma girişimi suya düşerken, Axel Springer’in CEO’su Mathias Döpfner İngiliz siyasetçilerle satış meselesini görüşüyor.

Semafor’da yer alan habere göre Döpfner, gazeteyi satın alma teklifinin onaylanmasını sağlamak amacıyla düzenleyici kurumlarla ve ülkenin etkili muhafazakâr siyasi figürleriyle bizzat görüşerek, bunun bir daha yaşanmamasını garanti altına almaya çalışıyor.

Eski CNN başkanı ve şu anki RedBird IMI CEO’su Jeff Zucker, Nisan 2024’te Daily Telegraph ve The Spectator’ı satın almak için yaptığı yaklaşık 600 milyon sterlinlik teklifi geri çekmişti.

Anlaşma, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) tarafından sağlanan finansman konusunda ortaya çıkan yoğun siyasi muhalefet ve yabancı devletlerin gazete sahibi olmasını yasaklayan yeni Birleşik Krallık hükümeti mevzuatı nedeniyle suya düşmüştü.

Bu ayın başlarında Londra’ya yaptığı ziyaret sırasında, Axel Springer’in İngiliz düzenleyici kurumlarla ilişkilerini yürütmesine yardımcı olan küresel danışmanlık ve halkla ilişkiler firması FGS’nin organize ettiği bir tanışma turuna çıktı.

Görüşmelere aşina iki kaynak, Alman medya patronunun Muhafazakâr Parti lideri Kemi Badenoch ve İş ve Ticaret Bakanı Peter Kyle ile bir araya geldiğini söyledi.

Bu kişiler, her iki görüşmenin de öncelikle Telegraph’ın sahipliği konusunda yıllardır süren belirsizliğin ardından düzenleyici kurumların onay sürecinin hızlı ilerlemesini sağlamayı amaçladığını belirtti.

Fakat toplantılar, Döpfner’in, bu İngiliz gazetesinin okur kitlesinin (ve haber kaynaklarının) bir kısmını oluşturan merkez sağ siyasi liderlerin gözüne girmeye çalışmasıyla da ilgiliydi.

Konuşmalara aşina olan kişilere göre, Döpfner, Brexit yanlısı Reform Partisi lideri Nigel Farage ile bir araya geldi ve eski başbakan Boris Johnson ile görüştü.

Özellikle Johnson ile yapılan görüşme, Londra medya camiasında ilgi uyandırdı. Eski başbakan şu anda, Axel Springer devreye girmeden önce Telegraph için başarısız bir teklifte bulunan Daily Mail’de köşe yazarı olarak görev yapıyor.

Axel Springer’in bir sözcüsü, Semafor’a, bu görüşmelerin milyarderin Telegraph ofislerini ziyaret edip gazete çalışanlarına kendini tanıttıktan sonra gerçekleştiğini doğruladı.

Son birkaç aydır Döpfner, Avrupa ve ABD’deki sağ liderler arasında varlığını tam anlamıyla hissettirmek için çalışıyor.

Bu yılın başlarında Washington’a yaptığı ziyaret sırasında Döpfner, Başkan Donald Trump’ın özel kalem müdürü Susie Wiles ile görüşmek üzere Beyaz Saray’a uğradı.

Yıllarca çoğu İngilizce medya şirketinin iç işlerini inceledikten sonra, Döpfner sonunda Telegraph’ta çıkarlarına uygun bir anlaşmaya vardı.

Gazetenin İngiliz medya pazarındaki merkezi konumu, Axel Springer’i Birleşik Krallık’ta önemli bir oyuncu haline getiriyor.

Bu, aynı zamanda ABD’de büyüme için başka bir fırsat da sunuyor; Telegraph, birçok İngiliz medya şirketi gibi, son yıllarda genişleme fırsatları için Atlantik’in ötesine bakıyordu.

Şirket, 2015’te Business Insider’ı satın almadan önce Financial Times’ı satın almaya çalışmış ve Wall Street Journal’a, hatta CNN gibi diğer geleneksel haber kuruluşlarına ilgi göstermişti.

Anlaşmanın ardındaki mantığı bilen bir kişi, şirketin Telegraph’ı bir “orta yol” olarak gördüğünü söyledi: Küresel medyada daha da büyük bir oyuncu haline gelmek için dramatik bir dönüşüme ihtiyaç duymayan, sağlam bir dijital işine sahip, prestijli bir geleneksel yayın organı; üstelik Birleşik Krallık’ta güvenebileceği bir kitleye sahip.

Telegraph çalışanları Döpfner’e temkinli bir iyimserlikle bakıyor. Rakipler agresif bir şekilde genişlerken, gazeteyi belirsizlik içinde bırakan yıllarca süren zorlu satış sürecinden yoruldular.

Döpfner, Birleşik Krallık’ta ABD medya çevrelerinde olduğu kadar tanınmasa da, Almanya’daki gazeteleri merkez sağ Telegraph ile benzer bir ideolojik temele dayanan bir ağır top olarak görülüyor.

Yine de bazı garip durumlar yaşanabilir. Axel Springer, Avrupa yanlısı, piyasa yanlısı ve serbest ticareti editoryal görüşünün temel taşı haline getirmişken, Telegraph Avrupa Birliği’ni eleştirmiş ve Brexit’i destekleyen en önemli İngiliz medya kuruluşlarından biri olmuştu.

Çok Okunanlar

Exit mobile version