Dünya Basını

“Titanik’in keşfi gizli bir askeri operasyonun paravanıydı”

Yayınlanma

Kaşif Bob Ballard’ın 1985’te Titanik’i bulması, aslında ABD Donanmasının batık nükleer denizaltılarını incelediği gizli bir askeri operasyonun paravanıydı. CNN’in haberine göre Ballard, enkazı doğrudan aramak yerine gemiden kopan parçaların oluşturduğu enkaz alanını takip etme stratejisi sayesinde başarıya ulaştı.

Kırk yıl önce, 1 Eylül’ün ilk saatlerinde, dünyanın en ünlü gemi enkazı Titanik’i arayan araştırma gemisi Knorr’un komuta merkezindeki video ekranlarında metal bir silindirin grenli siyah-beyaz görüntüleri belirdi.

Cismin batık bir geminin kazanı olabileceğinden şüphelenen dört kişilik vardiya ekibi, ekranda olanlardan gözlerini ayıramayınca, ekibin aşçısını, 1970’lerden beri enkazı arayan keşif gezisinin baş bilim insanı Bob Ballard’ı uyandırması için gönderdi. Ballard, kamarasındaki ranzasında uyanık bir şekilde kitap okuyordu.

Massachusetts’teki Woods Hole Oşinografi Enstitüsünde kıdemli bilim insanı olan Ballard, o anları, “Aşçı cümlesini bitiremedi bile. Yataktan fırladım. Pijamalarımın üzerine uçuş tulumumu giydim ve sonraki birkaç gün hiç çıkarmadım,” diye anımsadı.

CNN, Titanik’in keşfinin 40. yıl dönümü öncesinde Ballard ve ekibinden Woods Hole’da deniz robotiği alanında kıdemli bilim insanı olan Dana Yoerger ile görüştü. İkili, bu çarpıcı görüntüye yol açan sıra dışı olaylar zincirini ve maceranın bununla bitmediğini anlattı.

Ballard, “İçeri girdiğimde duvarda kazanın bir resmi asılıydı ve baktık,” dedi. “Kesinlikle Titanik’e ait olduğunu anladık ve ortalık bir anda karıştı.”

Titanik, Ballard ve ekibinin ikonik geminin 1912’deki seyrinden 73 yıl sonra enkazını bulmasından önce bile bitmek bilmeyen bir merak kaynağıydı.

“Batmaz” denilen gemi, ilk seferinde, Amerika’nın en zenginlerinin de içinde bulunduğu bir dönemde batarak insan hatası, sınıf önyargısı ve teknolojik başarısızlığın bir öyküsü haline gelmişti.

Enkazın 1985’te keşfedilmesi, Titanik’in kamuoyundaki etkisini daha da artırdı. Bu keşif, tarihin en çok hasılat yapan filmlerinden biri olan 1997 yapımı gişe rekortmeni bir filme, çok sayıda belgesele ve müze sergisine ilham verdi.

Ayrıca, parası olanlar için okyanus yüzeyinin yaklaşık 3 bin 900 metre altındaki son istirahatgahını görmek üzere yüksek riskli gezilere yol açtı ki bunlardan biri 2023’te yeni bir trajediyle sonuçlandı.

Arayış, “çok gizli” bir görevi gizliyordu

1985’teki Titanik arayışı, Ballard’ın enkazı bulmaya yönelik ilk girişimi değildi. Ballard’ın 2021 tarihli anı kitabı Into the Deep’e göre, 1977’deki bir keşif gezisi, sonar ve kameraların bağlı olduğu 900 metrelik sondaj borusunun ikiye ayrılmasıyla başarısız olmuştu.

Bu deneyim ve canlı görüntü ihtiyacı, Ballard’ı uzaktan kumandalı su altı araçlarının daha iyi bir yol olduğuna ikna etti ancak bu vizyonu için finansman bulmakta zorlandı.

Sonunda ABD Donanması, Ballard’ın Argo adını verdiği derin deniz görüntüleme sisteminin geliştirilmesini destekledi. Donanma, bu sistemi 1960’larda Atlantik’te batan iki nükleer denizaltı olan USS Thresher ve USS Scorpion’un neden battığını belirlemek ve daha geniş kapsamlı Soğuk Savaş istihbaratı toplama amacıyla kullanmakla ilgileniyordu.

Ballard, Donanma yetkililerini, denizaltıları inceleme görevi sırasında Titanik’i aramak için de bir miktar zaman ayırmaya ikna etti. Bu plan, Donanmanın gizli görevi için bir paravan görevi gördü.

Ballard, “O zamanlar pek çok insanın bilmediği şey, Titanik arayışının bir deniz istihbarat subayı olarak yürüttüğüm çok gizli bir askeri operasyonun paravanı olduğuydu,” diye konuştu:

“Sovyetlerin denizaltının nerede olduğunu bilmesini istemiyorduk.”

Enkaz alanı stratejisi başarıyı getirdi

Yıllarca süren planlamaya rağmen Ballard, Titanik’i bulma konusunda iyimser değildi. Bunun iki nedeni vardı: Arama için ayrılan süre kısaydı ve Ballard’ın işbirliği yaptığı Fransız oşinografi enstitüsü IFREMER’den mühendis Jean-Louis Michel liderliğindeki bir Fransız ekibi, geminin yerini tespit etmek için yeni ve gelişmiş bir sonar sistemi kullanıyordu.

Ballard, “Anlaşmaya göre Fransızlar onu bulacaktı ve bulduklarında benim de onu filme almak için yeterli zamanım olacaktı,” dedi.

Fransız ekibi enkaza yaklaşsa da ıskaladı ve Ballard’ın “iğneyle kuyu kazar gibi” diye tanımladığı arama, Fransızların sonar taraması sayesinde daraltılmış bir alanda enkazı tespit etti.

Ballard’ın Scorpion denizaltısının enkazını haritalarken yaşadığı bir aydınlanma anı, görevin başarısı için çok önemliydi.

Enkaz alanı, beklendiği gibi küçük dairesel bir alanda değil, bir mil uzunluğunda bir iz şeklindeydi. Ağır nesneler doğrudan deniz tabanına batarken, daha hafif enkaz parçaları daha yavaş bir hızla batmış ve okyanus akıntıları onları daha uzağa taşımıştı.

Ballard, Scorpion denizaltısıyla benzer bir derinliğe batan Titanik’in de benzer, hatta daha büyük bir enkaz alanına sahip olacağını ve bu enkaz izini aramanın, geminin gövdesini ve diğer ağır kısımlarını bulmaktan daha kolay olacağını fark etti.

Ekip üyesi Yoerger, “Bu, teknoloji ve onu nasıl kullanacağını bilmekle ilgiliydi,” dedi ve ekledi:

“Ancak başarımızı sağlayan en büyük şey Ballard’ın stratejisiydi. Gemiyi bulmaya çalışmıyordu, enkaz alanını bulmaya çalışıyordu ki bu çok daha büyük bir hedefti.”

Sözlüğe yeni bir kelime kazandırdı

Argo, 1985’te Titanik’in siyah-beyaz video görüntülerini çekerken, ANGUS adlı daha eski bir sistem 35 mm’lik kamerasıyla enkazın varlığını ortaya koyan mavi tonlu fotoğraflar çekti.

Ekip bir yıl sonra daha gelişmiş renkli kameralarla geri dönerek geminin yüzme havuzu, büyük merdiveni ve pruvası da dahil olmak üzere enkazın her santimini kaydetti ve bugün hala bilinen ikonik görüntüleri oluşturdu.

Ballard, aynı yıl daha önce de kullandığı insanlı denizaltı Alvin ile enkazı ziyaret eden ilk kişi oldu. Deniz tabanına ulaşması iki saatten fazla süren yolculukta bir çocuğun oyuncak bebeği, mantarı açılmamış şampanya şişeleri ve gümüş eşyalar gibi dokunaklı eserler gördü. Hiçbir insan kalıntısına rastlamadı.

Titanik’i, metal yiyen bakterilerin oluşturduğu uzun, kırmızımsı sivri uçlar olan pas izleri kaplamıştı.

Ballard bu olguya “rusticles” (pas sarkıtları) adını verdi ve bu kelime daha sonra Oxford İngilizce Sözlüğü’ne girdi.

Bilim kitaplarını yeniden yazdırdı

Titanik’in son istirahatgahı, Ballard’ın uzun ve seçkin kariyerindeki tek keşfi değildi. Orta Atlantik Sırtı’na yaptığı keşif gezileri levha tektoniği için önemli kanıtlar sağlarken, Galapagos Yarığı boyunca deniz tabanına yaptığı bir yolculuk, hidrotermal bacaların ve onlarda yaşayan fantastik yaşam formlarının varlığını ortaya çıkardı.

Bu, yaşamın güneş ışığı olmadan da gelişebileceğini gösterdi ve kökeni hakkında yeni teorileri tetikledi.

Ballard, Nazi savaş gemisi Bismarck, uçak gemisi USS Yorktown ve Başkan John F. Kennedy’nin İkinci Dünya Savaşı sırasında komuta ettiği PT-109 gibi birçok başka ünlü enkazı da keşfetti.

83 yaşındaki Ballard, hala aktif olarak okyanusu keşfediyor. Temmuz ayında, kâr amacı gütmeyen kuruluşu Ocean Exploration Trust tarafından işletilen Nautilus gemisiyle Pasifik’teki Guadalcanal’a yaptığı 21 günlük bir keşif gezisinden döndü.

Orada, Ağustos ve Aralık 1942 arasında İkinci Dünya Savaşı’nın beş büyük deniz savaşında kaybolan gemi ve uçakları haritalamaya başladı.

Ballard, “Çocukların bana ‘keşfetmeyi bırak da bize de bulacak bir şeyler kalsın’ demesini seviyorum,” dedi.

Ancak gelecek nesil kaşifler için okyanus hakkında hala pek çok bilinmeyenin kaldığından emin olduğunu söyledi.

Çok Okunanlar

Exit mobile version